EY AVRUPALILAR VE AMERİKALILAR
VE ORTADOĞULULAR!
haksızlık ve adaletsizliğe razı olmayan
ALLAHın adıyla
Hz.Muhammed'e hakaret eden filme tepki için ABD
konsolosluğuna saldıran bir grup Libyalı, 4 konso-
loslukluk görevlisini vahşice katletmiş.
İslâmiyete yapılan hakarete verilen bu vahşi cevap,
müslümanca bir cevap değil, müslümanlık dışı bir
cevaptır. Çünkü Kur'an insanlara, yüce Tanrı'ya i-
nançtan sonra "haklı, adaletli ve merhametli olmayı"
emreder.
Bu emir karşısında müslümanların yapması gere-
ken nedir? Hakka ve adalete ve merhamete uymak
değil midir? Öyle ise ey müslümanlar! Geliniz, hak-
kın ve adaletin ve merhametin gereğini yerine geti-
riniz.
Hakkın gereği nedir? -Yapılan o hakaret karşısında
savunmada bulunmaktır. Savunmanız nerede? A-
ma bu savunma da ancak "adaletle" yapılabilir. Öy-
le ise adaletiniz nerede? Hz. Muhammed'e yapılan
hakaretle hiç bir ilgisi olmayan 4 mâsûm insanı kat-
letmenin neresi adalettir?
Yapılan hakaret karşısında adaletin gereği şudur:
Hakaret hangi şekilde yapılmışsa, siz de aynı şekil-
de karşılık verebilirsiniz. O halde bu hakaret bir film-
le yapılmışsa, sizin de ona cevabınız ve savunma-
nız bir filmle olmalıdır. Buna gücünüz yetmiyorsa,
o zaman hakarette bulunan kimseyi mahkemeye
vereceksiniz. Amerika'da o hakaretçiyi mahkeme-
ye verecek yeteri kadar müslüman ve dinî teşkilât
fazlasıyla bulunmaktadır. Adaletin gereği budur!
Konuyla ilgisi olmayan mâsûm insanları sorumlu
tutup katletmeyi hangi kitaptan çıkarıyorsunuz?
Herkes Kur'andan kendi keyfine göre hüküm çıka-
ramaz. Gerekli hüküm için hangi din ve hukuk bilgi-
nine başvurdunuz? Bu durumda o hakaretçi sizin
dininize bir hakaret ettiyse, siz de hakkı ve adaleti
çiğneyerek dininize 1000 hakaret etmiş olmuyor
musunuz? Elbette oluyorsunuz! Kendi dininize yap-
tığınız bu 1000 hakaretin hesabını yüce Allah siz-
den muhakkak soracaktır.
Dinsel bir sorunun çözümünde takip edilecek yol
şudur: O sorunu önce Allah'a götüreceksiniz. O'na
ulaşmanız mümkün değilse, Elçisi'ne götüreceksi-
niz. Elçisi de yoksa, bu takdirde o Elçiyi ve dinini ka-
bul etmiş müslüman bilgine götüreceksiniz. Kendi
keyf ve kafanıza uymanıza izin yoktur. Eğer Kur'an-
dan hüküm çıkaracak güç ve bilgiye sahipseniz, o
zaman ondan çıkaracağınız hüküm de, hakka ve a-
dalete uygun olmak zorundadır.
Ey Avrupalılar ve Amerikalılar!
Eğer ülkeler ve devletler arasında barış olsun ve
var olan barış bozulmasın istiyorsanız, İslâm dinine
karşı yapılacak hakaretlere fırsat vermeyiniz ve ver-
memelisiniz. Eğer fırsat verirseniz ve veriyorsanız,
hak ve adaleti çiğnetmiş olursunuz.
Eğer onları çiğnetmişseniz, bu takdirde o çiğnettik-
lerinizin hesabını sizden sormak, hak ve adalet olur.
Bu sorgu da elbette hak ve adalet ile olacaktır.
Hakka ve adalete göre İslâmiyete yapılacak bir ha-
karet, bir hakaret olarak kalmaz. Çünkü İslâmiyetin
ve Hıristiyanlığın bir milyardan fazla bağlısı vardır.
Bu durumda bu dinlerden birisine yapılacak bir ha-
karet karşısında, o dinin bir milyar bağlısının, haka-
retçi aleyhinde hepsinin dâvâ açma hakkı doğar.
Bir milyar kişinin açacağı bir dâvâ altından ise, hiç
bir hakaretçi kalkamaz. Meselâ diyelim ki bir haka-
rete 6 ay hapis veya 1000 dolar para cezası verili-
yor olsun. Bu halde o hakaretçinin alacağı ceza:
500 milyon yıl hapis veya 1 trilyon dolar para ceza-
sı olacaktır! 500 milyon yıllık bir hapis içinde de:
500 000 000 bölü 60 eşittir: 8 milyon ömür vardır.
8 milyon ömür ise, 8 milyon kere idam demektir...
Acaba hangi hakaretçi böyle bir cezayı karşılaya-
bilir? Acaba hangi ülke o hakaretçiyi bu cezadan
kurtarabilir?
Öyle ise demokrasinizi hak ve adaletin gereğiyle
koruyunuz. Onu hakaretçilere çiğnetmeyiniz!
Bilgisizlik, insanları provokasyona hazır hale getirir.
Libya'da işlenen o vahşet, bir bilgisizliğin ve mer-
hametsizliğin eseridir. Bu bilgisizliği ortadan kaldır-
mak için de, Ortadoğu'nun demokratikleşmesi şart-
tır. Dolayısıyla Amerika, Ortadoğu'nun demokratik-
leştirilmesinden vazgeçemez ve vazgeçemeyiz.
Suriye'de de ortadan kaldırılması gereken bir dikta-
törlük bizi bekliyor...
Bir yanda, demokrasizliğin getirdiği vahşet, bir yan-
da da, demokrasinin doğurduğu vahşete dâvet var-
dır. Her ikisini de ortadan kaldırmak zorundayız.
Ey müslümanlar! Allah'ın Mehdisi artık aranızdadır.
Kim onu dinlemezse, onun için yakında çetin bir a-
zap vardır.
Not: Libya'nın yönetimini elinde bulunduranlar, o
vahşeti işleyen adaletsizleri yakalayıp, hakettikleri
cezayı vermek zorundadır. 4 mâsûm canın karşılı-
ğı, 4 kere idamdır. ABD Yönetimi de, bu cinayete
sebep olan Amerikalı provokatörü hesaba çekip,
hakettiğini vermelidir. Çünkü esasında o 4 suçsuz
insanı, bu bozguncu ve hakaretçi adam öldürmüş-
tür.
Zaman: Yeni Çağ'ın onikisi, Eylül ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hak ve Adalet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *