ERTUGRUL ÖZKÖK'ÜN SÜPHELERINE CEVAPLAR
"RUHUN YOKLUGU" VE "PEYGAMBERLIGIN AKIL ÜRÜNÜ
OLDUGU" IDDIASIYLA ILGILI SORULARA CEVAPLAR
Hürriyet yazari Ertugrul Özkök, gectigimiz haftalardaki pazar maka-
lelerinde dinî konularla ilgili süphelerini yansitmaktaydi. Birinci süp-
hesi; hücre ilmiyle ilgili okudugu bir kitapta, hücre ilminde derinles-
mis bir kac bilginin kendi aralarinda ruhu inkâr etmelerinden dogu-
yor.
Fakat sayin Özkök ve onun durumunda olanlar bilmelidirler ki, o
hücre bilginleri ancak kendi alanlarinin âlimidirler. Ama mânevî ilim-
lerin kara cahilidirler. Mânevî sahanin âlimi olmadiklari icin ruh bilgi-
si hakkinda uzman kabul edilemezler. Dolayisiyla onlarin ruh hak-
kindaki iddia ve inkârlari gecersizdir. Zaten iddialarini isbatlayabile-
cek kesin bir delilleri de yoktur.
Bu durumda ne yapmak gerekiyor? Elbette ki, isin uzmanina müra-
caat etmek gerekiyor. Ruh hakkinda derin bilgisi olanlardan biri, Be-
diüzzaman Said Nursi'dir. Onun bu konudaki söylediklerini okumak
gerekir. Bu okumayi yapmadan ruh hakkinda onu inkâr edecek yar-
gilara varilmamalidir. Varilirsa, büyük bir cahillik edilmis olur.
Ruh, bedene hâkim isinsal bir programdir. Insani insan, hayvani hay-
van, melegi melek, cini cin, seytani seytan yapan, daima bu isinsal
programdir. Bu program olmadan, bu varliklardan hic biri irade ve ha-
reket sahibi olamaz. Insan bedenleri ancak bu gözle görülmez prog-
ram sayesinde hareket sahibi olabiliyorlar. Nasil söförsüz bir otombi-
lin hareket etmesi mümkün olmazsa, ruhsuz bir bedenin de hareketi
mümkün degildir. Demek ruh, beden otomobilimizin "söförü" olmak-
tadir. O söföre de; "biz" veya "ben" denmektedir. Ruh olmadan,
"ben" demek mümkün degildir. "Ben" diyebiliyor ve bedeninizi yöne-
tebiliyorsaniz, demektir ki, ruh sahibisiniz. Ruh, bedeninizin "yöneti-
ci" varligidir. Bu yönetici olmadan hic bir beden "insan" olamiyor.
Bir otomobilin atomlari veya parcalari o otomobili hareket ettireme-
yecegi gibi, insan bedenini de o bedendeki organ veya hücreler ha-
reket ettiremezler. Ama siz o otomobile bir program yerlestirip onu
uzaktan kumandali veya kendi kendine hareket edebilen bir varlik
haline getirebilirsiniz. Işte bu durumda o otomobili "ruh"landirmis
oluyorsunuz. Otomobile yerlestirdiginiz programi söküp aldiginizda,
artik o otomobil kendi basina hareket edemez. Insanin durumu da
böyledir. Insan bedenini hareket ettiren program, onun yaraticisi ve
yaşaticisi olan Allah tarafindan yerlestirilmektedir. Fakat bu yerles-
tirme, mekanik bir âlet gibi degil, bedene hâkim seyyar bir ışın gibidir.
Ölüm vakti geldiginde bu isinsal program, görevli melek tarafindan,
insandan sökülüp alinmakta veya uzaklastirilmaktadir.
Ileride bilimin ilerlemesiyle ruh denen bu isinsal program herhalde
görülebilecektir.
Sayin Özkök'ün ikinci süphesi, "Peygamberlik"le ilgilidir. Özkök sor-
mus: "Acaba Peygamberlik bir akil ürünü mü" diye.
Eger biz, Peygamberligin "akil ürünü" olacagina inanirsak; bilinen
Isa, Musa ve Muhammed gibi büyük Peygamberlerin, Allah'in yerine
gecmis, Allah adina konusan ve Kitap uyduran "sahtekârlar" oldugu-
na da inanmak zorunda kaliriz. Böyle bir sey hic mümkün müdür?
Asla! Evet, bazi sahte peygamberler de ortaya cikmistir. Ama cok
kisa zamanda sönüp gitmislerdir. Isa, Musa ve Muhammed'in bir
"sahtekâr" oldugunu isbatlayacak bir delil bulmak ise asla mümkün
degildir. Bunun ziddina olarak Hz. Muhammed'in Allah tarafindan
görevlendirilmis gercek bir Peygamber oldugunu isbatlayacak yüz-
lerce delil göstermek mümkündür. O delilleri de üc ana grupta top-
layabiliriz. Onlarin da: Hz. Muhammed'in "dogrulugu" ve "güvenirligi",
gaybtan verdigi yüzlerce haberin dogru cikmasi ve gösterdigi mûci-
zeler oldugunu zikredebiliriz. Fakat biz, bu delillerin ayrintisini, ko-
nuyla ilgilenen uzman arkadaslara birakarak, Hz. Muhammed'in Pey-
gamberliginin nicin "akil ürünü" olmadigini esasa girerek cevaplamak
istiyoruz.
Hz. Isa, Musa ve Muhammed'in Peygamberlikleri "akil ürünü" degildir.
Cünkü; Kâinat ve kâinatlilar varsa, onlarin yaraticisi, yaşaticisi ve yö-
neticisi olarak ALLAH da vardir. Allah da vardir. Cünkü, kâinat ve kâ-
inatlilardaki yaratilisi, yaşatilisi ve yönetilisi, bilgisiz ve akilsiz ve kör
maddeye, tesadüfe, tabiat parcalarina ve dogal ayiklamaya vereme-
yiz. Kâinat ve kâinatlilardaki o üc büyük fiili madde ve tesadüf gibi
seylere vermek, "bilim" degildir. Aksine "cehâlet"tir! Cünkü kâinat ve
kâinatlilardaki "yaratma", "yaşatma" ve "yönetme" olan üc büyük fi-
ilin meydana getirilebilmesi icin cok ince ve derin bilgiye, hesaba,
ölcü, denge ve düzene ihtiyac vardir. Bu ihtiyaci karsilayacak olan
da ancak herseye gücü yeten "cok bilgili Tanri"dir. O olmadan, bu
kâinat ve kâinatlilar var olamaz, varliklarini sürdüremezler.
Madem bir Tanri'nin varligi kesindir, (kesindir, cünkü O'nun varligi ka-
bul edilmediginde her atoma bir tanrilik bahşetmek zorunda kaliriz ki,
bu, akilli insanin akliyla bagdasamaz) bu halde o Tanri, varligini bildi-
recektir. Bildirecektir ki, Kendini tanitsin ve yarattigi akil sahibi insan-
lardan ne istedigini duyursun. Bu duyuru ve bildirim de, insanlar ara-
sindan bir Elci'nin secilmesini gerektiriyor. Bu gereklik de, Hz. Isa,
Musa ve Muhammed gibi Peygamberleri ortaya cikarmistir. Bu Pey-
gamberler olmadan, akil kendi başina Yaraticisina yol bulamazdi, O'
nu taniyamaz, bilemezdi. Dünyada bir vazifesinin olup olmadigini an-
cak Tanri katindan görevlendirilmis bir Peygamber araciligiyla ögre-
nebilirdi. Yoksa insan, yeryüzünde ne yapmasi gerektigini bilmeyen
sorumsuz, şaşkın bir varlik olarak kalacakti. Tabii yüce Yaratici da
yarattigi insani bu şaşkinlik icinde birakamazdi. Onu bu şaşkinliktan
kurtarmak icin de; adaletinin, merhametinin, hikmetinin ve ilahliginin
geregi olarak onlara Peygamber ve Kitap göndermesi gerekli olmus-
tur. Cünkü yarattiklarina ilgi göstermemek, gercek bir Tanri icin zu-
lüm olurdu. Yüce Allah ise, zulümden münezzehtir, arinmistir. Bu
zulümsüzlügünü de, Kitap göndererek kanitlamistir.
Bu Kitap gönderme de, Peygamberin kalbine parca parca indirerek
gerceklesmistir. Bir arkadasiniz sizin e-mail postaniza hergün bir
sayfa cok kiymetli yazilar gönderse, yirmi yil sonra elinizde belki
koca bir cilt kalinliginda büyük bir kitabiniz olacaktir. Işte Peygam-
berin kalbine indirilen Ilâhî Sözler olan ayetlerin toplamindan cikan
"Kur'an" da, buna benzer bir birikimin sonucudur. Ama Kur'anin gön-
dericisi, Hz. Muhammed'in Yaraticisi'dir. Allah'tan baskasi da Mu-
hammed(sav)in kalbini bir posta kutusu olarak kullanamazdi.
Kalbe "söz indirmek" mümkündür. Cünkü kalbimizin de bir mini
"beyin"i vardir. Insanlar simdilik bu mini beyine mesaj göndermeyi
beceremiyor. Ama ileride bilim bunun yolunu da bulacaktir. Belki
o zaman internet'e ve cep telefonlarina da gerek kalmayacaktir.
Buradan da, "dogal (veya biyolojik/organik) iletisim teknigi" isminde
yeni bir bilim dali dogacagini anlayabiliriz.
Zaman: Yeni Cag'in onu, Haziran sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Aciklama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Samstag, 17. Juli 2010
Freitag, 16. Juli 2010
BİLİM NİHAYET DOĞRUYU BULDU!
BİLİM NİHAYET DOĞRUYU BULDU!
Bundan üç yıl önce İngiliz bilim adamları; "yumurta mı tavuktan, ta-
vuk mu yumurtadan çıkar" bilmecesini çözdüklerini duyurmuş ve
"tavuğun yumurtadan çıktığı"nı iddia etmişlerdi. Bakınız:
http://www.uludagsozluk.com/k/yumurta-m%C4%B1-tavuktan-
%C3%A7%C4%B1kar-tavuk-mu-yumurtadan/
Yazarımız Hüseyin Avdıç ise bu iddiaya karşı çıkmış ve "yumurta-
nın tavuktan çıktığı"nı isbatlamaya çalışan bir makale yazmıştı.
Bakınız:
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/tavuk-mu-yumurta-
dan-cikar-yumurta-mi.html
Bu makaleden üç yıl sonra 2010'da ise yine İngiliz bilim insanları
yumurta-tavuk bilmecesini yeniden çözdüler ve bu sefer "yumurtanın
tavuktan çıktığı" sonucuna ulaştılar. Bakınız:
http://www.milliyet.com.tr/sonunda-cozduler-yumurta-tavuktan-
cikmis-/yasam/sondakika/14.07.2010/1263523/default.htm
Bu ulaşma ile de yazarımızın üç yıl önceki doğru tesbitini tasdiklemiş
oldular. Yani: Bilim nihayet doğruyu buldu!
Zaman: Yeni Çağ'ın onu, Temmuz ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hatırlatma.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Bundan üç yıl önce İngiliz bilim adamları; "yumurta mı tavuktan, ta-
vuk mu yumurtadan çıkar" bilmecesini çözdüklerini duyurmuş ve
"tavuğun yumurtadan çıktığı"nı iddia etmişlerdi. Bakınız:
http://www.uludagsozluk.com/k/yumurta-m%C4%B1-tavuktan-
%C3%A7%C4%B1kar-tavuk-mu-yumurtadan/
Yazarımız Hüseyin Avdıç ise bu iddiaya karşı çıkmış ve "yumurta-
nın tavuktan çıktığı"nı isbatlamaya çalışan bir makale yazmıştı.
Bakınız:
http://kuranisthaber.blogspot.com/2008/10/tavuk-mu-yumurta-
dan-cikar-yumurta-mi.html
Bu makaleden üç yıl sonra 2010'da ise yine İngiliz bilim insanları
yumurta-tavuk bilmecesini yeniden çözdüler ve bu sefer "yumurtanın
tavuktan çıktığı" sonucuna ulaştılar. Bakınız:
http://www.milliyet.com.tr/sonunda-cozduler-yumurta-tavuktan-
cikmis-/yasam/sondakika/14.07.2010/1263523/default.htm
Bu ulaşma ile de yazarımızın üç yıl önceki doğru tesbitini tasdiklemiş
oldular. Yani: Bilim nihayet doğruyu buldu!
Zaman: Yeni Çağ'ın onu, Temmuz ortası.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hatırlatma.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANİSTLERİ
* * *
Samstag, 10. Juli 2010
YAZARIMIZ HÜSEYİN AVDIÇ CEVAPLIYOR:UYKU ABDESTİ BOZAR MI?
YAZARIMIZ HÜSEYIN AVDIC CEVAPLIYOR:
UYKU ABDESTI BOZAR MI?
Bu suali cevapliyabilmek icin önce abdestle ilgili Kur'an aye-
tini verelim:
"Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve
dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve
her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüp-
seniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta
iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmiş-
se yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız,
bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe)
yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çı-
karmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nime-
ti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. (MAİDE
SURESİ / 6 )"
Ayet, "namaza kalktiginiz zaman" diyor. Bundan ne anla-
maliyiz? Bundan anliyacagimiz şudur: Namazlarin birincisi
olan sabah namazi, "uyku"dan kalkilarak kilinir. Bu da de-
mektir ki: Uyku abdesti bozar. Bunun icin sabah uykudan
kalkan insanin ibadet icin yapacagi iş, (tuvalet ihtiyacindan
sonra) "abdest almak"tir.
Uyku abdesti nicin bozar veya gerektirir?
Cünkü, uyuyan insan, "biyolojik kirlenme"ye ugrar. Asagi
yukari uykudan uyanan her dikkatli insan bu kirlenmeyi
hisseder ve ancak elini yüzünü yikadiktan sonra bu kirlen-
meden kurtuldugunu görür. Bu biyolojik kirlenme, büyük
tuvalet ihtiyaci ve cinsel birlesmeden sonra da meydana
gelir. Bu biyolojik kirlenmelerden kurtulabilmek icin de;
büyük tuvaletten sonra el-yüz yikamak veya abdest almak
yeterli oluyor. Cinsel iliskiden sonra meydana gelen biyo-
lojik kirlenmeden sonra ise bütün vücudu yikamak gereki-
yor.
Işte yukaridaki Kur'an ayeti ve yüce Allah'in "temizlenin"
emri, bizi bilmedigimiz pisliklerden kurtariyor. Bir de bu a-
yetlerin 14 bucuk asir önce indigini düsünürsek, karsimiz-
da büyük bir "mûcize"nin durdugunu görürüz.
Bilim adamlari ise, bu büyük mûcizenin daha yeni yeni far-
kina varmaktadir.
Ögreten Allah'a hamdolsun!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Temmuz'un ilk haftasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
UYKU ABDESTI BOZAR MI?
Bu suali cevapliyabilmek icin önce abdestle ilgili Kur'an aye-
tini verelim:
"Ey iman edenler, namaza kalktığınız zaman yüzlerinizi ve
dirseklere kadar ellerinizi yıkayın, başlarınızı meshedin ve
her iki topuğa kadar ayaklarınızı da (yıkayın.) Eğer cünüp-
seniz temizlenin (gusül edin); eğer hasta veya yolculukta
iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmiş-
se yahut kadınlara dokunmuşsanız da su bulamamışsanız,
bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin (hafifçe)
yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün. Allah size güçlük çı-
karmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nime-
ti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz. (MAİDE
SURESİ / 6 )"
Ayet, "namaza kalktiginiz zaman" diyor. Bundan ne anla-
maliyiz? Bundan anliyacagimiz şudur: Namazlarin birincisi
olan sabah namazi, "uyku"dan kalkilarak kilinir. Bu da de-
mektir ki: Uyku abdesti bozar. Bunun icin sabah uykudan
kalkan insanin ibadet icin yapacagi iş, (tuvalet ihtiyacindan
sonra) "abdest almak"tir.
Uyku abdesti nicin bozar veya gerektirir?
Cünkü, uyuyan insan, "biyolojik kirlenme"ye ugrar. Asagi
yukari uykudan uyanan her dikkatli insan bu kirlenmeyi
hisseder ve ancak elini yüzünü yikadiktan sonra bu kirlen-
meden kurtuldugunu görür. Bu biyolojik kirlenme, büyük
tuvalet ihtiyaci ve cinsel birlesmeden sonra da meydana
gelir. Bu biyolojik kirlenmelerden kurtulabilmek icin de;
büyük tuvaletten sonra el-yüz yikamak veya abdest almak
yeterli oluyor. Cinsel iliskiden sonra meydana gelen biyo-
lojik kirlenmeden sonra ise bütün vücudu yikamak gereki-
yor.
Işte yukaridaki Kur'an ayeti ve yüce Allah'in "temizlenin"
emri, bizi bilmedigimiz pisliklerden kurtariyor. Bir de bu a-
yetlerin 14 bucuk asir önce indigini düsünürsek, karsimiz-
da büyük bir "mûcize"nin durdugunu görürüz.
Bilim adamlari ise, bu büyük mûcizenin daha yeni yeni far-
kina varmaktadir.
Ögreten Allah'a hamdolsun!
Zaman: Yeni Cag'in onu, Temmuz'un ilk haftasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Mittwoch, 16. Juni 2010
İSRAİL HESAP VERMELİ VE BORCUNU ÖDEMELİDİR
ISRAIL HESAP VERMELI VE BORCUNU ÖDEMELIDIR
hakka boyun egenleri seven ALLAHin adiyla
Fakat tabii bunun icin önce Israilli komandolarin "Mavi Marmara"
isimli yardim gemisine yaptigi saldirinin mahkeme edlmesi gere-
kiyor. Israil de, saldirganlari mahkeme etmeyi üzerine almis oldu-
gunu duyurdu.
Israil mahkemesi tabiiki bu konuyu mahkeme edebilir. Fakat Israil
devleti bu mahkemeyi yaparken "kendi hukuku"na göre mahkeme
yapacak ve belki de saldirganlari aklayacaktir. Buna karsi Türkiye
de, saldirganlari kendi mahkemesinde ve kendi hukukuna göre yar-
gilayabilir ve saldirganlari suclu cikarabilir. Bu durumda "tarafsiz"
bir mahkemenin gerekliligi kacinilmaz oluyor. Ancak, eger Israil
devleti, saldirganlari uluslararasi hukuka göre yargilarsa, verecegi
karar kabul edilebilir. Aksi halde mahkemesi gecersizdir. Ayni sey
Türkiye icin de gecerlidir.
Simdi Israilli komandolarin yardim gemisine yaptigi saldirinin hakli
olup olmadigini sorabiliriz.
Eger Israil'in, Birlesmis Milletlerce taninmis, "uluslararasi sularda
yabanci gemileri durdurma ve arama yapma hakki" varsa, bu takdir-
de Israilli komandolarin yardim gemisine yaptigi eylem hakli olur.
Eger böyle bir hakki yoksa, Israil'in kendi sinirlarina girmemis bir
gemiyi durdurmasi ve kontrol etmek istemesi haksizliktir. Tabii bu
durumda yardim gemisindeki insanlarin, kendilerini durdurmak iste-
yen Israilli komandolara karsi savunmada bulunmasi, onlarin hakki
oluyor.
Uluslararasi hukuka uygun yapilacak bir mahkeme sonucunda eger
Israil yönetimi haksiz cikarsa, Israil'in, dokuz canin ve ondokuz yara-
lamanin hesabini ödemesi gerekecektir. Eger bu ödemeyi yapmaya
karsi cikarsa, Türkiye Israille iliskileri kesebilir veya ona savas acabi-
lir. Fakat Türkiye'nin savas acmasi sart degildir. Bunun yerine baska
cözümler de arayabilir veya hesabin tahsil edilmesini ileri bir zamana
erteleyebilir.
Eger Israil, Türkiye ile iliskilerini sürdürmek istiyorsa, uluslararasi bir
mahkemede veya o mahkemenin hukukuna uygun sartlarda yargilan-
mayi kabul etmeli ve suclu ciktigi takdirde de cezasini ödemelidir.
Not: Bu bildiri, uluslararasi diplomatik platformda paylasildi.
Zaman: Yeni Cag'in onu, Haziran ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hak ve Hukuk.
Nitelik: Özel Mesaj 4.
Mesaji veren makam: Mehdiyet Makami.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
hakka boyun egenleri seven ALLAHin adiyla
Fakat tabii bunun icin önce Israilli komandolarin "Mavi Marmara"
isimli yardim gemisine yaptigi saldirinin mahkeme edlmesi gere-
kiyor. Israil de, saldirganlari mahkeme etmeyi üzerine almis oldu-
gunu duyurdu.
Israil mahkemesi tabiiki bu konuyu mahkeme edebilir. Fakat Israil
devleti bu mahkemeyi yaparken "kendi hukuku"na göre mahkeme
yapacak ve belki de saldirganlari aklayacaktir. Buna karsi Türkiye
de, saldirganlari kendi mahkemesinde ve kendi hukukuna göre yar-
gilayabilir ve saldirganlari suclu cikarabilir. Bu durumda "tarafsiz"
bir mahkemenin gerekliligi kacinilmaz oluyor. Ancak, eger Israil
devleti, saldirganlari uluslararasi hukuka göre yargilarsa, verecegi
karar kabul edilebilir. Aksi halde mahkemesi gecersizdir. Ayni sey
Türkiye icin de gecerlidir.
Simdi Israilli komandolarin yardim gemisine yaptigi saldirinin hakli
olup olmadigini sorabiliriz.
Eger Israil'in, Birlesmis Milletlerce taninmis, "uluslararasi sularda
yabanci gemileri durdurma ve arama yapma hakki" varsa, bu takdir-
de Israilli komandolarin yardim gemisine yaptigi eylem hakli olur.
Eger böyle bir hakki yoksa, Israil'in kendi sinirlarina girmemis bir
gemiyi durdurmasi ve kontrol etmek istemesi haksizliktir. Tabii bu
durumda yardim gemisindeki insanlarin, kendilerini durdurmak iste-
yen Israilli komandolara karsi savunmada bulunmasi, onlarin hakki
oluyor.
Uluslararasi hukuka uygun yapilacak bir mahkeme sonucunda eger
Israil yönetimi haksiz cikarsa, Israil'in, dokuz canin ve ondokuz yara-
lamanin hesabini ödemesi gerekecektir. Eger bu ödemeyi yapmaya
karsi cikarsa, Türkiye Israille iliskileri kesebilir veya ona savas acabi-
lir. Fakat Türkiye'nin savas acmasi sart degildir. Bunun yerine baska
cözümler de arayabilir veya hesabin tahsil edilmesini ileri bir zamana
erteleyebilir.
Eger Israil, Türkiye ile iliskilerini sürdürmek istiyorsa, uluslararasi bir
mahkemede veya o mahkemenin hukukuna uygun sartlarda yargilan-
mayi kabul etmeli ve suclu ciktigi takdirde de cezasini ödemelidir.
Not: Bu bildiri, uluslararasi diplomatik platformda paylasildi.
Zaman: Yeni Cag'in onu, Haziran ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hak ve Hukuk.
Nitelik: Özel Mesaj 4.
Mesaji veren makam: Mehdiyet Makami.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Dienstag, 1. Juni 2010
EY İSRAİLLİLER!
EY ISRAILLILER!
Ey Israilliler! Ey Israil yönetiminin hatalarina destek veren Israilliler!
Ve ey Israil yönetimi!
Allah bütün yaptiklarinizi görmekte ve bilmektedir. Sanmayiniz ki,
Allah sizi ihmal etmektedir. Hayir! O size sadece mühlet vermekte-
dir. Bir gün gelir O, cezanizi toptan keser, helâk olursunuz. Sizin
atom bombalariniz bunu önleyemez. Amerika sizi cezalandirmaya
cesaret edemez. Ama Allah, cesaretsiz degildir; O'nun cesareti
coktur. Eger hatasiz olursaniz, ömrünüz uzun olur. Eger zulmeder-
seniz, ömrünüz kisalir. Bunun ne demek oldugunu herhalde anlar-
siniz... Fazla söze gerek yoktur. Fazla söz israftir.
(Israil komandolarinin yardim gemilerine saldirmasindaki hak ve
hukuk meselesine gelince: Eger Israil'in uluslararasi sulardaki gemi-
leri durdurma ve kontrol etme hakki var idiyse, onun komandolarina
gereken izin verilmeliydi. Eger böyle bir haklari yok idiyse, bu halde
gemideki yolcularin kendilerini savunmalari haklidir. Uluslararasi bir
mahkemede hakli ve haksiz taraf tesbit edilip, sucluya gerekli ceza
kesilmelidir. Ayrica Gazze'ye yapilacak yardimlar, Israil'in bilgi ve
onayi dahilinde yapilmali; karsilikli restlesmelerle insanlarin hayat-
lari tehlikeye atilmamalidir. Israil'in de, silah disindaki insanî yardim-
lara engel olmamasi gerekir.)
Ey Kur'anlilar! Israilliler'in yaptiklari hatalara karsi vereceginiz tepki-
lerde Hak ve Adalet disina cikmamalisiniz. Bu konuda gerekeni yap-
mak, devletinize düser. Devletinizin izni haricinde ve yasalara aykiri
bir işe kalkismamalisiniz. Allah, adalet edenleri ve öfkesini yutanlari
sever.
Zaman: Yeni Cag'in onu, Mayis sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hak ve Adalet.
Nitelik: Özel mesaj 3.
Mesaji veren makam: Mehdiyet makami.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Ey Israilliler! Ey Israil yönetiminin hatalarina destek veren Israilliler!
Ve ey Israil yönetimi!
Allah bütün yaptiklarinizi görmekte ve bilmektedir. Sanmayiniz ki,
Allah sizi ihmal etmektedir. Hayir! O size sadece mühlet vermekte-
dir. Bir gün gelir O, cezanizi toptan keser, helâk olursunuz. Sizin
atom bombalariniz bunu önleyemez. Amerika sizi cezalandirmaya
cesaret edemez. Ama Allah, cesaretsiz degildir; O'nun cesareti
coktur. Eger hatasiz olursaniz, ömrünüz uzun olur. Eger zulmeder-
seniz, ömrünüz kisalir. Bunun ne demek oldugunu herhalde anlar-
siniz... Fazla söze gerek yoktur. Fazla söz israftir.
(Israil komandolarinin yardim gemilerine saldirmasindaki hak ve
hukuk meselesine gelince: Eger Israil'in uluslararasi sulardaki gemi-
leri durdurma ve kontrol etme hakki var idiyse, onun komandolarina
gereken izin verilmeliydi. Eger böyle bir haklari yok idiyse, bu halde
gemideki yolcularin kendilerini savunmalari haklidir. Uluslararasi bir
mahkemede hakli ve haksiz taraf tesbit edilip, sucluya gerekli ceza
kesilmelidir. Ayrica Gazze'ye yapilacak yardimlar, Israil'in bilgi ve
onayi dahilinde yapilmali; karsilikli restlesmelerle insanlarin hayat-
lari tehlikeye atilmamalidir. Israil'in de, silah disindaki insanî yardim-
lara engel olmamasi gerekir.)
Ey Kur'anlilar! Israilliler'in yaptiklari hatalara karsi vereceginiz tepki-
lerde Hak ve Adalet disina cikmamalisiniz. Bu konuda gerekeni yap-
mak, devletinize düser. Devletinizin izni haricinde ve yasalara aykiri
bir işe kalkismamalisiniz. Allah, adalet edenleri ve öfkesini yutanlari
sever.
Zaman: Yeni Cag'in onu, Mayis sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hak ve Adalet.
Nitelik: Özel mesaj 3.
Mesaji veren makam: Mehdiyet makami.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Donnerstag, 29. April 2010
Eine erfreuliche Mitteilung!
Eine erfreuliche Mitteilung!
Tod bedeutet nicht die Auslöschung, die Auflösung in nichts,
verderbnis noch Hinrichtung, den Sie haben einen Schöpfer.
Dieser Schöpfer wird zur Erwiederung Ihrer guten sowie
schlechten Taten Sie nach dem Tode wieder aufstehen
lassen und Ihnen das ewige Leben schenken. Eben deshalb
bedeutet der Tod die Rückehr zum Schöpfer, das Ende der
Aufgabe "Leben", die Wiedervereinigung mit den Freunden
im Jenseits; der Gang zum Empfang des Lohnes. Übergang
zur Glückseligkeit und Entdeckung der Unsterblichkeit.
Wenn's dem so ist, ihr Erdenmenschen, "so sinket nicht
weinend ins gefürchtete Erdengrab, sondern frohen Sinnes".
Und trauert den verstorbenen den ihr liebt nicht soviel hinter her.
Mitgeteilt von Ahirüzzaman
Zeit: April 2010.
Ort: Europa
Veröffentlicht von: Europäische Muranisten (Modern Koranisten)
Tod bedeutet nicht die Auslöschung, die Auflösung in nichts,
verderbnis noch Hinrichtung, den Sie haben einen Schöpfer.
Dieser Schöpfer wird zur Erwiederung Ihrer guten sowie
schlechten Taten Sie nach dem Tode wieder aufstehen
lassen und Ihnen das ewige Leben schenken. Eben deshalb
bedeutet der Tod die Rückehr zum Schöpfer, das Ende der
Aufgabe "Leben", die Wiedervereinigung mit den Freunden
im Jenseits; der Gang zum Empfang des Lohnes. Übergang
zur Glückseligkeit und Entdeckung der Unsterblichkeit.
Wenn's dem so ist, ihr Erdenmenschen, "so sinket nicht
weinend ins gefürchtete Erdengrab, sondern frohen Sinnes".
Und trauert den verstorbenen den ihr liebt nicht soviel hinter her.
Mitgeteilt von Ahirüzzaman
Zeit: April 2010.
Ort: Europa
Veröffentlicht von: Europäische Muranisten (Modern Koranisten)
Dienstag, 20. April 2010
IHRE WAHRE RELIGION IST
IHRE WAHRE RELIGION IST
Ihre wahre Religion und richtiges Glaube ist in diesen Worten:
Gott ist einzig; er hat kein Sohn, keine Tochter und kein Partner.
Jesus, Moses und Mohammed sind Diener und Gesandter Gottes.
Gott kann kein Sohn haben, weil er vor und nach ewig, nicht wie
der Mensch geboren und sterblich ist.
Weil Gott so wünscht und befehlt; musst du ein wahre Mensch
sein und menschlich leben. Wenn du auf dieser Erde menschlich
leben willst, dann musst du erst wahre Religion und richtige Glaube
gewinnen; dann ehrlich, rechtlich und gerechtlich sein.
Mitgeteilt von: Ahirüzzaman
Zeit: April, 2010.
Ort: Europa.
Veröffentlicht von: Europäische Muranisten (Modern Koranisten)
Ihre wahre Religion und richtiges Glaube ist in diesen Worten:
Gott ist einzig; er hat kein Sohn, keine Tochter und kein Partner.
Jesus, Moses und Mohammed sind Diener und Gesandter Gottes.
Gott kann kein Sohn haben, weil er vor und nach ewig, nicht wie
der Mensch geboren und sterblich ist.
Weil Gott so wünscht und befehlt; musst du ein wahre Mensch
sein und menschlich leben. Wenn du auf dieser Erde menschlich
leben willst, dann musst du erst wahre Religion und richtige Glaube
gewinnen; dann ehrlich, rechtlich und gerechtlich sein.
Mitgeteilt von: Ahirüzzaman
Zeit: April, 2010.
Ort: Europa.
Veröffentlicht von: Europäische Muranisten (Modern Koranisten)
Abonnieren
Posts (Atom)