Freitag, 3. April 2015

İSLAMLI ÜLKELER YÖNETİMLERİNE DUYURU!

İSLAMLI ÜLKELER YÖNETİMLERİNE DUYURU!

 müminlere birlik olmayı emreden ALLAHın adıyla


Ey İslâmlı Ülkeler'in yönetiminde olan imanlı lider-
ler!

Kendisinden başka bir tanrı bulunmayan yüce Rab-
bimiz, Ali Imran Sûresi'nin 130. âyetinde şöyle bu-
yurmaktadır: "Hep birlikte Allah'ın ipine sarılın. Par-
çalanıp ayrılmayın. ..."

Bu âyet, yalnız imanlı halkları değil, İslâmlı Ülkeler'i
de birliğe dâvet etmekte ve emretmektedir. Bu em-
re itaat ve dâvete icabet bir farzdır. Bu farzın da ye-
rine getirilmesi gerekmektedir. Bu farzı yerine ge-
tirmeyenler ise, suçlu durumdadırlar. Şimdi bu suç-
lu durumdan kurtulma zamanıdır. O halde haydin
kurtuluşa!

Şu anda parçalanmış vaziyettesiniz. Bu parçalı va-
ziyet ise sizleri âciz, güçsüz, çaresiz eylemektedir.
Ama aynı zamanda kuvvet ve iktidar da istemekte-
siniz ve isteyebilirsiniz. Acaba bu isteğinizi nasıl ele
geçirebilirsiniz? İşte bu isteğinizi gerçekleştirmenin
yolu, "birlik"tir. Yani Rabbinizin dâvetine icabet et-
mektir. O halde icabet edin, istediğiniz kuvvet ve ik-
tidara sahip olun!

O isteğinize sahip olabilirsiniz. Çünkü şu an yuvar-
lak hesap olarak 60 İslâmlı Ülke'siniz. Bu 60 ülkeyi
bir birlik içine sokmanız, sizi 60 ülke kuvvetinde bir
Süper Güç haline getirebilir. Bu 60 ülkeli güçlü bir-
lik, zamanla başka zayıf ülkeleri ve güç kazanmak
isteyen devletleri de size çekebilir ve yıkılmaz bir
güç olabilirsiniz.

Eğer Allah'ın dâvetine icabet etmezseniz, tek kala-
cak ve hiçbiriniz hiç bir zaman en güçlü olamayacak
ve kocaman devletlerin kulu ve kuklası durumunda
kalacaksınız. Bu durumda kalış ise sizin müslüman-
lığınıza nasıl yakışabilir?Madem yakışmaz, o halde
Allah'ın emrine uyup yakışıklı bir hale gelin!

Eğer tek kalışı seçip birliğe sırt dönecek olursanız,
bu dönüşünüzle ancak benliğinizi iktidara getirmiş
olursunuz. Benliğinizin iktidarı ise, Suriye'deki dik-
tatörün iktidarı gibi size hayır getirmez. İktidarlar ya
hakkın, ya haklı halkın veya doğru birliğin olmalıdır;
benliğin ve firavunluğun olmamalıdır.

Eğer derseniz: "Kimimiz alevi-sünniyiz, kimimiz de
vehhabiyiz.Nasıl birlik olalım?" Bu sualiniz ve baha-
nenize karşılık hepinizin tek tanrısı olan Allah, Şura
13'te söyle buyurmaktadır: "Dini doğru tutun ve on-
da ayrılığa düşmeyin." Bunun anlamı: "Dininiz tektir.
Kendi kafanıza göre din uydurmayın, dininize eğrilik
sokmayın" demektir. O halde uydurduğunuz dinleri
veya mezheplerinizi, Allah'ın Dini'nin yerine koyma-
yın. Geçerli din, Allah'a inanış ve teslim oluştur. Hz.
Peygamberin ev halkını sevebilirsiniz. Fakat bu
sevginizi veya mezhebinizi ayrı bir din haline getire-
mezsiniz. Getirmişseniz, sapıklıktasınız demektir.
Bu sapıklığın da terkedilmesi gerekir. Sapıklığını
terketmeyenler de, Allah'ın Dini'nden çıkmış de-
mektir. Bu çıkışın sonu da cennet değil, cehen-
nemdir! Ama gerçek sahibiniz Allah, sizleri cenneti-
ne çağırmaktadır. Bu çağrıya uyunuz ki, gelmişiniz
ve geleceğiniz berbat olmasın.

Eğer gelmişinizin ve geleceğinizin berbat olmasını
istemezseniz, müminleri Kendisine dost kabul e-
den Allah'ınızın şu âyetine kulak verip Birlik'e ko-
şun: "Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra,
parçalanıp ayrılan ve anlaşmazlığa düşenler gibi
olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır." (Al-i
İmran 105)

Madem azaba düşmek istemezsiniz ve hem ma-
dem kuvvet ve iktidar istiyorsunuz, o halde kuvvet
ve iktidarınız, birliğinizdedir. Birliğiniz de, Allah'ı bir-
lemede ve O'na teslim oluştadır.

Birliğinizin yolu, sevgi ve kardeşliktir.Düşmanlığınız
ise; bilgisizliğe, bölünmeye, fakirliğe ve diktatörleş-
meye karşı olacaktır. Bu karşı oluşun silahları da;
ilim ve teknik, birlik ve beraberlik, yardımlaşma ve
dayanışma, cumhuriyet ve demokrasi veya hilafet-
tir.

Birliğinizin hedefi ise; kuvvet ve iktidardır. Bu kuvvet
ve iktidarı da, varlığınızı ve dininizi korumak ve dün-
yanın eğri gidişini düzeltmek, hem barış ve adâleti
sağlamak için kullanacaksınız.

Birlikteki lideriniz, Türkiye'dir.Türkiye'yi başınıza ge-
tiren ise, Allah'ın Mehdisi'dir. Allah'ın Mehdisi'ne i-
taatiniz, sizi birbirinize düşmekten, parçalanmaktan
ve kötü güçlere kul ve kukla olmaktan kurtaracak ve
koruyacaktır.

Sizleri talihsizlikten, geleceksizlikten, değersizlikten
ve sahipsizlikten kurtaracak olan bu birlik reçetesini
hemen kabul edip uygulamaya koymalısınız.Çünkü
19'uncu ve 20'nci yüzyılları kaybettiniz.Hiç olmazsa
insanlığın son asrı olan şu 21'inci yüzyılı kazanma-
lısınız ve kazanabilirsiniz. Birliğinizle kazanabilece-
ğiniz bu asrı, dininizin şaşmaz ve şaşırtmaz ilkele-
riyle bir "Altın Çağ"a dönüştürebilirsiniz ve dönüş-
türmelisiniz. Dönüştüremezseniz, başka şansınız
olmayacaktır. Çünkü elinizdeki asırdan başka as-
rınız yoktur. Çünkü 22'inci yüzyıl, "kıyamet çağı"dır.
Çünkü, 21'inci yüzyılın sonunda Hz. Muhammed
Ümmeti'nin ömrü son buluyor. O halde ömrünüz
sona ermeden tek olan Allah'ın birlik dâvetine
icabet edin.

İslâmlı Ülkeler Birliği'ne katılmanın şartları:

"Allah'tan başka tanrı yoktur. İsa, Musa ve Muham-
med Allah'ın kulu ve elçisidir" diyen ve yönetimleri-
ni haksızlık, adâletsizlik ve halk çoğunluğunun rızâ-
sızlığını içeren diktatörlük ve cuntacılıktan arındır-
mış olan ülkeler bu birliğe katılabilir. Diktatörlük ve
cuntacılıktan arınmamış ülkelerin müslüman halkla-
rı ise, diktatörlük ve cuntacılık altında yönetilmeye
daha fazla rızâ göstermemek durumundadırlar. Bu
kötü durumdan kurtulmak için hemen mücâdeleye
başlamaları bir farzdır. Bu farzı yerine getirmede
âciz halkların yardımcısı, herşeye kudreti yeten Al-
lah'tır. Bu konuda gereken yardımı Allah size mut-
laka yapacaktır. Arkasında Allah olan halkların dik-
tatörlerden bir korkusu olmamalıdır.

Birliğiniz kutlu ve bütün insanlık için hayırlı olsun!

Not 1: Mezhepler arası cami bombalamaları helâl
değildir. Bu bombalamalar derhal son bulmalıdır.
Son buldurmayanlar, Allah'a ve Mehdisi'ne düş-
manlık etmiş olurlar. Bu düşmanlığı yapanların da
âhiretleri mahvolur. Çünkü insanları sorumlu hale
getiren, elçilerin gönderilmesidir. Hz. Mehdi de, bu
zamanın elçisidir. Allah'ın Mehdisi'ne itaatsizlik e-
denler, Allah katında sorumlu olacaklardır.

Not 2: İran yönetimi, Suriye'deki askerlerini geri
çekmeli ve Yemen'deki Husiler'i yatıştırmalıdır. Ya-
tıştırmalıdır ki, Husiler de zorbalıkla ele geçirdikle-
rini meşru hükümete iade etsinler. Bu iadeyle de
Sudistan'ın kurduğu Birlik Ordusu'nun kara hareka-
tına gerek kalmasın. İran yönetimi, Suriye'de dikta-
tör dostluğuna ve Yemen'de de demokrasi düş-
manlığına son vermelidir. Son vermelidir ki, küçük
belâlar büyümesin ve İslâmlı Ülkeler'i yutmasın!
Rusya yönetimi de, Şam diktatörlüğüne silah yar-
dımlarını kesmelidir. Madem Rusya lideri Putin
müslüman olmuştur, o halde Baas rejiminin müslü-
man halkı katletmesine izin vermemelidir. İzin veri-
yorsa, bütün dünya bilmelidir ki, o müslüman değil-
dir.

Not 3: Hıristiyanlar; "Tevrat, İncil ve Kur'anı gönde-
ren tek Tanrı'dan başka tanrı yoktur. İsa, Musa ve
Muhammed o tek Tanrı'nın kulu ve elçisidir" deme-
dikçe, dinleri gerçek olmaz. Çünkü İncil'den sonra
Kur'an gönderilmiştir. Bugünün Hıristiyanları da, İsa
zamanındaki Hıristiyanlar değildir. O halde Hıristi-
yanlar; "İsa, Musa ve Muhammed tek Tanrı'nın kulu
ve elçisidir" diyerek, dinlerine geçerlik ve gerçeklik
kazandırmalıdır.

                   ALLAH'TAN BAŞKA İLAH
O'NA TESLİM OLUŞTAN BAŞKA DİN YOKTUR!

Not 4: Mehdi'nin elçiliği: Allah'ın Mehdisi'nin elçiliği,
yeni bir din ile görevlendirilme değildir. Bilâkis, Al-
lah'ın verdiği bilgi ve ışıkla mevcut dini korumak ve
o din hakkındaki anlayışı yenilemektir. Allah'ın Meh-
disi Mehmed Nur'an, Allah'tan bilgi, ışık ve elçilik al-
mış bir ferttir. Allah'ın Mehdisi, aleviliğin-sünniliğin
hükmünü kaldırmış, onların yerine Allah'a teslim o-
luşun hükmünü koymuştur. Allah'a doğruluk, adâlet,
namus, ibadet, güzel ahlâk ve iyilikçilikle teslim ol-
mayanların dini yoktur. Hz. Peygamber'in ev halkını
Allah için seven ve bu sevgilerini ayrı bir din haline
getirmeyenlerin sevgisi, yüce Mevlâ katında meş-
rudur. O sevgiyi Allah hesabı dışında tutan ve onu
ayrı bir din haline getirenlerin sevgisi ise, gayri
meşrudur. Bu tür gayri meşru sevgilerin karşılığı
ise, mükâfat değildir, cezâdır, azaptır! Allah'ın dini-
ni ikiye bölmeye hiç bir müslümanın hakkı yoktur.
Allah da tektir. Dini de tektir. Bu tekliği bozanların
sonu felâkettir!

Not 5: Bu bildiri, Türkiye Cumhuriyeti eliyle İslâmlı
Ülkeler'e iletilmelidir.

İmza: Mehdiyet Makamı.

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onbeşi, Nisan başı.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Duyuru ve dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *




Donnerstag, 26. März 2015

İSRAİL YÖNETİMİ ABD'Yİ ALDATIYOR MU? VE SUUDİ ARABİSTAN KRALINA MEKTUP!

   İSRAİL YÖNETİMİ ABD'Yİ ALDATIYOR MU?
    VE SUUDİ ARABİSTAN KRALINA MEKTUP

     aldatanları sevmeyen yüce TANRInın adıyla

İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu, seçimlerden
önce: "Yeniden seçilmesi halinde, iktidarı dönemin-
de Filistin devleti diye bir şey olmayacağı ve ulusla-
rarası baskılara rağmen Kudüs'te binlerce yeni yer-
leşim yeri inşa edeceğini" açıklamasıyla ABD yö-
netiminin sert tepkisini çekmişti. Bu sert tepkiden
sonra da Netanyahu, seçim zaferinin ardından A-
merikan televizyonuna verdiği mülakatta, bu açıkla-
masından bir anlamda geri adım atarak, hâlâ "sür-
dürülebilir, barışçıl iki devletli çözüm" istediğini be-
lirtti.

ABD yönetiminin sert tepkisi karşısında seçimlerde
verdiği sözlerinden özür dileyerek dönen Netenya-
hu, acaba kimi aldatmaktadır? Halkını mı, yoksa
ABD'yi mi? Sözlerinden döndüğüne bakılırsa, hal-
kını aldatmaktadır. Ama AB ve ABD'nin uyarılarına
rağmen yeni yerleşim birimleri inşa etmeye devam
etmesine baktığımızda da; "sürdürülebilir, barışçıl
iki devletli çözüm" istediğini belirtmesinin gerçek
niyeti olmadığını, gerçek niyetinin ise "seçimlerde
verdiği söz" olduğunu anlıyoruz. Bu anladığımızla
da İsrail Başbakanı'nın, ABD'yi aldatmakta olduğu-
nu görürüz. ABD de bu aldatıcılığın farkında oldu-
ğundan: "İsrail ile bağımsız bir Filistin devletinin sı-
nırları, karşılıklı mutabık kalınan mübadeleyle 1967
sınırları temel alınarak olmalı. Her bir devletin gü-
venli ve geçerliliği kabul edilmiş sınırlara ihtiyacı
var ve İsrail'in güvenliğini koruyan güçlü hükümler
olmalı. Yaklaşık 50 yıldır devam eden işgal sona
ermeli. Filistinliler bağımsız bir ülkede yaşama
ve kendilerini yönetme hakkına sahip olmalı" diye-
rek, Netanyahu'nun aldatıcılığına kanmayacağını
göstermiş oldu. Bu gösterme ile de ABD yönetimi,
"doğru yol"a girmiş bulunuyor. "Dogru yola girmiş
bulunuyor" diyoruz, çünkü ABD yönetimi bundan
önce İsrail'in haksızlıklarına arka çıkan bir tavır için-
deydi. ABD'yi bu tavır değişimine iten etken nedir
acaba? "Dünya lideri bir devletin adâletli olması ge-
rektiği" düşüncesinin benimsenmesi mi, yoksa İs-
lâmlı Ülkeler'i kaybetmeme isteği mi? Yoksa, İsrail
barışa yanaşmadığında varlığını bir savaşla kaybe-
deceği korkusu mu?

Her ne olursa olsun ABD yönetiminin İsrail'i bir "iş-
galci" olarak vasıflandırıp 67'li barışı kabul etmesi
gerektiğini belirtmesiyle, İsrail'in varlığını koruyacak
bir adım atmış oldu. Temennimiz, İsrail'in de bu a-
dıma uygun hareket etmesidir. Aksi halde çok ya-
kın bir zamanda varlığını kaybedecektir.

İsrail Başbakanı şu an ABD'yi değil, kendini aldat-
maktadır. Bu aldatışına devam ederse, İsrail'i ken-
di elleriyle yok oluşa itmiş olacaktır. Umarız, ger-
çekleri görür, uyanır ve 67'li barışla İsrail'i yok oluş-
tan kurtarır.

Kurtarmalıdır, zira çok güvendiği ABD'nin eli eskisi
gibi artık güçlü değildir. Belki bundan sonra şimdiki
gücünü daha da kaybedecektir. Zayıf bir ABD'ye
dayanmak, İsrail'i kurtarmaz.

Çünkü şimdi dünyada 5 güç var. Bu güçler ise:
ABD, Rusya, Çin, AB ve bölünmüşlük içinde olan
İslâmlı Ülkeler'dir. İslâmlı Ülkeler birleştiğinde çok
önemli bir güç olacaklardır. Fakat şimdi bu 5 güç,
tek kaldıklarında fazla etkili olamıyorlar. Etkilerini ar-
tırabilmek için de ikinci bir güçle birleşme ve daya-
nışma içine girmeleri gerekiyor. Meselâ AB ile
ABD birlik olunca etkileri artıyor. ABD AB'yi yanına
alırken, Rusya da İslâmlı Ülkeler'i yanına almak is-
teyebilir. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse, Rusya,
AB ve ABD'den daha güçlü hale gelir.Çünkü İslâm-
lı Ülkeler'in yüzde doksanlık petrol gücü, az bir şey
değildir, çok önemli bir güçtür. AB ve ABD de bu
önemli gücü Rusya'ya kaptırmak istemez. Kaptır-
mamak için de, İsrail'in Filistin'e karşı haksızlıkları-
na daha fazla göz yummayacaklardır. Çünkü kutsal
şehir ve ibadethaneleriyle Filistin, İslâmlı Ülkeler'in
"kırmızı çizgisi" durumundadır. Bu çizgiyi İsrail'e
çiğnetmeyeceklerdir. Çiğnettiklerinde ise, çok ö-
nemli bir gücü Rusya'ya kaptırmış olacaklar veya
kendi liderliklerini kaybedeceklerdir.

Rusya lideri Putin'in (henüz yalanlanmamış olan)
"müslüman oldu" haberi, İslâmlı Ülkeler'e "ABD'ye
karşı yanınızdayım, arkanızdayım, sizinleyim" şek-
linde bir mesajı olabilir. Acaba ABD bu mesajdan
ne anladı? Yoksa birşey anlamadı mı?

Ekonomik çöküntü içinde olan AB ve ABD, eğer
yüzde doksanlık petrol gücü bulunan İslâmlı Ülke-
ler'i Rusya'ya kaptırırsa, Rusya ve Çin karşısında
çok zayıf duruma düşeceklerdir. İşte bu düşüşe
AB ve ABD râzı olamaz. Bunun için de İsrail'in Fi-
listin'e karşı haksızlıklarına daha fazla göz yumma-
yacaklardır. O halde İsrail gözünü açmalı ve 67'li
Barış'la geleceğini garantiye almalıdır. Artık sırtla-
rını dayayabilecekleri ve haksızlıklarına arka çıkabi-
lecek güçlü bir AB ve ABD yoktur!

Not: Allah'ın Mehdisi konuşuyor:"Ey İslâmlı Ülkeler'
in yönetenleri! İsrail yönetimi ve halkı, 2016 Aralık
sonuna kadar işgal ettikleri Filistin topraklarından
çıkmayı kabul edip 67'li barışa yanaşmadıkları tak-
dirde,  zor kullanarak İsrail'i o topraklardan çıkar-
mak, ABD'nin hakkıdır. Eğer ABD, bu hakkını kul-
lanmaktan vazgeçip "ben karışmam" derse, dünya
siyaset liderliğini kaybetmiş olur. Bu kaybedilen
liderliğin yerini de, Türkiye'nin önderliğinde siz İs-
lâmlı Ülkeler'in doldurması gerekir. Bu gereklik de,
İsrail'i işgal etmiş bulunduğu Filistin topraklarından
çıkarmayı gerektirir.Bu hak savaşını kabul etmeyen
ülkeler ise, evrenin tek ve ortaksız tanrısı olan yüce
Allah katında sorumlu olacaklardır."

"Ey Suudi Arabistan Kralı ve Yemen halkları! Suudi
Arabistan yönetiminin Yemen'de Husiler'e karşı aç-
tığı savaş derhal durdurulmalıdır. Evet, Husiler dar-
be yaparak Yemen Cumhuriyeti'nin kanunlarını çiğ-
nemiş olduklarından haksız ve suçludurlar. Fakat
bu anlaşmazlığın çözümü savaş değil, şudur: İkti-
darı ele geçirmiş bulunan Husiler iki yıl yönetimde
kalsınlar. Bu iki yıldan sonra yönetimi üç yıllığına
devrilen taraf ele alsın. Üç yıllık süre dolunca da
seçime gidilsin. Yapılan seçimde oyların yüzde
doksan ve fazlasını alan parti, ülkeyi beş yıl yönet-
sin. Eğer bir parti yüzde elli ile yetmiş arasında oy
alırsa, o parti ülkeyi üç yıl yönetsin. Yüzde otuz ile
elli arası oy alan parti ise, çoğunluk partisinin yöne-
timinden sonra ülkeyi iki yıl yönetsin. Bu yönetimleri
takip eden tarafsız bir komisyon kurulsun. Kötü yö-
netim yapan partilere de bu komisyon, gelecek dö-
nemde iktidar hakkı vermesin. Bu durumda iyi yö-
netim yapan parti, iktidarda beş yıl kalacak demek-
tir. Eğer halk çoğunluğu kabul ettiği takdirde, ülke
partisiz olarak bir tek halife tarafından da yönetile-
bilir. Bunun da şartı, Yemen halkının yüzde yetmiş-
ten fazlasının namazını kılan dindar insanlar olma-
sıdır. Eğer dindarlık oranı yüksek değilse, şeriat
yönetimine geçilmemelidir.

Rabbimizin sevgisi ve acıması, O'nu sayan ve
sevenlerin üzerine olsun. Allah, Mehdisi'ne itaat
edenlerin yanındadır.

İmza: Allah'ın Mehdisi Âhirüzzaman Mehmed
Nur'an."

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onbeşi, Mart sonu.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Cevaplama ve uyarı.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *




Donnerstag, 19. März 2015

PUTİN MÜSLÜMAN MI OLDU?


                PUTİN MÜSLÜMAN MI OLDU?

Rusya devlet başkanı Putin'in müslüman olduğunu
okuduk gazetelerde. Acaba Putin gerçekten müs-
lüman oldu mu?

Eğer Putin; evrenin bir sahibi olduğunu ve o Sahip'
in de tek Allah'tan başkası olamayacağını kabul e-
dip derse: Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka tanrı
yoktur. "Allah'tan başka tanrı yoktur" derken de; do-
ğanın, maddenin, tesadüfün, kendikendineliğin, se-
beplerin ve yasaların gerçek Tanrı olamayacağını;
gerçek Tanrı'nın ancak bu evreni ve içindekileri ya-
ratacak, yaşatacak ve yönetecek güç, bilgi ve kabi-
liyete sahip olan Kimse'nin olduğunu bütün kalbiyle
kabul ederse, bu kabul edişle İslâmiyet'e adımını
atmış olur. Ama bu adımla hemen müslüman olu-
vermez. Bu adımdan sonra bir adım daha atması
gerekir. İkinci adım şudur: "Yine şahitlik ederim ki,
peygamberlerden olan İsa, Musa ve Muhammed
tek tanrı olan Allah'ın kulu ve elçisidir." Bu peygam-
berlerin elçiliğini de kabul ettikten sonra Allah'ın
yönetim saltanatının memurları olan melekleri ve
melekler vasıtasıyla peygamberlerin kalbine indiril-
miş kitapları ve onların sonuncusu olan Kur'an'ı ve
ölümden sonra gelecek olan âhiret hayatını ve âhi-
ret hayatına geçiş olan kıyameti, kıyametten sonra
yeniden dirilişi ve yüce Allah'ın huzurunda hesap
verişi ve bu hesap verişten sonra kazancına göre
cennet veya cehenneme gitmeyi de kabul etmesi
gerekir. Bunlar, "Allah'a inanmanın şartları"dır. Bu
şartları kabul ettikten sonra da, Allah'a teslim olmak
gerekiyor. Allah'a teslim olmanın şartları ise: Doğru
olmak, âdil olmak, namuslu olmak, ibadetli olmak,
güzel ahlâklı olmak ve iyilikçi olmaktır. İşte bu şart-
ları yaşam biçimi haline getirmiş olan bir kimse
müslüman olmuş demektir. Bu şartları yaşam biçi-
mi haline getirmemiş bir kimsenin müslümanlığın-
dan bahsedemeyiz. Eğer Putin müslüman olduysa,
Allah'a inanmış ve teslim olmuş demektir. Bu tes-
lim oluşun görüntüsü de; günde beş vakit namaz
kılmak, Ramazan'da otuz gün oruç tutmak ve her
yıl malından kırkta birini fakirlere dağıtmaktır. Eğer
Putin bunları yapmaya başlamışsa, demektir ki o
gerçekten müslüman oldu!

Yani müslüman olmak, IŞİD'in eşcinselleri yüksek
binaların tepesinden aşağıya atmasına benzemez.
Müslüman olmak, onların eylemlerinden çok daha
başka bir şeydir. İslâmiyet ilk geldiğinde vahşi ve
ilkel insanları medenileştiriyor, hakiki insan yapıyor-
du. IŞİD, El-Kaide, Boko-Haram ise; İslâmiyeti vah-
şileştiriyor. Din arayanlar, İslâmiyet'i vahşileştirenle-
re değil, insanı vahşileşmekten kurtaran İslâmiyet'e
bakmalıdır.

Ey insanlar! Ölümden sonra yok oluş yok. Cennetlik
veya cehennemlik oluş var. Cennete gidip ebedî
mutluluk hayatını kazanmanın yolu da, İslâmiyet'e
girip müslümanca yaşamaktır. Bu yasayışı seçme-
yenleri ise, cehennem bekliyor! O halde kendinizi
ebedî bir cehennemden koruyunuz ve kurtarınız.

Not 1: Eğer Putin müslüman olmadıysa, kendisi
hakkında gazetelerde çıkan "Putin müslüman oldu"
haberlerini yalanlamalıdır. Doğruluk ve dürüstlük
bunu gerektirir. Doğruluğu ve dürüstlüğü olmayan
da adam değildir. İsterse başbakan olsun!

Not 2: Şayet Putin müslüman olursa, dünyadaki
Tanrıya inanan üçbuçuk-dört milyar insanın inanç-
daşlığını ve birbuçuk milyar müslümanın da kar-
deşliğini kazanmış olacak. Doğrusu, güzel bir
kazanç! Bu dünya da, iyi şeyler yapma ve
kazanma yeridir.

Not 3: Eğer Putin müslüman olduysa, Suriye'deki
diktatörlük rejiminin son bulmasına destek olmalı-
dır. Çünkü İslâmiyette diktatörlük yok; halkı adâlet-
le, merhametle, hakkaniyetle ve onların rızâsıyla
yani "dinli demokrasi"yle yönetmek vardır.

Not 4: Sayın Putin sorabilir: "İran'ı yönetenler müs-
lümansa, neden müslüman katili Esad'ı destekli-
yorlar?"

Çünkü onlar müslüman değil, Alevi'dir. Eğer müs-
lüman olsalardı, 222 bin müslümanı katlettirmiş bu-
lunan Beşar Esad rejiminin arkasında durmazlardı.
Çünkü onlar, Hz. Muhammed'in yolunda değil, Hz.
Muhammed'in son halifesi Hz. Ali'nin gecikmiş ha-
lifeliğinin siyaseti yolundadırlar. Hz. Ali'ye olan sev-
gileri siyasidir, Allah için değildir. Bunun için Dinleri
ve yolları ayrıdır. Halbuki Allah'ın Dini'nde "Alevi-
Sünni" diye iki parça yoktur. Çünkü Allah'ın dininde
"Allah'a teslim oluş" vardır. Allah'a teslim olmamış
olanlar müslüman değildir. İran yönetiminin başın-
dakiler de, müslümanlıkla bir ilgilerinin bulunmadı-
ğını, katliamcı Beşar Esad diktatörlüğüne destek
vererek ilân ve isbat ediyorlar! Eğer bunun aksini
iddia ediyorlarsa, Esad rejiminin arkasından çekile-
rek bunu göstersinler ve Suriye iktidarını, demokra-
si isteyen muhalefete devretmesini sağlasınlar. Bu-
nu sağlamadıkları müddetçe bütün İslâmlı Ülkeler'
in halkları bilmelidir ki, İran'ın başındakiler, Allah'a
teslim olmamış kimselerdir. Teslimiyetleri olmadığı
müddetçe de, İslâmlı Ülkeler Birliği'nde yerleri ol-
mayacaktır. Bu yersizlikleriyle de, gelecekteki İs-
lâmlı Ülkeler Birliği'nin altmışta biri olarak yanlız ka-
lacaklardır. Ama Allah'ın Mehdisi istiyor ki, onlar bu
yanlızlığa râzı olmasın, Birlik'te yerlerini alarak haki-
ki kuvvetlerini kazansınlar. Yoksa perişan olacaklar-
dır. Perişanlığa düşmek istemeyen İranlı yöneten-
ler, Esad rejiminin arkasından hemen çekilsin. Eğer
çekilmezlerse, Allah'ın Mehdisi'ne karşı gelmiş o-
lurlar. Allah'ın Mehdisi'ne karşı gelenlerin de, Allah'
a verecekleri hesabı olacaktır.

Suudi Arabistan kralları ise, onlar müslümandır. Fa-
kat Mısır diktatörü Sisi'ye destek vererek Allah'ın
Mehdisi'ne muhalefet etmişlerdir. Bu muhalefetle-
riyle de suç işlemişlerdir. Allah da suçluları gör-
mektedir.

Amerika Birleşik Devletleri yönetimine gelince...
Suriye'de ölü sayısı 30 bin iken ABD gereken mü-
dahaleyi yapmadı, zayıflık gösterdi. Sonuçta orada
190 bin kişi fazladan öldü. ABD'nin Suriye'de za-
yıflık göstermesi, Rusya yönetimini güçlü etti. Bu
zayıflık aynı zamanda Ukrayna krizini ve IŞİD'i do-
ğurdu. IŞİDciler, ABD’nin Suriye’deki zayıflığını
görünce hemen harekete geçtiler ve sağa sola
saldırmaya başladılar. (Eğer ABD Suriye'de zaaf
göstermeseydi, Esad rejimini tepeleseydi, IŞİD'ci-
ler harekete geçemezlerdi.)Bu süpriz doğum karşı-
sında ABD, Esad rejiminin tepesine atmaktan ka-
çındığı bombaları, IŞİD'in tepesine atmak zorunda
kaldı. Bunlar yetmezmiş gibi ABD yönetimi, bir de
Mısır diktatörüne destek vererek demokrasiye iha-
net etti. Görüldüğü gibi: ABD, Rusya, Mısır, İran
Suriye ve Suudi Arabistan yönetimlerinin hepsi suç-
lu durumdadır. Bu suçluları cezâlandırma işi de yü-
ce Tanrı'ya kalmaktadır. Suçlarına tövbe etmezler-
se, yakında cezâlarını bulurlar ve buluyorlar!

Meselâ Ukrayna krizi ve IŞİD terörü, AB ve ABD'ye
bir cezâdır. Rusya'daki ekonomik kriz, Rusya yöne-
timine bir cezâdır. Diğerleri de cezâlarını bulurlar.
Avrupa Birliği, Türkiye'yi birliğe almadı. Bunun ce-
zâsını da, Yunanistan'a yüz milyarlar Euro kaptıra-
rak ödedi. Bu paralar, AB lideri Almanya'ya geri
dönmez. Görüyorsunuz, kimse cezâsız kalmıyor,
kalmaz.

Şimdi tekrar Rusya lideri Putin'e dönelim. Sayın
Putin! Size; "müslüman oldunuz mu?" diye sorma-
yacağız. Sadece soruyoruz: "İslâmiyet'e giriş yap-
tınız mı?" Yani evren ve içindekilerinin bir Sahibi
olduğunu ve o Sahip'ten başka şey ve şahısların
gerçek Tanrı olamayacağını kabul ettiniz mi? Eğer
bunu kabul ederek İslâmiyet'e giriş yaptıysanız,
Esad'ın ve rejiminın arkasından da çekilirsiniz.
Çünkü İslâmiyet'e zulümle girilmez. Çünkü İslâmi-
yet, zulüm ve kötülükten arınmak isteyenlerin dini-
dir.

Ey insanlar! Hergün yirmidört saatlik bir hayat tüket-
mektesiniz. Tüketin, fakat hayat Sahibi'ne teşekkür
ederek tüketin. Tüketiminiz böyle olursa, hayat Sa-
hibi de size bu teşekkürünüzün karşılığını cennetle
öder.

                     Allah'tan başka ilah yoktur.
          Mehdi ve Mesih O'nun kulu ve elçisidir.

Zaman:  Yeni Çağ'ın onbeşi, Mart ortası.
Mekan:  Avrupa.
Makam: Cevaplama ve Hakka dâvet.
Boyut:   Muranizm.

                                                   YAYINLAYAN
                                       AVRUPA  MURANİSTLERİ
                                       *   *   *