Montag, 25. September 2017

BARZANİ'NİN BAĞIMSIZLIĞI İSRAİL'İ BATIRIR!



BARZANİ'NİN BAĞIMSIZLIĞI İSRAİL'İ BATIRIR!

yeryüzü ve gökyüzünün tek hâkimi ALLAHın adıyla


Evet, Barzani'nin bağımsızlık kazanması, İsrail'i ba-
tışa götürecektir. Çünkü bu bağımsızlığın getirece-
ği tehlike, ancak İsrail devletinin batırılması ile orta-
dan kaldırılabilir. Bu sebeple asıl tehlikede olan,
ABD ve İsrail'dir! Çünkü İsrail karşısında etkisiz ha-
le gelmesi için ABD'nin Ortadoğu ülkelerini parça-
lama isteği ve çalışması vardır. ABD bu çalışmayı
sonlandırmış değildir. Tam aksine hızlandırmaya
çalışmaktadır. Barzani'nin bağımsızlık kazanması
da bu çalışmaya hizmet edecektir. Fakat Ortadoğu'
nun büyük ülkelerinin yönetimleri de bu "büyük teh-
like"yi görmüş durumdadırlar ve gerekli önlemlerini
de alacaklardır ve almaya başlamışlardır.

Barzani'nin bağımsızlığından ve Irak'ın parçalan-
masından en büyük faydayı sağlayacak olan ABD
ve İsrail'in bu faydalanmalarının önünü kesecek en
iyi çarenin, "ABD'yi Ortadoğu'dan sürüp çıkarmak
ve İsrail devletini ortadan kaldırmak" olduğu görül-
mektedir. Ortaya yeni çıkan bu görülme, yeni bir sa-
vaşın başlangıcı olacaktır. Tabii bundan sonra Or-
tadoğu'nun Müslüman Savaşçılar'ı, ABD'yi bu böl-
geden çıkarmak ve İsrail devletini ortadan kaldır-
mak için savaşacaklardır. ABD ve İsrail'in Ortado-
ğu'daki emelini ve hedefini görmüş ve bilmiş olan
bölge ülkelerinin yönetimleri de bu savaşçılara
destek vermek zorunda kalacaklardır.

Barzani'nin referandumuna ve bağımsızlık kazana-
cak olmasına sevinmekte olan İsrail, gelecekteki
felâketini görmüş olsaydı, sevincini üzüntüye çevi-
rir ve bu bağımsızlaşmaya engel olmaya çalışırdı.

ABD Ortadoğu'da, ancak bu bölge ülkelerini parça-
lama emelinden vazgeçerse ve İsrail'e Filistinlilerin
toprak hakkını ödetirse, bir felâkete uğramadan ba-
rınabilir. Aksi halde yani Barzani'nin bağımsızlık ka-
zanmasıyla ABD ve İsrail'in felâketi başlayacaktır.

ABD ve İsrail bu felâketle karşılaşmak ister mi?
Onların nükleer silahları, gelecek felâketi önler mi?

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Ey Ortadoğu'daki müslüman Kürtler! Büyük
Kürdistan'ınıza kavuşmak ister misiniz? Madem is-
tersiniz, o halde İsrail devletini ortadan kaldırmak
ve ABD'yi bölgeden sürüp çıkarmak isteyen Müs-
lüman Savaşçılar'a destek veriniz ki, isteğinizin ger-
çekleşmesine yol açılsın. Eğer İsrail Filistinlilerin
toprak hakkını öderse ve ABD bölgenizi terkeder-
se, savaşa gerek kalmaz ve isteğiniz size verilir ve
verilecektir. Sizin hayalinizin gerçekleşmesine en
büyük engel, ABD ve İsrail'dir. Onların Ortadoğu'ya
vurduklarığüm çözülmeden hayalinize kavuşma-
nız mümkün olmayacaktır. ABD ve İsrail Ortadoğu
ülkelerini parçalamak isterken, sizin hayalinizin ger-
çekleşmesine yardım edilmeyecektir, edilemez.
Önce "Büyük Tehlike"nin ortadan kalkması gereki-
yor. Anladınız mı? Eğer anladıysanız, gereken için
harekete geçersiniz ve düğümün çözülmesine yar-
dım edersiniz. Ve sonunda Büyük Kürdistan'ınıza
kavuşursunuz. Çünkü Büyük Tehlike atlatıldıktan,
yani parçalayıcı iki sırtlanın öldürülmesi veya kafe-
se kapatılmasından sonra, sizin bulunduğunuz top-
rakların size bırakılmasında bir tehlike görülmeye-
cektir. Tehlike görülmeyeceği için de, hayalinize ka-
vuşabilmenizin önünde bir engel kalmayacaktır. Bu-
nun garantörü de, Mehdi Hazretleri olacaktır. Top-
raklarınıza sahiplik etmekte olan 4 İslâmlı Ülke de,
Mehdi Hazretleri'ni dinlemek zorundadır. Gerçek
Mehdiniz: Mehmed Nur'an'dır.

"Mehdiyet Makamı" olarak size Kürdistan vaadinde
bulunmamızdaki amaç, elbette sizin bölünmeniz
değildir. Eğer çoğunluğunuz: "Biz diğer müslüman
ırklarla birlik ve kardeşlik içinde yaşamak istiyoruz"
derseniz, Kürdistan'a gerek kalmaz. Ama eğer:
"Biz kendi rengimizi ayırmak ve kendimizi yönetebi-
leceğimizi görmek ve bütün dünyaya göstermek is-
tiyoruz" derseniz, Kürdistan'ı kurabilirsiniz. Bu ko-
nuda 4 İslâmlı Ülke'nin size zorluk çıkarmaya hakla-
rı yoktur. Çünkü yeryüzü toprakları ilk önce ve esas
olarak Allah'a aittir. Allah'a ait topraklarda her ırk
(çevre ülkelerinin haklarını gözetmek şartıyla) ken-
dine ait devletini kurabilir. Fakat kurulacak bu dev-
let, ABD ve İsrail'in vesayetine kesinlikle sokula-
maz. Aksi halde o devletin varlığına son verilir ve-
ya kurulmasına izin verilmez. Ayrıca siz müslüman
Kürtler olarak, PKK ve onun kolları olan terör örgüt-
lerinin yönetimi altına girme hakkınız da yoktur.
Çünkü yüce Allah size, dinsizlerin ve din düşmanla-
rının reisliği altında bulunmanızı yasaklamıştır. Bu
yasağa uymak zorundasınız. O halde Kürdistan'ını-
za kavuşmak istiyorsanız, PKK ve onun kollarını da
yok etmelisiniz. Eğer onlar Allah'a teslim olurlarsa
veya olmak isterlerse, bu takdirde onlara karşı sa-
vaşmanıza gerek kalmaz. Eger PKK ve kolları: "Biz
İslâmiyete ve müslümanlara karşışmanlığı bıra-
kıyoruz ve aynı zamanda ABD'nin Ortadoğu'dan
sürülüp çıkarılmasında ABD'ye karşı savaşmaya
hazırız" derlerse, onların bu teklifi ve sözleşmesi
kabul edilir.

Ey Müslüman Kürtler! Ortadoğu ülkelerini parçala-
mak için çalışan ABD, sizin müttefiğiniz değildir. E-
ğer sizin müttefiğiniz olmak isterse, ülkelerinizi par-
çalamak emelinden vazgeçmeli ve İsrail'e Filistin-
lilerin toprak hakkını ödetmelidir. Ödetemiyorsa, o-
nun arkasından çekilmelidir. Bunları yapmıyorsa ve
yapmayacaksa, o ülke sizin düşmanınızdır. Düşma-
nınıza karşı da savaşmak zorundasınız. Bu yüzden
ona ülkelerinizde barınma imkânı vermemelisiniz,
onu ülkenizden sürüp çıkarmalısınız. Bu emir, Türk-
ler, Araplar ve Persler için de geçerlidir.

Ey müslümanlar! Eğer Allah'ın Mehdisi'ni dinlemez-
seniz, sorunlarınızı çözemez ve birbirinizle boğu-
şup durmaya devem edersiniz. Bu da sizin varlığı-
nızı tehlikeye atar.

Not 2: Bu bildiri, Türkiye, İran, Irak ve Suriye yöne-
timlerine ve bütün Kürtlere iletilmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
         Mehdi ve Mesih Allah'ın kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onyedisi, Eylül ortası.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *






Sonntag, 24. September 2017

ALMANYA'NIN BÜTÜN IRKÇILARINA DUYURU!



ALMANYA'NIN BÜTÜN IRKÇILARINA DUYURU!

       ırkçılığı ve haksız şiddeti yasaklamış olan
                        eşsiz ALLAHın adıyla


Ey Almanya ve Avrupa'nın bütün ırkçıları!

"Kur'an'ın şiddet içerdiğini" iddia etmektesiniz. Bu
iddianızın isbatlanabilmesi için önce şiddetin ne ol-
duğunu bilmek gerekiyor. Öyle ise bilelim. Şiddet:
"Haksız saldırı"dır. O halde haklı saldırıya, "şiddet"
diyemeyiz. Meselâ size haksızca saldırılırsa, bu
şiddet'tir. Ama siz bu saldırı karşısında siz de sal-
dıranın saldırdığı kadar saldırırsanız veya kendini-
zi korumak için saldırganları öldürürseniz, bu sa-
vunmanız "şiddet" değildir. Daha doğrusu "haklı
şiddet"tir. Yine meselâ: Devletin polis ve askerleri-
nin teröristlere saldırması ve onları öldürmesi bir
şiddettir. Fakat "haklı şiddet"tir. Demek kötü olan,
"haksız şiddet"tir. "Haklı şiddet"e kötü diyemeyiz.

İşte Kur'an da, haklı şiddete, yani şiddet içeren
haklı saldırı ve savunmaya izin vermiştir. Ama hak-
sız şiddete, yani haksız saldırıya izin vermemiştir.
Bu sebeple Kur'anın haksız saldırıya veya şiddete
izin verdiğini gösteren bir tek âyet getirin, biz dün-
yadaki bütün müslümanlar İslâmiyet'ten çıkalım!

Ama getiremezsiniz! O halde siz şiddeti kendiniz-
de arayın. Çünkü siz; Tevrat'ı, İncil'i ve Kur'anı indi-
ren Allah'ın yani tek ve gerçek Tanrı'nın yasakladığı
ırkçılıkta bulunuyorsunuz. Çünkü ülkenizdeki bütün
yabancı ırkların defolup gitmesini istiyorsunuz.Eğer
defolup gitmezlerse, onları zorla yani şiddet kulla-
narak ülkenizden atmak istiyorsunuz. Veya fırınlar-
da yakarak, depolarda zehirleyerek imha etmek is-
tiyorsunuz. Yani milyonlarca Yahudi'yi gaz odaların-
da zehirlemiş olan atanız Hitler'in yolundan gidiyor-
sunuz. Asıl şiddet içinde olanlar sizsiniz! Ama Kur'
an, sizin istediğiniz ve alkışladığınız bütün şiddeti
ve nefreti yasaklamıştır.

İçinizde bulunan büyük şiddeti ne zaman çıkaracak-
sınız? Eğer şiddet sizi rahatsız ediyorsa, ilk önce i-
çinizde yaşattığınız şiddeti çıkarıp ayağınızın altı-
na almanız ve onu ezmeniz gerekiyor. Bunu yapabi-
lir misiniz? Kendinizden olmayan ırkları kendinize
kardeş yapabilir misiniz? Onları bağrınıza basabi-
lir misiniz? İşte bunu yapabilirseniz, o zaman şid-
detten rahatsız olduğunuzu kanıtlamış olursunuz.
Kur'an da zaten sizden bunu istiyor. "Irkçılığı içiniz-
den çıkarın" diyor. "Sizler bir tek ana-babadan türe-
diniz. Hepiniz kardeşsiniz" diyor. Bu kardeşliği ka-
bul edebilecek misiniz? Madem şiddetten rahatsız-
sınız, o halde Kur'anın emrettiği kardeşliği kabul et-
melisiniz. Yani ırkçılığı terketmelisiniz.

Eğer ırkçılığı terketmezseniz, gerçek insan olamaz-
sınız. Eğer ırkçılığınız sebebiyle şiddete, yani hak-
sız saldırıya başvurursanız, cehenneme, yani yüce
Tanrı'nın ateşten hapishanesine atılacaksınız. Bu
hapishaneye girmeye hazır mısınız? Bu hapishane-
ye girdiğinizde, atanız Hitler'i de orada cayır cayır
yanarken göreceksiniz ve sizler de onunla birlikte
yanmaya devam edeceksiniz. Ateşte yanmaya da-
yanabilir misiniz? Eğer "asla dayanamayız" diyor-
sanız, Kur'anı dinleyiniz, o ateşten kurtulunuz.

"Biz öldükten sonra yok olup gideceğiz. Cehenne-
me falan girmeyeceğiz" mi diyorsunuz? Bu sizin
zannınızdır. Zan, gerçeğin yerine geçmez. Gerçek
şudur ki: Siz, öldükten sonra ve evrenin yıkılmasıy-
la bütün insanlar öldükten sonra, dünyada yaptıkla-
rınızın hesabını vermek için hepiniz diriltileceksiniz.
Çünkü sizi yaratan Tanrı böyle istiyor! O'nun bu is-
teğine karşı koyabilir misiniz? Meselâ doğumunuza
karşı koyabildiniz mi? Elinizde olmayarak ister iste-
mez dünyaya geldiniz. Aynı şekilde öldükten sonra
da ister istemez, elnizde olmayarak diriltileceksiniz.
Bu yeniden diriltilişe karşı koymanız münkün değil-
dir.

Eğer buna karşı koymanız mümkünse, o zaman
Tanrı'nın cehenneminden kurtulursunuz. Ama ölü-
me karşı koyamadığınız gibi, yeniden diriltilişe de
karşı koyamayacaksınız. O halde cehenneme atı-
lacak olmanız kesindir. Fakat öte dünya cehennem-
den ibaret değildir. Öte dünyada cennet de vardır.
Cennet, ebedî mutluluk yurdudur. Bu yurda girmek
isterseniz, ırkçılığı terkedip, yurdunuzun ve evreni-
nizin gerçek sahibi tek Tanrı'ya ve ötedünyasına i-
nanmanız ve o Tanrı'ya hakla, adâletle, namusla, i-
badetle, ahlâkla, iyilikçilikle ve bütün kötülükleri ter-
ketmekle teslim olmanız gerekiyor.

O halde teslim olunuz. Sakın şimdiki hayatınıza ve
gençliğinize güvenip de bu teslim oluştan kaçma-
yınız. Çünkü gençliğiniz sabit değil, ihtiyarlığa gidi-
yor. İhtiyarlıktan sonra da ölüm geliyor. Ölüm ba-
zen ihtiyarlıktan önce de gelebiliyor. Yani dünyada
ebedî kalış yoktur. Ölümden kurtuluş yoktur. Ölümü
öldürecek tek silah, Tanrı'ya ve ötedünyasına inanç-
tır. Bu inanç sizde varsa, ölümü öldürdünüz demek-
tir. Madem ölümü öldürmenin bir yolu vardır, o hal-
de siz de onu, o sizi öldürmeden öldürün ki, o sizi
yoketmesin. Yok oluştan kurtulursanız, ebedî var
oluşu yakalamış olursunuz. Sizin dünyadaki görevi-
niz de işte budur! Öyle ise, gerçek görevinize yö-
neliniz. Haksız şiddet ve nefret barındıran Irkçılık,
sizin göreviniz değildir. Göreviniz olmayan işi bıra-
kınız. İnsan oluşun gereği olan kardeşliğe yöneli-
niz. Diğer ırkları kardeş olarak kabul ettiğiniz an, e-
bedî yurt sizin olacaktır. Ama bu dünyada, bulundu-
ğunuz yurt ve vatanı ancak 60-70 yıl elinizde tutabi-
lirsiniz. Ondan sonra ne yurt kalır, ne de siz! Size
lâzım olan ise, "ebedî yurt" ve "ebedî mutluluk"tur.
Bunu da ancak İsa'nın, Musa'nın ve Muhammed'in
tek tanrısı Allah'a ve ötedünyasına inançta ve O'na
teslim oluşta bulabilirsiniz. Dünyadaki ölümlü yurda
ırkçılıkla sarılıp da, öte dünyadaki ebedî yurdu kay-
betmemelisiniz. Eğer onu kaybederseniz, "dünya-
nın en kötüleri" olarak cehenneme atılacaksınız.
Cehenneme girmemek isterseniz, ırkçılığı terkedi-
niz, kardeşliği seçiniz. Çünkü bütün ırkların ana-ba-
bası birdir. O ana-babanın Tanrısı da tektir. Bu
dünya da, o tek Tanrı'ya aittir. Tanrı'ya ait bir dünya-
da ancak O'nun emir ve isteklerine göre yaşayabi-
lirsiniz. Kendi keyfinize göre yaşamak istiyorsanız,
bu dünyayı terkedip başka bir evren aramalısınız.
"Başka bir evren yok" diyorsanız, evrenin sahibi
tek Tanrı'ya teslim olunuz, kurtulunuz!

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: "Kur'anda haksız şiddet içeren âyetler bulun-
duğu" iddianızı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'
nde isbatlamanız gerekir. Bu Mahkeme de sizin is-
batınızı onaylarsa, o zaman Kur'anı Avrupa'da ya-
saklatabilirsiniz. Ama bunu yaptığınız vakit, Tevrat
ve İncil'i de o Mahkemeye götürmeniz gerekecek-
tir. Bunu yapabilecek misiniz? Fakat o kitapları o
mahkemeye götürmeden önce kendi içinizdeki kor-
kunç şiddetler içeren ırkçılığı ve yabancışmanlı-
ğınızı öldürmeniz gerekir. Bu öldürmeyi yapmadan
o kitapları o mahkemeye götürmeye hakkınız yok-
tur.

Not 2: Alman halkının dikkatine! Eğer ülkenizde ırk-
çı partiyi iktidara getirecek olursanız, bu ırkçı parti,
ülkenizde bulunan 3-5 milyon Rus'u da defetmeye
çalışacaktır. Eğer def edemezse, onları (Hitler'in
Yahudilere yaptığı gibi) imha edecektir. Bu imha
karşısında da Rusya, nükleer füzeleriyle Almanya
ve Avrupa'yı "ıssız kıta"ya döndürecektir. O halde
dikkatli olunuz!

Ey Almanyalılar! Yabancışmanlığı size kâr getir-
mez. Çünkü yüz yıl sonra kıyamet var. Kıyamet
koptuğunda elinizde ne Almanya kalacaktır, ne de
siz. Şu anda dünya cennetinde yaşıyorsunuz. Eğer
yabancışmanlığından vazgeçmez ve ırkçıları ik-
tidara getirirseniz, bu güzel cennetiniz, Rus füzele-
riyle cehenneme dönecektir. O halde elinizde olan
son yüzyılın kıymetini iyi bilin ve kıyamet kopma-
dan önce Rus kıyametini getirmeyin.

Not 3: Kur'ana ve insanlığa hizmet etmek isteyenler
bu bildirimizi süratle Alman halkına ve politikacıları-
na iletmelidir.


                                 Tanrı tektir.
   İsa, Musa ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.


Zaman:  Yeni Çağ'ın onyedisi, Eylül sonu.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *