Sonntag, 20. März 2016

PKK'YA MEKTUP



                           PKK'YA MEKTUP

Kendisinden başka tanrı olmayan ALLAHın adıyla

Ey PKK'lılar ve onlara taraftar olanlar!

Kuzey Irak'taki Kandil Dağları'nda Times muhabiri
Anthony Loyd'un sorularını yanıtlayan PKK'lı şefle-
rinizden Cemil Bayık, gelinen noktada bir "ölüm ka-
lım" mücadelesi verdiklerini belirterek şu üç parag-
raflık cümleleri söylemiş:

1- "Erdoğan bizi yenerse, Türkiye'de demokrasi
isteyen herkesi mağlup edebilir."

2- "Onun rüyalarının gerçeğe dönüşmesinin önün-
deki en büyük engel biziz. Eğer Erdoğan bizi saf
dışı bırakırsa, kazanır..."

3- "Erdoğan'ı ve AKP'yi devirmek istiyoruz. Erdo-
ğan ve AKP devrilmedikçe, Türkiye asla demokra-
tik bir ülke olamaz."

Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki, AK Parti ve Erdo-
ğan, Türkiye halklarının çoğunluk oyuyla iktidara
geldi, yoksa zorbalıkla değil. Şimdi iktidarda oluşu
da yine zorbalıkla değil, Türkiye halklarının siyasal
çoğunluğunun rızâsıyladır.Demokratik ilkelere bağ-
lı olan partilerin kapıları da açıktır. Erdoğan ve par-
tisi, demokrasiye kilit vurmayı da düşünmüyor ve
düşünemez. Ama demokratik ilkelere boyun eğme-
yen, Doğu ve Güneydoğu'yu cehenneme çeviren
ve masûm sivil halkı katletmekten çekinmeyen siz
PKK'lıları mutlaka yenmek istiyor ve bunun için çok
büyük bir mücâdele vermektedir. Eğer bu mücâde-
lede AK Parti iktidarı sizi yenemezse, işte asıl o
zaman Türkiye demokrasisi tehlikeye düşer veya
yok olur. Bu düşüş ve yok oluşa ise ne AK Parti ik-
tidarı, ne de ona destek veren Türkiyeliler râzı olur.
Bunun için sizler mutlaka mağlûp edileceksiniz ve
mağlûp edilmeniz gerekmektedir. Aksi halde Tür-
kiye demokrasisinden bahsetmek imkânsız hâle
gelecektir.

Eğer sizler demokratik ilkelere boyun eğmiş mute-
dil vatandaşlar olsaydınız, Doğu ve Güneydoğu o-
lan Türkiye Kürdistanı'nı cehenneme çevirmez, hal-
kını ateşe atmazdınız. Buradan anlıyoruz ki, sizlerin
demokrasiye imanınız ve ibadetiniz yoktur. Demok-
rasiye imanı ve ibadeti olmayanlar nasıl demokrasi
adamı olabilir ki, sizin şefleriniz demokrasi savaş-
çısı olabilsinler! Görüyorsunuz, yalancılığınız ap-
açık ortadadır.

Bu yalancılığı bırakıp doğruluğa girin ki, Kürt halkı
sizlere inansın, güvensin. Eğer onların inancını ve
güvencini kazanmak istiyorsanız, onların Allah'a o-
lan imanıyla imanlanmalı ve ibadetleriyle de iba-
detlenmelisiniz. Eğer bu imanlanma ve ibadetlen-
meyi gerçekleştirebilirseniz, onlara reis olabilirsi-
niz. Ama bu reisliğiniz de, ancak demokratik ilkele-
re ve Kur'anik hakikatlere boyun eğmenizle kabul
edilebilir. Kabul ediyor musunuz? Eğer kabul eder-
seniz, size özerklik de, federasyon da, bağımsız
Kürdistan da helâl olsun! Aksi halde (terörü bırak-
mazsanız) herşey size haramdır ve yok edilmeniz
de en büyük sevaptır. Bu sevabı işlemek de Türki-
ye Ordusu'nun, Polisi'nin ve İktidarı'nın görevidir.

"Erdoğan'ın rüyalarının gerçeğe dönüşmesinin ö-
nündeki en büyük engel biziz. Eğer Erdoğan bizi
saf dışı bırakırsa, kazanır..." diyor şefiniz.

Nedir Erdoğan'ın rüyâsı? Türkiye'yi önce bölgesel,
sonra da küresel güç yapmak. Eğer 2002 öncesiy-
le 2016 arasını karşılaştırırsanız, Türkiye'nin nasıl
bir ilerleme, yükselme ve zenginleşme kaydettiğini
görürsünüz ve görmektesiniz. Bu görmekte olduk-
larınızdan ancak Türkiye düşmanları rahatsız olur.
Türkiye'ye dost olun ki, Kürt gardaşlarınız da bu
dostluk sayesinde nasiplensin, iyi günler görsün.

Şefiniz: "Erdoğan bizi safdışı bırakırsa, kazanır"
diyor. Erdoğanın rüyâsı olan Türkiye'nin küresel
güç olmasından Kürtler ne kaybeder ki, neyi ka-
zanmaz ki, "safdışı edilmek"ten bahsediyor şefi-
niz? Erdoğan'ın rüyâsı gerçeklesirse, Türkiye'deki
Kürtler de, kazanılan zenginliğin ve gücün sahiple-
rinden olacaktır.  Demek ki, Erdoğan kazanırsa,
Kürtler de kazanır. Bu durumda bir tek siz PKK'lılar
kaybedersiniz.Eğer kazanmak istiyorsanız, Türkiye'
ye dost olmalı ve Erdoğan'ın kazanmasına engel
olmamalısınız. Eğer engel olursanız, kaybeden siz
olursunuz ve olmaktasınız. Kaybetmek istemiyorsa-
nız, terörünüze son vermek zorundasınız. Son ver-
mezseniz, yok edileceksiniz ve bu da sizin hakkı-
nızdır!

Şefiniz: "Erdoğan'ı ve AKP'yi devirmek istiyoruz.
Erdoğan ve AKP devrilmedikçe, Türkiye asla de-
mokratik bir ülke olamaz" diyor.

Erdoğan'ı ve Partisi'ni devirmenin yolu bellidir. O
da, demokratik ilkeler çerçevesinde mücâdele
vermektir. Ama siz bunu terör ve zorbalıkla yapma-
ya kalkarsanız, Türkiye'nin yüzde seksenden fazla-
sı buna izin vermez. Çünkü Türkiye halkları demok-
rasinin ne olduğunu ve onu kimlerin daha iyi korudu-
ğunu görmekte ve bilmektedir. Bu yüzden karşınız-
da yüzde seksenlik bir güç göreceksiniz. Bu güç
sizi boğar, mahveder! Bu konuda destek alabilece-
ğiniz bir tek CHP'liler ve Gülenistler vardır. Eğer
zorbalığa kalkarlarsa, onların da sonu sizinki gibi
olur! (Eğer terörünüze destek olmaktan çekinmez-
lerse, HDP'lileri de PKK'lı kabul ediyoruz.)

Bundan sonra sizin terörünüze destek veren hiç bir
parti ve partili, hiç bir medya ve medyacı Türkiye'de
var olamaz. Var olmak isteyenler, sizin terörünüze
düşman olmak zorundadırlar. Bu düşmanlığı gös-
termeyenler, Türkiye'nin dostu değildir. Türkiye'nin
dostu olmayanlar da, Türkiye'de yaşama hakkına
sahip olamazlar.

Türkiye'de CHP'liler ve Gülenistlerden başka hiç bir
kimseye, "demokrasinin sizin terörünüzle korunaca-
ğını" kabul ettiremezsiniz. Onlarla birlikte bütün gü-
cünüz, yüzde yirmidir. (Eğer CHP'liler sizinle ortak-
lığı reddederlerse, gücünüz sıfırdır!) Tabi bu konu-
da Avrupa ve Amerika'nın da desteğini alabilirsiniz.
Fakat bu desteği alabilmeniz için de, Avrupa ve A-
merika'nın demokrasiyi, insan haklarını ve evrensel
değerleri ezip geçmeleri gerekir. Böyle bir ezip
geçme ise, onların kıymet ve değerini yok eder. Bu
yok edilmeye çoğunlukla râzı olamayacaklarından,
onlardan destek görmenize imkân yoktur. Ama her-
şeye rağmen bu yok oluşa kalkışacak olurlarsa, bu
halde Üçüncü Dünya Savaşı kaçınılmaz olur. Ama
bu savaşta onların kazancından çok kaybı olacak-
tır. Kaybetmek istemeyenler, iyi değerlerini muha-
faza etmeli ve dünyayı ateşe atmamalıdır. Hem
emperyalizm dönemi bitti. Bu çağı (yani emperya-
list çağı) güzellikle kapatalım. Eğer Avrupa ve A-
merika ve Rusya; "biz emperyalizmimizden vazge-
çemeyiz" derlerse, biz Müslüman Dünya da, bir Ü-
çüncü Dünya Savaşı'yla emperyalizmi ve onu sa-
hiplenenleri tarihin mezarlığına gömmeye kararlı-
yız.

Dolayısıyla tutacağınız doğru yol, teröre sarılmak
değil, terörü bırakmaktır. Eğer terörü bırakır, de-
mokratik ilkelere boyun eğer ve Kürt halkının ço-
ğunluğunun ve Türkiye devletinin rızâsını alırsanız,
Türkiye'de bir Kürdistan'a sahip olabilirsiniz. Bu rı-
zâyı alabilmeniz de, Müslüman Kürt halkının çoğun-
luğunun imanıyla imanlanmak ve ibadetiyle de iba-
detlenmektir. Aksi halde Türkiye Devleti'nin izni ol-
madıkça, Kürdistan'a sahip olabilmeniz ve ona re-
islik etmeniz mümkün olmayacaktır.

Eğer maksadınız doğru yoldan hedefe varmak de-
ğil de, eğri yoldan Avrupa ve Amerika'ya veya Rus-
ya'ya maşalık etmek ise, sizin gibi maşaların hakkı,
kırılıp dökümhaneye atılmaktır. Bu hâlde sizlere "iyi
ergimeler" demekten başka çare kalmıyor.

Geliniz, maşalığa râzı olmayınız. Hakkını vererek
Kürdistan reisliğini seçiniz. İşte ancak bu doğru
seçiminizle bir zafer kazanmış olacaksınız. Zafer
istemez misiniz? Bu zaferi istemelisiniz! Eğer bu-
nu istemezseniz, yok edilişiniz sizi bekliyor...

Barış istiyorsanız, işte barış! Sizin keyfinize göre
barış olmaz. Barış ancak hak ve adâlet ve demok-
rasiye göre olur.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Ey İslâmiyetten uzak olan Kürtler ve PKK'lı-
lar! Çoğunluğu müslüman olan Kürt ırkdaşlarınızın
imanıyla imanlanmak isterseniz, yapacağınız şudur:
Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına,
âhiretine ve kaderine inanmalısınız.

Allah'a inanmalısınız. Çünkü nasıl PKK'nın bir lideri
varsa ve bir ülke başkansız olmazsa, üzerinde ya-
şadığımız Dünya ve onu içine alan Evren de baş-
kansız, padişahsız ve lidersiz olmaz. Evrenin tek ve
değiştirilemez lideri Allah'tır. Kişiliğiyle herşeyin üs-
tünde ve ötesinde, ilim ve kudret ve ışığıyla da her-
şeyin çok yakınında olan yüce Allah, gönderdiği ki-
tapla varlığını ilân ediyor ve Kendisi'ne inanılmasını
istiyor.

Kendisi'ne inanılmasını isteyen büyük Allah'ın me-
leklerine de inanmalısınız. Çünkü melekler, Allah'
ın yönetim saltanatının memurlarıdır. Allah, Kendisi
tarafından yoğun ışık ve ışından yarattığı ve bir
kısmı görünür, bir kısmı gözle görünmez olan bu
memurlarını, dünya ve evrenin bazı işlerinde kullan-
maktadır ve onları, büyüklük ve saygınlığına bir
perde yapmıştır. Bir devlet nasıl memursuz olmaz-
sa,evrenin yaratıcısı, yaşatıcısı ve yöneticisi olarak
saltanat sahibi olmuş Allah da memursuz değildir.

Allah'ın peygamberlerine de inanmalısınız. Çünkü
yüce Allah, büyüklük ve saygınlığından dolayı her-
şeyin ve herkesin ayağına gelmez, herkesle açık-
tan muhatap olmaz. Bunun yerine elçi ve haberci
gönderir. İşte o elçi ve haberciler de Peygamber-
lerdir.

Allah'ın kitaplarına da inanmalısınız. Çünkü Pey-
gamberler ve onların ellerine verilen Kitaplar ol-
mazsa, insanlar nereden gelip nereye gidecekleri-
ni, niçin ve kim tarafından yaratıldıklarını ve görev-
lerinin neler olduğunu bilemezler. Böyle karanlık bir
durum ise; yaratmasında, yaşatmasında ve yönet-
mesinde çok amaçları bulunan Allah için kabul edi-
lemez. Kabul edilemez olduğu için de cinlere ve
insanlara Peygamber göndermek gerekli olmuştur.
Bu şekilde inanmak ve varlıklarına anlam bulmak
isteyen insanlar, doğru yolun ne olduğunu, kim ve
kimin için ve nasıl yaşıyacaklarını bilmiş; sapıklık-
tan, gayesizlikten ve başıboşluktan kurtulmuşlardır.
Kurtulmak isteyenler de her zaman Allah'ın gönder-
diği Kitab'a muhtaçtır.

Allah'ın âhiretine de inanmalısınız. Çünkü eğer Âhi-
ret olmazsa, Allah'ın bütün amaçları karşılıksız ka-
lacağı gibi, insanlar da yaptıkları iyilik ve kötülükle-
rine bir karşılık bulamaz ve ebediyet kazanamazlar.
Bu kazançsızlık durumu ise,varoluşun anlamını yok
eder. Böyle bir yok edicilik Allah'ın adâletine, mer-
hametine, amaçlılığına ve ebediyetliğine zıt oldu-
ğundan kabul edilmesi mümkün değildir. Bu müm-
kün olmayış da Âhiretin varlığını gerekli kılıyor. Â-
hiret ise, ebedî cezâ ve mükâfat yurdudur. Bu ebe-
dî yurt, kâinatın yıkılışından sonra ortaya çıkacak-
tır.

"İnsanlar öldükten sonra dirilmez, çürümüş kemik-
ler nasıl dirilebilir ki?" diyebilirsiniz. Doğmadan ön-
ce siz de bir yoktunuz. Çürümüş kemiklerden de
ötede bir durumdaydınız. Ama sonra sizi meydana
getirecek atomlar, annenizin aldığı gıdalarla onun
rahmindeki yumurtayla babanızın attığı tohum etra-
finda toplandı ve döllenmiş yumurtadaki programa
göre sizin varlığınız oluştu, bir insan olup ortaya
çıktınız. Demek yokluktan varlığa çıkmak müm-
künse, öldükten ve çürüdükten sonra da yeniden
yaratılmanız mümkündür. Bu mümkünü de insanın
yegane sahibi Allah istemiştir ve yapacaktır. O'nun
bu yapmasına karşı koyacak bir insan da yoktur.
Nasıl doğmaya karşı koyamadıysanız, tekrar diriltil-
meye de karşı koyamazsınız. Bu sebeple nasıl kış-
ta ölmüş bitkiler baharda tekrar diriltiliyor ve can-
landırılıyorsa, kıyametten sonraki bahar sabahında
sizler de öyle diriltileceksiniz. Bunu yapmak ise,
Allah'a çok kolaydır. Demek, Allah'a hesap vermek-
ten kaçmanız mümkün değildir. Madem mümkün
değildir, o halde bu dünyada Allah'a inanarak iyilik
için çalışmalı ve kötülükten kaçınmalısınız. Eğer
masûm insanları katletmekten çekinmezseniz,
içinde ebedî kalacağınız ve onda ölmek olmayan
ateşli bir hapishane sizi bekliyor. Bekliyor, çünkü
ölümü öldürüp de âhirete gitmekten kurtulamazsı-
nız. Kıyameti önlemeye de gücünüz yetmez. Tek-
rar diriltilmeye karşı koymanız da mümkün değildir.
Dolayısıyla kurtuluşunuz ancak Allah'a inanç ve O'
na teslim oluştadır. Şimdi kurtuluşunuz kendi eliniz-
dedir. Siz de kurtuluşu seçmelisiniz. Bu seçiminiz-
le hakiki insan olacaksınız. Hakiki insanların yurdu
da âhirette ebedî cennettir. Zaten kalbiniz de bu
cenneti ister. O halde sizler de kalbinizin sesine
kulak verin, sonsuz mutluluğa erin.

Allah'ın kaderine de inanmalısınız. Çünkü Kader,
Allah'ın bütün evreni ve içindekileri bir ölçü içine
alması ve onların varlığına bir müddet koymasıdır.
Bu da demektir ki, Allah, herşeyin herşeyini ve so-
nucunu önceden bilir. Fakat bu bilme, sizi dinli ve-
ya dinsiz yapmaz. Dinli veya dinsiz olmayı kendiniz
seçersiniz. Çünkü seçme özgürlüğünüz vardır. E-
ğer özgürlüğünüz olmasaydı, siz dinsiz ve din düş-
manı olamazdınız.  Dinsizliği seçebildiğinize göre,
özgürsünüz demektir. Bu da demek olur ki; Allah'ın
herşeyi önceden bilmesi, sizi tutsak etmez ve et-
memiştir.

Not 2: Müslüman Kürt ırkdaşlarınızın ibadetiyle iba-
detlenmek isterseniz, yapmanız gereken şudur:
Kur'anda Allah'ın emrettiği ve Peygamberi'nin de
gösterdiği şekilde haklı, adâletli, namuslu, ibadetli,
güzel ahlâklı ve iyilikçi olmalı ve daima bu çerçeve
içinde yaşamalısınız. Bu yaşam tarzına, "Allah'a
teslim oluş" denir. Bu teslim oluşunuz olmazsa,
hakiki insan olamaz ve cennete giremezsiniz. Cen-
nete giremeyenlerin gideceği yer de hiç şüphesiz
cehennem olacaktır. Madem ölüm öldürülmüyor,
madem kıyameti durduramazsınız, hem madem
tekrar diriltilişi önleyemezsiniz, o halde cehennem-
den sakınınız! Cennetin yolu belliyken cehennemin
yoluna girmek veya ondan çıkmamak, akıllılık değil-
dir. Aklınızı kullanmazsanız, hayvanlaşırsınız. Aklı-
nızı kötüye kullandığınızda ise, şeytanlaşmış olur-
sunuz. Şeytanın ve şeytanlaşmış olanların varacağı
yer de ancak cehennemdir. Şimdi istediğinizi seç-
mekte serbestsiniz.

Not 3: Lideriniz Abdullah Öcalan, Allah'ı inkâr ede-
rek ve O'nun dinini yalanlayarak "Tanrı'yı aştığını"
söylüyor. Bu aşma ile de, kendinin "Tanrılaştığını"
sanıyor. Fakat bu sanı, onu tanrılaştırmaz. Ancak
o, sahte bir tanrı olabilir. Dolayısıyla liderinizin Tan-
rılıkla bir ilgisi yoktur. Ve o asla bir Tanrı olamaz!
Çünkü onun bir Tanrı olabilmesi için bu evrenden
başka bir evren yaratacak ve onu işletip yönetecek
bir sonsuz gücü, bilgisi, serveti ve ölümsüzlüğü ol-
ması gerekir. Fakat bunların hiç biri liderinizde yok-
tur ve asla olmayacaktır. Çünkü sizin lideriniz, âciz
ve fakir, muhtaç ve tutsak, doğumlu ve ölümlü bir
yaratıktır. Zaten yaratık olmak, tanrılaşmayı o an
bitirir. Dolayısıyla hiç bir yaratık Tanrılığa çıkamaz.
Evrenin tek tanrısı Allah da buna izin vermez. Çün-
kü egemenlik tekliği gerektirir. Bunun için "Allah'tan
başka tanrı yoktur" ve hiç bir zaman da olmayacak-
tır. Eğer lideriniz bunun aksini iddia ediyorsa, haydi
denesin!

O halde ey dinsiz Kürtler ve PKK'lılar! Dininiz İslâ-
miyet, tanrınız Allah'tır. Öyle ise; "Allah'tan başka
ilah yoktur. İsa, Musa ve Muhammed O'nun elçisi-
dir" deyip; haklıca, adâletlice, namusluca, ibadetli-
ce, güzel ahlâklıca ve iyiliklice bir hayat içine girme-
li, insanlığınızı isbatlamalısınız. Yoksa bitki, hayvan
veya şeytan olarak kalacak, sonra da cehennem a-
teşine atılacaksınız. Atılmamaya gücünüz yetecek-
se, haydi gösterin gücünüzü!

Ey Türkiyeliler! PKK, üzerinizde estirmekte olduğu
terör fırtınasıyla sizleri köşeye sıkıştırmak ve eliniz-
den demokrasinizi almak istiyor. Canınız pahasına
da olsa onun almak istediğini vermemelisiniz. Eğer
verirseniz, size diktatörlükten başka birşey kalma-
yacaktır. Bunu asla kabul edemezsiniz ve etmeme-
lisiniz.

Duamız: Allah'ım! Ey insanların Sahibi! Eğer Senin
dinini kabul edip terörü bırakmazlarsa, Sen PKK'lı-
ların hakkından gel. Sen onların ve şeflerinin nere-
de gizlenmekte olduklarını CİA'den, MOSSAD'dan,
FSB'den, BND'den çok daha iyi bilirsin. O katillerin
hakkından gel ve o katliamcı maşaları tutan elleri
de yak ki, yarattığın iyi kullar ve masûm insanlar
daha fazla zarar görmesin. Senin herşeye gücün
yeter.

Not 4: PKK şeflerine uyarı! Eğer terörünüze son
vermezseniz, görünmez bir ruh tarafından kalp
damarlarınız kopartılacaktır.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Mart ortası.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *



Dienstag, 8. März 2016

TUĞÇE KAZAZ'IN SUALİNE CEVAP



          TUĞÇE KAZAZ'IN SUALİNE CEVAP

                       ABDESTSİZ OLARAK
              KUR'ANA DOKUNULABİLİR Mİ?

      kulları için kolaylık dileyen, zorluk dilemeyen
                             ALLAHın adıyla

Tuğçe Kazaz: "Elektronik cihazlarımızda, Kuran'ı
Kerim uygulamasını indirdikten sonra, abdestsiz
dokunabilir miyiz?" diye sormuş.

"Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta bulunan değerli
bir Kur'an'dır. Ona, arındırılmışlardan başkası do-
kunmaz" ( Vakıa 77-79) âyeti, "kirli iken Kur'ana do-
kunmayınız" şeklinde açık bir emir içermediği için,
Kur'ana abdestsiz olarak dokunmakta bir günah
yoktur. Dolayısıyla içine Kur'an indirilmiş cep tele-
fonu veya başka elektronik araçlara abdestsiz ola-
rak dokunmakta bir sakınca yoktur.

Neden sakınca yoktur? Çünkü nasıl yeryüzündeki
pislikler güneş ışığını kirletmezse, Allah'ın ışığı
mertebesinde olan Kur'anı da, insanların pis
durumları ve kirli halleri kirletmez.

Hem nasıl beyninde Kur'an âyetleri bulunan bir kim-
se, banyo ve tuvalete giderken beynindeki âyetleri
çıkardıktan sonra o yerlere gitmesi gerekmiyorsa,
aynı şekilde içerisine Kur'an âyetleri indirilmiş cep
telefonlarıyla veya boyuna ve parmağa takılan ve
üzerinde âyet bulunan ziynet eşyalarıyla banyo ve
tuvalete girmekte de bir günah yoktur.

Bunlar günah olmazsa ve bu konuda getirilmiş bir
yasak da yoksa, Kur'ana ve Kur'an indirilmiş cihaz-
lara da abdestsiz dokunmakta bir günah olamaz.
Ama siz isterseniz, Kur'ana saygı göstermek için
abdestli olmaya özen gösterebilirsiniz. Fakat mec-
bur değilsiniz.

Çünkü merhametli Allah, kulları için zorluk dilemez,
kolaylık diler.

Kur'ana gerçekten saygı göstermek ise; onu yük-
seklere asıp Kur'ansızca bir hayat yaşamak değil;
onu yükseklerden alıp, hakikatlerini kalp ve kafaya
indirerek, Kur'anlıca bir hayat sürmektir.

Şunu da unutmamak gerekir: Sürekli abdestli bu-
lunmakta beden ve sıhhatiniz için çok faydalar var-
dır. Eğer size zor gelmezse, daima abdestli olma-
ya çalışabilirsiniz. Hem dininiz için, hem de dünya-
nız için.

Günde beş on defa abdest almanın ve bunu ömür
boyu sürdürmenin dünyaya bakan önemli bir fayda-
sı şudur: Vücudunuz genç ve taze kalır, çabuk ihti-
yarlamazsınız.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, DünyaKadınlarGünü.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *



Freitag, 4. März 2016

MİDYE YEMEK HARAM MI?



                  MİDYE YEMEK HARAM MI?

  deniz ürünlerini helâl etmiş olan ALLAHın adıyla

Bu soruya Kur'anın cevabı şudur: "Denizde avlan-
mak ve onları yemek size helâl kılındı ki; hem size
hem de yolcu olanlarınıza faydalı olsun." Mâide 96.

Bu cevap karşısında: "Âyetteki 'denizde avlanmak
ve onları yemek' fiilleri, istediğimiz cevabın balıklar
hakkında olduğunu gösteriyor. Fakat midye balık
değildir" diyebilirsiniz.

Bu durumda Allah'ın Elçisi'nin bu konuda ne dediği-
ne bakılır. Onun bu konuda bir açıklaması yoksa,
din bilginlerine müracaat etmek gerekir. Onlar da
bu suale bir cevap veremiyorlarsa, Allah'ın Mehdisi'
ne sormak gerekir.

Allah'ın Mehdisi'nin cevabı ise şudur: "Bu konuda
Kur'anda kesin bir hüküm ve açıklama bulunmuyor-
sa ve Son Elçi'nin de bir yasaklaması yoksa, bu
takdirde Yaratılış'ın Elçisi olan "bilim"e müracaat
etmeliyiz. Tıp bilimi ise, midyenin "değerli bir besin
maddesi" olduğunu söylemektedir. Bu söylem kar-
şısında midyenin haram olduğunu iddia edemeyiz.
Onun helâl olduğunu anlayabilmek için de sağlığa
zararlı olup olmadığına ve faydasının zararından
çok mu, az mı olduğuna bakmalıyız. Bu bakış so-
nucunda aldığımız cevap olumluysa, midye helâl-
dir."

Ancak dış görünümünün çirkinliğine bakarak Hanefi
Mezhebi, midyeyi haram saymıştır. Fakat biz bu ko-
nuda bilimin ne dediğine ve faydalı mı, zararlı mı
olduğuna bakmalıyız.

Midye yerken "faydalı mı, zararlı mı" diye sorarken
de şuna dikkat etmek gerekmektedir: Temiz sular-
dan çıkarılmış ve taze olan midyeler sağlığa zararlı
değildir, faydalıdır. Ama pis sulardan çıkarılmış ve
bayatlamış midyeler de sağlığa zararlıdır.

Allah'ın Mehdisi Mehmed Nur'an diyor k: "Ey Kur'
anlılar! Bugünden itibaren Allah'ın izniyle bütün
mezhepleri kaldırıyorum. Çünkü mezheplere ihtiya-
cınız kalmamıştır. Çünkü sizler, mezhep imamları-
nın zamanında değil, Mehdi'nin zamanında yaşıyor-
sunuz. Şartlar değiştiği için hükümler de değişmiş-
tir. Geçmiş zamanın şartlarına göre verilmiş hüküm-
lerle ve dinsel çözümlerle iş ve ibadet yapamazsı-
nız. Çünkü karşınızda, sizin dinsel sorunlarınızı çö-
zebilecek Allah vergisi ilme sahip bir Mehdiniz var-
dır. Nasıl Allah Elçisi'nin olduğu zamanda mezhep-
lere ihtiyaç yok idiyse, Allah'ın Mehdisi'nin bulundu-
ğu zamanda da mezhebe ihtiyacınız yoktur. Çünkü
Allah'ın Mehdisi karşınızdadır."

Bu iş, bazılarınızın hoşuna gitmeyecektir. Ama
Allah'ın Mehdisi'ne itaat edenler kurtulur.

Not: "Genetiği değiştirilerek üretilmiş hayvanın eti
haram mı?" diye soruluyor. Kur'an böyle hayvanlar
için bir yasak getirmediğinden, sorumuza cevap
bulabilmek için tıp bilimi uzmanlarına müracaat et-
memiz gerekir. Eğer onlar "zararsızdır" derlerse,
o et helâldir. Aksi halde haramdır. Kur'anda yüce
Allah'ın, sıhhate zararsız etleri helâl ettiğini unutma-
yalım. Sıhhate zararlı olanlar ise haram edilmiştir.

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Mart başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Cevaplama ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *


Donnerstag, 3. März 2016

DEVLET SIRLARINI FAŞEDENLER HAİNDİR HAİNLERİN HAKKI İDAMDIR!



   DEVLET SIRLARINI FAŞEDENLER HAİNDİR
                 HAİNLERİN HAKKI İDAMDIR!

              hainleri sevmeyen ALLAHın adıyla

Devletin sırlarını devletten izinsiz olarak ortaya dö-
kenler, başkalarına aktaranlar, çalanlar ve satanlar
haindir. Böyle hainlerin cezâları ise idamdır.

İdamlık suç işlemiş olan birkaç gazeteci, geçen
gün Türkiye'de, anlayamadığımız bir şekilde ser-
best bırakıldı. Üstelik o gazetecilerden biri, salive-
rilmesine sevineceği yerde kendi zulüm ve haksız-
lıklarına ve ihanetlerine bakmayarak Türkiye'nin yö-
neticilerine hırlamaktan da geri durmadı!

Gazetelerden öğrendiğimize göre devlet yönetici-
lerine hırlayan o gazeteci, tutuksuz yargılanacakmış
ve bu tutuksuz yargılanmayı da serbest bırakılması
sözü aldığı için kabul etmiş. Yani bu hain gazeteci
bir müddet sonra AYM tarafından serbest bırakıla-
cakmış.

Şimdi sormalıyız: Bu gazeteci saklı kalması gere-
ken devlet sırlarını faşetti mi, etmedi mi? Faşettiy-
se, suçu sabit demektir. Bu konuda suçu sabit ola-
nın da bir cezâ görmesi gerekir. Cezâ görmesi ge-
reken bir suçluya AYM'ce saliverilme sözü verilmiş
olması, AYM'yi AYM olmaktan çıkarır. İnşaAllah bu
söylenenler doğru değildir. Eğer söylenenler doğ-
ru çıkacak olursa, Türkiye hiçbir zaman güvenli bir
ülke olamaz. Çünkü hainlerin serbest kaldığı bir
yerde güvenlik yoktur.

Eğer Türkiye Devleti güvenlik istiyorsa, suçu sabit
olan hainleri cezâlandırmasını bilmelidir. Bir hainin
cezâsı ise idamdır. Bu cezâyı verebilmek için de,
idamı geri getirmek gerekir. Geri getirilemiyorsa ve
bir müddet daha geri getirilemeyecekse, bu takdir-
de ülke ve devlet hainlerine ömür boyu hapis cezâ-
sı vermek gerekir. Bu da yapılamazsa, o hainin va-
tandaşlıktan atılıp, yurtdışına sürülmesi gerekir.

Türkiye Devleti bu gerekliliği mutlaka yerine getir-
melidir. Aksi halde Türkiye, güvensiz bir ülke olma-
ya mahkûm kalır. Bu kalışa ise Türkiyeliler asla izin
vermemelidir!

Asılması gereken hainlerin saliverilmesi, vatana
ihanettir! Türkiye mahkemeleri bu ihanete ortak
olamaz!

Not: Ulusal Güvenlik Kurumu'na (NSA) ait belgeleri
sızdırarak Amerika'ya ihanet eden Edward Snow-
den şu an Rusya'ya sığınmış olarak yaşıyor. ABD
yönetimi bu hainini, Rusya'ya diş geçiremediği için
geri alamıyor. Eğer bu hain Türkiye'ye sığınmış ol-
saydı, ABD onu, Türkiye'den kolaylıkla alırdı...

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Mart başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *


Mittwoch, 2. März 2016

ABD YÖNETİMİNE ÖNEMLİ BİR UYARI!



        ABD YÖNETİMİNE ÖNEMLİ BİR UYARI!

İsa'yı Kendine Elçi yapmış ve onu tekrar yeryüzüne
          gönderecek olan eşsiz TANRInın adıyla

ABD yönetimini uyarıyoruz! Eğer Suriye'deki Rus-
ya, İran ve Esad rejimi muhalifleri bombalamaya
devam ederlerse, bu saldırılar karşısında İslâmlı
Ülkeler de, muhaliflere her türlü silah ve savaşçı
yardımını onlara ulaştırmak zorunda kalacaklardır.

Rusya, Türkiye'den Suriye sınırlarını kapatmasını
istiyor. Rusya ve İran Suriye'den çıkmadıkça ve
muhaliflere karşı bombalamalarına son vermedik-
leri müddetçe Rusya'nın talebi gerçekleşemez.
Hem Rusya, Suriye'de işgalci bir güçtür. İşgalci bir
güç, Suriye'nin sahibiymiş gibi konuşamaz. Suriye'
nin gerçek sahipleri yüzde seksen çoğunlukla Müs-
lüman Araplar ve yüzde on azınlıkla da Müslüman
Kürtler ve Türkmenlerdir. Yoksa Rusya ve Esad
rejimi değildir. Rusya haddini bilmelidir!

Ayrıca PYD/YPG Türkiye aleyhine olarak alan ge-
nişletmeye çalışırsa ve Türkiye'nin sınırlarını çiğ-
nemeye kalkarsa, bu takdirde Türkiye'nin de her
türlü saldırı ve savunma hakkına sahip olduğunu ve
bunu kullanmaktan çekinmeyeceğini işgalci olan ve
olmayan bütün ülkeler iyi bilmelidir.

Suriye'de barış isteniyorsa, Rusya ve İran Suriye'yi
derhal terketmelidir. Bu terketme gerçekleşmediği
müddetçe, Suriye'de savaş devam edecektir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


Not 1: Eğer Suriye'deki işgalci güçler ve Esad reji-
mi muhalifleri bombalamaya devam ederlerse, İs-
lâmlı Ülkeler de muhaliflere silah ve savaşçı yardı-
mına hazır olmalı ve gerekeni hemen ulaştırmalı-
dırlar.

Not 2: Ey müslüman savaşçılar! Suriye'de müslü-
man halkların elinden topraklarını almaya çalışan
işgalci güçlere karşı savaşmak, sizin üzerinize
farzdır. Göğe kaldırılmış olan Hz. İsa yakında yer
yüzündeki Suriye'ye indirilecektir. Bunun için Suri-
ye'deki işgalci ve zâlim güçleri kovmak ve diktatör
Esad rejimini yıkmak zorundasınız. Bu kovma ve
yıkma işine katılırsanız, Hz. Mehdi ve Mesih'in sa-
vaşçıları olacaksınız. Bu Kutsal Savaş'ı kaçırma-
malısınız. Allah'ın kahramanları olmaya hazır
mısınız? Allahu Ekber!

Not 3: Bu bildiri, yeryüzündeki bütün müslümanlara
iletilmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.


                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onaltısı, Mart başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Uyarı ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *