Dienstag, 8. März 2016

TUĞÇE KAZAZ'IN SUALİNE CEVAP



          TUĞÇE KAZAZ'IN SUALİNE CEVAP

                       ABDESTSİZ OLARAK
              KUR'ANA DOKUNULABİLİR Mİ?

      kulları için kolaylık dileyen, zorluk dilemeyen
                             ALLAHın adıyla

Tuğçe Kazaz: "Elektronik cihazlarımızda, Kuran'ı
Kerim uygulamasını indirdikten sonra, abdestsiz
dokunabilir miyiz?" diye sormuş.

"Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan değerli
bir Kur'an'dır. Ona, arındırılmışlardan başkası do-
kunmaz" ( Vakıa 77-79) âyeti, "kirli iken Kur'ana do-
kunmayınız" şeklinde açık bir emir içermediği için,
Kur'ana abdestsiz olarak dokunmakta bir günah
yoktur. Dolayısıyla içine Kur'an indirilmiş cep tele-
fonu veya başka elektronik araçlara abdestsiz ola-
rak dokunmakta bir sakınca yoktur.

Neden sakınca yoktur? Çünkü nasıl yeryüzündeki
pislikler güneş ışığını kirletmezse, Allah'ın ışığı
mertebesinde olan Kur'anı da, insanların pis
durumları ve kirli halleri kirletmez.

Hem nasıl beyninde Kur'an âyetleri bulunan bir kim-
se, banyo ve tuvalete giderken beynindeki âyetleri
çıkardıktan sonra o yerlere gitmesi gerekmiyorsa,
aynı şekilde içerisine Kur'an âyetleri indirilmiş cep
telefonlarıyla veya boyuna ve parmağa takılan ve
üzerinde âyet bulunan ziynet eşyalarıyla banyo ve
tuvalete girmekte de bir günah yoktur.

Bunlar günah olmazsa ve bu konuda getirilmiş bir
yasak da yoksa, Kur'ana ve Kur'an indirilmiş cihaz-
lara da abdestsiz dokunmakta bir günah olamaz.
Ama siz isterseniz, Kur'ana saygı göstermek için
abdestli olmaya özen gösterebilirsiniz. Fakat mec-
bur değilsiniz.

Çünkü merhametli Allah, kulları için zorluk dilemez,
kolaylık diler.

Kur'ana gerçekten saygı göstermek ise; onu yük-
seklere asıp Kur'ansızca bir hayat yaşamak değil;
onu yükseklerden alıp, hakikatlerini kalp ve kafaya
indirerek, Kur'anlıca bir hayat sürmektir.

Şunu da unutmamak gerekir: Sürekli abdestli bu-
lunmakta beden ve sıhhatiniz için çok faydalar var-
dır. Eğer size zor gelmezse, daima abdestli olma-
ya çalışabilirsiniz. Hem dininiz için, hem de dünya-
nız için.

Günde beş on defa abdest almanın ve bunu ömür
boyu sürdürmenin dünyaya bakan önemli bir fayda-
sı şudur: Vücudunuz genç ve taze kalır, çabuk ihti-
yarlamazsınız.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, DünyaKadınlarGünü.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *



Freitag, 4. März 2016

MİDYE YEMEK HARAM MI?



                  MİDYE YEMEK HARAM MI?

  deniz ürünlerini helâl etmiş olan ALLAHın adıyla

Bu soruya Kur'anın cevabı şudur: "Denizde avlan-
mak ve onları yemek size helâl kılındı ki; hem size
hem de yolcu olanlarınıza faydalı olsun." Mâide 96.

Bu cevap karşısında: "Âyetteki 'denizde avlanmak
ve onları yemek' fiilleri, istediğimiz cevabın balıklar
hakkında olduğunu gösteriyor. Fakat midye balık
değildir" diyebilirsiniz.

Bu durumda Allah'ın Elçisi'nin bu konuda ne dediği-
ne bakılır. Onun bu konuda bir açıklaması yoksa,
din bilginlerine müracaat etmek gerekir. Onlar da
bu suale bir cevap veremiyorlarsa, Allah'ın Mehdisi'
ne sormak gerekir.

Allah'ın Mehdisi'nin cevabı ise şudur: "Bu konuda
Kur'anda kesin bir hüküm ve açıklama bulunmuyor-
sa ve Son Elçi'nin de bir yasaklaması yoksa, bu
takdirde Yaratılış'ın Elçisi olan "bilim"e müracaat
etmeliyiz. Tıp bilimi ise, midyenin "değerli bir besin
maddesi" olduğunu söylemektedir. Bu söylem kar-
şısında midyenin haram olduğunu iddia edemeyiz.
Onun helâl olduğunu anlayabilmek için de sağlığa
zararlı olup olmadığına ve faydasının zararından
çok mu, az mı olduğuna bakmalıyız. Bu bakış so-
nucunda aldığımız cevap olumluysa, midye helâl-
dir."

Ancak dış görünümünün çirkinliğine bakarak Hanefi
Mezhebi, midyeyi haram saymıştır. Fakat biz bu ko-
nuda bilimin ne dediğine ve faydalı mı, zararlı mı
olduğuna bakmalıyız.

Midye yerken "faydalı mı, zararlı mı" diye sorarken
de şuna dikkat etmek gerekmektedir: Temiz sular-
dan çıkarılmış ve taze olan midyeler sağlığa zararlı
değildir, faydalıdır. Ama pis sulardan çıkarılmış ve
bayatlamış midyeler de sağlığa zararlıdır.

Allah'ın Mehdisi Mehmed Nur'an diyor k: "Ey Kur'
anlılar! Bugünden itibaren Allah'ın izniyle bütün
mezhepleri kaldırıyorum. Çünkü mezheplere ihtiya-
cınız kalmamıştır. Çünkü sizler, mezhep imamları-
nın zamanında değil, Mehdi'nin zamanında yaşıyor-
sunuz. Şartlar değiştiği için hükümler de değişmiş-
tir. Geçmiş zamanın şartlarına göre verilmiş hüküm-
lerle ve dinsel çözümlerle iş ve ibadet yapamazsı-
nız. Çünkü karşınızda, sizin dinsel sorunlarınızı çö-
zebilecek Allah vergisi ilme sahip bir Mehdiniz var-
dır. Nasıl Allah Elçisi'nin olduğu zamanda mezhep-
lere ihtiyaç yok idiyse, Allah'ın Mehdisi'nin bulundu-
ğu zamanda da mezhebe ihtiyacınız yoktur. Çünkü
Allah'ın Mehdisi karşınızdadır."

Bu iş, bazılarınızın hoşuna gitmeyecektir. Ama
Allah'ın Mehdisi'ne itaat edenler kurtulur.

Not: "Genetiği değiştirilerek üretilmiş hayvanın eti
haram mı?" diye soruluyor. Kur'an böyle hayvanlar
için bir yasak getirmediğinden, sorumuza cevap
bulabilmek için tıp bilimi uzmanlarına müracaat et-
memiz gerekir. Eğer onlar "zararsızdır" derlerse,
o et helâldir. Aksi halde haramdır. Kur'anda yüce
Allah'ın, sıhhate zararsız etleri helâl ettiğini unutma-
yalım. Sıhhate zararlı olanlar ise haram edilmiştir.

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Mart başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Cevaplama ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *


Donnerstag, 3. März 2016

DEVLET SIRLARINI FAŞEDENLER HAİNDİR HAİNLERİN HAKKI İDAMDIR!



   DEVLET SIRLARINI FAŞEDENLER HAİNDİR
                 HAİNLERİN HAKKI İDAMDIR!

              hainleri sevmeyen ALLAHın adıyla

Devletin sırlarını devletten izinsiz olarak ortaya dö-
kenler, başkalarına aktaranlar, çalanlar ve satanlar
haindir. Böyle hainlerin cezâları ise idamdır.

İdamlık suç işlemiş olan birkaç gazeteci, geçen
gün Türkiye'de, anlayamadığımız bir şekilde ser-
best bırakıldı. Üstelik o gazetecilerden biri, salive-
rilmesine sevineceği yerde kendi zulüm ve haksız-
lıklarına ve ihanetlerine bakmayarak Türkiye'nin yö-
neticilerine hırlamaktan da geri durmadı!

Gazetelerden öğrendiğimize göre devlet yönetici-
lerine hırlayan o gazeteci, tutuksuz yargılanacakmış
ve bu tutuksuz yargılanmayı da serbest bırakılması
sözü aldığı için kabul etmiş. Yani bu hain gazeteci
bir müddet sonra AYM tarafından serbest bırakıla-
cakmış.

Şimdi sormalıyız: Bu gazeteci saklı kalması gere-
ken devlet sırlarını faşetti mi, etmedi mi? Faşettiy-
se, suçu sabit demektir. Bu konuda suçu sabit ola-
nın da bir cezâ görmesi gerekir. Cezâ görmesi ge-
reken bir suçluya AYM'ce saliverilme sözü verilmiş
olması, AYM'yi AYM olmaktan çıkarır. İnşaAllah bu
söylenenler doğru değildir. Eğer söylenenler doğ-
ru çıkacak olursa, Türkiye hiçbir zaman güvenli bir
ülke olamaz. Çünkü hainlerin serbest kaldığı bir
yerde güvenlik yoktur.

Eğer Türkiye Devleti güvenlik istiyorsa, suçu sabit
olan hainleri cezâlandırmasını bilmelidir. Bir hainin
cezâsı ise idamdır. Bu cezâyı verebilmek için de,
idamı geri getirmek gerekir. Geri getirilemiyorsa ve
bir müddet daha geri getirilemeyecekse, bu takdir-
de ülke ve devlet hainlerine ömür boyu hapis cezâ-
sı vermek gerekir. Bu da yapılamazsa, o hainin va-
tandaşlıktan atılıp, yurtdışına sürülmesi gerekir.

Türkiye Devleti bu gerekliliği mutlaka yerine getir-
melidir. Aksi halde Türkiye, güvensiz bir ülke olma-
ya mahkûm kalır. Bu kalışa ise Türkiyeliler asla izin
vermemelidir!

Asılması gereken hainlerin saliverilmesi, vatana
ihanettir! Türkiye mahkemeleri bu ihanete ortak
olamaz!

Not: Ulusal Güvenlik Kurumu'na (NSA) ait belgeleri
sızdırarak Amerika'ya ihanet eden Edward Snow-
den şu an Rusya'ya sığınmış olarak yaşıyor. ABD
yönetimi bu hainini, Rusya'ya diş geçiremediği için
geri alamıyor. Eğer bu hain Türkiye'ye sığınmış ol-
saydı, ABD onu, Türkiye'den kolaylıkla alırdı...

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Mart başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *


Mittwoch, 2. März 2016

ABD YÖNETİMİNE ÖNEMLİ BİR UYARI!



        ABD YÖNETİMİNE ÖNEMLİ BİR UYARI!

İsa'yı Kendine Elçi yapmış ve onu tekrar yeryüzüne
          gönderecek olan eşsiz TANRInın adıyla

ABD yönetimini uyarıyoruz! Eğer Suriye'deki Rus-
ya, İran ve Esad rejimi muhalifleri bombalamaya
devam ederlerse, bu saldırılar karşısında İslâmlı
Ülkeler de, muhaliflere her türlü silah ve savaşçı
yardımını onlara ulaştırmak zorunda kalacaklardır.

Rusya, Türkiye'den Suriye sınırlarını kapatmasını
istiyor. Rusya ve İran Suriye'den çıkmadıkça ve
muhaliflere karşı bombalamalarına son vermedik-
leri müddetçe Rusya'nın talebi gerçekleşemez.
Hem Rusya, Suriye'de işgalci bir güçtür. İşgalci bir
güç, Suriye'nin sahibiymiş gibi konuşamaz. Suriye'
nin gerçek sahipleri yüzde seksen çoğunlukla Müs-
lüman Araplar ve yüzde on azınlıkla da Müslüman
Kürtler ve Türkmenlerdir. Yoksa Rusya ve Esad
rejimi değildir. Rusya haddini bilmelidir!

Ayrıca PYD/YPG Türkiye aleyhine olarak alan ge-
nişletmeye çalışırsa ve Türkiye'nin sınırlarını çiğ-
nemeye kalkarsa, bu takdirde Türkiye'nin de her
türlü saldırı ve savunma hakkına sahip olduğunu ve
bunu kullanmaktan çekinmeyeceğini işgalci olan ve
olmayan bütün ülkeler iyi bilmelidir.

Suriye'de barış isteniyorsa, Rusya ve İran Suriye'yi
derhal terketmelidir. Bu terketme gerçekleşmediği
müddetçe, Suriye'de savaş devam edecektir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Eğer Suriye'deki işgalci güçler ve Esad reji-
mi muhalifleri bombalamaya devam ederlerse, İs-
lâmlı Ülkeler de muhaliflere silah ve savaşçı yardı-
mına hazır olmalı ve gerekeni hemen ulaştırmalı-
dırlar.

Not 2: Ey müslüman savaşçılar! Suriye'de müslü-
man halkların elinden topraklarını almaya çalışan
işgalci güçlere karşı savaşmak, sizin üzerinize
farzdır. Göğe kaldırılmış olan Hz. İsa yakında yer
yüzündeki Suriye'ye indirilecektir. Bunun için Suri-
ye'deki işgalci ve zâlim güçleri kovmak ve diktatör
Esad rejimini yıkmak zorundasınız. Bu kovma ve
yıkma işine katılırsanız, Hz. Mehdi ve Mesih'in sa-
vaşçıları olacaksınız. Bu Kutsal Savaş'ı kaçırma-
malısınız. Allah'ın kahramanları olmaya hazır
mısınız? Allahu Ekber!

Not 3: Bu bildiri, yeryüzündeki bütün müslümanlara
iletilmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Mart başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *



Sonntag, 28. Februar 2016

SURİYE İÇİN DOĞRU ÇÖZÜM VE BARIŞ NEDİR?



                               SURİYE İÇİN
           DOĞRU ÇÖZÜM VE BARIŞ NEDİR?

                            doğruluğa götüren
            oğulsuz ve ortaksız TANRI'nın adıyla

Suriye konusunda ABD ve Rusya anlaşarak 27 Şu-
battan itibaren geçerli olmak üzere ateşkes kararı
aldılar. 1 Nisan'da da seçimlere gidilecekmiş. Peki
bunlar, Suriye sorununu çözecek mi, barışı sağla-
yacak mı?

Hak ve adâlete uygun doğru bir çözüm ve barış p-
lanı olmazsa, alınan kararlar ve yapılacak uygula-
malar, Suriye sorununu çözmeyecektir.

O halde hak ve doğru olan çözüm ve barış planı
nedir, nasıl olmalıdır?

Hak ve doğru olan çözüm ve barış planı şudur:

Bu plan da iki şekilde gerçekleşebilir. Birincisi: Su-
riye'yi yönetmekte olan Beşar Esad ve tüm kadro-
su, demokratik bir rejime geçmeyi kabul etmeliler.
Bu kabulleriyle birlikte yönetimden çekilip, katlettir-
dikleri 400 bin Müslüman Suriyelinin hesabını ver-
mek üzere Uluslararası Ceza Mahkemesine teslim
olmalılar. Bu şık ile Suriye'nin birlik ve bütünlüğü ve
de egemenliği korunmuş olur.

İkinci şık: Eğer birinci şık kabul edilmediği takdirde,
Suriye'deki her ırk veya dinlinin nüfus oranına göre
Suriye topraklarını bölüştürmektir. Yani Nusayrilere
yüzde on, Kürtlere yüzde on ve Müslüman Araplar'
a da yüzde seksen toprak. (Burada Kürtlerin hakkı
unutulmadığı gibi, Türkmenlerin de hakkı unutulma-
malıdır.) Herkes hakkına râzı olmadığı takdirde,
savaş kaçınılmaz olur.

Bu kaçınılmaz savaşta Müslüman Dünya elbette
Müslüman Arapların, Müslüman Türkmenlerin ve
Müslüman Kürtlerin yanında olacaktır.

Şimdi Rusya, İran, Esad yönetimi, ABD, AB ve bü-
tün Birleşmiş Milletler üyeleri bu plandan birincisine
veya ikincisine râzı olmalı ki, Suriye sorunu bölge-
sel bir savaşa neden olmasın. Bu bölgesel savaşın
bir dünya savaşına dönüşme rizki de vardır.

O halde geliniz, ey Birleşmiş Milletler üyeleri! Bu
teklif ettiğimiz plandan birinci veya ikinci şıkka des-
tek verin ki, kapımızı çalmakta olan bir dünya sava-
şının önüne geçebilelim. Dünyamıza yazık olma-
sın.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Eğer Esad rejimi bu planı kabul etmezse,
büyük bölgesel bir savaşın patlak vermemesi için
Rusya, İran, ABD ve AB Suriye'yi derhal terketme-
lidir. Çözüm, Muhaliflerle Rejim güçlerinin savaşına
veya anlaşmasına bırakılmalıdır. Eğer Rusya ve İ-
ran Suriye'den çıkmazlarsa, Müslüman Dünya'nın
onlara karşı bir savaşı kaçınılmaz olur.

Not 2: Esad rejimi, bu planın ikinci şıkkına göre e-
linde bulundurduğu tüm topraklardan çekilip, Laz-
kiye gibi çok küçük bir alana sığışması gerekiyor.
Çünkü elinde bulundurduğu bölgeler, onun hakkı
değildir. Beşar Esad, hakkı olmadığı topraklardan
derhal çıkmalıdır.

Not 3: IŞİD ne olacak? IŞİD sorununu Müslüman
Dünya çözebilir. IŞİD ya gasbettiği toprakları ter-
keder, ya da Müslüman Dünya'nın milyonlarca or-
dusu tarafından silinir. Dolayısıyla çözüm, Müslü-
man Dünya'nın elindedir. Bu sebeple eğer çatışma
ve savaş istemiyorlarsa, Rusya, İran, AB ve ABD
derhal Suriye'yi terketmelidir. Eğer terketmezlerse,
çıkacak bölgesel bir savaşın suçluları ve sorumlu-
ları onlar olacaktır. Bu büyük ülkeler, Suriye'nin yüz-
de doksanının "Müslümanlara ait" olduğunu unut-
mamalıdır. Onların haklarına ve seçeceği rejimleri-
ne saygılı ve sevgili olmalıdırlar. Barışın doğru yo-
lu budur. O halde geliniz, ey bütün dünya ülkeleri!
Barışın gereklerini yerine getirelim ve Dünya Barı-
şı'nı koruyalım. Bu korumayı yapabilmek için de,
Suriye'yi Rusya ve ABD'nin keyfine bırakmayalım.
Ülkeler arası çoğunluk oyumuzla Barış'ı kurtaralım.

Not 4: Rusya ve İran, Suriye'de 400 bin Müslüman'
ın katledilmesine destek verdiler. AB ve ABD ise,
katliamı seyrettiler. Dolayısıyla bu ülkeler, Suriye
sorununu çözebilecek ülkeler değildir. Sorun çö-
zücü olamayacak ülkeler de, hiç ikiletmeden Suri-
ye'yi terketmelidir. Eğer gerekli olursa, Suriye'ye
girme hakkı, Müslüman Dünya'nındır.(Aslında Rus-
ya, İran ve ABD'nin, "katliamı desteklemek ve sey-
retmekten" UCM'de sanık sandalyesine oturtulma-
ları gerekiyor. Eğer BM üyesi ülkeler çoğunlukla
parmak kaldırırlarsa, üç katliam suçlusu ülke mah-
kûm ettirilebilir.)

Not 5: Son kez söylüyoruz! Rusya ve İran'ın Suriye'
de işi yok. Kaybettikleri bir hak da yok. Çünkü bu
iki ülke, bir zâlimin iki işgalci dâvetlisidir. Kötülüğün
dâvetlileri derhal Suriye'den çıkmalıdır!

Not 6: ABD, PYD ve YPG ile olan ortaklığına son
vermediği takdirde, Türkiye'nin de IŞİD'le ortaklık
kurma hakkı vardır. ABD, Türkiye aleyhinde emel-
leri olan bu dinsiz ve komünist zihniyetli ve PYD/
YPG isimli ortakla, Türkiye'ye kötülük etmektedir.
ABD bu kötülüğü terketmelidir. Dostuna ihanet et-
memelidir. ABD'nin bu ihaneti karşısında Türkiye
sırtını ona dayayamaz, ona güvenemez. Bu güven-
sizlik de Türkiye'yi yalnızlığa iter. Bu itiliş de ancak
Rusya'nın işine yarar. Rusya da Türkiye'yi kolayca
avlar. Yoksa ABD'nin istediği bu mudur?

Not 7: AB ve ABD tarafından eli güçlendirilen Rus-
ya, Türkiye'ye mutlaka saldıracaktır. Bu saldırıda
Rusya'nın üç darbesi vardır. Birinci darbesini Türki-
ye'ye indirecektir. İkinci darbesini Avrupa'ya ve ü-
çüncü darbesini de Amerika'ya indirecektir. Çünkü
Rusya'nın, "dünyaya egemen olmak" gibi bir hede-
fi ve emeli vardır. Fakat Rusya, istediği darbeleri
vurabilmesine rağmen bu hedefine varamayacaktır.
Çünkü Kader'de ona böyle bir hak ve başarı yoktur.

Not 8: ABD yönetimi, Müslüman Kardeşler teşkilâ-
tını terör listesine almaya hazırlanıyormuş. ABD
sanki kendinin tersine döndü ve bu dönüşüyle de
PYD/YPG gibi terör örgütlerini dost ve ortak, Müs-
lüman Kardeşleri de düşman görmeye başladı. A-
ma ABD yönetimi bilmelidir ki, terörizmle ilgisi ol-
mayan Müslüman Kardeşler'i terörist kabul etmek,
dünyadaki bütün müslümanları terörist kabul etmek-
tir. Bu da, ABD'nin adâletsizliği olur. Bu adâletsizlik
de, Müslüman Dünya'yı ABD'ye düşman eder.Aca-
ba ABD bu düşmanlıkla ne kazanacaktır? Yoksa
ABD'ye adâletin ne olduğunu mu öğretmemiz ge-
rekiyor? ABD, büyük bir teşkilâtta küçük bir grubun
terörize olmuş olmasıyla bütün teşkilâtın teröristlik-
le damgalanamayacağını bilmiyor mu? Eğer Müs-
lüman Kardeşler teşkilâtı, kendi içindeki küçük bir
grubun terörizmini kabul ederse ve ona sahip çıkar-
sa, ancak bu halde onu terör listesine alabilirsiniz.
Aksi halde gereken ayrımı yapmak zorundasınız.
O zaman da: "Müslüman Kardeşler teşkilâtındaki
XY isimli grubu terörist ilân ediyoruz" dersiniz. Ama
bütün teşkilâtı terörist ilân etmeye hakkınız yoktur.
Eğer Müslüman Kardeşler darbeye karşı olduğu
için böyle bir ilâna başvuruyorsanız, bu da sizin de-
mokrat olmadığınızı ve demokrasinin düşmanı ol-
duğunuzu gösterir. Şunu da unutmayın: Müslüman
Kardeşler'in darbeye ve diktatörlüğe karşı savaş-
ması, onların hakkıdır. Bu savaşa da "terörizm"
derseniz, artık size ne diyelim!?

Yoksa Müslüman Kardeşlerin kendilerini aklamaları
için YPG gibi Suriye'de IŞİD'e karşı savaşmaları ve
Mısır'da darbecileri ve diktatörleri alkışlamaları mı
gerekiyor? Eğer Müslüman Kardeşler'e terörist
damgası basma haksızlığını yaparsanız, o zaman
Müslüman Dünya da size "terör devleti" damgası
basma hakkı kazanır. Bu damga hoşunuza gider
mi? Madem gitmez, yaptıklarınıza dikkat edin! Kar-
şımızda doğru yoldan çıkmış ve sapmış bir ABD
görüyoruz. Ve merak ediyoruz: Acaba "ABD'yi kim-
ler yönetiyor? Yoksa ABD yönetimini cinler ve şey-
tanlar mı ele geçirdi?"

Ey ABD yönetimi! Sen neler yapmaktasın? Senin
akıl sağlığın yerinde mi? Ama bundan sonra ne ya-
parsan yap, Müslüman Dünya tarafından sözün din-
lenilmeyecektir. Çünkü bizim nazarımızda dünya li-
derliğini kaybettin. Kaybettiğini geri istiyorsan; Rus-
ya ve İran'ı Suriye'den çıkar, Beşar Esad'ı ve reji-
mini devir veya devrilmesine yardım et, demokrasi-
ye sahip çık. Aksi halde sözün geçersizdir. Eğer
senin menfaatlerin demokrasiyi çiğnemeyi gerekti-
riyorsa, bizim menfaatlerimiz de ona sahip çıkmayı
gerektiriyor. Şimdi ne yapacağız? Çatışacak
mıyız?

Suriye'de demokrasiye engel olmak ve Mısır'da da
onu ezdirmekle Rusya'ya, İran'a ve Kuzey Kore'ye
benzediğinin farkında mısın? Ey ABD yönetimi!
Farkında mısın?

Ey ABD yönetimi! Şunları da söylemeden gönlü-
müz rahat etmeyecek: Müslüman Kardeşleri Sisi'ye
ezdirdiğin yetmedi mi? Şimdi de onları teröristler
listesine almaya çalışıyorsun? Müslüman Kardeşler
sana ne kötülük etti?

Ey Suriye'de 400 bin Müslüman Arap'ın katledilişini
seyretmiş olan Amerika! Söyle, sen "ne devleti"
sin?

Not 9: Suriye'de Beşar Esad'ı zamanında devirme-
yerek Türkiye'yi 2,5 milyon mülteciyle dolduran
ABD yönetimi, Türkiye'nin mülteciler için yaptığı ve
yapacağı masrafın üçte birini hatta tamamını karşı-
lamak zorundadır. Türkiye ABD'den, ona düşen pa-
yı istemelidir. Bu isteme, bir dilencilik değil, ABD'
nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeme-
sinin bedeli ve cezâsıdır. Bu cezâ mutlaka ödetil-
melidir. Ayrıca BM'de ABD'den, 400 bin Suriyeli
müslümanın katledilmesine engel olmamasının
hesabı da sorulmalıdır.

Not 10: Bu bildiri, Türkiye yönetimi tarafından bütün
Birleşmiş Milletler üyelerine iletilmelidir.

Not 11: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platform-
da paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı.

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Şubat sonu.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Cevaplama ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *