Dienstag, 27. Oktober 2020

MACRON İSLÂMİYETE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI KAZANABİLİR Mİ?

 

MACRON İSLÂMİYETE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI KAZANABİLİR Mİ?

 

dinine savaş açanları kahredecek olan tekTANRInın adıyla

 

1.7 milyar müslümanın peygamberi Muhammed'e hakaret etmeye izin vermekle ve müslümanca yaşayışın bir kısmına yasak koymakla ve Kur'anı değiştirmeye çalışmakla, Fransa Devlet Başkanı Macron İslâmiyet'e savaş açmış görünüyor.

Peki, Macron bu savaşı kazanabilir mi?

Macron bu savaşı kazanamaz! Çünkü İslâm, yenilgiye uğratılabilecek bir din değildir. Macron Fransa'daki müslümanlara karşı bir zafer kazanabilse de, bu zafer Macron'a kazandırmaz, kaybettirir.

Sayın Macron kendisine kaybettirecek bu savaştan çıkmalı, barış için çalışmalıdır. Ancak bu çalışma onu zafere götürür, yani ona kazandırır. Bu kazanım için de Macron önce milyarlarca insanların peygamberleri olan İsa'ya, Musa'ya ve Muhammed'e hakaret edilmesini yasaklamalıdır. Bu yasak getirilmezse Macron teröre hizmet etmiş olur ve şu anda da teröre hizmet etmektedir. Bu hizmet sonucunda da onlarca insan katledildi. Son olarak da geçenlerde Çecen asıllı Rus bir genç tarafından Muhammed'e hakarete hizmet eden bir öğretmenin başı kesildi. Yani Muhammed Peygambere hakaret, terör üretmektedir. Bu terörü de Sayın Macron ve yönetimi beslemekte ve ona izin vermektedir. Macron'un bu terör üretimi son bulmak zorundadır. Bunun için de Sayın Macron ve yönetimi, Peygamberlere hakareti derhal yasaklamalıdır. Bu yasak mutlaka getirilmelidir. Yoksa bu terör büyür, daha onlarca öğretmenin kafası koparılır; sonuçta terör Fransa'yı yutar.

"Ben müslümanların yaşantısına engeller koyacağım, Kur'anı da değiştireceğim" demekle bu sorun çözülmez.

Bu sorunun en kolay çözümü, müslümanlara karşı açılmış savaş olan "Muhammed'e hakaret"i bitirmektir.

Çünkü Fransa ve Macron tarafından izin verilen bu hakaretler "fikir özgürlüğü" değil, "fikre ve inanca saldırı"dır. Bu saldırı ise "müslümanlara karşı açılmış bir savaş"tır. Bu savaş karşısında müslümanlar güçlü ise, Fransa yönetimine haddini bildirir ve savaş sona erer. Ama onlar güçsüz ise, bu savaş terörle devam eder. Çünkü peygambere hakaret, iyi bir eğitimden mahrum kalmış gençleri radikalleştirebilir. Onlar da çareyi, gider terörde arar.

Bu durumda Macron'un yapacağı iş, müslümanlara hakaret yoluyla yapılan saldırı ve savaşa son vermektir.

Müslümanlara savaş açmış bulunan Macron, "İslâmiyet'in krizde olduğunu" iddia etmiş. Krizde olan İslâmiyet değil belki Macron'dur. Macron yaptıklarına iyi baksın. Fransa'yı uçuruma götürdüğünü biran önce görsün.

Macron şunu da görsün ki, İslâmiyet'te kriz yoktur. Kriz belki onu anlamada çıkabilir. Bunu da Tanrı'nın doğruluğa götürücüsü Mehdi Hazretleri çözer. Yoksa Kur'anın bazı âyetlerini çıkarmakla, değiştirmekle çözülmez. İslâmiyet'i yenileştirmek Mehdi'nin görevidir, Macron ve Macron gibilerin değil!

Macron'un görevi, İslâmiyet'e hakaret edilmesine izin vermemektir. Macron, Muhammed'e hakareti sonlandırmalı ve müslümanca yaşayışa da engel olmaktan vazgeçmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.

 

Not 1: Fransa yönetimi ve halkları şu hukuku görmelidir: Bir şahsa hakaretin cezâsının 6 ay hapis olduğunu farzedelim. Peygamber Muhammed'e hakaret ise 1.7 milyar müslüman şahsa hakaret olduğundan bunun toplam cezâsı yuvarlak olarak 5 milyar yıl hapis cezâsıdır. Bir ömürde 60 yıl bulunduğunu kabul edersek ve 5 milyar yıllık cezâyı 60'a bölersek, 8.3 milyon çıkar. Yani 5 milyar yıllık cezâda 8.3 milyon kere idam vardır. Yani Muhammed'e hakaret edenlerin ve ettirenlerin 8 milyon kereden fazla idam edilmeleri gerekiyor. Eğer bu hukuk yolu kapalıysa, terör ve savaş yolu açılmış olur. Fransa yönetimi adâletin gereğine teslim olarak terör ve savaş yolunu kapamalıdır.

Not 2: Eğer Fransa yönetimi hukuk yolunu açık bırakmazsa, yani Muhammed'e hakareti yasaklamazsa, radikalleşmiş gençlerin okullarda Muhammed karikatürü gösterecek ögretmenlerin kafasını kesmesinin yolunu açmış olur.

Not 3: Fransa okullarında öğrencilere Muhammed karikatürü gösterecek olan öğretmenler bundan sonra masum değildir. Çünkü Muhammed'e hakaretin cezâsı, 8.3 milyon kere idamdır. Fransa'nın öğretmenleri, kendilerine suç işleten bir yönetime itaat etmek zorunda değildirler.

Not 4: Fransa okullarında öğrecilere Muhammed karikatürü gösterilecek olması, "hakareti kabul et" dayatmasıdır. Hiçbir öğrenci bu dayatmayı kabul etmek zorunda değildir.

Not 5: Fransa'daki öğretmenler liselerde Muhammed'e hakaretin karikatürlerle yaygınlaştırılacak olmasını protesto etmeli ve "biz kesilecek kafamızı yolda bulmadık" demelidirler.

Not 6: Macron'un okullarda İslâmiyet'e ve müslümanlara hakareti yaygınlaştırmaya çalışması, İslâmiyet'e ve müslümanlara karşı açılmış bir savaştır ve savaş sebebidir. Macron bu savaştan vazgeçmezse, birkaç İslâmlı Ülke birleşerek Fransa'ya savaş açabilir. Eğer bu savaş açılmazsa, terör Fransa'yı karıştırmaya devam eder. Yoksa Macron'un istediği de bu mudur?

Not 7: Muhammed'e hakarete izin vererek müslümanlara kötülük ve saygısızlık etmekte olan Macron ve yönetimi eğer bu bu tavrını sonlandırmazsa, Fransa'yı "İslâmlı Ülkeler'in ve Müslüman Dünya'nın düşmanı" haline getirmiş olur.

Not 8: İslâmlı Ülkeler'in yönetimlerinin dikkatine! Eğer Fransa Cumhurbaşkanı Macron müslümanların peygamberi Muhammed'e hakareti ve bu hakareti okullarda yaygınlaştırmaya çalışmasını derhal sonlandırmazsa, İslâmlı Ülkeler'in yönetimleri, casuslarını gönderip Macron'u yakalatma ve onu idam etme hakkına sahiptirler. Çünkü Macron 8 milyon idamlık bir suç işlemektedir. Bu suç cezâsız kalamaz, kalmamalı!

Not 9: Fransa'nın mallarını boykot eden Katar yönetimini tebrik ediyoruz.

Not 10: İsa, Musa ve Muhammed Peygamberlere hakaret edenlerin ve tövbe etmeyenlerin ötedünyadaki cezâsı, cehennemde ebediyen yanmaktır.

Not 11: Bu bildiri bütün Fransızlara iletilmelidir.

Not 12: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı.

 

Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tekTanrı'nın elçisidir.

 

Zaman: Yeni Çağ'ın yirmisi, Ekim sonu.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka dâvet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.

 

Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                        *   *   *

 

 

Dienstag, 6. Oktober 2020

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E AZARBEYCAN UYARISI!

 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E AZARBEYCAN UYARISI!

adâletli olmayı emreden tekTANRInın adıyla


Birlemiş Milletler'in sayın üyeleri,

Yüce Tanrı'nın yönetimde adâletli olmayı emretmiş olmasının nedenini hiç düşündünüz mü? Çünkü adâlet, devletleri ve milletleri ayakta tutan ve halklar, insanlar ve ülkeler arasında barışı sağlayan temel bir sütundur. Bu sütunun yıkılmaması için de adâlete sarılmaktan ve onu ısrarla uygulamaktan başka çare yoktur. Barışı sağlamak için kurulmuş Birleşmiş Milletler gibi bir teşkilat ise adâletten kesinlikle kopamaz ve onun gereklerini bütün gücüyle uygulamak zorundadır. Bunları yerine getirmeyen bir teşkilat ise dünya barışını sağlayamaz. Barışı sağlayamayacak bir teşkilatın da varlığına gerek kalmaz.

Şimdi söyleyin sayın üyeler! BM'nin varlığını istiyor musunuz, yoksa istemiyor musunuz? Eğer "istiyoruz" diyorsanız, milletler arasında gerekli adâleti uygulayınız. Bu uygulamanızla bütün savaşlar biter, dünya barışa erer. Ama ne yazık ki sizler, yani BM'nin başında olan beşler, gerekli adâleti uygulamaktan kaçmaktadırlar. Bu kaçışları da sırf kendi menfaatlerini korumak ve kurtarmak içindir. Fakat adâletsizliğe uğrayan milletlerin ve devletlerin menfaati ne olacak. Menfaatler adâletli bir şekilde korunmalı değil mi? 

O halde BM'nin başındaki beşler kendine gelmeli ve adâletsizliklerine son vermelidir.

Bu son veriş için de haksız saldırı ve işgalleri hemen durdurmalısınız. Ama durdurmuyorsunuz! Çünkü çıkarlarınızı korumak size adâleti çiğnemeyi emrediyor. Fakat bu emir, haklı bir emir değildir. 

Bu haksızlık BM'de olmamalıdır ve olamaz!

O halde haksızlıklarınız son bulmalı ve "yalnız bizim çıkarımız değil, hepimizin çıkarı korunmalıdır" diyebilmeli, adâletli olmayı kabullenmelisiniz.

Şimdi asıl konuya gelelim. Ermenistan Azarbeycan'a saldırıyor, ona "dur", "saldırılarını hemen durdur" demiyorsunuz. İki taraf arasında savaş başlayınca da onları ateşkes'e dâvet ediyorsunuz. Fakat bu dâvet eksiktir. Çünkü Azarbeycan'ın toprakları Ermenistan tarafından işgal edilmiştir. Adâletin gereği olarak ona demelisiniz ki: "İşgal ettiğin toprakları terket!" Ama bunu demiyorsunuz. Demiyerek de adâleti çiğniyor ve çiğnetiyorsunuz. Bu adâleti çiğneme ve çiğnetme fiiliniz derhal son bulmalı ve Ermenistan'a gerekli emri vermelisiniz. Vereceğiniz emir ise: "İşgal ettiğin Azarbeycan topraklarını terket!" Bu emri verdiğinizde ve emre uyulduğunda Azarbeycan da savaşı durduracak, barış sağlanacaktır. Sizin göreviniz de zaten bu değil mi? 

O halde lütfen görevinizi yapınız. Bu görevi yerine getirmediğinizde BM'nin varlığına gerek kalmayacaktır. 

Eğer milletler arasında adâleti sağlamak için çalışmazsanız, bu eksiliğiniz zarar üretmek olur. Zararı faydasından çok olan bir teşkilatı ise kapatmaktan başka çare yoktur. 

Şimdi, BM'nin varlığını mı istiyorsunuz, yoksa yokluğunu mu? Eğer varlığını seçiyorsanız, hak ve adâleti BM'nin temeli yapmak zorundasınız. Bu zorunluk da adâlete boyun eğmenizi gerektirir. Boyun eğiyor musunuz? Eğer boyun eğmeyi kabul ediyorsanız, yaşasın BM!

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Bu günden itibaren BM'deki beşlinin adâletli bir kararı veto etme hakkı yoktur. "Çıkarlarıma uymayan bir kararı kabul etmem" deme devri bitmiştir. Çünkü adâlet, çıkarlara bakmaz, haklılığa bakar ve haklının hakkını verir. Suçlunun hakkı da cezâdır.

Not 2: BM Güvenlik Kurulu'ndaki devletler eğer adâlete boyun eğmek istemezlerse, BM'yi terketmelidirler.

Not 3: Birleşmiş Milletler adâletli olmayı kabul etmedikleri ve gerekeni uygulamadıkları takdirde bütün İslâmlı Ülkeler BM'den çıkmalıdır.

Not 4: Ermenistan, Rusya'ya ve Avrupa ülkelerine güvenerek Azarbeycan'a saldırdı. İşgalci olmak yetmiyormuş gibi bir de saldırıda bulunan Ermenistan'a Rusya ve Avrupa ülkeleri: "Haddini bil! Haksızlık edersen arkanda olmayız" diyebilmelidir.

Not 5: BM Güvenlik Kurulu, Yunanistan'nın gasbı altında bulunan 12 Adalar'ın ve İsrail'in işgalinde olan yüzde 22'lik toprakların sahiplerine iadesi için bir karar almalı ve bunu uygulamalıdır. Karara uymayan devletlere de yaptırımda bulunmalı veya hak sahiplerine haklarını alabilme yolunu açmalıdır. Hukuk yolu kapalıysa, savaş yolu açılmış olur. BM, haklının savaşına engel olmamalı ve haksızın arkasında durmamalıdır.

Not 5: ABD bir terör örgütünün eliyle Suriye topraklarının yüzde 25 kadarını işgal etmiş ve petrolüne el koymuş durumdadır. ABD yönetimi bu işgalci ve sömürgeci haline son vermeli ve Suriye'yi terketmelidir. Suriye'yi bölmeye çalışmaktan da vazgeçmelidir. Eğer ABD Suriye'de bir iş yapmak istiyorsa, o iş, diktatörlüğü bitirmek ve istikrarı sağlamaktır. ABD eğer bunu yapamayacaksa, onun işi oradan çıkmaktır.

Not 6: Bu bildiri uluslararası diplomatik platformda paylaşılmıştır.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Tanrı tektir. İsa, Musa ve Muhammed tekTanrı'nın elçisidir.


Zaman: Yeni Çağ'ın yirmisi, Ekim başı.

Mekan: Avrupa.

Makam: Hakka dâvet ve uyarı.

Boyut: Muranizm.


Yayınlayan: Avrupa Muranistleri.

                           *   *   *