Sonntag, 9. Mai 2021

İSRAİL'İN SALDIRILARINA ENGEL OLMAYAN ABD YÖNETİMİNE UYARI!

İSRAİL'İN SALDIRILARINA ENGEL OLMAYAN ABD YÖNETİMİNE UYARI!

 

kötülükleri cezalandıracak olan tekTANRInın adıyla

 

Mescid-i Aksa'da ibadet etmekte olan Filistinli cemaate ses bombaları ve pilastik mermilerle saldıran ve yüzlerce masum insanı yaralayan İsrail silahlıçlerini biz kınamıyor ve yaptıklarından da endişe duymuyoruz. Çünkü ortada endişe edilecek ve kınanacak bir durum değil, saldırganları ve saldırılarını durduracak bir durum sözkonusudur.

İsrail'in Filitinlilere saldırılarını artık sonlandırmak zorundayız. Bunun için de üç yol var.

Birincisi: İsrail'i hukuk önünde mahkum etmek.

İkincisi: İsrail'e savaş açmak.

Üçüncüsü: İsrail'in kötülüklerine arka çıkan veya engel olmayan ABD'nin dünya liderliğini yıkmak.

Birinciye çözüm: İsrail'in suçlarını cezalandıracak uluslararası bir mahkeme var mıdır? Böyle bir mahkeme olsa bile yaptırım gücü olmadığından veya o güce sahip olsa bile, İsrail'in kötülüklerine arka çıkan ABD'nin, o gücün yaptırımlarına engel olacağından, "hukuk yolu kapalıdır" diyebiliriz.

İkinciye çözüm: Müslüman ülkelerin çoğunluğu Filistin'e ihanet içinde olduğundan bu ülkelerin orduları birleşip İsrail'e savaş açamaz. Bu durumda o ülkelerin halkları içinden bir gönüllüler ordusu oluşturup İsrail'e savaş açmak gerekiyor.

Üçüncüye çözüm: Birinci ve ikinci çözümler uygulanmadığı takdirde tek çözüm olarak ABD'nin dünya liderliğini yıkmak kalıyor.

Eğer ABD yönetimi İsrail'in saldırılarını önleyip iki devletli çözüm için hemen harekete geçerse veya: "Ben artık İsrail'in kötülükleri arkasında durmayacağım. Bundan sonra onun yaptıklarından ben sorumlu tutulamam, ona ne isterseniz yapınız" derse, bu takdirde onun dünya egemenliğine dokunulmaz.

Acaba ABD yönetimi hangi çözümü tercih ediyor? ABD yönetimi kararını hemen vermeli ve bunu en kısa zamanda ilan etmelidir.

Çünkü Filistin'de İsrail'in çok büyük "İNSAN HAKLARI İHLALİ" var. İnsan haklarına çok önem verdiğini iddia eden ABD yönetiminin hemen harekete geçmesi gerekmiyor mu? O halde bu hareket ne zaman başlayacak? İsraillilerin Filistinlilere yönelik zulüm ve kötülüklerini ne zaman durduracaksınız?

Eğer siz harekete geçmezseniz, biz harekete geçmek zorunda kalacak ve bu zorunluk sonucunda hem İsrail devleti, hem de dünya liderliğiniz tehlikeye düşecektir.

Söz sizde!

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Not 1: ABD yönetimi eğer: "Biz bundan sonra İsrail'in kötülükleri arkasında durmayacağız" derse, bu takdirde Türkiye veya İran, İsrail'e savaş açmaya hazır olmalıdır. Eğer İsrail yönetimi Filistinlilere kötülüğünü durdurursa ve iki devletli çözümü kabul ederse, bu durumda ona savaş açmaya gerek kalmaz.

Not 2: İsrail'in nükleer silahlara sahip olması, Türkiye ve İran'a da o silahlara sahip olma hakkı kazandırıyor. Eğer ABD İsrail'in nükleer silahlarını yok etmeyi kabul etmezse, adaletin gereği olarak Türkiye ve İran'ın da nükleer silahlanmasına engel olmamak zorundadır.

Not 3: Hak ve Adalet'i temel almamış devletler, "haydut devletler"dir. Eğer ABD; "ben haydut devlet değilim" diyorsa, İsrail'e gereken adaleti uygulamalıdır. Bunu yapmadığı takdirde haydutluğu kabul etmiş olur. Haydut devletlerin hakkı ise yıkılmaktır!

Not 4: Dünya barışını sağlamak için kurulmuş olan Birleşmiş Milletler teşkilatı, İsrail'e yaptırım sağlayacak ve onu uygulayabilecek bir örgütlenme için hemen harekete geçmek zorundadır. Bu zorunluk yerine getirilmediği takdirde BM'nin varlığına gerek kalmaz.

Not 5: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tek Tanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mayıs başı.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *

 

Samstag, 8. Mai 2021

NATO'YA YENİ UYARI!

NATO'YA YENİ UYARI!

 

dostlarını savunan, düşmanlarını korumayan tek TANRI nın adıyla

 

NATO ülkelerinin sayın liderleri,

Bildiğiniz gibi, Rusya'da komünizmin yıkılmasıyla yeni bir çağa girdik. Bu girişle şartlar çok değişti. Artık eski çağda değiliz. Eski hükümlerimiz geçerliğini kaybetti. Şimdi hükümlerimizin yenilenmesi gerekiyor. Bu gereklik sebebiyle dostluk ve düşmanlıkların da yeniden belirlenmesi gerekiyor. Bu belirlemeye göre de kimin dost, kimin düşman olduğu bilinsin. Bu bilgiye göre de pozisyon alınsın. Bu şekilde kendimizi tam bir gerçeklikle savunabilelim. Sahte korku ve tehlikelerden korunabilelim.

Eski düşman Rusya'dan başlayalım: Rusya, Avrupa ve Amerika için hâlâ düşman kabul ediliyor. Fakat bu kabul artık Türkiye için geçerli değildir. Çünkü Türkiye'nin hem Asya ve hem de Ortadoğu ülkeleriyle Türklüğe ve müslümanlığa dayalı doğal bir bağlantısı var. Bu bağlantı sebebiyle Rusya, uzun vadeli çıkarlarını riske atıp Türkiye'ye düşmanlık edemez ve ona saldıramaz. Ve 2070 yılına kadar da bu saldırmazlık devam edecektir. Türkiye de zaten nükleer güç sahibi bir ülkeye saldırmayışünmeyecektir. Bu hükümlerden çıkan sonuca göre, Türkiye ile Rusya arasında ta 2070'e kadar düşmanlık olmayacaktır.

İran ise: Türkiye İran'a saldırmayışünmez. İran da Türkiye'ye saldırmayacaktır. Şayet İran Türkiye'ye saldıracak olsa, Türkiye tek başına kendini savunabilecek güce sahiptir. Buradan çıkan sonuca göre, Türkiye ile İran arasında da bir düşmanlık yok ve olmayacaktır.

Bu durum gösteriyor ki, Avrupa ve Amerika'nın çoğunluğunun düşman olduğu Rusya ve İran'a karşı Türkiye'nin başka bir güce ihtiyacı yoktur. Yani Türkiye NATO'da kalmaya mecbur değildir. Fakat Avrupa ülkelerinin Türkiye'nin askerî gücüne ihtiyacı olabilir. Bu bakımdan Türkiye NATO'da kalmaya devam edebilir. Avrupa'nın da buna ihtiyacı vardır. Çünkü Rusya fırsat bulduğunda kendi sınırlarına yakın Avrupa ülkelerini ele geçirmek isteyebilir. Kırım'ı ilhak eden bir Rusya'nın, karşı konulmadığında Ukrayna'yı ve daha başka ülkeleri de kendine katacağı gözle görülmektedir. Dolayısıyla Türkiye, Rusya ile Avrupa arasında "Rusya'yı engelleyecek güç" pozisyonundadır. Türkiye'nin bu pozisyonu 50 yıl devam edecektir. Yani, Avrupa Türkiye'ye muhtaçtır. Bu muhtaçlık sebebiyle de Türkiye NATO'da kalmaya devam edebilir.

Tabii Türkiye'nin NATO'da kalmasının da şartları olacaktır. Bu şartlar da; en başta Avrupa ülkelerinin Türkiye'ye düşmanlık etmemesidir. Fakat ne yazık ki bazı Avrupa ülkeleri Türkiye'ye düşmanlık etmektedir. Bu düşmanlığın kalkması şarttır.

İkinci şart: Avrupa ülkelerinin İslamiyet'e ve müslümanlara karşışmanlıkları son bulmalıdır. Çünkü adalet bunu gerektirir. Çünkü İslamiyet terörü degil, iyiliği emreder. Ama bazı müslüman kimlikli şahısların teröre kalkışması da İslamiyet'e ve müslümanlara maledilemez. Çünkü adaletin bir ilkesidir: Birinin işlediği suç, başkalarına yüklenilmez. Bu haksız yükleme, adaleti çiğnemektir. Eğer Avrupa ve Amerika ülkeleri insan haklarına gerçekten önem veriyorlarsa, adaleti çiğnemekten uzak durmak zorundadırlar. Bu zorunluğu yerine getirmeyen Avrupa ülkeleri ise, Rusya'nın saldırısı karşısında Türkiye'nin savunmasından mahrum kalacaklardır. Kendisine düşmanlık eden Avrupa ülkelerini Türkiye niçin savunsun?

NATO içinde birbirine düşman ülkelerin varlığı kabul edilemez!

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Not 1: NATO ülkeleri şunu iyi bilmelidir: Rusya-İran ile ABD arasında bir savaş çıktığında, Türkiye Rusya ve İran'a karşı savaşmayacaktır.

Not 2: Amerika Birleşik Devletleri, Rusya'ya karşı tek başına savaşabilir. Böyle bir durumda ABD'nin NATO'ya ihtiyacı olmaz. Ama İran, Rusya, Çin ve Kuzey Kore birleşecek olurlarsa, bu durumda ABD NATO'ya muhtaç olur. Bu muhtaçlık da devam edecektir.

Not 3: Her devlette büyüme ve dünyaya egemen olma arzusu vardır ve olabilir. Bu, doğal bir istektir. Kendilerini güçlü gördüklerinde ve fırsat bulduklarında da zayıf ülkeleri yutmak isteyebilirler. Dolayısıyla Rusya sınırlarına yakın Avrupa ülkeleri de yutulma tehlikesine açıktır. Bu durum da, Avrupa'yı Türkiye'ye muhtaç bırakabilir. Çünkü caydırıcı veya engelleyici bir güç olmazsa, Avrupa tehlikede olacaktır. Türkiye ise engelleyici güç olabilir.

Not 4: ABD yönetimi; terör örgütlerine destek vermek, onları korumak, bazı ülkeleri parçalamak ve meşru demokratik bir yönetimi darbelemek gibi yollarla Türkiye'ye düşmanlık etmektedir. Bu düşmanlık bitmelidir. Bu düşmanlık bitmediği takdirde Türkiye'den dostluk ve müttefiklik beklenmemelidir.

(ABD'nin bu durumu, onun Rusya'dan daha tehlikeli olduğunu göstermektedir.)

Not 5: Avrupa ülkeleri yönetimleri, İslam'a düşmanlığı sonlandırmalı ve engellemelidir. Çünkü İslamiyet, iyiliği emreden ve kötülüğü yasaklayan bir dindir. Dünya barışı da ancak İslamiyet'in o emirleriyle sağlanabilir. İslamiyet'e düşmanlık edenler, dünya barışına düşmanlık etmiş olurlar. Bu düşmanlık sona ermelidir. Avrupa halkları müslüman olmaya mecbur değildir, fakat düşmanlık etmemek onların borcudur. Bu borç ödenmelidir.

Çünkü dünya barışı için insanlığa iyiliği emredip, onu kötülükten çekindirmek zorundayız. Bu zorunluk da ancak Tanrı adına yapılırsa etkili olur. En büyük iyilik, (Tanrı'ya inançtan sonra) adalet'tir. En büyük kötülük de, (Tanrı'yı inkardan sonra) adaleti çiğnemektir.

Not 6: Komünizmin yıkılmasıyla eski çağ kapandı, yeni çağ açıldı. Yani yeni çağ, 2000 yılında değil, 1991'de başladı. Çünkü çağların açılıp kapanmasını belirleyen yalnız takvim değil, daha çok dünya çapındaki olaylardır.

Not 7: 22. Yüzyılın yeni çağı 2060 yılında başlayacak ve 2070'ten itibaren Rusya ve Çin dünyanın yeni egemeni olacaktır. Tabii bu durum, komünizmin tekrar egemenliği demektir. 2123 yılında ise kıyamet başlayacaktır. Ama Dünya tek aşamada değil, üç aşamada yıkılacaktır. Yani Dünya ve insanlığın fazla vakti kalmadı!

Bu durumda önümüzdeki 40 yılı çok iyi değerlendirmek zorundayız. Bu 40 yıl insanlığın son fırsatı olacaktır. Çünkü 40 veya 50 yıl sonra komünizmin tekrar egemen olmasıyla insanlığın kötü günleri başlayacak ve dünya çapında cereyan edecek büyük deprem ve felaketlerle adım adım kıyamete gidilecektir. Dolayısıyla son kırk yılımızı bir "altın çağ" yapmaya mecburuz. Bu çağ da ancak hak, adalet, namus ve bunlara bağlı özgürlük üzerine kurulabilir.

Not 8: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tek Tanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mayıs başı.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *

 

Dienstag, 4. Mai 2021

ABD YÖNETİMİNE MÜTTEFİKLİK UYARISI!

ABD YÖNETİMİNE MÜTTEFİKLİK UYARISI!

 

haksızları uyaran tekTANRInın adıyla

 

Önce şu konuda mutabık olalım. ABD yönetimi Türkiye'yi müttefik kabul ediyor mu? Eğer kabul ediyorsa, müttefikliğin şartlarını yerine getirmelidir. Müttefikliğin şartlarına göre; bir müttefik müttefiğine ihanet etmez, ona iftira atmaz, yaptırım uygulamaz, düşmanlarıyla dost olmaz.

Ne yazık ki ABD yönetimi bu şartları çiğnemektedir. Bu çiğneme ile de Türkiye'nin müttefiği değil, düşmanı olduğunu göstermektedir.

Şimdi ABD yönetimi karar vermelidir: Türkiye ile müttefik mi kalmak istiyor, yoksa onun düşmanı mı olmak istiyor?

Müttefik kalmak istiyorsa, müttefikliğin şartlarını korumalı ve bu şartları çiğneyen uygulamaları kaldırmalıdır.

Kalkması gereken uygulamalar şunlardır:

1- ABD Başkanı Biden Türkiye'nin tarihine saldırarak ona bir soykırım iftirası atmıştır. Bu iftira geri alınmalı ve Türkiye'den ve Türkiyelilerden özür dilenmelidir.

2- Türkiye'ye yapılmakta olan bütün yaptırımlar kalkmalıdır.

3- Türkiye'nin düşmanı olan terör örgütleriyle ABD'nin dostluğu sona ermelidir.

4- Türkiye'nin istediği darbe teröristleri iade edilmelidir.

Bu şartlar yerine getirilmediği takdirde Türkiye'nin ABD ile bir müttefikliği kalmaz.

ABD yönetimi Türkiye ile müttefikliği sürdürmek istiyorsa, gerekli şartları yerine getirsin. Bunun için de gereken özrü dilesin. Türkiye'ye uygulanmakta olan yaptırımlar kalksın ve ABD, PKK'nın Suriye kolu olan YPG terör örgütüyle bağını kopartsın, verdiği silahları geri alsın. Ve bir de istenen Fetöcüler verilsin.

Ayrıca ABD yönetimi Türkiye'nin demokrasisine darbe vurmaktan uzak durmalıdır. Çünkü Erdoğan iktidara darbe ile değil, demokrasi ile geldi. Hem demokrasi demek, ABD çıkarlarına kölelik değildir. Türkiye Lideri, kölelik değil, Efendilik istiyor. Eğer ABD yönetimi demokratlık yapmak istiyorsa, Mısır demokrasisini darbeleyen Sisi'yi ve Suriye'yi yıkan Esad'ı devirmelidir. ABD kendine yanlış adreste iş aramamalıdır. Hem Türkiye Muhalefeti'ni köleliğe kabul ederek ve onları hainleştirerek demokratlık yapmış olmaz ABD!

(TÜSİAD'çılar köleliğin yanında değil, Efendiliğin yanında olmalıdır. Hem TÜSİAD'ın değil, Türkiye'nin Efendiliği önemlidir. Çıkarları için Türkiye'nin Efendiliğine engel olanlar, Türkiyeli değildir!)

Sorunların çözümü için: Ya sözde soykırımla ilgili bunun olmuşluğunu kanıtlayan hukuksal bir delil getirsin, ya da özür dilesin ve sözlerini geri alsın.

S-400 Savunma Sistemleri ile ilgili olarak ABD Türkiye'nin istediği Patriotları versin. Bunu vermeyi kabul etmezse, Türkiye de Rusya'dan aldığı o sistemleri kullanmaya devam edecektir. ABD eğer Patriotları vermeyi kabul ederse, Patriotlar Türkiye'ye teslim edildikten sonra Türkiye de S-400'leri susturacaktır.

ABD'yi alt edebilecek bir terör örgütü yoktur. Bunun için de ABD'nin teröre karşı savaşacak başka bir terör örgütüne ihtiyacı yoktur. Terör örgütleriyle müttefik olmak, terörü kabul etmektir. Bu kabul edilemez. ABD'nin kendine müttefik yaptığı Kürt terör örgütü, Türkiye'nin düşmanıdır. Türkiye'nin düşmanı olan bir örgütle ABD müttefik olamaz. Dolayısıyla ABD YPG ile bağını kopartmak zorundadır.

ABD'nin gerçek düşmanı Rusya ve İran'dır. Bu düşmanlara karşı savaşacak bir NATO vardır. NATO'su olan bir ABD'nin terör örgütlerine ihtiyacı olamaz. Terör örgütlerinden medet ummak, bir acizlik veya gizli bir hesap içinde oluşun göstergesidir. Eğer ABD'nin Türkiye'ye karşı gizli bir hesabı yoksa, YPG'ye ihtiyaç yok demektir. Eğer ABD kendi askerleri yanmasın diye Kürtleri ateşe atmak istiyorsa, bu, alçakca bir hesaptır! ABD bu alçakca hesaptan dönmelidir.

ABD, Türkiye demokrasisine darbe indirmiş Fetö teröristlerini vermek zorundadır. Bunları vermemekte direten bir ABD yönetiminin demokratlığı nedir acaba? Demokratların darbecileri koruması, demokrasinin gereği olamaz! Teröristleri koruyan, terör orduları kuran bir ABD yönetimi acaba nasıl demokrattır? Hem insan haklarını korumak, teröristlerin cezalandırılmasını engellemek midir? Adaletin ilkelerini çiğnemeyi sonlandırmanız gerekmez mi? Gerçek devlet bu gereklikleri yerine getirir. Sahte devlet ve diktatörlük ise adaleti çiğner!

Görüldüğü gibi, sorunlar çözümsüz değil. Müttefikliği bozmaya gerek yok. Yeter ki "kuvvet hakta ve adalettedir" denilebilsin. Ve "güçlü olan haklıdır" yanlışı terkedilsin. Güce değil, hukuka güvenilsin.

Eğer ABD yönetimi gerekli şartları yerine getirmezse ve müttefikliği bozmak isterse, bu durumda Türkiye'deki askerlerini çekmek zorunda kalır. Yani ABD üsleri kapatılır. S-400'ler çalışmaya devam eder ve Türkiye, ABD'nin kurduğu ve silahlandırdığı YPG terör örgütünü yok etmek zorunda kalır.

ABD yönetimi kararını vermelidir.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Not 1: ABD yönetimi sorabilir: "İran ve Rusya bizim düşmanımızdır. Türkiye'nin de bizim düşmanımızla düşman olması ve onlardan silah almaması gerekmez mi?"

Cevap: Gerekmez. Çünkü Türkiye ile ABD dost ülkeler değil, "stratejik ortak" ve belli bir konuda "müttefik"tirler. Ayrıca Türkiye ile Rusya-İran arasında bir düşmanlık yok. Düşmanlık olmadığı için de Türkiye Rusya'dan silah alabilir. Çünkü ABD Türkiye'nin istediği silahları vermiyor. Verseydi, buna gerek kalmazdı.

Not 2: Eger ABD, Suriye'yi bölüp orada bir terör devleti kurmak düşüncesindeyse, Türkiye buna izin vermeyecektir. Yani Türkiye-ABD arasında bir savaş kaçınılmaz olacaktır. Belki de ABD bu savaş için YPG'yi silahlandırmış ve Türkiye'yi kuşatmış bulunuyor. Eğer ABD'nin hedefi buysa, savaş yakın demektir. Bu durumda ABD'nin Türkiye'ye niçin silah vermediği ve S-400'lere neden karşı çıktığı anlaşılmış olur ve anlaşılıyor.

Not 3: Rusya-İran ile ABD arasında bir savaş çıksa, Türkiye Rusya ve İran'a karşı savaşmayacaktır. Bu durumda NATO'nun bir anlamı kalmıyor. Ancak Rusya ve İran Türkiye'ye saldıracak olurlarsa, NATO bir anlam ifade ediyor. Rusya ve İran Türkiye'ye saldırırlar mı? Onların böyle bir düşüncesi olmadığını ve Rusya'nın da 2070 yılına kadar Türkiye'ye saldırmayacağınışünüyoruz.

(Çünkü Rusya'nın uzun vadeli çıkarları için Türkiye'ye saldırmak kârlı olmaz. Hem Türkiye de güçlenmiş olacağı için 2070 yılına kadar Rusya'dan Türkiye'ye bir saldırı olmayacaktır. 2070'ten itibaren ise şartlar çok değişecektir. Rusya ve Çin dünyaya egemen olacaktır.)

Yani, Türkiye için NATO bitmiş görünüyor. Aynı zamanda Rusya'nın Türkiye için tehlike olmadığı, şimdi en büyük tehlikenin ABD olduğu da iyi görülmelidir ve görülmektedir.

Not 4: Türkiye, Avrupa'yı Rusya'dan korumak isterse, NATO'da kalabilir. Bu da demek olur ki, bundan sonra Türkiye'nin NATO'da kalması, Türkiye'nin Avrupa'ya bir lütfu olacaktır. Yani, Avrupa Türkiye'ye muhtaçtır, ama Türkiye Avrupa'ya muhtaç değildir.

Not 5: NATO, Türkiye için Avrupa'nın saldırılarına karşı bir güvence olabilir mi?

Avrupa eğer Türkiye'ye saldırmak isterse, NATO'yu iptal eder, saldırısını yapar. ABD Türkiye'ye savaş açtığında Fransa ve Yunanistan gibi Türkiye'ye düşman bazı Avrupa ülkeleri ABD'nin yardımına koşacaktır. Fakat ABD ve Avrupa bu savaşı kaybedecektir. Bu kayıp, İsrail devletinin ortadan kalkmasına sebep olacaktır. Eğer ABD İsrail'in yıkıma uğramasını istemezse, Suriye'de bir terör devleti kurma hayalinden ve onun arkasında durmaktan vazgeçer ve Ortadoğu'yu terkeder. Aksi halde olan olacaktır.

ABD bu savaşta gücüne güvenecektir. Fakat hiç birşey onun istediği gibi olmayacaktır. Bu yenilgiyle ABD'nin dünya egemenliği de son bulacak ve insanlık ABD'nin demokrat maskeli diktatörlüğünden kurtulacaktır. Bu kurtuluştan sonra hak ve adalete dayalı yeni bir devir başlayacaktır.

Not 6: ABD Suriye'de bir terör ordusu kurmuş olduktan sonra geri dönüş yapmayacak ve Suriye'den çıkmayacaktır. Türkiye Ordusu kendini buna göre hazırlamalıdır. ABD ve kurduğu terör ordusu, Hatay'ı almak isteyecektir. Fakat Amik Ovası onların mezarı olacaktır!

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

(Hilafet Makamı, dünya müslümanlarının temsilcisidir. Bu Makam, evren Sahibi'nin izniyle görevine başlamış bulunuyor. Hilafet merkezi Konstantinapol değil, İSTANBUL'dur. Hilafet Makamı, gayri resmi olarak faaliyet gösterecektir. Bu Makam, Vatikan gibi özerk ve bağımsızdır. Bağımlılık, evrenin ve içindekilerinin tek Sahib'i Allah'adır. İsteyen İslamlı Devletler bu Makam'a biat edebilirler. Biat sözleşmesi şudur: "Hak ve adalet ve namus ve bunlara bağlı özgürlükle yönetim yapacağıma dair Hilafet Makamı'na biat ediyorum.")

Not 7: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet ve Hilafet Makamı.

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tek Tanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mayıs başı.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *