Dienstag, 7. Februar 2012

İSRAİL İRAN'I VURMAZSA NE OLUR?

İSRAİL İRAN'I VURMAZSA NE OLUR?

İsrail İran'ın nükleer tesislerini iki ay içerisinde vurmazsa ne olur?

ABD, Irak'taki işgal meşguliyeti dolayısıyla İran'la fazla ilgilenemedi
ve onun nükleer faaliyetlerini susturamadı. Diplomasiyle onu dizgin-
lemeye çalıştı; fakat bu çalışma, İran'ın daha fazla dizginsizleşmesine
yaradı ve İran, on yıl içinde nükleer gücünü artırdıkça artırdı ve nihayet
nükleer silah üretme seviyesine ulaştı.

Eğer şimdi İran'ın nükleer tesisleri iki ay içinde vurulmazsa, bundan
sonra onun önü, nükleer silaha ulaşması için ebediyen açılmış olacak-
tir. Yani İran, "durdurulma sınırı"nı da aşmış bulunacaktır.

Eğer nükleer silaha sahip olmak Rusya, Amerika ve İsrail için bir hak-
sa, bu, İran için de bir haktır. Nükleer enerjiye ihtiyacı olmayan enerji
zengini İran da, bu hakkın gereği olarak nükleer silahını mutlaka yapa-
caktir. Bunu da ya kendini korumak için, veya İsrail'i yok etmek için
veya Ortadoğu egemenliğini ele geçirmek için yapacaktır.

İran'ın nükleer silaha ulaşması ne demektir?

İran'ın nükleer silaha sahip olması demek, Ortadoğu'nun büyük ülkeleri-
nin de nükleer silah kazanması demektir. Çünkü Şii egemenliği altına
girmek istemeyen Arap ülkeleri, nükleer silah kazanmayı bir vazife göre-
cekler ve onlar da nükleer silahla donanacaklardır. Bu donanma ise, İs-
rail'in nükleer silahlı ülkeler tarafından kuşatılmış olması ve nükleer üs-
tünlüğünü kaybetmesi demektir.

İşte İsrail bu üstünlüğünü kaybetmemek için iki ay içinde İran'ın nükleer
tesislerini vurmak zorunda kalacaktır. Eğer vurmazsa, İran'ın tehdidi al-
tında varolmaya çalısacak veya yok edilecektir. Bu yok edilişe İsrail el-
bette ki göz yumamaz ve bunun için de gerekli savunmasını yapacaktır.
Çünkü İsrail'i yok etmek, İran'ın resmî ve ideolojik politikası haline gel-
miştir.

İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurmasıyla Ortadoğu'da kıyamet kopar
mı?

Kıyamet kopmaz. Çünkü İsrail'in İran'a saldırması karşısında İran bir
karşı saldırıda bulunmamayı daha uygun görecektir. Çünkü İran karşı
saldırıda bulunursa, Amerika da bu savaşa müdahil olmak zorunda
kalacak ve bu halde İran'ın tahribatı daha büyük olacaktır. Bu tahribata
uğramamak için de İran, -şimdi tam aksi beyanda bulunuyor olsa da-
nükleer tesislerinin vurulmasını sineye çekecek ve bunun intikamını
almak için İsrail'in zayıf düştüğü ve desteksiz kaldığı bir geleceği bek-
leyecek ve kendine yapılan saldırıyı da BM'ye şikayet etmekle yetine-
cektir. Bu şekilde İran, kendini dünyaya; "saldırıya uğramış bir masûm"
olarak gösterecektir.

Dolayısıyla, İran'ın vurulmasıyla Ortadoğu'da kıyamet kopmaz. Çünkü
İran'ı destekleyecek ciddî bir Arap ülkesi yoktur.

İran'ın nükleer faaliyetlerini bombalamak, sorunu çözer mi?

Kalıcı olarak çözmez. Ama geçici olarak çözer. Nükleer tesisleri bom-
balanmış olan İran, bir kaç yıl içinde tesislerini tamir edip onları tekrar
faaliyete sokar. İsrail de bir daha vurmak zorunda kalır. Bu vuruşa mey-
dan vermemek için de İran, nükleer tesislerinin faaliyetlerini geçici ola-
rak durdurduğunu ilân eder. Bu şekilde İran ikinci bir saldırıdan korun-
muş olur. Kalıcı bir çözüm için ise, İsrail'in korkularını gidermek gereki-
yor.

Bunun için de İran'ın İsrail'e dost olması beklenmez ama, hiç olmazsa
İsrail'e düşmanlıkta bulunmayacağına ve onun varlığını tanıdığına dair
İran, İsrail'e bir garanti gösterebilir. Bunun için de, İran'da bir zihniyet
veya rejim değişikliği yapılmasi gerekir.

İran nasıl vurulacak?

İran'ın vurulması için iki yol var. Birinci yol: İsrail'in İran'a kendi başına
saldırmasıdır. Bu saldırı karşısında İran, İsrail topraklarına yönelik bir
saldırıda bulunmaz. Iran ordusu ancak, kendi toprakları üzerindeki İsra-
il'in bombardıman uçaklarını vurmaya çalışır. Bu şekilde bütün çatışma
İran içinde geçer.

Eğer ABD, İran'ın İsrail'e karşı saldırıda bulunmayacağından emin olur-
sa, İran'ı İsrail vuracaktır. Eğer ABD bundan emin olmazsa, bu takdirde
saldırıyı kendisi başlatacaktır. Bunun için de İran sempatizanı Arap te-
röristler ABD Başkanı Obama'ya başarısız bir suikastta bulunur veya
Pentagon'a tırlar içinden roket ve füze saldırısı düzenler. Yakalandıkla-
rinda da bunu İran Yönetimi'nin emriyle yaptıklarını iddia ederler. Ameri-
ka da bunu savaş sebebi sayar ve İran'a saldırır, nükleer tesislerini
bombalar ve gerektiğinde Tahran'ı işgal eder, rejimini değiştirir.

Ama büyük bir ihtimalle gerekli saldırıyı İsrail yapacak, ikinci yola ge-
rek kalmayacaktır.

Eğer ABD İsrail'in saldırısına engel olmak isterse, İsrail derin devleti de
buna karşı Başkan Obama'yı ortadan kaldırmayı düşünecektir. Bu dü-
şünceye meydan açmamak ve gelecek seçimleri kaybetmemek için
de Obama, İsrail'e engel olmayacaktır.

Sonuç: İran İsrail tarafından mutlaka vurulacaktır!

Peki, bu sorunu barışçı yoldan çözmek mümkün değil midir?

Pek tabii mümkündür! Bunun için de İsrail'in, 1967 sınırlarına dönmeyi
kabul etmesidir. Bu kabul ile İran İsrail'e dost olur, düşmanlıklar orta-
dan kalkar. Fakat İsrail Yönetimi'nde böyle bir kabule rıza gösterecek
olgun bir yönetici kadro bulunmadığından ve "biz '67 sınırlarına dönsek
bile İran bizi yine yok edecektir" diyen ırkçılar ve kötümserler olduğun-
dan, barışçı çözüm mümkün değildir.

Aslında İran, nükleer faaliyetlerini durdurarak İsrail'in saldırısını önleye-
bilir. Fakat İran, millî ve dinî gururunu kurtarmak için geri adım atmaya-
cak, bunun yerine İsrail tarafından vurulmayı ve mağduriyet kazanmayı
tercih edecektir. Bunun için de İran, İsrail tarafından vurulmaya çanak
tutacaktır. Yani, birisi vurmaya, ötekisi de vurulmaya muhtaç durumda-
dır.

Demek oluyor ki, İran'ın vurulmaktan başka şansı yoktur!

İran vurulurken Türkiye'nin tarafı ne olacaktır?

Çevresinde sıfır sorun politikasi güden Türkiye, İran vurulurken tarafsız
kalmayı tercih edecektir.

İran vurulunca ne olacak?

Esad'ın zulmüne destek veren İran'ın vurulduğu gün, Suriye'nin zalimlik-
te azgınlaşmış diktatörü kendiliğinden iktidardan düşecektir. Eğer düş-
mezse, Mehdi'nin yumruğuyla Mesih'in yumruğu birleşip Esad'ın kafa-
sını ezecektir. Burada Türk ve Arap savaşçılardan oluşan bir ordu, Meh-
di'nin yumruğunu; ABD ordusu da Mesih'in yumruğunu temsil eder. Sa-
yın Obama, Mesih'in yumruğu olmasını bilmelidir.

Allah'ın Mehdisi'nden gelen bu sözler, ABD Başkanını çaresizlik ve ka-
rarsızlıktan kurtaracaktır.

Not 1: Sayın Obama, hiç şüphesiz "Mesih" değildir. Fakat Suriye dikta-
törünün devrilmesinde "Mesih'in Yumruğu" vazifesini görebilir.

Not 2: Rusya ve Çin'in Suriye hakkındaki vetosu yanlış olmuştur. Rus-
ya ve Çin bu yanlışını, Suriye diktatörüne cinayetlerine derhal son ver-
mesi çağrısında bulunarak düzeltmelidir.

Not 3: Türkiye, Ortadoğu liderliğini omuzlamak istiyorsa, Suriye hakkın-
daki kararını hemen vermeli ve gerekeni yapmalıdır. Bu konudaki karar-
sızlıklar, Suriye diktatörünün cinayetlerini artırmaktadır.

Not 4: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda paylaşıldı.

Zaman: Yeni Çağ'ın onikisi, Şubat başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Geleceğin Senaryosu.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *

Montag, 31. Oktober 2011

SURİYE DİKTATÖRÜ BEŞŞAR ESAD'A UYARI

SURİYE DİKTATÖRÜ BEŞŞAR ESAD'A UYARI

zalim ve zorbaların karşısında olan ALLAHın adıyla

Suriye'deki diktatörlük karşıtı eylemler başladığında Beşşar Esad'ın
iktidardan kendiliğinden çekilmesi için ona bir şans tanıdık ve bu
tanımanın gereği olarak da NATO'nun devreye girmesine izin verme-
dik. Bu şekilde Suriye'nin ve halkının zarar görmesini önlemek istiyor-
duk. Ama bizim acıdığımız halka, Suriye diktatörü acımadı ve binlerce
diktatörlük karşıtını acımasızca katlettirdi. Bu katliamdan sonra Beşşar
Esad'ın reform yapmaya başlayacak olmasının da bir anlamı ve kıymeti
kalmadı. Beşşar Esad'ın yapacağı en iyi reform, derhal iktidardan çekil-
mektir.

Suriye diktatörü şunu bilmelidir ki, diktatörlük bir hak değil, haksızlıktır.
Bu haksızlığı devirmek de, Suriye halkının hakkıdır. Bu hak için sava-
şanlara da terörist denemez! Onları terörist diyerek öldürmek büyük
bir zulümdür!

Dolayısıyla Beşşar Esad'a bir ay mühlet veriyoruz. Bu vakit içinde ikti-
dardan çekilmezse, NATO hemen devreye girmek zorunda kalacaktır.

Suriye halkı, Suriye'nin zarar görmemesi ve NATO'nun harekâta geç-
memesi için, Beşşar Esad'a başka bir ülkeye gitmesi için yol versin. Ya-
ni Esad'dan sorulması gereken hesab Allah'a bırakılarak, iktidardan çe-
kilmesi için ona bir garanti verilmiş olunsun. Eğer bunu kabul etmezse,
NATO, harekâta geçmek zorundadır.

Eğer Suriye ordusu, demokrasiye teslim olduğunu açıklarsa, NATO,
askerî tesisleri vurmasın. Bu halde NATO'nun vuracağı yerler ancak
Suriye diktatörünün yönetim yerleri olabilir. Veya Suriye ordusunun
Esad'a muhalefetini bildirmesiyle NATO harekâtına da gerek kalma-
yabilir.

Eğer Suriye ordusu demokrasiye teslim olduğunu bildirmez ve kabul
etmezse, NATO'nun hakekâta başlamaşından baska çare yoktur. Ve
bütün askerî tesisler bombalanacaktır.

Suriye'ye yapılacak NATO harekâtı, Türkiye'nin kumandasında olma-
lıdır.

Not 1: Bu bildiri, Türkiye ve ABD tarafından Suriye diktatörüne, hal-
kına ve ordusuna iletilmelidir.

Not 2: Eğer Suriye ordusu demokrasi yanında yer alırsa, hem bir iç
savaşı önlemiş, hem de Suriye'yi korumuş olur.

Not 3: Suriye halkının diktatörlüğe karşı haklı savaşında İran, Suriye
diktatörünün yanında değil, karşısında olmalıdır. Eğer İran, diktatörün
yanını seçerse, zarar görmekten kurtulamaz. Bir "İslâmî Yönetim"e sahip
olduğunu iddia eden İran Yönetimi, zalim ve zorbaların yanında saf tuta-
maz, tutmamalıdır.

Not 4: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda paylaşıldı.

Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Ekim sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *

Montag, 24. Oktober 2011

WALL STREET İŞGALCİLERİ VE YENİ BİR DÜZEN VE İDEOLOJİ ARAYANLAR İÇİN YOL KILAVUZU

WALL STREET İŞGALCİLERİ VE YENİ BİR DÜZEN
VE İDEOLOJİ ARAYANLAR İÇİN YOL KILAVUZU

Bu kılavuzlukla ilgili olarak aşağıdaki bildiriler mutlaka okunmalıdır:

AYDINLIKNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/y-d-i-n-l-i-k-n-m-e-aydinlanmak.html

ÇAĞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/n-m-e.html

DÜZENNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/d-z-e-n-n-m-e.html

EY AVRUPA HALKLARI!
http://kuranisthaber.blogspot.com/2011/07/ey-avrupa-halklari-o-european-volker.html

EY DÜNYA IRKLARI
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/12/ey-dnya-irklari.html

EYTİŞİMNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2009/03/e-y-t-i-s-i-m-n-m-e.html

FAKİRNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/f-k-i-r-n-m-e.html

İNKİLÂBA DÂVET
http://kuranisthaber.blogspot.com/2009/09/inkilaba-davet.html

KİMLİKNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-i-m-l-i-k-n-m-e.html

KURANİSTNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-ra-n-i-s-t-n-m-e.html

KURANİZMİN YÖNETEN VE YÖNETİLENLERE ÇAĞRISI
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/11/kuranizmin-yneten-ve-ynetilenlere-arisi.html

KURTULUŞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-r-t-u-l-u-s-n-m-e.html

ZENGİNNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/z-e-n-g-i-n-n-m-e.html


Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Ekim sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Duyuru.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *

Donnerstag, 15. September 2011

ABD BAŞKANI SAYIN BARAK OBAMA'YA MEKTUP

ABD BAŞKANI SAYIN BARAK OBAMA'YA MEKTUP

ABD Baskanı sayın Barak Obama, yakında Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi'nde Bağımsız Filistin Devleti
için yapılacak oylamayı veto edeceğini açıklamış bulunu-
yor.

Eğer Amerika bu açıklamasından dönmeyecekse, bu
kararını gerçekleştirmeden önce sayın Hüseyin Obama, 11
Eylül Terör Eylemi'nin, "ABD'nin Filistin halkına zulme-
den İsrail'e destek vermesinden dolayı yapıldığını" unut-
mamalı. Eğer sayın Başkan Barak Obama ve Amerikalılar
bunu unutursa, Amerika'nın El-Kaide'ye karşı mücâdelesi
koskoca bir "yalan" olur ve bu mücâdelenin göz boyamak-
tan başka hiç bir anlamı kalmaz. Aynı zamanda öldürülen
o üçbin mâsûm insanın ölümleriyle ve onların yakınlarıyla
da alay edilmiş olunur.

Amerika, bu korkunç alayı ve anlamsızlığı yapmamalıdır.
Eğer yaparsa, Amerika, hak ve adaleti yere çarpmış ve
çiğnemiş olur. Bu çarpma ve çiğneme karşısında bütün
dünya ülkelerinin çoğunluğunun ve uluslararası kamuoyu-
nun: "Yeter artık, bu kadar da olmaz!" deme noktasına
getirilmiş olacağı hatırda tutulmalı ve ''ABD'nin, BM'de
devlet olarak tanınmak isteyen Filistin'e destek olması
gerektiğini, yoksa Arap dünyasında zaten az olan güveni-
lirliğini iyice kaybedeceğini'' belirten Suudi Arabistan'ın
eski istihbarat başkanı Prens Turki El Faysal'ın konuyla
ilgili son uyarılarına da kulak verilmelidir:

http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=224483
 
Eğer Sayın Barak Obama, yapılacak oylamayı veto etmek-
ten vazgeçerse, bu vazgeçiş karşısında belki İsrail Lobisi'
nin cezalandırmasına çarpılacak ve başkanlıktan düşürüle-
cektir. Şayet bu düşürülmeyi göze alabilecek olursa, bir
başkanlığı kaybetmis, fakat bunun karşılığında hak ve ada-
leti kazanmış ve onları yüceltmiş olacaktır. Bu yüceltme ile
de ABD'nin "dünya liderliği", sahtelikten kurtulup, bir "ger-
çeklik" kazanacaktır.

Sayın Barak Obama, bu gerçekliği Amerika'ya kazandırma-
ya çalışmalıdır. Bu çalışma yapılmadığı takdirde, sayın O-
bama'nın ve Amerika'nın liderliklerinin özü, İsrail'in haksız-
lık ve adaletsizlik asidi içinde eriyip gitmiş olacaktır.

Not 1: "Bu talebin iki devletli barış çözümüne hizmet etme-
yeceğini ve bunun, dikkati asıl meseleden dağıtacağını ve
problemi çözmeyeceğini" savunan Başkan Obama, bize
(yani dünya kamuoyuna), çözümün nasıl ve ne zaman ola-
cağını da açıklamalıdır.

Not 2: Başkanlığını düşürülmekten korumak, sayın Oba-
ma'nın hakkıdır. Onun bu hakkına ve gelecek seçimleri
kazanma arzusuna saygı duyuyoruz. Bu yüzden de onun
üzerinde fazla baskı kurmak istemiyoruz. Ama bununla
birlikte Filistin Dâvâsı'nın politik menfaatlere kurban gitme-
sine de üzülüyoruz.

Not 3: Filistin konusunda Amerika'nın elini kolunu bağlayan
İsrail Lobisi'ni, hak ve adalete boyun eğdirmenin vakti gel-
miştir. Şimdi bütün dünya ülke ve halkları, yasal ve demok-
ratik yollardan bunu gerçekleştirmenin yollarını aramalıdır.
Yoksa Filistinliler hiç bir zaman haklarına ve devletlerine
kavuşamayacaklardır.

Not 4: Sayın Barak Obama, son paragrafı: "Bir ülke (Ame-
rika), dünya barışının baş düşmanı haline gelmiş, hukuk ta-
nımaz bir ülke ile suç ortaklığı içinde ise asla güven içinde
olamaz. ABD, İsrail politikasını değiştirmeden, İsrail kam-
burunu sırtından atmadan, en azından bu ülkenin saldırgan
politikalarını frenlemeyi başarmadan, Ortadoğu ve Kuzey
Afrika'da "çirkin Amerikalı" olmaktan kurtulamaz. İsterse
Ortadoğu Baharı'na en büyük desteği versin, eski diktatör-
lerin yıkılış sürecini can siperane desteklesin, İsrail'in suç-
larına arka çıkan bir Amerika, Ortadoğu halklarının sempa-
tisini kazanamaz" şeklinde biten, Türkiye'den Bugün Gaze-
tesi yazarı sayın Gülay Göktürk hanımefendinin makalesini
okumadan uyumamalıdır:

http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/168847-abd-guvende-olabilir-mi-makalesi.aspx
 
Not 5: Bu mektup, uluslararası diplomatik platformda payla-
şıldı.
 
Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com
 
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Eylül ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *

Samstag, 3. September 2011

AYŞE HÜR VE ONUN GİBİ DÜŞÜNENLER KUR'ANIN DOĞRULUĞUNA İNANMAK ZORUNDADIRLAR

AYŞE HÜR VE ONUN GİBİ DÜŞÜNENLER
KUR'ANIN DOĞRULUĞUNA İNANMAK
ZORUNDADIRLAR

Sayın Ayşe Hür ve Kur'an hakkında onun gibi düşünenler!

Son makalelerinizden birinde: "Kur'anın doğru bir Kitap
olmadığını" ima etmişsiniz. Biz de buna karşı diyoruz:

Kur'anın özetinin özeti: "Yoktur Allah'tan başka ilah"tır.
Kur'anın bu en büyük dâvâsı karşısında, siz ikinci bir ilahın
varlığını isbatlayabilirseniz, "Kur'anın doğru bir Kitap olma-
dığı" iddianıza biz de inanabiliriz.

Haydi, ikinci bir ilâhın (ama kâinatı yaratıp yaşatabilecek ve
yönetebilecek bir ilâhın) varlığını isbatlayın! Biz de Kur'anı,
"İlâhî Kitap" olmaktan çıkaralım...

Ama istediğimiz isbatı yapmaya sizin ne gücünüz, ne de
bilginiz yeter. Bu noktada siz de bir "kurtuluş"a muhtaç-
sınız. Eğer kurtuluş isterseniz, "KURTULUŞNAME"yi
okumalısınız.

KURTULUŞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-r-t-u-l-u-s-n-m-e.html

Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com

Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Eylül başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *

Sonntag, 21. August 2011

AFRİKA AÇLIKTAN KIRILIRKEN ALLAH NEREDE?

AFRİKA AÇLIKTAN KIRILIRKEN ALLAH NEREDE?

açları doyuran açıkları barındıran ALLAHın adıyla

Bazı inançsız ve inkârcılar bu suali soruyor ve sorabilir. Ve
onlar bu soruyu sorarken bazı inançlıların içinde de şüphe
uyanabilir ve derler: "Sahi! Allah nerede? Bu faciayı neden
görmüyor?"

Evet: Allah nerede?

Şüphesiz Allah her yerde! Çünkü bu suali sorarken, yer yü-
zünde yedi milyar insanın Allah tarafından doyurulmakta ve
barındırılmakta olduğunu da görmeli ve unutmamalıyız.

İkinci olarak; "Allah kullarına rızkı bol bol verseydi, yeryü-
zünde azarlardı. Fakat O, rızkı dilediği ölçüde indirir. Çün-
kü O, kullarından haber alan, onları görendir" (Şura 27) a-
yetine göre yüce Allah, açlıktan kırılmakta olan Afrikalıları
da mutlaka görüyor.

Peki, onları gördüğü halde neden onlara imdat etmiyor?

Bunun bir sebebi; "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla,
bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sab-
redenleri müjdele" (Bakara 155) ayetine göre "imtihan" o-
labilir.

Bu imtihan sebebine göre yüce Allah; "Bakalım, sabır mı
edecekler, yoksa küfür mü edecekler" diyerek, açlığa uğrat-
tığı Afrikalıları denemektedir.

Bu acı imtihan sonucunda onlara muhtemelen şöyle hitap
edecektir: "Ey kulum! Ben seni ağır bir açlığa mahkûm et-
tiğim ve o açlıkla can ciğer evlâdını dahi elinden aldığım
halde sen bütün bunlara sabrettin, Bana isyan ve küfürde
bulunmadın. Senin bu başarına karşılık buyur, cennet senin-
dir!"

Böyle güzel bir sonuç karşısında, onların "felâkete ugradığı"
düşünülemez.

Ayrıca Afrikalılar imtihan edilirken diğer ülke insanları da im-
tihana tabi tutulmakta ve: "Bakalım, onlara kimler yardım
edecek, kimler etmeyecek" bilinmek istenmektedir.

İkinci sebep: Dünya hayatı; çalışmakla, sebeplerin şartlarına
uymakla ve yardımlaşmayla kazanılmaktadır. Yoksa dünya
hayatı mûcizelerle kazanılmıyor. Buna göre Afrikalılar, ge-
rekli şartları sağlayamadıkları yani doğru düzgün bir devlet-
lerinin olmayışı, doğal kaynaklarını çaldırmış olmaları, in-
sanlığın hırs ve israfla iklim şartlarını bozmuş olması ve
savaş gibi sebepler yüzünden bu hale düşmüş olabilirler ve
öyle gözüküyor.

Elbette Allah o aç insanlara gökten sofralar da indirebilirdi.
Fakat dünya, "imtihan dünyası" ve "sebepler diyarı" olduğu
için, böyle bir mûcizeye gerek görülmüyor. Ama diğer insan-
ların yardımı onlara ulaştırılarak, ellerinden tutuluyor. Allah
dileseydi daha başka felâketlerle bu yardımları da engelleye-
bilirdi. Fakat engellemiyor. Demek, onlara merhamet ediliyor.

Bu sebebe göre de, kimsenin Allah'a sataşma hakkı ve haddi
olamaz! Çünkü 70 milyon aç Afrikalıya karşılık, 7 milyarlık
bir dünya doyurulmakta ve barındırılmaktadır.

Hem zenginlerin elindeki para ve servet, o aç insanları kalkın-
dırmaya onlarca belki yüzlerce defa yeter, artar. Fakat maa-
lesef o insanlar açlıktan ölürken ve fakirler de sürünürken
zenginlerin para ve serveti bir köşede duruyor, o muhtaçlara
ulaşmıyor veya ulaştırılamıyor.

Ama bu düzen hep böyle sürüp gidemez! Bu bozuk düzenin
ve büyük adaletsizliğin mutlaka yıkılması gerekiyor. Bu yı-
kım için de fakirlerin isyan bayrağını açması kaçınılmazdır.

Bu haksız ve adaletsiz düzenin degişmesi için bütün dünya
devletlerinin, zenginlere bir "servet vergisi" yüklemesi gerek-
mektedir. Fakat o devletler bu gerekliği kendiliklerinden yap-
mamaktadır. Bu durumda fakirlerin isyanının devreye girme-
sinden başka çare yoktur.

Şimdi söz: Açların, fakirlerin ve işsizlerindir! Onlar konuşma-
dan kurtuluş yoktur...

Ve kurtuluş, ancak: KUR'ANİZM iledir!


Konuyla ilgili yardımcı linklerimiz:

DÜZENNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/d-z-e-n-n-m-e.html

FAKİRNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/f-k-i-r-n-m-e.html

ZENGİNNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/z-e-n-g-i-n-n-m-e.html


Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Ağustos sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *

Mittwoch, 10. August 2011

EVREN SUDAN MI YARATILDI?

EVREN SUDAN MI YARATILDI?

(Yazarımız Hüseyin Avdıç, "evrenin sudan yaratıldığını" iddia ediyor.)

Dünya, evren (ağacı)nın hem meyvesi hem de çekirdeğidir. Yani ev-
ren "su"dan yaratılmıştır. Bu iddiamı, aşağıda geçen gazete habe-
rindeki yeni keşif de desteklemektedir.

Geçenlerde gazeteler, "NASA'lı bir bilim adamının, dünyadan 12
milyar ışık yılı ötede, dünya okyanuslarının içerdiği toplam su küt-
lesinin 140 trilyon katı büyüklüğe sahip, buhar halinde su kütlesi
bulunduğunu keşfettiğini" haber verdi. Bakınız:

http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=217781

Bu haber, "evrenin temelinin su olduğu"na işaret etmektedir. Yuka-
rıda; "dünya evrenin hem meyvesi hem çekirdeğidir" demiştim. Yer-
yüzünün yüzde sekseninin sularla kaplı olduğunu düşünürsek, bah-
settiğim çekirdeğin ne olduğu da anlaşılır. Yani: Evren, sudan yara-
tılmıştır.

Kur'andaki Zümer 67: ... "Halbuki kıyamet günü yer, tamamen O'
nun avucunun içindedir, gökler de sağ elinde dürülmüştür. ..." ayeti
de; dünyanın, evrenin hem meyvesi hem çekirdeği olduğunu göster-
mektedir.

"O nankörler görmediler mi ki göklerle yer bitişik idi, biz onları ayır-
dık ..." (Enbiya 30) ayeti de; dünyanın, evrenin meyve ve çekirdeği
olduğunu açıkça bildirmektedir.

"Gökleri ve yeri altı günde yaradan O'dur. O zaman Arş'ı (Allah'ın
yönetim tahtı) su üzerinde idi. (Bu kâinâtı yarattı) ki, hanginizin da-
ha güzel iş yaptığınızı denesin. ..." (Hud 7) ayeti de, evrenin temeli-
nin "su" olduğunu haber vermektedir.

Yeni yapılan keşfi bu üç ayet ile birleştirdiğimizde, evrenin "sudan
yaratılmış olduğu" kanaatine varabiliriz.

Bakınız, yeni keşfin sahibi bilim adamı Bradford ne diyor: "Yeni ke-
şif bir kez daha gösterdi ki su, evrende oldukça yaygın ve hatta ev-
renin en erken zamanlarından beri var"

Anlayacağımız, bu yeni keşif karşısında, evrenin ortaya çıkışıyla il-
gili "büyük patlama" teorisinin sulara gömülmekte olduğudur. Koz-
moloji bilimi yakında "evrenin sudan yaratıldığını" bildirirse, şaşır-
mayalım ve, Kur'anın "evrenin yaratıcısı Allah tarafından indirilmiş
mûcize bir Kitap" olduğunu bir kere daha anlayalım.

Hüseyin Avdıç

Yayınlayan: Kuranisthaber