Sonntag, 13. Juni 2021

İNSANNAME

 İNSANNAME

 

insanı yaratan İLAHın adıyla

 

Ey İnsanlar!

Medeniyetin sağladığı kolaylıklar ve toplumsal yaşantının meydana getirdiği yardımlaşma ve dayanışmalar ile sizin içinizde yerleşik bulunan acizlik ve fakirlik, muhtaçlık ve geçiciliğinizi tam hissetmiyorsunuz. Bu hissinizin körelmişliğinden dolayı Yaratıcı'nıza dönemiyor, O'na koşamıyorsunuz. Fakat bir felakete uğrasanız derhal o his ve duygularınızın körlüğü kalkacak, acizlik ve fakirliğinizi, muhtaçlık ve geçiciliğinizi apaçık ve çırılçıplak göreceksiniz.

Ey İnsanlar geliniz, görülmesi gerekeni görmek için Yaratan'ın felaketini beklemeyiniz. O'nun felaketi geldiği zaman herşey bitmiş olur. Öyle ise herşey bitmeden evvel niçin ve kim tarafından yaratılıp yaşatılmakta olduğunuzu merak edip düşünerek Yaratıcı'nızı bilmeye, bulmaya ve O'na bağlanmaya çalışınız. O'nsuz ve O'ndan kopuk yaşanan bir hayat, hayat değil ölümdür. Ayrıca O'nsuzca yaşamak, haksızca yaşamaktır. Haksızca yaşamak zulümdür. İnsanın insanlık vazifesi ise zulmüne son verip iyilikçi olmak için çalışmaktır. Bu çalışma ise ancak Yaratan'a inanç ve bağlanç ile geçerlik kazanır.

Ey İnsanlar! Nefis ve şeytanınız bu gerçekleri görmemek için direnecektir. Fakat sizler başınızı aldanış kumuna sokmamalısınız. Çünkü elinizde tükenmez bir ömür yok. Ömrünüz tükeniştedir. Kalbiniz ise ebedi saadetli tükenmez bir ömür istemektedir. Bunu da ancak sizin Yaratıcınız sağlayabilir. Bunun için de O'nu tanımak ve O'na teslim olmak zorundasınız. Bu zorunluğu size, hayatın gerçekleri dayatmaktadır. Bu dayatım karşısında sizin için iki seçenek var: Ya hayatın gerçeklerini kabul eder Yaratıcı'nıza dönersiniz, ya da bu gerçekleri reddeder, ebedi mutluluğunuzu kaybedersiniz.

Seçiminizi yaparken Yaratıcı'nıza, mülk ve hayat borcunuz olduğunu ve O'na ait bir beden taşıdığınızı unutmamalısınız. Çünkü şu an O'nun mülkünde ve O'nun verdiği hayatı yaşamaktasınız. Bu yaşatılma ise bir karşılık ister. O da: Yaratan'ı tanımak ve O'nun isteklerine teslim olmaktır.

Yaratan'ı tanıyabilmek için önce kendinizi tanımanız gerekiyor. Kendini tanımayan, Yaratan'ını bilmez. Bu bilgi için de bir "yaratık" ve "yaşatık" olduğunuzu görmelisiniz. Doğumlu ve ölümlü olduğunuz da sizin bir "yaratık" olduğunuzu gösterir. Bu gösterim karşısında da "beni yaratan Kim?" demek zorunda kalırsınız ve kalmalısınız. Çünkü sizi siz yaratmadınız. Çünkü ezeli ve ebedi bir varlık değilsiniz. Demek siz bir "yaratık"sınız. Demek bu yaratılmışlığınız karşısında da sizi bir "Yaratan" var. Acaba o yaratıcı Kimdir?  Ve O sizden ne istemektedir? Bunun en mükemmel cevabını Kur'anda bulabilirsiniz.

Ey insan, oku! Çünkü sen bilgisiz olarak dünyaya geldin. Öyle ise oku! Fakat seni Yaratan'ın adıyla oku. Çünkü eser ustasız olmaz. Sen de bir esersin. Sen de Yaratan'sız olmazsın. Seni Yaratan'ın kim olduğunu hâlâ bilmeyecek misin? Merak etmeyecek misin? İlk tanışman gereken O değil mi? Seni yapan eşsiz Usta'yı tanıdın mı? İşte senin en birinci görevin budur! O halde görevini yap! "İnsan" olduğunu ispatla. Bu ispatla "hakiki insan" oluşa ilk adımını atmış olacaksın.

Bu adımı atmalısın. Zira ebedi cennet ödülünü verebilmek için Yaratıcınız sizi bekliyor. Bu ödülü alabilmenin şartı ise; O'na ve ötedünyasına inançtan sonra: Haklı olmak, adaletli olmak, namuslu olmak, ibadetli olmak, ahlâklı olmak ve iyilikçi olup kötülüğü terketmektir.

Bu ödülü reddedenler ise ötedünyada boşluğa değil, ateşe atılacaklardır. Mülk ve hayat Yaratan'a ait olduğu için suçluları cezalandırmak evren Sahibi'nin hakkıdır. Haklıya hakkını vermek de adaletin gereğidir. Adalet isteyenler Yaratan'ın hakkını ödemelidir. O'nun hakkını ödemeyenler için de cehennem yaratılmıştır. Cehennem, evren Sahibi'nin ateşli hapishanesidir.

Aklını iyi kullanan hakiki insanlar Yaratan'ın hakkını ödeyerek bu hapishaneye düşmemeye çalışırlar. Aklını iyi kullanmayan sahte insanlar ise keyflerine uyarak Yaratan'ın hakkını çiğneyip cehenneme düşerler.

Sizler ise ey İnsanlar! Düşen değil, ödülü kazanan olmalısınız.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Not 1: İnsanın öz kimliğini bilmek isteyenler, Risale-i Nur külliyatı içindeki 23. Söz'ü mutlaka okumalıdır.

Not 2: İstanbullular, "İstanbul depremi" gelmeden önce Yaratan'ı tanımalıdırlar. Yaratan'ı tanıyanlar da O'na teslim olmalıdırlar.

 

Allah'tan başka ilah yoktur. Mehdi ve Mesih Allah'ın kulu ve elçisidir.

 

Zaman: Yeni Çağ'ın yirmibiri, Haziran'ın ikinci haftası.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka dâvet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *

 

 

Samstag, 22. Mai 2021

ANTİSEMİTİSTLİK NEDİR? TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI ANTİSEMİTİST MİDİR?

ANTİSEMİTİSTLİK NEDİR? TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI ANTİSEMİTİST MİDİR?

 

ırkçılığı ve ırk düşmanlığını yasaklamış olan tekTANRInın adıyla

 

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yahudi halkıyla ilgili son yaptığı ‘antisemitik’ açıklamaları şiddetle kınıyoruz.” demiş.

Önce antismitizmin ne olduğu hakkında uluslararası bir uzlaşıya varalım. Antisemitizm: Yahudi karşıtlığı veya düşmanlığıdır. Fakat Yahudilerin yaptığı kötülük ve katliamlara karşı çıkmak Yahudi düşmanlığı değildir. Nasıl Hitler'in Yahudi katliamlarına karşı çıkmak "Alman düşmanlığı" değilse, aynı şekilde İsrailli Yahudilerin veya Yahudi ırkçılarının Filistinlileri katletmelerine karşı çıkmak da "Yahudi düşmanlığı" değildir.

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın da yaptığı, İsrailli Yahudilerin ve yönetiminin Filistinli sivilleri katletmesine karşı çıkmaktır.

Fakat ne yazık ki ABD Dışişleri Sözcüsü, gerçekleri örtmek için Türkiye Cumhurbaşkanı'nı "Yahudi düşmanı" olmakla suçluyor. Bu suçlama kabul edilemez! Çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı bir müslümandır. Müslümanlıkta da ırkçılık ve ırk düşmanlığı yasaklanmıştır. Bu sebeple Osmanlı tarihinde de Yahudi düşmanlığına rastlanmaz. Rastlanması şöyle dursun, bunun tam aksi uygulanmış ve başka ülkelerden itilen, reddedilen, sürgün edilen Yahudilere Osmanlı sahip çıkmıştır. Türkiye'nin şimdiki müslümanları da Yahudilere düşmanlık edemez. Çünkü dinleri buna engeldir.

Fakat Yahudi düşmanlığı yapma izni olmayan müslümanlar, İsrail yönetiminin ve Yahudilerinin Filistinli sivilleri katletmesine sessiz ve seyirci kalamaz. Çünkü zulme razı olmak, zalim olmaktır.

ABD yönetimi ve Dışişleri Sözcüsü istiyor ki, İsrail yönetiminin sivil katliamlarına ses çıkarılmasın. "Ses çıkarırsanız, biz de sizi antisemitist olmakla suçlarız" diyor ve suçluyor.

ABD yönetimi şunu bilmelidir ki; İsrail yönetiminin Filistinlilerin topraklarını işgal etmesi devam ettikçe ve Filistinli sivillerin katledilmesi durmadıkça müslümanların sesi çıkacaktır. "Antisemitist" suçlamasıyla bu ses susturulamaz ve susturulamayacaktır!

ABD yönetimi ve Dışişleri Sözcüsü, Türkiye Cumhurbaşkanı'ndan özür dilemek zorundadır. Bu özür, adaletin gereğidir. Çünkü Türkiye Cumhurbaşkanı "antisemitist" değil, "antikatliamist"tir. Yani Yahudilerin sivil katliamlarına karşıdır. Bu katliamları durdurmayan ve işgal ettikleri toprakları terketmeyen Yahudiler düşmanımız olur. Bu düşmanlık bir haktır. Düşmanlık istemeyenler ve karşı olanlar, Filistinli sivilleri katletmeye son verir ve işgal ettikleri toprakları terkeder.

Bütün dünya bilmelidir ki, İsraillilerin Filistinli sivilleri katletmelerine karşı çıkmak, Yahudi düşmanlığı değildir. Yine bilmelidir ki, toprakları işgal altında bulunan Filistinlilerin, İsrail'e savaş açmak ve saldırmak haklarıdır. Çünkü Filistinliler haklarını hukuk yoluyla alma imkanına sahip değildir. Birleşmiş Milletler de onlara yardım edememektedir. Çünkü ABD yönetimi yardım yolunu tıkamaktadır.

Eğer ABD yönetimi barış istiyorsa, İsraillilere Filistinlilerin toprak haklarını ödetsin. Bu ödeme yapılmadığı müddetçe Filistinlilerin İsrail'e saldırma hakkı olacaktır. Bu hakkın alınabilmesi için de Filistin yönetimi; Rusya, İran ve Türkiye'yi yardıma çağırabilecektir.

İsrail'in kendini savunma hakkı yoktur. Onun bir tek hakkı vardır. O da: İşgal ettiği Filistin topraklarını terketmektir.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Not 1: İsrail'in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarından çıkması gerekiyor. Eğer çıkmazsa (veya çıkmayacağına göre), bu takdirde Müslüman Dünya ABD'yi Ortadoğu topraklarından çıkaracaktır. Bu şekilde desteksiz kalan İsrail ya Filistin topraklarını terkedecek veya savaşacaktır. Bu savaşta yenilgiye uğrayacak olan İsrail, devletini kaybedecektir. Devletini kaybeden İsrailliler de ABD'ye göçetmek zorunda kalacaklardır. ABD yönetimi, İsrailli sığınmacıları karşılamaya hazır olsun. Amerikalıların İsraillileri ne kadar sevdiğini o zaman göreceğiz.

Not 2: ABD Filistinlilerin haklarını İsrail'den almayı kabul etmediği takdirde onun Ortadoğu'da bir işi kalmamış olur. İşi kalmamış olan ABD'nin de Ortadoğu'yu terketmesi gerekir. Terketmediği takdirde Türkiye onun üslerini kapatacak ve askerlerini atacak, Rusya Suriye'deki ABD üslerine saldırıp yok edecek ve İran da Irak'taki ABD üslerini ortadan kaldıracaktır. Eğer ABD işlerin bu noktaya gelmesini istemezse, ya Ortadoğu'yu terkeder, ya da Filistinlilerin toprak haklarını İsrail'den alıp hak sahiplerine ulaştırmayı kabul eder. Aksi halde ABD'nin  Ortadoğu'da bulunma hakkı kalmaz.

BİZ MÜSLÜMAN DÜNYA; Ortadoğu ülkelerini parçalamakta, masum sivilleri katletmekte, terör orduları kurmakta, Filistinlilerin haklarını gasbettirmekte olan bir ABD'yi bölgemizde istemiyoruz. ABD, ya bölgemizde işlemekte olduğu kötülüklere son verir, ya da gider. Gitmezse, götürülür ve götürülecek. Bunun için de Türkiye, Rusya ve İran görevlerini yapmaya hazır durumdadır.

ABD ancak İran ile Suudi Arabistan arasında bir savaş çıkacak olursa bölgede kalmaya devam edebilir. Tabii Suudi Arabistan bunu kabul ederse.

Not 3: İsrail yönetimi 1967 sınırlarına dönmeyi kabul etmezse, onu 1947 sınırlarına veya bulundukları yerlerden tamamen atacağız. Bu atış üç yıl içerisinde gerçekleşecektir.

Not 4: ABD'nin İsraillilerin Filistinlilere yaptığı soykırımı durdurmaması, antisemitistlik kadar kötüdür. ABD içinde bulunduğu antiFilistinistlikten kurtulmak zorundadır. Çünkü antiFilistinistlik de antisemitistlik kadar büyük suçtur. ABD'nin Filistinli sivillerin İsrail tarafından katledilmesine ses çıkarmaması, antiFilistinistliktir.

Not 5: İsrail işgali altında bulunan Kudüs ve Mescid-i Aksa, müslümanların kutsalıdır. Bu kutsalların kurtuluşu için de bütün müslümanlar İsrail'e karşı savaşmaya hazır olmalıdır.

Filistinli sivillerin İsrail tarafından katliama uğraması ve Filistin topraklarının İsrail'in işgali altında olması ve bu durumun meydana getirdiği kurtuluş davası, dünyadaki hak ve adaleti seven bütün iyi insanların davasıdır. Yani bu dava, yalnız müslümanların değil, müslüman olmayanların da davasıdır.

Kudüs Hıristiyanların da kutsalı olduğundan, Kudüs'ün İsrail işgalinden kurtulması gerektiği, Hıristiyanların da davasıdır. O halde herkes davasına sahip çıksın!

Filistin ve Kudüs'ün önemini şu linkten öğrenebilirsiniz:

https://www.yenisafak.com/yazarlar/faruk-beser/neden-kudus-neden-filistin-2058543

Not 6: Ey insanlar! Hepiniz Âdem ile Havva'dan meydana geldiğinizden doğal kardeşsiniz. Bu kardeşlik sebebiyle birbirinizin ırk ve rengine düşmanlık etme ve ırk ve renginizi üstün tutma hakkınız yoktur. Sizin üstünlüğünüz ancak yaratıcınız olan evren sahibi Tanrı'nıza saygıdadır. Tanrı'ya en saygılı olan en üstündür.

Not 7: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

Özel not: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı sivil katliamcısı Netenyahu ile eşitleyen Meral Akşener'in yeni ismi: "Meralyahu Karaşener"dir. Erdoğan'dan özür dileyene kadar bu isim baki kalacaktır. 

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tek Tanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mayıs'ın ücüncü haftası.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *

 

AMERİKA'DAKİ YAHUDİ LOBİSİ'NE UYARI!

AMERİKA'DAKİ YAHUDİ LOBİSİ'NE UYARI!

 

gafilleri uyaran tekTANRInın adıyla

 

İsrail'in arkasında durduğunu ve onun varlığı için çalıştığınığündüğümüz Yahudi Lobisi'ne soruyoruz: İsrail devletinin 3-5 yıl içinde yıkılmasını mı, yoksa kıyamete kadar yaşamasını mı istersiniz?

Eğer İsrail'in kıyamete kadar yaşamasını isterseniz, bu ancak onun 1967 Sınırları'na dönmeyi ve iki devletli çözümü kabul etmesiyle mümkün olabilecektir. Aksi halde İsrail devletinin 3-5 yıllık bir ömrü kalmış olacaktır. Çünkü Müslüman Dünya İsrail'in işgalciliğine daha fazla izin veremez ve vermeyecektir.

İsrailli bir aktivistin açıklamalarından: "İsrail yönetiminin Filistin'le barış içinde yaşamak gibi bir derdi olmadığını, iki devletli çözüme rıza göstermeyeceğini ve hedefinin de Filistinlilerin bütün topraklarına el koymak olduğunu" öğrendik.

Eğer bunlar doğruysa, Müslüman Dünya'nın İsrail'e savaş açmaktan başka çaresi kalmaz. Çünkü İsrail, gasp ve işgal ettiği Filistin topraklarını terketmek zorundadır. Hak ve adaletin gereği de budur. Fakat Birleşmiş Milletler örgütü bu gereği sağlayamamaktadır. Bu sebeple de İsrail ile müslümanlar arasında bir savaş kaçınılmazdır.

Ama Yahudi Lobisi isterse bu savaşı engelleyebilir ve İsrail'in geleceğini kurtarabilir. Bunun yolu da şudur: Barış ve çözüm istemeyen siyasal iktidarı götürmek ve onun yerine 1967 Sınırları'na dönmeyi kabul edecek ve iki devletli çözüme razı olacak siyasetçileri iktidara getirmek.

Eğer Yahudi Lobisi bunu başarabilirse, İsrail'in kıyamete kadar yaşamasına izin verilir. Aksi takdirde İsrail 3-5 yıldan fazla yaşayamayacaktır.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Not 1: Suudi Arabistan'ın, Birleşik Arap Emirlikleri'nin, Mısır'ın dizginlerini ele geçirmiş ve İran'ı da korkutmuş olabilirsiniz. Fakat Müslüman Dünya'nın bu 4 ülkeden ibaret olmadığını iyi bilmelisiniz.

Not 2: Eğer İsrail yönetimi ve arkasındakiler hak ve adalete dayanan çözümü kabul etmezlerse, İsrail devleti 5 yıl içinde varlığını kaybedecektir. Çünkü yüce Tanrı zalimlerin ve haksızların yanında değil, mazlumların ve haklıların yanında durur. Bu sebeple ABD'nin kaba gücüne güvenmeniz İsrail'i kurtarmaz. Bunu yakında göreceksiniz.

Not 3: Birleşmiş Milletler örgütü, artık sorunların çözüldüğü değil, sorunların kilitlendiği bir yer olmuştur. Hak ve adalete dayalı çözüm üretemez halde bulunan BM'nin varlığına gerek kalmamıştır. Bu varlığı gereksiz hale gelmiş örgüt içinde 57 İslamlı Ülke'nin bulunuyor olması doğru değildir. İslamlı Ülkeler bu eğrilik içinde bulunmaktan kurtulmak zorundadırlar. İslamlı Ülkeler, isterlerse, "Müslüman Milletler Örgütü" kurabilirler. Veya bütün milletlerin sorunlarının hak ve adalete dayanarak çözülebildiği "Adil Milletler Örgütü" de oluşturulabilir.

Not 4: Eğer BM'nin en başındakiler, sorunların çözümünde güçlülerin değil, hak ve adaletin geçerli olmasını kabul etmezlerse, bu örgütü ilk terkeden Türkiye olmalıdır.

Not 5: "İsrail'in kendini savunma hakkı var" diyerek bu ülke yönetiminin kötülüklerine arka çıkan AB ve ABD yönetenleri şunu bilmelidir ki; toprakları gasp ve işgal edilmiş Filistinlilerin de saldırma hakkı vardır. İsrail'in savunma hakkını kabul edenler, Filistin'in hakkını da kabul etmek zorundadırlar. Filistin'in hakkı kabul edilmediğinde, İsrail'in hakkı da kabul edilemez. Filistin'in hakkını kabul etmeyenler, devlet olmaktan uzaktırlar. Çünkü bir devlet ancak hak ve adalet ve namus üzerinde durur.

Not 6: Ey insanlar! Dünyada yaptığınız ve taraf olduğunuz kötülüklerin hesabı öte dünyada sizden mutlaka sorulacaktır. Ölümü öldüremediğiniz ve tekrar diriltilişi engelleyemediğiniz için bu hesaptan kurtuluşunuz yoktur. Kurtuluş isterseniz, kötülüğü terkediniz ve engelleyiniz.

Not 7: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tek Tanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mayıs ortası.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *

 

İSRAİLLİLERE MESAJ!

İSRAİLLİLERE MESAJ!

 

zalimleşenlere yıkım vaadeden tekTANRInın adıyla

 

Ey İsrailliler!

Musa Peygamber zamanındaki atalarınız Allah'a inanmayı ve O'na teslim olmayı kabul edince, Allah da onlara üstünlük verdi ve geniş topraklar vaadetti. Fakat Musa ve Davut Peygamberler döneminden sonraki atalarınız hak dinden saptı ve zalim oldular. Bu şekilde atalarınız, Allah'ın verdiği üstünlüğü ve vaadedilmiş toprak haklarını kaybettiler.

Şimdi sizlerin de çoğunluğu Musa ve Davut'un hak dininden sapmış kimselersiniz. Bu sebeple de Allah'ın üstünlük vermesini ve geniş topraklar vaadini haketmiyorsunuz. Çünkü zulüm ve kötülük içerisindesiniz. Allah'ın ise zalimlere iyi bir vaadi yoktur. Allah onlara ancak yıkım ve azap vaadeder.

Sizler de Allah'ın yıkım ve azabına çok yakınsınız. Çünkü çoğunluğunuz Musa ve Davut dininden uzaklaşmış ve zulme batmış durumdasınız. Çünkü Filistinlilerin topraklarını gasbetmişsiniz ve onları yurtlarından atmak için çalışmakta ve onları haksızlıkla katletmektesiniz. Bu kötülükleriniz sebebiyle Allah, haksızlık üzerine kurmuş olduğunuz devletinizi elinizden alacak ve oturmakta olduğunuz yerlerden sizi atacaktır.

Eğer atılmak istemez ve devletinizin yaşamasını isterseniz, zulüm ve kötülüklerinize son vermelisiniz. Bunun için de Filistinlilerin yüzde yirmiikilik toprak haklarını ödemeniz ve iki devletli çözümü kabul etmeniz gerekir. Fakat en önemlisi Allah'ın dinine dönmeniz ve din Sahibi'ne teslim olmanız şarttır. Bu şart yerine gelmezse ve zulümlerinize de son vermezseniz, sizin için hem dünyada ve hem ötesinde iyi bir gelecek olmayacaktır.

O kötü günler gelmeden önce Allah'ın hak ve adaletine teslim olunuz. Zulmü bırakınız. Zulmü bırakmadıkça varlık hakkınız olmayacaktır. Haksızlık üzerinde varolmaya çalışmanız ise uzun sürmez ve sürmeyecektir. Çünkü Ortadoğu'da etrafınızı sarmış arslanlar ortasında tilkilik yapmaktasınız. Bu tilkiliğinizin sonu, arslanlar tarafından parçalanıp yok olmaktır. Sırtınızı dayadığınız ABD kayasına fazla güvenmemelisiniz. Çünkü yüce Allah o zalimleşmiş kayanızı (eğer adalete uymazsa) çok yakında parçalayıp yıkacaktır. O kayanız yıkılınca ne yapacaksınız, nereye kaçacaksınız? Avrupa ve Amerika'ya kaçmak isterseniz, o ülkelerin ırkçı ve milliyetçileri sizleri kabul etmeyecektir. Yani Türkiye'den başka kaçacak yer bulamayacaksınız.

Ne yazık ki Mescid-i Aksa'yı yıkıp son taşkınlığınızı da yapacaksınız. Bu yıkış ise, devletinizin yıkılışı olacaktır. Bu yıkılış da 5 veya 15 yıl içerisinde gerçekleşecektir. Eğer devletinizin kıyamete kadar yaşamasını isterseniz, Allah'ın hak ve adaletine boyun eğip Filistinlilerin toprak haklarını ödeyiniz ve onların devletleşmesine engel olmayınız. Bu şekilde Allah da sizin varlığınıza izin versin.

İmza: Allah'ın Mehdisi Mehmed Nur'an.

(Mehdi: Allah'ın doğruluğa götürücüsü.)

 

Not 1: Mescid-i Aksa'yı yıkmayı başaracaksınız. Ama Süleyman mabedini inşa etmeyi başaramayacaksınız. Çünkü Müslüman Dünya'nın orduları buna izin vermeyecektir. Yıkımınıza karşılık devletiniz de yıkılacaktır.

Not 2: ABD yönetimine uyarı! İsrail'le olan kopmaz bağınız, sizin için büyük bir tehlikedir. Çünkü birinizin yıkılışı, diğerinizin de yıkılışı olacaktır. Yani, sizden kötülük görenler veya size kötülük etmek isteyenler, İsrail'i yıkmakla hedeflerine varmış olacaklardır. Çünkü İsrail'in yıkılışı demek, ABD'nin de yıkılışı demektir. Bu yıkılışla en azından dünya liderliğinizi kaybedeceksiniz. Bu kaybın olmamasını isterseniz, İsrail'in kötülüklerini durdurunuz. Durduramayacaksanız, onunla olan bağınızı koparınız. Koparmazsanız, bu bağlılık sizin geleceğinizi yıkacaktır.

"Dünya lideri" olarak, İsrail'i işgal ettiği Filistin topraklarından çıkarmak sizin görevinizdir. Bu görevi yerine getiriniz. Çünkü bu görev, hak ve adaletin size yüklediği bir yüktür. Eğer bu yükü taşımak ve ulaşması gereken yere ulaştırmak istemiyorsanız, "biz dünya liderliğinden istifa ediyoruz" deyiniz. Deyiniz ki, sizin yerinizi hak ve adalet sahipleri doldurabilsin.

"İsraillilerin kendilerini savunma hakkı var" diyorsunuz. Peki, yurtları ellerinden alınan ve daha çoğu da alınmak istenen Filistinlilerin kendilerini savunma hakkı yok mu? Adaletin gereği haklıya hakkını vermek değil mi? Filistinlilerin hakkını neden vermiyor ve korumuyorsunuz? Hani sizin dünya liderliğiniz? Hani sizin adaletiniz? Adaletiniz yoksa, yıkılışınız yakın demektir!

Not 3: İsrail yönetimine uyarı! Filistinlilere yapmakta olduğunuz kötülükler karşısında Filistinliler neredeyse: "Ey Hitler kalk! Yarım bıraktığın işi tamamla." diyecek duruma geldiler. Soruyoruz: "Hitler uyansın mı?" Gerçi Hitler uyansa da size birşey yapamaz. Çünkü siz Hitler'i çoktan geçtiniz!

Hukuk ve adalet isterseniz: Filistinlilere saldırma hakkınız yoktur. Çünkü gasbettiğiniz Filistin topraklarını terketmek borcunuzdur. Bu borç ödenmedikçe, Filistinlilerin saldırıları haktır.

Not 4: Avrupalılara uyarı! Yeni Hitler'i görmek isterseniz, İsrail yönetimine bakınız. Hitler kötü müydü? "Kötüydü" diyorsanız, İsrail'i durdurunuz. Eğer durdurmazsanız, Alman Hitler'i aklamış olursunuz. Hitler'i aklamak ise, sizi medenilikten ve insanlıktan çıkarır!

Not 5: Bütün dünya bilmelidir ki, BİZ MÜSLÜMAN DÜNYA'NIN FERTLERİ Kudüs'ü İsrail işgalinden kurtarmaya kararlıyız. Bir 3. Dünya Savaşı'na sebep olacak olsa da!

ABD yönetimi, Kudüs'te açtığı büyükelçiliğini kapatmak zorundadır. Çünkü işgal altındaki topraklarda büyükelçilik açmak, temelinde hak ve adalet olan bir devlete ve devletçiliğe yakışmaz. Yoksa yakışıyor mu? Yakışır ama, temelinde hak ve adalet olmayan devletlere yakışır. Temelinde hak ve adalet olmayan bir devletçiliğe razı mısınız? Razı değilseniz, elçiliğinizi kapatmalısınız. Kapatmazsanız, işgalciyle ortaklık kazanırsınız. Bu rezil ortaklık sizi yüceltmez, ancak alçaltır! Bu alçaklıktan kurtulmak istemez misiniz?

Not 6: Başkan Biden'a uyarı mektubu yayınlayan generallere ve Pentagon'a uyarı! Uyarı mektubunuzda "İsrail'e destek verilmesi gerektiğini" bildirmişsiniz. Ama bu destek, İsrail'in kötülükleri için olmamalıdır. Onun varlığını korumak için olmalıdır. Bu koruma için de adaletli olmanız gerekir. Adalet neydi? Adaletin yarısı, "haklıya hakkını vermek"tir. Bunun için de İsrail'in Filistinlilerin toprak hakkını ödemesini sağlamak zorundasınız. Bu adaleti sağlamazsanız, Ortadoğu topraklarında varlık hakkınız kalmaz. Eğer haksızlıkla ve zorbalıkla varolmaya çalışırsanız, üslerinizi ve askerlerinizi o topraklardan atmak zorunda kalırız. Eğer adalet için varolmayı kabul ederseniz, "Tanrı'nın kılıcı" olmayı kabul etmiş olursunuz. Eğer adaletsizliği, yani zorbalığı seçerseniz, Tanrı'nın düşmanı olursunuz. Tanrı'nın düşmanları da helak edilir! İsrail lobilerinin malı ve maşası olmamak borcunuzdur. Eğer "biz Amerıkalıyız" diyorsanız, İsrail'in kötülüklerine boyun eğmezsiniz. Boyun eğmeniz gereken sadece Tanrı'dır ve O'nun adaletidir. Eğer Başkan Biden Ortadoğu'da adaleti sağlayamıyorsa, onu indirmek hakkınızdır.

Not 7: Avrupa ve Amerika basınına uyarı! Göreviniz gerçekleri göstermek değil mi? O halde gerçeği niçin gizliyorsunuz? Gerçeği gizlemek, insanlığı aldatmaktır. İnsanlığı aldatmak, en büyük alçaklıktır! Bu alçaklığa daha ne kadar devam edeceksiniz?

Not 8: Filistin yönetimi bu bildirimizi İsraillilere ulaştırmaya çalışmalıdır.

Not 9: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Allah'ın Mehdisi Mehmed Nur'an.

 

EN BÜYÜK VE EN GÜÇLÜ OLAN ANCAK TANRI'DIR

O Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tek Tanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mayıs'ın ikinci haftası.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *