Donnerstag, 11. März 2021

ABD YÖNETİMİ DARBE SUÇLULARINI İADE ETMELİDİR!

 ABD YÖNETİMİ DARBE SUÇLULARINI İADE ETMELİDİR!

suçluları adaletten kaçıranları cezalandıracak olan tekTANRInın adıyla

 

ABD yönetimindekilere söylüyoruz bu sözleri. İyi dinlesinler bizleri.

Geçmişinizdeki Bush yönetimi 11 Eylül Terör Eylemi'ne sahip çıkan El-Kaide liderini Taliban'dan istedi. Taliban ise, onun uluslararası bir mahkemede yargılanmasını talep etti. Bush yönetimi ise bu talebi reddetti. Hukuk talebi reddedilince Taliban da o suçluyu Bush yönetimine vermedi. Taliban'ın hukuk talebini reddetmiş olan Bush yönetimi ise Afganistan'a saldırma kararı aldı ve Taliban'a saldırdı.

Siz Biden, Trump ve Obama yönetimleri ise, Türkiye'nin iadesini istediği darbe suçlularını iade etmeyerek Taliban'ın yaptığından daha kötüsünü yapmaktasınız.

Çünkü Taliban, Usame Bin Laden'in uluslararası bir mahkemede yargılanmasını isteyerek hukuk yolunu gözetti. Ama siz, 15 Temmuz darbe elebaşlarının hukuk önüne çıkarılmasını bile isteyemiyorsunuz. Bunun için Taliban'dan daha kötü durumdasınız. Bu kötülüğünüzün son bulması gerekmiyor mu?

Taliban El-Kaide liderini Bush yönetimine vermeyince neler olduğunu gördünüz. Acaba size ne yapmak lazım? Taliban'a yapılanları hak olarak görüyorsanız, size de ona yapılanın aynısını yapmak gerekmez mi? Çünkü 251 masum insanı katlettirmiş ve 2000 insanın da yaralanmasına sebep olmuş 15 Temmuz darbe elebaşlarını Türkiye'ye iade etmiyorsunuz. İade etmediğiniz gibi, onların uluslararası bir mahkemede yargılanmasına bile yanaşmıyorsunuz. Bunun için Taliban'dan çok daha kötü durumdasınız. O hiç olmazsa Bin Laden için hukuk yolunu gözetti. Ama siz bunu yapamıyorsunuz veya yapmıyorsunuz.

Yapamazsınız çünkü o darbecilerle ortaklık ettiniz. Bu ortaklığınızı da eski Başkanınız Trump: "13 CİA ajanı 15 Temmuz Darbesi'ne katıldı." diyerek faşetti. 13 ajanınız Obama yönetiminin izni veya haberi olmadan uluslararası çapta darbe gibi çok büyük bir eyleme katılabilir mi? Elbette katılamaz! Suudi Prens Salman'ın izni olmadan onun en sadık 20 adamının İstanbul Konsolosluğu'nda Cemal Kaşıkçı'yı katledemeyeceği gibi. (Bunu siz de kabul ettiniz.) Demek, Obama suçsuz değildir. Çünkü 15 Temmuz Darbe girişiminin başı veya ortağıdır. Eğer o 13 ajan cezalandırılmış olsaydı, biz o zaman "bu darbe Obama'nın izniyle yapılmamış" derdik. Ama şimdi diyemiyoruz. Dememiz de mümkün değildir. Çünkü darbe elebaşlarını korumakta, onları Türkiye'ye iade etmemektesiniz. Bu eyleminizle de hukuk ve adaleti hiçe saymaktasınız. Adaleti hiçe saymakla da çok büyük bir suç işliyorsunuz. Bu suçun terkedilmesi gerekmiyor mu? Acaba "adaletsiz devlet" nedir? "Haydut devlet" değil midir? Siz bu haydutluğu nasıl kabul edebiliyorsunuz? Daha ne zamana kadar kabul edeceksiniz?

Devletiniz artık o suçluları Türkiye'ye iade ederek haydutluğa son versin. Son vermelisiniz! Çünkü Türkiye'nin istediği o darbe elebaşları masum kedicik değildir. Çünkü o masum kedicikmiş gibi koynunuzda sakladığınız darbe elebaşları, verdikleri ve hazırladıkları darbe emriyle 251 masum insanı katletti. Eğer onların darbeleri başarılı olmuş olsaydı, 110 bin masum insanı daha sırf muhalif gördükleri için katledeceklerdi. Katledilecek olanlar da isim isim listelenmişlerdi.

Şimdi siz, bu kadar büyük ve çok dehşetli bir katliamı tasarlayabilmiş darbe elebaşlarını hangi hak ve hukukla saklayabiliyor ve onları koruyorsunuz? Onları adalete teslim etmeniz gerekmiyor mu? Siz, onların suçlu olduklarını bizden daha iyi bilmiyor musunuz? Yoksa: "Onlar bizim suç ortağımız" mı diyeceksiniz? Demeseniz bile onları koruduğunuz için onların, suç ortağınız olduğunu şu an haykırmaktasınız. Eğer onların suç ortağı değilseniz, onları Türkiye'ye iade etmeniz gerekmez mi?

Biliyoruz, bu sözlerimiz size kâr etmeyecektir. Fakat biz bu sözlerimizle size ayna tutmuş oluyoruz. Siz de bu aynada kendinize iyi bakın. Görün kimliğinizi! Bütün devletler de sizin ne kadar adaletsiz bir yönetime sahip olduğunuzu görecekler ve görmektedirler.

İmza: Mehdiyet Makamı.

 

Not 1: Adalet sever bir parti veya asker ortaya çıkıp da bir darbe ile Biden hükümetini devirmedikçe Türkiye o darbe suçlularını alamayacaktır. Ama Türkiye o suçluları zor kullanarak alma hakkına sahiptir.

Not 2: O darbe suçlularını alabilmek için Türkiye'nin bin tane nükleer silaha ihtiyacı var. Kısa zamanda bu silahları üretemezse, o suçlular ABD'nin elinde kalacaktır.

Not 3: Türkiye'de hiç kimse farketmeden her türlü kötülüğü yapabilmiş, hile ve zorbalıkla Türkiye yönetimini gasbetmeye çalışmış, bir darbe girişimiyle de 251 masum insanı katletmiş ve başarılı olsalardı 110 bin masum insanı daha katletmeye karar vermiş ve terör örgütleriyle ortaklıktan kaçınmamakta olan, müslümanlara karşı savaşan, masumların hakkını hiçe sayan ve hesap vermekten süratle kaçan Fetullah Gülen örgütünün, "dinî" ve "islâmî" bir cemaat olduğunu kimse iddia edemez.

Not 4: 15 Temmuz darbe girişimini altederek 110 bin masum insanı darbecilerin katliamından ve 4 milyon Suriyeli mülteciyi de diktatör Esad'ın zulmünden kurtaran Türkiye Başkanı Erdoğan'a bir "İnsan Hakları Ödülü" vermek gerekiyor.

Not 5: ABD yönetimi, darbe suçlularını Türkiye'ye iade etmediği müddetçe "insan hakları" savunuculuğu yapmamalıdır. Çünkü darbede katledilmiş 251 masum insanın hakkının alınmasına engel olmaktadır.

Not 6: ABD yönetimindekiler bu sözü hiçbir zaman unutmasınlar: Suçluları adaletten kaçırmak suçtur! Adaletin ilkelerini çiğnemeye hakkınız yoktur. İlkeleri çiğnediğiniz müddetçe yönetiminiz gayrimeşrudur. Gayrimeşru yönetimleri ise devirmek halkların hakkıdır. Devrilmek istemiyorsanız, adaletin ilkelerine boyun eğersiniz.

Not 7: Ortadoğu'daki kral dostlarınıza söyleyiniz: Halkların daha iyiyi seçme özgürlüğüne engel olmasınlar. Krallıklarını demokratikleştirsinler. İyi ve meşru yöneticiler; adalete boyun eğen ve onu halka hakim kılan kimselerdir. Madem demokratsınız ve madem demokrasiye hizmet etmek istediğinizi söylüyorsunuz, o halde bu sözleri onlara aktarınız. Çıkarlarınız için demokrasiye engel olmaya kalkmayınız. Diktatörlere desteğinizi kesiniz. Bu desteği kesmezseniz, halklara en büyük kötülüğü siz yapmış olursunuz. Tanrı ise kötüleri sevmez.

Yüce Tanrı'nın yöneticilere emrettiği adalet, çıkarlarınızdan da, İsrail'inizden de üstündür! O halde Filistinlilerin haklarını da unutmayınız.

Not 8: Şunları da söylemeden geçemeyeceğiz: Afganistan işgalini artık sonlandırmalısınız. Çünkü başarısız oldunuz. Çünkü El-Kaide'nin sizden 3 bin can almasına karşılık siz Afganistan'da 153 binden fazla can aldınız. (Bu canların hepsi suçlu muydu?) 2400'den fazla asker kaybettiniz. Bu işgalinizin yirmi yıllık maliyeti ise; 7 trilyon dolardan fazla. Yani silah tüccarları kazanırken devletiniz zarar etti. Devletinizin borcu şu an 30 trilyon dolara yükseldi. Pandemi sebebiyle bu borç daha da artacak. Bunlar sizin için tam bir başarısızlıktır. Eğer yirmi yıl önce Taliban'ın hukuk talebini kabul etseydiniz, bu kadar büyük zarara uğramayacaktınız. Demek ki yüce Tanrı yöneticilere adaletli olmayı, yani hukuk yolunu tutmalarını boşuna emretmemiş. Siz bu emri çiğnediğiniz için başarısız oldunuz. Ama halklarınızın bu başarısızlığınızdan hiç haberleri yok. Çünkü onları medya yoluyla, gerçekleri gizleyerek uyutmaktasınız. Halklarınız bir uyandığında sizin yönetiminiz ayakta kalamaz. Şimdi kendinize sorunuz: Halkları uyutmaya hakkınız var mı? Amerikalı halklar 30 trilyon dolarlık borcun hesabını sorduğunda ne cevap vereceksiniz?

Çıkarcılık, hukuksuzluk ve İsrailcilik sizi batırmaktadır, daha da batıracaktır!

Özel Not : Türkiye'nin dikkatine! Madem ABD yönetimi darbe suçlularını vermemekte diretiyor, bu durumda Türkiye de Stratfor Düşünce Kuruluşu'nun elemanları hakkında bir dava açsın. Çünkü bu kuruluşun elemanları, 15 Temmuz darbe gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağının uçuş koordinatlarını yayınlayarak darbecilere duyurmaya ve Erdoğan'ı öldürtmeye çalıştı. Bu çalışma çok büyük bir suçtur. Ayrıca eski Başkan Trump'ın "darbeye katıldığı"nı haber verdiği 13 ajandan da hesap sorulması gerekiyor. Bu kişiler mahkemeye verildiğinde, darbe emrini CIA'den veya eski Başkan Barack Obama'dan aldıklarını itiraf etmek zorunda kalacaklardır. Uluslararası bir mahkemede bu dava görülebilir.

Stratfor elemanları, darbenin başarılı olacağınışünerek oyunlarını açıktan oynadılar. Ama çok büyük hata ettiler. Mahkemede bunun hesabını vereceklerdir. Bir Cumhurbaşkanı'nı darbecilere öldürtmeye çalışmanın ne demek olduğunu öğreneceklerdir.

Not 9: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı. 

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tekTanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mart'ın ilk haftası.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

(Muranist: Modern Kur'anlı)

                        *   *   *

 

Dienstag, 9. März 2021

ABD BAŞKANI BİDEN'A CEMAL KAŞIKÇI UYARISI!

ABD BAŞKANI BİDEN'A CEMAL KAŞIKÇI UYARISI!

suçluların cezalandırılmasını isteyen tekTANRInın adıyla


ABD Başkanı Sayın Joe Biden,

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü'nüzün raporaruna göre gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın yakalanması ve öldürülmesi emrini Suudi Veliaht Prensi Selman vermiş. Ama siz bu rapor karşısında Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili Suudi Veliaht Prensi Selman hakkında herhangi bir olumsuz karar almayacağınızı, yani onun cezalandırılması için herhangi bir girişimde bulunmayacağınızı açıkladınız. Açıklamadaki bu kararınızın da Suudi yönetimiyle aranızın bozulmaması, yani ABD'nin çıkarlarının korunmasıyla ilgili olduğunu söylemişsiniz.

Fakat vardığınız ve verdiğiniz bu karar ile, zulmen katledilmiş olan Cemal Kaşıkçı'nın hakkını ve hukukunu çiğnediğinizin farkında mısınız? Kaşıkçının hakkı ne olacak? Adalet: Haklıya hakkını vermek ve suçluyu da cezalandırmak değil miydi?

Cemal Kaşıkçı'nın katlettiricisi Prens Selman'ı nasıl cezasız bırakabilirsiniz? Devletin temeli adalet değil mi? Adalet de milletin hakkını korumak için değil mi? O halde Kaşıkçı'nın hakkını korumanız gerekmiyor mu? Ama siz, Kaşıkçı'nın hakkını çiğnemekle onun katilini özgür bırakıp katil Prensi korumuş oluyorsunuz. İşte bu yaptığınız çok büyük bir zulümdür, asla adalet değildir! Bu zulüm ve adaletsizliği de "çıkarlarınız" için yapmaktasınız.

Şimdi "Biz İnsanlık" bu adaletsizliğinize seyirci mi kalalım? Asla seyirci kalamayız! Artık yeter!

Bu adaletsizliği derhal sonlandırmak zorundasınız. Çünkü Başkanların görevi, adaleti sağlamaktır. Adaleti sağlamayan bir Başkan, Başkan değildir. Kendinizi Başkan kabul ediyorsanız, adaletli olmayı ve adaleti sağlamayı da kabul edeceksiniz. Kabul etmiyorsanız, Başkanlıktan çekileceksiniz. Başkanlıktan çekilmek istemiyorsanız, Kaşıkçı'nın hakkını almayı ve katil Prens'i cezalandırmayı kabul etmeli ve gerekeni yapmalısınız.

Bu yapım için de kendinize şunu sorabilirsiniz: "Kaşıkçı yerine siz öldürülmüş olsaydınız, sizin devletiniz katil Prens'e ne yapardı?"

Suudi Arabistan'a ya savaş açılır veya o katil Prens öldürtülür ya da yakalanıp hapse atılırdı değil mi?

11 Eylül Terör Eylemi'nde 3 bin insanınızı katleden El-Kaide liderine ve ona sahip çıkan Taliban'a neler yaptığınızı, Afganistan'ı onların başına yıktığınızı hatırlıyorsunuzdur herhalde? Hatırlamıyorsanız, yardımcınıza veya eski Başkan G.W Bush'a sorabilirsiniz.

Şimdi Kaşıkçı'yla bir Başkan arasında ne fark var? Birisi gazeteci, öteki de bir devlet Başkanı. Ama ikisi de "insan"dır. Adalet önünde de ikisi de eşittir. O halde Kaşıkçı'yı ayrımcılığa uğratamazsınız. Buna hakkınız yoktur. Kaşıkçı'nın hakkını ödemek zorundasınız. Bunun için de katil Prens'in cezalandırılmasını sağlamaktan başka seçeneğiniz yoktur.

Adaleti sağladığınızda bırakın, Suudi ile ABD arasındaki ilişkiler bozulursa bozulsun. Önemli olan adaletin bozulmaması ve ayakta kalmasıdır. Adaleti ayakta tutacak olan da Sizsiniz! Siz adaleti ayakta tutmazsanız, sizin Başkanlığınıza ne gerek kalır?

"Başkanlığıma gerek var" diyorsanız, Kaşıkşı'yla onun katili Selman arasındaki adaleti sağlayınız, sağlamalısınız.

Suudi Arabistan'la aranızın bozulmaması için şu çareyi kullanma imkânınız da var: (Sizin ve Biz İnsanlık tarafından) Katil prensin affedilmesi karşılığında, Suudi Hanedanlığı da Krallığın demokratikleşmesini kabul etsin. Yani İngiltere'deki gibi bir demokrat krallığa geçilsin. Böylece Suudi Arabistan demokratikleşsin. Bunu kabul etmediklerinde ise katil Prens'e yönetim hakkı tanınmasın. Zorla yönetimi gasbettiğinde ise onun liderliği reddedilsin. Yöneticiliğinin kabul edilmeyeceği ona bildirilsin. Demokratikleşmeyi kabul ettiğinde, seçimlere kadar iktidarda kalabilecek, babası Kral Selman da ölünceye kadar krallığını koruyacaktır.

Bu teklifi onlara mutlaka yapmalısınız. Zaten siz de "demokrasi için" çalışacağınızı söylemediniz mi? İşte size fırsat! O halde sözünüzü tutmalısınız. Bu fırsatı kaçırmamalısınız. Ortadoğu ülkelerinin demokratikleşmesine daha fazla engel olmamalısınız. Şimdiye kadar devletinizin engeli vardı. Bunu da İsrail için yapıyordu. Fakat kıyamete kadar İsrail'in keyfine göre hareket edemezsiniz. Bu büyük kötülüğünüz artık sona ermeli. Kötülüğünüz sona ermezse, hem sizin, hem de İsrail'in devletini yıkmaktan başka çare kalmaz. Lütfen, işi bu noktaya getirmeyin. Ortadoğu ülkelerinin demokratikleşmesine koyduğunuz engelleri kaldırın. Suriye ve Mısır diktatörlüğünden desteğinizi çekin. Demokratlığın gereği budur! Ya da: "Biz demokrasiyi reddediyoruz" deyin, yeni kimliğinizi tanıyalım, ona göre mücadele edelim.

Siz şu anda diyorsunuz ki: Önce çıkarlarımız. BİZ İNSANLIK da diyoruz ki: Önce adalet!

Adalet yoksa, batsın çıkarlarınız! Yıkılsın devletiniz!

İmza: Mehdiyet Makamı.

 

Not 1: Suudi Krallığı demokratikleşmeyi kabul ederse, Prens Selman'ın yöneticiliği meşruiyet kazanır. Ötedünyadaki Cemal Kaşıkçı da davasından vazgeçer. Çünkü Kaşıkçı'nın hedefi, Suudi Arabistan'ın demokratikleşmesiydi. Bu yüzden canından oldu. Sağlığında gerçekleşmeyen demokratikleşme, onun ölümüyle gerçekleşmiş olsun.

Not 2: Demokratikleşmeyi kabul etmeden katil Prense yöneticilik verilecek olursa, yani ona bir ceza verilmezse, o Prens katilliğine devam eder. Bütün muhaliflerini öldürtür. Ona bu fırsat verilmemelidir.

Not 3: Cemal Kaşıkçı'nın katlettiricisi Prens Selman'ın hakettiği ceza, idamdır. İdamlık bir katile ülke yönetimi devredilemez.

Not 4: "Önce çıkarlarım" dediği için ABD yönetiminin adaleti yoktur. Bunu Afganistan'a saldırdığında ve Irak'ta yaptıklarında gördük. Demokratik yönetimleri devirdiğinde de onun demokrasiyle bir ilgisi olmadığını, demokratlığının yalan olduğunu anlamış olduk. Acaba ABD yönetimi bu tersine gidişi düzüne çevirip "önce adalet" ve "yaşasın demokrasi" diyebilir mi? Bu deyişini bekleyebilir miyiz? Dikatatörlerin altına serdiği kırmızı halıyı onların altından çekebilir mi? Onların uzatılan ellerini havada bırakabilir mi? "Önce adalet ve demokrasi" derse, bunları görebiliriz.

Not 5: ABD yönetimi eğer "önce adalet" diyemiyecekse, dünya liderliğini Türkiye'ye bırakabilir. Çünkü Türkiye yönetimi, "önce adalet" diyebilen bir yönetimdir. Çünkü Türkiye yönetimi, "aman Suudi Arabistan'la aram bozulmasın" diye, Kaşıkçı cinayetini gizleyebilirdi. Ve bu gizleme sayesinde yüz milyarlar dolar gelir elde edebilirdi. Ama gizlemeyip Prens Selman'ın adamları tarafından bu cinayetin işlendiğini bütün dünyaya duyurdu. Çünkü Osmanlı'nın mirasçısı Türkiye, "önce adalet" diyebilen bir ülkedir. Türkiye yönetimi adaletten sonra "önce insanlık" da diyebilen bir yönetimdir. Çünkü 4 milyon mülteciyi ölüme terketmeyip onları kabul etti. Türkiye aynı zamanda "önce insanlık" demekle beraber "önce demokrasi" de diyebilmekte ve bunun isbatı olarak da diktatörlere yüz vermemekte, onların elini sıkmamaktadır. İşte gerçek demokratlık da budur. Bu yüzden de ABD yönetimi Türkiye yönetimiyle boy ölçüşemez. Çünkü önce adalet, önce insanlık, önce demokrasi diyen bir ülkeyle "önce çıkarlarım" deyip hem adaleti, hem insanlığı ve hem de demokrasiyi çiğneyen bir ülke hiç bir ve eşit olabilir mi?

Bütün dünya devletleri liderleri bu iki ülke yönetimleri arasındaki farkı görmelidir. Farkı gördükten sonra da dünya liderliğini hangisinin hakettiğini söylemelidirler.

Not 6: Türkiye yönetimini devirmek için muhalefete yardım sözü veren Başkan Biden bu kararından vazgeçmelidir. Eğer vazgeçmezse, Türkiye'ye Biden hükümetini yıkma hakkı kazandırmış olur. Türkiye'nin de bu hakkı kullanacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın! O halde Biden yönetimi, Türkiye'de yapacağı bütün yıkımlardan, darbelerden, bozgunculuklardan ve terör eylemlerinden süratle uzaklaşsın, John Baas'lık ve Obama'lık yapmasın, gerçek müttefikliğini göstersin.

Not 7: ABD'de "Erdoğan'ı durdurun" diyen Erdoğan düşmanlarına söylensin: Asıl durdurulması gereken Erdoğan değil, Biden'dır. Çünkü Başkan Biden ülkesinin "çıkarları" için Cemal Kaşıkçı'nın hakkını çiğnetme kararı alabilmiş bir adamdır. Acaba kimin durdurulması gerekiyor? Biden'ı neden durdurmuyorsunuz?

Not 8: Bu bildiri Kral Selman'a mutlaka iletilmelidir.

Not 9: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı.

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tekTanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Ç'ın yirmibiri, Mart başı.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka davet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

(Muranist: Modern Kur'anlı)

                        *   *   *

 

 

Freitag, 5. März 2021

PKK TERÖRİSTLERİNİ KORUMAKTA OLAN İRAN YÖNETİMİNE UYARI!

 

PKK TERÖRİSTLERİNİ KORUMAKTA OLAN İRAN YÖNETİMİNE UYARI!

teröristleri koruyanlardan hesap soracak olan ALLAHın adıyla

 

Siz İran yönetiminin, sınırlarınızda PKK teröristlerini korumakta olduğunuz, Türkiye yönetimi tarafından çok iyi bilinmekte. "Bu teröristleri niçin koruyorsunuz" diye size sual sormayacağız. Çünkü bu sualden daha önemlisi, o teröristleri koruma ve barındırmanın bir suç olduğudur. Bu suçu terketmelisiniz. Bunun için de o teröristleri sınırlarınızdan derhal defetmelisiniz. Bunu yapmadığınız takdirde Türk ordusunun onları sınırlarınızda avlaması onun hakkı olur. Ya bu hakkı ödeyin, ya da o teröristleri kendiniz yokedin. Bunu kabul etmediğiniz takdirde Türk ordusunun harekete geçmesine ses çıkarma hakkınız kalmaz.

PKK teröristlerini koruma ve kollama ile belki Türkiye'ye karşı gizlediğiniz bir düşmanlığı besliyor olabilirsiniz. Bu düşmanlığı da devletinizin "çıkarları" için (ABD gibi) uygun görüyorsunuzdur. Peki, o koruduğunuz teröristlerin katlettiği masumların hakkı ne olacak? Allah bunun hesabını sizden sorduğunda O'na ne cevap vereceksiniz? "Türkiye bizim düşmanımızdı" mı diyeceksiniz? Ne diyeceksiniz? Bunun cevabını şimdi vermelisiniz! Eğer "biz müslüman bir milletiz ve yönetimiz" diyorsanız. Eğer müslüman bir millet ve yönetim değilseniz, bu daha fena bir durumdur. Ötedünyada iyi bir gelecek istiyorsanız bu fena durumdan derhal çıkmalı, halinizi düzeltmelisiniz. Bu düzeltim için de hak ve adalet ölçüleri sizin rehberiniz olmalı.

Hak ve adaletin ne olduğunu bilmiyorsanız size anlatabiliriz.

Hak: Yaratan'ın, yaratılışın ve yaratılmışların yasasına itaattir. Onların haklarını çiğnememektir.

Adalet: Haklıya hakkını, haksıza da cezasını hakettiği kadar vermektir. Bu vermeyi yapmayan bir devlet, adaletli değildir.

Yaratan'ın yasasınca teröristlik bir suçtur. Bu suça neden engel olmuyorsunuz? Engel olmanız gerekmez mi?

Teröristleri yakalayıp cezalandırmak, adaletin gereği değil mi? O halde nerede sizin hak ve adaletiniz?

"Biz haklı ve adaletli bir devletiz" diyorsanız, o teröristleri yakalayıp Türkiye'ye verin veya onların Türkiye tarafından avlanmasına engel olmayın. İkisinden birisini seçmek durumundasınız.

ABD ve İsrail'in Afganistan'da, Irak ve Suriye'de teröristleri avlama hakkı varsa, Türkiye'nin de Suriye, İran ve Irak'ta teröristleri avlama hakkı vardır. Bu hak çiğnenemez.

Hak ve adalete boyun eğmezseniz, devlet yönetme hakkınız kalmaz. Bu hakkınız kalmadığında da devrilmeniz hak olur. Devrilmek istemezseniz, hak ve adalete boyun eğmelisiniz.

Haksız bir yönetimi devirmeye bizim gücümüz yetmez, ama ALLAH'ın gücü yeter. Allah'ın gücüne karşı PKK teröristlerini korumaya devam edecek misiniz?

Teröristleri koruma ve kollama ve onları yaşatmanın zulüm olduğunu unutmuşsunuz. Size hatırlatıyoruz!

Duamız: Bütün evrenin ve içindekilerinin tek sahibi olan Allah'ımız! Terör örgütlerine desteğini kesmeyen ülke ve devletleri terör belâsına uğrat. Terör saldırısına uğrayan masumların çektiği acıları onlara yaşat. Amin.

İmza: Mehdiyet Makamı.

 

Not 1: PKK terör örgütünün katlettiği 30 bin masum insan İran'a bir kötülük yapmadı. Türkiye de bir kötülük yapmış değildir. O halde İran, sınırlarında gizlediği ve barındırdığı PKK teröristlerini hak ve adaletin gereği olarak neden defetmiyor? Bu işlem mutlaka yapılmalıdır!

Terör örgütleri üzerinden çıkar sağlamak, acizlik ve alçaklıktır! Müslüman bir ülkenin yönetimi bu alçaklığı kabul etmemelidir. Bu alçaklığı kabul eden ülkeler, teröre hayat vermektedir. Oysa teröre ölüm vermek gerekir!

Not 2: ABD ve Rusya yönetimleri de PKK terör örgütüne verdikleri desteği kesmek zorundadırlar. Bu destek kesilmediği takdirde Türkiye'ye, onların ülkelerinde terör örgütü kurma hakkı kazandırmış olurlar. Bu hakkın kullanılmasını istemeyen ülkeler üstlerine düşen görevi yerine getirsinler.

Not 3: Birlesmiş Milletler örgütü, teröre destek veren ve çıkarları için onları kullanmakta olan ülkeleri uyarmak zorundadır. Bu uyarıyı yapmayan ve uyarısına uymayanları cezalandırmayan bir BM, dünya barışını çiğnemiş ve çiğnetmiş olur. Bu da onun kuruluş amacına zıt olur. Bu zıtlık da, BM'nin kapatılmasını gerektirir.

Not 4: Terör örgütlerine destek vererek insan haklarını çiğnemekte olan AB ve ABD ülkeleri, "insan hakları"nı kullanmaya son vermelidir. Son vermedikleri takdirde onların insan hakları uyarıları reddedilecektir.

Not 5: ABD yönetimi, eğer Kaşıkçı'nın katlettiricisi Prens Selman'ın cezalandırılmasını sağlamazsa, kendini "dünyanın en büyük insan hakları ihlalcisi" olarak tarihe geçirmiş olacaktır. Ayrıca Prens Selman gibi bir katile yönetim hakkı tanımak, Kaşıkçı'ya, Suudi Arabistan halklarına ve bütün insanlığa ihanettir. ABD yönetimi bu ihaneti kabul etmemelidir.

Not 6: Kur'anın hükmünce masum bir insanı katleden bütün insanlığı katletmiş sayılıyor. Masum Kaşıkçı'yı katlettiren Prens Selman da bütün insanlığı katlettirmiş durumdadır. Bu durumda olan bir kimseye ülke yönetimi vermek, Kur'anı çiğnemek ve çiğnetmektir. Kral Selman eğer müslümansa, Kur'anı çiğnetmemelidir.

Masumların katledicisi PKK'lı teröristleri sınırlarında gizleyen İran yönetimi de, Kur'anı çiğnemekte olduğunu görmeli, Allah'a ihanetini sonlandırmalıdır.

Artık hak geldi. Hak olmayan gitmeli ve haksızlık bitmeli.

Not 7: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı.

 

Allah'tan başka ilah yoktur. Mehdi ve Mesih Allah'ın kulu ve elçisidir.

 

Zaman: Yeni Çağ'ın yirmibiri, Mart başı.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka dâvet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *