SURİYE HÜKÜMETİ GAYRİ MEŞRUDUR
VE HEMEN DEVRİLMELİDİR!
diktatörleri deviren ALLAHın adıyla
Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, New York Times
tarafından yansıtılan açıklamalarında "Suriye'nin Dostları" toplantı-
sına değinirken özellikle Türkiye'ye karşı sert ifadeler kullanmış.
Gazeteye göre, toplantının Annan misyonunun bir ihlali oluşturdu-
ğunu savunan Caferi, Türk hükümetinin politikalarının "savaş ilanı"
olduğunu da öne sürmüş.
Haberde "Pazar günkü 'Suriye'nin Dostları' toplantısının sorulması
üzerine Sayın Caferi, sert konuşmuş özellikle bir zamanlar Sayın
Esad'ın dostu olan Türkiye konusunda. Türkiye şimdi Sayın Esad'
ın hükümetini gayri meşru olarak niteliyor ve Esad karşıtı silahlı
gruplara ev sahipliği yapıyor" denilmiş.
Bu haber karşısında şimdi biz de soralım: Türkiye'nin Esad hükü-
metini gayri meşru sayması doğru değil mi? Ve Caferi'nin bu doğru
karşısında sertleşmeye ne hakkı var?
Çünkü Beşar Esad bu hükümeti ne Tanrı onayıyla ne de halk çoğun-
luğunun oylarıyla kurmuştur. Tam aksine kendi keyfiyle iktidara gel-
miş ve hükümetini oluşturmuştur.
Tanrı veya halk onayına dayanmayan bir hükümet ve iktidar ise el-
bette ki, gayri meşrudur. Suriye halkının önemli bir kısmı da bu gay-
ri meşruluğun ortadan kalkmasını istemekte ve bunun için mücâdele
vermektedir. Bu mücâdeleye katılanların sayı azlığında bir kusur ve
Esad'ın gayri meşru iktidarına destek verenlerin çoğunluk olmasında
da bir kıymet yoktur. Çünkü çoğunluk, gayri meşruluktaki haksızlığı
hak haline getirmez. Tam tersine, bu hal, o çoğunluğu da haksız du-
ruma düşürür.
Türkiye, ABD ve Arap ülkeleri de elbette gayri meşru hükümete
karşı mücâdele veren halkın yanında olacaktır. Bunun aksi ise dü-
şünülemez.
Caferi, Suriye'deki gayri meşru hükümeti, daha doğrusu Esad dikta-
törlüğünü devirmeye çalışan halka destek veren Türkiye'nin tavrını,
"savaş ilânı" olarak nitelemiş. Evet, doğru. Bu bir savaş ilânıdır! Bu
ilânı vermekten başka da çare kalmamıştır.
Çünkü Esad hükümeti, gayri meşru iktidarını korumak için 10.000
Suriye vatandaşını acımasızca katletmiş ve her gün 30 kişiyi öldür-
terek de bu katliamını sürdürmektedir. Bu katliam zulmüne karşı
Esad hükümetine verilecek en iyi cevap da, ona savaş ilân etmek
olabilir.
Yürürlüğe konmuş olan Annan Planı ise, gayri meşru Esad hüküme-
tine meşruiyet vermekten başka bir işe yaramayacağından bir kıy-
meti yoktur ve dolayısıyla gayri meşrudur!
Artık küçük Saddam olan Beşar Esad, bir hafta içinde iktidardan
çekilip ülkeyi terketmelidir. Eğer terketmezse, İsrail'in Suriye dikta-
törüne destek veren İran'ın nükleer tesislerini vuracağı gün, Türkiye
de, küçük Saddam Esad'ı devirecek operasyona hemen başlamalı-
dır. Bu operasyon için gerekli planlar da bir hafta içinde derhal ha-
zırlanmalıdır. Amerika, bu operasyon için lâzım gelen istihbaratı ve-
rebilir. Arap ülkeleri de, Türkiye'nin isteklerini yerine getirmek için
hazır olmalıdır. İran, katliamcı zalim Suriye diktatörüne destek ol-
maya son vermelidir. Rusya ve Çin de, yapılacak operasyona engel
olmaktan uzak durmalıdır. Aksi halde Suriye diktatörünün katliam-
larına ortak olacaklar ve Avrupa'da, Arabistan'da ve Amerika'da
saygınlıkları düşecektir. Rusya ve Çin bu düşüşe razı olmamalıdır.
İsrail, sonsuza kadar Amerika'nın keyfini beklemeyecektir. Eğer
onun keyfini bekleyecek olursa, İran, nükleer başlıklarını füzelerine
takmış olacaktır. İsrail ise, Amerika'nın İran'ın nükleer silahlara ulaş-
masını kolaylaştıran politikalarına daha fazla izin veremez, seçimle-
rini bekleyemez ve beklemeyecektir.
İran ise, nükleer silah yapmak için Amerika'dan izin istemeyecektir.
Ne yapacaksa, gizli yapacaktır. Bunun için de dinî bir engel yoktur.
Dinî engel ancak nükleer silahların kötüye kullanılmasında olabilir.
İran da bu silahı düşmanlarına karşı kullanacağına göre, dinî bir en-
gelden bahsedilemez. "Dinin nükleer silaha izin vermediği" iddiası,
ABD ve İsrail'i kandırmaktan başka bir şey değildir. Yoksa Pakis-
tan müslüman bir ülke değil mi?
Dolayısıyla bütün dünya, Ortadoğu'daki "Küçük Felâket"e hazır ol-
malıdır.
Not 1: Eğer İran'daki mollalar rejimi yıkılırsa, İran, İsrail için tehlike
olmaktan çıkar. Demokratik bir İran'ın nükleer enerji üretmesinde
ise bir sorun olmaz. Bunun için İran'ın rejimine dokunulması hayırlı
olacaktır. Bu hayırlı iş için de, İran'daki demokratlar hemen hareke-
te geçmelidir.
Not 2: Eğer bugün Hz. Ali dünyaya gelse ve İran Yönetimi'nin kat-
liamcı Esad'a destek verdiğini görse; "siz benden değilsiniz" der, on-
ları ve bütün Esad destekçilerini Alevilikten ve Müslümanlıktan siler-
di.
Not 3: İran'a uyarı! İran'ın, nükleer tesislerini kapatması ve Esad'a
destek olmaktan çekilmesi için sadece bir haftası kalmış olabilir.
Not 4: Türkiye'ye uyarı! Türkiye, İran'ın nükleer inadına arka çık-
maktan vazgeçmelidir. Çünkü İran, bu arkalamayı haketmiyor.
Hem Türkiye, İran'ın nükleer enerjisine arka çıktığı kadar, İsrail'in
varolma hakkına da sahip çıkmalıdır.
Not 5: Suriye halkının dikkatine! Bütün Suriye vatandaşları şunu
kesinlikle bilmelidirler ki, Esad'a karşı yapılacak operasyon, bu
ülkedeki diktatörlüğü bitirmek için olacaktır. Bu bitirme işi, sadece
Suriye'ye has bir durum değildir. Bütün Ortadoğu ülkeleri için ge-
çerlidir. Yani bütün Ortadoğu'da bir tek diktatör bırakılmayacaktır.
Dolayısıyla bütün Suriye halkı bu temizlik için birleşmeli, birbirine
girmemelidir. Bu şekilde Suriye halkları, temiz ve sağlıklı bir Suriye'
yi kazanmış olacaklardır.
Not 6: Müslümanlara uyarı! Ortadoğu'da diktatörlerin devrilmesi-
nin ardından yönetimi ele geçirmiş ve geçirecek İslâmlılar bilmelidir-
ler ki, diktatörik bir Şeriata izin verilmeyecek, ancak demokratik
bir İslâm iktidar olabilecektir. Bu bölgedeki bütün müslümanlar,
İslâmiyetin diktatörleştirilmesinden uzak durmalıdırlar.
Not 7: İran Yönetimi'ne! Bu ülkede kadınların başını zorla örtme
despotluğuna derhal son verilmelidir. Dindar kadınlar zaten kendi
istekleriyle örtünürler. Ama dindarlıktan uzak olan kadınların başını
zorla örtmenin İslâmiyetle bir ilgisi yoktur. Bu kadınları eşitleyen
devlet zorbalığı hemen son bulmalıdır. İranlı demokrat aydınlar bu
konuyla ilgili tekliflerini İran Yönetimi'ne hemen bildirmelidir.
Not 8: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda paylaşıldı.
Zaman: Yeni Çağ'ın onikisi, Nisan başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Sevk ve Şevk
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Donnerstag, 5. April 2012
Sonntag, 1. April 2012
İRAN'IN NÜKLEER SİLAH ÜRETMESİ İSLÂMA AYKIRI MI?
İRAN'IN NÜKLEER SİLAH ÜRETMESİ İSLÂMA AYKIRI MI?
Bazı gazeteler, İran'lı dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in, "nükleer
silahların ve onları kullanmanın İslam inancına aykırı olduğunu" söyle-
diğini yazmış.
Fakat bu sözlerin İslâmiyet'le bir ilgisi yoktur. Çünkü Kur'anda düş-
man saldırısına karşı savunma ve herhangi bir saldırıya karşı silah ha-
zırlama bir farzdır. Gerekli silahlara sahip değilseniz, savunma yapa-
mazsınız. Bu savunmayı yapabilmek için de, en az düşmanınki kadar
güçlü silahlara sahip olmak zorundasınız. Bu durumda eğer İsrail İran'
ın düşmanı ise, İran'ın da İsrail'inki gibi nükleer silahlara sahip olma-
sında dinî bir engel yoktur. Dinî engel ancak o silahların haksız yere
ve kötüye kullanılmasında olabilir.
Bu gerçek de gösteriyor ki, Ali Hamaney'in sözleri, gerçegi ifade et-
mekten uzaktır. Dolayısıyla o sözlere saf kalmamak gerekiyor. O söz-
lere inanmak isteyenler, İslâmlı Pakistan'ın niçin nükleer silaha sahip
olduğunun da cevabını vermek zorunda kalır.
Zaman: Yeni Çağ'ın onikisi, Nisan başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hakıkat.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Bazı gazeteler, İran'lı dini lider Ayetullah Ali Hamaney'in, "nükleer
silahların ve onları kullanmanın İslam inancına aykırı olduğunu" söyle-
diğini yazmış.
Fakat bu sözlerin İslâmiyet'le bir ilgisi yoktur. Çünkü Kur'anda düş-
man saldırısına karşı savunma ve herhangi bir saldırıya karşı silah ha-
zırlama bir farzdır. Gerekli silahlara sahip değilseniz, savunma yapa-
mazsınız. Bu savunmayı yapabilmek için de, en az düşmanınki kadar
güçlü silahlara sahip olmak zorundasınız. Bu durumda eğer İsrail İran'
ın düşmanı ise, İran'ın da İsrail'inki gibi nükleer silahlara sahip olma-
sında dinî bir engel yoktur. Dinî engel ancak o silahların haksız yere
ve kötüye kullanılmasında olabilir.
Bu gerçek de gösteriyor ki, Ali Hamaney'in sözleri, gerçegi ifade et-
mekten uzaktır. Dolayısıyla o sözlere saf kalmamak gerekiyor. O söz-
lere inanmak isteyenler, İslâmlı Pakistan'ın niçin nükleer silaha sahip
olduğunun da cevabını vermek zorunda kalır.
Zaman: Yeni Çağ'ın onikisi, Nisan başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hakıkat.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Dienstag, 7. Februar 2012
İSRAİL İRAN'I VURMAZSA NE OLUR?
İSRAİL İRAN'I VURMAZSA NE OLUR?
İsrail İran'ın nükleer tesislerini iki ay içerisinde vurmazsa ne olur?
ABD, Irak'taki işgal meşguliyeti dolayısıyla İran'la fazla ilgilenemedi
ve onun nükleer faaliyetlerini susturamadı. Diplomasiyle onu dizgin-
lemeye çalıştı; fakat bu çalışma, İran'ın daha fazla dizginsizleşmesine
yaradı ve İran, on yıl içinde nükleer gücünü artırdıkça artırdı ve nihayet
nükleer silah üretme seviyesine ulaştı.
Eğer şimdi İran'ın nükleer tesisleri iki ay içinde vurulmazsa, bundan
sonra onun önü, nükleer silaha ulaşması için ebediyen açılmış olacak-
tir. Yani İran, "durdurulma sınırı"nı da aşmış bulunacaktır.
Eğer nükleer silaha sahip olmak Rusya, Amerika ve İsrail için bir hak-
sa, bu, İran için de bir haktır. Nükleer enerjiye ihtiyacı olmayan enerji
zengini İran da, bu hakkın gereği olarak nükleer silahını mutlaka yapa-
caktir. Bunu da ya kendini korumak için, veya İsrail'i yok etmek için
veya Ortadoğu egemenliğini ele geçirmek için yapacaktır.
İran'ın nükleer silaha ulaşması ne demektir?
İran'ın nükleer silaha sahip olması demek, Ortadoğu'nun büyük ülkeleri-
nin de nükleer silah kazanması demektir. Çünkü Şii egemenliği altına
girmek istemeyen Arap ülkeleri, nükleer silah kazanmayı bir vazife göre-
cekler ve onlar da nükleer silahla donanacaklardır. Bu donanma ise, İs-
rail'in nükleer silahlı ülkeler tarafından kuşatılmış olması ve nükleer üs-
tünlüğünü kaybetmesi demektir.
İşte İsrail bu üstünlüğünü kaybetmemek için iki ay içinde İran'ın nükleer
tesislerini vurmak zorunda kalacaktır. Eğer vurmazsa, İran'ın tehdidi al-
tında varolmaya çalısacak veya yok edilecektir. Bu yok edilişe İsrail el-
bette ki göz yumamaz ve bunun için de gerekli savunmasını yapacaktır.
Çünkü İsrail'i yok etmek, İran'ın resmî ve ideolojik politikası haline gel-
miştir.
İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurmasıyla Ortadoğu'da kıyamet kopar
mı?
Kıyamet kopmaz. Çünkü İsrail'in İran'a saldırması karşısında İran bir
karşı saldırıda bulunmamayı daha uygun görecektir. Çünkü İran karşı
saldırıda bulunursa, Amerika da bu savaşa müdahil olmak zorunda
kalacak ve bu halde İran'ın tahribatı daha büyük olacaktır. Bu tahribata
uğramamak için de İran, -şimdi tam aksi beyanda bulunuyor olsa da-
nükleer tesislerinin vurulmasını sineye çekecek ve bunun intikamını
almak için İsrail'in zayıf düştüğü ve desteksiz kaldığı bir geleceği bek-
leyecek ve kendine yapılan saldırıyı da BM'ye şikayet etmekle yetine-
cektir. Bu şekilde İran, kendini dünyaya; "saldırıya uğramış bir masûm"
olarak gösterecektir.
Dolayısıyla, İran'ın vurulmasıyla Ortadoğu'da kıyamet kopmaz. Çünkü
İran'ı destekleyecek ciddî bir Arap ülkesi yoktur.
İran'ın nükleer faaliyetlerini bombalamak, sorunu çözer mi?
Kalıcı olarak çözmez. Ama geçici olarak çözer. Nükleer tesisleri bom-
balanmış olan İran, bir kaç yıl içinde tesislerini tamir edip onları tekrar
faaliyete sokar. İsrail de bir daha vurmak zorunda kalır. Bu vuruşa mey-
dan vermemek için de İran, nükleer tesislerinin faaliyetlerini geçici ola-
rak durdurduğunu ilân eder. Bu şekilde İran ikinci bir saldırıdan korun-
muş olur. Kalıcı bir çözüm için ise, İsrail'in korkularını gidermek gereki-
yor.
Bunun için de İran'ın İsrail'e dost olması beklenmez ama, hiç olmazsa
İsrail'e düşmanlıkta bulunmayacağına ve onun varlığını tanıdığına dair
İran, İsrail'e bir garanti gösterebilir. Bunun için de, İran'da bir zihniyet
veya rejim değişikliği yapılmasi gerekir.
İran nasıl vurulacak?
İran'ın vurulması için iki yol var. Birinci yol: İsrail'in İran'a kendi başına
saldırmasıdır. Bu saldırı karşısında İran, İsrail topraklarına yönelik bir
saldırıda bulunmaz. Iran ordusu ancak, kendi toprakları üzerindeki İsra-
il'in bombardıman uçaklarını vurmaya çalışır. Bu şekilde bütün çatışma
İran içinde geçer.
Eğer ABD, İran'ın İsrail'e karşı saldırıda bulunmayacağından emin olur-
sa, İran'ı İsrail vuracaktır. Eğer ABD bundan emin olmazsa, bu takdirde
saldırıyı kendisi başlatacaktır. Bunun için de İran sempatizanı Arap te-
röristler ABD Başkanı Obama'ya başarısız bir suikastta bulunur veya
Pentagon'a tırlar içinden roket ve füze saldırısı düzenler. Yakalandıkla-
rinda da bunu İran Yönetimi'nin emriyle yaptıklarını iddia ederler. Ameri-
ka da bunu savaş sebebi sayar ve İran'a saldırır, nükleer tesislerini
bombalar ve gerektiğinde Tahran'ı işgal eder, rejimini değiştirir.
Ama büyük bir ihtimalle gerekli saldırıyı İsrail yapacak, ikinci yola ge-
rek kalmayacaktır.
Eğer ABD İsrail'in saldırısına engel olmak isterse, İsrail derin devleti de
buna karşı Başkan Obama'yı ortadan kaldırmayı düşünecektir. Bu dü-
şünceye meydan açmamak ve gelecek seçimleri kaybetmemek için
de Obama, İsrail'e engel olmayacaktır.
Sonuç: İran İsrail tarafından mutlaka vurulacaktır!
Peki, bu sorunu barışçı yoldan çözmek mümkün değil midir?
Pek tabii mümkündür! Bunun için de İsrail'in, 1967 sınırlarına dönmeyi
kabul etmesidir. Bu kabul ile İran İsrail'e dost olur, düşmanlıklar orta-
dan kalkar. Fakat İsrail Yönetimi'nde böyle bir kabule rıza gösterecek
olgun bir yönetici kadro bulunmadığından ve "biz '67 sınırlarına dönsek
bile İran bizi yine yok edecektir" diyen ırkçılar ve kötümserler olduğun-
dan, barışçı çözüm mümkün değildir.
Aslında İran, nükleer faaliyetlerini durdurarak İsrail'in saldırısını önleye-
bilir. Fakat İran, millî ve dinî gururunu kurtarmak için geri adım atmaya-
cak, bunun yerine İsrail tarafından vurulmayı ve mağduriyet kazanmayı
tercih edecektir. Bunun için de İran, İsrail tarafından vurulmaya çanak
tutacaktır. Yani, birisi vurmaya, ötekisi de vurulmaya muhtaç durumda-
dır.
Demek oluyor ki, İran'ın vurulmaktan başka şansı yoktur!
İran vurulurken Türkiye'nin tarafı ne olacaktır?
Çevresinde sıfır sorun politikasi güden Türkiye, İran vurulurken tarafsız
kalmayı tercih edecektir.
İran vurulunca ne olacak?
Esad'ın zulmüne destek veren İran'ın vurulduğu gün, Suriye'nin zalimlik-
te azgınlaşmış diktatörü kendiliğinden iktidardan düşecektir. Eğer düş-
mezse, Mehdi'nin yumruğuyla Mesih'in yumruğu birleşip Esad'ın kafa-
sını ezecektir. Burada Türk ve Arap savaşçılardan oluşan bir ordu, Meh-
di'nin yumruğunu; ABD ordusu da Mesih'in yumruğunu temsil eder. Sa-
yın Obama, Mesih'in yumruğu olmasını bilmelidir.
Allah'ın Mehdisi'nden gelen bu sözler, ABD Başkanını çaresizlik ve ka-
rarsızlıktan kurtaracaktır.
Not 1: Sayın Obama, hiç şüphesiz "Mesih" değildir. Fakat Suriye dikta-
törünün devrilmesinde "Mesih'in Yumruğu" vazifesini görebilir.
Not 2: Rusya ve Çin'in Suriye hakkındaki vetosu yanlış olmuştur. Rus-
ya ve Çin bu yanlışını, Suriye diktatörüne cinayetlerine derhal son ver-
mesi çağrısında bulunarak düzeltmelidir.
Not 3: Türkiye, Ortadoğu liderliğini omuzlamak istiyorsa, Suriye hakkın-
daki kararını hemen vermeli ve gerekeni yapmalıdır. Bu konudaki karar-
sızlıklar, Suriye diktatörünün cinayetlerini artırmaktadır.
Not 4: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda paylaşıldı.
Zaman: Yeni Çağ'ın onikisi, Şubat başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Geleceğin Senaryosu.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
İsrail İran'ın nükleer tesislerini iki ay içerisinde vurmazsa ne olur?
ABD, Irak'taki işgal meşguliyeti dolayısıyla İran'la fazla ilgilenemedi
ve onun nükleer faaliyetlerini susturamadı. Diplomasiyle onu dizgin-
lemeye çalıştı; fakat bu çalışma, İran'ın daha fazla dizginsizleşmesine
yaradı ve İran, on yıl içinde nükleer gücünü artırdıkça artırdı ve nihayet
nükleer silah üretme seviyesine ulaştı.
Eğer şimdi İran'ın nükleer tesisleri iki ay içinde vurulmazsa, bundan
sonra onun önü, nükleer silaha ulaşması için ebediyen açılmış olacak-
tir. Yani İran, "durdurulma sınırı"nı da aşmış bulunacaktır.
Eğer nükleer silaha sahip olmak Rusya, Amerika ve İsrail için bir hak-
sa, bu, İran için de bir haktır. Nükleer enerjiye ihtiyacı olmayan enerji
zengini İran da, bu hakkın gereği olarak nükleer silahını mutlaka yapa-
caktir. Bunu da ya kendini korumak için, veya İsrail'i yok etmek için
veya Ortadoğu egemenliğini ele geçirmek için yapacaktır.
İran'ın nükleer silaha ulaşması ne demektir?
İran'ın nükleer silaha sahip olması demek, Ortadoğu'nun büyük ülkeleri-
nin de nükleer silah kazanması demektir. Çünkü Şii egemenliği altına
girmek istemeyen Arap ülkeleri, nükleer silah kazanmayı bir vazife göre-
cekler ve onlar da nükleer silahla donanacaklardır. Bu donanma ise, İs-
rail'in nükleer silahlı ülkeler tarafından kuşatılmış olması ve nükleer üs-
tünlüğünü kaybetmesi demektir.
İşte İsrail bu üstünlüğünü kaybetmemek için iki ay içinde İran'ın nükleer
tesislerini vurmak zorunda kalacaktır. Eğer vurmazsa, İran'ın tehdidi al-
tında varolmaya çalısacak veya yok edilecektir. Bu yok edilişe İsrail el-
bette ki göz yumamaz ve bunun için de gerekli savunmasını yapacaktır.
Çünkü İsrail'i yok etmek, İran'ın resmî ve ideolojik politikası haline gel-
miştir.
İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurmasıyla Ortadoğu'da kıyamet kopar
mı?
Kıyamet kopmaz. Çünkü İsrail'in İran'a saldırması karşısında İran bir
karşı saldırıda bulunmamayı daha uygun görecektir. Çünkü İran karşı
saldırıda bulunursa, Amerika da bu savaşa müdahil olmak zorunda
kalacak ve bu halde İran'ın tahribatı daha büyük olacaktır. Bu tahribata
uğramamak için de İran, -şimdi tam aksi beyanda bulunuyor olsa da-
nükleer tesislerinin vurulmasını sineye çekecek ve bunun intikamını
almak için İsrail'in zayıf düştüğü ve desteksiz kaldığı bir geleceği bek-
leyecek ve kendine yapılan saldırıyı da BM'ye şikayet etmekle yetine-
cektir. Bu şekilde İran, kendini dünyaya; "saldırıya uğramış bir masûm"
olarak gösterecektir.
Dolayısıyla, İran'ın vurulmasıyla Ortadoğu'da kıyamet kopmaz. Çünkü
İran'ı destekleyecek ciddî bir Arap ülkesi yoktur.
İran'ın nükleer faaliyetlerini bombalamak, sorunu çözer mi?
Kalıcı olarak çözmez. Ama geçici olarak çözer. Nükleer tesisleri bom-
balanmış olan İran, bir kaç yıl içinde tesislerini tamir edip onları tekrar
faaliyete sokar. İsrail de bir daha vurmak zorunda kalır. Bu vuruşa mey-
dan vermemek için de İran, nükleer tesislerinin faaliyetlerini geçici ola-
rak durdurduğunu ilân eder. Bu şekilde İran ikinci bir saldırıdan korun-
muş olur. Kalıcı bir çözüm için ise, İsrail'in korkularını gidermek gereki-
yor.
Bunun için de İran'ın İsrail'e dost olması beklenmez ama, hiç olmazsa
İsrail'e düşmanlıkta bulunmayacağına ve onun varlığını tanıdığına dair
İran, İsrail'e bir garanti gösterebilir. Bunun için de, İran'da bir zihniyet
veya rejim değişikliği yapılmasi gerekir.
İran nasıl vurulacak?
İran'ın vurulması için iki yol var. Birinci yol: İsrail'in İran'a kendi başına
saldırmasıdır. Bu saldırı karşısında İran, İsrail topraklarına yönelik bir
saldırıda bulunmaz. Iran ordusu ancak, kendi toprakları üzerindeki İsra-
il'in bombardıman uçaklarını vurmaya çalışır. Bu şekilde bütün çatışma
İran içinde geçer.
Eğer ABD, İran'ın İsrail'e karşı saldırıda bulunmayacağından emin olur-
sa, İran'ı İsrail vuracaktır. Eğer ABD bundan emin olmazsa, bu takdirde
saldırıyı kendisi başlatacaktır. Bunun için de İran sempatizanı Arap te-
röristler ABD Başkanı Obama'ya başarısız bir suikastta bulunur veya
Pentagon'a tırlar içinden roket ve füze saldırısı düzenler. Yakalandıkla-
rinda da bunu İran Yönetimi'nin emriyle yaptıklarını iddia ederler. Ameri-
ka da bunu savaş sebebi sayar ve İran'a saldırır, nükleer tesislerini
bombalar ve gerektiğinde Tahran'ı işgal eder, rejimini değiştirir.
Ama büyük bir ihtimalle gerekli saldırıyı İsrail yapacak, ikinci yola ge-
rek kalmayacaktır.
Eğer ABD İsrail'in saldırısına engel olmak isterse, İsrail derin devleti de
buna karşı Başkan Obama'yı ortadan kaldırmayı düşünecektir. Bu dü-
şünceye meydan açmamak ve gelecek seçimleri kaybetmemek için
de Obama, İsrail'e engel olmayacaktır.
Sonuç: İran İsrail tarafından mutlaka vurulacaktır!
Peki, bu sorunu barışçı yoldan çözmek mümkün değil midir?
Pek tabii mümkündür! Bunun için de İsrail'in, 1967 sınırlarına dönmeyi
kabul etmesidir. Bu kabul ile İran İsrail'e dost olur, düşmanlıklar orta-
dan kalkar. Fakat İsrail Yönetimi'nde böyle bir kabule rıza gösterecek
olgun bir yönetici kadro bulunmadığından ve "biz '67 sınırlarına dönsek
bile İran bizi yine yok edecektir" diyen ırkçılar ve kötümserler olduğun-
dan, barışçı çözüm mümkün değildir.
Aslında İran, nükleer faaliyetlerini durdurarak İsrail'in saldırısını önleye-
bilir. Fakat İran, millî ve dinî gururunu kurtarmak için geri adım atmaya-
cak, bunun yerine İsrail tarafından vurulmayı ve mağduriyet kazanmayı
tercih edecektir. Bunun için de İran, İsrail tarafından vurulmaya çanak
tutacaktır. Yani, birisi vurmaya, ötekisi de vurulmaya muhtaç durumda-
dır.
Demek oluyor ki, İran'ın vurulmaktan başka şansı yoktur!
İran vurulurken Türkiye'nin tarafı ne olacaktır?
Çevresinde sıfır sorun politikasi güden Türkiye, İran vurulurken tarafsız
kalmayı tercih edecektir.
İran vurulunca ne olacak?
Esad'ın zulmüne destek veren İran'ın vurulduğu gün, Suriye'nin zalimlik-
te azgınlaşmış diktatörü kendiliğinden iktidardan düşecektir. Eğer düş-
mezse, Mehdi'nin yumruğuyla Mesih'in yumruğu birleşip Esad'ın kafa-
sını ezecektir. Burada Türk ve Arap savaşçılardan oluşan bir ordu, Meh-
di'nin yumruğunu; ABD ordusu da Mesih'in yumruğunu temsil eder. Sa-
yın Obama, Mesih'in yumruğu olmasını bilmelidir.
Allah'ın Mehdisi'nden gelen bu sözler, ABD Başkanını çaresizlik ve ka-
rarsızlıktan kurtaracaktır.
Not 1: Sayın Obama, hiç şüphesiz "Mesih" değildir. Fakat Suriye dikta-
törünün devrilmesinde "Mesih'in Yumruğu" vazifesini görebilir.
Not 2: Rusya ve Çin'in Suriye hakkındaki vetosu yanlış olmuştur. Rus-
ya ve Çin bu yanlışını, Suriye diktatörüne cinayetlerine derhal son ver-
mesi çağrısında bulunarak düzeltmelidir.
Not 3: Türkiye, Ortadoğu liderliğini omuzlamak istiyorsa, Suriye hakkın-
daki kararını hemen vermeli ve gerekeni yapmalıdır. Bu konudaki karar-
sızlıklar, Suriye diktatörünün cinayetlerini artırmaktadır.
Not 4: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda paylaşıldı.
Zaman: Yeni Çağ'ın onikisi, Şubat başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Geleceğin Senaryosu.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Montag, 31. Oktober 2011
SURİYE DİKTATÖRÜ BEŞŞAR ESAD'A UYARI
SURİYE DİKTATÖRÜ BEŞŞAR ESAD'A UYARI
zalim ve zorbaların karşısında olan ALLAHın adıyla
Suriye'deki diktatörlük karşıtı eylemler başladığında Beşşar Esad'ın
iktidardan kendiliğinden çekilmesi için ona bir şans tanıdık ve bu
tanımanın gereği olarak da NATO'nun devreye girmesine izin verme-
dik. Bu şekilde Suriye'nin ve halkının zarar görmesini önlemek istiyor-
duk. Ama bizim acıdığımız halka, Suriye diktatörü acımadı ve binlerce
diktatörlük karşıtını acımasızca katlettirdi. Bu katliamdan sonra Beşşar
Esad'ın reform yapmaya başlayacak olmasının da bir anlamı ve kıymeti
kalmadı. Beşşar Esad'ın yapacağı en iyi reform, derhal iktidardan çekil-
mektir.
Suriye diktatörü şunu bilmelidir ki, diktatörlük bir hak değil, haksızlıktır.
Bu haksızlığı devirmek de, Suriye halkının hakkıdır. Bu hak için sava-
şanlara da terörist denemez! Onları terörist diyerek öldürmek büyük
bir zulümdür!
Dolayısıyla Beşşar Esad'a bir ay mühlet veriyoruz. Bu vakit içinde ikti-
dardan çekilmezse, NATO hemen devreye girmek zorunda kalacaktır.
Suriye halkı, Suriye'nin zarar görmemesi ve NATO'nun harekâta geç-
memesi için, Beşşar Esad'a başka bir ülkeye gitmesi için yol versin. Ya-
ni Esad'dan sorulması gereken hesab Allah'a bırakılarak, iktidardan çe-
kilmesi için ona bir garanti verilmiş olunsun. Eğer bunu kabul etmezse,
NATO, harekâta geçmek zorundadır.
Eğer Suriye ordusu, demokrasiye teslim olduğunu açıklarsa, NATO,
askerî tesisleri vurmasın. Bu halde NATO'nun vuracağı yerler ancak
Suriye diktatörünün yönetim yerleri olabilir. Veya Suriye ordusunun
Esad'a muhalefetini bildirmesiyle NATO harekâtına da gerek kalma-
yabilir.
Eğer Suriye ordusu demokrasiye teslim olduğunu bildirmez ve kabul
etmezse, NATO'nun hakekâta başlamaşından baska çare yoktur. Ve
bütün askerî tesisler bombalanacaktır.
Suriye'ye yapılacak NATO harekâtı, Türkiye'nin kumandasında olma-
lıdır.
Not 1: Bu bildiri, Türkiye ve ABD tarafından Suriye diktatörüne, hal-
kına ve ordusuna iletilmelidir.
Not 2: Eğer Suriye ordusu demokrasi yanında yer alırsa, hem bir iç
savaşı önlemiş, hem de Suriye'yi korumuş olur.
Not 3: Suriye halkının diktatörlüğe karşı haklı savaşında İran, Suriye
diktatörünün yanında değil, karşısında olmalıdır. Eğer İran, diktatörün
yanını seçerse, zarar görmekten kurtulamaz. Bir "İslâmî Yönetim"e sahip
olduğunu iddia eden İran Yönetimi, zalim ve zorbaların yanında saf tuta-
maz, tutmamalıdır.
Not 4: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda paylaşıldı.
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Ekim sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
zalim ve zorbaların karşısında olan ALLAHın adıyla
Suriye'deki diktatörlük karşıtı eylemler başladığında Beşşar Esad'ın
iktidardan kendiliğinden çekilmesi için ona bir şans tanıdık ve bu
tanımanın gereği olarak da NATO'nun devreye girmesine izin verme-
dik. Bu şekilde Suriye'nin ve halkının zarar görmesini önlemek istiyor-
duk. Ama bizim acıdığımız halka, Suriye diktatörü acımadı ve binlerce
diktatörlük karşıtını acımasızca katlettirdi. Bu katliamdan sonra Beşşar
Esad'ın reform yapmaya başlayacak olmasının da bir anlamı ve kıymeti
kalmadı. Beşşar Esad'ın yapacağı en iyi reform, derhal iktidardan çekil-
mektir.
Suriye diktatörü şunu bilmelidir ki, diktatörlük bir hak değil, haksızlıktır.
Bu haksızlığı devirmek de, Suriye halkının hakkıdır. Bu hak için sava-
şanlara da terörist denemez! Onları terörist diyerek öldürmek büyük
bir zulümdür!
Dolayısıyla Beşşar Esad'a bir ay mühlet veriyoruz. Bu vakit içinde ikti-
dardan çekilmezse, NATO hemen devreye girmek zorunda kalacaktır.
Suriye halkı, Suriye'nin zarar görmemesi ve NATO'nun harekâta geç-
memesi için, Beşşar Esad'a başka bir ülkeye gitmesi için yol versin. Ya-
ni Esad'dan sorulması gereken hesab Allah'a bırakılarak, iktidardan çe-
kilmesi için ona bir garanti verilmiş olunsun. Eğer bunu kabul etmezse,
NATO, harekâta geçmek zorundadır.
Eğer Suriye ordusu, demokrasiye teslim olduğunu açıklarsa, NATO,
askerî tesisleri vurmasın. Bu halde NATO'nun vuracağı yerler ancak
Suriye diktatörünün yönetim yerleri olabilir. Veya Suriye ordusunun
Esad'a muhalefetini bildirmesiyle NATO harekâtına da gerek kalma-
yabilir.
Eğer Suriye ordusu demokrasiye teslim olduğunu bildirmez ve kabul
etmezse, NATO'nun hakekâta başlamaşından baska çare yoktur. Ve
bütün askerî tesisler bombalanacaktır.
Suriye'ye yapılacak NATO harekâtı, Türkiye'nin kumandasında olma-
lıdır.
Not 1: Bu bildiri, Türkiye ve ABD tarafından Suriye diktatörüne, hal-
kına ve ordusuna iletilmelidir.
Not 2: Eğer Suriye ordusu demokrasi yanında yer alırsa, hem bir iç
savaşı önlemiş, hem de Suriye'yi korumuş olur.
Not 3: Suriye halkının diktatörlüğe karşı haklı savaşında İran, Suriye
diktatörünün yanında değil, karşısında olmalıdır. Eğer İran, diktatörün
yanını seçerse, zarar görmekten kurtulamaz. Bir "İslâmî Yönetim"e sahip
olduğunu iddia eden İran Yönetimi, zalim ve zorbaların yanında saf tuta-
maz, tutmamalıdır.
Not 4: Bu bildiri, uluslararası diplomatik platformda paylaşıldı.
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Ekim sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Uyarı.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Montag, 24. Oktober 2011
WALL STREET İŞGALCİLERİ VE YENİ BİR DÜZEN VE İDEOLOJİ ARAYANLAR İÇİN YOL KILAVUZU
WALL STREET İŞGALCİLERİ VE YENİ BİR DÜZEN
VE İDEOLOJİ ARAYANLAR İÇİN YOL KILAVUZU
Bu kılavuzlukla ilgili olarak aşağıdaki bildiriler mutlaka okunmalıdır:
AYDINLIKNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/y-d-i-n-l-i-k-n-m-e-aydinlanmak.html
ÇAĞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/n-m-e.html
DÜZENNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/d-z-e-n-n-m-e.html
EY AVRUPA HALKLARI!
http://kuranisthaber.blogspot.com/2011/07/ey-avrupa-halklari-o-european-volker.html
EY DÜNYA IRKLARI
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/12/ey-dnya-irklari.html
EYTİŞİMNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2009/03/e-y-t-i-s-i-m-n-m-e.html
FAKİRNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/f-k-i-r-n-m-e.html
İNKİLÂBA DÂVET
http://kuranisthaber.blogspot.com/2009/09/inkilaba-davet.html
KİMLİKNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-i-m-l-i-k-n-m-e.html
KURANİSTNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-ra-n-i-s-t-n-m-e.html
KURANİZMİN YÖNETEN VE YÖNETİLENLERE ÇAĞRISI
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/11/kuranizmin-yneten-ve-ynetilenlere-arisi.html
KURTULUŞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-r-t-u-l-u-s-n-m-e.html
ZENGİNNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/z-e-n-g-i-n-n-m-e.html
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Ekim sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Duyuru.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
VE İDEOLOJİ ARAYANLAR İÇİN YOL KILAVUZU
Bu kılavuzlukla ilgili olarak aşağıdaki bildiriler mutlaka okunmalıdır:
AYDINLIKNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/y-d-i-n-l-i-k-n-m-e-aydinlanmak.html
ÇAĞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/n-m-e.html
DÜZENNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/d-z-e-n-n-m-e.html
EY AVRUPA HALKLARI!
http://kuranisthaber.blogspot.com/2011/07/ey-avrupa-halklari-o-european-volker.html
EY DÜNYA IRKLARI
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/12/ey-dnya-irklari.html
EYTİŞİMNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2009/03/e-y-t-i-s-i-m-n-m-e.html
FAKİRNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/f-k-i-r-n-m-e.html
İNKİLÂBA DÂVET
http://kuranisthaber.blogspot.com/2009/09/inkilaba-davet.html
KİMLİKNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-i-m-l-i-k-n-m-e.html
KURANİSTNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-ra-n-i-s-t-n-m-e.html
KURANİZMİN YÖNETEN VE YÖNETİLENLERE ÇAĞRISI
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/11/kuranizmin-yneten-ve-ynetilenlere-arisi.html
KURTULUŞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-r-t-u-l-u-s-n-m-e.html
ZENGİNNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/z-e-n-g-i-n-n-m-e.html
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Ekim sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Duyuru.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Donnerstag, 15. September 2011
ABD BAŞKANI SAYIN BARAK OBAMA'YA MEKTUP
ABD BAŞKANI SAYIN BARAK OBAMA'YA MEKTUP
ABD Baskanı sayın Barak Obama, yakında Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi'nde Bağımsız Filistin Devleti
için yapılacak oylamayı veto edeceğini açıklamış bulunu-
yor.
Eğer Amerika bu açıklamasından dönmeyecekse, bu
kararını gerçekleştirmeden önce sayın Hüseyin Obama, 11
Eylül Terör Eylemi'nin, "ABD'nin Filistin halkına zulme-
den İsrail'e destek vermesinden dolayı yapıldığını" unut-
mamalı. Eğer sayın Başkan Barak Obama ve Amerikalılar
bunu unutursa, Amerika'nın El-Kaide'ye karşı mücâdelesi
koskoca bir "yalan" olur ve bu mücâdelenin göz boyamak-
tan başka hiç bir anlamı kalmaz. Aynı zamanda öldürülen
o üçbin mâsûm insanın ölümleriyle ve onların yakınlarıyla
da alay edilmiş olunur.
Amerika, bu korkunç alayı ve anlamsızlığı yapmamalıdır.
Eğer yaparsa, Amerika, hak ve adaleti yere çarpmış ve
çiğnemiş olur. Bu çarpma ve çiğneme karşısında bütün
dünya ülkelerinin çoğunluğunun ve uluslararası kamuoyu-
nun: "Yeter artık, bu kadar da olmaz!" deme noktasına
getirilmiş olacağı hatırda tutulmalı ve ''ABD'nin, BM'de
devlet olarak tanınmak isteyen Filistin'e destek olması
gerektiğini, yoksa Arap dünyasında zaten az olan güveni-
lirliğini iyice kaybedeceğini'' belirten Suudi Arabistan'ın
eski istihbarat başkanı Prens Turki El Faysal'ın konuyla
ilgili son uyarılarına da kulak verilmelidir:
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=224483
Eğer Sayın Barak Obama, yapılacak oylamayı veto etmek-
ten vazgeçerse, bu vazgeçiş karşısında belki İsrail Lobisi'
nin cezalandırmasına çarpılacak ve başkanlıktan düşürüle-
cektir. Şayet bu düşürülmeyi göze alabilecek olursa, bir
başkanlığı kaybetmis, fakat bunun karşılığında hak ve ada-
leti kazanmış ve onları yüceltmiş olacaktır. Bu yüceltme ile
de ABD'nin "dünya liderliği", sahtelikten kurtulup, bir "ger-
çeklik" kazanacaktır.
Sayın Barak Obama, bu gerçekliği Amerika'ya kazandırma-
ya çalışmalıdır. Bu çalışma yapılmadığı takdirde, sayın O-
bama'nın ve Amerika'nın liderliklerinin özü, İsrail'in haksız-
lık ve adaletsizlik asidi içinde eriyip gitmiş olacaktır.
Not 1: "Bu talebin iki devletli barış çözümüne hizmet etme-
yeceğini ve bunun, dikkati asıl meseleden dağıtacağını ve
problemi çözmeyeceğini" savunan Başkan Obama, bize
(yani dünya kamuoyuna), çözümün nasıl ve ne zaman ola-
cağını da açıklamalıdır.
Not 2: Başkanlığını düşürülmekten korumak, sayın Oba-
ma'nın hakkıdır. Onun bu hakkına ve gelecek seçimleri
kazanma arzusuna saygı duyuyoruz. Bu yüzden de onun
üzerinde fazla baskı kurmak istemiyoruz. Ama bununla
birlikte Filistin Dâvâsı'nın politik menfaatlere kurban gitme-
sine de üzülüyoruz.
Not 3: Filistin konusunda Amerika'nın elini kolunu bağlayan
İsrail Lobisi'ni, hak ve adalete boyun eğdirmenin vakti gel-
miştir. Şimdi bütün dünya ülke ve halkları, yasal ve demok-
ratik yollardan bunu gerçekleştirmenin yollarını aramalıdır.
Yoksa Filistinliler hiç bir zaman haklarına ve devletlerine
kavuşamayacaklardır.
Not 4: Sayın Barak Obama, son paragrafı: "Bir ülke (Ame-
rika), dünya barışının baş düşmanı haline gelmiş, hukuk ta-
nımaz bir ülke ile suç ortaklığı içinde ise asla güven içinde
olamaz. ABD, İsrail politikasını değiştirmeden, İsrail kam-
burunu sırtından atmadan, en azından bu ülkenin saldırgan
politikalarını frenlemeyi başarmadan, Ortadoğu ve Kuzey
Afrika'da "çirkin Amerikalı" olmaktan kurtulamaz. İsterse
Ortadoğu Baharı'na en büyük desteği versin, eski diktatör-
lerin yıkılış sürecini can siperane desteklesin, İsrail'in suç-
larına arka çıkan bir Amerika, Ortadoğu halklarının sempa-
tisini kazanamaz" şeklinde biten, Türkiye'den Bugün Gaze-
tesi yazarı sayın Gülay Göktürk hanımefendinin makalesini
okumadan uyumamalıdır:
http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/168847-abd-guvende-olabilir-mi-makalesi.aspx
Not 5: Bu mektup, uluslararası diplomatik platformda payla-
şıldı.
Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Eylül ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
ABD Baskanı sayın Barak Obama, yakında Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi'nde Bağımsız Filistin Devleti
için yapılacak oylamayı veto edeceğini açıklamış bulunu-
yor.
Eğer Amerika bu açıklamasından dönmeyecekse, bu
kararını gerçekleştirmeden önce sayın Hüseyin Obama, 11
Eylül Terör Eylemi'nin, "ABD'nin Filistin halkına zulme-
den İsrail'e destek vermesinden dolayı yapıldığını" unut-
mamalı. Eğer sayın Başkan Barak Obama ve Amerikalılar
bunu unutursa, Amerika'nın El-Kaide'ye karşı mücâdelesi
koskoca bir "yalan" olur ve bu mücâdelenin göz boyamak-
tan başka hiç bir anlamı kalmaz. Aynı zamanda öldürülen
o üçbin mâsûm insanın ölümleriyle ve onların yakınlarıyla
da alay edilmiş olunur.
Amerika, bu korkunç alayı ve anlamsızlığı yapmamalıdır.
Eğer yaparsa, Amerika, hak ve adaleti yere çarpmış ve
çiğnemiş olur. Bu çarpma ve çiğneme karşısında bütün
dünya ülkelerinin çoğunluğunun ve uluslararası kamuoyu-
nun: "Yeter artık, bu kadar da olmaz!" deme noktasına
getirilmiş olacağı hatırda tutulmalı ve ''ABD'nin, BM'de
devlet olarak tanınmak isteyen Filistin'e destek olması
gerektiğini, yoksa Arap dünyasında zaten az olan güveni-
lirliğini iyice kaybedeceğini'' belirten Suudi Arabistan'ın
eski istihbarat başkanı Prens Turki El Faysal'ın konuyla
ilgili son uyarılarına da kulak verilmelidir:
http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=224483
Eğer Sayın Barak Obama, yapılacak oylamayı veto etmek-
ten vazgeçerse, bu vazgeçiş karşısında belki İsrail Lobisi'
nin cezalandırmasına çarpılacak ve başkanlıktan düşürüle-
cektir. Şayet bu düşürülmeyi göze alabilecek olursa, bir
başkanlığı kaybetmis, fakat bunun karşılığında hak ve ada-
leti kazanmış ve onları yüceltmiş olacaktır. Bu yüceltme ile
de ABD'nin "dünya liderliği", sahtelikten kurtulup, bir "ger-
çeklik" kazanacaktır.
Sayın Barak Obama, bu gerçekliği Amerika'ya kazandırma-
ya çalışmalıdır. Bu çalışma yapılmadığı takdirde, sayın O-
bama'nın ve Amerika'nın liderliklerinin özü, İsrail'in haksız-
lık ve adaletsizlik asidi içinde eriyip gitmiş olacaktır.
Not 1: "Bu talebin iki devletli barış çözümüne hizmet etme-
yeceğini ve bunun, dikkati asıl meseleden dağıtacağını ve
problemi çözmeyeceğini" savunan Başkan Obama, bize
(yani dünya kamuoyuna), çözümün nasıl ve ne zaman ola-
cağını da açıklamalıdır.
Not 2: Başkanlığını düşürülmekten korumak, sayın Oba-
ma'nın hakkıdır. Onun bu hakkına ve gelecek seçimleri
kazanma arzusuna saygı duyuyoruz. Bu yüzden de onun
üzerinde fazla baskı kurmak istemiyoruz. Ama bununla
birlikte Filistin Dâvâsı'nın politik menfaatlere kurban gitme-
sine de üzülüyoruz.
Not 3: Filistin konusunda Amerika'nın elini kolunu bağlayan
İsrail Lobisi'ni, hak ve adalete boyun eğdirmenin vakti gel-
miştir. Şimdi bütün dünya ülke ve halkları, yasal ve demok-
ratik yollardan bunu gerçekleştirmenin yollarını aramalıdır.
Yoksa Filistinliler hiç bir zaman haklarına ve devletlerine
kavuşamayacaklardır.
Not 4: Sayın Barak Obama, son paragrafı: "Bir ülke (Ame-
rika), dünya barışının baş düşmanı haline gelmiş, hukuk ta-
nımaz bir ülke ile suç ortaklığı içinde ise asla güven içinde
olamaz. ABD, İsrail politikasını değiştirmeden, İsrail kam-
burunu sırtından atmadan, en azından bu ülkenin saldırgan
politikalarını frenlemeyi başarmadan, Ortadoğu ve Kuzey
Afrika'da "çirkin Amerikalı" olmaktan kurtulamaz. İsterse
Ortadoğu Baharı'na en büyük desteği versin, eski diktatör-
lerin yıkılış sürecini can siperane desteklesin, İsrail'in suç-
larına arka çıkan bir Amerika, Ortadoğu halklarının sempa-
tisini kazanamaz" şeklinde biten, Türkiye'den Bugün Gaze-
tesi yazarı sayın Gülay Göktürk hanımefendinin makalesini
okumadan uyumamalıdır:
http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/168847-abd-guvende-olabilir-mi-makalesi.aspx
Not 5: Bu mektup, uluslararası diplomatik platformda payla-
şıldı.
Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Eylül ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Samstag, 3. September 2011
AYŞE HÜR VE ONUN GİBİ DÜŞÜNENLER KUR'ANIN DOĞRULUĞUNA İNANMAK ZORUNDADIRLAR
AYŞE HÜR VE ONUN GİBİ DÜŞÜNENLER
KUR'ANIN DOĞRULUĞUNA İNANMAK
ZORUNDADIRLAR
Sayın Ayşe Hür ve Kur'an hakkında onun gibi düşünenler!
Son makalelerinizden birinde: "Kur'anın doğru bir Kitap
olmadığını" ima etmişsiniz. Biz de buna karşı diyoruz:
Kur'anın özetinin özeti: "Yoktur Allah'tan başka ilah"tır.
Kur'anın bu en büyük dâvâsı karşısında, siz ikinci bir ilahın
varlığını isbatlayabilirseniz, "Kur'anın doğru bir Kitap olma-
dığı" iddianıza biz de inanabiliriz.
Haydi, ikinci bir ilâhın (ama kâinatı yaratıp yaşatabilecek ve
yönetebilecek bir ilâhın) varlığını isbatlayın! Biz de Kur'anı,
"İlâhî Kitap" olmaktan çıkaralım...
Ama istediğimiz isbatı yapmaya sizin ne gücünüz, ne de
bilginiz yeter. Bu noktada siz de bir "kurtuluş"a muhtaç-
sınız. Eğer kurtuluş isterseniz, "KURTULUŞNAME"yi
okumalısınız.
KURTULUŞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-r-t-u-l-u-s-n-m-e.html
Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Eylül başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
KUR'ANIN DOĞRULUĞUNA İNANMAK
ZORUNDADIRLAR
Sayın Ayşe Hür ve Kur'an hakkında onun gibi düşünenler!
Son makalelerinizden birinde: "Kur'anın doğru bir Kitap
olmadığını" ima etmişsiniz. Biz de buna karşı diyoruz:
Kur'anın özetinin özeti: "Yoktur Allah'tan başka ilah"tır.
Kur'anın bu en büyük dâvâsı karşısında, siz ikinci bir ilahın
varlığını isbatlayabilirseniz, "Kur'anın doğru bir Kitap olma-
dığı" iddianıza biz de inanabiliriz.
Haydi, ikinci bir ilâhın (ama kâinatı yaratıp yaşatabilecek ve
yönetebilecek bir ilâhın) varlığını isbatlayın! Biz de Kur'anı,
"İlâhî Kitap" olmaktan çıkaralım...
Ama istediğimiz isbatı yapmaya sizin ne gücünüz, ne de
bilginiz yeter. Bu noktada siz de bir "kurtuluş"a muhtaç-
sınız. Eğer kurtuluş isterseniz, "KURTULUŞNAME"yi
okumalısınız.
KURTULUŞNAME
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/k-u-r-t-u-l-u-s-n-m-e.html
Adresimiz: www.kuranisthaber.blogspot.com
Zaman: Yeni Çağ'ın onbiri, Eylül başı.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Abonnieren
Kommentare (Atom)