Freitag, 11. Oktober 2019

TÜRKİYE'Yİ İŞGALCİLİKLE SUÇLAYAN ABD YÖNETİMİNE UYARI!

       TÜRKİYE'Yİ İŞGALCİLİKLE SUÇLAYAN
                   ABD YÖNETİMİNE UYARI!

            haklıları ve haksızları görmekte olan
                          tekTANRInın adıyla


Türkiye teröristlerden temizlemek üzere Suriye'nin
kuzeyine harekât kararı alınca ve harekete geçince
ABD Başkanı Trump şu sözleri sarfetmiş:

"Bu sabah NATO üyesi Türkiye Suriye'yi işgal etti.
Birleşik Devletler bu saldırıyı onaylamıyor ve Türki-
ye'ye de bu operasyonun kötü bir fikir olduğunu net
bir şekilde iletmiştir,"

Avrupa ve Amerika medyasında da "Türkiye'nin iş-
galciliği"nden bahsedenler var.

Sayın Donald Trump ve ey ABD'yi yönetenler! Siz-
ler hangi hakla ve delille "Türkiye'nin Suriye'yi işgal
ettiğini" iddia ediyorsunuz? Var mı bir hakkınız?
Var mı bir deliliniz? Varsa, hadi gösterin! Gösterin
de, Türkiye işgalci(!)liğine son versin... Ama gös-
teremezsiniz.

Bakın Sayın Trump ve ey Türkiye'yi işgalcilikle suç-
layanlar! Türkiye istese, sınırlarına yakın olan bütün
Suriye şehirlerini ilhak edebilir. Hem de Suriyeli hal-
kın rızâsıyla yapar bunu. Ama yapmıyor. Çünkü Tür-
kiye'nin Suriye topraklarında gözü yok. Eğer gözü
olsaydı bunu çoktan yapardı. Eğer yapsaydı, bunu
da Suriye halkının rızâsıyla yapardı.

Bunun doğruluğunu anlamak için isterseniz gazete-
cilerinizi Türkiye'nin sınırlarına yakın olan Suriye şe-
hirlerine gönderip oraların halklarına sordurunuz.Bu
sormada desinler ki: "Suriye'de Baas rejimi yıkılma-
sa veya şuanki durum devem etse, Beşar Esad'ın
yönetimi altında mı, yoksa Türkiye'nin yönetimi al-
tında mı olmak istersiniz? Türkiye'nin topraklarınızı
sizin hesabınıza ilhak etmesine rızâ gösterir misi-
niz?"

Bu sual karşısında Suriyeli halkların çoğunluğunun
Türkiye'nin yönetimini tercih edeceğini, Esad'ın yö-
netimini reddedeceklerini ve Türkiye'nin ilhakına
karşı çıkmayacaklarını göreceksiniz.

İşte Türkiye için böyle bir fırsat varken, o bunu kul-
lanmıyor. Neden kullanmıyor? Çünkü Türkiye'nin iş-
galcilik arzusu yok! O halde Türkiye'nin derdi ne?
Niçin Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge açılmasını
istiyor?

Türkiye istediği bu güvenli bölgeyle hem sınırlarının
güvenliğini sağlamak istiyor, hem de bu bölgeye 3
milyon Suriyeli göçmeni yerleştirmeyi düşünüyor.
Bu düşünce ve hedefin neresi işgaldir? Eğer siz
buna "bu işgaldir" diyorsanız, Türkiye sınırlarını na-
sıl koruyacak? Ve Suriyeli mültecileri nereye yer-
leştirecek? Var mı cevabınız?

Bu durumda ya Türkiye'nin harekâtının meşruiyetini
kabul edeceksiniz, ya da onun bu sorunlarını çöze-
ceksiniz. Bunun için de, PKK terör örgütünün Suri-
ye kolu olan YPG'nin 60 binlik terör ordusunu Tür-
kiye sınırlarının 33 km. uzağına atacaksınız veya
onları yok edeceksiniz. Ayrıca Suriyeli mültecileri
de ya kendi ülkenize alacaksınız veya onların ge-
çim masraflarını karşılayacaksınız.

Eğer bunları kabul etmiyorsanız, Türkiye'nin hare-
kâtına karışmayacaksınız. Onun harekâtına "işgal-
cilik" demeyeceksiniz. Eğer "bu işgalciliktir" diyor-
sanız, bu halde 60 binlik YPG terör ordusunu yok
edeceksiniz ve 3,5-4 milyon Suriyeli mülteciyi de
kendi ülkenize çağıracaksınız. Var mısınız bunları
halletmeye? Madem yoksunuz, o halde sesinizi
kesmeyi bileceksiniz!

Sizler Türkiye'yi işgalcilikle suçlarken önce kendi-
nize bakmalısınız.Eğer siz işgalcilik yapmıyorsanız,
o zaman Türkiye'yi suçlama hakkınız doğabilir. A-
ma sizler bizzat işgalciliğin içindesiniz. Bak, ey A-
merika, sen Suriye'nin yüzde 30'luk kısmını YPG
isimli terör ordusuyla işgal etmişsin. Suriyeli Arap-
lara ait bu topraklar üzerinde bir Kürt devleti kurma-
ya çalışıyorsun. Bunu hangi hakla yapıyorsun? Bu
işgali sonlandırman ve o toprakları esas sahipleri
olan Suriyeli Araplara devretmen gerek miyor mu?
Bu gerekliği neden yerine getirmiyorsun? Neden
Suriye'yi terketmiyorsun? Bu işgalciliğine Beşar
Esad mı izin verdi? Onunla gizli bir anlaşma mı
yaptın da işgalciliğini sonlandırmıyorsun? Hem Irak
ve Afganistan'daki işgalciliklerin ne olacak? Oraları
neden terketmiyorsun? Terketmen gerekmez mi?
Artık oraları terket! Terket ki, Türkiye'yi işgalcilikle
suçlama hakkını kazanabilesin. Ama yine de kaza-
namazsin. Çünkü Türkiye'nin haklı gerekçeleri var.

Ey Avrupa ve Amerika basın ve medyası! Türkiye'
yi işgalcilikle suçlarken bu gerçekleri görecek mi-
siniz? Görmeniz gerekmiyor mu? O halde görün!
Eğer görmek istemezseniz, gazeteciliği ve med-
yacılığı bırakıp kendinize başka bir meslek arayı-
nız. Bu şekilde hiç olmazsa dürüstlüğü kazanırsı-
nız. Yalancılıktan kurtulursunuz. Ama gerçek dü-
rüstlük, gerçeği söylemek ve kabullenmektir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: İngilizler, Filistinlilere ait topraklar üzerinde
bir İsrail devleti kurarak hata yaptı. Bu hata sebe-
biyle bugün İsrailliler huzur içinde yaşıyamıyorlar.
İki yıl içerisinde de devletlerini kaybedecekler. Bu
hatadan ders almayan ABD yönetimi de, Suriye'de
Araplara ait topraklar üzerinde bir Kürt devleti kur-
maya çalışıyor. Bu çalışma gayrimeşrudur. ABD
yönetimi bu işten derhal vazgeçmelidir. Vazgeç-
mediği takdirde ona ve kurduğu terör ordusuna
karşı savaşmak kaçınılmaz olacaktır.

Not 2: Sayın Trump, ikidebir Türkiye'ye ekonomik
darbe vurma tehdidinden vazgeçmelidir. Vazgeç-
melidir ki, Tanrı onun devletine bir ekonomik darbe
indirmesin. Hem Sayın Trump, devletinin 22 trilyon
borç yükü altında olduğunu unutmasın. ABD bu
borç yüküyle ekonomik uçurumun kenarındadır.
Tanrı'nın küçük bir darbe vurması, ABD devletini
uçurumun dibine gönderir. Bu darbe, Çin veya
Rothschild Ailesi'nin eliyle de gelebilir.

Not 3: Türkiye, Suriyeli mültecileri Beşar Esad'a
teslim edemez. Çünkü Beşar Esad, Suriyeli Kürt ve
Arapların dostu değil düşmanıdır.Eğer onların dos-
tu olsaydı, 750 bin Suriyeli halkı katlettirmezdi. Böy-
le bir katliamcıya Suriyeli mülteciler teslim edilebilir
mi?

Not 4: Türkiye'nin "Barış Pınarı Harekâtı"nı Birleş-
miş Milletler'de kınama kararı çıkarttırmaya çalışan
Avrupa ülkelerine uyarı! Türkiye'deki Suriyeli mülte-
cileri hem ülkelerinize kabul etmiyorsunuz, hem de
o mülteciler için Suriye'de yer açmaya çalışan Tür-
kiye'nin operasyonuna kınama çıkartmak istiyorsu-
nuz. Bu ne hadsizlik böyle! Bu ne utanmazlık! Ya
Suriyeli mültecileri ülkelerinize alın, ya da Türkiye'
nin operasyonuna karışmayın.

Not 5: Sayın Trump yeni sözler sarfetmiş ve demiş:
"Şimdi Türkiye Kürtlere saldırıyor, bu ikili 200 yıldır
birbiriyle savaşıyor. Şimdi bizim üç seçeneğimiz
var. Ya oraya asker göndereceğiz ve askeri olarak
kazanacağız, ya Türkiye'yi finansal olarak ve yaptı-
rımlarla sert bir şekilde vuracağız, ya da Türkiye ve
Kürtler arasında bir anlaşma için arabuluculuk yapa-
cağız!"

BİZ TÜRKİYE'nin cevabı şudur Sayın Trump:Türki-
ye Kürtlere saldırmıyor, silahlandırdığınız ve onlar-
la ortaklık ve işgalcilik ettiğiniz teröristlere saldırı-
yor.Türkiye 200 yıldır Kürtlerle savaşta değil; yanlış
bilgilendiriliyorsunuz. Türkiye Kürtlerle değil, devle-
tinizin haksızlıklarıyla savaştadır. Yani asıl düşman
siz ve devletinizdir.Suriye'ye asker göndermeye hiç
hakkınız yok. Çünkü Suriye'de tek hakkınız; asker-
lerinizi çekmek, teröristlerle ortaklığınızı sonlandır-
mak ve Suriyeli Arap topraklarındaki işgalciliğinizi
derhal bitirip gitmektir. Eğer gitmezseniz, NATO'da
Türkiye'yi ve Türkiye'deki üslerinizi kaybedersiniz.
Şunu unutmayın Sayın Trump! Suriye topraklarının
yüzde 80'i Araplara ait. Geri kalanı da; Kürtlere,
Türkmenlere ve Nusayrilere ait. Kürtlerin hakkı ise
yüzde 5. Sizin askerleriniz ve YPG/SDG isimli te-
rör ordunuz ise yüzde 30'luk Suriye topraklarını
gasp ve işgal etmiş durumda. Bu işgalinizi ve terör
ordusuyla ortaklığınızı sonlandırmalısınız. Aksi hal-
de askerlerinize savaş açmak hak olur. Terör ordu-
suyla ortaklık etmeniz bir savaş suçudur. Bu suçu
işlemeye devam etmemelisiniz. Ayrıca Türkiye
teröristlerle eşit tutulamaz! Arabuluculuğunuz red-
dedilmiştir!

Not 6: Dünya devletleri liderlerine duyuru! Eğer
ABD'nin Suriye'de bir Kürt devleti kurmak gibi bir
amaç ve hedefi yoksa, onun orada bir işi kalmamış
demektir. Çünkü ABD'nin, Arap toprakları üzerinde
bir Kürt devleti kurma hakkı yoktur. Dolayısıyla AB-
D, Suriye topraklarını terketmek zorundadır. Suriye
topraklarının yüzde 80'i Araplara ve yüzde 5'i de
Kürtlere ait olduğuna göre, ABD ve onun terör or-
dusu YPG, gasp ve işgal altında tuttukları yüzde
30'luk toprakların yüzde 25'ini terketmek zorunda-
dırlar. Bu durumda Türkiye'nin operasyon alanı da
33 km. değil, daha fazla olur. Yani ABD'nin terket-
mesi gerektiği alanlarda bulunan Amerikan asker-
lerini, Türkiye'nin vurma hakkı doğar. Askerlerinin
vurulmasını istemeyen ABD, yüzde 25'lik Suriyeli
Arap topraklarını terketmelidir. ABD sadece Kürtle-
rin çoğunlukta olduğu yüzde 5'lik alanda bulunabi-
lir. Tabii (YPG'li Kürt teröristler değil) Kürt halkının
çoğunluğu kabul ederse.

Not 7: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda
paylaşılmıştır.

Not 8: Bu bildiri, ABD temsilciler meclisi ve senato
üyelerine hemen iletilmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                                 Tanrı tektir.
   İsa, Musa ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.


Zaman:  Yeni Çağ'ın ondokuzu, Ekim'in ikinci
               haftası.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *



Samstag, 5. Oktober 2019

FİLİSTİN TOPRAKLARINI GASBETMİŞ OLAN İSRAİLLİLERE UYARI!


  FİLİSTİN TOPRAKLARINI GASBETMİŞ OLAN
                       İSRAİLLİLERE UYARI!

     haklıların yanında haksızların karşısında olan
                           tekTANRInın adıyla

Ey Israilliler!

Yetmişbir yıldan beri gasbetmiş olduğunuz Filistin
topraklarını terketme vaktiniz gelmiş bulunuyor.
Eğer 1967 sınırlarına dönmeyi ve iki devletli barış
teklifimizi kabul ederseniz, BİZ MÜSLÜMAN DÜN-
YA'nın size savaş açmasına gerek kalmayacak ve
devletiniz yıkılmaktan kurtulacaktır. Şayet gasp al-
tında tuttuğunuz yüzde yirmiikilik Filistin topraklarını
hemen iade etmezseniz, size savaş açılacak ve
herşeyinizi kaybedeceksiniz.

Şimdi iyi düşünün: Filistinlilerin yüzde yirmiikilik
topraklarını iade etmek mi, yoksa herşeyi kaybet-
mek mi iyi?

Sizin için ve Filistinliler için âdil barış budur. ABD
Başkanı Trump'ın damadının teklif edeceği barış
anlaşması, BİZ MÜSLÜMAN DÜNYA tarafından
reddedilmiştir ve reddedilecektir. Çünkü barış an-
laşmasının âdil olması gerekiyor. Trump'ın dama-
dının teklifi ise, Filistinlileri siz İsraillilerin esaretine
soktuğu ve onların haklarını vermediği için adâlet-
ten uzaktır. Adâletten uzak bir barış anlaşması ise
kabul edilemez.

Adâlete uygun bir teklifimiz de şudur: (Eğer Türkiye
ve Filistinliler kabul ederse) Türkiye'de bir Filistin
devleti kurulsun. Ama bu kuruluş için Türkiye'ye ve
Filistinlilere 20 trilyon dolar ödemeniz gerekir. Eğer
koruyucunuz ABD ve Rothschild Ailesi bu parayı
vermeyi kabul ederse, Filistinliler Türkiye'ye taşınır,
sizler de onların topraklarında yaşamaya devam
edersiniz. Ödenecek paranın 10 trilyonu, Filistinlile-
rin olacaktır. Geri kalan 10 trilyon da, Filistinliler için
yer açacak olan Türkiye'nin elinde kalacaktır.

Bu teklifin tersi de mümkündür: ABD ve Rothschild
Ailesi bu 20 trilyon doları size versin, siz de Kana-
da'ya veya Avustralya'ya gidip yeni bir yurt ve dev-
let kurun. Böylece Filistinliler kendi topraklarına ve
devletlerine kavuşsun.

ABD ve Rothschild Ailesi bu teklifi de kabul etmez-
se, artık savaş kaçınılmaz demektir. Bu savaş da
en az iki yıl ve en çok beş yıl içinde kapınıza gelip
dayanacaktır. Bu savaşta devletiniz yıkılacak, dört-
te üçünüz ölecek ve geri kalanlarınız da Filistinlile-
re ya esir olacak, ya da başka ülkelere sürülecek-
siniz.

Şimdi tekrar düşününüz: İran'ın fırlatacağı cehen-
nem füzelerinin altında cayır cayır yanmak ve par-
çalanmak mı iyi, yoksa Filistinlilerin haklarını öde-
mek mi iyi?

Hangisini tercih edersiniz? Geliniz, yol yakınken
yani savaş henüz başlamamışken Filistinlilerin
haklarını ödeyiniz, varlığınız ve devletiniz kurtul-
sun. Aksi halde herşeyinizi kaybedeceksiniz!

Ey İsrailliler! Sizin için "vaadedilmiş toprak" falan
yoktur. Evet, yüce Tanrı geçmişteki atalarınız için
Fırat nehrine kadar uzanan toprak vaadinde bulun-
muş. Fakat bu vaad, siz ve sizden önceki İsrailli-
lerin tek Tanrı'ya inanması ve O'nun hak ve adâle-
tine teslim olması karşılığındadır. Bu karşılık veril-
diği müddetçe geçmişteki atalarınız ve krallarınız
geniş topraklara sahip olmuşlar ve çok zaferler ka-
zanmışlar. Ama tek Tanrı'ya inanmayı ve O'nun hak
ve adâletine teslim olmayı bıraktıklarında ise top-
raklarını kaybetmiş, esarete düşmüş ve sürüm sü-
rüm sürünmüşlerdir. Açın, Tevrat'ınızı okuyun. Bu
gerçekleri orada göreceksiniz.

Şimdi sizler de, tek Tanrı'yı unutmuş veya O'na
baş kaldırmış atalarınız durumundasınız. Sizin için
zafer değil, mağlûbiyet vardır. Vaadedilmiş toprak
değil, elinizden alınacak toprak vardır. Çünkü tek
Tanrı olan yüce Rab'be inanmıyorsunuz. O'nun
hak ve adâletinden de çıkmışsınız. Bu çıkışınız
nedeniyle de Filistinlilerin topraklarını gasbetmişsi-
niz. Filistinliler topraklarını geri istediklerinde de on-
ları katlediyorsunuz. Yüce Rab'bin sizi zafere ulaş-
tırması ve yeni topraklara kavuşturmasi mümkün
mü? Asla!

Eğer devletinizin yıkılmamasını istiyorsanız, yüce
Rab'bin hak ve adâletine boyun eğip, Filistinlilerin
yüzde yirmiikilik topraklarını iade edin ve iki devletli
çözüme de "tamam" deyin. Hak ve âdil olan ve en
ucuz çözüm budur. Trump'ın damadına da söyle-
yin: O elindeki "Yüzyılın Anlaşması"nı yırtıp atsın!

Sakın ola ki, haksızlıklarınızın koruyucusu ABD'ye
güvenip de "Adâletli Çözüm"e sırt dönmeyesiniz.
Bu dönüş, siz İsraillileri çok büyük bir yıkım ve yok
oluşla karşılaştıracaktır. Çünkü BİZ MÜSLÜMAN
DÜNYA karşısında ABD sizi koruyamaz. Çünkü ba-
kınız, İran'ın Yemen kolu ufacık Husilerin attığı fü-
zelere karşı ABD'nizin Patriotları üç maymunları oy-
nadı. Yani o Patriotlar gelen füzelere karşı kör, sa-
ğır, aptal kesildiler ve Arabistan'ın ARAMCO'sunu
koruyamadılar. İşte sizin sonunuz da ABD'nizin ko-
ruyamadığı ARAMCO gibi, hatta ondan daha kötü
olacaktır. Bu kötü son'a râzı olmayınız ve Filistinli-
lerin haklarını hemen ödeyiniz. Gereken hakları
ödeyiniz ki, devletiniz yaşasın. Aksi halde en
geç beş yıl içinde devletiniz yok olacak.

Ey İsrailliler! Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik A-
rap Emirlikleri yönetimlerinin sizin yanınızda olduk-
ları sizi aldatmasın. Çünkü bu üç ülkenin yönetimle-
ri Müslüman Dünya'ya ihanet etmektedir. Ama onla-
rın halkları sizin yanınızda değildir. Onlar sizin hak-
sızlıklarınıza düşmandır. İhanette olan yönetimler
de yakında cezâlarını bulacaktır! Zulüm ve haksız-
lıklarınızın karşısında elliden fazla İslâmlı Ülke bu-
lunduğunu da unutmayın!

Ey gasbedilmis topraklar üzerinde ikamet etmekte
olan Israilliler!

BM Güvenlik Konseyi'nin 242 ve 497 sayılı kararla-
rı, "gece kondu" yani bir "kaçak yapı" olan ülkeniz
İsrail'in, 1967 savaşı öncesi sınırlarına dönmesini
gerektiriyor. Birleşmiş Milletler kararına uyun, yok
oluştan kurtulun!

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Ey İsrailliler! "Hak" ve "Adâlet"in ne olduğu-
nu merak edebilirsiniz. Hak; Yaratan'ın, yaratılışın
ve yaratılmışların yasasına itaattir. Haklı olabilmek
için, insanların yasasının Yaratan'ın ve yaratılışın
yasasıyla uyuşması şarttır. Yaratılışın yasası da, bi-
limle uyuşmayı gerektirir.

Adâlet ise: Haklıya hakkını, haksıza cezâsını ver-
mektir. Adâlet ilkesine göre, Filistinlilerin toprakları-
nı gasbetmiş olduğunuzdan ve gasptan vazgeçme-
diğinizden dolayı cezâlandırılmanız gerekmektedir.
Fakat size cezâ verecek hukuksal bir kurum bulun-
madığından, size savaş açmaktan başka çâre kal-
mıyor.

Not 2: 500 trilyon dolardan fazla serveti olduğu söy-
lenen Rothschild Ailesi'nin, İsrail-Filistin sorununun
çözümü için 20 trilyon dolar harcaması zor değildir.
Eğer Rothschild Ailesi İsraillileri seviyorsa, bu para-
yı vermekte zorlanmaz. Trump'ın damadının bu so-
runu çözmesi mümkün değildir. Onun bu sorunu
çözebilmesi için elinde en az 5 trilyon dolarının bu-
lunması gerekir. Ama 20 trilyon dolarlık borcu bulu-
nan Amerikan devleti, 5 trilyonu nereden bulsun?
Amerikan devleti bu sorunu en ucuz yoldan ancak
İsrail yönetimini hakka ve adâlete boyun eğdirerek
çözebilir. Bunun için de İsrail devletinin Filistinlilerin
yüzde yirmiikilik topraklarını terketmeleri gerekiyor.
Eğer Amerikan yönetimi hakka ve adâlete dayalı bu
çözümü kabul etmezse, MÜSLÜMAN DÜNYA bu
sorunu, İsrail devletini yıkarak; savaşla çözecektir.

Not 3: İran, kendi ürettiği füzelere nükleer başlık
takma hakkına sahiptir. Çünkü İsrail'in 100'den
fazla nükleer silahı bulunmaktadır. İran, nükleer
başlıklı füzelerini istediği savaşçı grubuna verebilir.
Ayrıca İran, ürettiği füzelere nükleer başlık takmak
için İsrail'den izin istemeyecektir. Nasıl İsrail, nük-
leer silahlarını üretirken İran'dan izin istemediyse.

Not 4: Ey İsrailliler! 20 trilyon dolar karşılığında
Filistinlilerin göç etmesine dayanan çözüm teklifin-
de Kudüs, sizin olmayacak, üç dinin kontrolünde
kalacaktır. Müslümanların Kudüs'teki kutsallarını
yıktığınızda, size açılacak savaşı çabuklaştırmış
olursunuz.

Not 5: Ey İsrailliler! Tekrar ediyoruz: Sizin için vaad-
edilmiş toprak yoktur. Çünkü çoğunlukla Tanrı'ya lâ-
yık kullar değilsiniz. O'nun hak ve adâletine boyun
eğmiyorsunuz. Ve çünkü iki dünya savaşından son-
ra dünya paylaşılmıştır. Size hediye edilecek bir
toprak kalmamıştır. Başka ülkelerin ellerinde olan
toprakları da zorbalıkla alamazsınız. Buna gücünüz
yetmez. Fazla zamanınız da yoktur. Çünkü kıyame-
tin kopmasına 107 yıl kalmıştır. 2123 yılında kıya-
met başlayacak. 2126 yılında kıyamet kopacak
ve 2138 yılında da Dünya yıkılacak.

Not 6: Dünya devletlerine duyuru!

"Dünyayı yöneten güç"ün, "İllimunati" olduğu
söyleniyor. Fakat İllimunati dünyayı yönetemez.
Çünkü hakka ve adâlete dayanmıyor, kapitale daya-
nıyor. Dünyayı ancak hakka ve adâlete dayanan
güç yönetebilir. Hakka ve adâlete dayanan güç de,
başında Hazret-i Mehdi'nin bulunduğu ve bir elinde
6666'lık Kur'an ve bir elinde de adâlet terazisi bu-
lunan DİNLİMUNATİ'dir. Dinlimunati'nin anblemi,
6666'dır.

Dünyanın iyileşmesini isteyenler, Dinlimunati'nin
yanında yer almalıdır. Dünyanın iyileşmesi için de
Hak ve Adâlet'in bütün yeryüzüne ve insanlığa yer-
leşmesi gerekiyor. Bundan başka diktatörlüklerin
ortadan kalkması ve İllimunati'nin elindeki 500 tril-
yon doların yüzde üçünün her yıl fakir halklara ak-
tarılmasi gerekiyor. Bir de; havayı, suyu, toprağı ve
ışığı kirleten ve zehirleyen sebepleri ortadan kal-
dırmalıyız ve kaldıracağız. Eğer bunları gerçekleş-
tirebilirsek, elimizde kalan "Son Yüzyıl"ı, hiç olmaz-
sa ilk 50 yılını "Altın Çag" yapabiliriz ve yapmalıyız.
İşte Dinlimunati'nin lideri Hazret-i Mehdi ve taraftar-
ları bunun için çalışıyor ve çalışacaktır. Bu çalış-
maya katılmayan ve görevlerini yapmayan devlet-
leri, "insanlık düşmanı" ilân edeceğiz!

Dinlimunati'nin taraftarları; siyah zemin üzerine be-
yazla yazılmış 6666 rakamını, kendilerine bayrak
yapabilirler ve onlara; "siyah bayraklı" denebilir.
Siyah Bayraklı'ların hedefi, zulüm ve haksızlıkla ve
kirleticilikle karartılmış Dünya'yı beyazlatmaktır. Ey
Siyah Bayraklı'lar! Açın bayraklarınızı! Dünya be-
yazlasın...

Not 7: Müslüman Dünya'ya uyarı! İsrail'e yukarıdaki
teklifi, Filistin toprakları satılık olduğu için değil, bel-
ki çözüme faydası olur diye yaptık. İsrailliler Kudüs'
ün üç dinin gözetimi altında kalmasını ve Müslü-
manların kutsallarını yıkmamayı söz verirlerse, Fi-
listinliler de kabul ettikleri takdirde, o topraklar satı-
labilir. Değeri: 20 trilyon dolardır. Bundan aşağı ol-
maz. Fakat, göçe zorlanmış 5 milyon Filistinlinin
hakkını da düşünmek zorundayız. Onları da hesa-
ba kattığımızda, Filistin topraklarının değeri, 40 tril-
yon dolara çıkar. Bunun 20 trilyonu Filistinlilere, di-
ğer 20 trilyon doları da, yerleşecekleri ülkeye öde-
necektir. İsrail'in arkasındaki güçler eğer Filistin
topraklarını satın almak isterlerse, 40 trilyon doları
hazırlasınlar.

Not 8: İsrail devleti, gasbedilmiş Filistin toprakları
üzerine kurulduğu için "gayri meşru" bir devlettir.
Tanınmayı haketmiyor. İsrail yönetimi "67 sınırları"
na dönmeyi kabul etmediği takdirde, onu devlet
olarak tanımış ülkeler bu tanımalarını derhal kaldır-
malıdırlar. Bilhassa İslâmlı Ülkeler bu konuda daha
önde, hatta en önde olmalıdır.

Not 9: Bu bildiri, Filistin yönetimi tarafından İsrail
halkına iletilmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                                 Tanrı tektir.
   İsa, Musa ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.


Zaman:  Yeni Çağ'ın ondokuzu, Eylül sonu.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *




Mittwoch, 2. Oktober 2019

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E SURİYE SORUSU!

  BİRLEŞMİŞ MİLLETLER'E SURİYE SORUSU!

     ülkelerin hak ve adâletle yönetilmesini isteyen
                          tekTANRInın adıyla

Suriye'nin durumuyla ilgili olarak Birleşmiş Milletler
teşkilâtına soruyoruz:

İşkence, zulüm ve kötülüklerine isyan eden halkın-
dan 750 bin mâsum insanı katlettiren, 10 milyon
kadarını göçe zorlayan, onbinlercesini işkenceden
geçirten ve şehirlerini yıkan Beşar Esad'ı ve yöneti-
mini meşru buluyor musunuz?

Eğer "Esad'ı ve yönetimini meşru kabul ediyoruz"
derseniz, size sorarız: "Esad'ı ve yönetimini hangi
hak ve hukuk ölçüsüyle meşru sayıyorsunuz? Sizi
haklı çıkaracak ölçünüz nedir? Madem Esad'ı ve
yönetimini meşru sayıyorsunuz, diktatör Saddam
Hüseyin'in de yönetimini meşru kabul etmeniz ge-
rekmez miydi? Halkından yüzbinlerce mâsum insa-
ni öldürtmemiş ve nükleer silahı da olmayan Sad-
dam'ın devrilmesine, bir milyondan fazla Iraklının
katledilmesine ve Irak'ın harabedilmesine neden
göz yumdunuz? Neden önlemediniz? Yoksa Beşar
Esad'ın Saddam'dan bir üstünlüğü mü var? O üs-
tünlük veya ayrıcalık nedir?"

Esad'ı ve yönetimini meşru kabul etmeye devam
ettiğiniz takdirde yine sorarız: "Türkiye'de Başkan
Erdoğan, 'terör örgütleriyle ittifak kurdular' diye,
100 bin siyasî muhalifi katlettirse, bunu da meşru
sayar mısınız? Saymazsanız, Esad'ı hangi hakla
meşru saymaktasınız? Esad'ı ve yönetimini meşru
saymaya devam ederseniz ve edecekseniz, Erdo-
ğan'ın da muhalifleri katlettirmesine izin vermiş o-
lursunuz ve vermeniz gerekir. "Bu izni veremeyiz"
diyorsanız, Esad'ın meşruiyetini de kaldırmalısınız.
Kaldırmazsanız, sizin örgütünüz meşruiyetini kay-
beder. "Barış için" kurulduğunuzu yalanlamış olur-
sunuz. Bu yalanlama da, BM'nizin kapatılmasını
gerektirir. O zaman kapatın! Niye duruyorsunuz?

Esad'ı ve rejimini meşru saymaya devam ettiğiniz-
de şunu da sormamız gerekiyor: "Madem Esad ve
yönetimi meşrudur, o halde yönetimini meşru kabul
ettiğiniz bir ülkede Amerika Birleşik Devletleri hangi
hak veya izinle Suriye'nin yüzde otuzunu işgal edi-
yor ve PKK terör örgütünün Suriye kolu olan YPG'
nin terör ordusunu silahlandırıyor? Oysa Beşar E-
sad ABD'ye böyle bir yetki ve izin vermemiştir. O
halde ABD'nin işgaline ve bir terör ordusunu silah-
landırmasına neden karşı çıkmıyorsunuz? Bu du-
rum, meşru saydığınız Esad'ın ülkesinin bağımsız-
lığına ve bölünmezliğine aykırı değil mi? Bu aykırı-
lığa neden ses çıkarmıyorsunuz? Bu yanlışlığı ne-
den durdurmuyorsunuz?

Eğer bu yanlışlığı durdurmazsanız, Türkiye'ye de;
Suriye'de ordu kurma, muhalifleri destekleme ve
sınırlarına yakın olan Suriye topraklarını ilhak veya
işgal etme hakkı kazandırmış olursunuz. Madem
ABD'nin işgaline ses çıkarmıyorsunuz, Türkiye'ye
de ses çıkarma hakkınız yoktur. Bu durumda İran'
ın da, Rusya'nın da ses çıkarma hakkı olmaz. Eğer
"hakkımız vardır" derlerse, o zaman önce ABD'yi
Suriye'den atsınlar! ABD'nin Suriye'de Arap top-
raklarında bir Kürt devleti veya kantonu kurmaya
ne hakkı var?

Ey Birlemiş Milletler üyeleri! ABD'nin haksızlığını
ve hadsizliğini -daha açık ifadeyle haydutluğunu-
durdurunuz! Bu haydutluğu durdurmazsanız, Tür-
kiye de, Suriye'de istediğini yapabilir. Türkiye'nin
Suriye'de istediğini yapabilme hakkını siz kazan-
dırmış olursunuz ve olmaktasınız. Bu hakkı kazan-
dırmak istemiyorsanız, ABD'yi Suriye'den derhal
çıkarınız!

Eğer "bizim buna gücümüz yoktur" diyorsanız, bu
halde Türkiye'nin de hiç olmazsa bir "güvenli böl-
ge" açmasına ses çıkarmayınız, onu destekleyiniz.
Destekleyiniz ki, Türkiye'deki Suriyeli göçmenlere
yer açılsın. Eğer bunu yapmazsanız, bu takdirde
Türkiye'deki 3 milyon Suriyeli göçmenin masrafla-
rını aranızda taksim ediniz. Bunu da kabul etmez-
seniz, artık Türkiye'nin Suriye'de bir güvenli bölge
açmasına veya 70 binlik YPG isimli terör ordusunu
yok etmesine ses çıkarma hakkınız kalmaz ve Tür-
kiye de bu hakkını kullanır!

Türkiye'nin şu anda sınırlarına yakın olan Suriye
şehirlerini ilhak veya işgal etme hakkı vardır. ABD
Arap topraklarını işgal edip bu topraklar üzerinde
bir Kürt devleti veya kantonu kurma hakkına sahip-
se, Türkiye'nin neden olmasın? Eğer ABD işgal et-
tiği Arap topraklarını sahiplerine iade etmezse ve
Suriye'yi terketmezse, Türkiye de istediği işgal ve
ilhakı yapabilir. Bunu yapmak istemese de, işgalci
YPG terör ordusunu yok edebilir. Buna hakkı vardır.
Eğer ABD üzerine düşen görevi yapmazsa, Türki-
ye harekete geçer!

ABD'nin Suriye'deki görevi: YPG'ye verdiği silahları
geri almak, bu terör ordusuna desteğini kesmek, iş-
gal altında tuttuğu toprakları sahiplerine iade etmek
ve Suriye'yi terketmektir.

Eğer PKK'nın S-Kolu YPG işgal ettiği Arap toprak-
larını terketmezse, onun hakkı yok edilmektir.

Ey Birleşmiş Milletler üyeleri! Madem Saddam Hü-
seyin'in devrilmesine ses çıkarmadınız, ABD'yi
durdurmadınız, Beşar Esad'ın devrilmesine de ses
çıkarmayınız. Onu devirmek isteyenlere destek o-
lunuz. Destek olunuz ki, dünyamız diktatörlerden te-
mizlensin. Bunu yapmazsanız, onların zulüm ve kö-
tülüklerine ortak olmuş olursunuz. Bu ortaklık size
yakışmaz.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Rusya ve İran'a mesaj! ABD'nin Suriye'deki
işgalini sonlandırmayan siz Rusya ve İran yönetim-
leri, Türkiye'nin "Güvenli Bölge" kurmasına engel
olmamalı, onu desteklemelisiniz. Bu güvenli bölge,
Suriye'de rejim normalleşinceye kadar Türkiye'nin
kontrolünde kalacak, normalleşmeden sonra da
Suriye'nin olacaktır. ABD'nin işgalciliği karşısında
Türkiye'nin, bundan daha fazlasını hakettiğini unut-
mamalısınız. Esad'ın devrilmesini engellemekle
Suriye halklarına en büyük kötülüğü yapmış ve Tür-
kiye'yi zora sokmuş olan sizler, Türkiye'nin hakkını
ödemelisiniz!

Not 2: Suriye'de Esad'ı ve rejimini kim sahipleniyor-
sa, oradaki terör sorununu çözmek de onların göre-
vidir. ABD, Esad'a ve rejimine sahip çıkıyor mu?
Sahip çıkmıyorsa, terör bahanesiyle Suriye'de kala-
maz. ABD Suriye'de ancak muhaliflere sahip çık-
mak için kalabilir. Muhaliflere sahip çıkan da, Esad'ı
devirmek zorundadır.

Not 3: Eğer ABD Suriye'deki görevlerini yerine ge-
tirmezse, Türkiye'nin ABD'yi Suriye'den atma hakkı
vardır. Ama ABD'nin, Türkiye aleyhinde tek bir adım
dahi atma hakkı yoktur. Bir terör ordusunu silahlan-
dırmaya ise hiç hakkı yoktur! Bu haksızlığı yapan
ABD'nin kurduğu terör ordusunun hakkı ancak yok
edilmektir!

Not 4: Bu bildiri, bütün Birleşmiş Milletler üyelerine
iletilmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                                 Tanrı tektir.
   İsa, Musa ve Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.


Zaman:  Yeni Çağ'ın ondokuzu, Ekim Başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:    Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *