DARWINIST EVRIMCILERIN YENI IDDIASINA CEVAP
insani maymundan degil, maymundan sonra yaratan ALLAHin adiy-
la
Yenilgiye doymayan Darwinist evrimciler simdi de biz yaratiliscila-
rin karsisina $u yeni iddiayla cikmakta ve: "Allah'in insani ilk yarat-
masinin kalintilarini gösterebilir misiniz?" diye sormaktadirlar
Yani biz bunu gösteremezsek, insanin mustakilen Allah tarafindan
yaratildigina olan inancimiz bâtil cikmis olacaktir!
Bâtil cikar mi?
Cikmaz!
Cünkü insanin maymundan degil, mustakilen su ve toprak karisi-
mindan yaratildigini, sonra insanlarin "Âdem" isimli ilk insandan
türetildigini söyleyen; biz degil, Allah'tir. Biz Müslümanlar da Allah'
in söylediklerine inaniyoruz. Bu inancimizin gercekligine dair insan
yaratilisinin ilk kalintilarini gösteremesek de, buna inancimiz de-
vam eder. Cünkü bu sözler bir insan iddiasi degil, Ilâhî bildiridir.
Eger Darwinist evrimciler bu Ilâhî Bildiri'nin aksini isbat edebilirler-
se, o zaman bizim inancimiz battal olur. Bu halde bizim de o i-
nanctan cikmamiz gerekir. Fakat Darwinist evrimciler, simdiye ka-
dar bizim inancimizi battal edecek, gecersiz kilacak bir delil geti-
rememislerdir.
Biz, Allah'in insani maymundan sonra su ve toprak karisimindan
yaratmis olduguna dair bir delil göstermek zorunda degiliz. Cünkü
insanin Darwinist evrimle olustugunu iddia eden biz degil, Darwi-
nistlerdir. Iddiasi olan, delilini de getirmelidir. Bizimkisi ise, bir
"inanc"tir. Inancin ise bir delili olmasi zorunlu degildir. Inanirsin ve-
ya inanmazsin. Darwinistler ise; insanin yaratilmadigini, aksine
Darwinist bir evrimle olustugunu iddia etmektedirler. Iddia etmek-
tediler, ama simdiye kadar hayvandan insana gecise dair tek bir
ara form gösterememislerdir. Aksine bu vakte kadar ortaya cikan
milyonlarca fosilin her biri, Darwinist evrimi cürütecek niteliktedir
ve cürütmüstür, cürütmektedir.
Ayrica, insanin ortaya cikisinin Darwinist evrimle olamayacagina
dair evrimcilere yüzlerce delil gösterilmis. Evrimciler ise bunlari
da cürütebilmis degillerdir. Bütün bu caresizlikler karsisinda ev-
rimciler simdi kalkmis, "insanin yaratilisina dair bir kalinti" göster-
memizi istiyorlar. Aslinda ortaya cikarilmis milyonlarca fosilin her
biri insanin yaratilisina bir delil degil midir? Kur'ana inanmayanlar
bu fosillerin isbatina da inanmazsa biz ne yapalim? Insanin ilk
yaratilisiyla ilgili bir kalinti göstersek, evrimciler buna inanacaklar
midir sanki? Inanmayacaklardir! Cünkü onlarin derdi, inanmak
degildir; istediklerini gösteremiyecegimizdeki caresizligi görmek
ve inkârciliklarina devam etmektir.
Ama hic heveslenmesinler! Bizim isbatimiz Kur'andir. Kur'anin is-
batini kirabilecek bir adamin önce Allah'in yoklugunu isbatlamasi
gerekir. Allah'in yoklugunu isbat edebilmek icin de O'ndan daha
güclü baska bir "TANRI" olmak gerekir. Allah'in yerine oturacak
bir Tanri olmaya gücü yeten var ise; buyursun, Tanri olsun! Ama
böyle bir Tanri, ancak "sahte tanri" olur... Cünkü: "Allah'tan bas-
ka ilah yoktur."
Bu gercegi yok edebilecek bir güc bulunmadigindan da biz Kur'
anlilar, Darwinist evrimciligi mezara gömdük. Bizim gömdügümü-
zü hortlatabilecek olan varsa, haydi ciksin ortaya!
Not: Eger bir evrim olmussa, bu evrim; Allah’in istedigi gibi bir ev-
rim olmustur. Ama Darwinistlerin düsündügü gibi bir evrim olma-
mistir, olamaz!
Zaman: Yeni Cag'in onu, $ubat ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Mücâdele.
Boyut: Muranizm
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Sonntag, 14. Februar 2010
Sonntag, 7. Februar 2010
MEHDİ'NİN KİMLİĞİ VE GEREKLİLİĞİ HAKKINDA
MEHDI'NIN KIMLIGI VE GEREKLILIGI HAKKINDA
kullarini ilgisiz ve sahipsiz birakmayan ALLAHin adiyla
(Ön not: Bu satirlar, Mehdi inkârcilarinin inkârlarina karsi kaleme a-
linmistir.)
Bu inkârcilar da, bazi Ilâhiyat hocalaridir. Bu hocalar halki da ken-
dileri gibi "cok okumus" ve "cok bilgili" kabul ederek diyorlar ki:
"Herkes bir mehdi olup kendini düzeltebilir. Mehdi'ye gerek yoktur.
Kur'an okumak yeterlidir. Kur'an varken mehdilik bir uydurmadir."
Onlarin bu inkâr ve iddialari karsisinda sormak gerekiyor:
Toplum bozulmussa bunu Ilahiyat hocalari mi düzeltecek?
Bu hocalar kendilerini ne kadar düzeltmislerdir ki, toplumu düzelt-
sinler!
Hem ögretmensiz bir kitap neye yarar?
Yoksa bu ilahiyat hocalari kendilerini toplumun "gercek ögretmen"
leri mi olduklarini saniyorlar?
Toplumun fertleri eger kendi kendilerine bir mehdi olabilselerdi, za-
ten bozulmazlardi. Ama işte bozuluyorlar! Bunlari kim düzeltecek?
Bunlara bozukluklarini kim haber verecek? Ya bozukluklarini göre-
miyorlarsa, onlar kendi kendilerine nasil düzelebilirler?
Bu elbette toplumlarin halini bilen ve gören Yaratan'in bir elci gön-
dermesiyle olabilir. Bunun icin de gönderilen dinler her bozulusa
ugradiginda bir yenisinin gönderilmesi gerekli olmustur.
Fakat din var ve bozulmamis, ama toplum onu yasamaktan uzak-
lasmissa ne olacak? Iste bunun icin de dinden uzaklasmis veya
onu yanlis uygulamakta olan toplumu dine döndürecek ve yakin-
lastiracak ve onun dogru uygulanisini bildirecek bir "yol gösterici",
bir "dogruluga götürücü"nün o topluma tayin edilmesi kacinilmaz
olur. Iste bu tayin, "evliya" veya "mehdi" denen "secilmis" kimse-
ler vasitasiyla gerceklesir.
Toplumlarin birbirlerinden haberi olmadigi zamanlarda bu is, her
toplum icinden bir veya bircok evliya cikarilarak yapilir.
Dünyanin globallestigi bir zamanda ise, dinlerinden uzaklasmis ve
onu yanlis uygulamakta olan toplumlarin kurtaricisi "Mehdi"dir.
Mehdi; dinen, siyaseten, hilafeten bütün Islâm toplumlarina hâkim
ve egemen bir Zat'tir. Bu egemenlige sahip olmayan bir kimseye
"Mehdi" denmez. Islâmli ülkelerin cogunluguna sözünü gecirebilen
kisi: "Mehdi"dir. Tabii bunun gerisine de: "Sahte mehdiler" diyebilir-
siniz.
Dininden uzaklasmis Hiristiyan toplumlarinin bu zamandaki kurta-
ricisi da ancak Mesih olabilir. Mesihiyet de ancak Hz. Isa'nin gök-
ten yere indirilmesiyle gerceklesir.
"Biz her topluma elci gönderdik" ayeti de; Mehdi ve Mesih'in gele-
cekligine delildir. Cünkü; Allah'tan, Peygamberden, Ahiretten ve
Adaletten ve güzel ahlâktan uzaklasmis insanlari ancak o kimse-
ler asla döndürebilir. Yoksa Allah bugünkü insanligin haline seyirci
mi kalacaktir? Kalabilir mi? Elbette Mehdi ve Mesihini gönderecek
ve insanligi Allahsizlik, kitapsizlik, ahiretsizlik ve adaletsizlikten
veya onlara uzaklasmis olmaktan kurtaracaktir. Onlara ilgisini gös-
terecektir. Yarattiklarina ilgi göstermeyen bir Yaratici'ya da, "Allah"
denemez. Dünya da Allahsiz olamaz. Allah varsa, insanlara da
gerekli ilgi gösterilecektir ve gösterilmektedir.
Eger insanlar kendi kendilerine düzelebilselerdi, o vakit onlara din
ve peygamber gönderilmesine de gerek kalmazdi. Insanlik dinsiz
ve peygambersiz birakilmadigina göre, demek ki insanlar kendi
kendilerine düzelemiyorlar. Düzelemedikleri icin de din ve peygam-
bere muhtac bulunuyorlar. Kiyametin yaklastigi bir zamanda din-
den uzaklasmis asrimiz insaninin dine döndürücüsü de Mehdi ve
Mesih'dir. Bu iki kurtarici olmadan, insanlik gercek dinlerini bile-
mez ve kendi kendilerine ona dönemezler. Bir kac kisinin kendini
kurtarmis olmasi bu ilkeyi degistirmez.
Bugün insanligin yüzde sekseni Allah'tan uzaktir. Onlari Allah'a
kim yaklastiracak?
Elbette ki: Mehdi ve Mesih!
Bugün Islâmli ülkeler birlik ve dirligini kaybetmistir. Bunlari birlige
ve dirlige kim erdirecektir?
Elbette ki: Allah'in Mehdisi!
Yoksa mehdi inkârcilari, mehdiyetin etki ve yetkisine mi sahiptirler
ki, kendilerini onun yerine koyup mehdiyi inkâr ediyorlar?
Allah'in bilgi ve yetki vermedigi bir kimse Mehdi olamaz, onun yeri-
ne oturamaz!
Ve onun yeri coktan doldurulmus bulunuyor. Onu inkâr etmekle de
onun yeri boşalmaz!
Bir soru: "Mehdi cok kisa bir zamanda dünyayi nasil islah eder, dü-
zeltir?"
Cevap: Televizyon ve internet gibi kitle iletisim araclariyla Mehdi se-
sini her yere bir anda ve kolaylikla duyurur. Islâmli ülkelerin halklari
ve liderleri de onun sözünün dogrulugunu hemen anlarlar ve ona u-
yarlar. Dine hizmet eden cemaatler de Mehdi' ye yardim ederler.
Böylece Mehdi bir tek emirle cok seyleri kisa zamanda gercekles-
tirmis olur. Yani: "Mehdi herseyi tek ba$ina yapacaktir" diye birsey
yoktur. Ama, Islâmli toplumlarin ba$inda o vardir ve o olacaktir ve
$u anda da o bulunmaktadir.
Allah, gercegi en iyi bilen ve bildirendir.
Zaman: Yeni Cag'in onu, $ubat ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
kullarini ilgisiz ve sahipsiz birakmayan ALLAHin adiyla
(Ön not: Bu satirlar, Mehdi inkârcilarinin inkârlarina karsi kaleme a-
linmistir.)
Bu inkârcilar da, bazi Ilâhiyat hocalaridir. Bu hocalar halki da ken-
dileri gibi "cok okumus" ve "cok bilgili" kabul ederek diyorlar ki:
"Herkes bir mehdi olup kendini düzeltebilir. Mehdi'ye gerek yoktur.
Kur'an okumak yeterlidir. Kur'an varken mehdilik bir uydurmadir."
Onlarin bu inkâr ve iddialari karsisinda sormak gerekiyor:
Toplum bozulmussa bunu Ilahiyat hocalari mi düzeltecek?
Bu hocalar kendilerini ne kadar düzeltmislerdir ki, toplumu düzelt-
sinler!
Hem ögretmensiz bir kitap neye yarar?
Yoksa bu ilahiyat hocalari kendilerini toplumun "gercek ögretmen"
leri mi olduklarini saniyorlar?
Toplumun fertleri eger kendi kendilerine bir mehdi olabilselerdi, za-
ten bozulmazlardi. Ama işte bozuluyorlar! Bunlari kim düzeltecek?
Bunlara bozukluklarini kim haber verecek? Ya bozukluklarini göre-
miyorlarsa, onlar kendi kendilerine nasil düzelebilirler?
Bu elbette toplumlarin halini bilen ve gören Yaratan'in bir elci gön-
dermesiyle olabilir. Bunun icin de gönderilen dinler her bozulusa
ugradiginda bir yenisinin gönderilmesi gerekli olmustur.
Fakat din var ve bozulmamis, ama toplum onu yasamaktan uzak-
lasmissa ne olacak? Iste bunun icin de dinden uzaklasmis veya
onu yanlis uygulamakta olan toplumu dine döndürecek ve yakin-
lastiracak ve onun dogru uygulanisini bildirecek bir "yol gösterici",
bir "dogruluga götürücü"nün o topluma tayin edilmesi kacinilmaz
olur. Iste bu tayin, "evliya" veya "mehdi" denen "secilmis" kimse-
ler vasitasiyla gerceklesir.
Toplumlarin birbirlerinden haberi olmadigi zamanlarda bu is, her
toplum icinden bir veya bircok evliya cikarilarak yapilir.
Dünyanin globallestigi bir zamanda ise, dinlerinden uzaklasmis ve
onu yanlis uygulamakta olan toplumlarin kurtaricisi "Mehdi"dir.
Mehdi; dinen, siyaseten, hilafeten bütün Islâm toplumlarina hâkim
ve egemen bir Zat'tir. Bu egemenlige sahip olmayan bir kimseye
"Mehdi" denmez. Islâmli ülkelerin cogunluguna sözünü gecirebilen
kisi: "Mehdi"dir. Tabii bunun gerisine de: "Sahte mehdiler" diyebilir-
siniz.
Dininden uzaklasmis Hiristiyan toplumlarinin bu zamandaki kurta-
ricisi da ancak Mesih olabilir. Mesihiyet de ancak Hz. Isa'nin gök-
ten yere indirilmesiyle gerceklesir.
"Biz her topluma elci gönderdik" ayeti de; Mehdi ve Mesih'in gele-
cekligine delildir. Cünkü; Allah'tan, Peygamberden, Ahiretten ve
Adaletten ve güzel ahlâktan uzaklasmis insanlari ancak o kimse-
ler asla döndürebilir. Yoksa Allah bugünkü insanligin haline seyirci
mi kalacaktir? Kalabilir mi? Elbette Mehdi ve Mesihini gönderecek
ve insanligi Allahsizlik, kitapsizlik, ahiretsizlik ve adaletsizlikten
veya onlara uzaklasmis olmaktan kurtaracaktir. Onlara ilgisini gös-
terecektir. Yarattiklarina ilgi göstermeyen bir Yaratici'ya da, "Allah"
denemez. Dünya da Allahsiz olamaz. Allah varsa, insanlara da
gerekli ilgi gösterilecektir ve gösterilmektedir.
Eger insanlar kendi kendilerine düzelebilselerdi, o vakit onlara din
ve peygamber gönderilmesine de gerek kalmazdi. Insanlik dinsiz
ve peygambersiz birakilmadigina göre, demek ki insanlar kendi
kendilerine düzelemiyorlar. Düzelemedikleri icin de din ve peygam-
bere muhtac bulunuyorlar. Kiyametin yaklastigi bir zamanda din-
den uzaklasmis asrimiz insaninin dine döndürücüsü de Mehdi ve
Mesih'dir. Bu iki kurtarici olmadan, insanlik gercek dinlerini bile-
mez ve kendi kendilerine ona dönemezler. Bir kac kisinin kendini
kurtarmis olmasi bu ilkeyi degistirmez.
Bugün insanligin yüzde sekseni Allah'tan uzaktir. Onlari Allah'a
kim yaklastiracak?
Elbette ki: Mehdi ve Mesih!
Bugün Islâmli ülkeler birlik ve dirligini kaybetmistir. Bunlari birlige
ve dirlige kim erdirecektir?
Elbette ki: Allah'in Mehdisi!
Yoksa mehdi inkârcilari, mehdiyetin etki ve yetkisine mi sahiptirler
ki, kendilerini onun yerine koyup mehdiyi inkâr ediyorlar?
Allah'in bilgi ve yetki vermedigi bir kimse Mehdi olamaz, onun yeri-
ne oturamaz!
Ve onun yeri coktan doldurulmus bulunuyor. Onu inkâr etmekle de
onun yeri boşalmaz!
Bir soru: "Mehdi cok kisa bir zamanda dünyayi nasil islah eder, dü-
zeltir?"
Cevap: Televizyon ve internet gibi kitle iletisim araclariyla Mehdi se-
sini her yere bir anda ve kolaylikla duyurur. Islâmli ülkelerin halklari
ve liderleri de onun sözünün dogrulugunu hemen anlarlar ve ona u-
yarlar. Dine hizmet eden cemaatler de Mehdi' ye yardim ederler.
Böylece Mehdi bir tek emirle cok seyleri kisa zamanda gercekles-
tirmis olur. Yani: "Mehdi herseyi tek ba$ina yapacaktir" diye birsey
yoktur. Ama, Islâmli toplumlarin ba$inda o vardir ve o olacaktir ve
$u anda da o bulunmaktadir.
Allah, gercegi en iyi bilen ve bildirendir.
Zaman: Yeni Cag'in onu, $ubat ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Donnerstag, 28. Januar 2010
EĞER BİR ORDUNUN İÇİNDE DİNSİZ VEYA DİN DÜŞMANI VİCDANSIZLAR VARSA
EGER BIR ORDUNUN ICINDE DINSIZ VEYA DIN DÜSMANI
VICDANSIZLAR VARSA, O VICDANSIZLAR; CAMIYI DE
CEMAATI DE BOMBALAMAKTAN CEKINMEZLER!
dindarlari seven ALLAHin adiyla
"Balyoz Darbe Plani"yla ilgili olarak sayin Orgeneral Ilker Basbug:
"Düsmana 'Allah Allah' diye hücum ettiren bir ordunun askeri hic
cami bombalar mi" diye tepki verirken, bu plani desifre edenlere de
"vicdansizlar" demis.
Herseyden önce "vicdansiz olanlar", o plani desifre edip yayinlayan-
lar degil, onu yapmis ve hazirlamis olanlardir!
Ikinci olarak, soralim: "Cuntacilar, cami ve cemaatini bombalamaz
mi?"
Eger o cuntacilarin gözünü iktidar hirsi bürümüsse ve onlar dinsiz
veya din düsmaniysalar, bu halde camiyi de, cemaatini de hic ce-
kinmeden ve acimadan bombalarlar, bombalatirlar! Cünkü o plani
hazirlayan emekli general de bir din ve Islâm dostu kimse degildir.
Böyle bir kimse nicin bombalamasin, nicin vicdansiz olmasin? Üs-
telik bir de iktidari ele gecirmeyi kafasina koymussa!
Sayin Ilker Basbug bu gercekleri görerek, dinli ordu ile din düsmani
cuntacilari esitleyip, cuntacilari aklamaya calismamalidir. Siz cun-
tacilari aklamaya ve onlari himaye etmeye calistikca, ordu ve millet
karsi karsiya gelmeye devam edecek ve ikisi de yipranacaktir. Bu-
nun ilk sorumlusu da, elbette cuntacilari tasfiye etmeyenler olacak-
tir.
Hem sayin Genelkurmay Baskani sunu da unutmamalidir: Dindar
subaylardan arindirilmis bir ordunun komuta ve yönetim kademesin-
de, milletin câmisini ve cemaatini bombalayacak ve bombalatacak
cuntacilarin cikmasi imkânsiz degildir. Bunun imkânlasmis hali de;
i$te "Balyoz Cuntasi" ve onu kuran ki$idir. Siz ordudan cuntacilar
yerine dindar subaylari tasfiye etmeye devam ettikce, Türk Halki'
nin dinini bombalayacak darbeciler de eksik olmayacaktir. Cünkü
diken ekilen bir yerden ancak diken biter. Dindar subaylarin atildi-
gi bir yerde, dindar düsmani subaylar kalir. Böyle subaylara bu
Müslüman Millet, cocuklarini nasil teslim edecek?
Ama yüzde doksandan fazlasi Islâmli olan bu halk, sizin meydana
getirdiginiz eksiklige daha fazla tahammül edemez. O din ve dindar
düsmani cuntacilari siz tasfiye etmezseniz, demektir ki, bunu BIZ
MILLET yapacagiz. Dindar subaylarin ordudan atilmasini da BIZ
durduracagiz. Karsi koyabilecek olanlar varsa, ciksin ortaya!
"Biz, Türk Halki'nin partisi ve parlamentosuyuz" diyenler, haydi gö-
rev ba$ina! Bu halki darbecilerden korumak, ilk önce sizin vazifeniz-
dir ve BIZ HALK da, oylarimizla size "yetki" ve "iktidar" vermis bulu-
nuyoruz. Vazifenizi yapiniz, onlara "demokratik gücümüz"ü gösteri-
niz! Gösteriniz ki, darbeciler ve "askerî vesayetci"ler basimiza belâ
olmasinlar!
Not: $unu da unutmayiniz: Dinli bir ordunun askerleri, dindar subay-
larindan arindirilmis, din dostu olmayan üst ve komutanlarina nasil
itaat edebilirler ve onlardan nasil hazzedebilirler? Dinli askerlerin
üst ve komutanlari da dinli (daha dogrusu din dostu) olmali degil
mi? Dindar subaylari ordudan attirarak dengeyi bozmus olmuyor
musunuz?
Not 2: Türk halkinin yüzde doksandan fazlasi "Müslüman"dir. Bu o-
ranin yüzde otuzu da "dindar"dir. Bu din ve dindarlik elbette orduya
da yansiyacaktir. Eger siz dindar subaylari "irtica" bahanesiyle or-
dudan atarsaniz, o ordunun dindar askerleri $öyle düsünecektir:
"Benim dinime ve dindarima hor bakan, onu orduda barindirmayan
ve ona irtica damgasi basan bir orduya ben nicin hizmet edeyim?
Nicin onun askeri olayim?"
Cünkü; vatan kutsalsa, din vatandan daha kutsaldir. Yani din icin
vatan feda edilir. Fakat vatan icin din feda edilmez. Cünkü din, ebe-
diyet getirir. Vatan ise, gecicidir. Buna ragmen vatan korunmalidir.
Fakat, din ezilip gecilerek degil. I$te bu sebeple dini hor görülen,
dindar subayi orduda barindirilmayan bir asker, askerlikten sogur.
Dolayisiyla, askerlik müessesesinin devamini isteyenler, dindar
düsmanligini birakmalidir.
Not 3: Ordu nerelerde sabirli olmalidir?:
a- Hükümete itaatte, b- Cuntacilik ve darbecilige kalkismamakta,
c- Düsmana karsi savasta ve, d- Talim ve talimatlara uymada sabir-
li (yani dayanikli) olmalidir. Bu dört noktada sabri ta$an bir ordu,
"milletin ordusu" olamaz.
Not 4: "Bitirme", "Kafesleme" ve "Balyozlama" cuntacilari ordudan
tasfiye edilmedigi müddetce, gazeteciler TSK'nin bütün pisliklerini
ortaya dökmeye devam edeceklerdir. TSK da, bütün pisliklerinden
arinmadikca, milletin TSK'si olamaz. Dindar subaylari ordudan at-
masini bilen bir Genelkurmay, cuntacilari da tasfiye etmesini bilme-
lidir. "Suclulari barindirmayiz" diyen bir Genelkurmay Baskani, cun-
tacilari nasil barindiriryor?
Bu görüntü ve durumlardan elbette ki biz de muzdaribiz. Fakat
TSK denen ordu evini cunta isimli akrepler, yilanlar, ciyanlar dol-
durmussa; biz buna nasil seyirci kalabiliriz? Bu ev, üc-bes subay
ve generalin özel hanesi degil ki, onun icindeki dehsete göz yuma-
lim! Madem asker bu evi kendiliginden temizlemiyor, millete ait bu
haneye elbette BIZ MILLET el atacagiz.
Not 5: Balyozcu generalin gercek kimligine $u linkten ulasabilirsiniz:
http://www.haberx.com/Yazarlar/Rauf-Atilla-Polat/Ocak-2010/
GENERALIN-BAGLANTILARI.aspx
YA$ASIN! ASKERIN DINDARLIGINA
DÜSMAN OLMAYAN ORDUMUZ!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
VICDANSIZLAR VARSA, O VICDANSIZLAR; CAMIYI DE
CEMAATI DE BOMBALAMAKTAN CEKINMEZLER!
dindarlari seven ALLAHin adiyla
"Balyoz Darbe Plani"yla ilgili olarak sayin Orgeneral Ilker Basbug:
"Düsmana 'Allah Allah' diye hücum ettiren bir ordunun askeri hic
cami bombalar mi" diye tepki verirken, bu plani desifre edenlere de
"vicdansizlar" demis.
Herseyden önce "vicdansiz olanlar", o plani desifre edip yayinlayan-
lar degil, onu yapmis ve hazirlamis olanlardir!
Ikinci olarak, soralim: "Cuntacilar, cami ve cemaatini bombalamaz
mi?"
Eger o cuntacilarin gözünü iktidar hirsi bürümüsse ve onlar dinsiz
veya din düsmaniysalar, bu halde camiyi de, cemaatini de hic ce-
kinmeden ve acimadan bombalarlar, bombalatirlar! Cünkü o plani
hazirlayan emekli general de bir din ve Islâm dostu kimse degildir.
Böyle bir kimse nicin bombalamasin, nicin vicdansiz olmasin? Üs-
telik bir de iktidari ele gecirmeyi kafasina koymussa!
Sayin Ilker Basbug bu gercekleri görerek, dinli ordu ile din düsmani
cuntacilari esitleyip, cuntacilari aklamaya calismamalidir. Siz cun-
tacilari aklamaya ve onlari himaye etmeye calistikca, ordu ve millet
karsi karsiya gelmeye devam edecek ve ikisi de yipranacaktir. Bu-
nun ilk sorumlusu da, elbette cuntacilari tasfiye etmeyenler olacak-
tir.
Hem sayin Genelkurmay Baskani sunu da unutmamalidir: Dindar
subaylardan arindirilmis bir ordunun komuta ve yönetim kademesin-
de, milletin câmisini ve cemaatini bombalayacak ve bombalatacak
cuntacilarin cikmasi imkânsiz degildir. Bunun imkânlasmis hali de;
i$te "Balyoz Cuntasi" ve onu kuran ki$idir. Siz ordudan cuntacilar
yerine dindar subaylari tasfiye etmeye devam ettikce, Türk Halki'
nin dinini bombalayacak darbeciler de eksik olmayacaktir. Cünkü
diken ekilen bir yerden ancak diken biter. Dindar subaylarin atildi-
gi bir yerde, dindar düsmani subaylar kalir. Böyle subaylara bu
Müslüman Millet, cocuklarini nasil teslim edecek?
Ama yüzde doksandan fazlasi Islâmli olan bu halk, sizin meydana
getirdiginiz eksiklige daha fazla tahammül edemez. O din ve dindar
düsmani cuntacilari siz tasfiye etmezseniz, demektir ki, bunu BIZ
MILLET yapacagiz. Dindar subaylarin ordudan atilmasini da BIZ
durduracagiz. Karsi koyabilecek olanlar varsa, ciksin ortaya!
"Biz, Türk Halki'nin partisi ve parlamentosuyuz" diyenler, haydi gö-
rev ba$ina! Bu halki darbecilerden korumak, ilk önce sizin vazifeniz-
dir ve BIZ HALK da, oylarimizla size "yetki" ve "iktidar" vermis bulu-
nuyoruz. Vazifenizi yapiniz, onlara "demokratik gücümüz"ü gösteri-
niz! Gösteriniz ki, darbeciler ve "askerî vesayetci"ler basimiza belâ
olmasinlar!
Not: $unu da unutmayiniz: Dinli bir ordunun askerleri, dindar subay-
larindan arindirilmis, din dostu olmayan üst ve komutanlarina nasil
itaat edebilirler ve onlardan nasil hazzedebilirler? Dinli askerlerin
üst ve komutanlari da dinli (daha dogrusu din dostu) olmali degil
mi? Dindar subaylari ordudan attirarak dengeyi bozmus olmuyor
musunuz?
Not 2: Türk halkinin yüzde doksandan fazlasi "Müslüman"dir. Bu o-
ranin yüzde otuzu da "dindar"dir. Bu din ve dindarlik elbette orduya
da yansiyacaktir. Eger siz dindar subaylari "irtica" bahanesiyle or-
dudan atarsaniz, o ordunun dindar askerleri $öyle düsünecektir:
"Benim dinime ve dindarima hor bakan, onu orduda barindirmayan
ve ona irtica damgasi basan bir orduya ben nicin hizmet edeyim?
Nicin onun askeri olayim?"
Cünkü; vatan kutsalsa, din vatandan daha kutsaldir. Yani din icin
vatan feda edilir. Fakat vatan icin din feda edilmez. Cünkü din, ebe-
diyet getirir. Vatan ise, gecicidir. Buna ragmen vatan korunmalidir.
Fakat, din ezilip gecilerek degil. I$te bu sebeple dini hor görülen,
dindar subayi orduda barindirilmayan bir asker, askerlikten sogur.
Dolayisiyla, askerlik müessesesinin devamini isteyenler, dindar
düsmanligini birakmalidir.
Not 3: Ordu nerelerde sabirli olmalidir?:
a- Hükümete itaatte, b- Cuntacilik ve darbecilige kalkismamakta,
c- Düsmana karsi savasta ve, d- Talim ve talimatlara uymada sabir-
li (yani dayanikli) olmalidir. Bu dört noktada sabri ta$an bir ordu,
"milletin ordusu" olamaz.
Not 4: "Bitirme", "Kafesleme" ve "Balyozlama" cuntacilari ordudan
tasfiye edilmedigi müddetce, gazeteciler TSK'nin bütün pisliklerini
ortaya dökmeye devam edeceklerdir. TSK da, bütün pisliklerinden
arinmadikca, milletin TSK'si olamaz. Dindar subaylari ordudan at-
masini bilen bir Genelkurmay, cuntacilari da tasfiye etmesini bilme-
lidir. "Suclulari barindirmayiz" diyen bir Genelkurmay Baskani, cun-
tacilari nasil barindiriryor?
Bu görüntü ve durumlardan elbette ki biz de muzdaribiz. Fakat
TSK denen ordu evini cunta isimli akrepler, yilanlar, ciyanlar dol-
durmussa; biz buna nasil seyirci kalabiliriz? Bu ev, üc-bes subay
ve generalin özel hanesi degil ki, onun icindeki dehsete göz yuma-
lim! Madem asker bu evi kendiliginden temizlemiyor, millete ait bu
haneye elbette BIZ MILLET el atacagiz.
Not 5: Balyozcu generalin gercek kimligine $u linkten ulasabilirsiniz:
http://www.haberx.com/Yazarlar/Rauf-Atilla-Polat/Ocak-2010/
GENERALIN-BAGLANTILARI.aspx
YA$ASIN! ASKERIN DINDARLIGINA
DÜSMAN OLMAYAN ORDUMUZ!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Montag, 25. Januar 2010
YENİ BİR ANAYASA İSTEMEK TSK'YA VE YARGIYA KARŞI BİR SAVAŞ MIDIR?
YENI BIR ANAYASA ISTEMEK
TSK'YA VE YARGIYA KARSI BIR SAVAS MIDIR?
gizlileri ortaya cikaran ve herkesin icini disini iyi bilen ALLAHin a-
diyla
"Yeni bir anayasa degisikligi talebi"ne, baba muhalefet lideri sayin
Deniz Baykal cevap olarak özetle : "Yargiya ve TSK'ya karsi saldi-
ri ve savasin yeni acilimi" demis. Ogul muhalefet lideri sayin Devlet
bahceli de: "Anayasa'nin bu hükümet tarafindan degistirilmesinin
dogru olmayacagini" söylemis.
Bu söylemlerden anlasiliyor ki, iki muhalefet lideri; Türk Silahli Kuv-
vetleri'nin darbecilik ve cuntaciligina ve yarginin siyasallasmis olma-
sina taraftar. Peki, bu taraftarlik demokratik bir ülkede hem de siya-
siler tarafindan kabul edilebilir mi? Elbette ki edilemez! Cünkü de-
mokratik bir ülkede gecerli olan esaslar: "Halkin egemenligi", ve "e-
gemen cogunlugun hak ve adalet ve hürriyet'e uygun taleplerinin ye-
rine getirilmesi", ve "azinlikta kalanlarin da haklarinin korunmasi"dir.
Bu cikarima karsi o iki lider: "Biz de ordunun cuntacilik ve darbeci-
ligine ve yarginin siyasallasmasina ve halklar arasindaki esitsizlige
karsiyiz" diyebilirler. Eger karsi iseler -zaten karsi olmak durumun-
dadirlar-, o halde yeni bir anayasaya da "evet" demek zorundadirlar.
Cünkü eldeki darbeci mahsulü anayasa, ordunun darbecilik ve cun-
taciligina ve yarginin da siyasallasmasina engel olamiyor ve halk
kesimleri arasinda esitligi saglayamiyor. Bu arizalarin ortadan kal-
dirilmamasi ise, ic catismayi bitirmiyor, sürdürüyor. Bu da, Türk
halkinin huzur ve baris icinde ya$amasini yok ediyor.
Bu yok ediciligin ortadan kalkmasina yardim etmeyen veya karsi
koyan siyasetciler ise, kendilerini otomatikman "huzur ve barisin
düsmanlari" olarak devreye sokmus oluyorlar.
Eger o mâlûm siyasetciler bu düsmanliklarina son vermezlerse,
halk cogunlugu onlarla uzlasmak zorunda kalmaz. Demokrasinin
ilkesi olarak istedikleri anayasayi -referandum yoluyla- yaparlar.
Iki muhalefet liderinin ve partilerinin varligi, Türkiye'ye ve halkina iyi-
lik etmek olabilir ancak. Eger: "Biz, Türkiye'nin ve halkinin partileri-
yiz" diyorlarsa, bu iyiliklerini yapmalidirlar. Bu iyiligi yapmada kor-
kulacak bir sey de yoktur. Cünkü yeni bir anayasadan istenen sey-
ler: Yargi ve Ordu'nun vesayetciligine -demokrasinin geregi olarak-
son vermek ve hak ve hürriyetlerin kullaniminda halklar arasi esitligi
gerceklestirmektir.
Eger bu gerceklestirmeye Baykal ve Bahceli ve partileri engel olma-
ya devam ederlerse, onlarin bu halki catistirmaciligi karsisinda "ba-
ristiran bir anayasa" isteyen halk, gelecek secimlerde iki muhalefet
partisini bitirecektir. Yani MHP ve CHP'nin oylari yariya düsecek ve
büyük bir ihtimalle secim barajinin altinda kalarak parlamentoya bi-
le giremeyeceklerdir.
Ayrica secim baraji da düsürülmemis olacagindan AK Parti yeni-
den secilip, iktidarini sürdürecektir.
Bunlardan baska; bütün dindar ve demokrat subaylari $u an tasfi-
ye etmis bulunan ve ici cuntaci ve darbecilerle kaynayan Türk Si-
lahli Kuvvetleri, bu haliyle ancak CHP'lilerin güvencesi olabilen ve
onlarin disindaki halk cogunlugunun ise düsmani vaziyetinde bulun-
dugundan, bütün demokratlar, ordudan gelebilecek darbe tehlikele-
rine karsi silahlanip kendilerini korumak zorunda hissedeceklerdir
ve hissetmektedirler. Tabii bu durum TSK'yi, Türkiye'nin ve halkinin
"güvencesi" degil, "tehlikesi" durumuna düsürüyor ve bu hal yeni
bir anayasayla a$ilmadigi müddetce de bu kurum karsimizda bir
"tehlikeli güc" olarak duracaktir ve durmaktadir.
Yargi ise; onun hakim ve üyelerinin yüzde sekseni CHP'li veya Ke-
malist zihniyete sahip bulunduklarindan, halk cogunlugu onlarin ver-
digi ve verecekleri kararlari hukuk disi bulacak ve o kurumu "CHP'
nin hukuk bürosu" olarak görecek, bu da onlarin öfke ve düsmanli-
gini artiracak ve bu artisla da bir eyleme gecmek zorunda kalacak-
lardir.
Baristiran bir anayasanin yapilmasinin engellenmesinin doguracagi
belâlar yalniz bunlardan ibaret degildir. Bir de PKK unsuru vardir.
$u an PKK yönetim kadrosunda bulunan üyelerin ya$lari 50 civarin-
dadir. Ortalama insan ömrü ise 60'tir. Bu hesap karsisinda bulu-
nan PKK'lilar ise, ömürlerinin geri kalan 5-10 senelerini de dagda
veya hapiste tüketmek istememekte ve bunun icin de 1-2 sene gi-
bi cok kisa bir zamanda bir kurtulus beklemektedirler. Bu da, baris-
tiran bir anayasa ile mümkündür. Böyle bir anayasanin yapilisi en-
gellendigi takdirde PKK'lilar, MHP ve CHP'ye savas acmak zorun-
da kalacak ve eyleme gececeklerdir.
Bütün bunlardan cikartabiliriz ki; yeni bir anayasanin yapilisini en-
gellemekte olan MHP ve CHP, kendi kuyularini kazmakta, istikbâl-
lerini söndürmektedirler. Bununla kalsalar iyi. Bir de Türkiye'yi ve
halkini mahvetmektedirler. Bu mahvedis ise, Türkiye'ye büyük bir
ihanettir! Türkiye'yi ve halkini sevenler ise, yapilmasi gerekeni ya-
parak bu ihanetten hemen cikarlar, vatan ve millet severliklerini is-
batlarlar. Bu isbat da; baristiran yeni bir anayasayanin bir yil icin-
de yapilmasina "evet" deyip, bizim tarafimizdan yayinlanmis bulu-
nan "Toplumsal Baris Sözlesmesi"ni, Mart ayinin sonuna kadar
imzalamakla mümkündür.
"Balyoz Darbe Plani" bize neyi gösterdi?
Ordu icinde müslümanlara düsman bir zihniyetin bulundugunu bili-
yorduk. Fakat Balyoz Darbe Plani'ndaki kadar dehsetlisini bilmi-
yorduk! Taraf Gazetesi gözlerimizi acti. Onun desifre ettigi Balyoz
Darbe Plani sayesinde ordu icindeki dehsetli müslüman düsmani
rütbelilerin varligini ögrenmis olduk. Ama bu ögrenim bize: "Ordu
icindeki bu dehsetli düsmandan biz müslümanlari simdi kim koru-
yacak" sualini sorduruyor. Evet, "bizi kim koruyacak"? Bundan
sonra bu orduya nasil güvenebiliriz?
Orduya güvenebilmemizin bir tek yolu var. O da: "Bitirme", "Kafes-
leme" ve "Balyozlama" darbe planlarina istirak etmis bütün rütbe-
lileri ordudan tasfiye etmek. Fakat Genelkurmay bu tasfiyeyi yap-
maya yanasmiyor. Hükümet de bu konuda Anayasa Mahkemesi
ve Muhalefet tarafindan aciz birakiliyor. Ama Hükümet, Genelkur-
may ve Muhalefet anlasarak gerekeni yapmazlarsa, BIZ HALK'i
koruyacak tedbirleri kendimiz almamiz gerekecektir. Bu gerekli-
gin geregi olarak da: Askerdeki genclerimizi geri cagiralim ve on-
larin askere gitmesini engelleyelim. TSK da kendine parali asker
bulsun! Bulsun da, eger onlar da BIZ HALK'a karsi kullanilacak o-
lursa, bu halde devlete vergi vermeyi de kesmemiz lâzim!
Bu planimiza ne dersiniz, sayin Ordu, Hükümet ve Muhalefet yet-
kilileri?
Görüyor musunuz, orduda cuntacilari himaye etmenin ve onlari
desteklemenin sonuclarini?
Simdi söyleyin! Genclerimizi askerden geri cagiralim mi? Onlarin
askere gitmesini önleyelim mi?
Ama cabuk karar verin!
Siz kararinizi verinceye kadar biz baska bir noktaya daha temas e-
delim ve soralim:
"Anayasa Mahkemesi'nin askeri yargi kararinin sonuclari ne olacak-
tir?"
Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargi yolunu acan yasa düzenle-
mesini iptal etti. Bu iptâl karari, ordu icindeki cuntacilari bayram et-
tirmistir. Cünkü bu kararla ordudaki bütün darbe calismalari, ceza-
dan ve sorusturulmaktan kurtuluyor. Cünkü bugüne kadar Askerî
Yargi hic bir cuntaciyi cezalandirmamistir. Aksine onlarin daima hi-
maye edildiklerini gördük. Meselâ "Bitirme", "Kafesleme" ve "Bal-
yozlama" cuntacilari. Bunlar görev(!)lerine halen devam etmektedir-
ler!
Bu görevli millet düsmanlarina karsi simdi BIZ HALK ne yapalim?
Eger Ordu ve Hükümet üzerlerine düsen görevi yerine getirmezler-
se, BIZ HALK'in bütün demokratlarina da, silahlanmaktan baska
care kalmiyor. Ne yapalim? Silahlanalim mi? Eger silahlanirsak,
bu bizim icin me$ru bir i$ olacaktir. Cünkü ortada darbecilere kar-
si bizi koruyacak bir ordu yok. Aksine, orduyu ele gecirmis ve bizi
mahvetmeye hazir, pusuda bekleyen millet haini darbeci ve cunta-
cilar var! Buna karsi silahlanmaktan baska caremiz var mi? Elbet-
te yok!
I$te Anayasa Mahkemesi'nin, askerin sivil mahkemede yargilanma-
sini engelleyen kararinin sonucu budur! Bu sonucla Anayasa Mah-
kemesi; darbeci ve cuntacilarin, ceteci ve CHP'lilerin hizmetkâri du-
rumuna düsüyor. Bu düsüs kabul edilebilir mi? Asla kabul edilemez!
Öyleyse, bu mahkemeyi ya lagvedelim, ya yüzde doksani CHP'li o-
lan üyelerinin yarisini demokrat üyelerle degistirelim, ya da yeni bir
anayasa ile onu demokratik bir hale sokalim. Yoksa bu mahkeme
de, ordu icindeki cuntacilar gibi, "millet düsmani" bir kurum olarak
karsimizda duracak ve milletin düsmanligiyla karsilasacaktir ve kar-
silasmaktadir.
Bu asimetrik karsilasma ise, hem orduyu, hem de devletin kurumla-
rini zaafa ugratmaktadir. Bu ugratilis ise ancak PKK'nin ve Türkiye
düsmanlarinin i$ine yarar.
Ey Genelkurmay! Darbecilere hakkettigini vermeyip himaye ederek
kime hizmet ettiginin farkinda misin? Yaptiklari darbe faaliyetleriyle
ordu ile milleti karsi karsiya getirmekte olan cuntacilar, vatan ve mil-
lete ihanet etmiyorlar mi? Siz de onlari koruyacak olursaniz, ayni
onlar gibi vatan ve millet haini olmaz misiniz? Öyle ise uyaniniz ve
gerekeni yapiniz!
BIZ MILLET, bizi koruyacak bir ordu istiyoruz. Bizi mahvetmeye
calisan bir ordu ise, yok olsun!
Not 1: Bütün bu sözlerden anlasilmalidir ki; yeni bir anayasa iste-
mek, TSK ve Yargi'ya degil, onlar icinde bulunan cuntacilara karsi
bir savastir. Ve bu savasimiz, o kurumlarda tek bir cuntaci kalma-
yincaya kadar devam edecektir.
Not 2: Ogullari askerde bulunan bütün demokrat aileler, cocuklari-
na $u mesaji cekmelidirler: "Ordunun herhangi bir darbe kalkisma-
si karsisinda üstlerinize itaat etmek zorunda degilsiniz. Bu itaat-
sizliginiz, me$ru bir harekettir ve hakkinizdir. Böyle bir durumda
askeriyeyi hemen terkedin veya darbecilere karsi mücâdeleye
girisin. Darbecilere teslim olmayin."
Not 3: Millet düsmani cuntaci Cetin Dogan'in demokratlara karsi
yaptigi meydan okumalarini nefretle protesto ediyor, onun saldirgan
beyanlarina medyada yer acan televizyonculari da kiniyoruz!
Not 4: Ergenekon Terör Cetesi destekcisi Sabih Kanadoglu ve CHP'
li Anayasa Mahkemesi Üyeleri ve AK Parti'yi kapattirmak icin cirpi-
nan Savci Abdurrahman Yalcinkaya kesinlikle bilsinler ki; AK Parti'
yi "darbe anayasasi"yla yargilamaya calisanlar, Türkiye'nin en bü-
yük fa$ist ve diktatörüdürler! AK Parti'yi iktidar yapmis bulunan BIZ
MILLET, onlarin lânet fa$izm ve diktatörlügüne teslim olmayacagiz!
DARBE ANAYASASINI MILLETE DAYATAN FA$ISTLER
YOK OLSUN!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyandirma.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
TSK'YA VE YARGIYA KARSI BIR SAVAS MIDIR?
gizlileri ortaya cikaran ve herkesin icini disini iyi bilen ALLAHin a-
diyla
"Yeni bir anayasa degisikligi talebi"ne, baba muhalefet lideri sayin
Deniz Baykal cevap olarak özetle : "Yargiya ve TSK'ya karsi saldi-
ri ve savasin yeni acilimi" demis. Ogul muhalefet lideri sayin Devlet
bahceli de: "Anayasa'nin bu hükümet tarafindan degistirilmesinin
dogru olmayacagini" söylemis.
Bu söylemlerden anlasiliyor ki, iki muhalefet lideri; Türk Silahli Kuv-
vetleri'nin darbecilik ve cuntaciligina ve yarginin siyasallasmis olma-
sina taraftar. Peki, bu taraftarlik demokratik bir ülkede hem de siya-
siler tarafindan kabul edilebilir mi? Elbette ki edilemez! Cünkü de-
mokratik bir ülkede gecerli olan esaslar: "Halkin egemenligi", ve "e-
gemen cogunlugun hak ve adalet ve hürriyet'e uygun taleplerinin ye-
rine getirilmesi", ve "azinlikta kalanlarin da haklarinin korunmasi"dir.
Bu cikarima karsi o iki lider: "Biz de ordunun cuntacilik ve darbeci-
ligine ve yarginin siyasallasmasina ve halklar arasindaki esitsizlige
karsiyiz" diyebilirler. Eger karsi iseler -zaten karsi olmak durumun-
dadirlar-, o halde yeni bir anayasaya da "evet" demek zorundadirlar.
Cünkü eldeki darbeci mahsulü anayasa, ordunun darbecilik ve cun-
taciligina ve yarginin da siyasallasmasina engel olamiyor ve halk
kesimleri arasinda esitligi saglayamiyor. Bu arizalarin ortadan kal-
dirilmamasi ise, ic catismayi bitirmiyor, sürdürüyor. Bu da, Türk
halkinin huzur ve baris icinde ya$amasini yok ediyor.
Bu yok ediciligin ortadan kalkmasina yardim etmeyen veya karsi
koyan siyasetciler ise, kendilerini otomatikman "huzur ve barisin
düsmanlari" olarak devreye sokmus oluyorlar.
Eger o mâlûm siyasetciler bu düsmanliklarina son vermezlerse,
halk cogunlugu onlarla uzlasmak zorunda kalmaz. Demokrasinin
ilkesi olarak istedikleri anayasayi -referandum yoluyla- yaparlar.
Iki muhalefet liderinin ve partilerinin varligi, Türkiye'ye ve halkina iyi-
lik etmek olabilir ancak. Eger: "Biz, Türkiye'nin ve halkinin partileri-
yiz" diyorlarsa, bu iyiliklerini yapmalidirlar. Bu iyiligi yapmada kor-
kulacak bir sey de yoktur. Cünkü yeni bir anayasadan istenen sey-
ler: Yargi ve Ordu'nun vesayetciligine -demokrasinin geregi olarak-
son vermek ve hak ve hürriyetlerin kullaniminda halklar arasi esitligi
gerceklestirmektir.
Eger bu gerceklestirmeye Baykal ve Bahceli ve partileri engel olma-
ya devam ederlerse, onlarin bu halki catistirmaciligi karsisinda "ba-
ristiran bir anayasa" isteyen halk, gelecek secimlerde iki muhalefet
partisini bitirecektir. Yani MHP ve CHP'nin oylari yariya düsecek ve
büyük bir ihtimalle secim barajinin altinda kalarak parlamentoya bi-
le giremeyeceklerdir.
Ayrica secim baraji da düsürülmemis olacagindan AK Parti yeni-
den secilip, iktidarini sürdürecektir.
Bunlardan baska; bütün dindar ve demokrat subaylari $u an tasfi-
ye etmis bulunan ve ici cuntaci ve darbecilerle kaynayan Türk Si-
lahli Kuvvetleri, bu haliyle ancak CHP'lilerin güvencesi olabilen ve
onlarin disindaki halk cogunlugunun ise düsmani vaziyetinde bulun-
dugundan, bütün demokratlar, ordudan gelebilecek darbe tehlikele-
rine karsi silahlanip kendilerini korumak zorunda hissedeceklerdir
ve hissetmektedirler. Tabii bu durum TSK'yi, Türkiye'nin ve halkinin
"güvencesi" degil, "tehlikesi" durumuna düsürüyor ve bu hal yeni
bir anayasayla a$ilmadigi müddetce de bu kurum karsimizda bir
"tehlikeli güc" olarak duracaktir ve durmaktadir.
Yargi ise; onun hakim ve üyelerinin yüzde sekseni CHP'li veya Ke-
malist zihniyete sahip bulunduklarindan, halk cogunlugu onlarin ver-
digi ve verecekleri kararlari hukuk disi bulacak ve o kurumu "CHP'
nin hukuk bürosu" olarak görecek, bu da onlarin öfke ve düsmanli-
gini artiracak ve bu artisla da bir eyleme gecmek zorunda kalacak-
lardir.
Baristiran bir anayasanin yapilmasinin engellenmesinin doguracagi
belâlar yalniz bunlardan ibaret degildir. Bir de PKK unsuru vardir.
$u an PKK yönetim kadrosunda bulunan üyelerin ya$lari 50 civarin-
dadir. Ortalama insan ömrü ise 60'tir. Bu hesap karsisinda bulu-
nan PKK'lilar ise, ömürlerinin geri kalan 5-10 senelerini de dagda
veya hapiste tüketmek istememekte ve bunun icin de 1-2 sene gi-
bi cok kisa bir zamanda bir kurtulus beklemektedirler. Bu da, baris-
tiran bir anayasa ile mümkündür. Böyle bir anayasanin yapilisi en-
gellendigi takdirde PKK'lilar, MHP ve CHP'ye savas acmak zorun-
da kalacak ve eyleme gececeklerdir.
Bütün bunlardan cikartabiliriz ki; yeni bir anayasanin yapilisini en-
gellemekte olan MHP ve CHP, kendi kuyularini kazmakta, istikbâl-
lerini söndürmektedirler. Bununla kalsalar iyi. Bir de Türkiye'yi ve
halkini mahvetmektedirler. Bu mahvedis ise, Türkiye'ye büyük bir
ihanettir! Türkiye'yi ve halkini sevenler ise, yapilmasi gerekeni ya-
parak bu ihanetten hemen cikarlar, vatan ve millet severliklerini is-
batlarlar. Bu isbat da; baristiran yeni bir anayasayanin bir yil icin-
de yapilmasina "evet" deyip, bizim tarafimizdan yayinlanmis bulu-
nan "Toplumsal Baris Sözlesmesi"ni, Mart ayinin sonuna kadar
imzalamakla mümkündür.
"Balyoz Darbe Plani" bize neyi gösterdi?
Ordu icinde müslümanlara düsman bir zihniyetin bulundugunu bili-
yorduk. Fakat Balyoz Darbe Plani'ndaki kadar dehsetlisini bilmi-
yorduk! Taraf Gazetesi gözlerimizi acti. Onun desifre ettigi Balyoz
Darbe Plani sayesinde ordu icindeki dehsetli müslüman düsmani
rütbelilerin varligini ögrenmis olduk. Ama bu ögrenim bize: "Ordu
icindeki bu dehsetli düsmandan biz müslümanlari simdi kim koru-
yacak" sualini sorduruyor. Evet, "bizi kim koruyacak"? Bundan
sonra bu orduya nasil güvenebiliriz?
Orduya güvenebilmemizin bir tek yolu var. O da: "Bitirme", "Kafes-
leme" ve "Balyozlama" darbe planlarina istirak etmis bütün rütbe-
lileri ordudan tasfiye etmek. Fakat Genelkurmay bu tasfiyeyi yap-
maya yanasmiyor. Hükümet de bu konuda Anayasa Mahkemesi
ve Muhalefet tarafindan aciz birakiliyor. Ama Hükümet, Genelkur-
may ve Muhalefet anlasarak gerekeni yapmazlarsa, BIZ HALK'i
koruyacak tedbirleri kendimiz almamiz gerekecektir. Bu gerekli-
gin geregi olarak da: Askerdeki genclerimizi geri cagiralim ve on-
larin askere gitmesini engelleyelim. TSK da kendine parali asker
bulsun! Bulsun da, eger onlar da BIZ HALK'a karsi kullanilacak o-
lursa, bu halde devlete vergi vermeyi de kesmemiz lâzim!
Bu planimiza ne dersiniz, sayin Ordu, Hükümet ve Muhalefet yet-
kilileri?
Görüyor musunuz, orduda cuntacilari himaye etmenin ve onlari
desteklemenin sonuclarini?
Simdi söyleyin! Genclerimizi askerden geri cagiralim mi? Onlarin
askere gitmesini önleyelim mi?
Ama cabuk karar verin!
Siz kararinizi verinceye kadar biz baska bir noktaya daha temas e-
delim ve soralim:
"Anayasa Mahkemesi'nin askeri yargi kararinin sonuclari ne olacak-
tir?"
Anayasa Mahkemesi, askere sivil yargi yolunu acan yasa düzenle-
mesini iptal etti. Bu iptâl karari, ordu icindeki cuntacilari bayram et-
tirmistir. Cünkü bu kararla ordudaki bütün darbe calismalari, ceza-
dan ve sorusturulmaktan kurtuluyor. Cünkü bugüne kadar Askerî
Yargi hic bir cuntaciyi cezalandirmamistir. Aksine onlarin daima hi-
maye edildiklerini gördük. Meselâ "Bitirme", "Kafesleme" ve "Bal-
yozlama" cuntacilari. Bunlar görev(!)lerine halen devam etmektedir-
ler!
Bu görevli millet düsmanlarina karsi simdi BIZ HALK ne yapalim?
Eger Ordu ve Hükümet üzerlerine düsen görevi yerine getirmezler-
se, BIZ HALK'in bütün demokratlarina da, silahlanmaktan baska
care kalmiyor. Ne yapalim? Silahlanalim mi? Eger silahlanirsak,
bu bizim icin me$ru bir i$ olacaktir. Cünkü ortada darbecilere kar-
si bizi koruyacak bir ordu yok. Aksine, orduyu ele gecirmis ve bizi
mahvetmeye hazir, pusuda bekleyen millet haini darbeci ve cunta-
cilar var! Buna karsi silahlanmaktan baska caremiz var mi? Elbet-
te yok!
I$te Anayasa Mahkemesi'nin, askerin sivil mahkemede yargilanma-
sini engelleyen kararinin sonucu budur! Bu sonucla Anayasa Mah-
kemesi; darbeci ve cuntacilarin, ceteci ve CHP'lilerin hizmetkâri du-
rumuna düsüyor. Bu düsüs kabul edilebilir mi? Asla kabul edilemez!
Öyleyse, bu mahkemeyi ya lagvedelim, ya yüzde doksani CHP'li o-
lan üyelerinin yarisini demokrat üyelerle degistirelim, ya da yeni bir
anayasa ile onu demokratik bir hale sokalim. Yoksa bu mahkeme
de, ordu icindeki cuntacilar gibi, "millet düsmani" bir kurum olarak
karsimizda duracak ve milletin düsmanligiyla karsilasacaktir ve kar-
silasmaktadir.
Bu asimetrik karsilasma ise, hem orduyu, hem de devletin kurumla-
rini zaafa ugratmaktadir. Bu ugratilis ise ancak PKK'nin ve Türkiye
düsmanlarinin i$ine yarar.
Ey Genelkurmay! Darbecilere hakkettigini vermeyip himaye ederek
kime hizmet ettiginin farkinda misin? Yaptiklari darbe faaliyetleriyle
ordu ile milleti karsi karsiya getirmekte olan cuntacilar, vatan ve mil-
lete ihanet etmiyorlar mi? Siz de onlari koruyacak olursaniz, ayni
onlar gibi vatan ve millet haini olmaz misiniz? Öyle ise uyaniniz ve
gerekeni yapiniz!
BIZ MILLET, bizi koruyacak bir ordu istiyoruz. Bizi mahvetmeye
calisan bir ordu ise, yok olsun!
Not 1: Bütün bu sözlerden anlasilmalidir ki; yeni bir anayasa iste-
mek, TSK ve Yargi'ya degil, onlar icinde bulunan cuntacilara karsi
bir savastir. Ve bu savasimiz, o kurumlarda tek bir cuntaci kalma-
yincaya kadar devam edecektir.
Not 2: Ogullari askerde bulunan bütün demokrat aileler, cocuklari-
na $u mesaji cekmelidirler: "Ordunun herhangi bir darbe kalkisma-
si karsisinda üstlerinize itaat etmek zorunda degilsiniz. Bu itaat-
sizliginiz, me$ru bir harekettir ve hakkinizdir. Böyle bir durumda
askeriyeyi hemen terkedin veya darbecilere karsi mücâdeleye
girisin. Darbecilere teslim olmayin."
Not 3: Millet düsmani cuntaci Cetin Dogan'in demokratlara karsi
yaptigi meydan okumalarini nefretle protesto ediyor, onun saldirgan
beyanlarina medyada yer acan televizyonculari da kiniyoruz!
Not 4: Ergenekon Terör Cetesi destekcisi Sabih Kanadoglu ve CHP'
li Anayasa Mahkemesi Üyeleri ve AK Parti'yi kapattirmak icin cirpi-
nan Savci Abdurrahman Yalcinkaya kesinlikle bilsinler ki; AK Parti'
yi "darbe anayasasi"yla yargilamaya calisanlar, Türkiye'nin en bü-
yük fa$ist ve diktatörüdürler! AK Parti'yi iktidar yapmis bulunan BIZ
MILLET, onlarin lânet fa$izm ve diktatörlügüne teslim olmayacagiz!
DARBE ANAYASASINI MILLETE DAYATAN FA$ISTLER
YOK OLSUN!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyandirma.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Freitag, 15. Januar 2010
"F TİPİ"SİZ DEMOKRASİ VE SİYASET OLMAZ
"F TIPI"SIZ DEMOKRASI VE SIYASET OLMAZ
hakta uzlasanlari seven ALLAHin adiyla
"F Tipi"ne gelmeden önce muhalefetin "erken secim talebi"ni tarti-
salim.
Bildiginiz gibi, muhalefet partileri "erken secim" istiyor. Iyi de, er-
ken secim neyi degistirecek? $u an erkenden secime gidilecek ol-
sa, secim anketi verilerine göre iki muhalefet partisinin toplam oy
orani yüzde 35. Iktidar partisinin oy orani ise; yüzde 40. Yani iki
muhalefet partisi olan CHP ve MHP, secimi kaybetmis olarak cika-
caklar. Simdi $u soruyu soralim: Secim günü gelip bu iki parti tek-
rar sandiga gömüldügünde ne olacak? Rahat mi edecekler?
Rahatsizliklari daha da artacak?
Bu durumda ne yapalim? Iktidar partisine oy veren halk cogunlugu-
nu mu yok edelim?
Evet, sayin muhalifler ve muhalefet liderleri! Erken secim isteyebi-
lirsiniz. Ama bu istekte bulunurken öyle cok önemli bir nedeniniz
olmali ki, talebiniz memnuniyetle karsilansin. Meselâ $u soruya
bir cevap veriniz: Iktidara geldiginizde "Kürt Sorunu"nu ve Kur'anli-
larin "Kamusalalan Sorunu"nu nasil cözeceksiniz? Projeniz nedir?
Siz bize, bu sorunlari cözecek öyle bir proje gösteriniz ki, biz de:
"Tamam! Bu projeler Türkiye'nin sorunlarini cözer" diyelim ve he-
men secime gidip, sizi iktidar yapalim. Haydi, projeniz nedir, gös-
terin bize!
Olumlu bir sonuc alamayacaginiz bir secimi istemenizde size bir
hayir yoktur. Bu milleti bosuna yormayin! Ama secim vakti geldi-
ginde bunu engelleyecek bir fa$ist iktidar da yoktur karsinizda. Se-
cime mutlaka gidilecektir. Iktidar partisi de "ben secim istemiyo-
rum" demiyor.
Ey Türkiye!
Biz Millet'in bir parcasi; "Türkiye'nin sorunlarini cözmeye haziriz"
dediklerinde, iki muhalefet partisine oy vermeye ve onlari iktidar
yapmaya haziriz. Bunun icin de onlara "baris" teklifinde bulunduk.
Fakat onlar; "barisa evet", Türkiye'nin iki büyük sorununu cözmeye
evet" diyemiyorlar. Dedikleri sadece $u: "Erken secim istiyoruz".
Neden böyle diyorlar? Cünkü ellerinde, Türkiye'nin sorunlarini cöze-
cek saglam bir projeleri yok. Fakirligi ve issizligi ortadan kaldiracak
ve ekonomiyi daha iyi noktalara götürecek mucize bir formülleri de
yok. O halde ellerindeki bu yoklarla nicin secim istiyorlar ve iktidar
hayalleri kuruyorlar? Iktidara gelseler ne yapacaklar? Ancak $unu
yapabilirler: AK Parti iktidarinin kapattigi ceteleri, cuntalari acmak,
Ergenekonculari özgürlüge kavusturmak ve -28 $ubat'ta oldugu gi-
bidevletin hazinesini hortumlatmak. Ve bir de; "ceteleri, cuntalari
nicin kapattin; Ergenekon üyelerini nicin mahkûm ettirdin" diye,
AK Partililerden hesap sormak! Baska yapabilecekleri bir sey var
midir?
Yoktur! Cünkü, Türkcü bir parti, "Kürt Sorunu"nu cözemez. Dindar-
lara dost olamayan ve Türkiye'nin dindarlasmasindan ödü kopan
sözde halkci bir parti de, Kur'anlilarin "Kamusalalan Sorunu"nu cö-
zemez. Geriye yapabilecekleri ne kaliyor? Hic! Bir hic icin secim
ve iktidar istenir mi? Onlar istiyor! Cünkü, belki yarginin pencesin-
deki Ergenekoncu dostlarini kurtarabilirler! Bir de iktidarin nimetle-
rine erebilirler! Tabii halk onlara gecit verirse...
Bütün bu olumsuzluklara ragmen sorunlari cözmeyi kabullendikle-
rinde biz onlara bir sans tanimak istiyoruz. Ve baris teklifimiz,
Mart ayinin sonuna kadar gecerlidir. Bu tarihe kadar "Toplumsal
Baris Sözlesmesi"ni imzalamadiklari takdirde AK Parti iktidarini
tekrar iktidara getirmekten baska caremiz kalmayacak ve onlar da
böylece iktidar trenini kacirmis olacaklardir.
AK Parti iktidarina "sivil fa$ist" diyenler, sözlerine dikkat etmeli ve
sivil fa$izm'in hangi tarafta durdugunu iyi görmelidirler. Görmek i-
cin de simdi iyi bakiniz:
AK Parti iktidari, muhalefet partilerini mi kapattirdi? Hayir! Bunun
icin dâvâ bile actirmis degil. Aksine, muhalefet tarafindan kendisi
kapatilmayla karsi karsiya kalmistir. O halde sivil fa$izm hangi ta-
rafta duruyor?
Bu iktidar, gazeteleri mi kapattirdi? Hayir! Bugüne kadar hic bir ga-
zeteyi kapattirmis degil. Tam tersine, gazeteleri kapattirmaya ve
yazarlari tutuklattirmaya calisan ve onlari "akredite öteki" ilân edip
basin toplantilarina sokmayan, Asker olmustur. Simdi söyleyin,
sivil fa$izm hangi tarafta?
AK Parti iktidari, secimleri mi yasaklatmistir? Hayir! Bununla ilgili
bir calismasi da yoktur. Ama bunlara muhalif olarak, CHP'lilestiril-
mis kurumlarin, halkin egemenligine ve onun sectiklerine karsi sal-
dirilari vardir. O halde simdi söyleyin! Sivil fa$izm hangi tarafta?
AK Parti iktidarina "sivil fa$ist" diyenler, herhalde yönlerini sasirdi!
AK Parti iktidarina "sivil fa$ist" damgasi basmak isteyenler belki
de, Ergenekon cetesi üyelerinin hallerine aciyarak bu damgayi i-
cad etmis olabilirler. Fakat bu cetenin üyeleri gercekten mâsûm
mu? Belki bu ceteyle bilmeden iliski kurmus veya onun tuzagina
düsmüs bir kac mâsûm bulunabilir. Ama bu bir kac mâsûm kimse,
cetenin bütün üyelerini mâsûmlastirmaz. Onlari "mâsûmlar ordu-
su" haline getirmez. Cünkü bu cetenin üyeleri, 30-40 yil boyunca
iktidarlari parmaginda oynatmis ve son yirmi senedir de Türkiye'yi
terörle yönetmis ve terör örgütlerine de yöneticilik yapmis sahislar-
dir. Bunlar nasil mâsûm olabilir? Bunlara nasil "namuslu vatan ev-
lâtlari" denebilir?
Simdi, "F Tipi Siyaset"e gelebiliriz.
CHP'liler, Kemalistler ve laikciler, Gülen Cemaati'nin AK Parti'ye
destek vermesinden rahatsiz oluyorlar. Nicin rahatsiz oluyorlar?
Gülen Cemaati, Türkiye'nin bir parcasi degil mi? Onlarin da oy
kullanma hakki ve istedigini secme özgürlügü yok mu? Elbette
var. Fakat onlar, bunlarin hic birinin olmamasini istiyorlar. Veya
yalnizca kendilerine destek versin istiyorlar.
Kimileri de, Gülen Cemaati'nin partilere destek vermesi yerine,
"parti kurmasini" istiyorlar. Fakat bu cemaat, dinsel faaliyet göste-
ren bir topluluktur. -Oy verme disinda- siyasetle ugrasacak vakitle-
ri yoktur. Particilik yaparak toplumla didisecek lüksleri de olamaz.
Bu durumda onlara, siyaset sahnesinde oylarini kullanma disinda
bir i$ kalmiyor. Oylarini da, kendilerine yakin bulduklari veya Türki-
ye'nin sorunlarini cözeceklerine inandiklari partilere veriyorlar. Oy-
larini, aralarinda anlasarak, fikir birligi yaparak belirli bir partiye ver-
meleri ise, demokrasiye zit olamaz. Böyle yapan bir cok aile, der-
nek, cemaat ve sendikalar var. Alevi Cemaati de oylarini CHP'ye
vermektedir. Biz bundan rahatsizlik duymuyoruz. Cünkü herkes,
istedigi partiye istedigi sekilde oy vermekte özgürdür. Bunun icin
biz, "DISK nicin CHP'yi veya IP'yi destekliyor" veya "Alevi Cema-
ati nicin CHP'ye oy veriyor" diyemeyiz, onlari engelleyemeyiz.
Bir de, Gülen Cemaati'nin parti kurdugunu ve partisinin adinin da:
Gülen Partisi(GP) oldugunu farzedelim. Ne degisir? Cünkü Gülen
Partisi'nin alacagi oy orani: Yüzde sekiz-on'dur. Gülen Partisi bu
orani alirsa, bu halde AK Parti'nin oy orani yüzde otuza düser. Gü-
len Partisi ise, aldigi bu oranla herhalde CHP ve MHP ile degil, AK
Parti ile bir koalisyon kurmak isteyecektir. Ve bugün iktidarda yi-
ne onlar bulunacakti! Ne yapalim? Onlari yok mu edelim? Onlar
da Türk halkinin bir parcasi degil mi? Demek, Türkiye'de F Tipi'
siz demokrasi ve siyaset olmaz.
Eger Gülen Cemaati, farazî partilerinin yüzde on degil de, bunun
a$agisinda oy alacaklari düsünürlerse, bu halde nicin bir parti
kurup da kendilerini aciga düsürsünler? Bir partiyi desteklemeleri
daha akillica degil mi? Bu halde elbette secim baraji yüzde onun
altina düsmeden parti kurmaya kalkmayacaklardir. Dolayisiyla,
"Gülen Cemaati parti kursun" demek, bu cemaate kurulmus bir
tuzak olmaktadir. Tabii Gülen Cemaati de bu tuzaga düsmüyor ve
oylarini gidip AK Parti'ye veriyor. Böylece lüzumsuz parti calisma-
larindan da kurtulmus oluyorlar. (Ayrica bu tablodan, Saadet Par-
tisi'nin, "tuzaga düsürülmüs bir parti" oldugunu da görebilirsiniz.)
Eger siz, onlarin bu yönelisini hazmedemeyip, kabullenemeyip,
onlari yok etmek icin darbecilere siginirsaniz, ordu ile polis catis-
mak zorunda kalir. Eger polis de orduya katilacak olursa, bu sefer
de bu iki güc, Amerikan ordusuyla carpismak zorunda kalir. Bu
carpisma ise, Türkiye'nin üce-dörde bölünmesiyle sonuclanir. Kürt
ve PKK Ergenekonu da -Kürdistanlarina kavusabilmek icin- Türkiye'
nin bölünmesini dört gözle beklemektedir. I$te, Türkiye'nin sorunla-
rini cözmeye yanasmayan ve onun dinine, dindarina düsmanlik e-
den ve baris icin calismayan partilerin kazanacaklari bundan bas-
kasi degildir.
$imdi, nasil bir sonuc istiyorsaniz, ona göre hareket edebilirsiniz.
Secim sizin. Sonuc da sizin!
En iyi secim ise: "Bölünmeyen Türkiye"yi istemektir.
Öyle ise demeliyiz:
YA$ASIN TEK TÜRKIYE! (AMA DEMOKRATIK TÜRKIYE)!
Not 1: Türkiye icinde özerkliklerin bulunmasi, Türkiye'nin bölünmüs-
lügü demek degildir.
Not 2: Türkiye'de tasfiye edilmek istenen nedir? Birileri: "Laikliktir"
diyor. Hayir efendim, dogru söylemiyorsunuz! Tasfiye edilmek iste-
nilen; laiklik degil, "totaliter laiklik"tir. Yani "laikcilik"tir. Totaliter la-
iklik gidince, "demokratik laiklik" kalir. Halkinin yüzde doksani
Müslüman ve yüzde otuzu da dindar olan bir ülkede de ancak "de-
mokratik laiklik" ya$ayabilir. Totaliter bir laikligin ise, Türkiye'de ya-
$ama hakki yoktur. Haksiz olan gidecek, gitmezse; tasfiye edile-
cektir. Cünkü: Müslümanlari esir almis bir laiklik, Türkiye'de ya$a-
yamaz. Türkiye halki, yüzde yirmilik laikcilerin keyfine göre de yö-
netilemez. Türkiyeli müslümanlar ancak Avrupa ve Amerika'da uy-
gulanmakta olan bir laiklige razi olabilirler. Bunun icin laikci sivil
fa$izm bitecektir, bitirilecektir! Seksensekiz yildir laikci sivil fa$izm-
in esiri olarak ya$amis Kürtler ve Kur'anlilar, bu esaretlige daha
fazla katlanamazlar. Üzerlerine kapatilmis olan laikci fa$izm kafe-
sini mutlaka parcalayacaklardir. Bu parcalamayi da simdi "demok-
rasi" ile yapmaya calismaktadirlar. Demokrasinin sökmedigi yerde
ise, ihtilâl kacinilmaz olur. Ihtilâl istemeyenler, barisa razi olmak
zorundadir.
Not 3: Türkiye'deki "sagcilik"-"solculuk" kavramlarinin yenilenmesi
gerekiyor. Bu yenilenme ise $öyledir:
"Sagcilik", iyilik icin calismaktir. "Solculuk" ise, "kötülükcü olmak"
degil, "kötülüge karsi savasmak"tir. Marksist ve Leninist sol, baski
ve sömürüye karsi savasiyordu. Simdi bu sol bitmis bulunuyor. Kö-
tülüklere karsi savasan sol'un yerini ise; dindarlar, demokratlar ve
liberaller almis bulunuyor.
Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Mücâdele.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
hakta uzlasanlari seven ALLAHin adiyla
"F Tipi"ne gelmeden önce muhalefetin "erken secim talebi"ni tarti-
salim.
Bildiginiz gibi, muhalefet partileri "erken secim" istiyor. Iyi de, er-
ken secim neyi degistirecek? $u an erkenden secime gidilecek ol-
sa, secim anketi verilerine göre iki muhalefet partisinin toplam oy
orani yüzde 35. Iktidar partisinin oy orani ise; yüzde 40. Yani iki
muhalefet partisi olan CHP ve MHP, secimi kaybetmis olarak cika-
caklar. Simdi $u soruyu soralim: Secim günü gelip bu iki parti tek-
rar sandiga gömüldügünde ne olacak? Rahat mi edecekler?
Rahatsizliklari daha da artacak?
Bu durumda ne yapalim? Iktidar partisine oy veren halk cogunlugu-
nu mu yok edelim?
Evet, sayin muhalifler ve muhalefet liderleri! Erken secim isteyebi-
lirsiniz. Ama bu istekte bulunurken öyle cok önemli bir nedeniniz
olmali ki, talebiniz memnuniyetle karsilansin. Meselâ $u soruya
bir cevap veriniz: Iktidara geldiginizde "Kürt Sorunu"nu ve Kur'anli-
larin "Kamusalalan Sorunu"nu nasil cözeceksiniz? Projeniz nedir?
Siz bize, bu sorunlari cözecek öyle bir proje gösteriniz ki, biz de:
"Tamam! Bu projeler Türkiye'nin sorunlarini cözer" diyelim ve he-
men secime gidip, sizi iktidar yapalim. Haydi, projeniz nedir, gös-
terin bize!
Olumlu bir sonuc alamayacaginiz bir secimi istemenizde size bir
hayir yoktur. Bu milleti bosuna yormayin! Ama secim vakti geldi-
ginde bunu engelleyecek bir fa$ist iktidar da yoktur karsinizda. Se-
cime mutlaka gidilecektir. Iktidar partisi de "ben secim istemiyo-
rum" demiyor.
Ey Türkiye!
Biz Millet'in bir parcasi; "Türkiye'nin sorunlarini cözmeye haziriz"
dediklerinde, iki muhalefet partisine oy vermeye ve onlari iktidar
yapmaya haziriz. Bunun icin de onlara "baris" teklifinde bulunduk.
Fakat onlar; "barisa evet", Türkiye'nin iki büyük sorununu cözmeye
evet" diyemiyorlar. Dedikleri sadece $u: "Erken secim istiyoruz".
Neden böyle diyorlar? Cünkü ellerinde, Türkiye'nin sorunlarini cöze-
cek saglam bir projeleri yok. Fakirligi ve issizligi ortadan kaldiracak
ve ekonomiyi daha iyi noktalara götürecek mucize bir formülleri de
yok. O halde ellerindeki bu yoklarla nicin secim istiyorlar ve iktidar
hayalleri kuruyorlar? Iktidara gelseler ne yapacaklar? Ancak $unu
yapabilirler: AK Parti iktidarinin kapattigi ceteleri, cuntalari acmak,
Ergenekonculari özgürlüge kavusturmak ve -28 $ubat'ta oldugu gi-
bidevletin hazinesini hortumlatmak. Ve bir de; "ceteleri, cuntalari
nicin kapattin; Ergenekon üyelerini nicin mahkûm ettirdin" diye,
AK Partililerden hesap sormak! Baska yapabilecekleri bir sey var
midir?
Yoktur! Cünkü, Türkcü bir parti, "Kürt Sorunu"nu cözemez. Dindar-
lara dost olamayan ve Türkiye'nin dindarlasmasindan ödü kopan
sözde halkci bir parti de, Kur'anlilarin "Kamusalalan Sorunu"nu cö-
zemez. Geriye yapabilecekleri ne kaliyor? Hic! Bir hic icin secim
ve iktidar istenir mi? Onlar istiyor! Cünkü, belki yarginin pencesin-
deki Ergenekoncu dostlarini kurtarabilirler! Bir de iktidarin nimetle-
rine erebilirler! Tabii halk onlara gecit verirse...
Bütün bu olumsuzluklara ragmen sorunlari cözmeyi kabullendikle-
rinde biz onlara bir sans tanimak istiyoruz. Ve baris teklifimiz,
Mart ayinin sonuna kadar gecerlidir. Bu tarihe kadar "Toplumsal
Baris Sözlesmesi"ni imzalamadiklari takdirde AK Parti iktidarini
tekrar iktidara getirmekten baska caremiz kalmayacak ve onlar da
böylece iktidar trenini kacirmis olacaklardir.
AK Parti iktidarina "sivil fa$ist" diyenler, sözlerine dikkat etmeli ve
sivil fa$izm'in hangi tarafta durdugunu iyi görmelidirler. Görmek i-
cin de simdi iyi bakiniz:
AK Parti iktidari, muhalefet partilerini mi kapattirdi? Hayir! Bunun
icin dâvâ bile actirmis degil. Aksine, muhalefet tarafindan kendisi
kapatilmayla karsi karsiya kalmistir. O halde sivil fa$izm hangi ta-
rafta duruyor?
Bu iktidar, gazeteleri mi kapattirdi? Hayir! Bugüne kadar hic bir ga-
zeteyi kapattirmis degil. Tam tersine, gazeteleri kapattirmaya ve
yazarlari tutuklattirmaya calisan ve onlari "akredite öteki" ilân edip
basin toplantilarina sokmayan, Asker olmustur. Simdi söyleyin,
sivil fa$izm hangi tarafta?
AK Parti iktidari, secimleri mi yasaklatmistir? Hayir! Bununla ilgili
bir calismasi da yoktur. Ama bunlara muhalif olarak, CHP'lilestiril-
mis kurumlarin, halkin egemenligine ve onun sectiklerine karsi sal-
dirilari vardir. O halde simdi söyleyin! Sivil fa$izm hangi tarafta?
AK Parti iktidarina "sivil fa$ist" diyenler, herhalde yönlerini sasirdi!
AK Parti iktidarina "sivil fa$ist" damgasi basmak isteyenler belki
de, Ergenekon cetesi üyelerinin hallerine aciyarak bu damgayi i-
cad etmis olabilirler. Fakat bu cetenin üyeleri gercekten mâsûm
mu? Belki bu ceteyle bilmeden iliski kurmus veya onun tuzagina
düsmüs bir kac mâsûm bulunabilir. Ama bu bir kac mâsûm kimse,
cetenin bütün üyelerini mâsûmlastirmaz. Onlari "mâsûmlar ordu-
su" haline getirmez. Cünkü bu cetenin üyeleri, 30-40 yil boyunca
iktidarlari parmaginda oynatmis ve son yirmi senedir de Türkiye'yi
terörle yönetmis ve terör örgütlerine de yöneticilik yapmis sahislar-
dir. Bunlar nasil mâsûm olabilir? Bunlara nasil "namuslu vatan ev-
lâtlari" denebilir?
Simdi, "F Tipi Siyaset"e gelebiliriz.
CHP'liler, Kemalistler ve laikciler, Gülen Cemaati'nin AK Parti'ye
destek vermesinden rahatsiz oluyorlar. Nicin rahatsiz oluyorlar?
Gülen Cemaati, Türkiye'nin bir parcasi degil mi? Onlarin da oy
kullanma hakki ve istedigini secme özgürlügü yok mu? Elbette
var. Fakat onlar, bunlarin hic birinin olmamasini istiyorlar. Veya
yalnizca kendilerine destek versin istiyorlar.
Kimileri de, Gülen Cemaati'nin partilere destek vermesi yerine,
"parti kurmasini" istiyorlar. Fakat bu cemaat, dinsel faaliyet göste-
ren bir topluluktur. -Oy verme disinda- siyasetle ugrasacak vakitle-
ri yoktur. Particilik yaparak toplumla didisecek lüksleri de olamaz.
Bu durumda onlara, siyaset sahnesinde oylarini kullanma disinda
bir i$ kalmiyor. Oylarini da, kendilerine yakin bulduklari veya Türki-
ye'nin sorunlarini cözeceklerine inandiklari partilere veriyorlar. Oy-
larini, aralarinda anlasarak, fikir birligi yaparak belirli bir partiye ver-
meleri ise, demokrasiye zit olamaz. Böyle yapan bir cok aile, der-
nek, cemaat ve sendikalar var. Alevi Cemaati de oylarini CHP'ye
vermektedir. Biz bundan rahatsizlik duymuyoruz. Cünkü herkes,
istedigi partiye istedigi sekilde oy vermekte özgürdür. Bunun icin
biz, "DISK nicin CHP'yi veya IP'yi destekliyor" veya "Alevi Cema-
ati nicin CHP'ye oy veriyor" diyemeyiz, onlari engelleyemeyiz.
Bir de, Gülen Cemaati'nin parti kurdugunu ve partisinin adinin da:
Gülen Partisi(GP) oldugunu farzedelim. Ne degisir? Cünkü Gülen
Partisi'nin alacagi oy orani: Yüzde sekiz-on'dur. Gülen Partisi bu
orani alirsa, bu halde AK Parti'nin oy orani yüzde otuza düser. Gü-
len Partisi ise, aldigi bu oranla herhalde CHP ve MHP ile degil, AK
Parti ile bir koalisyon kurmak isteyecektir. Ve bugün iktidarda yi-
ne onlar bulunacakti! Ne yapalim? Onlari yok mu edelim? Onlar
da Türk halkinin bir parcasi degil mi? Demek, Türkiye'de F Tipi'
siz demokrasi ve siyaset olmaz.
Eger Gülen Cemaati, farazî partilerinin yüzde on degil de, bunun
a$agisinda oy alacaklari düsünürlerse, bu halde nicin bir parti
kurup da kendilerini aciga düsürsünler? Bir partiyi desteklemeleri
daha akillica degil mi? Bu halde elbette secim baraji yüzde onun
altina düsmeden parti kurmaya kalkmayacaklardir. Dolayisiyla,
"Gülen Cemaati parti kursun" demek, bu cemaate kurulmus bir
tuzak olmaktadir. Tabii Gülen Cemaati de bu tuzaga düsmüyor ve
oylarini gidip AK Parti'ye veriyor. Böylece lüzumsuz parti calisma-
larindan da kurtulmus oluyorlar. (Ayrica bu tablodan, Saadet Par-
tisi'nin, "tuzaga düsürülmüs bir parti" oldugunu da görebilirsiniz.)
Eger siz, onlarin bu yönelisini hazmedemeyip, kabullenemeyip,
onlari yok etmek icin darbecilere siginirsaniz, ordu ile polis catis-
mak zorunda kalir. Eger polis de orduya katilacak olursa, bu sefer
de bu iki güc, Amerikan ordusuyla carpismak zorunda kalir. Bu
carpisma ise, Türkiye'nin üce-dörde bölünmesiyle sonuclanir. Kürt
ve PKK Ergenekonu da -Kürdistanlarina kavusabilmek icin- Türkiye'
nin bölünmesini dört gözle beklemektedir. I$te, Türkiye'nin sorunla-
rini cözmeye yanasmayan ve onun dinine, dindarina düsmanlik e-
den ve baris icin calismayan partilerin kazanacaklari bundan bas-
kasi degildir.
$imdi, nasil bir sonuc istiyorsaniz, ona göre hareket edebilirsiniz.
Secim sizin. Sonuc da sizin!
En iyi secim ise: "Bölünmeyen Türkiye"yi istemektir.
Öyle ise demeliyiz:
YA$ASIN TEK TÜRKIYE! (AMA DEMOKRATIK TÜRKIYE)!
Not 1: Türkiye icinde özerkliklerin bulunmasi, Türkiye'nin bölünmüs-
lügü demek degildir.
Not 2: Türkiye'de tasfiye edilmek istenen nedir? Birileri: "Laikliktir"
diyor. Hayir efendim, dogru söylemiyorsunuz! Tasfiye edilmek iste-
nilen; laiklik degil, "totaliter laiklik"tir. Yani "laikcilik"tir. Totaliter la-
iklik gidince, "demokratik laiklik" kalir. Halkinin yüzde doksani
Müslüman ve yüzde otuzu da dindar olan bir ülkede de ancak "de-
mokratik laiklik" ya$ayabilir. Totaliter bir laikligin ise, Türkiye'de ya-
$ama hakki yoktur. Haksiz olan gidecek, gitmezse; tasfiye edile-
cektir. Cünkü: Müslümanlari esir almis bir laiklik, Türkiye'de ya$a-
yamaz. Türkiye halki, yüzde yirmilik laikcilerin keyfine göre de yö-
netilemez. Türkiyeli müslümanlar ancak Avrupa ve Amerika'da uy-
gulanmakta olan bir laiklige razi olabilirler. Bunun icin laikci sivil
fa$izm bitecektir, bitirilecektir! Seksensekiz yildir laikci sivil fa$izm-
in esiri olarak ya$amis Kürtler ve Kur'anlilar, bu esaretlige daha
fazla katlanamazlar. Üzerlerine kapatilmis olan laikci fa$izm kafe-
sini mutlaka parcalayacaklardir. Bu parcalamayi da simdi "demok-
rasi" ile yapmaya calismaktadirlar. Demokrasinin sökmedigi yerde
ise, ihtilâl kacinilmaz olur. Ihtilâl istemeyenler, barisa razi olmak
zorundadir.
Not 3: Türkiye'deki "sagcilik"-"solculuk" kavramlarinin yenilenmesi
gerekiyor. Bu yenilenme ise $öyledir:
"Sagcilik", iyilik icin calismaktir. "Solculuk" ise, "kötülükcü olmak"
degil, "kötülüge karsi savasmak"tir. Marksist ve Leninist sol, baski
ve sömürüye karsi savasiyordu. Simdi bu sol bitmis bulunuyor. Kö-
tülüklere karsi savasan sol'un yerini ise; dindarlar, demokratlar ve
liberaller almis bulunuyor.
Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Mücâdele.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Montag, 11. Januar 2010
TÜRKİYE İÇİN TOPLUMSAL BARIŞ SÖZLEŞMESİ
TÜRKIYE ICIN TOPLUMSAL BARIS SÖZLESMESI
baristiran ALLAHin adiyla
(Gectigimiz yilin son ceyreginin ba$inda "Türkiye'deki siyasetin yo-
lunu ve yönünü degistirecek bir bildiri" yayinlayacagimizi vadetmis-
tik. Fakat araya giren acil gündemler nedeniyle onu yayinlamamiz
mümkün olmamisti. Simdi "tam zamanidir" diyerek o bildiriyi yayin-
liyoruz.)
Türkiye'nin cözüm bekleyen büyük sorunlari var. Bu sorunlarin cö-
zümü icin de büyük bir barisa ihtiyacimiz var. Bu baris icin de, Tür-
kiye'nin bir siyasal degisim ve dönüsüm ya$amasi gerekmektedir.
Bu degisim ve dönüsüm de, AK Parti'nin iktidardan uzaklasmasiy-
la olabilir.
Evet, gelecek secimlerin sonuna kadar AK Parti tam 9 yil iktidarda
kalmis olacaktir. Halk cogunlugu istedigi takdirde AK Parti'nin ikti-
darini sürdürmege devam etmesi, demokratikmen onun hakkidir.
Kimse onun bu hakkini elinden alamaz.
Fakat bazi sorunlarin cözümü icin bu haktan feragat etmek müm-
kündür. Türkiye de $u anda böyle büyük bir fedakârliga muhtac du-
rumdadir. Bu ihtiyacin karsilanmasi ise, Türkiye demokrasisini sü-
perlestirecektir.
Bu süperlesmenin gerceklesmesi gerekiyor. Cünkü bir partinin 9
yildan fazla iktidarda kalmasi, o partinin icinde bulundugu rejimini
cumhuriyetten cok padisahliga benzetecektir. Ama bizim demok-
rasimiz, Deniz Baykal'in CHP'deki $ahligina veya Ertugrul Özkök'
ün Hürriyet'teki padisahligina benzememelidir. Bu benzesmeyi en-
gellemek icin de AK Parti iktidarinin bir kesinti ya$amasi gereki-
yor. Bu da, iki muhalefet partisinin iktidara getirilmesiyle müm-
kündür. Bu mümkünati gerceklestirecek olan da, bir cemaatin
oylaridir.
Fakat, muhalefete iktidar vermenin bazi sartlari vardir. O sartlar ise:
1- Secimlere varmadan bir yil icinde yeni bir demokratik anayasa-
ya evet demeleri, razi olmalari. (Bu anayasayi simdiki iktidar parti-
si yapacaktir ve bir yil icinde bitmis olmalidir.)
2- Kürtlerin ve Kur'anlilarin kamusal alanda dilsel ve dinsel hak ve
özgürlüklerini tanimalari. (Kürtce ve basörtüsü ve ibadet etme ya-
saklarinin kalkmasi. Ve bunlarla birlikte alevilerin ve azinliklarin a-
lamadiklari haklarinin da iadesi.)
(Kürtler ve Kur'anlilar, kamusal alanda dilsel ve dinsel özgürlükleri-
ne kavusamadiklari müddetce, Aleviler ve diger Azinliklar, gasbe-
dilmis haklarini kazanamazlar.)
(Kur'anlilarin kamusal alanda elde edecekleri dinsel özgürlügün,
-Iran'daki gibi- baskalarinin hürriyetini iptâl etmemesi, yasalarla te-
minat altina alinacaktir.)
3- Ergenekon cetesi üyelerine af cikarilmak istendiginde, Öcalan'la
birlikte bütün PKK'lilari affa dahil etmek.
(Cikarilacak "özel af"tan ancak Ergenekon üyeleri, PKK'lilar ve ga-
zeteciler yararlanabilir. Adi suclular bu affa dahil edilemezler. Sir-
larini ve silahlarini ortaya dökmemis olan Ergenekon üyeleri de bu
aftan yararlanamazlar. Adi suclulari affa dahil etmemek, adaletsiz-
lik olmaz. Fakat "tam adalet" olmasi icin adi suclularin cezasini
yariya indirmek düsünülebilir.)
4- Cumhurbaskanligina adayligini koydugunda, simdiki basbakan
Erdogan'in cumhurbaskanligina karsi cikmamak.
Bu sartlari yerine getirmeyi taahhüt ettigi takdirde iktidar, CHP'yle
MHP'ye ait olacaktir. Bu sartlar yerine getirilmediginde ise, AK Par-
ti iktidari sürüp gidecektir.
Bir soru: "Iktidari CHP'yle MHP'ye devretmek, AK Parti iktidarindan
memnun olan halk cogunlugunu mutsuz etmez mi?"
Cevap: Mutsuz etmemelidir. Zira iktidar, bazi sartlar karsiliginda ve-
rilmekte ve bu da ic barisi gerceklestirmek icin yapilmaktadir. Ayri-
ca yüzde otuzluk muhalif kesimin iktidar degisikligiyle elde edece-
gi mutluluk, iktidar veren cogunlugu da mutlu eder. Cünkü, baska-
larini mutlu etmenin mutlulugu, bir sevinc kaynagidir.
AK Parti'liler de, muhalefete düsmeye razi olmakla hem toplumsal
barisa hizmet etmis, hem de bir dinlenme ve yorgunluk atma imkâ-
ni kazanmis olacaklardir.
Gerci biz AK Parti'yi iktidara getirmis olan halk cogunlugu, CHP ve
MHP koalisyonunun AK Parti'den daha iyi bir yönetim yapacagina
inanmiyoruz. Fakat MHP ve CHP öyle iyi bir yönetim yapsinlar ki,
bizi bu inancimizda yanilmis oldugumuzu göstersinler ve bizi utan-
dirsinlar istiyoruz. Eger bunu göstermeyi ve bizi utandirmayi basa-
rirlarsa, iktidarda kalmayi hak etmis olurlar. Aksi halde iktidardan
düserler.
Simdi, "bu 'siyasal acilim'i nicin yapmamiz gerekir"in cevabini bi-
raz daha acalim:
Mevcut anayasamiz, Türkiye'nin ellerini kollarini baglayan bir ana-
yasadir. Bu elleri-kollari baglanmisliktan kurtulabilmek icin anaya-
samizi acilen yenilemek zorundayiz. Cünkü eldeki anayasa, Tür-
kiye'deki bütün kesimlerin hak ve özgürlüklerini garanti altina almi-
yor. Almadigi icin de her kesim devlet ve iktidari ele gecirme derdi-
ne düsüyor ve durmadan bunun icin mücâdele veriyor, savasiyor.
Bu ise, Türkiye'nin en büyük "ic savasi" olmaktadir. Bu savas son
buldugu gün, Türkiye'nin elleri-kollari cözülecek ve Türkiye, ko$ma-
ya baslayacak ve süratle ilerleyecektir.
Fakat bu ilerlemenin önünde simdi büyük bir engel vardir. O da,
(herkesin bildigi gibi): CHP'dir.
Türkiye'nin önündeki engelin ne oldugunu görüp bilince, "bu engeli
nasil kaldiracagiz" sorusu ortaya cikiyor. Evet, soru budur: Türki-
ye'nin ilerlemesini engelleyen "CHP" isimli bu koca takozu Türki-
ye'nin önünden nasil kaldiracagiz?
Ilk Demokrat Parti öncesindeki "tek parti" döneminde gördügü zu-
lümler nedeniyle olsa gerek Türk halkinin yüzde sekseni 1960 ihti-
lâlinden sonra CHP'ye iktidar sansi vermedi, vermiyor. Böylece bu
takozu kücültmesini biliyor. Fakat onu yok edemiyor. Yok edeme-
digi icin de onun zulmünden kurtulamiyor. Kurtulamayisinin sebebi
ise; bu partinin yüzde onbes-yirmilik kemiklesmis bir taraftar kitle-
sinin bulunmasi ve bu kitlenin de Türkiye'nin bütün kurumlarini yüz-
de seksen dolayinda CHP'lilestirmis olmasidir. CHP'lilestirilmis ku-
rumlarin totaliterizmi ve mevcut askerî anayasanin buna yardim et-
mesi nedeniyle de Türk halki yüzde altmislik bir siyasal kuvvetle
iktidari ele gecirmesini bilse de, bir türlü "tam iktidar" olamiyor. Bu
olamazlik da iktidar partisinin hareket alanini daraltiyor. Bu daralti-
yi a$amamak da tabii Türkiye'yi yerinde saydiriyor, Türkiye ucami-
yor ve bir "ic catisma" sürüp gidiyor. Bu da bize, Türkiye'nin birinci
"ic düsmani"nin kim oldugunu acikca gösteriyor.
Bu ic düsmanimizin düsmanliklarini, yani iki büyük kesimin hakla-
rin gasbeden kurumsal totaliterizmini ise ancak yeni bir anayasa
ile yok edebiliriz. Bu da tabii haklarimiz ellerinde rehin bulunan C-
HP'lilerin insafa gelmesiyle olacaktir. Insafa gelebilmeleri icin de
onlara iktidar teklif etmekten baska care kalmamaktadir. Tabii bu
caresizligimiz de, baris istedigimizden dolayidir. Yoksa Humeyni'
nin yaptigi gibi yapmak zorunda kalacaktik. Kan dökülmesini iste-
medigimiz icin "baris" diyoruz. Dolayisiyla bu baris gerceklesirse,
Türkiye bir "kansiz ihtilâl" yapmis olacaktir. Bu ihtilâle mecburuz.
Cünkü bu ihtilâli yapmazsak, ya kanli bir halk ihtilâline, ya da as-
kerî bir ihtilâle razi olmak zorunda kalacagiz. Fakat askerî bir dar-
be ve ihtilâle izin veremeyiz. Cünkü askerî darbe ve ihtilâller, Tür-
kiye'nin sorunlarini cözmedi, cözmüyor. I$te bunun icin "baristiran
bir ihtilâl"e muhtaciz.
Eger CHP'liler bu baris elimizi tutmazlarsa, (iyi gittigi takdirde) AK
Parti kiyamete kadar iktidarda kalacak ve CHP, AK Parti'ye, CHP'
lilestirilmis bütün kurumlari ezip gecerek istedigi anayasayi yap-
ma hakki kazandirmis olacaktir.
Veya: Haklari gasbedilmis kesimlerin haklarini iade eden yeni bir
anayasayla toplumsal baris saglanamazsa (yani engellenirse), Tür-
kiye'deki halk cogunlugunun CHP'lilere karsi kanli bir ihtilâli kacinil-
maz olur. I$te bunun icin "siyasal acilim" cok önemlidir. Bu acilim,
diger acilimlari da hedefine ulastiracaktir.
Bununla birlikte, haklari gasbedilmis kesimlerin haklarini gözeten
yeni bir anayasanin kazanimi da, Türk halkinin her kesimini, "ikti-
dari ele gecirme gayreti"nden kurtaracak ve bu da, Türkiye siyase-
tinin normal mecrasinda akmaya baslamasini saglayacaktir.
Tahmin ediyoruz, baslattigimiz bu "siyasal acilim" hedefine vara-
cak ve ümid ediyoruz; "Türkiye'nin kaybetmemesi icin, partimizin
kaybetmesine raziyiz" diyen sayin Basbakanimiz ve AK Parti'liler
bu acilima muhalif olmayacaklardir.
Baris sartlarini yerine getirmeyi kabul ettikleri takdirde, Gülen Ce-
maati, oylarini hic cekinmeden CHP ve MHP'ye verebilirler ve ver-
melidirler.
(Gülen Cemaati, oylarini mutlaka CHP ve MHP'ye vermek zorunda
degildir. Burada önemli olan husus, "AK Parti'nin oylarini düsür-
mek" oldugundan, oylarin baska bir partiye meselâ Saadet Partisi'
ne ve BDP'ye verilmesi de mümkündür. Bu sekilde hem AK parti
muhalefete düsürülür, hem de iki kücük partinin koalisyona katil-
masi saglanmis olur. Sonucta CHP ve MHP iktidar yapilmis ola-
caktir. Oylarin [AK Parti disinda] hangi partiye verilecegi kararini,
Gülen Cemaati kendi belirlesin.)
AK Parti de, Türkiye'ye global degerlere uygun yeni bir anayasa
kazandirmadan erken secim karari almamalidir, iktidarini sonuna
kadar kullanmalidir.
Teklif ettigimiz bu siyasal acilim hedefine ulasirsa, Türkiye, demok-
rasisini hem süperlestirmis, hem de önderlik edecegi Ortadogu'ya
güzel bir örneklik etmis olacaktir.
TÜRKIYE'NIN BARISI VE KANSIZ IHTILÂLI KUTLU OLSUN!
Not 1: Bu bildiri, bir "Toplumsal Baris Sözlesmesi"dir. Istenen sart-
lar yerine getirildiginde, geregi mutlaka yapilmalidir.
Not 2: CHP'nin neden "birinci düsman" oldugu sorulabilir. Evet, C-
HP Türk halkinin birinci düsmanidir. Cünkü, siyasallastirdigi kurum-
lar araciligiyla Kürtlerin ve Müslümanlarin ve diger azinliklarin hakla-
rini gasbetmistir ve bu gasbindan vazgecmemektedir. Bununla bir-
likte haklarini gasbetmis oldugu halk cogunlugundan oy alamadigi
icin de onlara düsmandir. Bu düsmanligi sebebiyle de onlari "geri
zekâli", "gerici", "öteki" ve "bidon kafali" olarak görür, onlara haka-
ret eder. Cogunlugun iktidara getirdigi partiler Türkiye icin ne kadar
güzel, iyi seyler yaparlarsa yapsinlar, onlari yine de kötü görürler.
Kendi iktidarlarindan baskasini kabullenemezler. CHP'liler, yüzde
yirmilik gücleriyle azliktirlar, acizdirler; halkin yüzde seksenine kar-
si mücâdele edecek gücleri yoktur. Bu acizlik ve gücsüzlüklerini i-
se, darbelere ve darbecilere siginmakla kapatirlar. Eger TSK icin-
deki cuntalar yok edilse, bu, CHP'liler icin büyük bir yikim olur.
Cünkü cuntalar, CHP'lilerin "iktidar sigortasi"dir. Bu sebeple TSK'
nin cuntalardan arinmasini istemezler ve darbelerden korkmazlar.
Cünkü darbeyi yiyecek olan kendileri degil, onlara oy vermeyen
halk cogunlugudur. Bu yüzden de, halkin darbe kipirtilari karsisin-
daki hassasiyetini, "paranoya" olarak damgalamaktan cekinmez-
ler. Isimleri "halkci"dir. Ama halkin bir numarali düsmanidirlar. Ne
yazik ki onlari düsmanliklarindan kurtarabilmek de bize düsüyor.
Ve simdi zaman, "baris zamani" oldugu icin de, onlarin kötülükle-
rini örtecegiz.
Not 3: Eger demokrasimizi süperlestirmek istersek, yeni yapilacak
anayasaya $öyle bir demokratik ilke koymak mümkündür: "Bir par-
ti üst üste iki defadan fazla iktidar olamaz. (Veya iktidar müddeti
dokuz yili gecemez). Ücüncü defa secildiginde -sadece bir dönem-
iktidarini muhalefetle paylasmak zorundadir. Muhalefetle birlikte
olmak istemiyorsa, iktidarini muhalefete devretmelidir. Eger muha-
lefet iktidar olmayi kabul etmezse, bu takdirde ücüncü defa secil-
mis olan parti iktidarini sürdürür."
Not 4: Darbe tehditleri altinda olan bir hükümet, demokratik bir hü-
kümet olmaktan uzaktir. Ayrica CHP'lilestirilmis kurumlarin kuklasi
durumunda olan bir iktidar da, "demokratik bir iktidar" degildir. Ya-
pilacak yeni anayasa, siyasetimizi gercek demokrasiye erdirecek
bir anayasa olmalidir.
Bu anayasa: Askere darbe ve vesayet hakki vermemelidir; bütün
kesimlerin haklarini güvence altina almalidir; "degistirilemez mad-
deler" yerine, "sartlar gerektirdiginde (hakka ve adalete ve global
degerlere zit olmamak kaydiyla) her madde degistirilebilir" hükmü
konmalidir; secim baraji, yüzde bese indirilmelidir ve bu anayasa
bir yil icinde Türkiye'ye kazandirilmis olmalidir.
Not 5: Unutulmamalidir: "Toplumsal baris" hesabina Gülen cema-
ati, gecmiste Bülent Ecevit'in partisini iktidar yapti. Ama bunun
mükâfâtini Fethullah Hoca, Amerika'ya sürgün edilmekle aldi. Bu
büyük günah temizlenmeli ve Fethullah Hoca'nin sürgün hayati
sona erdirilmelidir.
TSK ICINDEKI CUNTACI GENERAL VE SUBAYLARA DUYURU!
Hukuku cigneyen adimlarinizi geri cekiniz. Millete ve onun hakim
ve savcilarina ve secilmislerine karsi yapmakta oldugunuz saldiri-
lariniza son veriniz. TSK'yi, CHP'nin veya Ergenekon'un cuntasi
olarak kullanmaya da hakkiniz yoktur, iyi bilesiniz. Ve haksizliga
yanasmayiniz. Ve silahlariniza da güvenmeyiniz. Zira, akil akildan
üstündür. Sizin silahlariniz varsa, biz de silahlaniriz. Ve gencleri-
mizi de ordudan cekeriz, askersiz kalirsiniz. Yani gücünüzün "sifir"
oldugunu bilmelisiniz. Demek, elinizdeki güc, BIZ MILLET'e aittir.
Millete ve onun sectiklerine karsi silah ceken bir asker ise: HAiN'
dir!
TSK icindeki demokrat asker ve subaylar bu hainlere firsat verme-
melidir! Onlara firsat verenler, ihanete ortak olur. Bu da TSK'yi yi-
kima ugratir. Biz Millet ise, TSK'nin zarar görmemesini istiyoruz.
Ve bunun icin de, gereken mücâdelemizi sürdürecegiz.
Not 6: MUHALEFETE UYARI!
"CHP ve MHP ile gelecek secimleri biz mutlaka aliriz. Bizim bari-
sa falan ihtiyacimiz yok" diyebilirsiniz. Ama bu ihtimalin kesin bir
garantisi yok ve barissiz bir secim sizi kurtarmaz. Cünkü alacagi-
niz toplam oy orani: Yüzde 35'dir. AK Parti'nin oy orani ise yüzde
38-40'tir. Yani yüzde 3-5 oranla bu secimi kaybedersiniz. Yüksek
secim baraji nedeniyle de Saadet Partisi'nden size bir fayda gel-
mez. Bunun tersini, yani iki muhalefet partisinin yüzde 3-5 oranla
AK Parti'yi gectigini düsünsek ve muhalefet iktidara gecse, eger
bu iktidarin, haklari gasbedilmis iki büyük kesimin haklarini iade e-
den yeni bir anayasasi olmazsa, kazanilmis iktidar Türkiye'ye ba-
ris degil, savas getirir.
Not 7: AK Parti yedi yildir iktidarda. Fakat bu iktidar, CHP'lilestiril-
mis kurumlarin totaliterizmi altinda faaliyet göstermeye mecbur kal-
digindan, ona hür ve demokrat bir iktidar denemez. Bu sebeple biz
bu iktidara: "CHP'li ve askerî totaliterizmin kuklasi olmus iktidar" di-
yebiliriz! Dolayisiyla AK Parti iktidari, CHP'li kurumsal totaliteriz-
min pencesinden kurtulabilmis degil ki, ona "sivil fa$izm" damgasi-
ni basma hakkini kazanalim!
Eger Türkiye'ye hükmetmekte olan CHP'li kurumsal fa$izm olma-
saydi, AK Parti iktidarinin uzun müddettir ayakta olmasina "sivil fa-
$izm" damgasi (muhalefete zulmettigi kanitlandigi takdirde) yaki-
sabilirdi. Ama CHP'li kurumsal fa$izm varoldugu ve iktidarin da mu-
halefete zulmü kanitlanmadigi müddetce, AK Parti iktidarina "sivil
fa$izm" denemez. Sivil fa$izm'den gercekten rahatsiz olanlar, ön-
ce CHP'li kurumsal fa$izmi ortadan kaldirmalidir ki, ondan sonra
AK Parti'nin "sivil fa$izm"inden bahsetme haklari dogsun.
Bugünkü iktidar, CHP'lilestirilmis kurumlarin kuklasi durumunda
oldugundan, demokrasimiz, gercek demokrasi olmaktan uzaktir.
Gercek demokrasiye gecebilmek icin, iktidarin, CHP'lilestirilmis
kurumlarin totaliterizminden kurtarilmasi gerekiyor.
Yani AK Parti iktidari; Cunta, CHP ve Ergenekon cetesi üclüsün-
den olusan "seytan ücgeni"nin ortasinda iktidar(!) olmaya calis-
mis bir iktidar(!)dir.
Türkiye bu seytan ücgeninden kurtulmadikca AK Parti'nin sivil fa-
$izminden bahsetmek mümkün degildir. Eger AK Parti iktidari,
secim vakti geldiginde secime gitmemekte direnirse veya secim-
leri iptâl ettirecek bir kanun cikartirsa, o vakit o iktidara "sivil fa-
$izm" diyebilirsiniz. Ve i$te o zaman onun devrilmesi hak olur.
AK Parti'nin ceteye, cuntaya ve CHP'nin kurumsal fa$izmine kar-
si verdigi savas, "muhalefete zulüm" degildir! Vergi hirsizi gazete
patronlarini cezalandirmak da zulüm degildir! Bugün asil zulüm gö-
ren, AK Parti iktidari ve onu destekleyen halk cogunlugudur. Bu
cogunlugun; muhalefetin cuntasindan, anayasa hâkimlerinden,
savcilarindan, cetelerinden ve hak gaspcisi CHP'sinden gördügü
zulüm az degildir ve bu zulüm halen devam etmektedir.
Türkiye'deki laikci ve ulusalcilar, kamusal alanda Kürtlerle ve Kur'
anlilarla esit olmak istemiyorlar veya kendi kafalarina göre bir esit-
lik istiyorlar. Daha dogrusu, ötekilere egemen bir esitlik istiyorlar.
Bu ise apacik bir "sivil fa$izm"dir. Biz önce bu fa$izmi ortadan kal-
dirmaliyiz ki, sira AK Parti iktidarininkine gelsin. Ama sira ona ge-
lemez. Cünkü o, askerî vesayetin ve CHP'lilestirilmis kurumlarin
baskisi altinda bulundugundan, onun fa$izminden bahsetmek
mümkün degildir. Mümkün görenler, kendi fa$izmlerini görmüyor
demektir.
Sayin mâlûm yazarlar! Bu milleti yaniltmaya calismayin. Hokka-
bazlik yaparak kendinizi de aldatmayin!
Not 8: Sayin Darbeseverler! Ya TSK'da pisirilmekte olan darbe ye-
meklerinin pisirilmesini durdurursunuz, ya da Emniyet Teskilâti'nin
agir silahlarla silahlanmasina razi olursunuz. Darbecilere karsi hal-
ki kim koruyacak? Elbette polis koruyacak! Eger polis korumazsa,
Amerikan askerinin Türkiye'ye girmesi ve darbecilere karsi savas-
masi kacinilmaz olur. Bir darbeye niyetli olanlar ve onlara destek
verenler, Amerikan askerinin Türkiye'ye girmesini istiyor olmasin
sakin!
TSK icinde cunta faaliyetleri devam ettigi müddetce, Emniyet Tes-
kilâti da agir silahlarla silahlanmaktan vazgecmemelidir. Hatta ye-
terli miktarda tank da satin almalidir. Ve devlete gerekli müracaati
hemen yapmalidir. Cünkü TSK icindeki cunta faaliyetleri dur durak
bilmiyor. Bülent Arinc'a suikast hazirligi da, bunun apacik yeni de-
lili degil midir?
Not 9: Iki subayin, Basbakan Yardimcisi Bülent Arinc'a suikast ha-
zirligindayken yakalanmis olmasi, acikca bir darbe faaliyetidir. Dar-
beler ise; "ben geliyorum" demez; "i$te geldim" der, aniden karsini-
za cikiverir. Bu sebeple bütün demokratlar bir darbe kalkismasina
karsi tetikte olmali; darbeye "ho$geldin" degil, "defol" demesini bil-
melidir.
Not 10: CHP'liler, iktidara gelme sanslari kalmadiginda hastalanir-
lar. Bu hastaligin tedavisi olarak da ihtilâlleri ilâc olarak görürler.
Uzun zamandir iktidar yüzü görmeyen CHP'liler $u an yine iktidar
hastaligina tutulmus bulunuyorlar. Bu hastaliktan kurtulabilmek i-
cin de 27 Mayis '60 canavarligini tekrarlattirmaktan cekinmezler.
Cetelere ve cuntalara destek vermeleri de bunun delilidir. Dolayi-
siyla, dindarlar ve demokratlar, CHP'lilere cok dikkat etmeli ve ge-
rekli önlemlerini almalidirlar. Bülent Arinc'a suikast hazirliginin al-
tindan da CHP'liler cikarsa hic sasirmamalidirlar. Sasirilmamalidir.
Cünkü, Bülent Arinc'a suikast hazirligindan anlasiliyor ki, CHP,
TSK'daki cuntalarini aktif hale getirmistir. Bu aktiviteye karsi de-
mokratlar ya kendileri silahlanacaklar, ya polisi silahlandiracaklar,
ya da Kürtlerin Irak'ta yaptigi gibi, Amerikan askerini yardima ca-
giracaklar. Eger CHP'nin TSK'daki cuntalari pasifize edilmezse,
bu üc secenekten birini kullanmaktan baska care kalmayacaktir.
Not 11: "Bitirme Plani" sanigi olan Albay Dursun Cicek: "O planin
belgesi altindaki imzanin kendisine ait olmadigini" iddia etmis. E-
ger Genelkurmay bilgisayarlarindaki suc delilleri 35 kez silinmemis
olsaydi, onun mâsumiyetine inanabilirdik. Ama durum bunun aksi
oldugu icin bu Albay ve onun arkasindaki 32 kisi, 72 milyonun (ve-
ya CHP'li ve MHP'lileri cikarirsak, 50 milyonun) önünde daima bir
"zanli" olarak kalacaklardir.
Ayrica, TSK'nin "Kozmik Oda"sinda arama yapan hâkimler de,
Bülent Arinc'a suikast hazirligiyla ilgili bir delil bulamayabilirler. A-
ma bu bulamazlik, TSK'yi zan altinda kalmaktan tam kurtarmaz.
Cünkü suc delilleri yakilmis veya silinmistir. Suc delillerini temiz-
leme faaliyeti olmasaydi, TSK kendini zandan kurtarabilirdi. Ama
simdi o daima göz altinda kalacak ve ona süphe ile bakilacak ve
Genelkurmay'in sözlerine de inanilmayacaktir!
Eger Genelkurmay, sözlerinin inanilmasini istiyorsa, cunta faaliyet-
lerine firsat vermemeli ve bu faaliyette bulunanlari yakaladiginda da
suc delillerini ortadan kaldirmalarina firsat vermeden hemen gereke-
ni yapmali ve cezalarini vermelidir. Genelkurmay ise, tam bunun ak-
sini yapmaktadir. Kozmik Oda'yi hâkimlere acti, ama suc delilleri
imha edildikten sonra!
TSK icindeki darbe calismalari karsisindaki hassasiyetimize "para-
noya" diyenler bilmelidir ki, cunta faaliyetleri devam ettigi müddetce
biz paranoyak olmaya mecburuz. Bizim bu paranoyakligimiz(!)dan
rahatsiz olanlar, cunta faaliyetlerini durdursun; biz de paranoyaklik-
tan kurtulalim! Aksi halde "ya$asin paranoya" demekten baska ca-
remiz olmayacaktir...
Not 12: Simdi bütün bunlari okuduktan sonra en ba$a dönünüz ve
Toplumsal Baris Sözlesmesi'ni tekrar okuyunuz. Ve herkes karari-
ni versin: Savas mi istiyorsunuz, baris mi? Biz: YA$ASIN BARIS!
diyoruz.
EY TÜRKIYE UYAN! DARBECILERE FIRSAT VERME!
FIRSAT VERIRSEN, VATANINI DARBELETMIS OLURSUN!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Baris.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
baristiran ALLAHin adiyla
(Gectigimiz yilin son ceyreginin ba$inda "Türkiye'deki siyasetin yo-
lunu ve yönünü degistirecek bir bildiri" yayinlayacagimizi vadetmis-
tik. Fakat araya giren acil gündemler nedeniyle onu yayinlamamiz
mümkün olmamisti. Simdi "tam zamanidir" diyerek o bildiriyi yayin-
liyoruz.)
Türkiye'nin cözüm bekleyen büyük sorunlari var. Bu sorunlarin cö-
zümü icin de büyük bir barisa ihtiyacimiz var. Bu baris icin de, Tür-
kiye'nin bir siyasal degisim ve dönüsüm ya$amasi gerekmektedir.
Bu degisim ve dönüsüm de, AK Parti'nin iktidardan uzaklasmasiy-
la olabilir.
Evet, gelecek secimlerin sonuna kadar AK Parti tam 9 yil iktidarda
kalmis olacaktir. Halk cogunlugu istedigi takdirde AK Parti'nin ikti-
darini sürdürmege devam etmesi, demokratikmen onun hakkidir.
Kimse onun bu hakkini elinden alamaz.
Fakat bazi sorunlarin cözümü icin bu haktan feragat etmek müm-
kündür. Türkiye de $u anda böyle büyük bir fedakârliga muhtac du-
rumdadir. Bu ihtiyacin karsilanmasi ise, Türkiye demokrasisini sü-
perlestirecektir.
Bu süperlesmenin gerceklesmesi gerekiyor. Cünkü bir partinin 9
yildan fazla iktidarda kalmasi, o partinin icinde bulundugu rejimini
cumhuriyetten cok padisahliga benzetecektir. Ama bizim demok-
rasimiz, Deniz Baykal'in CHP'deki $ahligina veya Ertugrul Özkök'
ün Hürriyet'teki padisahligina benzememelidir. Bu benzesmeyi en-
gellemek icin de AK Parti iktidarinin bir kesinti ya$amasi gereki-
yor. Bu da, iki muhalefet partisinin iktidara getirilmesiyle müm-
kündür. Bu mümkünati gerceklestirecek olan da, bir cemaatin
oylaridir.
Fakat, muhalefete iktidar vermenin bazi sartlari vardir. O sartlar ise:
1- Secimlere varmadan bir yil icinde yeni bir demokratik anayasa-
ya evet demeleri, razi olmalari. (Bu anayasayi simdiki iktidar parti-
si yapacaktir ve bir yil icinde bitmis olmalidir.)
2- Kürtlerin ve Kur'anlilarin kamusal alanda dilsel ve dinsel hak ve
özgürlüklerini tanimalari. (Kürtce ve basörtüsü ve ibadet etme ya-
saklarinin kalkmasi. Ve bunlarla birlikte alevilerin ve azinliklarin a-
lamadiklari haklarinin da iadesi.)
(Kürtler ve Kur'anlilar, kamusal alanda dilsel ve dinsel özgürlükleri-
ne kavusamadiklari müddetce, Aleviler ve diger Azinliklar, gasbe-
dilmis haklarini kazanamazlar.)
(Kur'anlilarin kamusal alanda elde edecekleri dinsel özgürlügün,
-Iran'daki gibi- baskalarinin hürriyetini iptâl etmemesi, yasalarla te-
minat altina alinacaktir.)
3- Ergenekon cetesi üyelerine af cikarilmak istendiginde, Öcalan'la
birlikte bütün PKK'lilari affa dahil etmek.
(Cikarilacak "özel af"tan ancak Ergenekon üyeleri, PKK'lilar ve ga-
zeteciler yararlanabilir. Adi suclular bu affa dahil edilemezler. Sir-
larini ve silahlarini ortaya dökmemis olan Ergenekon üyeleri de bu
aftan yararlanamazlar. Adi suclulari affa dahil etmemek, adaletsiz-
lik olmaz. Fakat "tam adalet" olmasi icin adi suclularin cezasini
yariya indirmek düsünülebilir.)
4- Cumhurbaskanligina adayligini koydugunda, simdiki basbakan
Erdogan'in cumhurbaskanligina karsi cikmamak.
Bu sartlari yerine getirmeyi taahhüt ettigi takdirde iktidar, CHP'yle
MHP'ye ait olacaktir. Bu sartlar yerine getirilmediginde ise, AK Par-
ti iktidari sürüp gidecektir.
Bir soru: "Iktidari CHP'yle MHP'ye devretmek, AK Parti iktidarindan
memnun olan halk cogunlugunu mutsuz etmez mi?"
Cevap: Mutsuz etmemelidir. Zira iktidar, bazi sartlar karsiliginda ve-
rilmekte ve bu da ic barisi gerceklestirmek icin yapilmaktadir. Ayri-
ca yüzde otuzluk muhalif kesimin iktidar degisikligiyle elde edece-
gi mutluluk, iktidar veren cogunlugu da mutlu eder. Cünkü, baska-
larini mutlu etmenin mutlulugu, bir sevinc kaynagidir.
AK Parti'liler de, muhalefete düsmeye razi olmakla hem toplumsal
barisa hizmet etmis, hem de bir dinlenme ve yorgunluk atma imkâ-
ni kazanmis olacaklardir.
Gerci biz AK Parti'yi iktidara getirmis olan halk cogunlugu, CHP ve
MHP koalisyonunun AK Parti'den daha iyi bir yönetim yapacagina
inanmiyoruz. Fakat MHP ve CHP öyle iyi bir yönetim yapsinlar ki,
bizi bu inancimizda yanilmis oldugumuzu göstersinler ve bizi utan-
dirsinlar istiyoruz. Eger bunu göstermeyi ve bizi utandirmayi basa-
rirlarsa, iktidarda kalmayi hak etmis olurlar. Aksi halde iktidardan
düserler.
Simdi, "bu 'siyasal acilim'i nicin yapmamiz gerekir"in cevabini bi-
raz daha acalim:
Mevcut anayasamiz, Türkiye'nin ellerini kollarini baglayan bir ana-
yasadir. Bu elleri-kollari baglanmisliktan kurtulabilmek icin anaya-
samizi acilen yenilemek zorundayiz. Cünkü eldeki anayasa, Tür-
kiye'deki bütün kesimlerin hak ve özgürlüklerini garanti altina almi-
yor. Almadigi icin de her kesim devlet ve iktidari ele gecirme derdi-
ne düsüyor ve durmadan bunun icin mücâdele veriyor, savasiyor.
Bu ise, Türkiye'nin en büyük "ic savasi" olmaktadir. Bu savas son
buldugu gün, Türkiye'nin elleri-kollari cözülecek ve Türkiye, ko$ma-
ya baslayacak ve süratle ilerleyecektir.
Fakat bu ilerlemenin önünde simdi büyük bir engel vardir. O da,
(herkesin bildigi gibi): CHP'dir.
Türkiye'nin önündeki engelin ne oldugunu görüp bilince, "bu engeli
nasil kaldiracagiz" sorusu ortaya cikiyor. Evet, soru budur: Türki-
ye'nin ilerlemesini engelleyen "CHP" isimli bu koca takozu Türki-
ye'nin önünden nasil kaldiracagiz?
Ilk Demokrat Parti öncesindeki "tek parti" döneminde gördügü zu-
lümler nedeniyle olsa gerek Türk halkinin yüzde sekseni 1960 ihti-
lâlinden sonra CHP'ye iktidar sansi vermedi, vermiyor. Böylece bu
takozu kücültmesini biliyor. Fakat onu yok edemiyor. Yok edeme-
digi icin de onun zulmünden kurtulamiyor. Kurtulamayisinin sebebi
ise; bu partinin yüzde onbes-yirmilik kemiklesmis bir taraftar kitle-
sinin bulunmasi ve bu kitlenin de Türkiye'nin bütün kurumlarini yüz-
de seksen dolayinda CHP'lilestirmis olmasidir. CHP'lilestirilmis ku-
rumlarin totaliterizmi ve mevcut askerî anayasanin buna yardim et-
mesi nedeniyle de Türk halki yüzde altmislik bir siyasal kuvvetle
iktidari ele gecirmesini bilse de, bir türlü "tam iktidar" olamiyor. Bu
olamazlik da iktidar partisinin hareket alanini daraltiyor. Bu daralti-
yi a$amamak da tabii Türkiye'yi yerinde saydiriyor, Türkiye ucami-
yor ve bir "ic catisma" sürüp gidiyor. Bu da bize, Türkiye'nin birinci
"ic düsmani"nin kim oldugunu acikca gösteriyor.
Bu ic düsmanimizin düsmanliklarini, yani iki büyük kesimin hakla-
rin gasbeden kurumsal totaliterizmini ise ancak yeni bir anayasa
ile yok edebiliriz. Bu da tabii haklarimiz ellerinde rehin bulunan C-
HP'lilerin insafa gelmesiyle olacaktir. Insafa gelebilmeleri icin de
onlara iktidar teklif etmekten baska care kalmamaktadir. Tabii bu
caresizligimiz de, baris istedigimizden dolayidir. Yoksa Humeyni'
nin yaptigi gibi yapmak zorunda kalacaktik. Kan dökülmesini iste-
medigimiz icin "baris" diyoruz. Dolayisiyla bu baris gerceklesirse,
Türkiye bir "kansiz ihtilâl" yapmis olacaktir. Bu ihtilâle mecburuz.
Cünkü bu ihtilâli yapmazsak, ya kanli bir halk ihtilâline, ya da as-
kerî bir ihtilâle razi olmak zorunda kalacagiz. Fakat askerî bir dar-
be ve ihtilâle izin veremeyiz. Cünkü askerî darbe ve ihtilâller, Tür-
kiye'nin sorunlarini cözmedi, cözmüyor. I$te bunun icin "baristiran
bir ihtilâl"e muhtaciz.
Eger CHP'liler bu baris elimizi tutmazlarsa, (iyi gittigi takdirde) AK
Parti kiyamete kadar iktidarda kalacak ve CHP, AK Parti'ye, CHP'
lilestirilmis bütün kurumlari ezip gecerek istedigi anayasayi yap-
ma hakki kazandirmis olacaktir.
Veya: Haklari gasbedilmis kesimlerin haklarini iade eden yeni bir
anayasayla toplumsal baris saglanamazsa (yani engellenirse), Tür-
kiye'deki halk cogunlugunun CHP'lilere karsi kanli bir ihtilâli kacinil-
maz olur. I$te bunun icin "siyasal acilim" cok önemlidir. Bu acilim,
diger acilimlari da hedefine ulastiracaktir.
Bununla birlikte, haklari gasbedilmis kesimlerin haklarini gözeten
yeni bir anayasanin kazanimi da, Türk halkinin her kesimini, "ikti-
dari ele gecirme gayreti"nden kurtaracak ve bu da, Türkiye siyase-
tinin normal mecrasinda akmaya baslamasini saglayacaktir.
Tahmin ediyoruz, baslattigimiz bu "siyasal acilim" hedefine vara-
cak ve ümid ediyoruz; "Türkiye'nin kaybetmemesi icin, partimizin
kaybetmesine raziyiz" diyen sayin Basbakanimiz ve AK Parti'liler
bu acilima muhalif olmayacaklardir.
Baris sartlarini yerine getirmeyi kabul ettikleri takdirde, Gülen Ce-
maati, oylarini hic cekinmeden CHP ve MHP'ye verebilirler ve ver-
melidirler.
(Gülen Cemaati, oylarini mutlaka CHP ve MHP'ye vermek zorunda
degildir. Burada önemli olan husus, "AK Parti'nin oylarini düsür-
mek" oldugundan, oylarin baska bir partiye meselâ Saadet Partisi'
ne ve BDP'ye verilmesi de mümkündür. Bu sekilde hem AK parti
muhalefete düsürülür, hem de iki kücük partinin koalisyona katil-
masi saglanmis olur. Sonucta CHP ve MHP iktidar yapilmis ola-
caktir. Oylarin [AK Parti disinda] hangi partiye verilecegi kararini,
Gülen Cemaati kendi belirlesin.)
AK Parti de, Türkiye'ye global degerlere uygun yeni bir anayasa
kazandirmadan erken secim karari almamalidir, iktidarini sonuna
kadar kullanmalidir.
Teklif ettigimiz bu siyasal acilim hedefine ulasirsa, Türkiye, demok-
rasisini hem süperlestirmis, hem de önderlik edecegi Ortadogu'ya
güzel bir örneklik etmis olacaktir.
TÜRKIYE'NIN BARISI VE KANSIZ IHTILÂLI KUTLU OLSUN!
Not 1: Bu bildiri, bir "Toplumsal Baris Sözlesmesi"dir. Istenen sart-
lar yerine getirildiginde, geregi mutlaka yapilmalidir.
Not 2: CHP'nin neden "birinci düsman" oldugu sorulabilir. Evet, C-
HP Türk halkinin birinci düsmanidir. Cünkü, siyasallastirdigi kurum-
lar araciligiyla Kürtlerin ve Müslümanlarin ve diger azinliklarin hakla-
rini gasbetmistir ve bu gasbindan vazgecmemektedir. Bununla bir-
likte haklarini gasbetmis oldugu halk cogunlugundan oy alamadigi
icin de onlara düsmandir. Bu düsmanligi sebebiyle de onlari "geri
zekâli", "gerici", "öteki" ve "bidon kafali" olarak görür, onlara haka-
ret eder. Cogunlugun iktidara getirdigi partiler Türkiye icin ne kadar
güzel, iyi seyler yaparlarsa yapsinlar, onlari yine de kötü görürler.
Kendi iktidarlarindan baskasini kabullenemezler. CHP'liler, yüzde
yirmilik gücleriyle azliktirlar, acizdirler; halkin yüzde seksenine kar-
si mücâdele edecek gücleri yoktur. Bu acizlik ve gücsüzlüklerini i-
se, darbelere ve darbecilere siginmakla kapatirlar. Eger TSK icin-
deki cuntalar yok edilse, bu, CHP'liler icin büyük bir yikim olur.
Cünkü cuntalar, CHP'lilerin "iktidar sigortasi"dir. Bu sebeple TSK'
nin cuntalardan arinmasini istemezler ve darbelerden korkmazlar.
Cünkü darbeyi yiyecek olan kendileri degil, onlara oy vermeyen
halk cogunlugudur. Bu yüzden de, halkin darbe kipirtilari karsisin-
daki hassasiyetini, "paranoya" olarak damgalamaktan cekinmez-
ler. Isimleri "halkci"dir. Ama halkin bir numarali düsmanidirlar. Ne
yazik ki onlari düsmanliklarindan kurtarabilmek de bize düsüyor.
Ve simdi zaman, "baris zamani" oldugu icin de, onlarin kötülükle-
rini örtecegiz.
Not 3: Eger demokrasimizi süperlestirmek istersek, yeni yapilacak
anayasaya $öyle bir demokratik ilke koymak mümkündür: "Bir par-
ti üst üste iki defadan fazla iktidar olamaz. (Veya iktidar müddeti
dokuz yili gecemez). Ücüncü defa secildiginde -sadece bir dönem-
iktidarini muhalefetle paylasmak zorundadir. Muhalefetle birlikte
olmak istemiyorsa, iktidarini muhalefete devretmelidir. Eger muha-
lefet iktidar olmayi kabul etmezse, bu takdirde ücüncü defa secil-
mis olan parti iktidarini sürdürür."
Not 4: Darbe tehditleri altinda olan bir hükümet, demokratik bir hü-
kümet olmaktan uzaktir. Ayrica CHP'lilestirilmis kurumlarin kuklasi
durumunda olan bir iktidar da, "demokratik bir iktidar" degildir. Ya-
pilacak yeni anayasa, siyasetimizi gercek demokrasiye erdirecek
bir anayasa olmalidir.
Bu anayasa: Askere darbe ve vesayet hakki vermemelidir; bütün
kesimlerin haklarini güvence altina almalidir; "degistirilemez mad-
deler" yerine, "sartlar gerektirdiginde (hakka ve adalete ve global
degerlere zit olmamak kaydiyla) her madde degistirilebilir" hükmü
konmalidir; secim baraji, yüzde bese indirilmelidir ve bu anayasa
bir yil icinde Türkiye'ye kazandirilmis olmalidir.
Not 5: Unutulmamalidir: "Toplumsal baris" hesabina Gülen cema-
ati, gecmiste Bülent Ecevit'in partisini iktidar yapti. Ama bunun
mükâfâtini Fethullah Hoca, Amerika'ya sürgün edilmekle aldi. Bu
büyük günah temizlenmeli ve Fethullah Hoca'nin sürgün hayati
sona erdirilmelidir.
TSK ICINDEKI CUNTACI GENERAL VE SUBAYLARA DUYURU!
Hukuku cigneyen adimlarinizi geri cekiniz. Millete ve onun hakim
ve savcilarina ve secilmislerine karsi yapmakta oldugunuz saldiri-
lariniza son veriniz. TSK'yi, CHP'nin veya Ergenekon'un cuntasi
olarak kullanmaya da hakkiniz yoktur, iyi bilesiniz. Ve haksizliga
yanasmayiniz. Ve silahlariniza da güvenmeyiniz. Zira, akil akildan
üstündür. Sizin silahlariniz varsa, biz de silahlaniriz. Ve gencleri-
mizi de ordudan cekeriz, askersiz kalirsiniz. Yani gücünüzün "sifir"
oldugunu bilmelisiniz. Demek, elinizdeki güc, BIZ MILLET'e aittir.
Millete ve onun sectiklerine karsi silah ceken bir asker ise: HAiN'
dir!
TSK icindeki demokrat asker ve subaylar bu hainlere firsat verme-
melidir! Onlara firsat verenler, ihanete ortak olur. Bu da TSK'yi yi-
kima ugratir. Biz Millet ise, TSK'nin zarar görmemesini istiyoruz.
Ve bunun icin de, gereken mücâdelemizi sürdürecegiz.
Not 6: MUHALEFETE UYARI!
"CHP ve MHP ile gelecek secimleri biz mutlaka aliriz. Bizim bari-
sa falan ihtiyacimiz yok" diyebilirsiniz. Ama bu ihtimalin kesin bir
garantisi yok ve barissiz bir secim sizi kurtarmaz. Cünkü alacagi-
niz toplam oy orani: Yüzde 35'dir. AK Parti'nin oy orani ise yüzde
38-40'tir. Yani yüzde 3-5 oranla bu secimi kaybedersiniz. Yüksek
secim baraji nedeniyle de Saadet Partisi'nden size bir fayda gel-
mez. Bunun tersini, yani iki muhalefet partisinin yüzde 3-5 oranla
AK Parti'yi gectigini düsünsek ve muhalefet iktidara gecse, eger
bu iktidarin, haklari gasbedilmis iki büyük kesimin haklarini iade e-
den yeni bir anayasasi olmazsa, kazanilmis iktidar Türkiye'ye ba-
ris degil, savas getirir.
Not 7: AK Parti yedi yildir iktidarda. Fakat bu iktidar, CHP'lilestiril-
mis kurumlarin totaliterizmi altinda faaliyet göstermeye mecbur kal-
digindan, ona hür ve demokrat bir iktidar denemez. Bu sebeple biz
bu iktidara: "CHP'li ve askerî totaliterizmin kuklasi olmus iktidar" di-
yebiliriz! Dolayisiyla AK Parti iktidari, CHP'li kurumsal totaliteriz-
min pencesinden kurtulabilmis degil ki, ona "sivil fa$izm" damgasi-
ni basma hakkini kazanalim!
Eger Türkiye'ye hükmetmekte olan CHP'li kurumsal fa$izm olma-
saydi, AK Parti iktidarinin uzun müddettir ayakta olmasina "sivil fa-
$izm" damgasi (muhalefete zulmettigi kanitlandigi takdirde) yaki-
sabilirdi. Ama CHP'li kurumsal fa$izm varoldugu ve iktidarin da mu-
halefete zulmü kanitlanmadigi müddetce, AK Parti iktidarina "sivil
fa$izm" denemez. Sivil fa$izm'den gercekten rahatsiz olanlar, ön-
ce CHP'li kurumsal fa$izmi ortadan kaldirmalidir ki, ondan sonra
AK Parti'nin "sivil fa$izm"inden bahsetme haklari dogsun.
Bugünkü iktidar, CHP'lilestirilmis kurumlarin kuklasi durumunda
oldugundan, demokrasimiz, gercek demokrasi olmaktan uzaktir.
Gercek demokrasiye gecebilmek icin, iktidarin, CHP'lilestirilmis
kurumlarin totaliterizminden kurtarilmasi gerekiyor.
Yani AK Parti iktidari; Cunta, CHP ve Ergenekon cetesi üclüsün-
den olusan "seytan ücgeni"nin ortasinda iktidar(!) olmaya calis-
mis bir iktidar(!)dir.
Türkiye bu seytan ücgeninden kurtulmadikca AK Parti'nin sivil fa-
$izminden bahsetmek mümkün degildir. Eger AK Parti iktidari,
secim vakti geldiginde secime gitmemekte direnirse veya secim-
leri iptâl ettirecek bir kanun cikartirsa, o vakit o iktidara "sivil fa-
$izm" diyebilirsiniz. Ve i$te o zaman onun devrilmesi hak olur.
AK Parti'nin ceteye, cuntaya ve CHP'nin kurumsal fa$izmine kar-
si verdigi savas, "muhalefete zulüm" degildir! Vergi hirsizi gazete
patronlarini cezalandirmak da zulüm degildir! Bugün asil zulüm gö-
ren, AK Parti iktidari ve onu destekleyen halk cogunlugudur. Bu
cogunlugun; muhalefetin cuntasindan, anayasa hâkimlerinden,
savcilarindan, cetelerinden ve hak gaspcisi CHP'sinden gördügü
zulüm az degildir ve bu zulüm halen devam etmektedir.
Türkiye'deki laikci ve ulusalcilar, kamusal alanda Kürtlerle ve Kur'
anlilarla esit olmak istemiyorlar veya kendi kafalarina göre bir esit-
lik istiyorlar. Daha dogrusu, ötekilere egemen bir esitlik istiyorlar.
Bu ise apacik bir "sivil fa$izm"dir. Biz önce bu fa$izmi ortadan kal-
dirmaliyiz ki, sira AK Parti iktidarininkine gelsin. Ama sira ona ge-
lemez. Cünkü o, askerî vesayetin ve CHP'lilestirilmis kurumlarin
baskisi altinda bulundugundan, onun fa$izminden bahsetmek
mümkün degildir. Mümkün görenler, kendi fa$izmlerini görmüyor
demektir.
Sayin mâlûm yazarlar! Bu milleti yaniltmaya calismayin. Hokka-
bazlik yaparak kendinizi de aldatmayin!
Not 8: Sayin Darbeseverler! Ya TSK'da pisirilmekte olan darbe ye-
meklerinin pisirilmesini durdurursunuz, ya da Emniyet Teskilâti'nin
agir silahlarla silahlanmasina razi olursunuz. Darbecilere karsi hal-
ki kim koruyacak? Elbette polis koruyacak! Eger polis korumazsa,
Amerikan askerinin Türkiye'ye girmesi ve darbecilere karsi savas-
masi kacinilmaz olur. Bir darbeye niyetli olanlar ve onlara destek
verenler, Amerikan askerinin Türkiye'ye girmesini istiyor olmasin
sakin!
TSK icinde cunta faaliyetleri devam ettigi müddetce, Emniyet Tes-
kilâti da agir silahlarla silahlanmaktan vazgecmemelidir. Hatta ye-
terli miktarda tank da satin almalidir. Ve devlete gerekli müracaati
hemen yapmalidir. Cünkü TSK icindeki cunta faaliyetleri dur durak
bilmiyor. Bülent Arinc'a suikast hazirligi da, bunun apacik yeni de-
lili degil midir?
Not 9: Iki subayin, Basbakan Yardimcisi Bülent Arinc'a suikast ha-
zirligindayken yakalanmis olmasi, acikca bir darbe faaliyetidir. Dar-
beler ise; "ben geliyorum" demez; "i$te geldim" der, aniden karsini-
za cikiverir. Bu sebeple bütün demokratlar bir darbe kalkismasina
karsi tetikte olmali; darbeye "ho$geldin" degil, "defol" demesini bil-
melidir.
Not 10: CHP'liler, iktidara gelme sanslari kalmadiginda hastalanir-
lar. Bu hastaligin tedavisi olarak da ihtilâlleri ilâc olarak görürler.
Uzun zamandir iktidar yüzü görmeyen CHP'liler $u an yine iktidar
hastaligina tutulmus bulunuyorlar. Bu hastaliktan kurtulabilmek i-
cin de 27 Mayis '60 canavarligini tekrarlattirmaktan cekinmezler.
Cetelere ve cuntalara destek vermeleri de bunun delilidir. Dolayi-
siyla, dindarlar ve demokratlar, CHP'lilere cok dikkat etmeli ve ge-
rekli önlemlerini almalidirlar. Bülent Arinc'a suikast hazirliginin al-
tindan da CHP'liler cikarsa hic sasirmamalidirlar. Sasirilmamalidir.
Cünkü, Bülent Arinc'a suikast hazirligindan anlasiliyor ki, CHP,
TSK'daki cuntalarini aktif hale getirmistir. Bu aktiviteye karsi de-
mokratlar ya kendileri silahlanacaklar, ya polisi silahlandiracaklar,
ya da Kürtlerin Irak'ta yaptigi gibi, Amerikan askerini yardima ca-
giracaklar. Eger CHP'nin TSK'daki cuntalari pasifize edilmezse,
bu üc secenekten birini kullanmaktan baska care kalmayacaktir.
Not 11: "Bitirme Plani" sanigi olan Albay Dursun Cicek: "O planin
belgesi altindaki imzanin kendisine ait olmadigini" iddia etmis. E-
ger Genelkurmay bilgisayarlarindaki suc delilleri 35 kez silinmemis
olsaydi, onun mâsumiyetine inanabilirdik. Ama durum bunun aksi
oldugu icin bu Albay ve onun arkasindaki 32 kisi, 72 milyonun (ve-
ya CHP'li ve MHP'lileri cikarirsak, 50 milyonun) önünde daima bir
"zanli" olarak kalacaklardir.
Ayrica, TSK'nin "Kozmik Oda"sinda arama yapan hâkimler de,
Bülent Arinc'a suikast hazirligiyla ilgili bir delil bulamayabilirler. A-
ma bu bulamazlik, TSK'yi zan altinda kalmaktan tam kurtarmaz.
Cünkü suc delilleri yakilmis veya silinmistir. Suc delillerini temiz-
leme faaliyeti olmasaydi, TSK kendini zandan kurtarabilirdi. Ama
simdi o daima göz altinda kalacak ve ona süphe ile bakilacak ve
Genelkurmay'in sözlerine de inanilmayacaktir!
Eger Genelkurmay, sözlerinin inanilmasini istiyorsa, cunta faaliyet-
lerine firsat vermemeli ve bu faaliyette bulunanlari yakaladiginda da
suc delillerini ortadan kaldirmalarina firsat vermeden hemen gereke-
ni yapmali ve cezalarini vermelidir. Genelkurmay ise, tam bunun ak-
sini yapmaktadir. Kozmik Oda'yi hâkimlere acti, ama suc delilleri
imha edildikten sonra!
TSK icindeki darbe calismalari karsisindaki hassasiyetimize "para-
noya" diyenler bilmelidir ki, cunta faaliyetleri devam ettigi müddetce
biz paranoyak olmaya mecburuz. Bizim bu paranoyakligimiz(!)dan
rahatsiz olanlar, cunta faaliyetlerini durdursun; biz de paranoyaklik-
tan kurtulalim! Aksi halde "ya$asin paranoya" demekten baska ca-
remiz olmayacaktir...
Not 12: Simdi bütün bunlari okuduktan sonra en ba$a dönünüz ve
Toplumsal Baris Sözlesmesi'ni tekrar okuyunuz. Ve herkes karari-
ni versin: Savas mi istiyorsunuz, baris mi? Biz: YA$ASIN BARIS!
diyoruz.
EY TÜRKIYE UYAN! DARBECILERE FIRSAT VERME!
FIRSAT VERIRSEN, VATANINI DARBELETMIS OLURSUN!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Ocak ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Baris.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Freitag, 25. Dezember 2009
(TÜRK)IYE HALKINA YENI YIL MESAJI
(TÜRK)IYE HALKINA YENI YIL MESAJI
dünyayi döndüren ALLAHin adiyla
Bin yildir Islâm'in ve dolayisiyla insanligin bayraktari olmus, fakat
bir asirdan beri elinden düsürülmek istenen ve onu düsürmemek
icin gösterdigi binbir gayretle bu bayraktarligi tâ kiyamete kadar
sürdürebilecek enerjiye sahip oldugunu isbatlayan ve bayraktarli-
gindan vazgecmeyen ve vazgecmeyecek olan cok degerli Türk hal-
ki!
Bu "yeniyil mesaji"miza, icimizdeki ezilmis halk olan Kürt Halki'nin
haklarini korumak ve kurtarmak icin baslatilmis "Kürt Acilimi"ni
durdurmak, kapatmak ve sabote etmek icin ugrasan MHP lideri sa-
yin Devlet Bahceli'nin son mitingde sarfettigi slogan ve sözlerle bas-
lamak istiyoruz.
CHP ve MHP'ye oy vermis bulunan ve fakat bu oylarin kötüye kulla-
nilmakta oldugunu görmesi gereken Türkiye vatandaslari!
Sayin MHP lideri bu mitingte cok güzel bir söz sarfetmis ve "bin yil-
lik kardesligi ya$a ve ya$at" demis. Ama bin yildir süren bu kardes-
ligin seksen yildan beri kesintiye ugradigini unutmayiniz. O bin yil-
lik kardesligi irkcilik, Türkcülük, Atatürkcülük ve laikcilikle devletiniz
katletti. Simdi bu katliamin üzerine cikmis: "Bin yillik kardesligi ya-
$a ve ya$at" diyorsunuz. Ama nasil? Sorun iste burada basliyor!
"Bin yillik kardesligi ya$a va ya$at" diyorsunuz. Ne güzel bir slo-
gan! Fakat bu güzel söz bir slogan olarak kalmamalidir. Kalmama-
si icin de sormamiz gerekir: "Peki, nasil ya$atalim?"
Madem kardesligi ya$atalim diyorsunuz, o halde gelin ya$atalim.
Bu kardesligi ya$atabilmek icin de her seyden önce "kardesligin
hakki" ni ödemeniz gerekir. Siz bu hakki biliyor musunuz, onu ö-
dediniz mi? Eger onu ödemis olsaydiniz; "PKK" diye, "Öcalan"
diye, "terör" diye bir sorun olmazdi. Bu sorunlar varsa ve cözülme-
mis halde ortada duruyorsa, demektir ki; siz, kardesligin hakkini
ödememissiniz. Ödemek $öyle dursun, o hakki ödememek icin
(devlet eliyle) bin türlü zulümlere, baskiya, asimileye, irkciliga ve
devlet terörüne yönelmissiniz!
Kardeslige gecebilmeniz icin önce bu gercegi görmeli, kabul etme-
li ve ödenmesi gereken hakki ödemelisiniz. Devlet eliyle Kürt halki-
na yaptiginiz zulüm ve iskencelerin diyet ve kefareti olarak da,
"suclu" ve "terörist" durumuna düsürdügünüz Kürt Savascisi PKK'
lilari ve onun Kürt Isyankâri olan "Öcalan" isimli önderini (onlardan
af dileyerek) "affetme"ye hazir olmalisiniz. Eger hâlâ "ne affi" diyor-
saniz, sizin niyetiniz kardeslik mardeslik degil demektir!
Ey Türk Halki!
Millet olarak ve bu millet icindeki halklar olarak büyük bir barisa ih-
tiyacimiz var. Cünkü seksen yildan beri, özellikle 27 Mayis 1960
ihtilâli'nden bu yana sürekli olarak büyük bir catisma icerisindeyiz.
Bu catisma ne zaman durdurulmak istenmisse darbelerle, cuntalar-
la, anarsi ve terörle derhal önü kesilmis ve engellenmis ve catisma-
miz sürdürülmüstür. Ve simdi de israrla bu catismayi sürdürmemiz
istenmektedir. Ama, artik "yeter!" demeli ve bizi catistiranlarin kim-
ler oldugunu taniyip onlari safdisi etmeliyiz.
Bu eylemi gerceklestirebilmek icin önce "icimizdeki düsman"i tani-
mamiz gerekiyor. Acaba kimdir bu düsman?
Bu ic düsmanin birincisi maddî, ötekisi de mânevîdir. Maddî düs-
man, en basta iktidar hastasi cuntacilar ve Ergenekon cetesinin te-
röristleridir. Onlarin kim olduklarini da, "Ergenekon Dâvâsi"nin orta-
ya sacilan (bir degil, binler) delilleri, belgeleri, darbe günlükleri, sa-
hitleri, itiraflari, "bitirme" ve "kafesleme" planlari ve denizden ve ka-
radan fiskiran silahlariyla görmüs bulunuyoruz.
Bu ic düsmanin mânevî kismi ise, en basta Allahsizlik ve Kitapsiz-
lik ve bunlara bagli olarak da haksizlik ve adaletsizliktir. Madem
gercek düsman haksizlik ve adaletsizliktir, onlari yok edebilmemiz
icin de önce Allahli ve Kitapli (veya hic degilse vicdanli), sonra da
hakli ve adaletli olmamiz gerekiyor. Madem biz (cogunluk olarak)
Allahli ve Kur'anli bir milletiz, bunun geregi olarak da hakli ve ada-
letli olmayi da bilmeliyiz.
Hakli olmanin geregi ise; Kürtler'in gasbedilmis haklarini iade et-
mek ve adaletli olmanin geregi olarak da bu gasbedilmis haklar i-
cin savasmis olanlara kazandirdigimiz "terörist" damgasini ve "be-
bek katili" gibi lâkaplari silmek, özgürlüklerini vermektir. Özgürlük-
lerini vermedigimiz müddetce de adaletli olmamiz mümkün degil-
dir. Adaletsizlik ise, bize "zalim" sifatini kazandirir. Bu sifattan a-
rinmamis olanlar ise, Allah'a cok agir bir hesap vermek zorunda
kalir ve cennetini kaybeder. Cennetini kaybetmis olanlar icin ise,
belirli bir müddet aci azap cekmek vardir.
Tabii öte dünyada azap cekmekten önce de dünyada adaletsizli-
gin karsiligi olarak anarsi ve terör cezasi ve bunun sonucu olarak
da mutsuzluk ve huzursuzluk vardir. Öyle ise geliniz, huzur ve
mutlulugumuzu adaletsizligimize feda etmeyelim. Ödenmesi gere-
ken haklari ödeyelim, baris ve saadetimizi kazanalim. Bu kazanci-
miza engel olmaya calisan "kapatilimcilar"a karsi da gereken mü-
câdelemizi verelim. Kürt vatandaslarimizin gasbedilmis haklarini
geri alma ve terörü sona erdirme gayreti olan "Kürt Acilimi"na des-
tek olalim.
Ey can-ciger evlâtlarini teröre kurban vermis $ehid aileleri!
"Bizim cigerimiz yandi. Hic olmazsa baska ana-babalarin da cige-
ri yanmasin. Bu savas bitsin" diyebilecek kadar vicdanli, merha-
metli ve baskalarini da kendilerine deger verdikleri kadar deger ve-
ren kimseler oldugunuzu ve bunun icin de bu haksiz ve kirli sava-
sin biran önce bitmesini en cok sizlerin istediginizi iyi biliyoruz.
Bunun aksi olmasi, müslüman bir millete yakismaz zaten! Fakat
sizin bu acilarinizi istismar ederek, onu savasa cevirmenin ve onu
sürdürmenin ve bu acilar ve savaslar üzerinden de oy elde edebil-
mek icin cirpinan iktidar delisi ve muhterisi politikacilarin var oldu-
gunu unutmuyoruz. Ve onlari sizin de bildiginizi ve acilarinizi onla-
rin ihtiraslarina kurban etmeyeceginizi, bunun icin de, kan ve sa-
vas isteyenlere "dur", baris ve kardeslik isteyenlere de "evet" diye-
ceginizi umuyor ve bekliyoruz.
Unutmayiniz! Sizin $ehidleriniz cennete ucmus oldugundan, onla-
rin kanlari yerde degil, göktedir. Yani ortada temizlenecek kan yok-
tur. Eger o kanin yerde oldugunu düsünüp temizlemege kalkarsa-
niz, onlari kiymetsiz etmis olur, $ehidlerinizi üzersiniz. Ayrica sa-
vas canavari, baris düsmani, oy avcisi seytanlasmis politikacilarin
silahina kursun doldurmus, bununla da diger analarin da canlarinin
yanmasina âlet olmus olursunuz. Ama biz sizin, seytanlasmis po-
litikaci ve cuntacilarin oyununa gelmeyecek kadar uyanik ve basi-
retli oldugunuzu düsünüyoruz.
Sayin CHP lideri Deniz Baykal,
Kürt ve PKK sorununu cözme girisimi olan "Demokratik Acilim"i
baslatan AK Parti'lileri hainlikle suclarken kendinize de "hain" de-
mis oldugunuzun farkinda misiniz? Cünkü bugün AK Parti'nin yap-
mak istediklerini yillar önce siz de düsünmüssünüz ve bunun icin
de raporlar hazirlatmis PKK'yi affetmeyi bile planlamissiniz. Peki,
simdi iktidara gelseniz bu sorunu cözmeyecek misiniz? Kendi key-
finize göre bir cözüm getiremezsiniz. Cünkü icinde Öcalan ve PKK'
lilara af olmayan bir cözüm plani, cözümsüzlük plani olmaktan öte-
ye gidemez. Cünkü PKK af görmeden size Kürt Sorunu'nu cözdür-
mez. Öyle ise Kürt Acilimi'ni kapatmaya calismaktan vazgecmeli-
siniz. Acilim'a takoz olmakla muhalefet degil, seytanlik yapiyorsu-
nuz. Yaptiginiz seytanlikla mi iktidara geleceksiniz? Eger iktidar
istiyorsaniz, bu millete iyilik, güzellik, baris yolunu gösteriniz. Onu
savasa ve catismaya kiskirtmaktan vazgeciniz. Iyilik ve güzellikle
sorunlari cözebileceginizi isbatlayiniz ki, bu millet size güvensin;
size iktidar versin. Yani hakederek iktidara geliniz. Yoksa haksiz
yollarla elde edeceginiz bir iktidar, "haram" iktidardir. Herhalde ha-
ram bir iktidar pesinde kosmuyorsunuz! Öyleyse bunca olumsuz
ve ve ölüme götürücü muhalefetiniz niye? Bundan vazgecmenin
zamani gelmedi mi? Gecmiyor mu?
Unutmayiniz! AK Parti'yi devirebilmek icin TSK icindeki gizli cun-
tadan medet umdunuz. Ama Ergenekon cetesinin yakayi ele ver-
mesiyle tokat yediniz. Sonra CHP'li savci ve hâkimleri harekete ge-
cirip Iktidar partisini kapattirmaya calistiniz. Bu sefer de halktan
tokat yediniz; AK PartI'nin oylari artti, iktidarini korudu. Yani ne ka-
dar kuyu kazdiysaniz, kendi kazdiginiz kuyuya hep kendiniz düs-
tünüz. Bu düsmelerden ders almamis olacaksiniz ki, simdi de
MHP'li yoldasinizla Acilim'i kapatma kuyusu kaziyorsunuz. Ama
bu kazi size iktidar kazandirmaz. Siz iktidarinizi ancak olumlu mu-
halefette bulabilirsiniz. Bunun aksinde ise, daima kaybeden ola-
caksiniz. Kazanmak istiyorsaniz, buyrun olumlu muhalefete!
Sayin MHP lideri Devlet Bahceli!
Size ve partililerinize bir tek soru soracagiz: Gelecek secimlerde
AK Parti yeterli oyu tutturamayip veya bir mûcize dogup veya iyi
hal gösterip de iki yil sonra iktidara gelecek olursaniz, Kürt Sorunu'
nu nasil cözeceksiniz? Daga cikarak mi? Bir 25 yil daha savas mi
istiyorsunuz? Acaba buna yetecek ömrünüz var midir? Faili mec-
hûller'le birlikte 60 bin vatan evlâdinin anasinin cigerinin yanmasini
yeterli bulmadiniz mi? Acaba bir 60 bin daha cigeri yanacak ana-
baba bulabilecek misiniz? Bu sorunu analari aglatmadan cözemi-
yecekseniz, size hangi halk ve ana iktidar verir? Eger iktidar istiyor-
saniz, APO'ya ve PKK'ya af getirmeye hazir olmalisiniz. Affa razi
olmadikca iktidarda kalamazsiniz. "Biz böyle bir seyi yapamayiz"
diyorsaniz, partinizi kapatip gitmeye de hazir olmalisiniz. Affa razi
olmadikca iktidarda kalamazsiniz. Affa razi degilseniz, simdiden
erkekliginizi gösterip siyasetten cekiliniz. "Partiyi kapatmayiz, si-
yasetten de cekilmeyiz" diyorsaniz, o zaman affa razisiniz demek-
tir. Siz de siyaset sahnesinde ancak bu riza ile varlik bulabilirsiniz.
Yoksa, Türkiye'nin partisi olmaktan cikarsiniz. Cünkü partiler, mil-
lete hizmet icin, onlarin sorunlarini cözmek icin vardir; cikmaza
sokmak icin degil. O halde Acilim'in önünden cekilmelisiniz. Eger
cekilmezseniz, milletin sorunlarinin cözümünü kilitlediginiz icin,
devletten aldiginiz parti yardimi size haram olur. Millet size bunu
helâl etmez. Siz simdi haramla beslenmeye devam mi edeceksi-
niz? Edebilirsiniz tabii! Ama buna, "muhalefet etmek" denmez.
Merak etmeyiniz! PKK'yi affetmek, AK Parti iktidarina kalmayacak.
Madem Kemalist rejimin ve darbeci zihniyetin kakaladigi PKK pisli-
gini AK Parti'nin temizlemesine engel oluyorsunuz, o halde bu pis-
ligi iki yil sonra -iktidar olmayi basarirsaniz- siz temizleyeceksiniz
demektir. Ama bunu temizlemek icin size silah degil, süpürge ve
kürek verecekler. Ve o pisligi süklüm püklüm temizlemeye mecbur
kalacaksiniz. O zaman halka ne diyeceksiniz? "Mecbur kaldik!"
demekten baska bir diyeceginiz olmayacak. O zaman biz size ne
demeliyiz? "Hain" mi? Merak etmeyiniz! Bu sözü söylemeyecegiz.
Sadece gülüp gececegiz...
Gülüp gececegiz. Fakat bu perde böyle tatlilikla kapanmayacak.
Siz bu pisligi mecburen temizledikten sonra, bunu hazmedemeyen
radikal milliyetcilerin suikastina kurban gitmekten de kurtulamaya-
caksiniz. Yani CHP lideriyle birlikte yine kendi taraftalarinizin hi$-
mina ugrayacaksiniz. Ve, son perde i$te böyle kapanacak...
O halde sayin Baykal ve Bahceli! Iktidara gelmek icin can atarken
ve AK Parti'ye celme takarken iyi düsününüz. Veya kefenlerinizi
giymeden iktidara gelmeyiniz.
(Lâfimiz odun gibi oldu, ama hakikat böyledir...)
Sayin AK Parti lideri R.T.Erdogan!
Sizin actiginiz Acilim'i MHP'liler ve CHP'liler engellemeye devam e-
derlerse, merak etmeyiniz. Isterseniz bu Acilim'i durdurabilirsiniz.
Cünkü bu Kürt ve PKK sorununu siz yaratmadiniz; Kemalist zihni-
yet ve darbeci zalimler yaratti! Onlarin yarattigi sorunu siz cözmek
zorunda degilsiniz. Ama siz bu millete bir iyilik yapmak istediniz.
Fakat muhalefet bu iyiligi size yaptirmak istemiyor. Zorla, inadla gü-
zellik olmaz. Siz en iyisi bu iyiligi yapmayi, onu engelleyenlere bi-
rakin. Eger iki sene sonra iktidara gelmeyi basarirlarsa, onlar yap-
sin, görelim. Yapmazlarsa, yine ba$larina gelecek olani hep birlikte
seyredelim. Iktidara gelemedikleri takdirde ise, siz bu iyiligi ve iyi-
lestirmeyi doludizgin tekrar baslatip zirveye ulastirabilirsiniz.
Henüz Allah'a kul olmamis Kürt Isyan Lideri bay Abdullah Öcalan!
Kesinlikle bilmelisiniz ki; insanliga gecis, Yaratan'a kul olmaktan
gecer. Nefis ve seytana kul olanlar, "insan" ismine lâyik degildirler.
InsaAllah birgün "Allah'in kulu" demek olan "Abdullah" isminin ger-
cekligine erersiniz. Eger ermisseniz, "kulluga hosgeldiniz" diyoruz.
Bu en önemli baslangictan sonra, Kürt Isyani'nin "lideri" olmaniz
sebebiyle $u noktanin bilinmesinde yarar oldugunu düsünüyoruz:
Gercek lider, kendini halkina feda edebilendir. Sahte lider ise, hal-
ki kendine feda edendir. Eger "ben gercek liderim" diyorsaniz, Kürt
halkinin gasbedilmis haklarinin kurtulusuna öncelik verirsiniz. Ken-
di sahsî haklarinizi elbette ki düsüneceksiniz. Fakat gercek lider-
de halkin haklari önce gelir. Bu da sizin, onun haklarini tehlikeye
düsürecek eylem ve davranislardan uzaklasmanizi gerektirir. Eger
"gercek lider" oldugunuzu düsünüyorsaniz, yapmaniz gereken bu-
dur. Yani kendi haklarini halkin haklarina feda edebilmek. Aksi hal-
de Kürt halki sizin liderliginizi tanimaz, deger vermez. $u anda li-
derliginizi Kürt halkinin ancak yüzde yirmisine kabul ettirebilirsiniz.
Eger yüzde seksenine kabul ettirmek isterseniz, gercekliginizi is-
batlamaniz gerekir. Bu hesaba göre $u anda Kürt halkinin önderi
sayilacak durumda degilsiniz. Yani Kürt Isyan Hareketi'nin yani
PKK'nin lideri olmaktan öteye gecememektesiniz. Bu durum da,
sizin siyaseten muhatap alinmanizi gerektirmiyor. Dolayisiyla Kürt
Sorunu'nun cözümü ve PKK affi icin, kapatilan DTP gibi bir partinin
araciligina muhtacsiniz. Bu arac olmadan kendinizi Türk Hükümeti'
nin ilk muhatabi sayamazsiniz. Demokrasilerde bu i$ böyledir. Kur-
tulus istiyorsaniz, makul bir cizgide kalmak zorundasiniz.
(Teröre destek vermekle bir sorunun cözümü icin araci olmak ayni
seyler degildir. Bunun icin DTP'nin kapatilmasi, yasalara uygun ol-
sa da, hakli sayilmaz. Bu da, Anayasa'nin yenilenmesini gerektiri-
yor. Degistirilemeyen Anayasa maddesi olmaz. Meselâ Allah koru-
sun, Rusya Ankara'ya bir atom bombasi atsa veya orada büyük bir
deprem olsa, orasi yine "ba$sehir" olarak mi kalacaktir, kalabilir
mi? Bunun gibi, sartlar gerektirdiginde her madde degistirilebilir.
"Degistirilemez" diye, Anayasa'ya bir madde koymak, hukuk ilke-
lerine zittir. Degistirilemez maddeler, hukukla bagdasmak zorun-
dadir. Anayasa, hukukun üstünde olur, ama hukuk disi olamaz.
Bu sebeple AK Parti iktidari Yeni Yil'da mevcut Askerî Anayasa'
yi degistirmek icin hemen harekete gecmelidir. Muhalefet de bu
harekete destek vermeye mecburdur. Cünkü elimizdeki Anayasa,
Türkiye'nin sorunlarini cözmüyor, kilitliyor. Türkiye adim atamiyor.
Hic bir partinin, bizi cakilip kalmislikta ve cikmazda birakmaya
hakki yoktur!)
"O halde DTP nicin kapatildi" diyebilirsiniz. Elbette ki, Kürt Soru-
nu'nun cözülmemesi ve AK Parti'nin zora sokulmasi icin muhalefet
tarafindan ve önderliginizin muhatap alinmasi icin de PKK tarafin-
dan kapattirildi. Bunu siz de cok iyi biliyorsunuz. Cünkü basörtüsü
yasaginin kalkmasi icin baslattigi girisim sebebiyle kapatilmaktan
kendini kil payi kurtarmis AK Parti gibi bir partinin, DTP'yi kurtara-
cak bir durumu olamazdi. Cünkü Anayasa Mahkemesi'nin üyeleri-
nin onda sekizi CHP'lidir. Kapatma Dâvâsi acan savcilarin cogunlu-
gu CHP'lidir. Ordudaki generallerin yüzde sekseni de CHP'lidir. Ya-
ni bunlardan, DTP'nin CHP+MHP+PKK tarafindan kapattirildigini
anlayabilirsiniz, anliyorsunuz. Bunlardan yine anlamalisiniz ki, Tür-
kiye'de bütün partiler kapattirilabilir, sadece CHP kapattirilamaz.
Hattâ terör örgütüyle i$birligi yapsa bile kapattirilamaz. I$te bunun
icin Ergenekon cetesiyle ve cuntacilarla i$birligi yaptigi belgelenen
CHP'yi Cumhuriyet Savcisi göremez, duyamaz, bilemez ve onu ka-
patamaz! Türkiye kurumlarinda hâkim olan bu CHP tahakkümü so-
na ermedikce de demokratik partilerin ya$ama sansi cok azdir ve
tehlikededirler. Bu durumda partisinin kapatilmasini istemeyenlerin
ne yapmasi gerektigi de iyi anlasiliyor.
Kürt Isyan Hareketi'nin savascisi olan PKK'lilar!
Uluslararasi destegi kaybetmis oldugunuzdan, etrafiniz sarilmis du-
rumdadir. Sizin icin simdi iki cikis kapisi var. Biri, baris kapisi. Öte-
ki de, terör kapisidir. Terör kapisina yönelirseniz, imha edilmeniz
zor degildir. Eger baris kapisina yönelirseniz, kurtulusunuz müm-
kündür. Bunun icin de liderinizi dinleyip ellerinizi tetikten cekmeli,
catismaya son vermelisiniz. Bu da sizin affedilmenizin yolunu aca-
caktir. Af istiyorsaniz, "terör"ün son bulmasi sarttir. Bundan baska
da kurtulusunuz yoktur. Madem siz de bir kurtulus yolu ariyorsu-
nuz, bu firsati iyi degerlendirmelisiniz. Tabii bu firsati elinizden al-
mak isteyenler olacaktir. Siz de buna karsi provokasyonlara kapil-
mamakla yükümlüsünüz. Aksi halde kendinizi büyük bir imhadan
kurtaramazsiniz. Af ve kurtulus icin biraz sabirli olmaniz gerekiyor.
Acele ederseniz, zarar edersiniz. Cünkü Türkiye'yi terörün yönet-
mesine izin vermeyiz. Türkiye'yi ancak DEMOKRASI yönetebilir.
Siz de ona itaat etmelisiniz.
Unutmayiniz! Gerektigi zaman AK-P'yi iktidardan ancak BIZ HALK
indirebiliriz. CHP ve MHP'yi de istersek ancak BIZ iktidara getirebi-
liriz. Bizim iznimiz olmadikca da size af cikamaz. Bunun icin AK
Parti'yi zora sokacak eylemlerden uzak durmalisiniz. Aksi halde
AF sizin icin hayal olur. CHP ve MHP de iktidar yüzü göremez.
Ey Ergenekon cetesinin üyeleri!
Gelecekte muhtemel bir aftan yararlanmak istiyorsaniz, dâvânizla
ilgili bütün sirlarinizi ortaya dökünüz ve sucunuz sabit oldugunda
cezaniza razi olunuz. Sirlarini ortaya dökmeyenlere af yoktur! Af
istiyorsaniz, gelecek alti ay icinde bütün sirlarinizi savciliga bosal-
tiniz.
Ey Ergenekon Dâvâsi'na bakan kahraman Savci ve Hâkimlerimiz!
Ergenekon cetesinin tehditlerinden korkmayiniz. Yasalarin size
verdigi yetkileri kullanarak bu dâvâyi sonuna kadar götürünüz ve
Ergenekon'u bitiriniz. Bitirmelisiniz, cünkü bu cete ve örgüt, PKK'
dan cok daha tehlikelidir. Cünkü o, PKK'yi dahi kismen yönetmis
ve pek cok tehlikeli örgütü de yönetebilecek bir etkinlige ve Türki-
ye'ye de cok büyük zararlar verebilecek TSK'dan calinmis bilgilere
sahiptir. Bu ceteyi bitirmeyenler ve ona avukatlik edenler, Türkiye'
ye ihanet etmis olur. Bunun icin onlardan kesinlikle kormayiniz.
Arkanizda BIZ MILLET variz!
Genelkurmay Baskani Sayin Ilker Basbug!
Sert ve öfkeli cikislarla Biz Millet'i susturamaz, sindiremezsiniz!
Türk Silahli Kuvvetleri icinde "Bitirme" ve "Kafesleme" planlarinin
hazirlayicisi "gizli cunta"cilari tasfiye etmediginiz icin, BIZ HALK o-
larak yakaniza yapisiyor: "Siyasetten uzak durun! Cumhuriyetimi-
ze tecâvüz etmeyin! Demokrasimizi cignemeyin! Egemenlik hak-
larimizi gasbetmeye kalkismayin! TSK icindeki gizli cuntayi ve Er-
genekon cetecilerini tasfiye edin! BIZ MILLET'e karsi yapmakta ol-
dugunuz asimetrik psikolojik saldirilara son verin! Darbeye heves-
lenmeyin!" diyoruz. Ve son basbakanvâri Trabzon konusmaniza
cevap olarak da; Ahmet Altan'in, Mehmet Altan'in, Ahmet Kekec'in,
Emre Aköz'ün, Eser Karakas'in, Hasan Cemal'in, Nazli Ilicak'in,
Mümtazer Türköne'nin, Hasan Karakaya'nin, Yagmur Atsiz ve Ya-
semin Congar'in makalelerinin üzerine "Ilker Basbug'a Cevap" ya-
zip, altina da "DEMOKRASI" adina "BIZ HALK" islak imzasini ca-
karak ve altina bir de "not" düserek: "25 yildan beri 700 bin kisilik
koskoca bir orduyla 7 bin kisilik kücücük bir PKK örgütünü ve te-
rörünü nasil ve neden bitirmediniz ve son 7 erlik Resadiye Katlia-
mi'nin telsiz konusmalarini dinlemesini bildiniz de, katliami önle-
mesini neden bilmediniz" diye soruyor, size gönderiyor ve yaka-
nizi birakiyoruz. Demokrasimizi cignediginiz müddetce de elimi-
zin yakanizda, gözümüzün üstünüzde olacagini bilmenizi istiyo-
ruz.
Siz de unutmayiniz! Siz bir Basbakan degil, Genelkurmay Baska-
nisiniz. Emir altinda oldugunuzu unutmayiniz ve kendinizi Basba-
kan'in üstüne cikarmayiniz. Aksi halde "demokrasiye tecâvüz"den
mahkeme önüne cikmak zorunda kalirsiniz. Kenan Evren Pa$a'nin
ba$ina gelenler de aklinizdan cikmasin...
Sizin sözlerinizden ve (cunta temizligi gibi) yapilmasi gerekenleri
yapmamanizdan, TSK'yi cok cirkin bir zihniyetin ele gecirmis oldu-
gunu görüyoruz. Türkiye siyasetinin yüzde otuzu sizin yaninizda
olabilir. Ama bu siyasetin yüzde yetmisinin de sizin karsinizda ol-
dugunu unutmayin. Siz bugün yüzde otuzun ekmeginden cok, yüz-
de yetmisin ekmegiyle, vergisiyle besleniyorsunuz. Dolayisiyla ek-
megini yediginiz halk cogunluguna karsi asimetrik psikolojik harbi
birakmalisiniz. Tehditlerinize son vermelisiniz. Yüzde otuzun deste-
gi sizi kandirmasin. Cünkü bunun karsisinda yüzde yetmis vardir.
Siz ise yalniz yüzde otuzun degil, yüzde yetmisin de askeri, Ge-
nelkurmay'isiniz.
Konustukca batiyorsunuz ve tabii orduyu da batiriyorsunuz sayin
Basbug! En iyisi hic konusmayin! Bu ülkenin, ordu ile hükümet ara-
sinda siyasal muhatap olacak bir Savunma Bakanligi yok mudur?
Biz Avrupa'da Genelkurmay Baskanlari'nin isimlerini ancak istifa
ettikleri zaman, yani 20-30 yilda bir duyuyoruz. Ama Türkiye'de bir
Genelkurmay Baskani, sanki bir politikaci gibi, sanki bir magazin
yildizi gibi masAllah; sahnelerden inmiyor!
Ara not: Resadiye Katliami'ni, olaydan üc gün sonra PKK üstlendi.
Hemen ardindan da TSK; "bakin, biz yapmadik, PKK yapti" derce-
sine katliamla ilgili telsiz konusmalarini yayinladi. Fakat bu "telsiz
konusmalari" bizim aklimizi karistirdi. Acaba diyoruz: "25 yildan be-
ri TSK'ya karsi savasmakta olan PKK gibi bir örgüt, telsiz konusma-
larinin TSK istihbarati tarafindan dinlenildigini bilmiyor mu? Bilmeme-
si mümkün degildir. Peki, bunu bile bile [gelin bizi yakalayin] derce-
sine nicin telsiz kullaniyorlar? Yoksa [ne olur ne olmaz belki birgün
lâzim olur] diyerek, TSK istihbaratini arsiv olarak mi kullaniyorlar(!)?
Bu tür eylemlerde sahte isim üzerine kaydedilmis bir kac kullanimlik
cep telefonu kullanmak, telsiz kullanmaktan daha akillica degil mi?
Cünkü telsiz konusmalarini TSK istihbarati dinleyebilir. Ama bütün
cep telefonlarini ayni anda ne TSK, ne Emniyet, ne de MIT dinleye-
bilir. Yanlis mi düsünüyoruz? Ayrica, 7 (veya 17) erin ne zaman, ne-
reden, nereye ve nasil hareket edeceklerine dair ayrintili istihbarati
PKK'lilar kolayca nereden elde ettiler?" Bu bile, TSK icinde gizli bir
cuntanin bulunduguna delil degil mi? Evet, TSK kendi askerine kas-
detmez. Ama iceride bir cunta veya bir Ergenekon cetesi olursa,
bal gibi kasdeder, katleder. Eger Genelkurmay gizli cuntayi ve diger
örgütlenmeleri bulup tasfiye etmezse, i$te böyle bütün suc TSK'ya
yikilir. "Bitirme" ve "Kafesleme" cuntacilarini hâlâ koruyacak misi-
niz, sayin Ilker Basbug? Bitirmeci ve kafeslemeci cuntacilari hima-
ye ettiginiz müddetce de bizden saygi ve sevgi göremezsiniz.
PKK, TSK'nin attigi her adimi bilmektedir. Nasil bilmektedir? Tabii
ki TSK icindeki gizli cunta ve ceteler vasitasiyla! Dolayisiyla TSK
bu gizli cunta ve cetelerden temizlenmedikce onun PKK'ya karsi
bir zafer kazanmasi mümkün degildir. Yani askerlerimiz 33'er 33'er,
7'ser 7'ser PKK'nin pususu(!)na düsmeye devam edecektir.
Olaylarin akisina göre "aninda eylem" yapabilmek icin istihbarati-
nizin cok kuvvetli olmasi gerekir. Yoksa istediginiz anda eylem ya-
pamazsiniz. Istihbaratsiz bir eylemi yapabilmek, aylar haftalar sü-
rer. PKK ise, olaylarin akisina göre istedigi vakit eylem yapabiliyor.
Peki, bu degirmenin suyu, yani istedigi zaman istedigi istihbarat
nereden akiyor? Tabii ki TSK icindeki ceteci ve cuntacilardan!
Bunun icin (millet olarak) Genelkurmay'a yalvariyoruz: Ceteci ve
cuntacilari gizlemeyin, onlari bize teslim edin! "Biz suclulari barin-
dirmayiz" demeyin. Cünkü sözlerinizle fiilleriniz birbirini tutmuyor.
Cünkü TSK icindeki cuntacilarin suc delillerini ve belgelerini imha
ederek kendinizi dogru ve hakli cikaramazsiniz. Alin i$te, sizi ya-
lan cikaran taptaze bir olay daha: Iki subay, Bülent Arinc'a suikast
yapacagi anda yakalandi! Hani, "TSK icinde cunta yok"tu? Fistik
gibi var, ama siz yakalamak istemiyorsunuz. Neden yakalamiyor-
sunuz? Lütfen bunu cevaplayin! Yoksa; aydinlar, gazeteciler ve
politikacilar sizin yakanizi birakmaz. "Bitirme" ve "Kafesleme" cun-
tacilarini bitirmediginiz müddetce asimetrik psikolojik savastan
kurtulamazsiniz. Cünkü cunta gizleyiciliginiz, millete karsi yapti-
giniz bir "asimetrik psikolojik savas"tir. Millet de buna karsi elbette
gerekli savunmasini yapacaktir.
(Milli Istihbarat Teskilâti bu Resadiye olayini mercek altina almali,
yanlis düsünüyorsak bizi aydinlatmalidir. Ne de olsa biz, krimina-
list degiliz...
Resadiye baskini'nin ardinda Ergenekon cetesinin oldugu cok bü-
yük bir ihtimaldir. Cünkü bu cetenin liderlerinden Dogu Perincek:
"Ergenekon dâvâsi geri alinmadigi sürece, PKK terörü bitmez" de-
mistir. Bu sözler ise, PKK'nin, -tamamen degilse de kismen-
"Ergenekon'un emri altinda" oldugunu gösteriyor. Bu da, Resadiye
baskini'nin, Ergenekon'un "kollari tâ TSK'nin icine kadar uzanmis
hapiste olmayan bir kolu" tarafindan yapildigini gösterir. Bu sebep-
le Ergenekon'un sirlarini gizleyen kapagi henüz daha acilamamis
karakutusu olan Dogu Perincek'e: "PKK'yi siz mi yönetiyorsunuz"
sorusu mutlaka sorulmalidir. )
(Bir eylem yaptirirsiniz, o eylem de bir bumerang gibi gelir sizi vu-
rur, bay Ergenekoncular! Resadiye baskiniyla Biz Millet'e verdigi-
niz cevabin cevabini da yine kendi yaptiklarinizla almis oldunuz...)
Darbelerden, ihtilâllerden ve sikiyönetimlerden cok cekmis gecmisi
acili ve karali degerli Türk Halki!
Türk Silahli Kuvvetleri'ne ait "Deniz Kuvvetleri" icinde, iktidari ele ge-
cirebilmek icin yüzlerce mâsum yavrumuzu ve binlerce vatandasi-
mizi katletmeye hazir PKK'dan cok daha tehlikeli bir cunta tesbit
edilmis, fakat (bir kac kisinin sorgulanmasi disinda) tasfiye edilme-
mistir. Biz ise, bu cuntanin Genelkurmay tarafindan halen himaye
görmekte oldugunu bir türlü anlayamamaktayiz. Ama bu cuntayi
himaye edenler bir gün cok agir hesap vermek zorunda kalabilirler.
O günle karsilasmadan önce yetkililer bu cuntayi yargiya teslim
etmeli, onu bitirmelidir.
Degerli halkimiz!
Bu aciklamayi size, TSK'yi yipratmak icin degil, onu ceteci ve cun-
taci akreplerinden arindirmak icin yapiyoruz. TSK, Biz Millet'in ver-
gileriyle ya$ayan bir kurum oldugundan, ondan hesap sormak da
hakkimizdir. Dolayisiyla Genelkurmay Baskanligi kizmadan, hid-
detlenmeden, sakince bize cevap vermek zorundadir: BU CUNTA
NICIN TASFIYE EDILMEDI? (Bunun cevabi, Genelkurmay Baskan-
ligindan degil, Savunma Bakanligi'ndan verilmelidir. Cünkü karsi-
mizda basbakanlasmis asker görmek istemiyoruz.)
(Eger Genelkurmay, bizi tatmin edecek bir cevap veremezse, In-
san Haklari Dernegi ve teskilâtlari gibi cesitli Sivil Toplum Kurulus-
lar'i birleserek, Genelkurmay'a -cuntacilari gizlemelerinden dolayi-
hemen bir "CUNTA DÂVÂSI" acmalidir.)
Bize cevap verilirken, kendilerini Biz Millet'in yerine koyarak, kor-
ku ve hassasiyetlerimizi hissederek cevap verilmelidir. Cünkü Biz
Millet; darbeler gördük, sikiyönetimler gördük, iktidari ele gecirmis
darbecilerin zulümlerini gördük; görmeyenler de okudu, ya$amis
gibi oldu. Simdi ayni o acilari tekrar ya$amak istemiyoruz!
Dolayisiyla hic bir cuntaci, hic bir politikaci, hic bir ceteci ve hic bir
asker; kayitsiz sartsiz bizim olan egemenligimizi zorla veya cesitli
oyun ve düzenbazliklarla elimizden almaya kalkmasin. Buna kalki-
sacak olanlara bunun bedelini cok agir ödetiriz!
Dolayisiyla kimse cuntaci ve cetecilerin provokasyonlarini ve PKK
terörünü bahane ederek firsati ganimet bilmeye calismasin. Firka-
teynlerde cuntacilara göz kirpmasin.
Sayin Basbakan!
Siyasal beyanat ve darbeci tavirlariyla Anayasa ve Askerî Ceza Ka-
nunu'nun filan maddelerini cigneyerek haddini a$an bu askeri nicin
görevden almiyorsunuz? Emekliligine kadar bu haddini bilmezin teh-
ditlerini mi dinleyip duracagiz! Yoksa bu dâvânin halli icin Özal'i mi
kabrinden cikarip getirelim? Yoksa Avrupa'dan yeni bir Basbakan
mi ithal edip, bu haddini a$mislarin hadlerini bildirelim?
Cok degerli Türk ve Kürt halki!
Sizlere mutlu, neseli ve huzurlu bir Yeni Yil dilemek isterdik. Fakat
ne yazik ki, Türk ve Kürt halkinin yani sizlerin kardesligini koruya-
cak proje olan Demokratik Acilim'in düsmanlarinin meydana getir-
digi kara bulutlar altinda günlerimiz kara kara gecmekte, huzur bu-
lamamaktayiz. Ama merak etmeyiniz ve ümitsizlige kapilmayiniz.
Cünkü hersey ne TSK'nin, ne MHP ve CHP'nin, ne de PKK'nin elin-
dedir. Hersey Allah'in elindedir. Allah da mutluluk ve zaferi kötülük-
cülere degil, iyilikcilere verir. Dolayisiyla zafer, kapatilimcilarin degil,
acilimcilarin olacaktir. Hepinizin Yeni Yil'i ve gelecegi mutluluk ve
zaferle dolsun. InsaAllah birgün kapatilimcilar da acilimciliga döner-
ler de hep birlikte mutlu oluruz.
Size rizk ve hayat veren Ya$aticiniz'i hatirlayarak, O'na gereken te-
sekkürü yapmayi unutmayiniz. Yeni Yil'iniz kutlu olsun!
DEMOKRASIYI BITIRMEK ISTEYENLERI
YENI YIL'DA HEP BIRLIKTE BITIRELIM!
BIZE YENI BIR "DARBE ZAKKUMU" YUTTURMAK ISTEYENLERE
FIRSAT VERMEYELIM!
DARBECILERE KARSI BIRLIK OLALIM!
ÖZGÜRLÜGÜMÜZE DARBE VURMAK ISTEYENLERI
BOGARIZ! BOGARIZ! BOGARIZ!
+ + +
YENI YIL MESAJI'NIN EKI
Sayin Devlet Bahceli!
Kürtleri gercekten kardes sayiyorsaniz ve bu kardesligin bozulma-
masini gercekten istiyorsaniz, onlarin sorununun cözümüne de ta-
raftar olmali ve Acilim'a razi olmalisiniz. Razi olmalisiniz derken de
biz, AK-P'nin acilimindan degil, Türkiye'nin Acilimindan bahsediyo-
ruz. Yani Kürt sorununun sonucu olan PKK ve Öcalan faktörünü
yok sayarak ve onlara af gibi bir cözüm götürmeden Türk-Kürt kar-
desligi doguramazsiniz. "Bin yillik kardeslik"ten dem vururken de
acilimcilara "bölücü" diye saldirmakta oldugunuzu görmeli ve bu
saldiriyi yaparken de kendi irkdaslarinizi böldügünüzü bilmelisiniz.
Cünkü siz Acilim'a karsi koyarken, ona taraftar olan Türkler'e düs-
manlik ederek bölücülük yapmaktasiniz. "Daga cikariz" diyerek A-
cilim'in dostlarini "düsman" sayip Türkler arasinda bölünme yaratir-
ken Kürt vatandaslarimiza nasil kardeslik götüreceksiniz? Birbirini
tutmayan söz ve davranislarinizla nasil inandirici olabilirsiniz?
Yani bize; herseyden önce "Dogruluk", sonra da "Hakcilik" ve "Ada-
letcilik" gereklidir. Bunlarin geregini yerine getirebilirseniz, "bin yillik
kardesligi" yakalayabilirsiniz. Ama kuvvetli bir dindasliginiz yoksa,
onu ya$atamazsiniz. Bu takdirde bize, hak ve özgürlüklerimizi esit
bir sekilde dagitan ve güvence altina alan bir Anayasa gerekir. Eger
Anayasamiz bunu saglamiyorsa, onu yenilememiz ve degistirme-
miz sart olur. Anayasa'nin degistirilmesine karsi koyanlar ise, en
bastan Türk-Kürt kardesligini imha etmis sayilir. Anayasa'nin yeni-
lenmesine taraftar olursaniz, kardeslik konusunda "yalanci" degil-
siniz demektir. Acilim'a taraftar olan halk cogunlugu simdi sizden
koskoca bir "dogruluk" bekliyor. Biz inancli bir milletiz, yalanciligi
sevmeyiz, degil mi?
Sayin Genelkurmaylilar!
Türk Silahli Kuvvetleri icindeki "gizli cuntalar" hakkinda bize gercek-
leri söyleyiniz. Genelkurmay icindeki "Bitirme Cuntasi"nin bilgisa-
yarlarinizdaki suc delillerini "35 kez" silerek yok etmediniz mi? Bu
33 cuntaci subay ve generali nicin himaye ediyorsunuz? Bu hima-
ye büyük bir suc degil mi? O halde onlari nicin sakliyorsunuz? E-
ger "böyle bir sey yok" diyorsaniz, bu halde o zanli 33 kisi ve De-
niz Kuvvetleri'ndeki 43 'Kafesleme Cuntacisi' rütbeli, halkin karsisi-
na gecip: "Namus ve serefimiz ve canimiz üzerine yemin ederiz ki;
biz cuntaci degiliz. Bitirme ve Kafesleme planlarini biz yapmadik
ve böyle bir plan hic bir zaman olmadi ve böyle bir seye de hic bir
zaman izin vermeyiz. Cünkü biz, millet düsmani degiliz. Cünkü bi-
zim, milletin egemenligini gasbedecek bir iktidar hirs ve hevesimiz
yoktur. Demokrasinin de dostuyuz, düsmani degil. Eger yalan söy-
lüyorsak, Allah belâmizi versin ve canimizi alsin" diye tek tek veya
toplu halde sözlü bir yemin versinler. Biz de bu sekilde süpheleri-
mizden kurtulalim ve dâvânin üzerine bir cizgi cekelim, barisalim.
Eger bu yemini veremiyeceklerse, lütfen suclarini itiraf edip, yargi-
ya teslim olsunlar. Yoksa, onlar yüzünden bütün TSK'lilar zan al-
tinda kalmaya devam edecek ve TSK ve onu yöneten Genelkurmay
da "güvensiz bir kurum" olarak kalacak ve Biz Millet'in bu kirlenmis-
lige ve TSK icindeki ceteci ve cuntaci "millet düsmanlari"na karsi
savasi da sürüp gidecektir.
Ceteci ve cuntacilari uyariyoruz! Sucunuzu örtebilmek ve bir darbe
yapabilmek icin yeni yeni povokasyonlar üretmeyin. Cünkü herse-
yiniz kayit altindadir! Bir müddet sonra hersey gözleriniz önüne se-
rilecek.
Milli Istihbarat Teskilâti'na not: Genelkurmay'daki 33 ve Deniz Kuv-
vetleri'ndeki 43 cuntaci zanlisi gözetim altinda tutulmalidir. Cünkü
Genelkurmay'daki, "cuntacilarla ilgili suc delillerinin imha edilme o-
perasyonu", onlari "zanli" olmaktan cikarip, "suclu" durumuna dü-
sürmektedir. Bu da, cok dikkatli olmamizi gerektirmektedir.
Genelkurmay Baskanligina not: TSK'nin devletten aldigi paralarin
(son 25 yilin, bu mümkün degilse, 10 veya 5 yilin) gelir-gider dö-
küm ve belgelerinin BIZ HALK'a acilip gösterilmesini istiyoruz. Cün-
kü bu paralarin carcur edilmekte ve birilerinin ceplerine indirilmekte
oldugundan süphe icerisindeyiz. Gerekli belgelerin, Savunma Ba-
kanligi'na veya güvenilir bir STK örgütüne ibraz edilerek süpheleri-
mizin giderilmesini rica ediyoruz. Devlete vergi ödemekte olan bir
millet olarak bu ricayi yapmak hakkimizdir. Bu hakkimiz cignenme-
melidir. Neticeyi, gerekli kurum veya bakanlik: "Yapilan kontrol so-
nucu, hesaplarda herhangi bir egrilik görülmemistir" seklinde kamu-
oyuna bildirilmelidir. Bu bildiri yapilmadigi takdirde, hesaplarda müt-
his egriliklerin bulundugu acik hale gelmis olacaktir. En iyi kanit,
belgelerdir. Kimseden belge yerine lâf istemiyoruz.
Bu hesap verme islemi her yil yapilmak zorundadir. Böylece TSK,
milletin; "paralari ne yapiyorlar acaba" dedikodusundan kurtulur,
güvenirligini de kanitlamis olur.
Evet, terörü bitirmek icin devletten aldiginiz 400 milyar dolari ne yap-
tiniz? Parayi aldiniz, terörü neden bitirmediniz? Size verilenin karsi-
ligi nerede. Lütfen, bunun hesabini veriniz!
Ey TSK'nin 700 bin askeri!
Sizler; BIZ MILLET'in kahramanlari, vatanimizin muhafizlari, özgür-
lügümüzün koruyucularisiniz. Koruyuculugunuzu yaparken cok dik-
katli olmalisiniz. Cünkü icinize, Biz Millet'in özgürlügünü yok et-
mek ve egemenligini gasbetmek isteyen cuntaci hainleri sizmis ve
yerlesmis olabilir. Bu hainlerden size, darbeye katilmanizla ilgili bir
emir geldiginde veya bir kipirdanma sezdiginizde onlara itaat etme-
yiniz. Onlari hemen Biz Millet'e bildiriniz, ihbar ediniz. Hainlerin eri
degil, milletin eri, askeri olunuz. Böylece rütbelerin en üstünü olan
"GÜVENILIR ORDU VE ASKER" ünvan ve lâkabini ve apoletini hak-
etmis olursunuz. Bu liyakat ve apoleti omuzlarinizdan hic düsürme-
melisiniz! Bu vatan ve millet size emanettir. Bu emanete hiyanet
etmek isteyenlere firsat vermeyiniz. Ya$asin Arslanlarimiz! Ya$a-
sin Kahramanlarimiz!
Ey arslanlarimizin arslanlari olan Subay ve Generallerimiz!
Görevinizin "politika" degil, "askerlik" oldugunu iyi biliyorsunuz ve
bunun icin Türk Silahli Kuvvetleri'nde bulunuyorsunuz. Bu sebeple
sizler, istediginiz partiye oy verebilirsiniz. Buna karismaya hakki-
miz yoktur. Fakat tuttugunuz partinin muhalefetini, Biz Millet'in sec-
tigi partinin hükümetine karsi kullanirsaniz ve bu muhalefetle ordu-
ya nizamat vermeye kalkarsaniz, cok büyük bir hata ve haksizlik
etmis olursunuz. Bu da, milletin orduya olan güvenini yok eder. Po-
litika yapmak istiyorsaniz, askerlik elbisesini cikarmalisiniz. Biz
Millet'in iradesine ve kayitsiz sartsiz egemenligine saygili olmak
zorundasiniz. Saygili olursaniz, saygi görürsünüz. Yoksa, saygi
görmezsiniz.
Kesinlikle bilmelisiniz ki, bu sözleri söyleyen; bir sahis, bir grup,
bir cemaat, bir örgüt ve bir parti degil; HAK ve ADALET ve ÖZGÜR-
LÜK A$KI'dir. Bu a$k, hepimizin a$ki degil mi? Bu a$kin zarar gör-
memesi icin demokrasiye razi olacagiz, onu koruyacagiz. Öyle ise
lütfen, aranizdaki cuntacilari millete teslim ediniz.
Unutmayiniz! Demokrasimize zarar verirseniz, CUMHURIYETIMIZ'
i katletmis olursunuz. Bu da, cumhuriyetimizin kurucusu BÜYÜK
KUMANDAN'a ihanet olur! Ayrica Biz Millet'in size kazandirdigi,
millete ait olan güc ve silahi bize karsi kullanmaya veya kullandirt-
maya hakkiniz yoktur. Böyle bir haksizlik, MILLET'e ihanettir! Biz-
ler ise sizin, bu ihanetlerden ari oldugunuzu görmek istiyoruz ve
bizi yaniltmayacaginizi umuyoruz. Ümidimizi bo$a cikartmayiniz.
Hepinize saygi ve sevgilerimizle...
Sayin Ba$bakan!
Son olarak partililerinize Iran'la ilgili bir uyarida bulunmak istiyoruz.
Nükleer enerji konusunda Iran'in avukati olacak kadar Iran'in düs-
manlarina kafa tuttunuz. Fakat onlara kafa tutarken cok önemli bir
noktayi görmek gerekiyor:
Bugün dünya siyasetinin ve ülkelerinin bütün ipleri Amerika'nin e-
linde. Yani Rusya da dahil hic bir ülke, ipleri tutan El'den izinsiz bu
El'e zit olacak bir i$ yapamaz. Yapmaya kalkanlar da zarar görür
ve görüyor. Enerjiye ihtiyaci olmayan petrol zengini Iran Yönetimi
ise bu gercegi atlayarak, kendi keyf ve arzusunu gerceklestirmeye
calisiyor. Iran'in hedefi ise, nükleer enerji perdesi altinda nükleer si-
laha ulasmak ve bununla da, ba$siz kalmis Ortadogu'nun liderligini
kapmak. Fakat Ortadogu ülkeleri Iran'in liderligine razi degildir. On-
larin rizasi olmadan hic bir ülke o bölgeye lider olamaz. Ama onla-
rin üstünde de Allah'in Mehdisi'nin ve Amerika'nin razi olup olmama-
si vardir. Bu ikili ortak Irade ise; dilsel, dinsel, bölgesel, siyasal ve
stratejik bir cok acidan Türkiye'nin Ortadogu'ya liderligini daha uy-
gun görmektedir. Iran yönetimi ise bu gercegi tanimak istememek-
te ve doludizgin nükleer silaha erismeye calismaktadir. Ortadogulu'
larin, ABD ve Allah Mehdisi'nin rizalarini cigneyen bu calisma da;
Dünya ve Ortadogu bölgesinin dengelerini ve barisini bozacak bir
gayret olmasindan, "Dünya Hükümdari" mevkiindeki ABD, buna i-
zin veremez ve onu durdurmak ister ve bunun icin calisiyor. Israil'in
"Iran korkusu" ise bu meselede, "ikinci sirada" yer bulur.
Iran'in nükleer enerji elde etme calismalarini sinirlama konusunda
ABD, bu i$in nereye varacagini yani Iran'in söz dinlemeyecegini bil-
digi halde, onunla simdiye kadar "diplomasi oyunu"nu sabirla ve yu-
musaklikla sürdürdü. Fakat bu oyun sonsuza kadar gidemezdi ve
oyunun sonuna geldik. Simdi $ah'in mat olma zamanidir. Biz millet
cogunlugu olarak dindasimiz ve kardesimiz olan Iran'in vurulmasini
istemeyiz. Fakat Iran, vurulmamanin sartlarini yerine getirmek iste-
miyor. Bununla da Israil'e savunma hakki ve düsmanini vurma me$-
ruiyeti kazandirmis oluyor. Bu sekilde de günah bizden gidiyor. A-
merika da: "Ben gerekeni yaptim" diyor ve bununla da Israil'e; "sen
de gerekeni yapabilirsin" demis oluyor. Yani Yeni Yil'in baslangici,
bir Iran-Israil kapismasina sahne olacaktir demektir. Cünkü Iran'in
nükleer enerji ko$usunda sürat kesmesi $öyle dursun, tam aksine
sürat artirmasi, ona biraz daha mühlet tanimanin, ona zafer kazan-
dirmak olacagini herkes görüyor. Onun zaferi ise, Ortadogu'nun
maglûbiyetidir. Global siyasetin lideri ABD elbette ki buna izin ve-
remez. Iran nükleer silah edinme hakkina sahip olsa da, bu, ABD'
den izinsiz olamaz. ABD'yi cigneyecek bir güce sahip olmayan bir
ülke de istegine ulasamaz.
Bu durumda Türkiye de, ABD ve Israil karsisindaki durusunu buna
göre ayarlayacak ve yanlis duruslarin ona, Iran'in vurulmasindan
daha büyük zararlar verecegini görerek hareket edecek demektir.
ALLAH TÜRKIYE'YI KORUSUN!
Not 1: Iki subayin Bülent Arinc'a suikast hazirliginda yakalanma-
sindan sonra Genelkurmay'a hic bir güvenimiz kalmadi. Bu durum-
da bütün millet, TSK'nin herhangi bir darbe kalkismasina karsi ha-
zirlikli olmali ve Emniyet Teskilâtimiz da TSK'dan gelecek hic bir
emri dinlememeli, Biz Millet'in arkasinda durmalidir. Bununla birlik-
te CHP ve MHP'yi de uyariyoruz! Eger Biz Millet cogunlugunun ri-
zasi olmadan anti demokratik yollarla iktidara gelirseniz veya geti-
rilirseniz, bu iktidari size yâr etmeyiz.
Not 2: Bay Öcalan!
PKK'nin son tehditlerini de dinledik. Ama bu tehditlerle Türkiye
halklarini sindiremezsiniz. Evet, cikaracaginiz bir ic savasta bes-
on bin daha sehit verebiliriz. Fakat bu, zatinizin ve PKK'nizin da
sonu olur. Hepiniz imha edilirsiniz. Yoksa maksadiniz bu mudur?
Eger kendinizi hakli görüyorsaniz, bu hakliliginizi önce CHP ve
MHP'ye kabul ettirmelisiniz. Madem kabul ettiremiyorsunuz ve
madem bu muhalefet Kürt Sorunu'nun cözümünü istemiyor ve
AK Partiyi'de engelliyor, bu halde bize, önce bu engeli kaldirmak-
tan baska ne kaliyor? Bu da, sabirla halledilecek bir konudur. E-
ger MHP ve CHP'den: "Siz bir ic savas cikararak AK-P'yi devirin,
biz sizin sorununuzu cözer, affinizi da saglariz" seklinde bir me-
saj aldiysaniz, söyleyin. Eger böyle bir mesaj yoksa, sakin olmak-
tan baska careniz de yoktur. Dolayisiyla PKK'niz, Ergenekon'un
emriyle hareket etmeye son vermeli, Kürt Sorunu'nun cözümü icin
AK Parti'nin yarattigi bu güzel sans heba edilmemelidir. Bunu he-
ba etmek, sizin de sonunuz olur. PKK, bu kötü sona hizmet etme-
ye son vermelidir. Seksen yillik bir dâvânin sekiz dakikada halle-
dilemeyecegini de kabul etmek zorundasiniz. Lütfen sakin olun!
Bir CHP-MHP koalisyonunda da bu sorunun asla cözülemeyece-
gini unutmayin. Bu bakimdan AK Parti iktidarinin devrilmesine e-
deceginiz hizmet, Kürt Sorunu'nun ebedî cözümsüzlügü demektir.
Isteginiz buysa, sizi kim durdurabilir!
MHP ve CHP olmasaydi, Kürt Sorunu sekiz ayda cözülürdü. Sim-
di biz bu muhalefet engeleni nasil a$acagimizi düsünmeliyiz. Me-
selâ, muhalefet üzerinde toplumsal baski kurabiliriz. Herhalde bu
sorunun cözümüne engel olanlar, yüzde yetmis millet cogunlugu-
nu bogazliyacak degiller. "Yeter ki bu sorun cözülmesin" diye,
Türkiye'yi atese vermeye kalkabilir mi milliyetciler? Kalkarlarsa,
vatan icin vatan yakan adama dönmezler mi? Neronlugu kabul e-
debilirler mi? Eger Müslümanliklari varsa etmezler. O halde: "Bu
sorun cözülsün artik. Biz daha fazla kan ve gözya$i görmek iste-
miyoruz" diyen yüzde yetmis halk cogunlugunun sözüne kulak
vermekten baska caresi yoktur Halkci'larin ve Türkcü'lerin.
$u noktalari da gözönünde tutmaniz gerekir bay Öcalan: Eger siz,
bir ic savas cikartarak TSK'nin iktidara gelmesini saglarsaniz, bu,
Ergenekon'un kurtulusu olur. Ama bunun, sizin de kurtulusunuzun
olacaginin garantisi yoktur. Acaba TSK'ya yapacaginiz hizmet kar-
siliginda ondan bir kurtulus garantisi saglayabilir misiniz? Bunun
olumlu kesin bir cevabi yoktur. Cünkü TSK icindeki cunta ve Jitem,
bu sorunu cözmemek icin 17 bin 500 Kürd'ü imha etti. Eger onu
iktidara getirirseniz, bir 20 bin Kürd'ü daha imha etmekten cekin-
mez. Bu opsiyonun size fayda getirmeyecegi acik olmakla beraber,
dindarlarin ve demokratlarin da, TSK'nin iktidarina izin vermemekte
kararli olduklarini ve gerekirse bunun icin bir savasi göze almaya
hazir olduklarini da bilmeniz gerekir. Cünkü dindarlarin ve demok-
ratlarin bir darbeye izin vermeleri demek, 27 Mayis Ihtilâli günlerine
geri dönmeleri demek olur ki, bunu kabul etmek asla mümkün de-
gildir. I$te bu sebeple darbecilerin yolu tikalidir. Yani TSK'yi iktida-
ra getirmeniz de kolay bir i$ degildir, hattâ imkânsizdir. Cünkü on-
larin darbesine rarsi koyacak olan yalniz dindar ve demokrat halk
degil, arkalarinda bundan sonra Avrupa ve Amerika ve Ortadogu
ordulari da bulunacaktir. Bunun icin de bir tek emir yetecektir.
Cünkü Allah'in Mehdisi bu sürece el koymus bulunmaktadir. Cün-
kü Türkiye, sorunlarini cözebilecek bir olgunlukta gözükmüyor.
Görülüyor ki, bu sorunun cözümünde bir iki oyuncu degil, bes alti
oyuncu var ve o oyuncularin biri "en güclü". O en güclü'nün izni ve
yardimi olmadan da bu sorun cözülmez. Eger siz, bu sorunun ö-
nündeki engelleri birer birer degil de, birden bire a$maya kalkarsa-
niz, sorunun cözümünü kilitlemis olursunuz. Bu da bize, demokra-
tik ilkeler ve global degerler cercevesi icinde kalarak hareket et-
mekten baska care olmadigini gösteriyor. O halde demokrasiye i-
taat etmeye mecburuz. Tabii kurtulus istiyorsak!
O halde gelin, seytanin cocugu Ergenekon'un emrini dinlemeyin.
Zira, cocuk akliyla hareket edenler, felâketten baska bir sey ka-
zanmazlar.
Sayin Ilker Basbug!
TSK icindeki cuntacilari bitiriniz. Eger bunu yapamiyacaksaniz,
görevinizden istifa ediniz. Bu millet, neler olup bittigini anlamiya-
cak kadar aptal ve geri zekâli degildir!
Sayin Basbakan!
Cuntacilarin suikast hazirliklariyla yaptiklari korkutmalara pabuc
birakmayin. Onlardan ürkerek daha öncekiler gibi sapkanizi alip
gitmeyin. Bu göreve sizi, bu halk getirdi. Görevinizin ne zaman
sona erecegini de yine ancak bu halk cogunlugu karar verir. On-
larin kararina saygili olmalisiniz.
Ey Osmanli Imparatorlugu'nun torunlari olan Türkiye Halklari!
Sizler, bir imparatorlugun cocuklarisiniz. Bir haksizlik, adaletsizlik
ve kötülükcülük kafesine kapatilmis olabilirsiniz. Böyle bir kafeste
esir olarak kalmaya razi olmak, size yakismaz. Ikiyüz yildir, özel-
likle son 88 yildir kapatildiginiz "kafes"i parcalamalisiniz artik. Bu
kafesinizin üzerine yeni bir "kafes"in daha kapatilmasina izin ver-
memelisiniz. Sizin de insanliga götürebilecek bir seyleriniz olmali.
Hep "alan el" degil, biraz da "veren el" olmasini bilmelisiniz. Avrupa
ve Amerika nasil "bilim ve teknigin imparatoru" olduysa, sizler de
"Hak ve Adalet ve Iyilikciklik'in Imparatoru" olunuz. Dünyayi bunlar-
la fethediniz. Cünkü sizler yalniz Osmanli Imparatorlugu'nun degil;
Mevlâna'larin, Yunus Emre'lerin, Haci Bektas-i Veli'lerin, Pir Sultan
Abdal'larin ve Bediüzzaman'larin da torunusunuz. Onlara lâyik torun-
lar oldugunuzu isbatlamaniz, boynunuzun borcudur. Bu borcu öde-
meden ölmemelisiniz!
ÖYLEYSE HAYDI I$ BA$INA!
Zaman: Yeni Cag'in dokuzu, Aralik sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Mesaj.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
dünyayi döndüren ALLAHin adiyla
Bin yildir Islâm'in ve dolayisiyla insanligin bayraktari olmus, fakat
bir asirdan beri elinden düsürülmek istenen ve onu düsürmemek
icin gösterdigi binbir gayretle bu bayraktarligi tâ kiyamete kadar
sürdürebilecek enerjiye sahip oldugunu isbatlayan ve bayraktarli-
gindan vazgecmeyen ve vazgecmeyecek olan cok degerli Türk hal-
ki!
Bu "yeniyil mesaji"miza, icimizdeki ezilmis halk olan Kürt Halki'nin
haklarini korumak ve kurtarmak icin baslatilmis "Kürt Acilimi"ni
durdurmak, kapatmak ve sabote etmek icin ugrasan MHP lideri sa-
yin Devlet Bahceli'nin son mitingde sarfettigi slogan ve sözlerle bas-
lamak istiyoruz.
CHP ve MHP'ye oy vermis bulunan ve fakat bu oylarin kötüye kulla-
nilmakta oldugunu görmesi gereken Türkiye vatandaslari!
Sayin MHP lideri bu mitingte cok güzel bir söz sarfetmis ve "bin yil-
lik kardesligi ya$a ve ya$at" demis. Ama bin yildir süren bu kardes-
ligin seksen yildan beri kesintiye ugradigini unutmayiniz. O bin yil-
lik kardesligi irkcilik, Türkcülük, Atatürkcülük ve laikcilikle devletiniz
katletti. Simdi bu katliamin üzerine cikmis: "Bin yillik kardesligi ya-
$a ve ya$at" diyorsunuz. Ama nasil? Sorun iste burada basliyor!
"Bin yillik kardesligi ya$a va ya$at" diyorsunuz. Ne güzel bir slo-
gan! Fakat bu güzel söz bir slogan olarak kalmamalidir. Kalmama-
si icin de sormamiz gerekir: "Peki, nasil ya$atalim?"
Madem kardesligi ya$atalim diyorsunuz, o halde gelin ya$atalim.
Bu kardesligi ya$atabilmek icin de her seyden önce "kardesligin
hakki" ni ödemeniz gerekir. Siz bu hakki biliyor musunuz, onu ö-
dediniz mi? Eger onu ödemis olsaydiniz; "PKK" diye, "Öcalan"
diye, "terör" diye bir sorun olmazdi. Bu sorunlar varsa ve cözülme-
mis halde ortada duruyorsa, demektir ki; siz, kardesligin hakkini
ödememissiniz. Ödemek $öyle dursun, o hakki ödememek icin
(devlet eliyle) bin türlü zulümlere, baskiya, asimileye, irkciliga ve
devlet terörüne yönelmissiniz!
Kardeslige gecebilmeniz icin önce bu gercegi görmeli, kabul etme-
li ve ödenmesi gereken hakki ödemelisiniz. Devlet eliyle Kürt halki-
na yaptiginiz zulüm ve iskencelerin diyet ve kefareti olarak da,
"suclu" ve "terörist" durumuna düsürdügünüz Kürt Savascisi PKK'
lilari ve onun Kürt Isyankâri olan "Öcalan" isimli önderini (onlardan
af dileyerek) "affetme"ye hazir olmalisiniz. Eger hâlâ "ne affi" diyor-
saniz, sizin niyetiniz kardeslik mardeslik degil demektir!
Ey Türk Halki!
Millet olarak ve bu millet icindeki halklar olarak büyük bir barisa ih-
tiyacimiz var. Cünkü seksen yildan beri, özellikle 27 Mayis 1960
ihtilâli'nden bu yana sürekli olarak büyük bir catisma icerisindeyiz.
Bu catisma ne zaman durdurulmak istenmisse darbelerle, cuntalar-
la, anarsi ve terörle derhal önü kesilmis ve engellenmis ve catisma-
miz sürdürülmüstür. Ve simdi de israrla bu catismayi sürdürmemiz
istenmektedir. Ama, artik "yeter!" demeli ve bizi catistiranlarin kim-
ler oldugunu taniyip onlari safdisi etmeliyiz.
Bu eylemi gerceklestirebilmek icin önce "icimizdeki düsman"i tani-
mamiz gerekiyor. Acaba kimdir bu düsman?
Bu ic düsmanin birincisi maddî, ötekisi de mânevîdir. Maddî düs-
man, en basta iktidar hastasi cuntacilar ve Ergenekon cetesinin te-
röristleridir. Onlarin kim olduklarini da, "Ergenekon Dâvâsi"nin orta-
ya sacilan (bir degil, binler) delilleri, belgeleri, darbe günlükleri, sa-
hitleri, itiraflari, "bitirme" ve "kafesleme" planlari ve denizden ve ka-
radan fiskiran silahlariyla görmüs bulunuyoruz.
Bu ic düsmanin mânevî kismi ise, en basta Allahsizlik ve Kitapsiz-
lik ve bunlara bagli olarak da haksizlik ve adaletsizliktir. Madem
gercek düsman haksizlik ve adaletsizliktir, onlari yok edebilmemiz
icin de önce Allahli ve Kitapli (veya hic degilse vicdanli), sonra da
hakli ve adaletli olmamiz gerekiyor. Madem biz (cogunluk olarak)
Allahli ve Kur'anli bir milletiz, bunun geregi olarak da hakli ve ada-
letli olmayi da bilmeliyiz.
Hakli olmanin geregi ise; Kürtler'in gasbedilmis haklarini iade et-
mek ve adaletli olmanin geregi olarak da bu gasbedilmis haklar i-
cin savasmis olanlara kazandirdigimiz "terörist" damgasini ve "be-
bek katili" gibi lâkaplari silmek, özgürlüklerini vermektir. Özgürlük-
lerini vermedigimiz müddetce de adaletli olmamiz mümkün degil-
dir. Adaletsizlik ise, bize "zalim" sifatini kazandirir. Bu sifattan a-
rinmamis olanlar ise, Allah'a cok agir bir hesap vermek zorunda
kalir ve cennetini kaybeder. Cennetini kaybetmis olanlar icin ise,
belirli bir müddet aci azap cekmek vardir.
Tabii öte dünyada azap cekmekten önce de dünyada adaletsizli-
gin karsiligi olarak anarsi ve terör cezasi ve bunun sonucu olarak
da mutsuzluk ve huzursuzluk vardir. Öyle ise geliniz, huzur ve
mutlulugumuzu adaletsizligimize feda etmeyelim. Ödenmesi gere-
ken haklari ödeyelim, baris ve saadetimizi kazanalim. Bu kazanci-
miza engel olmaya calisan "kapatilimcilar"a karsi da gereken mü-
câdelemizi verelim. Kürt vatandaslarimizin gasbedilmis haklarini
geri alma ve terörü sona erdirme gayreti olan "Kürt Acilimi"na des-
tek olalim.
Ey can-ciger evlâtlarini teröre kurban vermis $ehid aileleri!
"Bizim cigerimiz yandi. Hic olmazsa baska ana-babalarin da cige-
ri yanmasin. Bu savas bitsin" diyebilecek kadar vicdanli, merha-
metli ve baskalarini da kendilerine deger verdikleri kadar deger ve-
ren kimseler oldugunuzu ve bunun icin de bu haksiz ve kirli sava-
sin biran önce bitmesini en cok sizlerin istediginizi iyi biliyoruz.
Bunun aksi olmasi, müslüman bir millete yakismaz zaten! Fakat
sizin bu acilarinizi istismar ederek, onu savasa cevirmenin ve onu
sürdürmenin ve bu acilar ve savaslar üzerinden de oy elde edebil-
mek icin cirpinan iktidar delisi ve muhterisi politikacilarin var oldu-
gunu unutmuyoruz. Ve onlari sizin de bildiginizi ve acilarinizi onla-
rin ihtiraslarina kurban etmeyeceginizi, bunun icin de, kan ve sa-
vas isteyenlere "dur", baris ve kardeslik isteyenlere de "evet" diye-
ceginizi umuyor ve bekliyoruz.
Unutmayiniz! Sizin $ehidleriniz cennete ucmus oldugundan, onla-
rin kanlari yerde degil, göktedir. Yani ortada temizlenecek kan yok-
tur. Eger o kanin yerde oldugunu düsünüp temizlemege kalkarsa-
niz, onlari kiymetsiz etmis olur, $ehidlerinizi üzersiniz. Ayrica sa-
vas canavari, baris düsmani, oy avcisi seytanlasmis politikacilarin
silahina kursun doldurmus, bununla da diger analarin da canlarinin
yanmasina âlet olmus olursunuz. Ama biz sizin, seytanlasmis po-
litikaci ve cuntacilarin oyununa gelmeyecek kadar uyanik ve basi-
retli oldugunuzu düsünüyoruz.
Sayin CHP lideri Deniz Baykal,
Kürt ve PKK sorununu cözme girisimi olan "Demokratik Acilim"i
baslatan AK Parti'lileri hainlikle suclarken kendinize de "hain" de-
mis oldugunuzun farkinda misiniz? Cünkü bugün AK Parti'nin yap-
mak istediklerini yillar önce siz de düsünmüssünüz ve bunun icin
de raporlar hazirlatmis PKK'yi affetmeyi bile planlamissiniz. Peki,
simdi iktidara gelseniz bu sorunu cözmeyecek misiniz? Kendi key-
finize göre bir cözüm getiremezsiniz. Cünkü icinde Öcalan ve PKK'
lilara af olmayan bir cözüm plani, cözümsüzlük plani olmaktan öte-
ye gidemez. Cünkü PKK af görmeden size Kürt Sorunu'nu cözdür-
mez. Öyle ise Kürt Acilimi'ni kapatmaya calismaktan vazgecmeli-
siniz. Acilim'a takoz olmakla muhalefet degil, seytanlik yapiyorsu-
nuz. Yaptiginiz seytanlikla mi iktidara geleceksiniz? Eger iktidar
istiyorsaniz, bu millete iyilik, güzellik, baris yolunu gösteriniz. Onu
savasa ve catismaya kiskirtmaktan vazgeciniz. Iyilik ve güzellikle
sorunlari cözebileceginizi isbatlayiniz ki, bu millet size güvensin;
size iktidar versin. Yani hakederek iktidara geliniz. Yoksa haksiz
yollarla elde edeceginiz bir iktidar, "haram" iktidardir. Herhalde ha-
ram bir iktidar pesinde kosmuyorsunuz! Öyleyse bunca olumsuz
ve ve ölüme götürücü muhalefetiniz niye? Bundan vazgecmenin
zamani gelmedi mi? Gecmiyor mu?
Unutmayiniz! AK Parti'yi devirebilmek icin TSK icindeki gizli cun-
tadan medet umdunuz. Ama Ergenekon cetesinin yakayi ele ver-
mesiyle tokat yediniz. Sonra CHP'li savci ve hâkimleri harekete ge-
cirip Iktidar partisini kapattirmaya calistiniz. Bu sefer de halktan
tokat yediniz; AK PartI'nin oylari artti, iktidarini korudu. Yani ne ka-
dar kuyu kazdiysaniz, kendi kazdiginiz kuyuya hep kendiniz düs-
tünüz. Bu düsmelerden ders almamis olacaksiniz ki, simdi de
MHP'li yoldasinizla Acilim'i kapatma kuyusu kaziyorsunuz. Ama
bu kazi size iktidar kazandirmaz. Siz iktidarinizi ancak olumlu mu-
halefette bulabilirsiniz. Bunun aksinde ise, daima kaybeden ola-
caksiniz. Kazanmak istiyorsaniz, buyrun olumlu muhalefete!
Sayin MHP lideri Devlet Bahceli!
Size ve partililerinize bir tek soru soracagiz: Gelecek secimlerde
AK Parti yeterli oyu tutturamayip veya bir mûcize dogup veya iyi
hal gösterip de iki yil sonra iktidara gelecek olursaniz, Kürt Sorunu'
nu nasil cözeceksiniz? Daga cikarak mi? Bir 25 yil daha savas mi
istiyorsunuz? Acaba buna yetecek ömrünüz var midir? Faili mec-
hûller'le birlikte 60 bin vatan evlâdinin anasinin cigerinin yanmasini
yeterli bulmadiniz mi? Acaba bir 60 bin daha cigeri yanacak ana-
baba bulabilecek misiniz? Bu sorunu analari aglatmadan cözemi-
yecekseniz, size hangi halk ve ana iktidar verir? Eger iktidar istiyor-
saniz, APO'ya ve PKK'ya af getirmeye hazir olmalisiniz. Affa razi
olmadikca iktidarda kalamazsiniz. "Biz böyle bir seyi yapamayiz"
diyorsaniz, partinizi kapatip gitmeye de hazir olmalisiniz. Affa razi
olmadikca iktidarda kalamazsiniz. Affa razi degilseniz, simdiden
erkekliginizi gösterip siyasetten cekiliniz. "Partiyi kapatmayiz, si-
yasetten de cekilmeyiz" diyorsaniz, o zaman affa razisiniz demek-
tir. Siz de siyaset sahnesinde ancak bu riza ile varlik bulabilirsiniz.
Yoksa, Türkiye'nin partisi olmaktan cikarsiniz. Cünkü partiler, mil-
lete hizmet icin, onlarin sorunlarini cözmek icin vardir; cikmaza
sokmak icin degil. O halde Acilim'in önünden cekilmelisiniz. Eger
cekilmezseniz, milletin sorunlarinin cözümünü kilitlediginiz icin,
devletten aldiginiz parti yardimi size haram olur. Millet size bunu
helâl etmez. Siz simdi haramla beslenmeye devam mi edeceksi-
niz? Edebilirsiniz tabii! Ama buna, "muhalefet etmek" denmez.
Merak etmeyiniz! PKK'yi affetmek, AK Parti iktidarina kalmayacak.
Madem Kemalist rejimin ve darbeci zihniyetin kakaladigi PKK pisli-
gini AK Parti'nin temizlemesine engel oluyorsunuz, o halde bu pis-
ligi iki yil sonra -iktidar olmayi basarirsaniz- siz temizleyeceksiniz
demektir. Ama bunu temizlemek icin size silah degil, süpürge ve
kürek verecekler. Ve o pisligi süklüm püklüm temizlemeye mecbur
kalacaksiniz. O zaman halka ne diyeceksiniz? "Mecbur kaldik!"
demekten baska bir diyeceginiz olmayacak. O zaman biz size ne
demeliyiz? "Hain" mi? Merak etmeyiniz! Bu sözü söylemeyecegiz.
Sadece gülüp gececegiz...
Gülüp gececegiz. Fakat bu perde böyle tatlilikla kapanmayacak.
Siz bu pisligi mecburen temizledikten sonra, bunu hazmedemeyen
radikal milliyetcilerin suikastina kurban gitmekten de kurtulamaya-
caksiniz. Yani CHP lideriyle birlikte yine kendi taraftalarinizin hi$-
mina ugrayacaksiniz. Ve, son perde i$te böyle kapanacak...
O halde sayin Baykal ve Bahceli! Iktidara gelmek icin can atarken
ve AK Parti'ye celme takarken iyi düsününüz. Veya kefenlerinizi
giymeden iktidara gelmeyiniz.
(Lâfimiz odun gibi oldu, ama hakikat böyledir...)
Sayin AK Parti lideri R.T.Erdogan!
Sizin actiginiz Acilim'i MHP'liler ve CHP'liler engellemeye devam e-
derlerse, merak etmeyiniz. Isterseniz bu Acilim'i durdurabilirsiniz.
Cünkü bu Kürt ve PKK sorununu siz yaratmadiniz; Kemalist zihni-
yet ve darbeci zalimler yaratti! Onlarin yarattigi sorunu siz cözmek
zorunda degilsiniz. Ama siz bu millete bir iyilik yapmak istediniz.
Fakat muhalefet bu iyiligi size yaptirmak istemiyor. Zorla, inadla gü-
zellik olmaz. Siz en iyisi bu iyiligi yapmayi, onu engelleyenlere bi-
rakin. Eger iki sene sonra iktidara gelmeyi basarirlarsa, onlar yap-
sin, görelim. Yapmazlarsa, yine ba$larina gelecek olani hep birlikte
seyredelim. Iktidara gelemedikleri takdirde ise, siz bu iyiligi ve iyi-
lestirmeyi doludizgin tekrar baslatip zirveye ulastirabilirsiniz.
Henüz Allah'a kul olmamis Kürt Isyan Lideri bay Abdullah Öcalan!
Kesinlikle bilmelisiniz ki; insanliga gecis, Yaratan'a kul olmaktan
gecer. Nefis ve seytana kul olanlar, "insan" ismine lâyik degildirler.
InsaAllah birgün "Allah'in kulu" demek olan "Abdullah" isminin ger-
cekligine erersiniz. Eger ermisseniz, "kulluga hosgeldiniz" diyoruz.
Bu en önemli baslangictan sonra, Kürt Isyani'nin "lideri" olmaniz
sebebiyle $u noktanin bilinmesinde yarar oldugunu düsünüyoruz:
Gercek lider, kendini halkina feda edebilendir. Sahte lider ise, hal-
ki kendine feda edendir. Eger "ben gercek liderim" diyorsaniz, Kürt
halkinin gasbedilmis haklarinin kurtulusuna öncelik verirsiniz. Ken-
di sahsî haklarinizi elbette ki düsüneceksiniz. Fakat gercek lider-
de halkin haklari önce gelir. Bu da sizin, onun haklarini tehlikeye
düsürecek eylem ve davranislardan uzaklasmanizi gerektirir. Eger
"gercek lider" oldugunuzu düsünüyorsaniz, yapmaniz gereken bu-
dur. Yani kendi haklarini halkin haklarina feda edebilmek. Aksi hal-
de Kürt halki sizin liderliginizi tanimaz, deger vermez. $u anda li-
derliginizi Kürt halkinin ancak yüzde yirmisine kabul ettirebilirsiniz.
Eger yüzde seksenine kabul ettirmek isterseniz, gercekliginizi is-
batlamaniz gerekir. Bu hesaba göre $u anda Kürt halkinin önderi
sayilacak durumda degilsiniz. Yani Kürt Isyan Hareketi'nin yani
PKK'nin lideri olmaktan öteye gecememektesiniz. Bu durum da,
sizin siyaseten muhatap alinmanizi gerektirmiyor. Dolayisiyla Kürt
Sorunu'nun cözümü ve PKK affi icin, kapatilan DTP gibi bir partinin
araciligina muhtacsiniz. Bu arac olmadan kendinizi Türk Hükümeti'
nin ilk muhatabi sayamazsiniz. Demokrasilerde bu i$ böyledir. Kur-
tulus istiyorsaniz, makul bir cizgide kalmak zorundasiniz.
(Teröre destek vermekle bir sorunun cözümü icin araci olmak ayni
seyler degildir. Bunun icin DTP'nin kapatilmasi, yasalara uygun ol-
sa da, hakli sayilmaz. Bu da, Anayasa'nin yenilenmesini gerektiri-
yor. Degistirilemeyen Anayasa maddesi olmaz. Meselâ Allah koru-
sun, Rusya Ankara'ya bir atom bombasi atsa veya orada büyük bir
deprem olsa, orasi yine "ba$sehir" olarak mi kalacaktir, kalabilir
mi? Bunun gibi, sartlar gerektirdiginde her madde degistirilebilir.
"Degistirilemez" diye, Anayasa'ya bir madde koymak, hukuk ilke-
lerine zittir. Degistirilemez maddeler, hukukla bagdasmak zorun-
dadir. Anayasa, hukukun üstünde olur, ama hukuk disi olamaz.
Bu sebeple AK Parti iktidari Yeni Yil'da mevcut Askerî Anayasa'
yi degistirmek icin hemen harekete gecmelidir. Muhalefet de bu
harekete destek vermeye mecburdur. Cünkü elimizdeki Anayasa,
Türkiye'nin sorunlarini cözmüyor, kilitliyor. Türkiye adim atamiyor.
Hic bir partinin, bizi cakilip kalmislikta ve cikmazda birakmaya
hakki yoktur!)
"O halde DTP nicin kapatildi" diyebilirsiniz. Elbette ki, Kürt Soru-
nu'nun cözülmemesi ve AK Parti'nin zora sokulmasi icin muhalefet
tarafindan ve önderliginizin muhatap alinmasi icin de PKK tarafin-
dan kapattirildi. Bunu siz de cok iyi biliyorsunuz. Cünkü basörtüsü
yasaginin kalkmasi icin baslattigi girisim sebebiyle kapatilmaktan
kendini kil payi kurtarmis AK Parti gibi bir partinin, DTP'yi kurtara-
cak bir durumu olamazdi. Cünkü Anayasa Mahkemesi'nin üyeleri-
nin onda sekizi CHP'lidir. Kapatma Dâvâsi acan savcilarin cogunlu-
gu CHP'lidir. Ordudaki generallerin yüzde sekseni de CHP'lidir. Ya-
ni bunlardan, DTP'nin CHP+MHP+PKK tarafindan kapattirildigini
anlayabilirsiniz, anliyorsunuz. Bunlardan yine anlamalisiniz ki, Tür-
kiye'de bütün partiler kapattirilabilir, sadece CHP kapattirilamaz.
Hattâ terör örgütüyle i$birligi yapsa bile kapattirilamaz. I$te bunun
icin Ergenekon cetesiyle ve cuntacilarla i$birligi yaptigi belgelenen
CHP'yi Cumhuriyet Savcisi göremez, duyamaz, bilemez ve onu ka-
patamaz! Türkiye kurumlarinda hâkim olan bu CHP tahakkümü so-
na ermedikce de demokratik partilerin ya$ama sansi cok azdir ve
tehlikededirler. Bu durumda partisinin kapatilmasini istemeyenlerin
ne yapmasi gerektigi de iyi anlasiliyor.
Kürt Isyan Hareketi'nin savascisi olan PKK'lilar!
Uluslararasi destegi kaybetmis oldugunuzdan, etrafiniz sarilmis du-
rumdadir. Sizin icin simdi iki cikis kapisi var. Biri, baris kapisi. Öte-
ki de, terör kapisidir. Terör kapisina yönelirseniz, imha edilmeniz
zor degildir. Eger baris kapisina yönelirseniz, kurtulusunuz müm-
kündür. Bunun icin de liderinizi dinleyip ellerinizi tetikten cekmeli,
catismaya son vermelisiniz. Bu da sizin affedilmenizin yolunu aca-
caktir. Af istiyorsaniz, "terör"ün son bulmasi sarttir. Bundan baska
da kurtulusunuz yoktur. Madem siz de bir kurtulus yolu ariyorsu-
nuz, bu firsati iyi degerlendirmelisiniz. Tabii bu firsati elinizden al-
mak isteyenler olacaktir. Siz de buna karsi provokasyonlara kapil-
mamakla yükümlüsünüz. Aksi halde kendinizi büyük bir imhadan
kurtaramazsiniz. Af ve kurtulus icin biraz sabirli olmaniz gerekiyor.
Acele ederseniz, zarar edersiniz. Cünkü Türkiye'yi terörün yönet-
mesine izin vermeyiz. Türkiye'yi ancak DEMOKRASI yönetebilir.
Siz de ona itaat etmelisiniz.
Unutmayiniz! Gerektigi zaman AK-P'yi iktidardan ancak BIZ HALK
indirebiliriz. CHP ve MHP'yi de istersek ancak BIZ iktidara getirebi-
liriz. Bizim iznimiz olmadikca da size af cikamaz. Bunun icin AK
Parti'yi zora sokacak eylemlerden uzak durmalisiniz. Aksi halde
AF sizin icin hayal olur. CHP ve MHP de iktidar yüzü göremez.
Ey Ergenekon cetesinin üyeleri!
Gelecekte muhtemel bir aftan yararlanmak istiyorsaniz, dâvânizla
ilgili bütün sirlarinizi ortaya dökünüz ve sucunuz sabit oldugunda
cezaniza razi olunuz. Sirlarini ortaya dökmeyenlere af yoktur! Af
istiyorsaniz, gelecek alti ay icinde bütün sirlarinizi savciliga bosal-
tiniz.
Ey Ergenekon Dâvâsi'na bakan kahraman Savci ve Hâkimlerimiz!
Ergenekon cetesinin tehditlerinden korkmayiniz. Yasalarin size
verdigi yetkileri kullanarak bu dâvâyi sonuna kadar götürünüz ve
Ergenekon'u bitiriniz. Bitirmelisiniz, cünkü bu cete ve örgüt, PKK'
dan cok daha tehlikelidir. Cünkü o, PKK'yi dahi kismen yönetmis
ve pek cok tehlikeli örgütü de yönetebilecek bir etkinlige ve Türki-
ye'ye de cok büyük zararlar verebilecek TSK'dan calinmis bilgilere
sahiptir. Bu ceteyi bitirmeyenler ve ona avukatlik edenler, Türkiye'
ye ihanet etmis olur. Bunun icin onlardan kesinlikle kormayiniz.
Arkanizda BIZ MILLET variz!
Genelkurmay Baskani Sayin Ilker Basbug!
Sert ve öfkeli cikislarla Biz Millet'i susturamaz, sindiremezsiniz!
Türk Silahli Kuvvetleri icinde "Bitirme" ve "Kafesleme" planlarinin
hazirlayicisi "gizli cunta"cilari tasfiye etmediginiz icin, BIZ HALK o-
larak yakaniza yapisiyor: "Siyasetten uzak durun! Cumhuriyetimi-
ze tecâvüz etmeyin! Demokrasimizi cignemeyin! Egemenlik hak-
larimizi gasbetmeye kalkismayin! TSK icindeki gizli cuntayi ve Er-
genekon cetecilerini tasfiye edin! BIZ MILLET'e karsi yapmakta ol-
dugunuz asimetrik psikolojik saldirilara son verin! Darbeye heves-
lenmeyin!" diyoruz. Ve son basbakanvâri Trabzon konusmaniza
cevap olarak da; Ahmet Altan'in, Mehmet Altan'in, Ahmet Kekec'in,
Emre Aköz'ün, Eser Karakas'in, Hasan Cemal'in, Nazli Ilicak'in,
Mümtazer Türköne'nin, Hasan Karakaya'nin, Yagmur Atsiz ve Ya-
semin Congar'in makalelerinin üzerine "Ilker Basbug'a Cevap" ya-
zip, altina da "DEMOKRASI" adina "BIZ HALK" islak imzasini ca-
karak ve altina bir de "not" düserek: "25 yildan beri 700 bin kisilik
koskoca bir orduyla 7 bin kisilik kücücük bir PKK örgütünü ve te-
rörünü nasil ve neden bitirmediniz ve son 7 erlik Resadiye Katlia-
mi'nin telsiz konusmalarini dinlemesini bildiniz de, katliami önle-
mesini neden bilmediniz" diye soruyor, size gönderiyor ve yaka-
nizi birakiyoruz. Demokrasimizi cignediginiz müddetce de elimi-
zin yakanizda, gözümüzün üstünüzde olacagini bilmenizi istiyo-
ruz.
Siz de unutmayiniz! Siz bir Basbakan degil, Genelkurmay Baska-
nisiniz. Emir altinda oldugunuzu unutmayiniz ve kendinizi Basba-
kan'in üstüne cikarmayiniz. Aksi halde "demokrasiye tecâvüz"den
mahkeme önüne cikmak zorunda kalirsiniz. Kenan Evren Pa$a'nin
ba$ina gelenler de aklinizdan cikmasin...
Sizin sözlerinizden ve (cunta temizligi gibi) yapilmasi gerekenleri
yapmamanizdan, TSK'yi cok cirkin bir zihniyetin ele gecirmis oldu-
gunu görüyoruz. Türkiye siyasetinin yüzde otuzu sizin yaninizda
olabilir. Ama bu siyasetin yüzde yetmisinin de sizin karsinizda ol-
dugunu unutmayin. Siz bugün yüzde otuzun ekmeginden cok, yüz-
de yetmisin ekmegiyle, vergisiyle besleniyorsunuz. Dolayisiyla ek-
megini yediginiz halk cogunluguna karsi asimetrik psikolojik harbi
birakmalisiniz. Tehditlerinize son vermelisiniz. Yüzde otuzun deste-
gi sizi kandirmasin. Cünkü bunun karsisinda yüzde yetmis vardir.
Siz ise yalniz yüzde otuzun degil, yüzde yetmisin de askeri, Ge-
nelkurmay'isiniz.
Konustukca batiyorsunuz ve tabii orduyu da batiriyorsunuz sayin
Basbug! En iyisi hic konusmayin! Bu ülkenin, ordu ile hükümet ara-
sinda siyasal muhatap olacak bir Savunma Bakanligi yok mudur?
Biz Avrupa'da Genelkurmay Baskanlari'nin isimlerini ancak istifa
ettikleri zaman, yani 20-30 yilda bir duyuyoruz. Ama Türkiye'de bir
Genelkurmay Baskani, sanki bir politikaci gibi, sanki bir magazin
yildizi gibi masAllah; sahnelerden inmiyor!
Ara not: Resadiye Katliami'ni, olaydan üc gün sonra PKK üstlendi.
Hemen ardindan da TSK; "bakin, biz yapmadik, PKK yapti" derce-
sine katliamla ilgili telsiz konusmalarini yayinladi. Fakat bu "telsiz
konusmalari" bizim aklimizi karistirdi. Acaba diyoruz: "25 yildan be-
ri TSK'ya karsi savasmakta olan PKK gibi bir örgüt, telsiz konusma-
larinin TSK istihbarati tarafindan dinlenildigini bilmiyor mu? Bilmeme-
si mümkün degildir. Peki, bunu bile bile [gelin bizi yakalayin] derce-
sine nicin telsiz kullaniyorlar? Yoksa [ne olur ne olmaz belki birgün
lâzim olur] diyerek, TSK istihbaratini arsiv olarak mi kullaniyorlar(!)?
Bu tür eylemlerde sahte isim üzerine kaydedilmis bir kac kullanimlik
cep telefonu kullanmak, telsiz kullanmaktan daha akillica degil mi?
Cünkü telsiz konusmalarini TSK istihbarati dinleyebilir. Ama bütün
cep telefonlarini ayni anda ne TSK, ne Emniyet, ne de MIT dinleye-
bilir. Yanlis mi düsünüyoruz? Ayrica, 7 (veya 17) erin ne zaman, ne-
reden, nereye ve nasil hareket edeceklerine dair ayrintili istihbarati
PKK'lilar kolayca nereden elde ettiler?" Bu bile, TSK icinde gizli bir
cuntanin bulunduguna delil degil mi? Evet, TSK kendi askerine kas-
detmez. Ama iceride bir cunta veya bir Ergenekon cetesi olursa,
bal gibi kasdeder, katleder. Eger Genelkurmay gizli cuntayi ve diger
örgütlenmeleri bulup tasfiye etmezse, i$te böyle bütün suc TSK'ya
yikilir. "Bitirme" ve "Kafesleme" cuntacilarini hâlâ koruyacak misi-
niz, sayin Ilker Basbug? Bitirmeci ve kafeslemeci cuntacilari hima-
ye ettiginiz müddetce de bizden saygi ve sevgi göremezsiniz.
PKK, TSK'nin attigi her adimi bilmektedir. Nasil bilmektedir? Tabii
ki TSK icindeki gizli cunta ve ceteler vasitasiyla! Dolayisiyla TSK
bu gizli cunta ve cetelerden temizlenmedikce onun PKK'ya karsi
bir zafer kazanmasi mümkün degildir. Yani askerlerimiz 33'er 33'er,
7'ser 7'ser PKK'nin pususu(!)na düsmeye devam edecektir.
Olaylarin akisina göre "aninda eylem" yapabilmek icin istihbarati-
nizin cok kuvvetli olmasi gerekir. Yoksa istediginiz anda eylem ya-
pamazsiniz. Istihbaratsiz bir eylemi yapabilmek, aylar haftalar sü-
rer. PKK ise, olaylarin akisina göre istedigi vakit eylem yapabiliyor.
Peki, bu degirmenin suyu, yani istedigi zaman istedigi istihbarat
nereden akiyor? Tabii ki TSK icindeki ceteci ve cuntacilardan!
Bunun icin (millet olarak) Genelkurmay'a yalvariyoruz: Ceteci ve
cuntacilari gizlemeyin, onlari bize teslim edin! "Biz suclulari barin-
dirmayiz" demeyin. Cünkü sözlerinizle fiilleriniz birbirini tutmuyor.
Cünkü TSK icindeki cuntacilarin suc delillerini ve belgelerini imha
ederek kendinizi dogru ve hakli cikaramazsiniz. Alin i$te, sizi ya-
lan cikaran taptaze bir olay daha: Iki subay, Bülent Arinc'a suikast
yapacagi anda yakalandi! Hani, "TSK icinde cunta yok"tu? Fistik
gibi var, ama siz yakalamak istemiyorsunuz. Neden yakalamiyor-
sunuz? Lütfen bunu cevaplayin! Yoksa; aydinlar, gazeteciler ve
politikacilar sizin yakanizi birakmaz. "Bitirme" ve "Kafesleme" cun-
tacilarini bitirmediginiz müddetce asimetrik psikolojik savastan
kurtulamazsiniz. Cünkü cunta gizleyiciliginiz, millete karsi yapti-
giniz bir "asimetrik psikolojik savas"tir. Millet de buna karsi elbette
gerekli savunmasini yapacaktir.
(Milli Istihbarat Teskilâti bu Resadiye olayini mercek altina almali,
yanlis düsünüyorsak bizi aydinlatmalidir. Ne de olsa biz, krimina-
list degiliz...
Resadiye baskini'nin ardinda Ergenekon cetesinin oldugu cok bü-
yük bir ihtimaldir. Cünkü bu cetenin liderlerinden Dogu Perincek:
"Ergenekon dâvâsi geri alinmadigi sürece, PKK terörü bitmez" de-
mistir. Bu sözler ise, PKK'nin, -tamamen degilse de kismen-
"Ergenekon'un emri altinda" oldugunu gösteriyor. Bu da, Resadiye
baskini'nin, Ergenekon'un "kollari tâ TSK'nin icine kadar uzanmis
hapiste olmayan bir kolu" tarafindan yapildigini gösterir. Bu sebep-
le Ergenekon'un sirlarini gizleyen kapagi henüz daha acilamamis
karakutusu olan Dogu Perincek'e: "PKK'yi siz mi yönetiyorsunuz"
sorusu mutlaka sorulmalidir. )
(Bir eylem yaptirirsiniz, o eylem de bir bumerang gibi gelir sizi vu-
rur, bay Ergenekoncular! Resadiye baskiniyla Biz Millet'e verdigi-
niz cevabin cevabini da yine kendi yaptiklarinizla almis oldunuz...)
Darbelerden, ihtilâllerden ve sikiyönetimlerden cok cekmis gecmisi
acili ve karali degerli Türk Halki!
Türk Silahli Kuvvetleri'ne ait "Deniz Kuvvetleri" icinde, iktidari ele ge-
cirebilmek icin yüzlerce mâsum yavrumuzu ve binlerce vatandasi-
mizi katletmeye hazir PKK'dan cok daha tehlikeli bir cunta tesbit
edilmis, fakat (bir kac kisinin sorgulanmasi disinda) tasfiye edilme-
mistir. Biz ise, bu cuntanin Genelkurmay tarafindan halen himaye
görmekte oldugunu bir türlü anlayamamaktayiz. Ama bu cuntayi
himaye edenler bir gün cok agir hesap vermek zorunda kalabilirler.
O günle karsilasmadan önce yetkililer bu cuntayi yargiya teslim
etmeli, onu bitirmelidir.
Degerli halkimiz!
Bu aciklamayi size, TSK'yi yipratmak icin degil, onu ceteci ve cun-
taci akreplerinden arindirmak icin yapiyoruz. TSK, Biz Millet'in ver-
gileriyle ya$ayan bir kurum oldugundan, ondan hesap sormak da
hakkimizdir. Dolayisiyla Genelkurmay Baskanligi kizmadan, hid-
detlenmeden, sakince bize cevap vermek zorundadir: BU CUNTA
NICIN TASFIYE EDILMEDI? (Bunun cevabi, Genelkurmay Baskan-
ligindan degil, Savunma Bakanligi'ndan verilmelidir. Cünkü karsi-
mizda basbakanlasmis asker görmek istemiyoruz.)
(Eger Genelkurmay, bizi tatmin edecek bir cevap veremezse, In-
san Haklari Dernegi ve teskilâtlari gibi cesitli Sivil Toplum Kurulus-
lar'i birleserek, Genelkurmay'a -cuntacilari gizlemelerinden dolayi-
hemen bir "CUNTA DÂVÂSI" acmalidir.)
Bize cevap verilirken, kendilerini Biz Millet'in yerine koyarak, kor-
ku ve hassasiyetlerimizi hissederek cevap verilmelidir. Cünkü Biz
Millet; darbeler gördük, sikiyönetimler gördük, iktidari ele gecirmis
darbecilerin zulümlerini gördük; görmeyenler de okudu, ya$amis
gibi oldu. Simdi ayni o acilari tekrar ya$amak istemiyoruz!
Dolayisiyla hic bir cuntaci, hic bir politikaci, hic bir ceteci ve hic bir
asker; kayitsiz sartsiz bizim olan egemenligimizi zorla veya cesitli
oyun ve düzenbazliklarla elimizden almaya kalkmasin. Buna kalki-
sacak olanlara bunun bedelini cok agir ödetiriz!
Dolayisiyla kimse cuntaci ve cetecilerin provokasyonlarini ve PKK
terörünü bahane ederek firsati ganimet bilmeye calismasin. Firka-
teynlerde cuntacilara göz kirpmasin.
Sayin Basbakan!
Siyasal beyanat ve darbeci tavirlariyla Anayasa ve Askerî Ceza Ka-
nunu'nun filan maddelerini cigneyerek haddini a$an bu askeri nicin
görevden almiyorsunuz? Emekliligine kadar bu haddini bilmezin teh-
ditlerini mi dinleyip duracagiz! Yoksa bu dâvânin halli icin Özal'i mi
kabrinden cikarip getirelim? Yoksa Avrupa'dan yeni bir Basbakan
mi ithal edip, bu haddini a$mislarin hadlerini bildirelim?
Cok degerli Türk ve Kürt halki!
Sizlere mutlu, neseli ve huzurlu bir Yeni Yil dilemek isterdik. Fakat
ne yazik ki, Türk ve Kürt halkinin yani sizlerin kardesligini koruya-
cak proje olan Demokratik Acilim'in düsmanlarinin meydana getir-
digi kara bulutlar altinda günlerimiz kara kara gecmekte, huzur bu-
lamamaktayiz. Ama merak etmeyiniz ve ümitsizlige kapilmayiniz.
Cünkü hersey ne TSK'nin, ne MHP ve CHP'nin, ne de PKK'nin elin-
dedir. Hersey Allah'in elindedir. Allah da mutluluk ve zaferi kötülük-
cülere degil, iyilikcilere verir. Dolayisiyla zafer, kapatilimcilarin degil,
acilimcilarin olacaktir. Hepinizin Yeni Yil'i ve gelecegi mutluluk ve
zaferle dolsun. InsaAllah birgün kapatilimcilar da acilimciliga döner-
ler de hep birlikte mutlu oluruz.
Size rizk ve hayat veren Ya$aticiniz'i hatirlayarak, O'na gereken te-
sekkürü yapmayi unutmayiniz. Yeni Yil'iniz kutlu olsun!
DEMOKRASIYI BITIRMEK ISTEYENLERI
YENI YIL'DA HEP BIRLIKTE BITIRELIM!
BIZE YENI BIR "DARBE ZAKKUMU" YUTTURMAK ISTEYENLERE
FIRSAT VERMEYELIM!
DARBECILERE KARSI BIRLIK OLALIM!
ÖZGÜRLÜGÜMÜZE DARBE VURMAK ISTEYENLERI
BOGARIZ! BOGARIZ! BOGARIZ!
+ + +
YENI YIL MESAJI'NIN EKI
Sayin Devlet Bahceli!
Kürtleri gercekten kardes sayiyorsaniz ve bu kardesligin bozulma-
masini gercekten istiyorsaniz, onlarin sorununun cözümüne de ta-
raftar olmali ve Acilim'a razi olmalisiniz. Razi olmalisiniz derken de
biz, AK-P'nin acilimindan degil, Türkiye'nin Acilimindan bahsediyo-
ruz. Yani Kürt sorununun sonucu olan PKK ve Öcalan faktörünü
yok sayarak ve onlara af gibi bir cözüm götürmeden Türk-Kürt kar-
desligi doguramazsiniz. "Bin yillik kardeslik"ten dem vururken de
acilimcilara "bölücü" diye saldirmakta oldugunuzu görmeli ve bu
saldiriyi yaparken de kendi irkdaslarinizi böldügünüzü bilmelisiniz.
Cünkü siz Acilim'a karsi koyarken, ona taraftar olan Türkler'e düs-
manlik ederek bölücülük yapmaktasiniz. "Daga cikariz" diyerek A-
cilim'in dostlarini "düsman" sayip Türkler arasinda bölünme yaratir-
ken Kürt vatandaslarimiza nasil kardeslik götüreceksiniz? Birbirini
tutmayan söz ve davranislarinizla nasil inandirici olabilirsiniz?
Yani bize; herseyden önce "Dogruluk", sonra da "Hakcilik" ve "Ada-
letcilik" gereklidir. Bunlarin geregini yerine getirebilirseniz, "bin yillik
kardesligi" yakalayabilirsiniz. Ama kuvvetli bir dindasliginiz yoksa,
onu ya$atamazsiniz. Bu takdirde bize, hak ve özgürlüklerimizi esit
bir sekilde dagitan ve güvence altina alan bir Anayasa gerekir. Eger
Anayasamiz bunu saglamiyorsa, onu yenilememiz ve degistirme-
miz sart olur. Anayasa'nin degistirilmesine karsi koyanlar ise, en
bastan Türk-Kürt kardesligini imha etmis sayilir. Anayasa'nin yeni-
lenmesine taraftar olursaniz, kardeslik konusunda "yalanci" degil-
siniz demektir. Acilim'a taraftar olan halk cogunlugu simdi sizden
koskoca bir "dogruluk" bekliyor. Biz inancli bir milletiz, yalanciligi
sevmeyiz, degil mi?
Sayin Genelkurmaylilar!
Türk Silahli Kuvvetleri icindeki "gizli cuntalar" hakkinda bize gercek-
leri söyleyiniz. Genelkurmay icindeki "Bitirme Cuntasi"nin bilgisa-
yarlarinizdaki suc delillerini "35 kez" silerek yok etmediniz mi? Bu
33 cuntaci subay ve generali nicin himaye ediyorsunuz? Bu hima-
ye büyük bir suc degil mi? O halde onlari nicin sakliyorsunuz? E-
ger "böyle bir sey yok" diyorsaniz, bu halde o zanli 33 kisi ve De-
niz Kuvvetleri'ndeki 43 'Kafesleme Cuntacisi' rütbeli, halkin karsisi-
na gecip: "Namus ve serefimiz ve canimiz üzerine yemin ederiz ki;
biz cuntaci degiliz. Bitirme ve Kafesleme planlarini biz yapmadik
ve böyle bir plan hic bir zaman olmadi ve böyle bir seye de hic bir
zaman izin vermeyiz. Cünkü biz, millet düsmani degiliz. Cünkü bi-
zim, milletin egemenligini gasbedecek bir iktidar hirs ve hevesimiz
yoktur. Demokrasinin de dostuyuz, düsmani degil. Eger yalan söy-
lüyorsak, Allah belâmizi versin ve canimizi alsin" diye tek tek veya
toplu halde sözlü bir yemin versinler. Biz de bu sekilde süpheleri-
mizden kurtulalim ve dâvânin üzerine bir cizgi cekelim, barisalim.
Eger bu yemini veremiyeceklerse, lütfen suclarini itiraf edip, yargi-
ya teslim olsunlar. Yoksa, onlar yüzünden bütün TSK'lilar zan al-
tinda kalmaya devam edecek ve TSK ve onu yöneten Genelkurmay
da "güvensiz bir kurum" olarak kalacak ve Biz Millet'in bu kirlenmis-
lige ve TSK icindeki ceteci ve cuntaci "millet düsmanlari"na karsi
savasi da sürüp gidecektir.
Ceteci ve cuntacilari uyariyoruz! Sucunuzu örtebilmek ve bir darbe
yapabilmek icin yeni yeni povokasyonlar üretmeyin. Cünkü herse-
yiniz kayit altindadir! Bir müddet sonra hersey gözleriniz önüne se-
rilecek.
Milli Istihbarat Teskilâti'na not: Genelkurmay'daki 33 ve Deniz Kuv-
vetleri'ndeki 43 cuntaci zanlisi gözetim altinda tutulmalidir. Cünkü
Genelkurmay'daki, "cuntacilarla ilgili suc delillerinin imha edilme o-
perasyonu", onlari "zanli" olmaktan cikarip, "suclu" durumuna dü-
sürmektedir. Bu da, cok dikkatli olmamizi gerektirmektedir.
Genelkurmay Baskanligina not: TSK'nin devletten aldigi paralarin
(son 25 yilin, bu mümkün degilse, 10 veya 5 yilin) gelir-gider dö-
küm ve belgelerinin BIZ HALK'a acilip gösterilmesini istiyoruz. Cün-
kü bu paralarin carcur edilmekte ve birilerinin ceplerine indirilmekte
oldugundan süphe icerisindeyiz. Gerekli belgelerin, Savunma Ba-
kanligi'na veya güvenilir bir STK örgütüne ibraz edilerek süpheleri-
mizin giderilmesini rica ediyoruz. Devlete vergi ödemekte olan bir
millet olarak bu ricayi yapmak hakkimizdir. Bu hakkimiz cignenme-
melidir. Neticeyi, gerekli kurum veya bakanlik: "Yapilan kontrol so-
nucu, hesaplarda herhangi bir egrilik görülmemistir" seklinde kamu-
oyuna bildirilmelidir. Bu bildiri yapilmadigi takdirde, hesaplarda müt-
his egriliklerin bulundugu acik hale gelmis olacaktir. En iyi kanit,
belgelerdir. Kimseden belge yerine lâf istemiyoruz.
Bu hesap verme islemi her yil yapilmak zorundadir. Böylece TSK,
milletin; "paralari ne yapiyorlar acaba" dedikodusundan kurtulur,
güvenirligini de kanitlamis olur.
Evet, terörü bitirmek icin devletten aldiginiz 400 milyar dolari ne yap-
tiniz? Parayi aldiniz, terörü neden bitirmediniz? Size verilenin karsi-
ligi nerede. Lütfen, bunun hesabini veriniz!
Ey TSK'nin 700 bin askeri!
Sizler; BIZ MILLET'in kahramanlari, vatanimizin muhafizlari, özgür-
lügümüzün koruyucularisiniz. Koruyuculugunuzu yaparken cok dik-
katli olmalisiniz. Cünkü icinize, Biz Millet'in özgürlügünü yok et-
mek ve egemenligini gasbetmek isteyen cuntaci hainleri sizmis ve
yerlesmis olabilir. Bu hainlerden size, darbeye katilmanizla ilgili bir
emir geldiginde veya bir kipirdanma sezdiginizde onlara itaat etme-
yiniz. Onlari hemen Biz Millet'e bildiriniz, ihbar ediniz. Hainlerin eri
degil, milletin eri, askeri olunuz. Böylece rütbelerin en üstünü olan
"GÜVENILIR ORDU VE ASKER" ünvan ve lâkabini ve apoletini hak-
etmis olursunuz. Bu liyakat ve apoleti omuzlarinizdan hic düsürme-
melisiniz! Bu vatan ve millet size emanettir. Bu emanete hiyanet
etmek isteyenlere firsat vermeyiniz. Ya$asin Arslanlarimiz! Ya$a-
sin Kahramanlarimiz!
Ey arslanlarimizin arslanlari olan Subay ve Generallerimiz!
Görevinizin "politika" degil, "askerlik" oldugunu iyi biliyorsunuz ve
bunun icin Türk Silahli Kuvvetleri'nde bulunuyorsunuz. Bu sebeple
sizler, istediginiz partiye oy verebilirsiniz. Buna karismaya hakki-
miz yoktur. Fakat tuttugunuz partinin muhalefetini, Biz Millet'in sec-
tigi partinin hükümetine karsi kullanirsaniz ve bu muhalefetle ordu-
ya nizamat vermeye kalkarsaniz, cok büyük bir hata ve haksizlik
etmis olursunuz. Bu da, milletin orduya olan güvenini yok eder. Po-
litika yapmak istiyorsaniz, askerlik elbisesini cikarmalisiniz. Biz
Millet'in iradesine ve kayitsiz sartsiz egemenligine saygili olmak
zorundasiniz. Saygili olursaniz, saygi görürsünüz. Yoksa, saygi
görmezsiniz.
Kesinlikle bilmelisiniz ki, bu sözleri söyleyen; bir sahis, bir grup,
bir cemaat, bir örgüt ve bir parti degil; HAK ve ADALET ve ÖZGÜR-
LÜK A$KI'dir. Bu a$k, hepimizin a$ki degil mi? Bu a$kin zarar gör-
memesi icin demokrasiye razi olacagiz, onu koruyacagiz. Öyle ise
lütfen, aranizdaki cuntacilari millete teslim ediniz.
Unutmayiniz! Demokrasimize zarar verirseniz, CUMHURIYETIMIZ'
i katletmis olursunuz. Bu da, cumhuriyetimizin kurucusu BÜYÜK
KUMANDAN'a ihanet olur! Ayrica Biz Millet'in size kazandirdigi,
millete ait olan güc ve silahi bize karsi kullanmaya veya kullandirt-
maya hakkiniz yoktur. Böyle bir haksizlik, MILLET'e ihanettir! Biz-
ler ise sizin, bu ihanetlerden ari oldugunuzu görmek istiyoruz ve
bizi yaniltmayacaginizi umuyoruz. Ümidimizi bo$a cikartmayiniz.
Hepinize saygi ve sevgilerimizle...
Sayin Ba$bakan!
Son olarak partililerinize Iran'la ilgili bir uyarida bulunmak istiyoruz.
Nükleer enerji konusunda Iran'in avukati olacak kadar Iran'in düs-
manlarina kafa tuttunuz. Fakat onlara kafa tutarken cok önemli bir
noktayi görmek gerekiyor:
Bugün dünya siyasetinin ve ülkelerinin bütün ipleri Amerika'nin e-
linde. Yani Rusya da dahil hic bir ülke, ipleri tutan El'den izinsiz bu
El'e zit olacak bir i$ yapamaz. Yapmaya kalkanlar da zarar görür
ve görüyor. Enerjiye ihtiyaci olmayan petrol zengini Iran Yönetimi
ise bu gercegi atlayarak, kendi keyf ve arzusunu gerceklestirmeye
calisiyor. Iran'in hedefi ise, nükleer enerji perdesi altinda nükleer si-
laha ulasmak ve bununla da, ba$siz kalmis Ortadogu'nun liderligini
kapmak. Fakat Ortadogu ülkeleri Iran'in liderligine razi degildir. On-
larin rizasi olmadan hic bir ülke o bölgeye lider olamaz. Ama onla-
rin üstünde de Allah'in Mehdisi'nin ve Amerika'nin razi olup olmama-
si vardir. Bu ikili ortak Irade ise; dilsel, dinsel, bölgesel, siyasal ve
stratejik bir cok acidan Türkiye'nin Ortadogu'ya liderligini daha uy-
gun görmektedir. Iran yönetimi ise bu gercegi tanimak istememek-
te ve doludizgin nükleer silaha erismeye calismaktadir. Ortadogulu'
larin, ABD ve Allah Mehdisi'nin rizalarini cigneyen bu calisma da;
Dünya ve Ortadogu bölgesinin dengelerini ve barisini bozacak bir
gayret olmasindan, "Dünya Hükümdari" mevkiindeki ABD, buna i-
zin veremez ve onu durdurmak ister ve bunun icin calisiyor. Israil'in
"Iran korkusu" ise bu meselede, "ikinci sirada" yer bulur.
Iran'in nükleer enerji elde etme calismalarini sinirlama konusunda
ABD, bu i$in nereye varacagini yani Iran'in söz dinlemeyecegini bil-
digi halde, onunla simdiye kadar "diplomasi oyunu"nu sabirla ve yu-
musaklikla sürdürdü. Fakat bu oyun sonsuza kadar gidemezdi ve
oyunun sonuna geldik. Simdi $ah'in mat olma zamanidir. Biz millet
cogunlugu olarak dindasimiz ve kardesimiz olan Iran'in vurulmasini
istemeyiz. Fakat Iran, vurulmamanin sartlarini yerine getirmek iste-
miyor. Bununla da Israil'e savunma hakki ve düsmanini vurma me$-
ruiyeti kazandirmis oluyor. Bu sekilde de günah bizden gidiyor. A-
merika da: "Ben gerekeni yaptim" diyor ve bununla da Israil'e; "sen
de gerekeni yapabilirsin" demis oluyor. Yani Yeni Yil'in baslangici,
bir Iran-Israil kapismasina sahne olacaktir demektir. Cünkü Iran'in
nükleer enerji ko$usunda sürat kesmesi $öyle dursun, tam aksine
sürat artirmasi, ona biraz daha mühlet tanimanin, ona zafer kazan-
dirmak olacagini herkes görüyor. Onun zaferi ise, Ortadogu'nun
maglûbiyetidir. Global siyasetin lideri ABD elbette ki buna izin ve-
remez. Iran nükleer silah edinme hakkina sahip olsa da, bu, ABD'
den izinsiz olamaz. ABD'yi cigneyecek bir güce sahip olmayan bir
ülke de istegine ulasamaz.
Bu durumda Türkiye de, ABD ve Israil karsisindaki durusunu buna
göre ayarlayacak ve yanlis duruslarin ona, Iran'in vurulmasindan
daha büyük zararlar verecegini görerek hareket edecek demektir.
ALLAH TÜRKIYE'YI KORUSUN!
Not 1: Iki subayin Bülent Arinc'a suikast hazirliginda yakalanma-
sindan sonra Genelkurmay'a hic bir güvenimiz kalmadi. Bu durum-
da bütün millet, TSK'nin herhangi bir darbe kalkismasina karsi ha-
zirlikli olmali ve Emniyet Teskilâtimiz da TSK'dan gelecek hic bir
emri dinlememeli, Biz Millet'in arkasinda durmalidir. Bununla birlik-
te CHP ve MHP'yi de uyariyoruz! Eger Biz Millet cogunlugunun ri-
zasi olmadan anti demokratik yollarla iktidara gelirseniz veya geti-
rilirseniz, bu iktidari size yâr etmeyiz.
Not 2: Bay Öcalan!
PKK'nin son tehditlerini de dinledik. Ama bu tehditlerle Türkiye
halklarini sindiremezsiniz. Evet, cikaracaginiz bir ic savasta bes-
on bin daha sehit verebiliriz. Fakat bu, zatinizin ve PKK'nizin da
sonu olur. Hepiniz imha edilirsiniz. Yoksa maksadiniz bu mudur?
Eger kendinizi hakli görüyorsaniz, bu hakliliginizi önce CHP ve
MHP'ye kabul ettirmelisiniz. Madem kabul ettiremiyorsunuz ve
madem bu muhalefet Kürt Sorunu'nun cözümünü istemiyor ve
AK Partiyi'de engelliyor, bu halde bize, önce bu engeli kaldirmak-
tan baska ne kaliyor? Bu da, sabirla halledilecek bir konudur. E-
ger MHP ve CHP'den: "Siz bir ic savas cikararak AK-P'yi devirin,
biz sizin sorununuzu cözer, affinizi da saglariz" seklinde bir me-
saj aldiysaniz, söyleyin. Eger böyle bir mesaj yoksa, sakin olmak-
tan baska careniz de yoktur. Dolayisiyla PKK'niz, Ergenekon'un
emriyle hareket etmeye son vermeli, Kürt Sorunu'nun cözümü icin
AK Parti'nin yarattigi bu güzel sans heba edilmemelidir. Bunu he-
ba etmek, sizin de sonunuz olur. PKK, bu kötü sona hizmet etme-
ye son vermelidir. Seksen yillik bir dâvânin sekiz dakikada halle-
dilemeyecegini de kabul etmek zorundasiniz. Lütfen sakin olun!
Bir CHP-MHP koalisyonunda da bu sorunun asla cözülemeyece-
gini unutmayin. Bu bakimdan AK Parti iktidarinin devrilmesine e-
deceginiz hizmet, Kürt Sorunu'nun ebedî cözümsüzlügü demektir.
Isteginiz buysa, sizi kim durdurabilir!
MHP ve CHP olmasaydi, Kürt Sorunu sekiz ayda cözülürdü. Sim-
di biz bu muhalefet engeleni nasil a$acagimizi düsünmeliyiz. Me-
selâ, muhalefet üzerinde toplumsal baski kurabiliriz. Herhalde bu
sorunun cözümüne engel olanlar, yüzde yetmis millet cogunlugu-
nu bogazliyacak degiller. "Yeter ki bu sorun cözülmesin" diye,
Türkiye'yi atese vermeye kalkabilir mi milliyetciler? Kalkarlarsa,
vatan icin vatan yakan adama dönmezler mi? Neronlugu kabul e-
debilirler mi? Eger Müslümanliklari varsa etmezler. O halde: "Bu
sorun cözülsün artik. Biz daha fazla kan ve gözya$i görmek iste-
miyoruz" diyen yüzde yetmis halk cogunlugunun sözüne kulak
vermekten baska caresi yoktur Halkci'larin ve Türkcü'lerin.
$u noktalari da gözönünde tutmaniz gerekir bay Öcalan: Eger siz,
bir ic savas cikartarak TSK'nin iktidara gelmesini saglarsaniz, bu,
Ergenekon'un kurtulusu olur. Ama bunun, sizin de kurtulusunuzun
olacaginin garantisi yoktur. Acaba TSK'ya yapacaginiz hizmet kar-
siliginda ondan bir kurtulus garantisi saglayabilir misiniz? Bunun
olumlu kesin bir cevabi yoktur. Cünkü TSK icindeki cunta ve Jitem,
bu sorunu cözmemek icin 17 bin 500 Kürd'ü imha etti. Eger onu
iktidara getirirseniz, bir 20 bin Kürd'ü daha imha etmekten cekin-
mez. Bu opsiyonun size fayda getirmeyecegi acik olmakla beraber,
dindarlarin ve demokratlarin da, TSK'nin iktidarina izin vermemekte
kararli olduklarini ve gerekirse bunun icin bir savasi göze almaya
hazir olduklarini da bilmeniz gerekir. Cünkü dindarlarin ve demok-
ratlarin bir darbeye izin vermeleri demek, 27 Mayis Ihtilâli günlerine
geri dönmeleri demek olur ki, bunu kabul etmek asla mümkün de-
gildir. I$te bu sebeple darbecilerin yolu tikalidir. Yani TSK'yi iktida-
ra getirmeniz de kolay bir i$ degildir, hattâ imkânsizdir. Cünkü on-
larin darbesine rarsi koyacak olan yalniz dindar ve demokrat halk
degil, arkalarinda bundan sonra Avrupa ve Amerika ve Ortadogu
ordulari da bulunacaktir. Bunun icin de bir tek emir yetecektir.
Cünkü Allah'in Mehdisi bu sürece el koymus bulunmaktadir. Cün-
kü Türkiye, sorunlarini cözebilecek bir olgunlukta gözükmüyor.
Görülüyor ki, bu sorunun cözümünde bir iki oyuncu degil, bes alti
oyuncu var ve o oyuncularin biri "en güclü". O en güclü'nün izni ve
yardimi olmadan da bu sorun cözülmez. Eger siz, bu sorunun ö-
nündeki engelleri birer birer degil de, birden bire a$maya kalkarsa-
niz, sorunun cözümünü kilitlemis olursunuz. Bu da bize, demokra-
tik ilkeler ve global degerler cercevesi icinde kalarak hareket et-
mekten baska care olmadigini gösteriyor. O halde demokrasiye i-
taat etmeye mecburuz. Tabii kurtulus istiyorsak!
O halde gelin, seytanin cocugu Ergenekon'un emrini dinlemeyin.
Zira, cocuk akliyla hareket edenler, felâketten baska bir sey ka-
zanmazlar.
Sayin Ilker Basbug!
TSK icindeki cuntacilari bitiriniz. Eger bunu yapamiyacaksaniz,
görevinizden istifa ediniz. Bu millet, neler olup bittigini anlamiya-
cak kadar aptal ve geri zekâli degildir!
Sayin Basbakan!
Cuntacilarin suikast hazirliklariyla yaptiklari korkutmalara pabuc
birakmayin. Onlardan ürkerek daha öncekiler gibi sapkanizi alip
gitmeyin. Bu göreve sizi, bu halk getirdi. Görevinizin ne zaman
sona erecegini de yine ancak bu halk cogunlugu karar verir. On-
larin kararina saygili olmalisiniz.
Ey Osmanli Imparatorlugu'nun torunlari olan Türkiye Halklari!
Sizler, bir imparatorlugun cocuklarisiniz. Bir haksizlik, adaletsizlik
ve kötülükcülük kafesine kapatilmis olabilirsiniz. Böyle bir kafeste
esir olarak kalmaya razi olmak, size yakismaz. Ikiyüz yildir, özel-
likle son 88 yildir kapatildiginiz "kafes"i parcalamalisiniz artik. Bu
kafesinizin üzerine yeni bir "kafes"in daha kapatilmasina izin ver-
memelisiniz. Sizin de insanliga götürebilecek bir seyleriniz olmali.
Hep "alan el" degil, biraz da "veren el" olmasini bilmelisiniz. Avrupa
ve Amerika nasil "bilim ve teknigin imparatoru" olduysa, sizler de
"Hak ve Adalet ve Iyilikciklik'in Imparatoru" olunuz. Dünyayi bunlar-
la fethediniz. Cünkü sizler yalniz Osmanli Imparatorlugu'nun degil;
Mevlâna'larin, Yunus Emre'lerin, Haci Bektas-i Veli'lerin, Pir Sultan
Abdal'larin ve Bediüzzaman'larin da torunusunuz. Onlara lâyik torun-
lar oldugunuzu isbatlamaniz, boynunuzun borcudur. Bu borcu öde-
meden ölmemelisiniz!
ÖYLEYSE HAYDI I$ BA$INA!
Zaman: Yeni Cag'in dokuzu, Aralik sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Mesaj.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Abonnieren
Posts (Atom)