BM ÜYELERİ ABD'DEN HESAP SORMALIDIR!
adaletle hükmedenleri seven
yüce TANRInın adıyla
Sayın Birleşmiş Milletler üyeleri!
Önünüzde çözülmesi gereken bir sorun var.
Bu sorun, Amerika Birleşik Devletleri yöne-
timinin terör örgütlerine verdiği destektir.
Türkiye yönetiminin ısrarlı uyarlarına rağ-
men ABD yönetimi, bu desteğini kesmemiş
ve kesmemekte diretmektedir. Bu diretişini
de, PKK'nın Suriye kolu olan PYD/YPG'nin
bir "terör örgütü olmadığı" iddiasıyla sür-
dürmektedir. Madem ABD yönetimi PYD/
YPG'nin terör örgütü olmadığını iddia edi-
yor, o halde bu iddiasını isbatlamalıdır. Siz-
ler de bu isbatı ondan istemelisiniz. Ma-
dem bu isbatı "barış" için istemek görevi-
nizdir, o halde isteyiniz.
ABD yönetimi, PYD/YPG'nin terör örgütü
olmadığını isbatlamak isterse, PKK'nın bü-
tün şeflerini ölü veya diri yakalayıp Türkiye'
ye teslim etsin. Eğer ABD ile birlikte PYD/
YPG de bu işlem ve teslimatın yapılmasını
kabul ederlerse ve rızâ gösteriyorlarsa PYD/
YPG, PKK'nın kolu demek değildir ve iddia
bu şekilde isbatlanmış olur. Bu isbatlama
için de ABD yeni yönetimi hemen harekete
geçip, PKK'nın Kandil'deki, Suriye ve Irak'ta-
ki bütün şeflerini yakalayıp, Türkiye'ye tes-
lim etmelidir. Ancak bu teslimattan sonra
Türkiye, PYD/YPG'nin ve de SDG'nin terör
örgütü olmadığını kabul edebilir. Gereken
yapılmadığı takdirde, Türkiye yönetimi,
PYD/YPG terör örgütüne karşı savaşını sür-
dürecektir.
Eğer AB ve ABD yönetimleri PKK'yı meşru-
laştırmaya kalkarlarsa, bu takdirde Türkiye
yönetiminin de IŞİD'i meşrulaştırıp veya
başka terör örgütleri kurarak PKK'nın üzeri-
ne salması, onun hakkı olur. Bu hakkı kabul
edilir bulmayanlar, PKK'ya meşruiyet vere-
mez, vermemelidir.
Bir sorun daha var, sayın BM üyeleri! ABD
yönetimi, beş yıldan beri Suriye'de bulun-
duğu ve IŞİD terörüne karşı 62 devletin yar-
dım ve desteğini arkasına aldığı halde üç
yıldan beri IŞİD'i bitirmedi. Acaba ABD yö-
netimi sahip olduğu muazzam güce ve aldı-
ğı devletler desteğine rağmen IŞİD'i niçin bi-
tirmiyor? Eğer IŞİD'i bitirecek gücü ve zekâ-
sı yoksa, ABD Suriye'den derhal çekilmeli-
dir. Çekilmelidir, çünkü ABD'nin IŞİD'e karşı
savaşacak askeri yoktur veya askerlerine kı-
yamamaktadır. Bu yüzden de bir terör örgü-
tüyle müttefik olmuş ve YPG terör ordusun-
dan medet umar hale gelmiştir. Bu âciz te-
rör ordusu ise, IŞİD'i bitirebilecek güçte de-
ğildir. Bitirecek güçte olmadığını da üç koca
yıldan beri görmekteyiz. Eğer ABD kendi as-
kerlerini IŞİD'in karşısına çıkaramayacaksa,
Türkiye ve Rusya kendi askerlerini IŞİD'in
karşısına çıkarabilir ve çok kısa zamanda bu
terör örgütünü bitirebilir. O halde ABD yö-
netimi artık kararını vermelidir. Ya kendi as-
kerleriyle IŞİD'e karşı savaşsın, terör örgüt-
lerine sığınmasın, ya da bu işi Türkiye ve
Rusya'ya havale edip, Suriye'yi terketsin.
Şu sorunun da halledilmesi gerekmektedir,
sayın BM üyeleri!: ABD yönetimi 5 yıldan
beri Suriye diktatörünü devirmedi. Devir-
mediği gibi, bu diktatörün katliamlarına
engel olmadı, seyirci kaldı! Bu seyirciliğin
hesabının sorulması gerekmiyor mu? Çünkü
ABD'nin seyirciliği altında 500 bin insan kat-
ledildi! Bu insanlar bir haşere miydi ki, Esad
durdurulmadı? Yoksa ABD'nin bu katliamcı-
yı durduracak gücü mü yoktu? Gücü yok i-
diyse, niçin başka devletlerin yardımını ça-
ğırmadı? Halbuki ABD tam bunun aksini ya-
parak Rusya ve İran'ın da Suriye'ye girmesi-
ne göz yumup katliamcı diktatörün daha da
kuvvetlenmesini sağladı! 500 bin mazlûmun
hesabını sormayacak mısınız? Eğer bu hesa-
bı sormazsanız, nasıl içinde bulunduğunuz
barış örgütünün üyeleri olacaksınız? İçinde
bulunduğunuz BM denen örgüt, mâsûm in-
sanların zulme uğramasını seyretmek için
mi kuruldu? Madem; "hayır, barış için, zul-
mü önlemek için kuruldu" diyorsunuz, o
halde bu zulme ortaklığınız neden? Yoksa
insanlığınızı mı kaybettiniz? Lütfen cevap
verin ve görevinizi yerine getirin. Eğer gö-
revinizi yerine getiremeyecekseniz, bu ör-
gütten çıkın, gidin! Gidin ki, hiç olmazsa
sorumluluktan kendinizi kurtarmış olursu-
nuz... Hangisini seçiyorsunuz? Eğer insan-
lığı seçerseniz, İngiltere ve ABD yönetimin-
den Irak'ın hesabını da sormalısınız. Çünkü
ortaya saçılan ve itiraf edilen bilgilere göre,
idam edilerek öldürülmüş olan Saddam Hü-
seyin'in nükleer silahı yokmuş. Buna dair
yalanı da İngiltere istihbaratı uydurmuş ve
ABD yönetimi de bu yalana aldanıverip Irak'
a saldırmış. Sonuçta parçalanmış ve harap
edilmiş bir Irak ve katledilmiş 1 milyondan
fazla insan ortada bulunmaktadır.
ABD yönetimlerinin Ortadoğu'da yarattığı
kaoslara hâlâ "dur" demeyecek misiniz? O-
nun şeytanî planlarına engel olmayacak mı-
sınız? Eğer ona engel olmazsanız, siz de o-
nun ortağı "zâlimler" olursunuz. Bu sıfatı
kabul edebilecek misiniz? Edebiliyor musu-
nuz? Madem edemezsiniz, o halde haydin
görev başına! Görelim sizin insanlığınızı.
Görelim sizin adâletliliğinizi. Görelim sizin
hakkaniyetliğinizi ve görelim sizin medeni-
yetliğinizi... ABD'nin keyfçiliğini durduracak
hiç mi gücünüz yok? Onun haksızlıklarına,
adâletsizliklerine ve şeytanî planlarına karşı
birlik olursanız, o gücü bulursunuz! O halde
kazanın gücünüzü, durdurun ABD'nin kaos-
çuluğunu ve getirin insanlığın yemyeşil cen-
netimsi baharını!
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 1: Halletmeniz gereken iki sorun daha
var. Birincisi, Irak'a saldırılma sebebi olan
nükleer silah edinme. Eğer nükleer silah e-
dinme bir suçsa, ABD, Rusya, Çin, Fransa,
Hindistan, Pakistan, İsrail, Kuzey Kore ve di-
ğerleri neden nükleer silaha sahiptirler?
Bunlar için suç olmayan bir silah, başka ül-
keler için niçin suçtur? Bu suç, ya her ülke
için olmalı, ya da hiçbir ülke için. Nükleer
silaha sahip ülkeler bu silahı terketmezler-
se, başka ülkelerin de o silaha sahip olma-
larına karışamazlar. Adâlet bunu gerektirir.
İkincisi, İsrail'e 1967 sınırlarına dönmesi için
yaptırım uygulayamaz mısınız? Eğer bu uy-
gulamayı yapmazsanız, İslâmlı Ülkeler'in or-
duları, İsrail'e savaş açmak zorunda kalacak-
lardır ve bu hakkı da, İsrail yönetimi Filistin-
lilerin haklarını ödemeyi reddetmekte oldu-
ğu için, kazanmış durumdadırlar. Bu savaşı
önlemek isterseniz, gereken yaptırımı uygu-
lamalısınız.
Not 2: Türkiye'ye uyarı! AB ve ABD ülkeleri,
PKK terör örgütüne meşruiyet tanımaya
kalkabilirler. Bu takdirde o ülkelerle mütte-
fikliğiniz sona erer ve yeni müttefiğiniz Rus-
ya ve Çin olur. Ayrıca NATO'dan da çıkmaya
mecbur kalırsınız. IŞİD'e meşruiyet tanımak
da hakkınız olur.
Not 3: ABD eğer IŞİD'le savaşmayı YPG'ye
bırakacak olursa, bu savaş 30 yıl sürer. Su-
riye halkını 30 yıl boyunca teröre mahkûm
etmeye hiç bir ülkenin hakkı yoktur! IŞİD,
üç ay veya bir yıl içinde bitirilmelidir. 62 ül-
kenin desteğini almış ABD eğer bu bitirmeyi
çok kısa müddet içerisinde yapamayacaksa,
Suriye'yi derhal terketsin. Onun yapamadı-
ğını başka ülkeler yapar. Türkiye'yi 40 yıl
PKK terörüne mahkûm etmiş olan AB ve
ABD, yeni oyunlar oynamaktan vazgeçme-
lidir.
Not 4: Yeni ABD yönetimine uyarı! Eğer ABD
yönetimi, Allah'ın Mehdisi Mehmed Nur'an'
ın gösterdiği doğrulugu kabul eder ve doğru
giderse, 20 yıl daha dünya liderliğinde kala-
bilecektir. Eğer doğru gitmezse, 2 yıl içeri-
sinde ülkesinin imparatorluğu çökecektir.
Çünkü hakka ve adâlete dayanmayan bir
devlet uzun müddet ayakta kalamaz. Eğer
ABD ayakta kalmak istiyorsa, yalnız kendi
çıkarını değil, başkalarının çıkarını da dü-
şünmeli. Diktatörlükleri yıkmalı, demokra-
sileri korumalı. Kaosçuluğu bırakmalı, insa-
nî bir düzene koşmalı. Dolayısıyla ABD eğer
20 yıl daha ayakta kalmak istiyorsa, Beşar
Esad'ı ve rejimini derhal devirmeli. (Bu de-
virme, üç ay içinde gerçekleşmeli.) Mısır'da
ve İran'da demokratları hâkim kılmalı. İsra-
il'e Filistinlilerin haklarını (bir yıl içinde) ö-
detmeli. İsrail bu hakkı ödemiyorsa, İsrail
devletini yıkmalı. Bunları yapmayan bir
ABD, 2 yıl içerisinde çökecektir.
Not 5: Bu bildiri, uluslararası diplomatik
platformda paylaşılmıştır.
Not 6: Bu bildirimizi, Türkiye devleti, bütün
BM üyesi devletlere resmî veya gayrî resmî
olarak iletmelidir.
Not 7: Bu bildiri, Allah'ın Mehdisi Mehmed
Nur'an tarafından tasdik edilmiştir.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa
ve Muhammed tek Tanrı'nın kulu ve elçisi-
dir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onyedisi, Ocak ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı ve hakka dâvet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Samstag, 21. Januar 2017
Donnerstag, 12. Januar 2017
IŞİD LİDERİNE VE IŞİDLİLERE MEKTUP!
IŞİD LİDERİNE VE IŞİDLİLERE MEKTUP!
acıyarak yaşatan ve yöneten ALLAHın adıyla
Ey IŞİDliler!
Bu mektubumuz, eğer "biz müslümanız" di-
yorsanız geçerlidir. Eğer "biz müslüman de-
ğiliz" diyorsanız, mektubumuzu okumanıza
gerek yoktur. "Biz müslümanız" diyorsanız,
okumaya devam edebilirsiniz. Madem müs-
lüman olduğunuzu söylüyorsunuz, o halde
Allah'ın Kur'andaki bütün sözlerini kabul et-
tiniz demektir. Madem kabul ettiniz, o söz-
lerin gereğini de yerine getirmek zorunda-
sınız. Yüce Allah Kur'andaki sözleriyle siz-
den ne istiyor? Özetle şunları istiyor ve di-
yor: "En başta Bana, meleklerime, elçileri-
me, kitaplarıma ve âhiretime inanmaktan
başka; haklı olun, adâletli olun, namuslu
olun, doğru olun, ibadetli olun, ahlâklı olun,
iyilikçi olun ve kötülüklerin açığını da gizli-
sini de terkedin."
O halde sizin de önce "haklı" olmanız, son-
ra da "adâletli" olmanız gerekiyor. İslâmi-
yet'in yani Allah'a teslim oluşun temeli bu-
dur. Sizde bu temel yoksa, müslüman de-
ğilsiniz demektir. Yani yalnızca Allah'a ina-
nıyor olmak, müslümanlık değildir.
Haklı olmak, Allah'ın hukukunu kabul etmek
ve gereğini uygulamaktır. Adaletli olmak ise,
Allah'ın koyduğu ölçüyü kabullenmek ve ge-
reğini yerine getirmektir. Anlaştık mı?
Yüce Allah, "mâsûmların öldürülmesi"ni ya-
saklıyor. Bu yasağa uymak, "haklı olmak"ın
gereğidir. Bu yasağa uymuyorsanız, "haklı
olmak"ı çiğniyorsunuz demektir. Bu çiğne-
me ise, İslâmiyet'in temellerinden birini yok
etmek demektir. Bu da, dininizin yıkılmasına
sebeptir. Yani bu yıkım, sizi müslümanlıktan
çıkarır.
"Haksız yere cana kıymamış, bozgunculuk
yapmamış ve Allah'a ve elçisine karşı savaş-
mayan kimselerin öldürülmesi yasaktır." Bu
yasaktaki şartlar ise, Allah'ın koyduğu "adâ-
let ölçüsü"dür.
Madem "müslümanız" diyorsunuz, o halde
Allah'ın getirdiği hukuka ve koyduğu ölçüye
uyacaksınız ve bu uymanın gereği olarak da
mâsûmları öldürmeyeceksiniz. Öldürdüğü-
nüz takdirde, Allah'ın hukukunu ve adâleti-
ni çiğnemiş olursunuz. Bu çiğneme ise, sizi
İslâmiyetten çıkarır. Çünkü hak ve adâlet,
"İslâmiyet'in temeli"dir. Bu temeli yok e-
denler, müslümanlıklarını kaybederler. Sa-
dece Allah'a inanç ise, o kimseleri müslü-
man yapmaz.
Eğer "bizim zihniyetimize ve ideolojimize
uymayanlar mâsûm ve müslüman değildir"
diyorsanız, bu deyişle kendinizi Allah'ın ve
Kitabı'nın üzerine çıkarmış olursunuz ki, en
büyük kâfirliği yapmış olursunuz. Bu kâfirli-
ğe düşmek istemezseniz, kendi zihniyetinizi
ve ideolojinizi Allah'ın ve Kitabı'nın üzerine
çıkarmayacaksınız.
O halde sizin zihniyetinize uymayanlar de-
ğil, Allah'ın indirdiği hakk'ı ve adâlet'i red-
dedenler kâfir olur. Bir müslüman da: "Ben
Allah'ın indirdiği hakkı ve adâleti reddedi-
yorum" demedikçe de müslümanlıktan çık-
maz. Ancak hakkı ve adâleti kabul ettiği hal-
de onları çiğniyorsa, bu çiğneme, onu suçlu
yapar, ama dinden çıkarmaz. Fakat bunun
da bir haddi ve hududu vardır. Bu hududu
aşan kimsenin müslümanlığı kalmaz. Mese-
lâ mâsûm hükmünde olan bir insanı kendi
zihniyetine uymadığı için kanını dökmeyi
helâl haline getirmek, haramı helâl
yapmaktır ki, insanı dinden çıkarır. Çünkü
Allah kimseye mâsûmları katletme hakkı
vermemiştir. Peygamberlerine bile! O hal-
de siz kim oluyorsunuz? Kim oluyorsunuz
da mâsûmların kanını dökmeyi helâl yapı-
yor ve Allah'ın indirdiklerini açıkça reddet-
meyen müslümanları kâfirlikle, dinden çık-
mışlıkla damgalıyorsunuz? Buna ne hakkı-
nız var? Allah sizlere peygamberlik verse
dahi buna hakkınız yoktur. Peygamberler
de hiç bir zaman sizin gibi Allah'ın dinini
tersine çevirmezler. Allah'ın haram kıldığını
Allah helâl etmedikçe helâl etmezler. Böyle
birşeye yetkileri yoktur. Sizler ise bu yetkiye
asla sahip olamazsınız! O halde mâsûmlara
cani, müslümana kâfir diyemezsiniz. Bunu
yaptığınız takdirde kendinizi kâfirleştirmiş
olur, müslümanlıktan çıkarsınız. Müslüman-
lığınızı kaybetmek istemiyorsanız, mâsûmla-
rı katletmeye ve müslümanlara kâfirlik dam-
gası basmaya son vermelisiniz.
Savaş konusunda ise, ancak düşman belle-
diğiniz ülkelerin ordularına karşı savaşabilir-
siniz. Ama savaşla ilgisi olmayan yani eline
silah alıp size karşı savaşmayan halkları düş-
man sayamazsınız. Halk ancak orduya katıl-
dığında düşman olur.
Savaşınızın haklı olabilmesi için de, size
haksızlıkla saldırılmış olması, elinizden va-
tanınızın alınmış veya alınacak olması gere-
kir. Size haksızlıkla saldırılmadıysa ve eliniz-
den topraklarınızı almaya çalışan yoksa, si-
zin saldırınız haramdır, haksızlıktır.
O halde içinde bulunduğunuz durumu göz-
den geçirin ve haksızlıklarınıza son verin. E-
ğer son vermek istemiyorsanız, "biz müslü-
man değiliz" deyin. Eğer zulümlerinize de-
vam ederseniz, Müslüman Dünya'nın düş-
manlarısınız. Müslüman Dünya da, saldır-
gan düşmanları ortadan kaldırmak zorun-
dadır!
Geliniz! Allah'ın indirdiği hukuk ve adâlete
boyun eğiniz, kendinizi Müslüman Dünya'
nın düşmanı olmaktan çıkarınız. Müslüman
Dünya'ya düşmanlık edenler, zâlimlerin ta
kendileridir! Allah da zâlimlerin düşmanıdır.
Allah'ın düşmanlığından korkun ve titreyin!
Allah, düşmanlarını bu dünyada da, ötesin-
de kahreder. Fırsat varken bu kahredişten
kendinizi kurtarın.
Şunu kafanıza iyi kazımalısınız: Sizin zihniye-
tiniz İslâmiyet değildir. İslâmiyet ancak Al-
lah'ın Kur'anında olan, peygamberinde olan
ve mehdisinde olandır. Allah'ın Mehdisi de
gelmiştir ve bu gerçekleri size duyurmakta-
dır. Bundan sonra artık keyfinizce hareket
edemezsiniz. Allah'ın Mehdisi'ni dinleme-
yip kendi keyfine uyanlar, doğru yoldan
sapmış olurlar.
Allah'ın Mehdisi'ni dinlemeden devlet kur-
maya kalkacak olanların devleti; "Irak-Şam
İslâm Devleti" olmaz. Ancak "Irak-Şam İstib-
dat Devleti" olur. Böyle bir devleti de müs-
lümanlar kabul edemez ve etmek zorunda
da değildir.
Devlet kurmak istiyorsanız ve devletinizin
meşru olmasını isterseniz, önce Allah'ın
Mehdisi'nin rızâsını alacaksınız. Sonra eğer
halkınızın çoğunluğu da size onay veriyorsa,
devletinizi kurarsınız. Eğer halk çoğunluğu
müslüman ise ve Allah'ın yasasına uygun
bir yasa ile yönetilmek isterlerse, devletiniz,
"İslâm Devleti" olur. Eğer halk çoğunluğu
müslüman olduğu halde bu çoğunluğun ço-
ğunluğu dindarca yaşamıyorsa, onlara İslâ-
mî yönetim dayatamazsınız. Dayatırsanız,
zorbalık yapmış olursunuz. Kuracağınız yö-
netim ancak diktatörlük olur. Diktatörlüğe
hakkınız yoktur. Diktatörlüğe hakkınız olma-
dığı gibi, Suriyelilerin topraklarına da el ko-
yamazsınız. El koyarsanız, hakkı gasbetmiş
olursunuz. Gaspçılara da savaş açmak bir
haktır. Siz istediğiniz devleti ancak kendini-
ze ait topraklarda kurabilirsiniz. Şartlarına
uymazsanız, kuracağınız devletin bir meş-
ruiyeti olmaz. Müslüman Dünya da, gayri
meşru bir devleti tanımaz ve tanımak zo-
runda da değildir. O halde meşruiyete bo-
yun eğiniz. Meşruiyet de, esas olarak hak
ve adâlete ve namusa dayanır. Artık tuta-
cağınız yolu biliyorsunuz.
Ey IŞİDliler! Eğer mâsûmları katletmeye de-
vam ederseniz, cezânız, katlettiğiniz mâ-
sûmların sayısınca idam edilmektir. Âhiret-
teki cezânız ise, Allah'ın dilediği vakte kadar
cehennemde yanmaktır.
Eğer mâsûmları öldürmeyi terkederseniz
ve Suriye diktatörünü ve rejimini devirme-
ye yönelirseniz, İslâmlı Ülkeler'in size savaş
açmasına gerek kalmaz.
Ey IŞİDliler! Eğer meşru bir savaş istiyorsa-
nız, Beşar Esad'ı ve diktatörlüğünü deviri-
niz. Filistinlilerin topraklarını, Filistinlilerin
haklarını ödemeyi reddetmekte olan İsrail
yönetiminden kurtarınız. Suriyelileri ve Filis-
tinlileri kurtardığınız takdirde, Allah katında
"mücahidler" ünvanını alacaksınız. Ünvanla-
rın en büyüğü budur işte!
Duamız: Allah, Müslüman Dünya'ya ve müs-
lümanlara zarar veren hainleri ve zâlimleri
kahretsin! Müslümanlara fayda verenlere
de acısın, rahmet etsin! Amin.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 1: Allah katında mâsûm bir insan kâinat
kadar kıymetlidir. Çünkü insan, kâinat ağacı-
nın bir meyvesidir. Evrenin en mükemmel
meyvesi olan mâsûm insanı haksızlıkla kat-
leden bir kimse, koskoca bir evreni katlet-
miş olur. Bu katliamı yapan kimsenin de ce-
zâsı, kâinat kadar büyük olacaktır.
(Mâsûm bir kimseyi katledenin dünyadaki
cezâsı, bir kere idam edilmektir. On kişiyi
katlettiyse, on idam onun hakkıdır. Fakat
bu dünyada bir kişiyi on kere idam etmek
mümkün değildir. Yani böyle bir kişi cezâ-
sını tam almadan ölmüş oluyor. Bu kişilerin
gerçek cezâsı da âhirete kalıyor. Mâsûmu
katledenin âhiretteki cezâsı ise; diyelim ki
katil, 20 yaşındaki bir genci haksızlıkla kat-
letti. Ortalama 60 yıllık ömür üzerinden bu
gencin 40 yıllık ömrü yok edilmiş olduğu
için, âhirette katile verilecek cezâ, 40 yıl ce-
hennem ateşinde yanmaktır. REİNA'da 40
kişiyi katleden ve emri veren kişilerin cezâsı
ise; 40 kişinin ortalama ömür üzerinden 40'
ar yıllık ömrü yok edildiyse, 40X40=1600 yıl
o katiller ve onların cinayetlerine sevinenler
cehennem ateşinde yanacaktır. Bu kadar ce-
zâyı bu dünyada vermek mümkün olmadığı
ve Allah da mutlak adâlet sahibi olduğu için,
cehennemin yaratılması hak olmuştur. İn-
sanları yoktan yaratmış olan Allah'ın, ölmüş
insanları tekrar diriltmesi, zor ve imkânsız
değildir.)
Not 2: Eğer mâsûm insanları katletmeye son
vermezseniz, Müslüman Dünya olarak, yani
1.5 milyar müslüman, sizin müslümanlığını-
zı reddedeceğiz. Allah da reddedecek. Meh-
disi de reddediyor!
Not 3: Eğer mâsûm sivilleri katletmeye son
vermezseniz, kesinlikle bileceğiz ki, sizler;
İngiltere'nin, ABD'nin ve İsrail'in kontrolü
altında olan ve onlar tarafından kullanılan
maşalarsınız. Bu maşaları kırmak ve yok et-
mek de, Müslüman Dünya'ya farzdır.
Not 4: Şunu da bilmelisiniz: Siz mâsûmları
katlettikçe, İslâmiyet'i kötülemiş olduğunuz
için, Vatikan'daki İsa dininden sapmış kardi-
naller bayram yapıyor! Mâsûmlara üzüle-
cekleri yerde, seviniyorlar.Mutlak iyilik olan
ve cennete götüren Müslümanlığı kötü gös-
terdiğiniz için! Yoksa yaptığınız katliamları
size Vatikan mı yaptırıyor? Biz, aksine bir
cevap bulamıyoruz! Bu durumda eğer zul-
münüzden vazgeçmezseniz, size lânet oku-
mak hakkımızdır. Bu durumda yüce Allah
da size lânet edecektir! Geliniz, kendi key-
finizi terkedip, Allah'ın Mehdisi'ne biat edi-
niz, lânetlenmekten kurtulunuz.
(Allah'ın Mehdisi Mehmed Nur'an'a gıya-
ben yapılacak biat şöyledir: "Haklıca, adâ-
letlice, namusluca, ibadetlice, ahlâklıca,
iyiliklice ve kötülükleri terketmeklice bir
hayat sürmek üzere, görevlendirdiğin Meh-
dine biat ettim. Allah'ım Sen şahit ol, biatı-
mı kabul et." Allah'ın Mehdisi'ne biat eden-
ler, âhirette onun şefaatinden faydalana-
caklardır.)
Not 5: Allah'ın Mehdisi'nin gelmiş olduğu
ve görev başında bulunduğu şu zamanda
kimse kendini halife ilân edemez. Halifelik
iddiasında bulunanlar ancak sahtekârlık
yapmış olurlar.
Not 6: Dünyadaki bütün müslümanlar bil-
melidir ki; Allah'ın dini, alevîlik-sünnîlik de-
ğil, İslâmiyet'tir. Bu dinden, başka dinler ü-
retenlerin dini, Allah katında kabul edilme-
yecektir.
Not 7: ABD'nin yeni yönetimine uyarı! Ön-
ceki yönetimlerinizde Irak'a saldırdınız. Ora-
da kaos yarattınız. Oraya demokrasi getir-
mediniz. Sonra Suriye'ye, Beşar Esad'ı de-
virmek için girdiniz. Ama onu devirmek ye-
rine onun katliamlarını seyrettiniz, diktatör-
ün cinayetlerine ortaklık ettiniz, suç işledi-
niz ve demokrasiyi de engellediniz. Bunlar
arasında Mısır'da da demokrasiye darbe
vurdunuz. En son olarak da Türkiye'nin de-
mokrasisine de darbe indirmeye kalktınız.
Şimdi de bir askeriniz ortaya çıktı: "Bütün
bunların planlı olarak yapıldığını, maksadın
da ABD'nizin tam egemenliği için bu ülkeleri
parçalamak" olduğunu anlattı. Şimdi ya bu
şeytanî planlarınızı uygulamaya son verirsi-
niz, ya da dünya liderliğinden çekilirsiniz. E-
ğer çekilmezseniz, çekilmeniz için gereken
herşeyi yaparız! Hakkınız olmayan bir lider-
likte kalmanız, en büyük zorbalıktır. Bu zor-
balığa daha fazla izin veremeyiz. Adâletli ve
hakkaniyetli olamayacaksanız, liderliğiniz
sona ermeli. Dünya liderliğiniz ancak adâlet
ve hakkaniyetle devam edebilir. Ayrıca Tür-
kiye'nin düşmanı olan terör örgütlerine des-
tek vermeniz, Türkiye'ye sizin düşmanları-
nıza destek verme hakkı kazandırır. Türkiye'
nin bu hakkı kullanmasını istemiyorsanız,
terör örgütlerine verdiğiniz desteği hemen
kesin ve onlarla olan bağınızı derhal kopar-
tın! Barış istiyorsanız, hakkaniyet ve adâle-
te boyun eğeceksiniz. Aksi halde yeni bir
dünya savaşı kaçınılmazdır. Şunu da unut-
mayın: Biz Müslüman Dünya'nın, sizin par-
çaladığınız ülkeleri tekrar birleştirmesi, zor
ve imkânsız değildir. Parçalamakla bir yere
varamazsınız. Çünkü bizim mânevî bir ya-
pıştırıcımız vardır. O halde doğruluğa gelin,
doğru gidin. Eğrilere dünya liderliği haram-
dır!
Not 8: Bu bildiri, Allah'ın Mehdisi Mehmed
Nur'an tarafından tasdik edilmiştir.
Not 9: Dindar müslümanlar bu bildiriyi,
IŞİDlilere ve liderine ve bütün Arap basınına
ulaştırmaya çalışmalıdır.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Allah'tan başka ilah yoktur.Mehdi ve Mesih
Allah'ın kulu ve elçisidir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onyedisi, Ocak ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hakka dâvet ve uyarı.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
acıyarak yaşatan ve yöneten ALLAHın adıyla
Ey IŞİDliler!
Bu mektubumuz, eğer "biz müslümanız" di-
yorsanız geçerlidir. Eğer "biz müslüman de-
ğiliz" diyorsanız, mektubumuzu okumanıza
gerek yoktur. "Biz müslümanız" diyorsanız,
okumaya devam edebilirsiniz. Madem müs-
lüman olduğunuzu söylüyorsunuz, o halde
Allah'ın Kur'andaki bütün sözlerini kabul et-
tiniz demektir. Madem kabul ettiniz, o söz-
lerin gereğini de yerine getirmek zorunda-
sınız. Yüce Allah Kur'andaki sözleriyle siz-
den ne istiyor? Özetle şunları istiyor ve di-
yor: "En başta Bana, meleklerime, elçileri-
me, kitaplarıma ve âhiretime inanmaktan
başka; haklı olun, adâletli olun, namuslu
olun, doğru olun, ibadetli olun, ahlâklı olun,
iyilikçi olun ve kötülüklerin açığını da gizli-
sini de terkedin."
O halde sizin de önce "haklı" olmanız, son-
ra da "adâletli" olmanız gerekiyor. İslâmi-
yet'in yani Allah'a teslim oluşun temeli bu-
dur. Sizde bu temel yoksa, müslüman de-
ğilsiniz demektir. Yani yalnızca Allah'a ina-
nıyor olmak, müslümanlık değildir.
Haklı olmak, Allah'ın hukukunu kabul etmek
ve gereğini uygulamaktır. Adaletli olmak ise,
Allah'ın koyduğu ölçüyü kabullenmek ve ge-
reğini yerine getirmektir. Anlaştık mı?
Yüce Allah, "mâsûmların öldürülmesi"ni ya-
saklıyor. Bu yasağa uymak, "haklı olmak"ın
gereğidir. Bu yasağa uymuyorsanız, "haklı
olmak"ı çiğniyorsunuz demektir. Bu çiğne-
me ise, İslâmiyet'in temellerinden birini yok
etmek demektir. Bu da, dininizin yıkılmasına
sebeptir. Yani bu yıkım, sizi müslümanlıktan
çıkarır.
"Haksız yere cana kıymamış, bozgunculuk
yapmamış ve Allah'a ve elçisine karşı savaş-
mayan kimselerin öldürülmesi yasaktır." Bu
yasaktaki şartlar ise, Allah'ın koyduğu "adâ-
let ölçüsü"dür.
Madem "müslümanız" diyorsunuz, o halde
Allah'ın getirdiği hukuka ve koyduğu ölçüye
uyacaksınız ve bu uymanın gereği olarak da
mâsûmları öldürmeyeceksiniz. Öldürdüğü-
nüz takdirde, Allah'ın hukukunu ve adâleti-
ni çiğnemiş olursunuz. Bu çiğneme ise, sizi
İslâmiyetten çıkarır. Çünkü hak ve adâlet,
"İslâmiyet'in temeli"dir. Bu temeli yok e-
denler, müslümanlıklarını kaybederler. Sa-
dece Allah'a inanç ise, o kimseleri müslü-
man yapmaz.
Eğer "bizim zihniyetimize ve ideolojimize
uymayanlar mâsûm ve müslüman değildir"
diyorsanız, bu deyişle kendinizi Allah'ın ve
Kitabı'nın üzerine çıkarmış olursunuz ki, en
büyük kâfirliği yapmış olursunuz. Bu kâfirli-
ğe düşmek istemezseniz, kendi zihniyetinizi
ve ideolojinizi Allah'ın ve Kitabı'nın üzerine
çıkarmayacaksınız.
O halde sizin zihniyetinize uymayanlar de-
ğil, Allah'ın indirdiği hakk'ı ve adâlet'i red-
dedenler kâfir olur. Bir müslüman da: "Ben
Allah'ın indirdiği hakkı ve adâleti reddedi-
yorum" demedikçe de müslümanlıktan çık-
maz. Ancak hakkı ve adâleti kabul ettiği hal-
de onları çiğniyorsa, bu çiğneme, onu suçlu
yapar, ama dinden çıkarmaz. Fakat bunun
da bir haddi ve hududu vardır. Bu hududu
aşan kimsenin müslümanlığı kalmaz. Mese-
lâ mâsûm hükmünde olan bir insanı kendi
zihniyetine uymadığı için kanını dökmeyi
helâl haline getirmek, haramı helâl
yapmaktır ki, insanı dinden çıkarır. Çünkü
Allah kimseye mâsûmları katletme hakkı
vermemiştir. Peygamberlerine bile! O hal-
de siz kim oluyorsunuz? Kim oluyorsunuz
da mâsûmların kanını dökmeyi helâl yapı-
yor ve Allah'ın indirdiklerini açıkça reddet-
meyen müslümanları kâfirlikle, dinden çık-
mışlıkla damgalıyorsunuz? Buna ne hakkı-
nız var? Allah sizlere peygamberlik verse
dahi buna hakkınız yoktur. Peygamberler
de hiç bir zaman sizin gibi Allah'ın dinini
tersine çevirmezler. Allah'ın haram kıldığını
Allah helâl etmedikçe helâl etmezler. Böyle
birşeye yetkileri yoktur. Sizler ise bu yetkiye
asla sahip olamazsınız! O halde mâsûmlara
cani, müslümana kâfir diyemezsiniz. Bunu
yaptığınız takdirde kendinizi kâfirleştirmiş
olur, müslümanlıktan çıkarsınız. Müslüman-
lığınızı kaybetmek istemiyorsanız, mâsûmla-
rı katletmeye ve müslümanlara kâfirlik dam-
gası basmaya son vermelisiniz.
Savaş konusunda ise, ancak düşman belle-
diğiniz ülkelerin ordularına karşı savaşabilir-
siniz. Ama savaşla ilgisi olmayan yani eline
silah alıp size karşı savaşmayan halkları düş-
man sayamazsınız. Halk ancak orduya katıl-
dığında düşman olur.
Savaşınızın haklı olabilmesi için de, size
haksızlıkla saldırılmış olması, elinizden va-
tanınızın alınmış veya alınacak olması gere-
kir. Size haksızlıkla saldırılmadıysa ve eliniz-
den topraklarınızı almaya çalışan yoksa, si-
zin saldırınız haramdır, haksızlıktır.
O halde içinde bulunduğunuz durumu göz-
den geçirin ve haksızlıklarınıza son verin. E-
ğer son vermek istemiyorsanız, "biz müslü-
man değiliz" deyin. Eğer zulümlerinize de-
vam ederseniz, Müslüman Dünya'nın düş-
manlarısınız. Müslüman Dünya da, saldır-
gan düşmanları ortadan kaldırmak zorun-
dadır!
Geliniz! Allah'ın indirdiği hukuk ve adâlete
boyun eğiniz, kendinizi Müslüman Dünya'
nın düşmanı olmaktan çıkarınız. Müslüman
Dünya'ya düşmanlık edenler, zâlimlerin ta
kendileridir! Allah da zâlimlerin düşmanıdır.
Allah'ın düşmanlığından korkun ve titreyin!
Allah, düşmanlarını bu dünyada da, ötesin-
de kahreder. Fırsat varken bu kahredişten
kendinizi kurtarın.
Şunu kafanıza iyi kazımalısınız: Sizin zihniye-
tiniz İslâmiyet değildir. İslâmiyet ancak Al-
lah'ın Kur'anında olan, peygamberinde olan
ve mehdisinde olandır. Allah'ın Mehdisi de
gelmiştir ve bu gerçekleri size duyurmakta-
dır. Bundan sonra artık keyfinizce hareket
edemezsiniz. Allah'ın Mehdisi'ni dinleme-
yip kendi keyfine uyanlar, doğru yoldan
sapmış olurlar.
Allah'ın Mehdisi'ni dinlemeden devlet kur-
maya kalkacak olanların devleti; "Irak-Şam
İslâm Devleti" olmaz. Ancak "Irak-Şam İstib-
dat Devleti" olur. Böyle bir devleti de müs-
lümanlar kabul edemez ve etmek zorunda
da değildir.
Devlet kurmak istiyorsanız ve devletinizin
meşru olmasını isterseniz, önce Allah'ın
Mehdisi'nin rızâsını alacaksınız. Sonra eğer
halkınızın çoğunluğu da size onay veriyorsa,
devletinizi kurarsınız. Eğer halk çoğunluğu
müslüman ise ve Allah'ın yasasına uygun
bir yasa ile yönetilmek isterlerse, devletiniz,
"İslâm Devleti" olur. Eğer halk çoğunluğu
müslüman olduğu halde bu çoğunluğun ço-
ğunluğu dindarca yaşamıyorsa, onlara İslâ-
mî yönetim dayatamazsınız. Dayatırsanız,
zorbalık yapmış olursunuz. Kuracağınız yö-
netim ancak diktatörlük olur. Diktatörlüğe
hakkınız yoktur. Diktatörlüğe hakkınız olma-
dığı gibi, Suriyelilerin topraklarına da el ko-
yamazsınız. El koyarsanız, hakkı gasbetmiş
olursunuz. Gaspçılara da savaş açmak bir
haktır. Siz istediğiniz devleti ancak kendini-
ze ait topraklarda kurabilirsiniz. Şartlarına
uymazsanız, kuracağınız devletin bir meş-
ruiyeti olmaz. Müslüman Dünya da, gayri
meşru bir devleti tanımaz ve tanımak zo-
runda da değildir. O halde meşruiyete bo-
yun eğiniz. Meşruiyet de, esas olarak hak
ve adâlete ve namusa dayanır. Artık tuta-
cağınız yolu biliyorsunuz.
Ey IŞİDliler! Eğer mâsûmları katletmeye de-
vam ederseniz, cezânız, katlettiğiniz mâ-
sûmların sayısınca idam edilmektir. Âhiret-
teki cezânız ise, Allah'ın dilediği vakte kadar
cehennemde yanmaktır.
Eğer mâsûmları öldürmeyi terkederseniz
ve Suriye diktatörünü ve rejimini devirme-
ye yönelirseniz, İslâmlı Ülkeler'in size savaş
açmasına gerek kalmaz.
Ey IŞİDliler! Eğer meşru bir savaş istiyorsa-
nız, Beşar Esad'ı ve diktatörlüğünü deviri-
niz. Filistinlilerin topraklarını, Filistinlilerin
haklarını ödemeyi reddetmekte olan İsrail
yönetiminden kurtarınız. Suriyelileri ve Filis-
tinlileri kurtardığınız takdirde, Allah katında
"mücahidler" ünvanını alacaksınız. Ünvanla-
rın en büyüğü budur işte!
Duamız: Allah, Müslüman Dünya'ya ve müs-
lümanlara zarar veren hainleri ve zâlimleri
kahretsin! Müslümanlara fayda verenlere
de acısın, rahmet etsin! Amin.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 1: Allah katında mâsûm bir insan kâinat
kadar kıymetlidir. Çünkü insan, kâinat ağacı-
nın bir meyvesidir. Evrenin en mükemmel
meyvesi olan mâsûm insanı haksızlıkla kat-
leden bir kimse, koskoca bir evreni katlet-
miş olur. Bu katliamı yapan kimsenin de ce-
zâsı, kâinat kadar büyük olacaktır.
(Mâsûm bir kimseyi katledenin dünyadaki
cezâsı, bir kere idam edilmektir. On kişiyi
katlettiyse, on idam onun hakkıdır. Fakat
bu dünyada bir kişiyi on kere idam etmek
mümkün değildir. Yani böyle bir kişi cezâ-
sını tam almadan ölmüş oluyor. Bu kişilerin
gerçek cezâsı da âhirete kalıyor. Mâsûmu
katledenin âhiretteki cezâsı ise; diyelim ki
katil, 20 yaşındaki bir genci haksızlıkla kat-
letti. Ortalama 60 yıllık ömür üzerinden bu
gencin 40 yıllık ömrü yok edilmiş olduğu
için, âhirette katile verilecek cezâ, 40 yıl ce-
hennem ateşinde yanmaktır. REİNA'da 40
kişiyi katleden ve emri veren kişilerin cezâsı
ise; 40 kişinin ortalama ömür üzerinden 40'
ar yıllık ömrü yok edildiyse, 40X40=1600 yıl
o katiller ve onların cinayetlerine sevinenler
cehennem ateşinde yanacaktır. Bu kadar ce-
zâyı bu dünyada vermek mümkün olmadığı
ve Allah da mutlak adâlet sahibi olduğu için,
cehennemin yaratılması hak olmuştur. İn-
sanları yoktan yaratmış olan Allah'ın, ölmüş
insanları tekrar diriltmesi, zor ve imkânsız
değildir.)
Not 2: Eğer mâsûm insanları katletmeye son
vermezseniz, Müslüman Dünya olarak, yani
1.5 milyar müslüman, sizin müslümanlığını-
zı reddedeceğiz. Allah da reddedecek. Meh-
disi de reddediyor!
Not 3: Eğer mâsûm sivilleri katletmeye son
vermezseniz, kesinlikle bileceğiz ki, sizler;
İngiltere'nin, ABD'nin ve İsrail'in kontrolü
altında olan ve onlar tarafından kullanılan
maşalarsınız. Bu maşaları kırmak ve yok et-
mek de, Müslüman Dünya'ya farzdır.
Not 4: Şunu da bilmelisiniz: Siz mâsûmları
katlettikçe, İslâmiyet'i kötülemiş olduğunuz
için, Vatikan'daki İsa dininden sapmış kardi-
naller bayram yapıyor! Mâsûmlara üzüle-
cekleri yerde, seviniyorlar.Mutlak iyilik olan
ve cennete götüren Müslümanlığı kötü gös-
terdiğiniz için! Yoksa yaptığınız katliamları
size Vatikan mı yaptırıyor? Biz, aksine bir
cevap bulamıyoruz! Bu durumda eğer zul-
münüzden vazgeçmezseniz, size lânet oku-
mak hakkımızdır. Bu durumda yüce Allah
da size lânet edecektir! Geliniz, kendi key-
finizi terkedip, Allah'ın Mehdisi'ne biat edi-
niz, lânetlenmekten kurtulunuz.
(Allah'ın Mehdisi Mehmed Nur'an'a gıya-
ben yapılacak biat şöyledir: "Haklıca, adâ-
letlice, namusluca, ibadetlice, ahlâklıca,
iyiliklice ve kötülükleri terketmeklice bir
hayat sürmek üzere, görevlendirdiğin Meh-
dine biat ettim. Allah'ım Sen şahit ol, biatı-
mı kabul et." Allah'ın Mehdisi'ne biat eden-
ler, âhirette onun şefaatinden faydalana-
caklardır.)
Not 5: Allah'ın Mehdisi'nin gelmiş olduğu
ve görev başında bulunduğu şu zamanda
kimse kendini halife ilân edemez. Halifelik
iddiasında bulunanlar ancak sahtekârlık
yapmış olurlar.
Not 6: Dünyadaki bütün müslümanlar bil-
melidir ki; Allah'ın dini, alevîlik-sünnîlik de-
ğil, İslâmiyet'tir. Bu dinden, başka dinler ü-
retenlerin dini, Allah katında kabul edilme-
yecektir.
Not 7: ABD'nin yeni yönetimine uyarı! Ön-
ceki yönetimlerinizde Irak'a saldırdınız. Ora-
da kaos yarattınız. Oraya demokrasi getir-
mediniz. Sonra Suriye'ye, Beşar Esad'ı de-
virmek için girdiniz. Ama onu devirmek ye-
rine onun katliamlarını seyrettiniz, diktatör-
ün cinayetlerine ortaklık ettiniz, suç işledi-
niz ve demokrasiyi de engellediniz. Bunlar
arasında Mısır'da da demokrasiye darbe
vurdunuz. En son olarak da Türkiye'nin de-
mokrasisine de darbe indirmeye kalktınız.
Şimdi de bir askeriniz ortaya çıktı: "Bütün
bunların planlı olarak yapıldığını, maksadın
da ABD'nizin tam egemenliği için bu ülkeleri
parçalamak" olduğunu anlattı. Şimdi ya bu
şeytanî planlarınızı uygulamaya son verirsi-
niz, ya da dünya liderliğinden çekilirsiniz. E-
ğer çekilmezseniz, çekilmeniz için gereken
herşeyi yaparız! Hakkınız olmayan bir lider-
likte kalmanız, en büyük zorbalıktır. Bu zor-
balığa daha fazla izin veremeyiz. Adâletli ve
hakkaniyetli olamayacaksanız, liderliğiniz
sona ermeli. Dünya liderliğiniz ancak adâlet
ve hakkaniyetle devam edebilir. Ayrıca Tür-
kiye'nin düşmanı olan terör örgütlerine des-
tek vermeniz, Türkiye'ye sizin düşmanları-
nıza destek verme hakkı kazandırır. Türkiye'
nin bu hakkı kullanmasını istemiyorsanız,
terör örgütlerine verdiğiniz desteği hemen
kesin ve onlarla olan bağınızı derhal kopar-
tın! Barış istiyorsanız, hakkaniyet ve adâle-
te boyun eğeceksiniz. Aksi halde yeni bir
dünya savaşı kaçınılmazdır. Şunu da unut-
mayın: Biz Müslüman Dünya'nın, sizin par-
çaladığınız ülkeleri tekrar birleştirmesi, zor
ve imkânsız değildir. Parçalamakla bir yere
varamazsınız. Çünkü bizim mânevî bir ya-
pıştırıcımız vardır. O halde doğruluğa gelin,
doğru gidin. Eğrilere dünya liderliği haram-
dır!
Not 8: Bu bildiri, Allah'ın Mehdisi Mehmed
Nur'an tarafından tasdik edilmiştir.
Not 9: Dindar müslümanlar bu bildiriyi,
IŞİDlilere ve liderine ve bütün Arap basınına
ulaştırmaya çalışmalıdır.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Allah'tan başka ilah yoktur.Mehdi ve Mesih
Allah'ın kulu ve elçisidir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onyedisi, Ocak ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hakka dâvet ve uyarı.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Freitag, 6. Januar 2017
AB VE ABD ÜLKELERİ LİDERLERİNE YENİ YIL MESAJI
AB VE ABD ÜLKELERİ LİDERLERİNE
YENİ YIL MESAJI
yeni bir yılı getirmiş olan
yüce TANRInın adıyla
Sayın AB ve ABD liderleri! Sözde "müslü-
man" kimlikli teröristler ülkelerinizde terör
suçu işledikleri zaman bu teröristlere "İs-
lâmcı terörist" demektesiniz. Fakat bu tür
bir etiketleme, gerçeği yansıtmamaktadır.
Çünkü bir müslüman, mâsûm bir insanı kat-
lettiği zaman, müslümanlıktan çıkar. Böyle
bir insana daha fazla "müslüman" kimliği ve-
remeyiz. Dolayısıyla mâsûm insanları katlet-
miş ve katletmeyi meşru hale getirmiş bazı
müslüman kimlikli teröristlere "müslüman"
diyemeyiz. Çünkü onlar, İslâmiyetlerini kay-
betmiş kimselerdir. Dolayısıyla onlara; "İs-
lâmcı terörist" veya "İslâmistische terorist"
diyemeyiz. Onlara ancak; "dinden çıkmış"
veya "dinini kaybetmiş" ya da "sapıtmış ve
bozulmuş insan" diyebiliriz. Çünkü İslâmi-
yet, değil teröre izin vermek, "en küçük kö-
tülüğün dahi cezâsız kalmayacağını, Allah'a
inananların inancının ancak iyilikçi olmala-
rıyla geçerli olacağını" bildiren bir dindir. O
halde teröristleri etiketlerken bu gerçeğe
uygun olarak hareket etmelisiniz, tabii Müs-
lüman Dünya ile ilişkilerinizin iyi gitmesini
isterseniz. Ve tabii İslâmiyet'i kötülemek
gibi bir niyetiniz yoksa.
Şunu da iyi bilmelisiniz: Hakiki bir müslü-
man, yeryüzünün en iyi insanıdır. Fakat bir
müslüman bozulursa veya müslümanlıktan
çıkarsa, yeryüzünün en tehlikeli varlığı olur.
Işidciler bunun örneğidir. IŞİD'i ortaya çıka-
ran sebeplerin başında da, Bush'un kahrı ve
Obama'nın acziyeti vardır. Onların Ortado-
ğu'da yaratmakta olduğu kaos, Ortadoğulu-
ların normal bir rejime kavuşmalarına ve
doğru dürüst bir eğitimden geçmelerine
engel olmakta ve sonuçta canavarlaşmış
insanlar üremektedir. Barış istiyorsak, bu
üretimi yapanların yakasına yapışmak zo-
rundayız.
Sizden yukarıda zikrettigimiz hassasiyeti
bekliyoruz ama, sizin daha büyük hatalar i-
çinde olduğunuzu görünce beklentilerimizin
boş olduğunu da düşünmeden edemiyoruz.
Çünkü Türkiye'deki terör eylemleri karşısın-
da üzüldüğünüze dair mesajlar veriyorsu-
nuz, fakat terör örgütlerine verdiğiniz des-
teği kesmediğiniz için mesajlarınızın bir an-
lamı kalmıyor ve o mesajlarla kendinizi ya-
lanlıyorsunuz. Bu durum da sizi, Türkiye'ye
"dost yüzlü düşman" olarak gösteriyor.
Türkiye'yi kendinize boyun eğdirmeyi ba-
şarmadıkça içinde bulunduğunuz düşmanlı-
ğınızın sona ermeyeceğini iyi biliyoruz. Bu-
nun için de Türkiye'deki terör örgütlerine
vermekte olduğunuz destek son bulmaya-
caktır. Çünkü terör örgütleri, Türkiye'yi e-
sir almak ve esir tutmak için kullandığınız
ordularınızdır. Bu sebeple Türkiye'den iste-
diğinizi almadan bu ordularınızı geri çekme-
yeceğinizi artık iyi biliyoruz. Fakat siz de iyi
bilmelisiniz ki, Türkiyeliler de size esir ol-
mak ve esir kalmak istememektedirler ve
bunun için de terör ordularınıza teslim ol-
mayacaklardır. Bu durumda da size tabii ki,
Türkiye'ye karşı ya onun bağımsızlık arzusu-
na saygı göstermek ve gereğini yapmak, ya
da büyük bir NATO saldırısıyla istediğinizi
gerçekleştirmekten başka çare kalmıyor. A-
ma saldırıya kalkarsanız, Türkiye'yi tamam-
men kaybetmek ve karşınızda Rusya'yı bul-
mak gibi bir riski de görüyor olmalısınız.
Yüce Tanrı'nın gösterdiği dostluk ve barış
yolunu terkedip şeytana uyarak o riske gi-
recek olursanız, Avrupanızın battığını göre-
ceksiniz. Batmaktan korkmalı ve çekinmeli-
siniz. Türkiye'ye hâkim olmak yerine onun-
la eşit olmayı seçerseniz, batmaktan kurtu-
labilirsiniz. Seçim sizindir!
Şimdi gelelim İstanbul'da yılbaşı gecesinde-
ki terör eylemini kim, niçin yaptığına. Bu-
nun cevabını gazeteci Anberin Zaman'ın at-
tığı twetten öğrenebiliriz. Gazeteci, twetin-
de Türkiye'ye şöyle soruyordu: “IŞİD’e karşı
en etkin güç olan YPG ve SDG’ye saldırmaya
devam edilecek mi acaba?”
Bu twet atıldığında IŞİD, REİNA saldırısını
henüz üstlenmemişti. Bu twetten anlama-
lıyız ki, REINA saldırısını, YPG'yi meşru gös-
termek için Obama yönetiminin istihbarat
örgütü yaptırtmıştır. Çünkü YPG, Obama
yönetiminin Suriye'de kullanmakta olduğu
terör ordusudur. Eylemi Pazartesi günü
IŞİD'in üstlenmiş olmasına kimse aldanma-
malıdır. Çünkü Suriye'deki kolu ile beraber
PKK ile IŞİD kendi aralarında yardımlaşma
içindedir. Yani bu terör eylemini PKK ve
YPG ile IŞİD'in yapmasında bir fark yoktur.
Bu tür eylemlerin yaptırılmasının ikinci se-
bebi: 20 Ocak'ta Türkiye ile Rusya arasında
yapılacak toplantıyı engellemeye çalışmak-
tır. Çünkü dünya liderliğindeki ABD'nin bu
toplantılardan dışlanmış olması, Obama yö-
netimini (renk vermemeye çalışsalar da)
müthiş şekilde rahatsız etmektedir. Bunun
için Obama yönetimi görevi devredeceği
güne kadar Türkiye ve Rusya yönetimlerini
durduracak eylemlerine devam edecektir.
Bu eylemleri arasında Erdoğan ve Putin'i
öldürtmek gibi hedefleri de vardır. Rus dip-
lomatları öldürtmeleri ve uçaklarını düşür-
meleri de bu hedefin ipucudur. Yani Obama
yönetimi, Türkiye ve Rusya'ya karşı büyük
bir savaşın içindedir. Bu sebeple Türkiye
halkları terör eylemlerine üç hafta daha
muhatap olmaya devam edecektir. Üç haf-
ta sonra Trump yönetimi bu eylemlere son
mu verecek, yoksa devam mı diyecek bilmi-
yoruz.
Bu eylemin üçüncü sebebi de şu olabilir: El
altından İslâmiyet'i kötülemeye çalışan Vati-
kan, onu "gerçek İsa'ya" dâvet etmemizden
herhalde çok rahatsız olmuştur. Bunun ce-
vabını da, AB ve ABD istihbaratlarının eliyle
IŞİD etiketini kullanarak İstanbul-Ortaköy
saldırısıyla vermiştir. Yani Vatikan bununla:
"İşte İslâm budur!" demek istiyor. Sırf bu
kötülemeyi yapabilmek için Amerika'da
IŞİD adına gerçekleştirilen eşcinseller katli-
amını da Vatikan yaptırtmıştır. Ama Allah
zâlimleri görmekte ve bilmektedir! Ve yeni-
den diriliş gününde onlardan mâsûm insan-
ları katlettirmelerinin hesabı mutlaka soru-
lacaktır.
Bu arada twetiyle Türkiye'ye sual soran PKK
ve Obama yönetimi yanlısı olan ve belki de
ABD istihbaratı adına çalışan Anberin Za-
man'a da cevap verelim: Evet, Anberin Za-
man! Türkiye, YPG'nize saldırmaya devam
edecek ve Suriye'de, Türkiye'de ve İran'da
bir PKK devletinin kurulmasına asla izin ver-
meyecektir! NATO'nuz Türkiye'ye saldıracak
olsa dahi!
(Türkiye artık çok dikkatli ve uyanık olmalı-
dır. Çünkü PKK'nın telsiz mesajlarında "Tür-
kiye'yi parçalamaya ve bir PKK devleti ku-
rulmasına dair NATO'dan söz almış oldukla-
rı" geçmektedir. 15 Temmuz darbe saldırı-
sı da bu işin başarısız başlangıcıydı. İkinci
en büyük NATO saldırısı mutlaka gelecektir.
Çünkü AB ve ABD, Türkiye'ye başka türlü
hâkim olamaz, hâkim olamayacaklarını da
anladılar. Bu sebeple de zorbalığa başvur-
maktan başka çareleri kalmadı. AB ve ABD'
nin destek vermekte olduğu terör örgütleri
ve o örgütleri desteklemekte olan partiler
de bu saldırıyı hasretle beklemektedir. Do-
layısıyla NATO güçleri, İstanbul veya Anka-
ra'yı işgal etmeye kalkışabilir. Türkiye Ordu-
su, bu işgale karşı savunmasını çok iyi hazır-
lamalıdır. Türkiye'deki üslerin de bir truva
atı olarak kullanılmasına daha fazla izin ver-
memelidir. 15 Temmuz saldırısında bu üsle-
rin bir "darbe üssü" olarak kullanılmış oldu-
ğu da unutulmamalıdır.)
(Türkiyelileri tekrar uyarıyoruz! Avrupa Birli-
ği şu anda Rusya'ya karşı en güçlü olduğu
dönemdedir. AB ülkeleri bu güçlerinden
cesaret alarak Türkiye'ye saldırmak isteye-
ceklerdir. Bu saldırıyla PKK'ya bir devlet ka-
zandırmaya ve sahiplik edebilecekleri top-
rak koparmaya çalışacaklardır. Gelmekte
olan bu saldırıya karşı hep birlikte uyanık
ve hazır olmalısınız.)
ABD'deki yeni Trump yönetimi şu gerçeği
bilmek zorundadır: Obama yönetiminin ve
onun arkasındaki "şeytanî akl"ın "22 ülke-
nin sınırlarını değiştirmek" gibi bir planı var-
dı. Fakat bu plan, Obama yönetiminin Tür-
kiye'de sahte mehdi Fethullah Gülen'e yap-
tırdığı 15 Temmuz askerî darbesinin başarı-
sızlığa uğramasıyla deşifre oldu ve bozuldu.
Şimdi yeni Trump yönetimi için iki yol var.
Ya Ortadoğu'da barışı sağlayacak adımlar a-
tarak ülkesinin dünya liderliğini sürdürmek,
ya da kaosu devam ettirerek liderlikten düş-
mek.
Eğer Trump yönetimi birinci yolu seçerse,
Ortadoğu'da barışı sağlamak için Suriye'de
Beşar Esad'ı ve rejimini devirmek, İran'da
ve Mısır'da demokratları hâkim kılmak ve
İsrail devletini ortadan kaldırmak zorunda-
dır. Bunlar gerçekleşmediği müddetçe Orta-
doğuya barış gelmeyecektir. Ortadoğu'ya
barış gelmezse, dünyaya da barış gelmez ve
ABD dünya liderliğini çok kısa bir zamanda
kaybeder. Eğer Trump yönetimi ülkesinin
dünya liderliğini kaybetmek istemezse, ba-
rış için gereken adımları atmalı ve dünya
liderliğini sağlamlaştırmalıdır.
Gereken adımları atmada eğer Trump yöne-
timi Rusya'ya savaş açma cesaretini göste-
rebilirse, (Rusya'ya mutlaka savaş açılmalı
demiyoruz, buna dair gereken cesaret gös-
terilmeli diyoruz) Suriye diktatörünün dev-
rilmesinde Rusya'yı ikna etmiş olur. Çünkü
şu anda Rusya'nın ABD'ye savaş açma cesa-
reti var, fakat yeterli gücü yoktur. Bu gücü
de ancak en büyük nükleer bombasını ya-
pınca kazanacaktır. Bu kazanım için de bir
iki yıla gerek vardır. Bu zaman içerisinde
ABD yönetiminin Suriye diktatörünü devir-
me şansı ve fırsatı vardır. ABD bu fırsatı kul-
lanırken Rusya sesini çıkaramayacaktır. Çı-
karsa da (diplomatlarının öldürülmesi ve
kovulması ve uçaklarının düşürülmesine
karşılık veremediği gibi) bir şey yapamaya-
cak ve Esad'ın devrilmesine göz yumacak-
tır.
Trump yönetimi, İran'da demokratları hâ-
kim kılmalıdır. Çünkü şimdiki mollalar re-
jimi, mezhepsel faşizm güderek İslâmlı Ül-
ler'i rahatsız ve huzursuz etmektedir. İran'
ın bu saldırgan tavrı ancak onun demokrat-
laşmasıyla kırılabilir.
Trump yönetimi, ülkesinin istihbaratının
planları dahilinde olan "Ortadoğu'da alevî-
sünnî savaşı çıkarmak" planını çöpe atmalı-
dır. Şayet Trump bu planı uygulamaya ko-
yacak olursa, bundan en çok Rusya kazanır.
Sonuçta ABD kaybeder ve kaybedecek!
Trump yönetimi, İsrail devletine de son
vermelidir. Çünkü İsrail yönetimi, 1967 sı-
nırlarına dayalı bir barışı kabul etmemiştir.
İsrail şu anda hakkı olmadığı topraklar üze-
rindedir. Onun bu haksız varlığına göz yu-
mulamaz. Eğer Trump yönetimi İsrail dev-
letine son vermezse, bunu Müslüman Dün-
ya'nın orduları halledecektir. Trump yöne-
timi bu halledişe göz yumarak bu dertten
kurtulabilir.
Trump yönetimi için ülkesinin 15-20 yıl da-
ha dünya liderliğinde kalmasının yolu bu-
dur. Aksi halde ABD bütün Ortadoğu'dan ve
Müslüman Dünya'dan def edilecektir. Bu
da, yeni savaşlar ve boğuşmalar demektir.
Suriye için Türkiye ile Rusya arasında ger-
çekleştirilen ateşkes'e gelecek olursak: Bu
ateşkes uzun sürmez. Çünkü Beşar Esad
Suriye'ye tam hâkim olmak isteyecek ve
bunun için de bütün muhalifleri yok etme-
ye çalışacaktır. Muhalifler de bir diktatörün
hakîmiyeti altında yaşamak istemeyecek ve
isyanlarına devam edeceklerdir. Bu sebeple
Suriye diktatörünü devirmekten başka çare
yoktur.
Duamız: Ey yerlerin ve göklerin biricik tanrı-
sı yüce Allah! Türkiye'de terör yaptıran dev-
letlerin ve örgütlerin belâsını acilen ver.
Yeryüzünde bozgunculuk yapan ülkeleri,
milletleri, örgütleri helâk eyle. Doğru yolu
arayan insanları da doğruluğa ilet. Gasbetti-
ği Filistin topraklarından çekilmeyen İsrail
devletini tez zamanda ortadan kaldır. Onu
ortadan kaldıracak orduyu da süratle ortaya
çıkar. Duamızı kabul buyur. (Dindarlar bu
duayı ibadet aralarında ve sonunda mutlaka
yapmalıdır. Çünkü toplu yapılan haklı dualar
çabuk kabul olunur.)
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 1: İstanbul'da REİNA'ya yapılan terör
saldırısını IŞİD'in üstlendiği duyuruldu. Fa-
kat ajanslar bu üstlenme haberinin gerçek-
ten IŞİD tarafından yapıldığını nasıl anlıyor-
lar? Pekâlâ bu üstlenme işini IŞİD'in adını
kullanarak ABD istihbaratı da yapabilir. IŞİD
ise, yapılan üstlenme lehineyse, haberi ya-
lanlamaz. Eğer lehine değilse ancak o zaman
yalanlar. Dolayısıyla IŞİD lideri televizyona
çıkarak terör eylemini üstlendiğini ve sebe-
bini açıklamadıkça, REİNA'ya yapılan saldırı-
nın IŞİD tarafından yapıldığına inanamayız,
inanmamalıyız. Bir video çekip yayınlamak,
IŞİD'ciler için zor olmasa gerek. Bu yapılmı-
yorsa, o terör saldırısı, bu saldırıyı önceden
haber veren ABD istihbaratının işidir. Çünkü
hiç bir örgüt yapacağı saldırıyı istihbarat ör-
gütlerine farkettirmez. Bilmeden farkettiri-
yorsa, o istihbarat örgütü eylemin türünü,
yerini ve zamanını da bilir. Bilince de bunu
müttefik saydığı ülkeye haber verir, vermesi
gerekir; böylece eylem önlenir. Eğer ABD is-
tihbaratı bunu engellemiyorsa, mutlaka işin
içinde kendisi vardır demektir.
Not 2: İslâmlı Ülkeler'in liderleri bir araya
gelerek ABD yönetimini hesaba çekmelidir:
"62 ülkenin yardımını aldığın halde üç se-
neden beri IŞİD terörünü neden bitirme-
din?" Evet bu hesap ABD'den mutlaka so-
rulmalıdır! Çünkü eğer ABD yönetimi bu
terörü bitirmekten kaçınıyorsa, onun bu
örgütle mutlaka bir menfaat alışverişi var-
dır ve bu örgüt ABD'nin bazı hedeflere var-
mada kullandığı bir enstrümandır. Eğer
böyle değilse ve IŞİD karşısında ABD ordu-
su çok güçsüz kalıyorsa, ABD yönetimi bu
işi halletmeyi Türkiye'ye bıraksın. Türkiye
bu terörü üç ay içerisinde temizler. Tabii
ABD bir kahpelik yapmazsa!
Not 3: ABD istihbaratı Rus diplomatları öl-
dürttüğü ve uçaklarını düşürttüğü halde
Putin ABD'ye savaş açmadı. Böylece Putin
Rusya'nın güçsüzlüğünü göstermiş oldu ve
ABD istihbaratı da Putin'in verdiği tepkiyle
veya tepkisizlikle Rusya'nın güçsüzlüğünü
okumuş oldu. Eğer Rusya ABD'ye savaş aça-
bilecek güce sahip olsaydı, derhal savaş ilân
ederdi. Ama Putin; "önce Trump'un elini
görelim" diyerek, Rusya'nın güçsüzlüğünü
örtmeye çalıştı. Ama Obama'nın istihbarat
örgütü, bilmek istediğini bildi!
Not 4: Trump yönetimi, İsrail'in bütün nük-
leer silahlarına el koymalı veya onları etki-
siz hale getirmelidir. Çünkü bunu yapmaz-
sa, İran, nükleer silah üretme hakkı kazana-
cak veya Rusya İran'a nükleer silah vere-
cektir veya vermek zorunda kalacaktır.
Aslında bu işin adâletli olabilmesi için
Trump yönetimi, İsrail'in elindeki nükleer
silah sayısını 200'den 2'ye indirmeli ve her
İslâmlı Ülke'ye de ikişer nükleer silah edin-
me hakkı tanımalıdır. Bu yapılmadığı takdir-
de her İslâmlı Ülke 200'er nükleer silah e-
dinme hakkına sahip olacaktır. Ve aynı za-
manda eğer Trump yönetimi gerekeni yap-
mazsa, ABD'nin dünya liderliği çok kısa bir
zamanda sona erecektir.
Not 5: ABD yeni Başkanı Sayın Donald
Trump! Şimdi size hitabetme zamanı geldi.
Şu anda ülkeniz ve devletiniz olarak Suriye'
de bulunma hakkınız kalmamıştır. Çünkü
Suriye diktatörü sizi (yani devlet ve sizden
önceki yönetiminizi) dâvet etmemiştir. Sizi
dâvet ettiyse, Suriyeli Muhalifler dâvet et-
miştir. Bu dâveti de, Beşar Esad'ı devirme-
niz için yapmıştır. Ama siz (Obama yönetimi
olarak), bu görevi yerine getirmediniz. Yeri-
ne getirmediğiniz gibi, diktatörün cinayetle-
rine seyirci kalarak, ona engel olmayarak
suç ortaklığı kazandınız. Dolayısıyla Suriye'
de bulunma hakkınızı çok fazlasıyla kaybet-
tiniz. Eğer Suriye'de bulunma hakkı istiyor-
sanız, bunu ancak Suriye diktatörünü ve re-
jimini devirme yükümlülüğünü üzerinize al-
dığınız takdirde kazanabilirsiniz. Aksi halde
Suriye'yi derhal terketmek zorundasınız.
IŞİD meselesi ise, sizin bu terörü ortadan
kaldıracak cesur ve kahraman ve fedakâr
bir ordunuz ve askerleriniz yoktur. Bunun
için de zaten YPG isimli terör örgütünden
medet bekler bir durumdasınız. Bu yüzden
bu mesele için de Suriye'de kalmanıza ge-
rek yoktur. Çünkü bu sorunu çözecek bir
Türkiye ve Rusya var. Madem siz askerleri-
nize kıyamıyorsunuz, öyleyse bırakıp gidin!
Ülkelerinin geleceğini kurtarmak adına bu
kirli ve tehlikeli problemi Rusya ve Türkiye
çözsün. Madem elinizin kirlenmesini iste-
miyorsunuz, o halde YPG gibi âciz bir terör
örgütüyle müttefiklik kurarak şeytanla or-
taklık etmeyin! Elinizi kirden korurken bü-
tün vücudunuzu pisliğe batırmayın. Ama
şu anda ne yazık ki (elleriniz dışında) bütün
vücudunuz şeytanî pisliğe batmış durumda-
dır. Silahlarınızı YPG terör örgütünden geri
alarak Suriye'yi terkedin ki, batmış olduğu-
nuz pislikten kurtulasınız. Şeytanla ortaklık
kurmaya mecbur değilsiniz. (Türkiye ve
Rusya, "IŞİD'e karşı savaşmayı biz üzerimize
alıyoruz" diyerek, ABD'yi Suriye'den uzak-
laştırabilirler.) Eğer Suriye'yi bölmek ve
PKK'nın Suriye'deki kolu olan YPG terör ör-
gütü için size bağımlı bir devlet kurmak gibi
emelleriniz varsa, bu çirkin ve tehlikeli e-
mellerden bir an önce uzaklaşmalısınız. Ak-
si halde çok büyük zararlar görürsünüz.
Yeni Başkan Sayın Donald Trump! Eğer ger-
çek bir Başkan olmak istiyorsanız, haklı ve
adâletli olmak zorundasınız. Çünkü bir dev-
let ancak hak ve adâlet ve namus direkleri
üzerinde durur. Bu direklerden biri eksilir-
se, devletiniz ayakta kalamaz. Madem Baş-
kanlığa geldiniz, bu direkleri ayakta tutma-
ya mecbursunuz. Madem mecbursunuz, o
halde Suriye'de 500 bin müslüman Arabın
katledilişine engel olmayan geçmiş yöneti-
minizin lideri Barack Obama'yı mahkeme
önüne çıkarmalı ve bunun hesabını sordur-
malısınız. Ayrıca siz kendi ağzınızla itiraf et-
miş olduğunuz istihbarat örgütünüzün 13
elemanının Türkiye'deki 15 Temmuz darbe
girişimine katılmasının da hesabını yargıya
taşımalısınız. Eğer bunları yapmazsanız, dev-
letinizin adâletsizligini bütün dünyaya ilân
etmiş olursunuz! Bu durum da sizi mânen
Başkanlık'tan düşürür. Eğer yüce Tanrı'ya
saygınız ve sevginiz varsa, adâletten ayrıl-
mamalı ve gereğini yerine getirmelisiniz.
Madem adâletli olmaktan başka çareniz
yoktur, o halde İsrail'in haksızlıklarına da
sahip çıkmamalı, onu adâlete boyun eğdir-
melisiniz. Bunun için de İsrail devletinin
varlığına son vermelisiniz. Çünkü İsrail,
1967'li Barış'ı kabul etmedi ve devletinin
varlık hakkını kaybetti. Eğer siz bu adâleti
yerine getirmezseniz, bunu Müslüman Dün-
ya'nın orduları yapacaktır ve haklarıdır. Bu
hakka engel olma hakkınız yoktur! Eğer
haksızlığa düşmezseniz, ülkenizin dünya
liderliği 20 yıl daha devam edecektir. Eğer
haksızlığa kalkışırsanız, bütün Müslüman
Dünya'ya ve Rusya'ya karşı savaşmak zorun-
da kalacaksınız. Sonuçta ülkeniz ve ordula-
rınız mahvolacaktır! Bu mahvoluştan başka
haksızlığınızın ve adâletsizliğinizin hesabını
da yüce Tanrı'ya vermek zorunda kalacaksı-
nız.
Bakınız Bay Trump! Şu anda 72 yaşındasınız.
Bu dünyada 5-10 senelik bir ömrünüz kaldı.
Ömrünüzün bitiminden ve kıyametten son-
ra yeniden diriltilip yüce Tanrı'ya hesap ver-
me zorunluluğu var ve gelecek. Madem bu-
na engel olacak bir durumunuz yoktur, o
halde dikkatli olunuz, cehenneme atılma-
yasınız!
Biz Müslüman Dünya'nın en yüksek maka-
mı olarak, Irak'ın hesabını yüce Tanrı'ya bı-
rakıyoruz. Eğer Iraklılar bunun hesabını siz-
den sormak isterlerse, (İngiltere Krallığı ile
beraber) hesap vermek zorundasınız. Çünkü
Irak diktatörü, ona saldırmanıza sebep olan
nükleer silahlara sahip değilmiş. Hesap ver-
meye hazır mısınız Sayın Trump? Siz Suudi
Arabistan'dan hesap sorabildiğinize göre,
Irak'ın hesabını vermeye de hazır olmalısı-
nız. Bu hesap karşısında Şöyle de yapabili-
riz: Siz, İsrail devletini ortadan kaldırırsınız
veya kaldırılmasına yardım edersiniz, biz
Müslüman Dünya da önünüze gelecek olan
Irak hesabını (tam karşılamaz ama) kapatı-
rız.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğiz sayın
Trump: 20 Ocak'tan önce yönetime el ko-
yarsanız iyi olur. Çünkü Obama yönetimi
sizin aleyhinizde işler çevirmektedir. Yani
istihbarat örgütünüz eliyle Rusya'nın dip-
lomatlarını öldürtmekte, uçaklarını düşürt-
mekte ve Türkiye'de de PKK ve IŞİD etiketli
terör eylemleri düzenletip mâsûm insanları
katlettirmektedir. Yarın bunların hesabı si-
zin önünüze konacaktır. Bu sebeple Obama
yönetimine daha fazla fırsat ve zaman ver-
memeniz gerekmektedir.
Yüce Tanrı yardımcınız olsun!
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 6: Bu bildiri, uluslararası diplomatik
platformda paylaşıldı.
Not 7: Bu bildiri, Allah'ın Mehdisi Mehmed
Nur'an tarafından tasdik edildi.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa
ve Muhammed tek Tanrı'nın kulu ve elçisi-
dir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onyedisi, Ocak başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı ve hakka dâvet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
YENİ YIL MESAJI
yeni bir yılı getirmiş olan
yüce TANRInın adıyla
Sayın AB ve ABD liderleri! Sözde "müslü-
man" kimlikli teröristler ülkelerinizde terör
suçu işledikleri zaman bu teröristlere "İs-
lâmcı terörist" demektesiniz. Fakat bu tür
bir etiketleme, gerçeği yansıtmamaktadır.
Çünkü bir müslüman, mâsûm bir insanı kat-
lettiği zaman, müslümanlıktan çıkar. Böyle
bir insana daha fazla "müslüman" kimliği ve-
remeyiz. Dolayısıyla mâsûm insanları katlet-
miş ve katletmeyi meşru hale getirmiş bazı
müslüman kimlikli teröristlere "müslüman"
diyemeyiz. Çünkü onlar, İslâmiyetlerini kay-
betmiş kimselerdir. Dolayısıyla onlara; "İs-
lâmcı terörist" veya "İslâmistische terorist"
diyemeyiz. Onlara ancak; "dinden çıkmış"
veya "dinini kaybetmiş" ya da "sapıtmış ve
bozulmuş insan" diyebiliriz. Çünkü İslâmi-
yet, değil teröre izin vermek, "en küçük kö-
tülüğün dahi cezâsız kalmayacağını, Allah'a
inananların inancının ancak iyilikçi olmala-
rıyla geçerli olacağını" bildiren bir dindir. O
halde teröristleri etiketlerken bu gerçeğe
uygun olarak hareket etmelisiniz, tabii Müs-
lüman Dünya ile ilişkilerinizin iyi gitmesini
isterseniz. Ve tabii İslâmiyet'i kötülemek
gibi bir niyetiniz yoksa.
Şunu da iyi bilmelisiniz: Hakiki bir müslü-
man, yeryüzünün en iyi insanıdır. Fakat bir
müslüman bozulursa veya müslümanlıktan
çıkarsa, yeryüzünün en tehlikeli varlığı olur.
Işidciler bunun örneğidir. IŞİD'i ortaya çıka-
ran sebeplerin başında da, Bush'un kahrı ve
Obama'nın acziyeti vardır. Onların Ortado-
ğu'da yaratmakta olduğu kaos, Ortadoğulu-
ların normal bir rejime kavuşmalarına ve
doğru dürüst bir eğitimden geçmelerine
engel olmakta ve sonuçta canavarlaşmış
insanlar üremektedir. Barış istiyorsak, bu
üretimi yapanların yakasına yapışmak zo-
rundayız.
Sizden yukarıda zikrettigimiz hassasiyeti
bekliyoruz ama, sizin daha büyük hatalar i-
çinde olduğunuzu görünce beklentilerimizin
boş olduğunu da düşünmeden edemiyoruz.
Çünkü Türkiye'deki terör eylemleri karşısın-
da üzüldüğünüze dair mesajlar veriyorsu-
nuz, fakat terör örgütlerine verdiğiniz des-
teği kesmediğiniz için mesajlarınızın bir an-
lamı kalmıyor ve o mesajlarla kendinizi ya-
lanlıyorsunuz. Bu durum da sizi, Türkiye'ye
"dost yüzlü düşman" olarak gösteriyor.
Türkiye'yi kendinize boyun eğdirmeyi ba-
şarmadıkça içinde bulunduğunuz düşmanlı-
ğınızın sona ermeyeceğini iyi biliyoruz. Bu-
nun için de Türkiye'deki terör örgütlerine
vermekte olduğunuz destek son bulmaya-
caktır. Çünkü terör örgütleri, Türkiye'yi e-
sir almak ve esir tutmak için kullandığınız
ordularınızdır. Bu sebeple Türkiye'den iste-
diğinizi almadan bu ordularınızı geri çekme-
yeceğinizi artık iyi biliyoruz. Fakat siz de iyi
bilmelisiniz ki, Türkiyeliler de size esir ol-
mak ve esir kalmak istememektedirler ve
bunun için de terör ordularınıza teslim ol-
mayacaklardır. Bu durumda da size tabii ki,
Türkiye'ye karşı ya onun bağımsızlık arzusu-
na saygı göstermek ve gereğini yapmak, ya
da büyük bir NATO saldırısıyla istediğinizi
gerçekleştirmekten başka çare kalmıyor. A-
ma saldırıya kalkarsanız, Türkiye'yi tamam-
men kaybetmek ve karşınızda Rusya'yı bul-
mak gibi bir riski de görüyor olmalısınız.
Yüce Tanrı'nın gösterdiği dostluk ve barış
yolunu terkedip şeytana uyarak o riske gi-
recek olursanız, Avrupanızın battığını göre-
ceksiniz. Batmaktan korkmalı ve çekinmeli-
siniz. Türkiye'ye hâkim olmak yerine onun-
la eşit olmayı seçerseniz, batmaktan kurtu-
labilirsiniz. Seçim sizindir!
Şimdi gelelim İstanbul'da yılbaşı gecesinde-
ki terör eylemini kim, niçin yaptığına. Bu-
nun cevabını gazeteci Anberin Zaman'ın at-
tığı twetten öğrenebiliriz. Gazeteci, twetin-
de Türkiye'ye şöyle soruyordu: “IŞİD’e karşı
en etkin güç olan YPG ve SDG’ye saldırmaya
devam edilecek mi acaba?”
Bu twet atıldığında IŞİD, REİNA saldırısını
henüz üstlenmemişti. Bu twetten anlama-
lıyız ki, REINA saldırısını, YPG'yi meşru gös-
termek için Obama yönetiminin istihbarat
örgütü yaptırtmıştır. Çünkü YPG, Obama
yönetiminin Suriye'de kullanmakta olduğu
terör ordusudur. Eylemi Pazartesi günü
IŞİD'in üstlenmiş olmasına kimse aldanma-
malıdır. Çünkü Suriye'deki kolu ile beraber
PKK ile IŞİD kendi aralarında yardımlaşma
içindedir. Yani bu terör eylemini PKK ve
YPG ile IŞİD'in yapmasında bir fark yoktur.
Bu tür eylemlerin yaptırılmasının ikinci se-
bebi: 20 Ocak'ta Türkiye ile Rusya arasında
yapılacak toplantıyı engellemeye çalışmak-
tır. Çünkü dünya liderliğindeki ABD'nin bu
toplantılardan dışlanmış olması, Obama yö-
netimini (renk vermemeye çalışsalar da)
müthiş şekilde rahatsız etmektedir. Bunun
için Obama yönetimi görevi devredeceği
güne kadar Türkiye ve Rusya yönetimlerini
durduracak eylemlerine devam edecektir.
Bu eylemleri arasında Erdoğan ve Putin'i
öldürtmek gibi hedefleri de vardır. Rus dip-
lomatları öldürtmeleri ve uçaklarını düşür-
meleri de bu hedefin ipucudur. Yani Obama
yönetimi, Türkiye ve Rusya'ya karşı büyük
bir savaşın içindedir. Bu sebeple Türkiye
halkları terör eylemlerine üç hafta daha
muhatap olmaya devam edecektir. Üç haf-
ta sonra Trump yönetimi bu eylemlere son
mu verecek, yoksa devam mı diyecek bilmi-
yoruz.
Bu eylemin üçüncü sebebi de şu olabilir: El
altından İslâmiyet'i kötülemeye çalışan Vati-
kan, onu "gerçek İsa'ya" dâvet etmemizden
herhalde çok rahatsız olmuştur. Bunun ce-
vabını da, AB ve ABD istihbaratlarının eliyle
IŞİD etiketini kullanarak İstanbul-Ortaköy
saldırısıyla vermiştir. Yani Vatikan bununla:
"İşte İslâm budur!" demek istiyor. Sırf bu
kötülemeyi yapabilmek için Amerika'da
IŞİD adına gerçekleştirilen eşcinseller katli-
amını da Vatikan yaptırtmıştır. Ama Allah
zâlimleri görmekte ve bilmektedir! Ve yeni-
den diriliş gününde onlardan mâsûm insan-
ları katlettirmelerinin hesabı mutlaka soru-
lacaktır.
Bu arada twetiyle Türkiye'ye sual soran PKK
ve Obama yönetimi yanlısı olan ve belki de
ABD istihbaratı adına çalışan Anberin Za-
man'a da cevap verelim: Evet, Anberin Za-
man! Türkiye, YPG'nize saldırmaya devam
edecek ve Suriye'de, Türkiye'de ve İran'da
bir PKK devletinin kurulmasına asla izin ver-
meyecektir! NATO'nuz Türkiye'ye saldıracak
olsa dahi!
(Türkiye artık çok dikkatli ve uyanık olmalı-
dır. Çünkü PKK'nın telsiz mesajlarında "Tür-
kiye'yi parçalamaya ve bir PKK devleti ku-
rulmasına dair NATO'dan söz almış oldukla-
rı" geçmektedir. 15 Temmuz darbe saldırı-
sı da bu işin başarısız başlangıcıydı. İkinci
en büyük NATO saldırısı mutlaka gelecektir.
Çünkü AB ve ABD, Türkiye'ye başka türlü
hâkim olamaz, hâkim olamayacaklarını da
anladılar. Bu sebeple de zorbalığa başvur-
maktan başka çareleri kalmadı. AB ve ABD'
nin destek vermekte olduğu terör örgütleri
ve o örgütleri desteklemekte olan partiler
de bu saldırıyı hasretle beklemektedir. Do-
layısıyla NATO güçleri, İstanbul veya Anka-
ra'yı işgal etmeye kalkışabilir. Türkiye Ordu-
su, bu işgale karşı savunmasını çok iyi hazır-
lamalıdır. Türkiye'deki üslerin de bir truva
atı olarak kullanılmasına daha fazla izin ver-
memelidir. 15 Temmuz saldırısında bu üsle-
rin bir "darbe üssü" olarak kullanılmış oldu-
ğu da unutulmamalıdır.)
(Türkiyelileri tekrar uyarıyoruz! Avrupa Birli-
ği şu anda Rusya'ya karşı en güçlü olduğu
dönemdedir. AB ülkeleri bu güçlerinden
cesaret alarak Türkiye'ye saldırmak isteye-
ceklerdir. Bu saldırıyla PKK'ya bir devlet ka-
zandırmaya ve sahiplik edebilecekleri top-
rak koparmaya çalışacaklardır. Gelmekte
olan bu saldırıya karşı hep birlikte uyanık
ve hazır olmalısınız.)
ABD'deki yeni Trump yönetimi şu gerçeği
bilmek zorundadır: Obama yönetiminin ve
onun arkasındaki "şeytanî akl"ın "22 ülke-
nin sınırlarını değiştirmek" gibi bir planı var-
dı. Fakat bu plan, Obama yönetiminin Tür-
kiye'de sahte mehdi Fethullah Gülen'e yap-
tırdığı 15 Temmuz askerî darbesinin başarı-
sızlığa uğramasıyla deşifre oldu ve bozuldu.
Şimdi yeni Trump yönetimi için iki yol var.
Ya Ortadoğu'da barışı sağlayacak adımlar a-
tarak ülkesinin dünya liderliğini sürdürmek,
ya da kaosu devam ettirerek liderlikten düş-
mek.
Eğer Trump yönetimi birinci yolu seçerse,
Ortadoğu'da barışı sağlamak için Suriye'de
Beşar Esad'ı ve rejimini devirmek, İran'da
ve Mısır'da demokratları hâkim kılmak ve
İsrail devletini ortadan kaldırmak zorunda-
dır. Bunlar gerçekleşmediği müddetçe Orta-
doğuya barış gelmeyecektir. Ortadoğu'ya
barış gelmezse, dünyaya da barış gelmez ve
ABD dünya liderliğini çok kısa bir zamanda
kaybeder. Eğer Trump yönetimi ülkesinin
dünya liderliğini kaybetmek istemezse, ba-
rış için gereken adımları atmalı ve dünya
liderliğini sağlamlaştırmalıdır.
Gereken adımları atmada eğer Trump yöne-
timi Rusya'ya savaş açma cesaretini göste-
rebilirse, (Rusya'ya mutlaka savaş açılmalı
demiyoruz, buna dair gereken cesaret gös-
terilmeli diyoruz) Suriye diktatörünün dev-
rilmesinde Rusya'yı ikna etmiş olur. Çünkü
şu anda Rusya'nın ABD'ye savaş açma cesa-
reti var, fakat yeterli gücü yoktur. Bu gücü
de ancak en büyük nükleer bombasını ya-
pınca kazanacaktır. Bu kazanım için de bir
iki yıla gerek vardır. Bu zaman içerisinde
ABD yönetiminin Suriye diktatörünü devir-
me şansı ve fırsatı vardır. ABD bu fırsatı kul-
lanırken Rusya sesini çıkaramayacaktır. Çı-
karsa da (diplomatlarının öldürülmesi ve
kovulması ve uçaklarının düşürülmesine
karşılık veremediği gibi) bir şey yapamaya-
cak ve Esad'ın devrilmesine göz yumacak-
tır.
Trump yönetimi, İran'da demokratları hâ-
kim kılmalıdır. Çünkü şimdiki mollalar re-
jimi, mezhepsel faşizm güderek İslâmlı Ül-
ler'i rahatsız ve huzursuz etmektedir. İran'
ın bu saldırgan tavrı ancak onun demokrat-
laşmasıyla kırılabilir.
Trump yönetimi, ülkesinin istihbaratının
planları dahilinde olan "Ortadoğu'da alevî-
sünnî savaşı çıkarmak" planını çöpe atmalı-
dır. Şayet Trump bu planı uygulamaya ko-
yacak olursa, bundan en çok Rusya kazanır.
Sonuçta ABD kaybeder ve kaybedecek!
Trump yönetimi, İsrail devletine de son
vermelidir. Çünkü İsrail yönetimi, 1967 sı-
nırlarına dayalı bir barışı kabul etmemiştir.
İsrail şu anda hakkı olmadığı topraklar üze-
rindedir. Onun bu haksız varlığına göz yu-
mulamaz. Eğer Trump yönetimi İsrail dev-
letine son vermezse, bunu Müslüman Dün-
ya'nın orduları halledecektir. Trump yöne-
timi bu halledişe göz yumarak bu dertten
kurtulabilir.
Trump yönetimi için ülkesinin 15-20 yıl da-
ha dünya liderliğinde kalmasının yolu bu-
dur. Aksi halde ABD bütün Ortadoğu'dan ve
Müslüman Dünya'dan def edilecektir. Bu
da, yeni savaşlar ve boğuşmalar demektir.
Suriye için Türkiye ile Rusya arasında ger-
çekleştirilen ateşkes'e gelecek olursak: Bu
ateşkes uzun sürmez. Çünkü Beşar Esad
Suriye'ye tam hâkim olmak isteyecek ve
bunun için de bütün muhalifleri yok etme-
ye çalışacaktır. Muhalifler de bir diktatörün
hakîmiyeti altında yaşamak istemeyecek ve
isyanlarına devam edeceklerdir. Bu sebeple
Suriye diktatörünü devirmekten başka çare
yoktur.
Duamız: Ey yerlerin ve göklerin biricik tanrı-
sı yüce Allah! Türkiye'de terör yaptıran dev-
letlerin ve örgütlerin belâsını acilen ver.
Yeryüzünde bozgunculuk yapan ülkeleri,
milletleri, örgütleri helâk eyle. Doğru yolu
arayan insanları da doğruluğa ilet. Gasbetti-
ği Filistin topraklarından çekilmeyen İsrail
devletini tez zamanda ortadan kaldır. Onu
ortadan kaldıracak orduyu da süratle ortaya
çıkar. Duamızı kabul buyur. (Dindarlar bu
duayı ibadet aralarında ve sonunda mutlaka
yapmalıdır. Çünkü toplu yapılan haklı dualar
çabuk kabul olunur.)
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 1: İstanbul'da REİNA'ya yapılan terör
saldırısını IŞİD'in üstlendiği duyuruldu. Fa-
kat ajanslar bu üstlenme haberinin gerçek-
ten IŞİD tarafından yapıldığını nasıl anlıyor-
lar? Pekâlâ bu üstlenme işini IŞİD'in adını
kullanarak ABD istihbaratı da yapabilir. IŞİD
ise, yapılan üstlenme lehineyse, haberi ya-
lanlamaz. Eğer lehine değilse ancak o zaman
yalanlar. Dolayısıyla IŞİD lideri televizyona
çıkarak terör eylemini üstlendiğini ve sebe-
bini açıklamadıkça, REİNA'ya yapılan saldırı-
nın IŞİD tarafından yapıldığına inanamayız,
inanmamalıyız. Bir video çekip yayınlamak,
IŞİD'ciler için zor olmasa gerek. Bu yapılmı-
yorsa, o terör saldırısı, bu saldırıyı önceden
haber veren ABD istihbaratının işidir. Çünkü
hiç bir örgüt yapacağı saldırıyı istihbarat ör-
gütlerine farkettirmez. Bilmeden farkettiri-
yorsa, o istihbarat örgütü eylemin türünü,
yerini ve zamanını da bilir. Bilince de bunu
müttefik saydığı ülkeye haber verir, vermesi
gerekir; böylece eylem önlenir. Eğer ABD is-
tihbaratı bunu engellemiyorsa, mutlaka işin
içinde kendisi vardır demektir.
Not 2: İslâmlı Ülkeler'in liderleri bir araya
gelerek ABD yönetimini hesaba çekmelidir:
"62 ülkenin yardımını aldığın halde üç se-
neden beri IŞİD terörünü neden bitirme-
din?" Evet bu hesap ABD'den mutlaka so-
rulmalıdır! Çünkü eğer ABD yönetimi bu
terörü bitirmekten kaçınıyorsa, onun bu
örgütle mutlaka bir menfaat alışverişi var-
dır ve bu örgüt ABD'nin bazı hedeflere var-
mada kullandığı bir enstrümandır. Eğer
böyle değilse ve IŞİD karşısında ABD ordu-
su çok güçsüz kalıyorsa, ABD yönetimi bu
işi halletmeyi Türkiye'ye bıraksın. Türkiye
bu terörü üç ay içerisinde temizler. Tabii
ABD bir kahpelik yapmazsa!
Not 3: ABD istihbaratı Rus diplomatları öl-
dürttüğü ve uçaklarını düşürttüğü halde
Putin ABD'ye savaş açmadı. Böylece Putin
Rusya'nın güçsüzlüğünü göstermiş oldu ve
ABD istihbaratı da Putin'in verdiği tepkiyle
veya tepkisizlikle Rusya'nın güçsüzlüğünü
okumuş oldu. Eğer Rusya ABD'ye savaş aça-
bilecek güce sahip olsaydı, derhal savaş ilân
ederdi. Ama Putin; "önce Trump'un elini
görelim" diyerek, Rusya'nın güçsüzlüğünü
örtmeye çalıştı. Ama Obama'nın istihbarat
örgütü, bilmek istediğini bildi!
Not 4: Trump yönetimi, İsrail'in bütün nük-
leer silahlarına el koymalı veya onları etki-
siz hale getirmelidir. Çünkü bunu yapmaz-
sa, İran, nükleer silah üretme hakkı kazana-
cak veya Rusya İran'a nükleer silah vere-
cektir veya vermek zorunda kalacaktır.
Aslında bu işin adâletli olabilmesi için
Trump yönetimi, İsrail'in elindeki nükleer
silah sayısını 200'den 2'ye indirmeli ve her
İslâmlı Ülke'ye de ikişer nükleer silah edin-
me hakkı tanımalıdır. Bu yapılmadığı takdir-
de her İslâmlı Ülke 200'er nükleer silah e-
dinme hakkına sahip olacaktır. Ve aynı za-
manda eğer Trump yönetimi gerekeni yap-
mazsa, ABD'nin dünya liderliği çok kısa bir
zamanda sona erecektir.
Not 5: ABD yeni Başkanı Sayın Donald
Trump! Şimdi size hitabetme zamanı geldi.
Şu anda ülkeniz ve devletiniz olarak Suriye'
de bulunma hakkınız kalmamıştır. Çünkü
Suriye diktatörü sizi (yani devlet ve sizden
önceki yönetiminizi) dâvet etmemiştir. Sizi
dâvet ettiyse, Suriyeli Muhalifler dâvet et-
miştir. Bu dâveti de, Beşar Esad'ı devirme-
niz için yapmıştır. Ama siz (Obama yönetimi
olarak), bu görevi yerine getirmediniz. Yeri-
ne getirmediğiniz gibi, diktatörün cinayetle-
rine seyirci kalarak, ona engel olmayarak
suç ortaklığı kazandınız. Dolayısıyla Suriye'
de bulunma hakkınızı çok fazlasıyla kaybet-
tiniz. Eğer Suriye'de bulunma hakkı istiyor-
sanız, bunu ancak Suriye diktatörünü ve re-
jimini devirme yükümlülüğünü üzerinize al-
dığınız takdirde kazanabilirsiniz. Aksi halde
Suriye'yi derhal terketmek zorundasınız.
IŞİD meselesi ise, sizin bu terörü ortadan
kaldıracak cesur ve kahraman ve fedakâr
bir ordunuz ve askerleriniz yoktur. Bunun
için de zaten YPG isimli terör örgütünden
medet bekler bir durumdasınız. Bu yüzden
bu mesele için de Suriye'de kalmanıza ge-
rek yoktur. Çünkü bu sorunu çözecek bir
Türkiye ve Rusya var. Madem siz askerleri-
nize kıyamıyorsunuz, öyleyse bırakıp gidin!
Ülkelerinin geleceğini kurtarmak adına bu
kirli ve tehlikeli problemi Rusya ve Türkiye
çözsün. Madem elinizin kirlenmesini iste-
miyorsunuz, o halde YPG gibi âciz bir terör
örgütüyle müttefiklik kurarak şeytanla or-
taklık etmeyin! Elinizi kirden korurken bü-
tün vücudunuzu pisliğe batırmayın. Ama
şu anda ne yazık ki (elleriniz dışında) bütün
vücudunuz şeytanî pisliğe batmış durumda-
dır. Silahlarınızı YPG terör örgütünden geri
alarak Suriye'yi terkedin ki, batmış olduğu-
nuz pislikten kurtulasınız. Şeytanla ortaklık
kurmaya mecbur değilsiniz. (Türkiye ve
Rusya, "IŞİD'e karşı savaşmayı biz üzerimize
alıyoruz" diyerek, ABD'yi Suriye'den uzak-
laştırabilirler.) Eğer Suriye'yi bölmek ve
PKK'nın Suriye'deki kolu olan YPG terör ör-
gütü için size bağımlı bir devlet kurmak gibi
emelleriniz varsa, bu çirkin ve tehlikeli e-
mellerden bir an önce uzaklaşmalısınız. Ak-
si halde çok büyük zararlar görürsünüz.
Yeni Başkan Sayın Donald Trump! Eğer ger-
çek bir Başkan olmak istiyorsanız, haklı ve
adâletli olmak zorundasınız. Çünkü bir dev-
let ancak hak ve adâlet ve namus direkleri
üzerinde durur. Bu direklerden biri eksilir-
se, devletiniz ayakta kalamaz. Madem Baş-
kanlığa geldiniz, bu direkleri ayakta tutma-
ya mecbursunuz. Madem mecbursunuz, o
halde Suriye'de 500 bin müslüman Arabın
katledilişine engel olmayan geçmiş yöneti-
minizin lideri Barack Obama'yı mahkeme
önüne çıkarmalı ve bunun hesabını sordur-
malısınız. Ayrıca siz kendi ağzınızla itiraf et-
miş olduğunuz istihbarat örgütünüzün 13
elemanının Türkiye'deki 15 Temmuz darbe
girişimine katılmasının da hesabını yargıya
taşımalısınız. Eğer bunları yapmazsanız, dev-
letinizin adâletsizligini bütün dünyaya ilân
etmiş olursunuz! Bu durum da sizi mânen
Başkanlık'tan düşürür. Eğer yüce Tanrı'ya
saygınız ve sevginiz varsa, adâletten ayrıl-
mamalı ve gereğini yerine getirmelisiniz.
Madem adâletli olmaktan başka çareniz
yoktur, o halde İsrail'in haksızlıklarına da
sahip çıkmamalı, onu adâlete boyun eğdir-
melisiniz. Bunun için de İsrail devletinin
varlığına son vermelisiniz. Çünkü İsrail,
1967'li Barış'ı kabul etmedi ve devletinin
varlık hakkını kaybetti. Eğer siz bu adâleti
yerine getirmezseniz, bunu Müslüman Dün-
ya'nın orduları yapacaktır ve haklarıdır. Bu
hakka engel olma hakkınız yoktur! Eğer
haksızlığa düşmezseniz, ülkenizin dünya
liderliği 20 yıl daha devam edecektir. Eğer
haksızlığa kalkışırsanız, bütün Müslüman
Dünya'ya ve Rusya'ya karşı savaşmak zorun-
da kalacaksınız. Sonuçta ülkeniz ve ordula-
rınız mahvolacaktır! Bu mahvoluştan başka
haksızlığınızın ve adâletsizliğinizin hesabını
da yüce Tanrı'ya vermek zorunda kalacaksı-
nız.
Bakınız Bay Trump! Şu anda 72 yaşındasınız.
Bu dünyada 5-10 senelik bir ömrünüz kaldı.
Ömrünüzün bitiminden ve kıyametten son-
ra yeniden diriltilip yüce Tanrı'ya hesap ver-
me zorunluluğu var ve gelecek. Madem bu-
na engel olacak bir durumunuz yoktur, o
halde dikkatli olunuz, cehenneme atılma-
yasınız!
Biz Müslüman Dünya'nın en yüksek maka-
mı olarak, Irak'ın hesabını yüce Tanrı'ya bı-
rakıyoruz. Eğer Iraklılar bunun hesabını siz-
den sormak isterlerse, (İngiltere Krallığı ile
beraber) hesap vermek zorundasınız. Çünkü
Irak diktatörü, ona saldırmanıza sebep olan
nükleer silahlara sahip değilmiş. Hesap ver-
meye hazır mısınız Sayın Trump? Siz Suudi
Arabistan'dan hesap sorabildiğinize göre,
Irak'ın hesabını vermeye de hazır olmalısı-
nız. Bu hesap karşısında Şöyle de yapabili-
riz: Siz, İsrail devletini ortadan kaldırırsınız
veya kaldırılmasına yardım edersiniz, biz
Müslüman Dünya da önünüze gelecek olan
Irak hesabını (tam karşılamaz ama) kapatı-
rız.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğiz sayın
Trump: 20 Ocak'tan önce yönetime el ko-
yarsanız iyi olur. Çünkü Obama yönetimi
sizin aleyhinizde işler çevirmektedir. Yani
istihbarat örgütünüz eliyle Rusya'nın dip-
lomatlarını öldürtmekte, uçaklarını düşürt-
mekte ve Türkiye'de de PKK ve IŞİD etiketli
terör eylemleri düzenletip mâsûm insanları
katlettirmektedir. Yarın bunların hesabı si-
zin önünüze konacaktır. Bu sebeple Obama
yönetimine daha fazla fırsat ve zaman ver-
memeniz gerekmektedir.
Yüce Tanrı yardımcınız olsun!
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 6: Bu bildiri, uluslararası diplomatik
platformda paylaşıldı.
Not 7: Bu bildiri, Allah'ın Mehdisi Mehmed
Nur'an tarafından tasdik edildi.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa
ve Muhammed tek Tanrı'nın kulu ve elçisi-
dir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onyedisi, Ocak başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı ve hakka dâvet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Montag, 26. Dezember 2016
DÜNYADAKİ BÜTÜN DEVLETLERE DUYURU!
DÜNYADAKİ BÜTÜN DEVLETLERE DUYURU!
Hem kahredici hem de çok acıyıcı
yüce Tanrı'nın adıyla
Müslüman Dünya'nın en yüksek makamı o-
lan "Mehdiyet Makamı"nca İsrail'e beş yıl
öncesinden verilen ve bütün dünya liderle-
rine duyurulan mühlet, 31 Aralık 2016 yılın-
da doldu ve dolmuş olacak.
Verilen mühlete göre; eğer İsrail bu tarihe
kadar "Birleşmiş Milletler'in kabul ettiği
1967 sınırları"na dayalı bir barışı kabul et-
mezse ve işgal altında tuttuğu Filistin top-
raklarını terketmezse, Müslüman Dünya İs-
rail'e savaş açma hakkı kazanacaktı.
Verilen mühlet içerisinde İsrail 1967'li Barış'
ı kabul etmediği için şu an Müslüman Dün-
ya İsrail'e savaş açma hakkı kazanmış bulu-
nuyor. İsrail işgal altında tuttuğu toprakları
iade etmeyi kabul etmediği için, İsrail'e açı-
lacak savaş da meşruiyet kazanmış durum-
dadır.
Filistinlilerin haklarını alabilmek için de bu
savaşı açmaktan başka çare yoktur. Çünkü
dünyada bu hakkı İsraillilerden söküp alabi-
lecek hukuksal bir merci bulunmamaktadır.
Bir merci olsa bile Yahudi Lobisi karşısında
bu merci etkisiz kalacaktır ve şimdiye kadar
hiç bir büyük devlet de bu konuda İsrail ü-
zerinde etkili olmayı başaramamıştır. İşte
bu çıkışsız durum, savaştan başka çare bı-
rakmıyor. Bunun için İsrail'e Müslüman
Dünya tarafından mutlaka savaş açılacak-
tır.
Bu hüküm karşısında "bütün İslâmlı Ülkeler'
in ABD'nin pençesi altında olduğu ve hiç bir
İslâmlı Ülke'nin İsrail'e savaş açamayacağı"
düşünülebilir. Eğer bu konuda İslâmlı Ülke-
lerin liderleri harekete geçmezse, yüce Tan-
rı bu ülkeler içerisinden derlediği arslan gibi
parçalayıcı bir orduyu İsrail üzerine sevkede-
cek ve hakettiği cezâsını verecektir. Bu ce-
zâyı vermede ve "Allah'ın arslanı" olmada
müslüman savaşçılar yarış içine girecek ve
gerekli ordularını da hemen oluşturacaklar-
dır. Bu sebeple İsrail'in kurtuluşu yoktur.
Şayet Filistinlilerin yüzde yirmibirlik toprak
hakkını bir yıl içinde İsrail'den alabilecek ve
bunu taahhüt edebilecek hukuksal bir merci
ortaya çıkarsa, bu takdirde Müslüman Dün-
ya İsrail'e savaş açmaktan vazgeçebilir. Aksi
halde İsrail kendine açılacak savaştan kurtu-
lamayacak ve ortada "İsrail" diye bir devlet
kalmayacaktır.
İsrail'e açılacak bu savaşta İsrail halkının za-
rar görmemesi için teklifimiz şudur: İsrail
yönetimi, İsrail devletine son versin ve yö-
netimden el çeksinler. Boşalan yönetime de
Filistinli yöneticiler geçsin ve İsrail "Filistin
Devleti"ne dönüştürülsün. Bu teklif kabul
edilmediği takdirde, İsrail'e açılacak savaşta
İsraillilerin beşte dördü hayatlarını kaybede-
cektir.
İsrail'e açılacak savaş sonucunda İsrail dev-
leti ortadan kalkacaktır. Ortadan kalkacak
bir İsrail devleti için Müslüman Dünya göz
yaşı dökmeyecektir. Çünkü İsrail'in haksız
varlığı ve güvenliği için Amerika Birleşik
Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri, sürekli
olarak İslâmlı Ülkeler'i bölüp parçalama ve
onları güçsüz hale getirmenin peşinde ve
çalışmasındadırlar. Irak ve Suriye'yi parça-
lamayı başaran İsrail arkasındaki bu ülkeler
son olarak 15 Temmuz Darbe girişimiyle de
Türkiye'yi parçalamanın yolunu açmış ola-
caklardı. Fakat yüce Tanrı buna izin verme-
di ve Türkiye'yi korudu. Bu koruma için de
Allah'ın gerçek Mehdisi senelerden beri du-
adaydı. Eğer darbe başarılmış olsaydı, Tür-
kiye parçalanmaktan kurtulamayacaktı ve
sıra İran'a gelecekti. Böylece Türkiye'yi dar-
beden kurtaran Lider, İran'ı da korumuş ol-
du. Demek İsrail için İslâmlı Ülkeleri felâke-
te uğratmaya çalışan ve kötülük üretmekte
olan Bir AB ve ABD varken, Müslüman Dün-
ya İsrail devletinin son buldurulacak olması-
na üzülemez.
Eğer AB ve ABD İsrail halklarını korumak is-
terse, İsrail devletinin varlığına hemen son
versin ve bu halkların yönetimini Filistin'e
devretsin. Çıkacak savaşta zarar görmek is-
temeyen İsrailliler de, kendilerine yeni bir
vatan arasınlar.
İsrail yönetimi, kendisine verilen mühlet
içinde 67'li barışa evet demediği için çok
büyük bir fırsatı kaçırmış durumdadır. Artık
İsrail devletinin varlığı ve devamı için her-
şey bitmiştir. Şimdi onu bekleyen büyük bir
savaş vardır.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 1: ABD yönetimine uyarı! Devlet olarak
ABD'nin Suriye'deki varlığının sebebi nedir?
ABD beş seneden beri Suriye'de ne yaptı?
Eğer ABD yönetimi Suriye diktatörünü de-
virmeyecekse ve Suriye halklarını demok-
rasiye kavuşturmayacaksa, onun orada kal-
ma sebebi ve meşruiyeti yoktur. Madem
ABD devletinin Suriye'de kalma meşruiyeti
yoktur, o halde ABD Suriye'yi derhal terket-
melidir.
Çünkü ABD yönetiminin Suriye'ye demokra-
si getirmek gibi bir düşüncesi yoktur. Bunu
da, Beşar Esad'ı devirmemesinden ve Esad
rejiminin 500 bin Suriyeliyi katletmesine i-
zin vermesinden ve bu katliama seyirci kal-
masından anlıyoruz. ABD yönetimi bu izin
ve seyircilikle Suriye diktatörünün zulmüne
ortak olmuş ve suç işlemiştir. Halbuki ABD
yönetiminin ilk başlarda Suriye diktatörünü
devirmeye ve o ülkede demokrasinin yolu-
nu açmaya yetecek gücü vardı. Fakat ABD
bu gücünü doğru yolda kullanmaktan kaçın-
dı ve büyük bir hata ve suç işledi. Şimdi
ABD bu gücünü PKK'lı Kürtlere devlet kazan-
dırmak için kullanmakta ve ikinci suçunu iş-
lemektedir. Oysa Suriye halkları ABD'ye
böyle bir görev vermemiştir. Bu konuda
ABD kendi kendini görevlendirme iznine
de sahip değildir. Çünkü Suriye toprakları
Müslüman Dünya'ya ait topraklardır. Bu
yüzden ABD, İslâmlı Ülkeler'in çoğunluğu-
nun iznini almadan Suriye'de istediği gibi
hareket edemez ve orada kalamaz. Madem
ABD yönetiminin Rusya'ya savaş açacak ce-
sareti ve Esad'ı devirecek isteği ve kapasite-
si yoktur, o halde ABD'nin orada kalmasını
gerektirecek sebebi ve meşruiyeti de yok-
tur. Bu halde ABD'nin Suriye'yi terketmek-
ten başka çaresi de yoktur. ABD yönetimi
bu çaresizliğin gereğini yerine getirmeye
mecburdur. Çünkü Ortadoğu toprakları,
ABD'nin mülkü değildir. O halde ABD Suri-
ye'yi derhal terketmelidir.
Eğer ABD yönetimi: "Biz orada IŞİD'e karşı
savaşmak için bulunuyoruz" derse, biz de
deriz: Müslüman Dünya'nın IŞİD'e karşı sa-
vaşacak yeterli askeri mevcuttur. Bu sebep-
le ABD'nin oradaki varlığına gerek yoktur.
Zaten orada savaşan ABD askeri de yoktur.
ABD bu savaşı PKK'lılar eliyle sürdürmekte-
dir. Yani ABD, teröristleri kendine asker yap-
mış durumdadır. Halbuki ABD'nin bu kadar
alçalmasına ve zavallılaşmasına gerek yok-
tur. ABD oradan çekilsin, Müslüman Dünya'
nın askerleri gerekli savaşı verir, bu işi halle-
der. Yani PKK'lı teröristlerin askerliğine ve
yardımına gerek ve ihtiyaç yoktur. Tabii
ABD yönetiminin Suriye'yi parçalayıp PKK'lı
Kürtlere uydu bir devlet kazandırmak gibi
bir düşüncesi ve hedefi yoksa! Ama böyle
bir hedef ve düşünceye Müslüman Dünya
izin veremez ve vermeyecektir.
Ortadoğu'daki Kürtler şunu iyi bilmelidir:
Eğer Kürtler Büyük Kürdistan devleti'ni kur-
mak isterlerse, bu istek ancak İran'ın, Türki-
ye'nin ve gelecekteki Suriye Demokratik
Cumhuriyeti'nin rızasıyla gerçekleşebilir.
Onların rızâsını alabilmek için de İsrail dev-
letinin ve PKK'nın ortadan kaldırılmış olması
gerekir. Bu gerek gerçekleşmeden Büyük
Kürdistan'ın kurulması mümkün olmayacak-
tır ve izin verilmeyecektir. Çünkü izin veril-
diği takdirde bu devleti İsrail'in, ABD'nin ve
PKK'nın ele geçirme ihtimali çok büyüktür.
Bu sebeple PKK ve İsrail devleti ortadan
kalkmadan Büyük Kürdistan'ın kurulması
mümkün olmayacaktır. Ama Tehlike orta-
dan kalktıktan sonra İran'ın, Türkiye'nin ve
Suriye Demokratik Cumhuriyeti'nin Büyük
Kürdistan'ın kurulmasına izin vermeleri bo-
yunlarının borcudur.
Eğer AB ve ABD ülkeleri de Büyük Kürdistan'
ın kurulmasını çok isterlerse, PKK'yı ve İsrail
devletini ortadan kaldırsınlar. Eğer ortadan
kaldırmazlarsa, o biri devletleşmiş, biri de
devletleşmemiş iki terörist gücü ve kötülü-
ğü Müslüman Dünya ortadan kaldıracaktır
ve kaldırmak zorundadır. Aksi halde o iki
kötülük, arkalarındaki ABD ile, Müslüman
Dünya'yı paramparça etmeye ve zarar ver-
meye devam edecektir.
Rusya'ya savaş açacak cesareti olmayan,
Suriye'de katliamcı bir diktatörü devirme
görevini yerine getiremeyen, 500 bin müs-
lüman Suriyelinin katledişini seyrederek suç
ortaklığı kazanmış olan ve Suriye PKK'sın-
dan medet umar hale gelmiş ve bir de 30
ülkenin ordularını peşine taktığı halde kos
koca üç yıl içerisinde IŞİD terörünü bitire-
memiş bir ABD yönetimi, dünya liderliğinin
sona erdiğini artık görmeli ve Ortadoğu'dan
elini-ayağını çekmelidir.
ABD yönetimi ayrıca, Türkiye'de Rusya Bü-
yükelçisini katlettirmiş olan sahte mehdi
Fethullah Gülen'i de derhal Türkiye'ye iade
etmelidir. Aksi halde Rusya, bu katliamı F.
Gülen'i korumakta olan ABD yönetiminin
yaptırdığına hükmedecek ve intikam alma-
da kendini haklı görmeye başlayacaktır. Bu
aslında büyük bir savaş sebebidir. ABD yö-
netimi artık aklını başına toplamalıdır.
Eğer ABD yönetimi, Rusya'ya rağmen Şam
rejimini devirmeyi göze alabilirse, işte o za-
man "ben hâlâ dünyanın lideriyim" demiş
olur. Dünya liderliğini sürdürmek isteyen
bir ABD de, İsrail'e açılacak savaşta İsrail
devletinin yanında durmaz.
Müslüman Dünya, insanlığın iyiliği için ça-
lışmayan, aksine sırf kendi çıkarı için gayret
gösteren ve adâletli olamayan bir dünya
liderliğini kabul edemez. Böyle bir liderliğe
İsa'nın, Musa'nın ve Muhammed'in tek
Tanrısı da onay veremez. ABD yönetimi ya
tek Tanrı'ya boyun eğmeli, ya da liderlikten
çekilmelidir.
İyilikçi ve adâletli olmayı kabul etmeyecek
bir ABD yönetimi, Müslüman Dünya'dan e-
lini-ayağını çekmek zorundadır. Hakkı ve
adâleti çiğneyen ve çiğneten bir ABD'nin
dünya liderliğini, Müslüman Dünya daha
fazla kabullenemez.
Avrupa'ya uyarı! Avrupa ülkeleri hükümet-
leri, Türkiye'deki terör örgütlerini kullan-
maktan ve onları desteklemekten ve Türki-
ye'ye saldırmak ve orada iç savaç çıkarmak
gibi eylem ve düşüncelerden vazgeçsinler.
Aksi halde Avrupa ülkeleri, Rusya tarafından
gelecek büyük bir savaş felâketiyle karşı
karşıya kalacaklar ve ülkeleri harabolacak-
tır. Geliniz, ülkelerinize ve halklarınıza ya-
zık etmeyiniz. Eğer "Türkiye için biz bir kö-
tülük düşünmüyoruz" diyorsanız, terör ör-
gütlerine verdiğiniz desteği hemen kesiniz
ve PKK'nın Suriye ve Irak'taki bütün şefleri-
ni ya imha ediniz, ya da onları Türkiye'ye
teslim ediniz. Teröre destek vermediğinizi
ancak bu şekilde isbatlayabilirsiniz. Bu isba-
tı sizden en kısa zamanda bekliyoruz. Zira
Türkiye ile müttefik kalabilmeniz buna bağ-
lıdır.
Not 2: Rusya yönetimine uyarı! Beşar Esad
sizi Suriye'ye dâvet etmiş olabilir. Fakat ül-
kesini harabeye çeviren ve 500 bin insanın
katili olan bu adamın Suriye üzerinde hiç bir
hakkı yoktur. Hiç bir hakkı olmayan ve tam
aksine cinayetlerinin hesabını vermek zo-
runda olan bir katliamcının dâvetinin de
bir haklılığı yoktur. Haklılığı olmadığı için
de sizin orada bulunmanızın bir meşruiyeti
yoktur. Eğer Suriye halkına yardım etmek
istiyorsanız, Suriye diktatörünü Suriye'den
uzaklaştırınız ve yönetimi halk çoğunluğu-
nun kabul edeceği bir siyasetçiye devredi-
niz. Ve ABD Suriye'den çıkmadığı müddet-
çe siz de orada kalabilirsiniz. Ama ABD ora-
yı terkettiğinde sizin de oradan çıkmanız
gerekir. Ayrıca Türkiye ile tam müttefik ol-
mak isterseniz, PKK'nın bütün şeflerini ölü
veya diri olarak Türkiye'ye teslim etmeye
çalışınız. Bu işde sizin bir kaybınız yoktur.
Not 3: İran yönetimine uyarı! Suriye halkları
ve toprakları üzerinde hiç bir hakkınız yok-
tur. Hakkınızın olmadığı bir yerde bulunma-
nız, sizi işgalci durumuna düşürür ve o du-
rumdasınız. İşgalciler ise "düşman" olarak
kabul edilir. İşgalci düşmanı Suriye'den def-
etmek ise Müslüman Dünya'nın hakkıdır.
Bu hakkın alınmasını istemezseniz, Suriye'
yi derhal terkediniz. Yüzde seksenlik müs-
lüman Arabın haklarını çiğnemeye hakkınız
yoktur!
Not 4: ABD yönetimini son kez uyarıyoruz!
Eğer Suriye'de işgalci durumuna düşmek
istemezseniz, ya Esad'ı devirip siyasal rejimi
normalleştiriniz, ya da orayı derhal terkedi-
niz. PKK'lı Kürtler için uydu bir devlet yarat-
mak gibi emellerden de vazgeçiniz. Bunlara
hakkınız yoktur. Ortadoğu'nun asıl sahibi
olan Müslüman Dünya da size böyle bir gö-
rev vermiş değildir. Eğer bir görev üstlen-
mek istiyorsanız, o göreviniz, Suriye yıkıcısı-
nı ve katliamcısını devirmek ve oraya de-
mokrasiyi yerleştirmektir. Suriye'yi parçala-
mak gibi bir göreviniz ve hakkınız yoktur!
Haksızlıkta diretenlerin rakibi yüce Tanrı'dır.
Tanrı'nın intikam ve öfkesinden korkmalısı-
nız. Çünkü 500 bin insanın katledilmesine
izin verdiğiniz için çok büyük bir suç işlemiş
durumdasınız. Suçunuzu daha fazla çoğalt-
mayınız.
Mısır halkına ve askerine uyarı! Allah'ın
Mehdisi'nin emri olarak, Müslüman Mısır
halkı ve askeri anlaşıp, Sisi rejimine son ver-
melidir. İsrail'in ve ABD'nin keyfine göre bir
rejim kurmak, halkının çoğunluğu müslü-
man olan bir ülkeye yakışmaz. Mısır'a yakı-
şan rejim ve yönetim şekli; eğer o ülkede
dindarlık çoğunluktaysa, o ülkeye Allah'ın
yasalarına uygun bir yönetim getirmek ge-
rekir. Ve eğer dindarlık azınlıktaysa, demok-
rasi ile yönetmek ve yönetilmek uygun olur.
Mısır halkı ve askeri, insanlığa ve müslü-
manlığa uygun olmayan bir rejim ve yöneti-
me daha fazla izin vermemelidir.
İsrail yönetimine uyarı! İsrail Başbakanı Bin-
yamin Netanyahu, İsrail'den işgali altındaki
Filistin topraklarında yer alan yasa dışı tüm
yerleşim faaliyetlerini 'derhal ve tamamen'
durdurmasını talep eden Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi (BMGK) kararını reddettik-
lerini ve buna uymayacaklarını bildirdi. Ama
bu bildiriniz, barış istemediğinizin, aksine
savaş istediğinizin apaçık ilânıdır. Bu ilân
karşısında Müslüman Dünya gerekli mesajı
almış bulunuyor. Bu ilân, Müslüman Dünya'
nın ordularına, size savaş açmaktan başka
çare bırakmıyor. Hiç bir devlet, nükleer si-
lahlarına güvenip de hak ve adâleti çiğne-
memelidir. Çiğneyen, yüce Tanrı'nın ayağı
altında çiğnenir!
İsrail'e karşı savaşmak isteyen İslâm Ordu-
su'na mesaj! İsral'e karşı istediğiniz zaman
harekete geçebilirsiniz. Çünkü İsrail'e veri-
len mühlet doldu. Ve İsrail de zaten barış
istemediğini tam aksine savaş istediğini ve
Filistinlilerin haklarını ödemeyeceğini, BM-
GK'nin son kararını reddederek göstermiş
bulunuyor. Hak verilmez, alınırmış. Siz de
bu gerçeğe uyarak Filistinlilerin hakkını İsra-
il'den söke söke almak zorundasınız. Başka
da çare kalmamıştır.
Birleşmiş Mlletler'e duyuru! Eğer: "Biz, Filis-
tinlilerin haklarını bir yıl içerisinde İsrail'den
alabiliriz, savaşa gerek yoktur" derseniz, biz
de sizden buna dair taahhüt isteriz. Bu taah-
hüt için de bir teminat bırakmanız gerekir.
Bu teminat da, 4 bin km²'lik İsrail'deki Filis-
tin topraklarının bedeli olan meblağı Filistin
yönetiminin kontosuna yatırmak olabilir. E-
ğer bir yıl içinde Filistinlilerin haklarını İsrail'
den almayı başarırsanız, yatırdığınız bu te-
minatı geri alırsınız. Şayet başaramazsanız,
sözünüzde durmadığınız için bu teminat si-
ze geri verilmez, sizden cezâ olarak alınır.
Bununla birlikte İsrail'e savaş açmak da hak-
kımız olur ve bu hakkı Müslüman Dünya
olarak kullanırız. Teklifinizi bir ay içinde
yapmalısınız. Eğer işgal topraklarını Filistin-
lilerden satın almak isterseniz, o toprakların
bir kutsallığı bulunduğu için size satılmaya-
caktır.
Not 5: Vatikan'a dâvet! Ey Vatikanlılar! Yer-
lerin ve göklerin ve içindekilerinin tek sahi-
bi ve Kur'anın, İncil'in ve Tevrat'ın indiricisi
yüce Tanrınız, Kur'an isimli son kitabının
kadınlarla ilgili bölümünün 171-175'inci pa-
ragraflarında sizlere şöyle hitabetmektedir:
"Ey kitaplılar! Dininizde taşkınlık etmeyin ve
Allah hakkında gerçek olmayan şeyleri söy-
lemeyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece
Allah'ın elçisi, O'nun Meryem'e attığı keli-
mesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve elçile-
rine inanın. (Allah) üçtür demeyin. Kendi
yararınıza olarak buna son verin. Çünkü
Allah, yalnız bir tek Tanrı'dır. O asla çocuk
sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde
olanların hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah
yeter. "
"Ne Mesih, Allah'a kul olmaktan çekinir, ne
de yaklaştırılmış melekler. Kim O'na kulluk-
tan çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O,
onların hepsini kendi huzurunda toplaya-
caktır."
"İnanıp iyi işler yapanların mükâfatlarını
eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha
fazlasını da verecektir. (Kulluktan) çekinip
büyülük taslayanlara da acı bir şekilde azab-
edecek ve onlar kendilerine Allah'tan başka
ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacak-
lardır."
"Ey insanlar! Size Rabbinizden delil geldi ve
size apaçık bir ışık indirdik."
"Allah'a inanıp O'na yapışanları (Allah), ken-
dinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak
ve onları doğru bir yola iletecektir."
Ey Vatikanlılar! Bu Tanrı sözlerini değerlen-
dirirken, İsa döneminde yaşayan insanlar
olmadığınızı ve Kur'an indirildikten sonra
dünyaya gelmiş kimseler olduğunuzu unut-
mayınız. Bu sebeple Tanrı'nın son kitabının
sözlerini dinlemek ve gereğini yerine getir-
mek zorundasınız. Tabii yüce Tanrı'nın rızâ-
sını ve cennetini kazanmak isterseniz.
Not 6: Bütün dünyalılara "yeni yılınız kutlu
olsun" demek isterdik. Fakat haklar ve gö-
revler yerine getirilmezse, insanlığın yeni
yılı kutlu olmayacaktır. Yeni yılın kutlu ol-
masını isteyenler, üzerlerine düşen hakları
ve görevleri yerine getirsin.
İnsanlık için duamız şudur: Yüce Tanrı hepi-
nizi cennetin yoluna iletsin ve sizleri sonsuz
mutluluğa erdirsin.
Not 7: Bu bildiri, uluslararası diplomatik
platformda paylaşıldı.
Not 8: Filistin yönetimi bu bildirimizi resmî
veya gayri resmî olarak bütün devletlerin
yöneticilerine ulaştırmaya çalışmalıdır.
Not 9: Bu bildiri, Allah'ın gerçek Mehdisi
Mehmed Nur'an tarafından tasdik edilmiş-
tir.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa
ve Muhammed tek Tanrı'nın kulu ve elçisi-
dir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onaltısı, Aralık sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı ve hakka dâvet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Hem kahredici hem de çok acıyıcı
yüce Tanrı'nın adıyla
Müslüman Dünya'nın en yüksek makamı o-
lan "Mehdiyet Makamı"nca İsrail'e beş yıl
öncesinden verilen ve bütün dünya liderle-
rine duyurulan mühlet, 31 Aralık 2016 yılın-
da doldu ve dolmuş olacak.
Verilen mühlete göre; eğer İsrail bu tarihe
kadar "Birleşmiş Milletler'in kabul ettiği
1967 sınırları"na dayalı bir barışı kabul et-
mezse ve işgal altında tuttuğu Filistin top-
raklarını terketmezse, Müslüman Dünya İs-
rail'e savaş açma hakkı kazanacaktı.
Verilen mühlet içerisinde İsrail 1967'li Barış'
ı kabul etmediği için şu an Müslüman Dün-
ya İsrail'e savaş açma hakkı kazanmış bulu-
nuyor. İsrail işgal altında tuttuğu toprakları
iade etmeyi kabul etmediği için, İsrail'e açı-
lacak savaş da meşruiyet kazanmış durum-
dadır.
Filistinlilerin haklarını alabilmek için de bu
savaşı açmaktan başka çare yoktur. Çünkü
dünyada bu hakkı İsraillilerden söküp alabi-
lecek hukuksal bir merci bulunmamaktadır.
Bir merci olsa bile Yahudi Lobisi karşısında
bu merci etkisiz kalacaktır ve şimdiye kadar
hiç bir büyük devlet de bu konuda İsrail ü-
zerinde etkili olmayı başaramamıştır. İşte
bu çıkışsız durum, savaştan başka çare bı-
rakmıyor. Bunun için İsrail'e Müslüman
Dünya tarafından mutlaka savaş açılacak-
tır.
Bu hüküm karşısında "bütün İslâmlı Ülkeler'
in ABD'nin pençesi altında olduğu ve hiç bir
İslâmlı Ülke'nin İsrail'e savaş açamayacağı"
düşünülebilir. Eğer bu konuda İslâmlı Ülke-
lerin liderleri harekete geçmezse, yüce Tan-
rı bu ülkeler içerisinden derlediği arslan gibi
parçalayıcı bir orduyu İsrail üzerine sevkede-
cek ve hakettiği cezâsını verecektir. Bu ce-
zâyı vermede ve "Allah'ın arslanı" olmada
müslüman savaşçılar yarış içine girecek ve
gerekli ordularını da hemen oluşturacaklar-
dır. Bu sebeple İsrail'in kurtuluşu yoktur.
Şayet Filistinlilerin yüzde yirmibirlik toprak
hakkını bir yıl içinde İsrail'den alabilecek ve
bunu taahhüt edebilecek hukuksal bir merci
ortaya çıkarsa, bu takdirde Müslüman Dün-
ya İsrail'e savaş açmaktan vazgeçebilir. Aksi
halde İsrail kendine açılacak savaştan kurtu-
lamayacak ve ortada "İsrail" diye bir devlet
kalmayacaktır.
İsrail'e açılacak bu savaşta İsrail halkının za-
rar görmemesi için teklifimiz şudur: İsrail
yönetimi, İsrail devletine son versin ve yö-
netimden el çeksinler. Boşalan yönetime de
Filistinli yöneticiler geçsin ve İsrail "Filistin
Devleti"ne dönüştürülsün. Bu teklif kabul
edilmediği takdirde, İsrail'e açılacak savaşta
İsraillilerin beşte dördü hayatlarını kaybede-
cektir.
İsrail'e açılacak savaş sonucunda İsrail dev-
leti ortadan kalkacaktır. Ortadan kalkacak
bir İsrail devleti için Müslüman Dünya göz
yaşı dökmeyecektir. Çünkü İsrail'in haksız
varlığı ve güvenliği için Amerika Birleşik
Devletleri ve Avrupa Birliği ülkeleri, sürekli
olarak İslâmlı Ülkeler'i bölüp parçalama ve
onları güçsüz hale getirmenin peşinde ve
çalışmasındadırlar. Irak ve Suriye'yi parça-
lamayı başaran İsrail arkasındaki bu ülkeler
son olarak 15 Temmuz Darbe girişimiyle de
Türkiye'yi parçalamanın yolunu açmış ola-
caklardı. Fakat yüce Tanrı buna izin verme-
di ve Türkiye'yi korudu. Bu koruma için de
Allah'ın gerçek Mehdisi senelerden beri du-
adaydı. Eğer darbe başarılmış olsaydı, Tür-
kiye parçalanmaktan kurtulamayacaktı ve
sıra İran'a gelecekti. Böylece Türkiye'yi dar-
beden kurtaran Lider, İran'ı da korumuş ol-
du. Demek İsrail için İslâmlı Ülkeleri felâke-
te uğratmaya çalışan ve kötülük üretmekte
olan Bir AB ve ABD varken, Müslüman Dün-
ya İsrail devletinin son buldurulacak olması-
na üzülemez.
Eğer AB ve ABD İsrail halklarını korumak is-
terse, İsrail devletinin varlığına hemen son
versin ve bu halkların yönetimini Filistin'e
devretsin. Çıkacak savaşta zarar görmek is-
temeyen İsrailliler de, kendilerine yeni bir
vatan arasınlar.
İsrail yönetimi, kendisine verilen mühlet
içinde 67'li barışa evet demediği için çok
büyük bir fırsatı kaçırmış durumdadır. Artık
İsrail devletinin varlığı ve devamı için her-
şey bitmiştir. Şimdi onu bekleyen büyük bir
savaş vardır.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not 1: ABD yönetimine uyarı! Devlet olarak
ABD'nin Suriye'deki varlığının sebebi nedir?
ABD beş seneden beri Suriye'de ne yaptı?
Eğer ABD yönetimi Suriye diktatörünü de-
virmeyecekse ve Suriye halklarını demok-
rasiye kavuşturmayacaksa, onun orada kal-
ma sebebi ve meşruiyeti yoktur. Madem
ABD devletinin Suriye'de kalma meşruiyeti
yoktur, o halde ABD Suriye'yi derhal terket-
melidir.
Çünkü ABD yönetiminin Suriye'ye demokra-
si getirmek gibi bir düşüncesi yoktur. Bunu
da, Beşar Esad'ı devirmemesinden ve Esad
rejiminin 500 bin Suriyeliyi katletmesine i-
zin vermesinden ve bu katliama seyirci kal-
masından anlıyoruz. ABD yönetimi bu izin
ve seyircilikle Suriye diktatörünün zulmüne
ortak olmuş ve suç işlemiştir. Halbuki ABD
yönetiminin ilk başlarda Suriye diktatörünü
devirmeye ve o ülkede demokrasinin yolu-
nu açmaya yetecek gücü vardı. Fakat ABD
bu gücünü doğru yolda kullanmaktan kaçın-
dı ve büyük bir hata ve suç işledi. Şimdi
ABD bu gücünü PKK'lı Kürtlere devlet kazan-
dırmak için kullanmakta ve ikinci suçunu iş-
lemektedir. Oysa Suriye halkları ABD'ye
böyle bir görev vermemiştir. Bu konuda
ABD kendi kendini görevlendirme iznine
de sahip değildir. Çünkü Suriye toprakları
Müslüman Dünya'ya ait topraklardır. Bu
yüzden ABD, İslâmlı Ülkeler'in çoğunluğu-
nun iznini almadan Suriye'de istediği gibi
hareket edemez ve orada kalamaz. Madem
ABD yönetiminin Rusya'ya savaş açacak ce-
sareti ve Esad'ı devirecek isteği ve kapasite-
si yoktur, o halde ABD'nin orada kalmasını
gerektirecek sebebi ve meşruiyeti de yok-
tur. Bu halde ABD'nin Suriye'yi terketmek-
ten başka çaresi de yoktur. ABD yönetimi
bu çaresizliğin gereğini yerine getirmeye
mecburdur. Çünkü Ortadoğu toprakları,
ABD'nin mülkü değildir. O halde ABD Suri-
ye'yi derhal terketmelidir.
Eğer ABD yönetimi: "Biz orada IŞİD'e karşı
savaşmak için bulunuyoruz" derse, biz de
deriz: Müslüman Dünya'nın IŞİD'e karşı sa-
vaşacak yeterli askeri mevcuttur. Bu sebep-
le ABD'nin oradaki varlığına gerek yoktur.
Zaten orada savaşan ABD askeri de yoktur.
ABD bu savaşı PKK'lılar eliyle sürdürmekte-
dir. Yani ABD, teröristleri kendine asker yap-
mış durumdadır. Halbuki ABD'nin bu kadar
alçalmasına ve zavallılaşmasına gerek yok-
tur. ABD oradan çekilsin, Müslüman Dünya'
nın askerleri gerekli savaşı verir, bu işi halle-
der. Yani PKK'lı teröristlerin askerliğine ve
yardımına gerek ve ihtiyaç yoktur. Tabii
ABD yönetiminin Suriye'yi parçalayıp PKK'lı
Kürtlere uydu bir devlet kazandırmak gibi
bir düşüncesi ve hedefi yoksa! Ama böyle
bir hedef ve düşünceye Müslüman Dünya
izin veremez ve vermeyecektir.
Ortadoğu'daki Kürtler şunu iyi bilmelidir:
Eğer Kürtler Büyük Kürdistan devleti'ni kur-
mak isterlerse, bu istek ancak İran'ın, Türki-
ye'nin ve gelecekteki Suriye Demokratik
Cumhuriyeti'nin rızasıyla gerçekleşebilir.
Onların rızâsını alabilmek için de İsrail dev-
letinin ve PKK'nın ortadan kaldırılmış olması
gerekir. Bu gerek gerçekleşmeden Büyük
Kürdistan'ın kurulması mümkün olmayacak-
tır ve izin verilmeyecektir. Çünkü izin veril-
diği takdirde bu devleti İsrail'in, ABD'nin ve
PKK'nın ele geçirme ihtimali çok büyüktür.
Bu sebeple PKK ve İsrail devleti ortadan
kalkmadan Büyük Kürdistan'ın kurulması
mümkün olmayacaktır. Ama Tehlike orta-
dan kalktıktan sonra İran'ın, Türkiye'nin ve
Suriye Demokratik Cumhuriyeti'nin Büyük
Kürdistan'ın kurulmasına izin vermeleri bo-
yunlarının borcudur.
Eğer AB ve ABD ülkeleri de Büyük Kürdistan'
ın kurulmasını çok isterlerse, PKK'yı ve İsrail
devletini ortadan kaldırsınlar. Eğer ortadan
kaldırmazlarsa, o biri devletleşmiş, biri de
devletleşmemiş iki terörist gücü ve kötülü-
ğü Müslüman Dünya ortadan kaldıracaktır
ve kaldırmak zorundadır. Aksi halde o iki
kötülük, arkalarındaki ABD ile, Müslüman
Dünya'yı paramparça etmeye ve zarar ver-
meye devam edecektir.
Rusya'ya savaş açacak cesareti olmayan,
Suriye'de katliamcı bir diktatörü devirme
görevini yerine getiremeyen, 500 bin müs-
lüman Suriyelinin katledişini seyrederek suç
ortaklığı kazanmış olan ve Suriye PKK'sın-
dan medet umar hale gelmiş ve bir de 30
ülkenin ordularını peşine taktığı halde kos
koca üç yıl içerisinde IŞİD terörünü bitire-
memiş bir ABD yönetimi, dünya liderliğinin
sona erdiğini artık görmeli ve Ortadoğu'dan
elini-ayağını çekmelidir.
ABD yönetimi ayrıca, Türkiye'de Rusya Bü-
yükelçisini katlettirmiş olan sahte mehdi
Fethullah Gülen'i de derhal Türkiye'ye iade
etmelidir. Aksi halde Rusya, bu katliamı F.
Gülen'i korumakta olan ABD yönetiminin
yaptırdığına hükmedecek ve intikam alma-
da kendini haklı görmeye başlayacaktır. Bu
aslında büyük bir savaş sebebidir. ABD yö-
netimi artık aklını başına toplamalıdır.
Eğer ABD yönetimi, Rusya'ya rağmen Şam
rejimini devirmeyi göze alabilirse, işte o za-
man "ben hâlâ dünyanın lideriyim" demiş
olur. Dünya liderliğini sürdürmek isteyen
bir ABD de, İsrail'e açılacak savaşta İsrail
devletinin yanında durmaz.
Müslüman Dünya, insanlığın iyiliği için ça-
lışmayan, aksine sırf kendi çıkarı için gayret
gösteren ve adâletli olamayan bir dünya
liderliğini kabul edemez. Böyle bir liderliğe
İsa'nın, Musa'nın ve Muhammed'in tek
Tanrısı da onay veremez. ABD yönetimi ya
tek Tanrı'ya boyun eğmeli, ya da liderlikten
çekilmelidir.
İyilikçi ve adâletli olmayı kabul etmeyecek
bir ABD yönetimi, Müslüman Dünya'dan e-
lini-ayağını çekmek zorundadır. Hakkı ve
adâleti çiğneyen ve çiğneten bir ABD'nin
dünya liderliğini, Müslüman Dünya daha
fazla kabullenemez.
Avrupa'ya uyarı! Avrupa ülkeleri hükümet-
leri, Türkiye'deki terör örgütlerini kullan-
maktan ve onları desteklemekten ve Türki-
ye'ye saldırmak ve orada iç savaç çıkarmak
gibi eylem ve düşüncelerden vazgeçsinler.
Aksi halde Avrupa ülkeleri, Rusya tarafından
gelecek büyük bir savaş felâketiyle karşı
karşıya kalacaklar ve ülkeleri harabolacak-
tır. Geliniz, ülkelerinize ve halklarınıza ya-
zık etmeyiniz. Eğer "Türkiye için biz bir kö-
tülük düşünmüyoruz" diyorsanız, terör ör-
gütlerine verdiğiniz desteği hemen kesiniz
ve PKK'nın Suriye ve Irak'taki bütün şefleri-
ni ya imha ediniz, ya da onları Türkiye'ye
teslim ediniz. Teröre destek vermediğinizi
ancak bu şekilde isbatlayabilirsiniz. Bu isba-
tı sizden en kısa zamanda bekliyoruz. Zira
Türkiye ile müttefik kalabilmeniz buna bağ-
lıdır.
Not 2: Rusya yönetimine uyarı! Beşar Esad
sizi Suriye'ye dâvet etmiş olabilir. Fakat ül-
kesini harabeye çeviren ve 500 bin insanın
katili olan bu adamın Suriye üzerinde hiç bir
hakkı yoktur. Hiç bir hakkı olmayan ve tam
aksine cinayetlerinin hesabını vermek zo-
runda olan bir katliamcının dâvetinin de
bir haklılığı yoktur. Haklılığı olmadığı için
de sizin orada bulunmanızın bir meşruiyeti
yoktur. Eğer Suriye halkına yardım etmek
istiyorsanız, Suriye diktatörünü Suriye'den
uzaklaştırınız ve yönetimi halk çoğunluğu-
nun kabul edeceği bir siyasetçiye devredi-
niz. Ve ABD Suriye'den çıkmadığı müddet-
çe siz de orada kalabilirsiniz. Ama ABD ora-
yı terkettiğinde sizin de oradan çıkmanız
gerekir. Ayrıca Türkiye ile tam müttefik ol-
mak isterseniz, PKK'nın bütün şeflerini ölü
veya diri olarak Türkiye'ye teslim etmeye
çalışınız. Bu işde sizin bir kaybınız yoktur.
Not 3: İran yönetimine uyarı! Suriye halkları
ve toprakları üzerinde hiç bir hakkınız yok-
tur. Hakkınızın olmadığı bir yerde bulunma-
nız, sizi işgalci durumuna düşürür ve o du-
rumdasınız. İşgalciler ise "düşman" olarak
kabul edilir. İşgalci düşmanı Suriye'den def-
etmek ise Müslüman Dünya'nın hakkıdır.
Bu hakkın alınmasını istemezseniz, Suriye'
yi derhal terkediniz. Yüzde seksenlik müs-
lüman Arabın haklarını çiğnemeye hakkınız
yoktur!
Not 4: ABD yönetimini son kez uyarıyoruz!
Eğer Suriye'de işgalci durumuna düşmek
istemezseniz, ya Esad'ı devirip siyasal rejimi
normalleştiriniz, ya da orayı derhal terkedi-
niz. PKK'lı Kürtler için uydu bir devlet yarat-
mak gibi emellerden de vazgeçiniz. Bunlara
hakkınız yoktur. Ortadoğu'nun asıl sahibi
olan Müslüman Dünya da size böyle bir gö-
rev vermiş değildir. Eğer bir görev üstlen-
mek istiyorsanız, o göreviniz, Suriye yıkıcısı-
nı ve katliamcısını devirmek ve oraya de-
mokrasiyi yerleştirmektir. Suriye'yi parçala-
mak gibi bir göreviniz ve hakkınız yoktur!
Haksızlıkta diretenlerin rakibi yüce Tanrı'dır.
Tanrı'nın intikam ve öfkesinden korkmalısı-
nız. Çünkü 500 bin insanın katledilmesine
izin verdiğiniz için çok büyük bir suç işlemiş
durumdasınız. Suçunuzu daha fazla çoğalt-
mayınız.
Mısır halkına ve askerine uyarı! Allah'ın
Mehdisi'nin emri olarak, Müslüman Mısır
halkı ve askeri anlaşıp, Sisi rejimine son ver-
melidir. İsrail'in ve ABD'nin keyfine göre bir
rejim kurmak, halkının çoğunluğu müslü-
man olan bir ülkeye yakışmaz. Mısır'a yakı-
şan rejim ve yönetim şekli; eğer o ülkede
dindarlık çoğunluktaysa, o ülkeye Allah'ın
yasalarına uygun bir yönetim getirmek ge-
rekir. Ve eğer dindarlık azınlıktaysa, demok-
rasi ile yönetmek ve yönetilmek uygun olur.
Mısır halkı ve askeri, insanlığa ve müslü-
manlığa uygun olmayan bir rejim ve yöneti-
me daha fazla izin vermemelidir.
İsrail yönetimine uyarı! İsrail Başbakanı Bin-
yamin Netanyahu, İsrail'den işgali altındaki
Filistin topraklarında yer alan yasa dışı tüm
yerleşim faaliyetlerini 'derhal ve tamamen'
durdurmasını talep eden Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi (BMGK) kararını reddettik-
lerini ve buna uymayacaklarını bildirdi. Ama
bu bildiriniz, barış istemediğinizin, aksine
savaş istediğinizin apaçık ilânıdır. Bu ilân
karşısında Müslüman Dünya gerekli mesajı
almış bulunuyor. Bu ilân, Müslüman Dünya'
nın ordularına, size savaş açmaktan başka
çare bırakmıyor. Hiç bir devlet, nükleer si-
lahlarına güvenip de hak ve adâleti çiğne-
memelidir. Çiğneyen, yüce Tanrı'nın ayağı
altında çiğnenir!
İsrail'e karşı savaşmak isteyen İslâm Ordu-
su'na mesaj! İsral'e karşı istediğiniz zaman
harekete geçebilirsiniz. Çünkü İsrail'e veri-
len mühlet doldu. Ve İsrail de zaten barış
istemediğini tam aksine savaş istediğini ve
Filistinlilerin haklarını ödemeyeceğini, BM-
GK'nin son kararını reddederek göstermiş
bulunuyor. Hak verilmez, alınırmış. Siz de
bu gerçeğe uyarak Filistinlilerin hakkını İsra-
il'den söke söke almak zorundasınız. Başka
da çare kalmamıştır.
Birleşmiş Mlletler'e duyuru! Eğer: "Biz, Filis-
tinlilerin haklarını bir yıl içerisinde İsrail'den
alabiliriz, savaşa gerek yoktur" derseniz, biz
de sizden buna dair taahhüt isteriz. Bu taah-
hüt için de bir teminat bırakmanız gerekir.
Bu teminat da, 4 bin km²'lik İsrail'deki Filis-
tin topraklarının bedeli olan meblağı Filistin
yönetiminin kontosuna yatırmak olabilir. E-
ğer bir yıl içinde Filistinlilerin haklarını İsrail'
den almayı başarırsanız, yatırdığınız bu te-
minatı geri alırsınız. Şayet başaramazsanız,
sözünüzde durmadığınız için bu teminat si-
ze geri verilmez, sizden cezâ olarak alınır.
Bununla birlikte İsrail'e savaş açmak da hak-
kımız olur ve bu hakkı Müslüman Dünya
olarak kullanırız. Teklifinizi bir ay içinde
yapmalısınız. Eğer işgal topraklarını Filistin-
lilerden satın almak isterseniz, o toprakların
bir kutsallığı bulunduğu için size satılmaya-
caktır.
Not 5: Vatikan'a dâvet! Ey Vatikanlılar! Yer-
lerin ve göklerin ve içindekilerinin tek sahi-
bi ve Kur'anın, İncil'in ve Tevrat'ın indiricisi
yüce Tanrınız, Kur'an isimli son kitabının
kadınlarla ilgili bölümünün 171-175'inci pa-
ragraflarında sizlere şöyle hitabetmektedir:
"Ey kitaplılar! Dininizde taşkınlık etmeyin ve
Allah hakkında gerçek olmayan şeyleri söy-
lemeyin! Meryem oğlu İsa Mesih, sadece
Allah'ın elçisi, O'nun Meryem'e attığı keli-
mesi ve O'ndan bir ruhtur. Allah'a ve elçile-
rine inanın. (Allah) üçtür demeyin. Kendi
yararınıza olarak buna son verin. Çünkü
Allah, yalnız bir tek Tanrı'dır. O asla çocuk
sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde
olanların hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah
yeter. "
"Ne Mesih, Allah'a kul olmaktan çekinir, ne
de yaklaştırılmış melekler. Kim O'na kulluk-
tan çekinir ve büyüklük taslarsa bilsin ki O,
onların hepsini kendi huzurunda toplaya-
caktır."
"İnanıp iyi işler yapanların mükâfatlarını
eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha
fazlasını da verecektir. (Kulluktan) çekinip
büyülük taslayanlara da acı bir şekilde azab-
edecek ve onlar kendilerine Allah'tan başka
ne bir dost, ne de bir yardımcı bulamayacak-
lardır."
"Ey insanlar! Size Rabbinizden delil geldi ve
size apaçık bir ışık indirdik."
"Allah'a inanıp O'na yapışanları (Allah), ken-
dinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak
ve onları doğru bir yola iletecektir."
Ey Vatikanlılar! Bu Tanrı sözlerini değerlen-
dirirken, İsa döneminde yaşayan insanlar
olmadığınızı ve Kur'an indirildikten sonra
dünyaya gelmiş kimseler olduğunuzu unut-
mayınız. Bu sebeple Tanrı'nın son kitabının
sözlerini dinlemek ve gereğini yerine getir-
mek zorundasınız. Tabii yüce Tanrı'nın rızâ-
sını ve cennetini kazanmak isterseniz.
Not 6: Bütün dünyalılara "yeni yılınız kutlu
olsun" demek isterdik. Fakat haklar ve gö-
revler yerine getirilmezse, insanlığın yeni
yılı kutlu olmayacaktır. Yeni yılın kutlu ol-
masını isteyenler, üzerlerine düşen hakları
ve görevleri yerine getirsin.
İnsanlık için duamız şudur: Yüce Tanrı hepi-
nizi cennetin yoluna iletsin ve sizleri sonsuz
mutluluğa erdirsin.
Not 7: Bu bildiri, uluslararası diplomatik
platformda paylaşıldı.
Not 8: Filistin yönetimi bu bildirimizi resmî
veya gayri resmî olarak bütün devletlerin
yöneticilerine ulaştırmaya çalışmalıdır.
Not 9: Bu bildiri, Allah'ın gerçek Mehdisi
Mehmed Nur'an tarafından tasdik edilmiş-
tir.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa
ve Muhammed tek Tanrı'nın kulu ve elçisi-
dir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onaltısı, Aralık sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı ve hakka dâvet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Montag, 12. Dezember 2016
ABD'NİN YENİ BAŞKANI SAYIN DONALD TRUMP'A MESAJ
ABD'NİN YENİ BAŞKANI SAYIN DONALD TRUMP'A MESAJ
ABD yeni Başkanı Sayın Donald Trump,
Müslüman Dünya'nın mânevî liderliğinin makamı olarak
başkanlığınızı tebrik ediyoruz.
Yüce Tanrı sizin başkanlığınızdan ancak haklı olmanızı,
adâletli olmanızı, namuslu olmanızı ve iyilikçi olmanızı
ister ve emreder. Eğer yüce Tanrı'ya inanıyorsanız,
başkanlığınızı da bu dört Tanrısal ilkeye dayanarak
yapacağınızı ümit edebiliriz. Sizden bu ümitlerimizi boşa
çıkarmamanızı bekleriz.
Ancak başkanlık seçimlerinde "başkan olduğunuzda Kudüs'
ü İsrail'in başkenti olarak tanıyacağınıza" dair bir vaadde
bulunmuştunuz. Fakat şimdi adâletli olmak isterseniz bu
vaadi nasıl yerine getireceksiniz? Çünkü İsrail şu anda Fi-
listin topraklarında "işgalci" bir konumda bulunmakta ve
hakkın gereği olarak da bu işgaline son vermek mecburi-
yetindedir. Bu mecburiyet, Birleşmiş Milletler örgütünce
de tasdikli durumdadır.
Şimdi bu mecburiyet karşısında siz o vaadinizi nasıl yerine
getireceksiniz? Eğer o vaadinizi yerine getirmeye kalkarsa-
nız, ülkeniz ABD'yi "ikinci işgalci" durumuna sokmuş olacak-
sınız. Bu da tabii adâleti çiğnemeniz demek olacaktır. Eğer
adâleti çiğneyecek olursanız, bütün Müslüman Dünya'yı
karşınıza almış olursunuz. Bu da tabii birbuçuk milyarlık
müslüman kitleyi kendinize ve ülkenize düşman etmek
demektir.
Eğer bu düşmanlaşmayı gerçekleştirecek adımı atmaktan
vazgeçmezseniz, ülkenizin ve yönetiminizin dünya liderliği
sona erer. Eğer bu kötü sonucu kazanmak istemezseniz,
adâlete boyun eğmeniz gerekecek ve bunun gereği olarak
da Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımaktan vazgeçmek-
le birlikte, İsrail yönetimini de işgal altında tuttuğu yüzde
yirmibirlik topraklardan çıkmaya ve "1967 sınırları"na dön-
meye dâvet etmek zorunda kalacaksınız ve zorundasınız.
Çünkü hak ve adâlet bunu gerektiriyor.
Bu gerçeklerden anlıyorsunuz ki, İsrail yönetiminin sizden
talep ettiği ve sizin de vaadde bulunduğunuz şey, haksız
bir talep ve vaaddir. Bu haksızlıktan dönmekle bir kusur
kazanmış olmazsınız. Ama bu haksızlıkta ısrar edecek olur-
sanız, işte o zaman büyük bir adâletsizliğe yuvarlanmış ve
yüce Tanrı'yı ve O'nun müslüman kullarını kendinize düş-
man etmiş olacaksınız. Bu kötü kazanç ise, ülkeniz ABD'yi
batırır. Bu batışa râzı olmayacağınızı düşünüyoruz.
Sayın Donald Trump! Şu gerçeği de bilmenizde fayda var:
Müslüman Dünya'nın mânevî lideri ve gerçek Mehdisi
Mehmed Nur'an tarafından İsrail'e dört-beş sene öncesin-
den verilmiş bir mühlet var. Bu mühlete göre; eğer İsrail
31 Aralık 2016 tarihine kadar işgal altında tuttuğu Filistin
topraklarından çıkmaz ve 1967 sınırlarına dönmezse, Müs-
lüman Dünya İsrail'e savaş açma hakkı kazanacaktır ve bu
tarihten sonra onun barış istekleri de reddedilecektir. Yani
eğer İsrail barış istiyorsa, bunun için sadece iki ay kadar
bir zamanı kaldı. Bu zaman zarfında Filistinlilerin hakkını
iade etmeyi kabul etmezse, Müslüman Dünya'yı karşısına
almış olacak ve çok büyük bir ihtimalle İsrail devleti kısa bir
zaman içinde son bulacaktır. Size soruyoruz: Adâletin gere-
ği olarak Müslüman Dünya'nın yanında durabilecek misi-
niz? Eğer ülkenizin 15-20 yıl daha dünya liderliğinde kal-
masını isterseniz, size, Müslüman Dünya'nın yanında dur-
maktan başka çare kalmaz. Biz Müslüman Dünya, elbette
ki İsrail'in varlığını isteriz. Fakat Filistin halklarının hakkını
ödemesi şartıyla. Bu şartı yerine getirmesinde siz İsrail
yönetimine yardımcı olabilirsiniz ve olmalısınız. Ama ne
yazık ki, siz 20 Ocak'ta iktidarı devralana kadar İsrail'e
verilen mühlet dolmuş olacaktır. İktidar koltuğuna otur-
madan önce birşeyler yapabilir misiniz? Çünkü siz iktidarı
ele aldığınızda İsrail için herşey bitmiş olacaktır. Herşeyin
bitmiş olmasını istemezseniz, yönetime geçmeden önce
İsrail yönetimini Filistinlilerin haklarını ödemesi için ikna
edebilirsiniz. Eğer İsrail'i ikna etmeyi başarırsanız, gerçek-
ten büyük bir lider olduğunuzu bütün dünyaya göstermiş
olursunuz.
Sayın Donald Trump, sizi uyarıyoruz! Sizin başkanlık zafe-
riniz karşısında Soros, Rockfeller, Rothschild, Fethullah
Gülen, casusluk ve savunma teşkilatınızdaki muhalifleriniz
ve Avrupa büyük bir yenilgiye uğradılar. Bu yenilgiye uğra-
yanlar, bu yenilgilerini hazmedemeyebilir ve sizi devirmek
isteyebilirler. Bunun için çok dikkatli olmanız gerekmekte
ve "kazandım" diye hemen sevinmemelisiniz. İki ay içerisin-
de başınıza çok şey gelebilir. Çünkü düşmanlarınız çok güç-
lü ve büyük. Onlar hiç boş durmayacaklardır. Yani Ocak'ın
yirmisinde iktidar koltuğuna oturamayabilirsiniz. Unutma-
yınız! Türkiye'de 15 Temmuz Darbesi'ni gerçekleştirmiş
olan Fethullah Gülen ve adamları, size de bir darbe vur-
mak isteyebilir ve buna da çok muhtaç durumdadırlar. Ve
bu ihtiyaçları için de, ülkenizin casusluk ve savunma teşki-
latlarında yeteri kadar adamları ve taraftarları bulunmak-
tadır. Elinizi çabuk tutmazsanız, iktidar koltuğuna otur-
manız hayal olabilir. Onlardan iki ay içerisinde bir darbe
yiyebilir veya bir suikaste uğrayabilirsiniz.
Yüce Tanrı sizi; haklı, adâletli, namuslu ve iyilikçi kulların-
dan eylesin ve sizi ve halklarınızı zâlimleşmekten ve düş-
manlarınızdan korusun. Ve yüce Tanrı size; hakka, adâlete,
namus'a ve iyilikçiliğe teslim olmuş Müslümanları terörist-
lerden ayırdetme yeteneği versin. Çünkü ancak bu yete-
nekle ülkenizde barışı koruyabilir ve adâleti sağlayabilirsi-
niz. Hakta, adâlette, namusta ve iyilikçilikte olduğunuz
müddetçe bütün Müslüman Dünya yanınızda olacaktır.
Başkanlığınızda başarılar diliyoruz.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not: Donald Trump karşıtları eğer yeni Başkan'a suikast
planlamayı düşünmezlerse, başka yollarla onu düşürmenin
yollarını arayacaklardır. Bu yollardan biri de, 37 Cumhuri-
yetçi delegeyi satın alabilmektir. Soros, Rockefeller, Roth-
schild ve Fethullah Gülen'in de onları satın alabilecek ye-
terli sermayeleri vardır ve gerekeni de yapmaktan kaçın-
mayacaklardır. Eğer 19 Aralık'ta 37 delege Donald Tump'a
oy vermekten vazgeçerlerse, Trump'ın tarftarları o delege-
lerin "satın alınmış" olduğuna hükmedecek ve isyan bayra-
ğını açacaktır. Bu da, ABD'de bir iç çatışma ve savaş de-
mektir. Bakalım, ABD ve AB'nin en büyük patronları bu
çatışma ve savaşı göze alabilecek mi?
Sayın Donald Trump, kendisini başkanlıktan düşürmek
isteyen patronlar ve Fethullah Gülen'e karşı, kendisine
oy veren seçmen kitlesini uyarmalıdır. Ancak bu uyarı
ile yeni Başkan'ın düşmanları frene basmak ve durmak
zorunda kalabilirler. Bir iç savaşı göze almaları da müm-
kündür. İç savaş ihtimaline karşı Başkan Trump hazırlıklı
olmalıdır.
Not 2: ABD'de eğer bir iç savaş çıkarsa, bu savaşta Rusya,
Trump'ın yanında olacaktır. Eğer sayın Trump Fethullah
Gülen'i yanına alırsa, Türkiye'yi ve Müslüman Dünya'yı
karşısına almış olur. Gülen'i karşısına aldığında ise, Türkiye
ve Müslüman Dünya'yı yanına almış olur. Doğru olan da
budur!
Not 3: Avrupa ülkelerinin destek vermekte olduğu PKK te-
röristleri, İstanbul'da yine katliam yaptı! Avrupa Birliği'nin
PKK terör örgütüne verdiği destek devam ettiği müddetçe
Türkiye PKK teröründen kurtulamaz. Bazı AB ülkeleri siya-
setçileri İstanbul'da katledilen terör kurbanları için "üzül-
düklerini" bildirmektedirler. Ama onlar gerçekten üzülmüş
olsalardı, ülkelerinde barındırdıkları ve ülkeleri dışındaki
PKK teröristlerine sahip ve destek çıkmazlardı. Türkiyeliler,
AB ülkeleri siyasetçilerinin sahtekârlığını ve Türkiye'ye
düşmanlıklarını görmektedirler. AB ülkeleri siyasetçileri
eğer Türkiye'nin düşmanı olmadıklarını iddia ediyorlarsa,
PKK'ya verdikleri desteği sonlandırarak Türkiye'ye dost-
luklarını isbatlasınlar. Aksi halde Avrupa'nın Türkiye'ye
yapmakta olduğu kötülüğün hesabı birgün sorulur. Tür-
kiyeli vatanseverler bilmektedir ki, Avrupa'yı yıkacak en
büyük güç, Rusya'dır. Eğer Avrupa Birliği ülkeleri PKK'ya
vermekte oldukları desteği çekmezlerse, bundan sonra
Türkiye'nin müttefiği Avrupa değil, Rusya olacaktır. Eğer
Avrupa ülkeleri siyasetçileri Türkiye'yi kaybetmek istemez-
lerse, PKK terör örgütüne vermekte oldukları desteği son-
landırsınlar ve Türkiye yönetiminin istediği teröristleri iade
etsinler. Avrupalı siyasetçiler, PKK'ya verdikleri destekten
dolayı, PKK'nın Türkiye'deki katliamlarının ortağı oldukla-
rını iyi bilmelidirler! Eğer bu vahşî ortaklığa son vermeye-
cek olurlarsa, bu takdirde Avrupa'nın hak ve adâleti tüket-
tiği hükmüne varılacaktır. Hak ve adâleti tüketmiş bir Av-
rupa eğer "Tanrı'nın buna ne diyeceğini" düşünmezse, Av-
rupa'nın çöküşü kaçınılmaz olur. Avrupalı siyasetçiler aca-
ba PKK terörüne vermekte oldukları destekle nereye doğ-
ru gittiklerini görebiliyorlar mı? 15 Temmuz Darbesi'ne de
destek vermiş olan büyük Avrupa ülkelerinin suçları çoğa-
lıyor. Bu suçlar cezâsız kalmaz! Türkiye'nin veremeyeceği
cezâyı, yüce Tanrı başka güçlerin eliyle verir. Avrupa bu
cezâdan korkmalı, kendini ateşe atmamalıdır. Bunun da
gereği, PKK teröristlerine verdiği desteği derhal kesmektir.
Avrupa basını da şunu unutmamalıdır ki; PKK, "işçi partisi"
değil, "terör örgütü"dür! Türkiye'deki mâsûm sivilleri ve
kendi zihniyetine uymayan Kürtleri katleden bir örgütü
"parti" olarak gören bir Avrupa basını, görüş ve zihniyet
bozukluğuna düşmüştür. Bu düşüşle PKK'yı kendilerine
dost yapmış Avrupa siyasetçileri, Türkiye'nin düşmanı-
dırlar. Dost olanlar, dostluklarını göstermelidirler.
Avrupa basınına ve siyasetçilerine soruyoruz: IŞİD bir te-
rör örgütü müdür, yoksa Irak Şam İslâm Devleti midir?
Eğer siz bu örgütü "devlet" olarak tanıyorsanız, biz de
PKK'yı "parti" olarak görebiliriz. Madem IŞİD'i bir devlet
olarak kabul edemezsiniz, PKK'yı da bir parti olarak kabul
etmekten uzaklaşmalısınız. Aksi halde Türkiye'ye düşman-
lığınızı ilân etmiş olursunuz ve ilân etmektesiniz.
Ey yerlerin ve göklerin yaratanı, yaşatanı ve yöneteni olan
ve İncil'i, Tevrat'ı ve Kur'an'ı indirmiş bulunan gerçek Tan-
rımız! Eğer PKK teröristlerine destek vermekte ve onları
teröre azmettirmekte olan Avrupa ülkeleri, verdikleri des-
teği yeni yıla kadar kesmeyi kabul etmezlerse, Sen onların
cezâsını kes!
Tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa ve Muhammed
tek Tanrı'nın kulu ve elçisidir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onaltısı, Kasım'ın ikinci haftası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı ve hakka dâvet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
ABD yeni Başkanı Sayın Donald Trump,
Müslüman Dünya'nın mânevî liderliğinin makamı olarak
başkanlığınızı tebrik ediyoruz.
Yüce Tanrı sizin başkanlığınızdan ancak haklı olmanızı,
adâletli olmanızı, namuslu olmanızı ve iyilikçi olmanızı
ister ve emreder. Eğer yüce Tanrı'ya inanıyorsanız,
başkanlığınızı da bu dört Tanrısal ilkeye dayanarak
yapacağınızı ümit edebiliriz. Sizden bu ümitlerimizi boşa
çıkarmamanızı bekleriz.
Ancak başkanlık seçimlerinde "başkan olduğunuzda Kudüs'
ü İsrail'in başkenti olarak tanıyacağınıza" dair bir vaadde
bulunmuştunuz. Fakat şimdi adâletli olmak isterseniz bu
vaadi nasıl yerine getireceksiniz? Çünkü İsrail şu anda Fi-
listin topraklarında "işgalci" bir konumda bulunmakta ve
hakkın gereği olarak da bu işgaline son vermek mecburi-
yetindedir. Bu mecburiyet, Birleşmiş Milletler örgütünce
de tasdikli durumdadır.
Şimdi bu mecburiyet karşısında siz o vaadinizi nasıl yerine
getireceksiniz? Eğer o vaadinizi yerine getirmeye kalkarsa-
nız, ülkeniz ABD'yi "ikinci işgalci" durumuna sokmuş olacak-
sınız. Bu da tabii adâleti çiğnemeniz demek olacaktır. Eğer
adâleti çiğneyecek olursanız, bütün Müslüman Dünya'yı
karşınıza almış olursunuz. Bu da tabii birbuçuk milyarlık
müslüman kitleyi kendinize ve ülkenize düşman etmek
demektir.
Eğer bu düşmanlaşmayı gerçekleştirecek adımı atmaktan
vazgeçmezseniz, ülkenizin ve yönetiminizin dünya liderliği
sona erer. Eğer bu kötü sonucu kazanmak istemezseniz,
adâlete boyun eğmeniz gerekecek ve bunun gereği olarak
da Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımaktan vazgeçmek-
le birlikte, İsrail yönetimini de işgal altında tuttuğu yüzde
yirmibirlik topraklardan çıkmaya ve "1967 sınırları"na dön-
meye dâvet etmek zorunda kalacaksınız ve zorundasınız.
Çünkü hak ve adâlet bunu gerektiriyor.
Bu gerçeklerden anlıyorsunuz ki, İsrail yönetiminin sizden
talep ettiği ve sizin de vaadde bulunduğunuz şey, haksız
bir talep ve vaaddir. Bu haksızlıktan dönmekle bir kusur
kazanmış olmazsınız. Ama bu haksızlıkta ısrar edecek olur-
sanız, işte o zaman büyük bir adâletsizliğe yuvarlanmış ve
yüce Tanrı'yı ve O'nun müslüman kullarını kendinize düş-
man etmiş olacaksınız. Bu kötü kazanç ise, ülkeniz ABD'yi
batırır. Bu batışa râzı olmayacağınızı düşünüyoruz.
Sayın Donald Trump! Şu gerçeği de bilmenizde fayda var:
Müslüman Dünya'nın mânevî lideri ve gerçek Mehdisi
Mehmed Nur'an tarafından İsrail'e dört-beş sene öncesin-
den verilmiş bir mühlet var. Bu mühlete göre; eğer İsrail
31 Aralık 2016 tarihine kadar işgal altında tuttuğu Filistin
topraklarından çıkmaz ve 1967 sınırlarına dönmezse, Müs-
lüman Dünya İsrail'e savaş açma hakkı kazanacaktır ve bu
tarihten sonra onun barış istekleri de reddedilecektir. Yani
eğer İsrail barış istiyorsa, bunun için sadece iki ay kadar
bir zamanı kaldı. Bu zaman zarfında Filistinlilerin hakkını
iade etmeyi kabul etmezse, Müslüman Dünya'yı karşısına
almış olacak ve çok büyük bir ihtimalle İsrail devleti kısa bir
zaman içinde son bulacaktır. Size soruyoruz: Adâletin gere-
ği olarak Müslüman Dünya'nın yanında durabilecek misi-
niz? Eğer ülkenizin 15-20 yıl daha dünya liderliğinde kal-
masını isterseniz, size, Müslüman Dünya'nın yanında dur-
maktan başka çare kalmaz. Biz Müslüman Dünya, elbette
ki İsrail'in varlığını isteriz. Fakat Filistin halklarının hakkını
ödemesi şartıyla. Bu şartı yerine getirmesinde siz İsrail
yönetimine yardımcı olabilirsiniz ve olmalısınız. Ama ne
yazık ki, siz 20 Ocak'ta iktidarı devralana kadar İsrail'e
verilen mühlet dolmuş olacaktır. İktidar koltuğuna otur-
madan önce birşeyler yapabilir misiniz? Çünkü siz iktidarı
ele aldığınızda İsrail için herşey bitmiş olacaktır. Herşeyin
bitmiş olmasını istemezseniz, yönetime geçmeden önce
İsrail yönetimini Filistinlilerin haklarını ödemesi için ikna
edebilirsiniz. Eğer İsrail'i ikna etmeyi başarırsanız, gerçek-
ten büyük bir lider olduğunuzu bütün dünyaya göstermiş
olursunuz.
Sayın Donald Trump, sizi uyarıyoruz! Sizin başkanlık zafe-
riniz karşısında Soros, Rockfeller, Rothschild, Fethullah
Gülen, casusluk ve savunma teşkilatınızdaki muhalifleriniz
ve Avrupa büyük bir yenilgiye uğradılar. Bu yenilgiye uğra-
yanlar, bu yenilgilerini hazmedemeyebilir ve sizi devirmek
isteyebilirler. Bunun için çok dikkatli olmanız gerekmekte
ve "kazandım" diye hemen sevinmemelisiniz. İki ay içerisin-
de başınıza çok şey gelebilir. Çünkü düşmanlarınız çok güç-
lü ve büyük. Onlar hiç boş durmayacaklardır. Yani Ocak'ın
yirmisinde iktidar koltuğuna oturamayabilirsiniz. Unutma-
yınız! Türkiye'de 15 Temmuz Darbesi'ni gerçekleştirmiş
olan Fethullah Gülen ve adamları, size de bir darbe vur-
mak isteyebilir ve buna da çok muhtaç durumdadırlar. Ve
bu ihtiyaçları için de, ülkenizin casusluk ve savunma teşki-
latlarında yeteri kadar adamları ve taraftarları bulunmak-
tadır. Elinizi çabuk tutmazsanız, iktidar koltuğuna otur-
manız hayal olabilir. Onlardan iki ay içerisinde bir darbe
yiyebilir veya bir suikaste uğrayabilirsiniz.
Yüce Tanrı sizi; haklı, adâletli, namuslu ve iyilikçi kulların-
dan eylesin ve sizi ve halklarınızı zâlimleşmekten ve düş-
manlarınızdan korusun. Ve yüce Tanrı size; hakka, adâlete,
namus'a ve iyilikçiliğe teslim olmuş Müslümanları terörist-
lerden ayırdetme yeteneği versin. Çünkü ancak bu yete-
nekle ülkenizde barışı koruyabilir ve adâleti sağlayabilirsi-
niz. Hakta, adâlette, namusta ve iyilikçilikte olduğunuz
müddetçe bütün Müslüman Dünya yanınızda olacaktır.
Başkanlığınızda başarılar diliyoruz.
İmza: Mehdiyet Makamı.
Not: Donald Trump karşıtları eğer yeni Başkan'a suikast
planlamayı düşünmezlerse, başka yollarla onu düşürmenin
yollarını arayacaklardır. Bu yollardan biri de, 37 Cumhuri-
yetçi delegeyi satın alabilmektir. Soros, Rockefeller, Roth-
schild ve Fethullah Gülen'in de onları satın alabilecek ye-
terli sermayeleri vardır ve gerekeni de yapmaktan kaçın-
mayacaklardır. Eğer 19 Aralık'ta 37 delege Donald Tump'a
oy vermekten vazgeçerlerse, Trump'ın tarftarları o delege-
lerin "satın alınmış" olduğuna hükmedecek ve isyan bayra-
ğını açacaktır. Bu da, ABD'de bir iç çatışma ve savaş de-
mektir. Bakalım, ABD ve AB'nin en büyük patronları bu
çatışma ve savaşı göze alabilecek mi?
Sayın Donald Trump, kendisini başkanlıktan düşürmek
isteyen patronlar ve Fethullah Gülen'e karşı, kendisine
oy veren seçmen kitlesini uyarmalıdır. Ancak bu uyarı
ile yeni Başkan'ın düşmanları frene basmak ve durmak
zorunda kalabilirler. Bir iç savaşı göze almaları da müm-
kündür. İç savaş ihtimaline karşı Başkan Trump hazırlıklı
olmalıdır.
Not 2: ABD'de eğer bir iç savaş çıkarsa, bu savaşta Rusya,
Trump'ın yanında olacaktır. Eğer sayın Trump Fethullah
Gülen'i yanına alırsa, Türkiye'yi ve Müslüman Dünya'yı
karşısına almış olur. Gülen'i karşısına aldığında ise, Türkiye
ve Müslüman Dünya'yı yanına almış olur. Doğru olan da
budur!
Not 3: Avrupa ülkelerinin destek vermekte olduğu PKK te-
röristleri, İstanbul'da yine katliam yaptı! Avrupa Birliği'nin
PKK terör örgütüne verdiği destek devam ettiği müddetçe
Türkiye PKK teröründen kurtulamaz. Bazı AB ülkeleri siya-
setçileri İstanbul'da katledilen terör kurbanları için "üzül-
düklerini" bildirmektedirler. Ama onlar gerçekten üzülmüş
olsalardı, ülkelerinde barındırdıkları ve ülkeleri dışındaki
PKK teröristlerine sahip ve destek çıkmazlardı. Türkiyeliler,
AB ülkeleri siyasetçilerinin sahtekârlığını ve Türkiye'ye
düşmanlıklarını görmektedirler. AB ülkeleri siyasetçileri
eğer Türkiye'nin düşmanı olmadıklarını iddia ediyorlarsa,
PKK'ya verdikleri desteği sonlandırarak Türkiye'ye dost-
luklarını isbatlasınlar. Aksi halde Avrupa'nın Türkiye'ye
yapmakta olduğu kötülüğün hesabı birgün sorulur. Tür-
kiyeli vatanseverler bilmektedir ki, Avrupa'yı yıkacak en
büyük güç, Rusya'dır. Eğer Avrupa Birliği ülkeleri PKK'ya
vermekte oldukları desteği çekmezlerse, bundan sonra
Türkiye'nin müttefiği Avrupa değil, Rusya olacaktır. Eğer
Avrupa ülkeleri siyasetçileri Türkiye'yi kaybetmek istemez-
lerse, PKK terör örgütüne vermekte oldukları desteği son-
landırsınlar ve Türkiye yönetiminin istediği teröristleri iade
etsinler. Avrupalı siyasetçiler, PKK'ya verdikleri destekten
dolayı, PKK'nın Türkiye'deki katliamlarının ortağı oldukla-
rını iyi bilmelidirler! Eğer bu vahşî ortaklığa son vermeye-
cek olurlarsa, bu takdirde Avrupa'nın hak ve adâleti tüket-
tiği hükmüne varılacaktır. Hak ve adâleti tüketmiş bir Av-
rupa eğer "Tanrı'nın buna ne diyeceğini" düşünmezse, Av-
rupa'nın çöküşü kaçınılmaz olur. Avrupalı siyasetçiler aca-
ba PKK terörüne vermekte oldukları destekle nereye doğ-
ru gittiklerini görebiliyorlar mı? 15 Temmuz Darbesi'ne de
destek vermiş olan büyük Avrupa ülkelerinin suçları çoğa-
lıyor. Bu suçlar cezâsız kalmaz! Türkiye'nin veremeyeceği
cezâyı, yüce Tanrı başka güçlerin eliyle verir. Avrupa bu
cezâdan korkmalı, kendini ateşe atmamalıdır. Bunun da
gereği, PKK teröristlerine verdiği desteği derhal kesmektir.
Avrupa basını da şunu unutmamalıdır ki; PKK, "işçi partisi"
değil, "terör örgütü"dür! Türkiye'deki mâsûm sivilleri ve
kendi zihniyetine uymayan Kürtleri katleden bir örgütü
"parti" olarak gören bir Avrupa basını, görüş ve zihniyet
bozukluğuna düşmüştür. Bu düşüşle PKK'yı kendilerine
dost yapmış Avrupa siyasetçileri, Türkiye'nin düşmanı-
dırlar. Dost olanlar, dostluklarını göstermelidirler.
Avrupa basınına ve siyasetçilerine soruyoruz: IŞİD bir te-
rör örgütü müdür, yoksa Irak Şam İslâm Devleti midir?
Eğer siz bu örgütü "devlet" olarak tanıyorsanız, biz de
PKK'yı "parti" olarak görebiliriz. Madem IŞİD'i bir devlet
olarak kabul edemezsiniz, PKK'yı da bir parti olarak kabul
etmekten uzaklaşmalısınız. Aksi halde Türkiye'ye düşman-
lığınızı ilân etmiş olursunuz ve ilân etmektesiniz.
Ey yerlerin ve göklerin yaratanı, yaşatanı ve yöneteni olan
ve İncil'i, Tevrat'ı ve Kur'an'ı indirmiş bulunan gerçek Tan-
rımız! Eğer PKK teröristlerine destek vermekte ve onları
teröre azmettirmekte olan Avrupa ülkeleri, verdikleri des-
teği yeni yıla kadar kesmeyi kabul etmezlerse, Sen onların
cezâsını kes!
Tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa ve Muhammed
tek Tanrı'nın kulu ve elçisidir.
Zaman: Yeni Çağ'ın onaltısı, Kasım'ın ikinci haftası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı ve hakka dâvet.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Abonnieren
Kommentare (Atom)