Freitag, 10. Januar 2020

AVUSTRALYA YÖNETİMİNE UYARI!

          AVUSTRALYA YÖNETİMİNE UYARI!

    bitkilerin, hayvanların ve insanların sahibi olan
                       tekTANRInın adıyla

Ülkenizdeki orman yangınlarından kaynaklanan fa-
cia nedeniyle ve develerin çok su tüketmesinden
dolayı 10 bin deveyi katletme kararı almışsınız. Fa-
kat bu dehşetli karardan hemen vazgeçmelisiniz.
Bu karardan vazgeçerek muhtaç olduğunuz su ve
yagmuru Tanrı'dan isteyebilirsiniz. Size zarar ge-
tirdiğini düşündüğünüz o mâsum develer sizin için
bir imtihan olabilir. Ve bu imtihan sebebiyle o deve-
leri katlettiğinizde daha büyük bir belâya uğrayabilir-
siniz. Daha büyük bir belâya uğramamak için o de-
veleri katletmekten vazgeçiniz.

Yüce Tanrı'ya yapacağınız dua şöyle olmalıdır:
"Yerlerin ve göklerin sahibi yüce Tanrımız! Bizim
günahlarımızı affet ve bize su ve yağmurunu yetiş-
tir."

Her Avustralyalı bu duayı kendi başına veya bir-
araya gelerek felâket son bulana kadar okumalıdır.

Yüce Tanrı yardımcınız olsun.

İmza: Tanrı'nın Mehdisi (doğruluğa götürücüsü)
Mehmed Nur'an

Not 1: Ey Avustralyalılar! Develerin su içme hakkına
dokunmayınız. Yoksa felâkete uğrarsınız!

Ey Avustralyalılar! İyi düşününüz. Develerin su iç-
me hakkı yok mu? Suyunuzu develerle paylaşmalı-
sınız. O develeri katletmek sizin zulmünüz olur. Bu
zulmü işlememelisiniz.

Not 2: Avustralya'da eğer develer "çok su içiyorlar"
denilerek katledilirse, 21. yüzyılda kuraklık yüzün-
den ilk su savaşları başlamış olacak ve hayvanlara
karşı verilen bu savaşta mâsum develer yok edile-
cek. Bu yok ediciliğe izin verilmemelidir.

Not 3: Develerin "insanlardan daha çok su tükettiği"
iddiası doğru değildir. Çünkü bir deve sadece içme
suyu tüketir. Bir insan ise içme suyunun yanında bir
de yıkanma ve temizleme suyu tüketir. Bir insanın
bir günde tükettiği içme, yıkanma ve temizleme su-
yu, 60-90 litre ve daha fazlasıdır. Bir deve ise bir
günde 70-80 litre su tüketir. İnsan ile devenin tü-
kettiği su miktarı hemen hemen eşittir. Belki bir in-
sanın tükettiği su, devenin içtiğinden daha fazladır.

Not 4: Hayvan haklarının ilk koruyucusu İslâmiyet
olmuştur. Bakınız: Kur'an, Hûd Sûresi 61-68 âyet-
leri.

Not 5: Bu bildiri, Avustralya yönetimine hemen iletil-
melidir.


                                 Tanrı tektir.
   İsa, Musa ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.


Zaman:  Yeni Çağ'ın yirmisi, Ocak'ın ikinci haftası.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *





Mittwoch, 8. Januar 2020

İRAN VE ABD ARASINDAKİ SAVAŞ NASIL ÖNLENİR?

           İRAN VE ABD ARASINDAKİ SAVAŞ
                           NASIL ÖNLENİR?

   saldırıya uğrayanlara savaşma izni vermiş olan
                          tekTANRInın adıyla


ABD yönetimi, İran Devrim Muhafızlarını önce "te-
rörist" ilân edip, ardından da Devrim Muhafızları'nın
en büyük komutanı Kasım Süleymani'yi açık bir su-
ikastla katlederek, İran'a "savaş" ilân etmiş oldu.

Şimdi İran da buna karşılık ABD askerlerini ve ko-
mutanlarını "terörist" ilân etti. Bu ilânın ardından da
o ABD'li "teröristler"i yok etmeye çalışacak. Bu da,
savaşın devam edeceğini gösteriyor.

Ama ABD yönetimi isterse, bu savaşı hemen dur-
durabilir. Bunu durdurmak için de; Süleymani'nin
katliamında bulunmuş 1 generalini, 1 subayını ve
10 askerini İran'da idam edilmek üzere İran yöne-
timine versin. Veya İran ABD'nin bulunduğu bölge-
lerdeki 35 hedefi vururken ABD yönetimi buna se-
yirci kalsın, savaş kesilsin. Aksi halde savaş, dur-
mamak üzere başlamış olacaktır ve başlamış vazi-
yettedir.

Eğer ABD yönetimi savaşmaktan yanaysa, İran'a
hiçbir taviz vermeyecektir. Taviz vermemekle de,
savaşı kabul etmiş olacaktır. Bu kabulün ardın da
Ortadoğu bölgesindeki bütün askerleri ve müttefik-
leri İran'ın saldırısına uğrayacaktır.

Eğer ABD'nin müttefikleri olan Suudi Arabistan, Bir-
leşik Arap Emirlikleri, Mısır ve İsrail: "Biz bu savaş-
ta ABD'nin arkasında değiliz" derlerse, İran'ın he-
defi olmaktan çıkarlar. Fakat "ABD ile muttefikiz ve
onun arkasındayız" derlerse, İran'ın saldırısına he-
def olurlar.

Bu sebeple ABD'nin müttefikleri eğer İran'ın hedefi
olmak istemezlerse, gerekli açıklamayı hemen yap-
sınlar. Ve bu şekilde ABD ve İran savaşmaya karar
verirlerse, bu savaş sadece ikisi arasında kalsın,
daha fazla büyütülmesin.

Bu savaşın daha fazla büyütülmemesi için; "İran
saldırıya geçerse, onu denizaltı füzeleriyle vururuz"
diyen İngiltere yönetimi, ABD'nin arkasından çekil-
melidir. Eğer İngiltere ABD'nin arkasından çekil-
mezse, Rusya da İran'ın arkasına geçebilir ve bu
geçişle de bir Üçüncü Dünya Savaşı çıkabilir. Bu
yüzden İngiltere ABD'nin arkasından çekilmelidir.
Zaten ABD'nin kendini koruyacak yeterli gücü var.
İngiltere kendini niçin İran'ın hedefi haline getiri-
yor ki? Fransa ve diğer Avrupa ülkeleri de bu sava-
şın ötesinde olmalıdır. Tabii Üçüncü Dünya Savaşı
çıkmasın istiyorlarsa...

ABD Süleymani'yi katletmekle "Kıyamet Savaşı"nın
düğmesine basmış oldu. Bu savaşın sonunda ya İ-
ran yenilecek, ya da ABD ve müttefikleri. Maalesef
bu savaş durmayacak ve durdurulamayacaktır. An-
cak ABD'nin geri adım atmasıyla bu savaş durabilir.

ABD geri adım atmaya hazır mı?

Güçlü olanlar geri adım atmaz. Ancak hakka ve
adâlete boyun eğmiş olanlar geri adım atar.

ABD, hakka ve adâlete boyun eğer mi?

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Türkiye, Rusya ve Çin, ABD ile İran arasında
başlamış olan savaşta İran'ın arkasında olmaya-
caklardır. Eğer bu ülkelerden biri İran'ın arkasına
geçerse, Üçüncü Dünya Savaşı başlamış olur. Fa-
kat o ülkeler İran'ın arkasında durmayacaklardır.
ABD ile Iran'ı yalnız bırakacaklardır.

Not 2: Birleşmiş Milletler'in ABD'nin bileğini büke-
cek gücü olmadığı için, ABD-İran savaşını durdu-
ramayacaktır.

Not 3: Rusya isterse, ABD ile İran arasındaki sava-
şı durdurabilir. Bunun için de ABD'ye: "İran'a sataş-
maktan uzak dur. Aksi halde nükleer saldırıya ge-
çerim" diyerek meydan okuması yeterlidir. Fakat
Rusya bir Üçüncü Dünya Savaşı'nı istemeyeceği
için bu meydan okumayı yapmayacaktır. Çünkü
böyle bir meydan okumayı yapabilmek için, Üçüncü
Dünya Savaşı'nı göze almış olmak gerekiyor.

Not 4: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda
paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                                 Tanrı tektir.
   İsa, Musa ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.


Zaman:  Yeni Çağ'ın yirmisi, Ocak başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *




Dienstag, 7. Januar 2020

İRAN ABD'DEN İNTİKAM ALACAK MI?

         İRAN ABD'DEN İNTİKAM ALACAK MI?

      zâlimlerden intikam alan tekTANRInın adıyla


Amerika Birleşik Devletleri, Bağdat Büyükelçiliği'ne
yapılan baskının intikamını, İran'ın en değerli gene-
rali Kasım Süleymani'yi katlederek aldı. Bu katliam
karşısında da İran yönetimi, komutanlarının intika-
mının alınacağını söyledi.

Şimdi bu intikamın alınabilmesi için İran'ın; ABD'nin
bir generalini, bir subayını ve on askerini veya bun-
ların yerine 1000 veya 10 bin askerini katletmesi
gerekiyor. Çünkü öldürülen Kasım Süleymani, İran'
ın gözünde 10 bin ABD askerinden daha kıymetli-
dir.

İran ABD'den intikamını alırken, yani ABD'nin bin-
lerce askerini katlederken, ABD yönetiminin de bu
katliama seyirci kalması ve sineye çekmesi gereki-
yor, tabii İran ile savaşmak istemiyorsa. Eğer ABD
yönetimi İran'ın intikam saldırılarına göz yumarsa,
İran intikamını aldıktan sonra savaş sona erer. Ama
Başkan Trump'ın iktidarı da son bulur. Eğer ABD
yönetimi İran'ın intikam saldırılarına göz yummayıp
karşılık verirse, savaş devam eder ve bu devamla
Başkan Trump da iktidarını sürdürür.

Savaşın kesilmesi için isterse İran da intikam al-
maktan vazgeçebilir. Eğer İran intikam almaktan
vazgeçerse, "büyük şeytan" kabul ettiği Amerika'ya
yenilgiyi kabul etmiş olur ve bu kabulle ABD'nin a-
yağı altında kalır, ezilir.Ezilmeyi kabul etmiş bir İran
rejiminin ise hiç bir kıymeti kalmaz. Eğer İran yöne-
timi ülkesinde hükmeden Humeyni'nin rejiminin de-
ğerini düşürmek istemezse, ABD'ye boyun eğmez
ve intikamını alır. Bu intikam elbette İran'ın hakkı-
dır. Çünkü olaylar, ABD’nin Haşdi Şabi'ye bağlı Hiz-
bullah Tugayları’na yönelik hava saldırıları ile başla-
dı. Bu yüzden ABD yönetimi, İran'ın intikam saldırı-
larına (ya 1 general, 1 subay ve 10 asker veya on-
ların yerine 1000-10 bin asker kaybedene kadar)
göz yummak zorundadır.

Eğer ABD yönetimi savaşı kesmek isterse, İran'ın
intikam almaması karşılığında ona uyguladığı bü-
tün yaptırımları kaldırmayı veya 10 milyar dolar kan
bedeli ödemeyi teklif edebilir. ABD bu teklifi de
yapmazsa, İran, ona yapılan saldırının intikamını
mutlaka alacaktır.

Eğer ABD yönetimi İran'ın intikam saldırılarına kat-
lanamayacak olursa, bu savaş, İran rejimi yıkılana
kadar devam eder. İran rejimi yıkılmadıkça da bu
savaş son bulmaz ve son bulmayacaktır. Çünkü
kılıçlar kınından çekildi. Bu savaşta ya İran rejimi
yıkılacak, ya da Trump'ın kellesi gidecek.

İran ABD'den intikam almada ABD askerlerini öl-
dürmek yerine, onun müttefikleri olan Suudi Arabis-
tan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Bahreyn ve İsra-
il'e saldırmayı düşünebilir. Eğer İran ABD'nin müt-
tefiklerinden birine saldırırsa, savaş körüklenmiş ve
büyütülmüş olur.Eğer İran yapacağı saldırıda İsrail'
i yoketmeyi başarırsa, "İsrail'i yok eden Humeynist
kahramanlar" olarak tarihe geçer. Ama bu yokedi-
ciliğin sonunda İran rejimi ve rejimin bütün Humey-
nist sahipleri de yok edilir. Tabii ABD yönetimi bu
fırsatı İran'a vermeyecektir. İran saldırıya geçme-
den ona saldıracaktır. Bu saldırı da, İran'daki Hu-
meynist rejimin sonu olur. Humeynist rejimin son
bulmasıyla da İran'da demokratlar iktidara gelir.
İranlı demokratların ise "İsrail'i yoketmek" gibi bir
düşüncesi ve politikası olmayacaktır. Bu sebeple
eğer İran yönetimi intikamından vazgeçmezse,
ABD yönetimi Humeynist rejimi yıkmak isteyecek-
tir. Çünkü bu yıkımı yapmadan İsrail güvende ol-
mayacaktır. İsrail de bu güvenliği kazanabilmek
için İran'a karşı ABD'nin yanında savaşmak iste-
yecek ve savaşacaktır. İran yönetimi isterse, re-
jimini yıkılıştan korumak için intikam almaktan ve
İsrail'i yoketmek düşüncesinden vazgeçebilir. Ta-
bii bu vazgeçişle de İran'ın ideolojisinin bir hükmü
ve kıymeti kalmaz. Son kararı İran yönetimi vere-
cektir. Ve bu kararla savaş ya son bulacak, ya da
büyüyerek devam edecektir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Eğer Suudi Arabistan'daki Aramco saldırısı-
nı İran'ın yaptığı veya yaptırdığına dair bir delil or-
taya çıkarsa, İran ABD'den intikam alma hakkını
kaybeder. Aynı şekilde eğer Kasım Süleymani'nin
ABD askerlerini öldürttüğü iddiası da sabitse, bu
durumda da İran'ın ABD'den intikam alma hakkı
kalmaz.

Eğer Aramco saldırısını İran'ın yaptırdığına dair bir
delil varsa, bu durumda Suudi Arabistan'ın İran'a
savaş açma veya İran'dan uğradığı zararın tanzim
edilmesini isteme hakkı doğar.

Not 2: İran ile ABD ve müttefikleri arasında geçe-
cek savaşta Türkiye, Rusya ve Çin tarafsız kalacak-
tır. Çünkü onlar savaşa taraf olursa, üçüncü dünya
savaşı çıkar. İran, savaşma kararını buna göre ver-
melidir.

Not 3: İran ile ABD arasında savaş çıkıp çıkmama-
sına, gizli karar vericiler olan ABD'deki Evangelist-
ler ve Yahudi Lobisi karar verecektir. Eğer onlar:
"İsrail'in güvenliği için artık İran rejimi yıkılmalıdır"
derlerse, ABD savaşı tırmandıracaktır.

Not 4: Müslümanlar, Mehdi'yi beklemekten vazgeç-
melidir. Çünkü Mehdi gelmiş ve Saddam'ın devrili-
şinden bu yana görev başındadır. Mehdi Hazretleri'
nin görevi de; yeryüzüne hak ve adâleti yerleştir-
mek, İslâmiyeti yenilemek ve insanlığı gerçek din'e
dâvet etmektir.

Not 5: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda
paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                                 Tanrı tektir.
   İsa, Musa ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.


Zaman:  Yeni Çağ'ın yirmisi, Ocak başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *





Montag, 6. Januar 2020

FATİH SULTAN MEHMED İSTANBUL'A KANAL YAPILMASINA KARŞI ÇIKAR MI?

                    FATİH SULTAN MEHMED
           İSTANBUL'A KANAL YAPILMASINA
                          KARŞI ÇIKAR MI?

                         gemilerin geçişi için
            İstanbul denizine boğaz açmış olan
                             ALLAHın adıyla


İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul ile
ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın a-
çıklamalarına tepki göstererek, “Bu coğrafya, bin-
lerce yılın bize emaneti. Bugün, şu güzel şehri fet-
hedip, bizim insanlarımıza kazandıran Fatih Sultan
Mehmet, bugün ayağa kalksa, dirilse, ‘Sen ne yapı-
yorsun’ der. Hepimize hesap sorar" demiş.

Biz de soruyoruz: Fatih Sultan Mehmed dirilse, he-
sap mı sorardı, yoksa alkış mı tutardı?

Cevabımız: Alkış tutardı!

Çünkü gemileri karadan yürütmeyi bilmiş bir Padi-
şah, şimdiki zamanda İstanbul Boğazı'nın yetersiz-
liğini görüp, gemileri ya karadan yüzdürecek, ya da
kanal açmayı düşünecekti. Çünkü Fatih döneminde
İstanbul Boğazı'nda belki kayıklar yüzüyordu, belki
ayda, haftada bir kaç gemi geçiyordu. Bir kanal a-
çılmasına gerek olmayabilirdi. Ama şimdi Boğaz'
dan yılda 50 bin gemi geçiyor. 10 yıl sonra bu ra-
kam daha da yükselecek. Ve şimdiden gemiler ge-
çiş için bir hafta beklemek zorunda kalıyormuş. İle-
ride bu süre daha da uzayacak. Tabii kanal yapıl-
mazsa.

Şimdi Fatih Sultan Mehmed dirilse, bu gerçeği gö-
remeyecek kadar kör mü olurdu? Asla kör olmaya-
caktı! Bu gerçeğe kör kalmayacağına göre, kanal
yapımına elbette alkış tutacaktı ve bunun öncülü-
ğünü yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı tebrik ede-
cekti. İmamoğlu'nun tebriği nerde?

Ekrem İmamoğlu'nun kafası iyi çalışsaydı bu ger-
çeği görürdü! Bu gerçeği göremediğine göre, o-
nun kafası ya iyi çalışmıyor, ya da çok iyi çalışıyor
da, politik hesaplar yüzünden gerçekleri görmek
istemiyor ve muhalefet ediyor. Madem muhalefet
ediyor, o halde ya İstanbul Boğaz trafiğini rahatla-
tacak alternatif bir çareyi göstersin, ya da Fatih
Sultan Mehmed'i rahat bıraksın...

Gemileri karadan yüzdürecek bir çaresi olmayanla-
rın İstanbul'a açılacak kanala muhalefetinde bir ha-
yır yoktur!

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: İstanbul Kanalı'na muhalefet edenler, ölüler
diyarındaki Sultan Fatih'e gitmek yerine, İstanbul
Boğazı'nın iki yakasında ikamet etmekte olan Bo-
ğaz Sakinleri'ne sorsunlar: "Kanal yapılırsa, 5 yıl
sonra daha temiz ve daha güvenli bir Boğaz'a ka-
vuşacaksınız. Ama kanal yapılmazsa, 10 yıl sonra
daha kirli ve daha tehlikeli bir Boğaz'la karşılaşa-
caksınız. Acaba hangisini tercih edersiniz?"

Eğer gazetecilerin cesaretleri varsa, Boğaz'daki ya-
lı sahiplerine ve ailelerine şunu da sorsunlar: " Yalı-
larınızı yıkın, buradan göç edin. Boğaz'dan uzakta
daha temiz ve daha tehlikesiz yerler var. Niçin bura-
da oturmakta ısrar ediyorsunuz? Buradan göçerse-
niz kanal yapılmasına gerek kalmaz!" Sorun baka-
lım, nasıl bir cevap alacaksınız... (Ama unutmaya-
lım: Boğaz sakinleri göç etmeyi kabul etse bile, Bo-
ğaz'dan geçecek gemilerin sorunu devam edecek.)

Not 2: Gazeteciler, İstanbul'daki işsizlere sorsunlar:
"Kanal yapılmaya başlayınca 10 bin işsize iş çıka-
cak. Bu haber sizi sevindirir mi?" İmamoğlu'nun be-
lediyeden attığı 6 bin işçi ne kadar üzgünse, bu ha-
bere İstanbul'daki işsizler ve iş arayanlar o kadar
çok sevinecektir.

Not 3: TRT Haber ve ATV Haber, İstanbul Boğazı'
ndaki yalı sakinleriyle, yapılacak kanal ve Boğaz'da-
ki sakinlerin kazanacağı rahatlıkla ilgili bir röportaj
gerçekleştirmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
         Mehdi ve Mesih Allah'ın kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın yirmisi, Ocak başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *





Freitag, 3. Januar 2020

İSTANBUL'A KANAL YAPILSIN MI YAPILMASIN MI?

                         İSTANBUL'A KANAL
               YAPILSIN MI YAPILMASIN MI?

        iyi işler yapanları mükâfatlandıracak olan
                             ALLAHın adıyla


İstanbul'a bir kanal yapılmak isteniyor ve soruluyor:
"Yapılsın mı, yapılmasın mı?

Bu soruyu cevaplayabilmek için şu suali sormak ve
cevaplamak gerekiyor: "İstanbul'a kanal açmak bir
ihtiyaç mıdır?"

Bunun cevabını devlet yetkilileri verir.

Eğer İstanbul'a bir kanal açmak bir ihtiyaçsa, bu ih-
tiyacı karşılamanın fayda ve zararları ne olur? Eğer
faydaları zararlarını geçiyorsa, o kanal açılır. Eğer
o kanalın açılması çok gerekliyse, az zararlar kabul
edilir.

"İstanbul'a kanal açmanın faydası mı çok, zararı mı
çok?" sualinin cevabını, bu işin uzmanları verir.
Yoksa muhalefet partileri ve ideolojik düşmanlar
değil.

İstanbul'a kanal açmanın "çevreyi kirleteceğini" dü-
şünenler şunu da düşünmeledir: Montrö Boğazlar
Anlaşması yapıldığında İstanbul Boğazı'ndan yılda
3000 gemi geçiyorduysa, şimdi 50 bin gemi geç-
mektedir. 10 yıl sonra ise bu rakamın 70 bine yük-
seleceği düşünülüyor. Şimdiki zamanda bu 50 bin
geminin çıkardığı gaz ve duman, Boğaz'ın iki yaka-
sındaki ikamet eden vatandaşları zehirlemekte, ha-
valarını kirletmektedir. Bu zehirlemenin ve kirletme-
nin olmaması için gemilerin geçişini yasaklamak ve
Boğaz'ı trafiğe kapatmak gerekiyor. Böyle birşey
mümkün mü? Montrö Anlaşması'na ve İstanbullula-
rın kendi ihtiyaçlarına göre mümkün değil. Fakat
Boğaz'dan geçen gemilerin çevrede oturan halkı
zehirlemeleri de kabul edilemez. Madem kabul edi-
lemez, Boğaz ya gemi trafiğine kapatılmalı, ya da
Boğaz'dan geçen gemi sahiplerinden çevreyi kir-
letmenin bedeli alınmalı. Bu da, Montrö Anlaşması'
nın yenilenmesini gerektirir. Çünkü anlaşmanın ya-
pıldığı tarihteki şartlar ile şimdiki şartlar değişmiştir.
Şartlar değişince, hükümler de değişir. Bu da, an-
laşmanın yenilenmesini gerekli kılar ve kılıyor.

İstanbul Boğazı'nın iki tarafında oturan halkların:
"Boğaz'dan geçen gemilerin çevreyi zehirlemesini
ya durdurun, ya da azaltın" demeleri, onların hakkı-
dır. Bu hakkın yerine gelebilmesi için de bir kanal
açmak, onların uğradığı zararı yarıya indirebilir. Bu
"zararı yarıya indirme", adâlet'tir. Bu adâletin yerine
getirilmesi gerekiyor. Boğaz'dan gemi geçişleri ya
yasaklanır, ya da bu yasaklama mümkün değilse, o
adâlet yerine getirilir.

İstanbul Bogazı'ndan geçen gemiler çevreyi zehir-
lemiyorsa ve gemi trafiği sıkışmıyorsa, gelecekte
de bir sıkışma olmayacaksa, İstanbul'un nüfusu art-
mak yerine eksilecekse ve başka bir kuvvetli gerek-
lik yoksa, kanal açmaya gerek kalmayabilir. Ama
durum bunun tersine ise, o zaman kanal açmaktan
başka çare yok demektir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: İstanbul Kanalı'nın iki yakasına yapılacak ev-
ler, kanalın dibine değil, 100 veya 200 metre uza-
ğına yapılmalıdır. Kanal ile evler arasında bırakıla-
cak 100-200 metrelik mesafede yeşil alan meyda-
na getirilmelidir. Eğer yapılacak evler İstanbul Bo-
ğazı'ndaki yalılar gibi kanal ve denizin ta dibinde o-
lursa, geçecek olan gemilerin gaz ve dumanları ev-
lerde oturanlara kolayca zarar verir. Bu zararın mey-
dana gelmemesi için gerekli mesafe mutlaka düşü-
nülmelidir. İleride meydana gelecek kanal suyu
yükselmelerinin neticeleri de iyi hesabedilmeli,
evler buna göre yapılmalıdır.

Not 2: İstanbul Boğazı'ndan bedava geçişler son-
landırılmalıdır. Faydalı olacaksa Montrö Anlaşması
yenilenmelidir.

Not 3. Yapılacak kanala, tankerler ve yapmak zo-
runda olup da manevra yapamayacak gemiler so-
kulmamalıdır. Uygun bir sınırlama ve yönlendirme
mutlaka olmalıdır.

Not 4: İstanbul'da kanal yapımına muhalefet eden-
lere soruyoruz: Süveyş ve Panama kanalları ekolo-
jik dengeyi bozmuş mudur ve ne kadar bozmuş-
tur? Eğer bozduysa, o kanallar niçin kapatılma-
mıştır?

Not 5: Panama ve Süveyş kanalları yapılırken dep-
rem meydana gelmiş midir? Geldiyse, şiddeti kaç-
tır? İstanbul'da yapılacak kanalın deprem meydana
getireceği kesin midir? Bu kesinliği isbatlamaya,
deprem uzmanlarının üçte iki çoğunlugu hazır mı-
dır? Eğer hazırsalar ve kanal yapımının meydana
getireceği söylenen depremin şiddeti 5'ten fazla
olacaksa, o zaman kanal yapımından vazgeçilebi-
lir. Eğer gerekli delil ve isbatlar yoksa, kanal yapı-
mına start verilir.

Not 6: İstanbul Boğazı'nda, oradan geçecek gemi-
lerin 14 saat beklemek zorunda kaldıkları söyleni-
yor. Şimdi Boğaz'dan yılda 50 bin gemi geçiyor-
muş. 10 yıl sonra bu rakam 70-80 bine çıkacakmış.
Bu yükselme ise, Boğaz'dan geçecek gemilerin 14
saat bekleme süresini 24 saate çıkarır. 1 günlük
bekleme süresi, ticaret gemileri, özellikle çabuk bo-
zulacak gıda taşıyan gemiler için hiç uygun değildir.
Ve ayrıca uzun bekleme, maliyeti de arttırır. Kanal
açıldığında ise, 1-2 saat uzakta olan Kanal'a yönel-
mek ve oradan geçmek, o gemiler için çok daha a-
vantajlıdır. 10 yıl sonra Boğaz'dan 1 senede geçe-
cek gemilerin  70-80 bine yükseleceğini şu şekil-
de öngörebiliriz: Yeryüzünde insan sayısı artıyor.
İnsan sayısının artması, onların ihtiyaçlarının da
artması demektir. İhtiyaçların artması ise, ticaret
gemilerinin sayısını da arttırır. Türkiye ve Türkiye'yi
yönetenler, 10 yıl sonrasını 10 yıl sonra değil, şim-
diden düşünmek zorundadırlar. Geleceğe hazırlıklı
olmayanlar, çok şey kaybederler.

Not 7: Kanal yapımının yan etkileri elbette olacaktır
veya olabilir. Fakat bu yan etkiler olmasın diye, ya-
pılmasının gerekliği yüzde 50'den fazla olan bir
şeyden vazgeçilmez. İlâcın yan etkisi var diye, o i-
lâcı içmekten vazgeçilir mi? İyileşmek isteyen,
o ilâcı içecek!

Not 8: Yeryüzünde iyi işlere engel olan kadar kötü
bir insan yoktur.

Not 9: Deniz sularının adâletli bölüşümüne göre 12
Adalar, Türkiye'ye aittir. Yunanistan bu adaları hak
gereği olarak Türkiye'ye iade etmelidir. Eğer iade
etmezse, Türkiye bu adaları savaş yoluyla geri
alma hakkına sahiptir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
         Mehdi ve Mesih Allah'ın kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın ondokuzu, Aralık sonu.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *