Montag, 4. Mai 2009

DİNDARLARDAN CHP'LI LAIKLERE MEKTUP

(Bu bildiri, 2007 yilinda yayinlandi.)

DINDARLARDAN CHP'LI LAIKLERE MEKTUP

Sayin CHP'liler ve kendilerinden baskalarini laik görmeyen
laikler ve kendilerini Türkiye'nin "tek sahibi" kabul edenler,

Eger secilirse, cumhurbaskanligi makamina oturacak olan,
Sn. A. Gül'ün e$i degil, kendisi olacaktir. Cumhurbaskani
adayi Abdullah Gül'ün e$inin basörtülü olmasi, Türkiye'nin
"Müslüman bir ülke" olmasinin dogalligindandir. Böyle bir
ülkede kimseye "dinini dindarligini birak da, kamusal ve si-
yasal alana öyle gel" denemez.

A. Gül'ün adayligini kabul etmediginiz takdirde, "kamusal ve
siyasal alanda Müslümanlarin varligini kabul etmiyoruz" de-
mis olacaksiniz. Bu ise apacik irkcilik ve ayrimcilik demektir.
Bu da, sizin "halkcilik"inizi ve "insancil"liginizi sifira indirir. Bu
inis de, sizin o sahip oldugunuzu iddia ettiginiz degerlerin sor-
gulanmasini gerektirecektir.

Gül'e vereceginiz cevap: "Türkiye'de dindar Müslümanlarin
varligini kabul ediyor musunuz, etmiyor musunuz"un cevabi
olacaktir. Bütün Müslümanlari "radikal dinci" sayarak veya
"gelecekte olabilir" kabul ederek bir yere varamazsiniz.

Türk Milleti'nin bir kismini "öteki" ve "tehlikeli" görerek ve
onlarin demokratik haklarini hice sayarak Türkiye'ye yapa-
bileceginiz bir iyilik yoktur. Eger bir iyilik yapmak istiyorsa-
niz, Sn. Gül'ün adayligina "evet" dersiniz. Ama "hayir" der-
seniz, sadece "demokratik hak"kinizi kullanmis olacaksiniz.
Ama herkes, sizin "ne kadar halkci" oldugunuzu ve gercek
kimliginizi de görmüs olacaktir! Ve bir daha "biz halkciyiz"
diyemeyeceksiniz.

Türkiye'nin, "iyilikci laik-demokratlar"a ihtiyaci oldugunu
ve "hayir"larinizin Türkiye'nin hizini kesmekten baska bir
i$e yaramayacagini bilmenizi ve unutmayacaginizi umud
ediyor ve artik "Müslüman Halk'in varligini da kabul ediyo-
ruz" diyeceginiz günler gelmis olsun diyoruz.

Not: "Biz de Müslümaniz" derseniz, biz de sorariz: "Bu ne
bicim Müslümanlik!"

Not 2: A. Gül'ün adayligina "evet" demediginiz takdirde
$u sualin cevabina simdiden bir yanit hazirlamalisiniz.
"Yeni secimlerin sonucu Sn. Erdogani Cumhurbaskanligi-
na cikarirsa ne yapacaksiniz?"

Not 3: ILIMLI Gül'e "evet" demeyenler, radikal "dikenler"
e evet demis olurlar. Bu ölcü Avrupalilar icin de gecerlidir.

Not 4: Bu mektup bütün CHP'li milletvekillerine iletilmelidir.

Not 5: Iran Yönetimi'ne sesleniyoruz: Ba$ini iyi örtmeyen
kadinlarin sürgün edilmesi bir zorbaliktir. Cünkü zorla Müs-
lümanlik olmaz. Islâmiyet'i bir "zorbalik dini" haline getirmeye
de hakkiniz yoktur. Bu haksizliga derhal son vermeniz, Islâ-
miyet'in geregidir. Dâvet etmeye hakkiniz var, fakat zorlama-
ya hakkiniz yoktur. Bu haksizliga son vermek, insanlik ve
müslümanlik görevinizdir.

Zaman: Yeni Cag'in yedisi, Nisan'in son haftasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Dâvet.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

DENİZ BAYKAL'A AÇIK MEKTUP

(Bu bildiri, 2007 yilinda yayinlandi.)

DENIZ BAYKAL'A ACIK MEKTUP

egrileri dogrultan ALLAHin adiyla

Sayin Deniz Baykal,

Temmuz secimindeki yenilgi ve basarisizliginizin sucunu i-
mam, tarikat ve dinî cemaatlerin üzerine yikmissiniz. Abdul-
lah Gül'ün cumhurbaskanligi adayligi konusunda ise, "uzlas-
ma olmazsa, catisma cikar" demektesiniz. Bu suclamalari-
niz ve tehditleriniz de bize, savunma ve cevaplama hakki
vermektedir.

Secimlerde imamlar, cemaatler ve tarikatlar AKP'yi des-
teklemis olabilirler. Fakat sizin burada sormaniz gereken
soru: "Bunlar nicin CHP'yi desteklemedi?" olmaliydi. Ama
siz bunun cevabini zaten biliyor ve sucun da kendinizde
yattigini görüyorsunuzdur. Eger görmüyorsaniz, parti bas-
kanliginda bulunmaniz büyük bir hatadir. Bu hatayi gören-
ler ve bilenler herhalde gerekeni yapacaklardir.

Hatalarini görmek ve düzeltmek isteyenlere $u gercekleri
bildirmemiz gerekiyor:

CHP'liler, AKP'ye destek veren cemaatleri görürken, ken-
dilerine arka cikan gayri dinî cemaatleri de görmelidirler.
Yani emekli ve emeksiz askerler, "vatansever" ve sevmez
C'ler, DISK ve Atatürk cemaatleri, büyük gazetelerin ba$
ve büyük imamlari (pardon yazarlari) ve onlarin cemaat re-
isligi yapmalari ve ABD'li düsünce kuruluslari da size des-
tek vermedi mi? Verdi, ama güc ve sayilari yetmedi degil
mi?

Dinsel cemaat ve tarikatlarin oylarini siz de alabilirdiniz. Fa-
kat bunun icin cok degismeniz gerekiyor. Bu degisim olma-
dan onlardan oy almaniz mümkün olmayacaktir. Cünkü siz,
zengin ve seckin kesimle barisiksiniz, ama halk ve cumhur-
la barisik degilsiniz. Bu baris gerceklesmedikce de iktidar
olmaniz hayal olacaktir. Simdi siz; Cumhuriyet Halk Partisi
degil, Zenginler ve Seckinler Partisi'siniz. Ne zaman ZSP'
den gercek bir CHP'ye dönüsürseniz, o zaman halk cogun-
lugunun oylarini alabilirsiniz.

Sayin Deniz Baykal,

"Uzlasma olmazsa, catisma cikar" sözünden neyi kastedi-
yorsunuz? Yoksa bu bir tehdit mi? Yoksa yüzde kirkyedi-
lik halka karsi savas mi acacaksiniz? TSK'yi da bunun icin
mi kullanacaksiniz? Ordunuzu ve silahlarinizi hazirladiniz
mi? Catismaya hazir misiniz? Keske bu kaba ve ucuz teh-
ditlerden vazgecebilseniz, millet iradesiyle barisabilseniz...

TSK'daki laikci dostlariniz, 22 Temmuz sonuclarindan ge-
reken cevabi aldilar. Artik sizin pesinize takilip millet irade-
sine karsi savas acamazlar. Yani sirtinizi askere dayamak-
tan vazgecmek zorundasiniz. Bu da size, kendi gücünüz
kadar laf etme imkâni verir. Yani yeni tehditlerle demokra-
siyi esir alma cabalarina son vermelisiniz.

Madem uzlasma istiyorsunuz, halkin yüzde kirkyedilik uz-
lasma elini nicin tutmuyorsunuz, bu eli nicin kabul etmiyor-
sunuz? Halkin A. Gül'ün adayligina evet diyen demokratik
tercihini reddetmenizin ve "A. Gül cekilmezse ihtilâl yaptiri-
riz" demenizin bir dayatma ve diktatörlük ve zorbalik ola-
cagini bilmiyor musunuz? Yoksa bu tehditlerle mi ayakta
kalmayi düsünüyorsunuz?

Dolayli olarak "A. Gül ve benzerleri olmasin, yoksa catis-
ma cikaririz" diyorsunuz. Buna "uzlasma" degil, apacik "da-
yatma" ve "zorbalik" denir, siz de biliyorsunuz. Fakat sizin
dayatma ve zorbaliklariniza da itaat edilemeyecegini, de-
mokratik ilkeler neyi gerektiriyorsa onlarin yerine getirile-
cegini de iyi bilmelisiniz.

Eger A. Gül'ü begenmiyorsaniz, siz de bir aday gösterin.
Hangisi en cok oyu alirsa, o cumhurbaskani olsun. Demok-
ratik yol budur. Eger bunu reddederseniz, demektir ki siz
diktatörlükten baska birsey istemiyorsunuz! Sizin bu istek-
sizliginize ise yalniz yüzde kirkyedi degil, sizin yüzde yirmi-
niz de itaat etmeyecektir. Bu itaatsizlik de dogru bir isyan-
dir.

Zayif insan iktidarini göstermek icin yikicilik taraftari olur-
mus. Siz de, "bizim dedigimiz olmazsa, catisma cikaririz"
deyip, yikiciliga meylediyorsunuz. Ama sizin icin dogru o-
lan, yapiciliga meyletmektir. Eger yapiciliga meylederse-
niz, hic olmazsa hatalarinizi örtmüs olursunuz. Bu da, (ha-
talarinizi düzeltme yoluyla) sizin puanlarinizi artirir. Bu da,
sizi iktidara götürür. Öyle ise ters istikamette gitmekteki
inadiniza son vermeli degil misiniz? Tabii, eger CHP'nizin
hayatta kalmasini istiyorsaniz.

Secimlerden önce AKP icin bir cehennem cukuru kazdiniz.
Ama bu cukura düsen kendiniz oldunuz. Biliyorsunuz, bu
cukurda kalmaktan kil payi kurtuldunuz. Simdi tekrar yeni
bir kuyu kazmaya cabaliyorsunuz. Dikkat ediniz! Bu sefer
düseceginiz yerden sonsuza dek cikamayabilirsiniz. Akliniz
varsa, Türk Silahli Kuvvetleri'ni karanlik emellerinize âlet
etme düsüncenizden vazgecer, kuyu kazmaya son verirsi-
niz.

Öyle ise: Sizin dediginiz degil, bizim dedigimiz degil;
demokratik ilkeler neyi gerektiriyorsa, o olacaktir!

Not: Biz (yani halk ve aydinlar ve dindarlar olarak) "illâ A.
Gül cumhurbaskani olsun" diye bir dayatmada bulunmuyo-
ruz ve bulunamayiz. AKP camiasi ve lideri, kimi uygun gö-
rürse, onu aday secer ve sectirebilir. Bu konuda karar, A-
KP'lilerin ve liderinindir. Eger A. Gül cumhurbaskani seci-
lirse, onun esinin basörtüsü, demokrasinin bayragi olarak
yükselecek ve dalgalanacaktir. Buna karsi cikanlar ise, dik-
tatörlüklerinin resmini aciga vurmus ve cikarmis olacaklar-
dir. Fakat bu resmi kimse görmek istemiyor; bu da iyi bi-
linmelidir.

Zaman: Yeni Cag'in yedisi, Agustos ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Savunma.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

Sayın Cumhurbaskanı A.Necdet Sezer,

(Bu bildiri, 2002 yilinda yayinlandi.)

haksizliktan hoslanmayan Rabbin adiyla

Sayin Cumhurbaskani A.Necdet Sezer,

Dini kamusal alandan dislamaya hakkiniz yoktur. Böyle
bir hakki size ne Allah vermistir ne de millet! Mille-
tin inancsal hak ve hürriyetlerini gasbeden bir anaya-
sa, anayasa olamaz. Yapacaginiz en dogru is, böyle bir
anayasayi korumak degil, onu derhal degistirtmek ve
düzelttirmektir.

Eger o sarfettiginiz sözler yerine: "Dindar milletin
hak ve özgürlüklerine tecavüz eden anayasal maddelerin
degismesi ve bosluklarin doldurulmasi gerekir" demis
olsaydiniz, hakka ve adalete uygun bir hareket olurdu.

Allah, laikligi kendi keyf ve kafalarina göre ayarla-
yarak dindarlarin hak ve hürriyetlerini gasbedenlerin
karilarinin baslarini kele cevirse ve onlar da örtün-
mek zorunda kalsalar, o beyler ve agalar dindar kadin-
lara uyguladiklari zulüm ve zorbaligi acaba kendi ka-
rilarina da uygulamaya devam ederler mi? "Karilarimi-
zin basi kel olsa da kamu alanina basörtüsüyle gire-
mezler" derler mi? Onlari kamu alaninda kel olarak do-
lastirmaya mecbur ederler mi?

Sözleriniz, dindar milletin hak ve özgürlüklerine bir
tecavüzdür. Tecavüz ise suc'tur, cezalandirilmasi ge-
rekir. Bu gerek yerine getirilmedikce ve o tecavüzler
son bulmadikca basörtüsü sorunu kapanmis olmaz ve ka-
panmamistir. Sorunlar, zulüm ve haksizlikla degil, Hak
ve Adalet'in geregini yerine getirmekle kapanir. Gas-
bedilen milletin hakkini iade ettiriniz. Unutmayiniz,
insanî hukuk üstünde "Ilâhî HAKK" vardir. Dedeniz Os-
manlilar bu Hakki gözetiyorlardi.

Eger adaletiniz varsa, basiaciklik da bir din ve i-
nanctir; öyleyse basiacik kadinlari da kamu alanina
sokmayin. Yapabilir misiniz? Eger yaparsaniz size ne
denir? O halde haksizliga son verdiriniz!

Sizin laiklik anlayisiniz, Allah'in verdigi hak ve öz-
gürlüklerin üstüne cikamaz. Cikarsa, zulüm dogar: Za-
lim olursunuz, sayin Cumhurbaskani, zalim olursunuz!

Cumhuriyet'in temel ilkeleri, dindar millete zulüm et-
mek midir? Deforme edilmis bir laiklik anlayisini bu
millete ve dindarlarina daha ne vakte kadar dayatacak-
siniz? Buna ne hakkiniz var? Böyle bir hakki size ne
millet vermistir, ne de Allah!

Milletin hak ve özgürlüklerine tecavüz eden ve etti-
renlere saygimiz yoktur.

Zaman: 58. Hükümet'in ilk ayi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hak ve Adalet.
Boyut: Kur'anizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA KUR'ANISTLERI
* * *

"ASKER KIZAR" NE DEMEKTİR?

(Bu bildiri, 2007 yilinda yayinlandi.)

"ASKER KIZAR" NE DEMEKTIR?

Cumhurbaskanligi icin Abdullah Gül'ün aday gösterilmesi
veya gösterilecek olmasi karsisinda "asker korkusu"na da-
yanilarak Gül'ün adayliginin önlenebilmesi icin tereddütler
üretilmektedir. Yani "A. Gül cumhurbaskani olursa; asker
kizar, bürokrasi rahatsiz olur ve sonucta kriz cikar" denil-
mektedir.

Burada hemen sormaliyiz: "Asker nicin kizar"mis?

"Askerin kizacagi"ni kabullenmek, daha ilk basta askerî
bir yönetimi veya onun yönetime ortakligini kabullenmek
demektir. Bu kabullenme ise, demokrasi olamaz ve bunu
derhal reddetmek zorundayiz.

Asker, devlet ve hükûmet üzerinde bir makam ve mevkide
mi bulunuyor ki, onun kizmasi söz konusu olabilsin! Madem
asker, devlet ve hükûmetin üstünde degil, altinda olan bir
makamda ve "vatanin koruyucusu" mevkiindedir; o halde
üsttekilerin alttakilerden korkup cekinmesi veya üsttekileri
alttakilerle korkutmanin ne anlami olabilir!?

Madem Türkiye padisahlikla degil, cumhuriyetle yönetiliyor,
o halde askeri, padisahlik makamina cikartir vaziyetlerden
de uzak durmaliyiz.

Eger asker kendini devlet ve hükûmet üzerine cikarirsa,
haddini a$mis olur. Bu a$ma ise, ona itaat etmeyi ve önün-
de elpence divan durmayi degil, cezalandirilmayi gerektirir.
Bazi laikci askerler basörtüsünden veya onun kamusal alana
sokulmasindan hoslanmayabilirler. Ama bu hosnutsuzluk,
onlarin devlet görüsü degil, ancak sahsî görüsü olarak kala-
bilir. Sahsî görüslere de itaat söz konusu degildir. Cünkü
devletin görüsü "Anayasa"dir. Anayasa'da "cumhurbaskani-
nin esi basörtülü olamaz" diye bir hüküm veya madde yok-
tur. Yok olan fakat var kabul edilmek istenen bir hüküm-
den dolayi nicin kriz ciksin? Kriz cikaranlar ve cikartmak
isteyenler Türkiye'ye kötülük yapmis olmazlar mi ve olmu-
yor mu?

Demek kriz cikaranlar ve cikartmak isteyenler, demokratik
sonuclari hazmedemeyenlerdir. Fakat gercekten Türkiye'
nin iyiligini isteyenler, demokrasinin ortaya cikardigi sonuc-
lari hazmederler. Ve kriz cikarmak ve üretmekten de uzak
dururlar.

Kadinlarin basörtüsü, Türkiye'nin yok edilemez (ve yok e-
dilmesi de gerekmeyen) bir gercegidir. A. Gül'ün esinin bas-
örtüsü yüzünden kriz cikarmak isteyenler bu gercekleri ka-
bul etmek zorundadirlar.

Henüz vazifesinden ayrilmamis olan cumhurbaskani A.
Necdet Sezer'in esi basörtüsüzdür. AKP milletvekilleri:
"Bu kadinin basi nicin örtülü degil" diye bir sorun cikardilar
mi? Cikarmadilar! Onlar bunu hazmetmeyi bildiler. Simdi
hazmetme sirasi (demokrasinin hakki olarak) AKP karsit-
larindadir.

CHP'liler A. Gül'e "hayir" diyebilirler. Bu da demokrasinin
geregidir. Ama CHP'liler hayir diyor diye veya bazi laikci
asker ve bürokratlar rahatsiz olur diye cogunlugun kabul
ettigi bir kimsenin seciminden vazgecilemez. Madem halk
cogunlugu A. Gül'e "evet" demistir, o halde "kriz cikacagi"
ndan korkmanin da bir anlami olamaz ve kalamaz.

A. Gül'ün adayligindan korkulmamali ve rahatsiz olunma-
malidir. Cünkü A. Gül o makama cikarsa, orada ebediyen
kalmayacaktir. 4 veya 7 sene sonra oraya baska biri gele-
cektir. O zaman da halk isterse, oraya esi basörtüsüz bir
kimseyi getirir. Basörtüsü ise, Türkiye kadinlarinin yaridan
fazlasinin kullandigi bir aractir. Bu aracin bir dinî yönü var-
dir, bir de dinî olmayan yönü vardir. Eger siz bu araca düs-
manlik ederseniz, Türkiye kadinlarinin yaridan fazlasina
düsmanlik etmis olacaksiniz. Bu da demokrasi anlayisiyla
ve insanlikla bagdasamaz. Demek, laikciler kendilerini
"insanliga" dâvet etmelidirler. Bu dâveti bizim yapmamiza
gerek yoktur.

Askerin, bürokratlarin ve muhalefetin, esi basörtülü bir cum-
hurbaskanina hayir deme haklari vardir. Ama kriz cikarma-
ya haklari yoktur. Kriz cikaranlar, Türkiye'ye kötülük etmis;
kriz cikarmaktan uzak duranlar ise, demokrasiye hizmet
etmis olacaklardir.

Eger asker demokrasinin arkasinda durursa, ona karsi düs-
manlik söz konusu olmaz. Fakat bunun aksine fasist ve dar-
beci bir tavir sergilerse, buna da tepki göstermek boynumu-
zun borcu olur. Ama biz inaniyoruz ki, Türk Askeri bir kac
kücük akilli ve ideoloji perest gazetecinin pesinden gidecek
kadar akilsiz degildir.

Türkiye'nin ve milletinin iyiligini isteyenler, bütün tavizi karsi
taraftan beklemezler. Kendileri de tavizkâr olurlar. Bir cum-
hurbaskaninin esinin basörtülü olmasi, ne demokrasiye, ne
laiklige, ne hürriyete ve ne de cumhuriyete aykiridir. Madem
aykiri degildir, bu degerlerin hakki verilmelidir, gasbedilme-
melidir.

Cünkü Türkiye'de demokrasi, (halk cogunluguyla) esi basör-
tülü bir cumhurbaskanina "evet" diyor. Laiklik ise; "devleti
dinsel otoriteyle yönetmeye kalkmazsan, ben de senin dinsel
ya$antina müdâhale etmeye kalkmam" diyor. Hürriyet ise;
"ne sen bana zarar ver, ne de ben sana zarar vereyim" diyor.
Cumhuriyet de; "Türkiye, padisahlikla yönetilemeyecegi gibi,
askerî vesayetle de yönetilemez" diyor. Bize de: "Dogru söy-
ledin ey Demokrasi, Laiklik, Hürriyet ve Cumhuriyet" demek
kaliyor ve "kisaca" deyip, noktaliyoruz:

A. Gül'ün esinin basörtülü olmasi nedeniyle kriz cikaracak
olanlar, Türkiye'ye kötülük etmis olacaklardir. "Hainlik"le
damgalanmak istemeyenler, kriz cikarmaktan uzak durma-
lidirlar. Böylece basörtülüleri ve dolayisiyla dinlerini ve din-
darlarini da asagilamaktan kurtulmus olurlar.

AKP de, üzerine yüklenmis olan demokrasi mücâdelesinde
tavizkâr olmamak zorundadir. Aksi halde millî iradeye iha-
net etmis olacak ve halk cogunlugunun destegini kaybede-
rek cezalandirilacaktir.

Not 1: Yeni secilen Millet Meclisi Baskani'na CHP'lilerin
"evet" demesi, "esi basörtülü bir cumhurbaskanina hayir"
demektir. Dolayisiyla CHP lideri sayin Deniz Baykal, "iyi-
lik melegi" falan degildir. CHP lideri ne zaman "A. Gül'ün
adayligina evet" derse, o zaman Deniz Bey'i de bir iyilik
melegi olarak görmeye baslayabiliriz.

Not 2: Vatan Gazetesi'nden Can Atakli Bey: "Asker darbe
yaparsa, ne yaparsiniz" diye sormus. Biz cevap verelim.
Birincisi: Darbeye "hosgeldin" demeyiz.
Ikincisi: Darbeleri darbelemeye yeminliyiz.
Ücüncüsü: Darbe yaptiranlar ve taraftarlari kendilerine de-
mokratik olmayan bir ülke aramak zorunda kalirlar.
Dördüncüsü: Bütün darbeciler (idam kaldirilmis oldugu icin)
ebedî hapse mahkûm olurlar.

Not 3: Eger (muhalefet olarak): "Tek aday göstererek da-
yatmada bulunuyorsunuz" derseniz, bu halde siz de MHP
ve CHP veya disaridan bir aday gösterebilirsiniz. Ama
AKP'lilerin kendi iclerinden iki aday göstermesi dogru ol-
maz. Onlarin adaylari zaten ortadadir. Gösterilecek aday-
lardan hangisi en yüksek oyu alirsa, cumhurbaskanligini o
kazanir. Biz, ortaya cikacak demokratik sonuca (aleyhimi-
ze olsa da) raziyiz. Cünkü bizim icin önemli olan demokra-
sinin kazanmasidir. Siz de buna razi olmalisiniz. Gizli hesap
pesinde oldugumuzu da düsünmemelisiniz. Yani "AKP'liler-
in oy sayisi nasil olsa fazladir" gibi icten pazarlikli degiliz.
Cünkü AKP'liler icinden de sizin adayiniza oy verebilecek
kimselerin cikmasi mümkün ve Gül'ün kaybetmesi de ihti-
mal dahilindedir. Eger bir aday göstermezseniz, "AKP'liler
dayatmada bulunuyor" demekten de vaz gecmelisiniz.

Not 4: Son haberlere göre CHP lideri, A. Gül'ün adayligi-
na, esinin basörtüsünden dolayi degil, gecmisteki günahla-
rindan dolayi karsi cikmakta oldugunu söylemis. Yani A.
Gül'ü, "Türkiye'yi AIHM'ye sikayet ettigi ve rejim aleyhin-
de bazi konusmalar yaptigi" gerekcesiyle "eski günahlar"i
sebebiyle idam etmeye calisiyor!

Eger biz kusursuz ve günahsiz bir aday aramaya kalkarsak,
gecmisi günahsiz ve kusursuz adami nereden bulabiliriz ki!
Kaldi ki, bu, bir cumhurbaskani adayinda aranan birsey de
degildir. O halde, CHP'liler kendi iclerinden veya disaridan
bir aday göstereceklerse gösterirler. Göstermezlerse, bu
saatten sonra AKP'liler CHP liderini dinlemek zorunda de-
gildirler. CHP lideri zaten yeteri kadar kötülük yapmis bu-
lunuyor. Bundan sonra onun yapmasi gerektigi sey, sesini
kismak olacaktir. AKP de, CHP liderinin keyfine göre de-
gil, Anayasa'nin gösterdigi sekilde bir aday gösterecek ve
demokratik ilkelere göre hareket edecektir. Gerisi, seyta-
nin oyununa gelmektir!

Not 5: Vatani ve demokrasiyi korudugu müddetce Asker
dostumuzdur. Fakat demokrasiye zarar verdigi an bu dost-
luk yok olur. Eger Asker, laikligi düsündügü kadar demok-
rasiyi de düsünür ve onu korursa, sorun kalmaz, dostlugu-
muz bozulmaz. Biz dindar demokratlar da, bu dostlugun
bozulmamasindan yanayiz.

DEMOKRATLAR, ASKERIN KIZMASINDAN DEGIL,
DEMOKRASININ KIZMASINDAN KORKARLAR!

Zaman: Yeni Cag'in yedisi, Agustos ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Mücadele.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

Samstag, 2. Mai 2009

DİN, AKIL, ÖZGÜR İRADE VE KADER HAKKINDA ATEİST BİR BAYANLA YAPILAN TARTIŞMA

(Yazarimiz Hüseyin Avdic'in, mustafaakyol.org sitesinde
ateist bir bayanla yaptigi tartisma.)

DIN, AKIL, ÖZGÜR IRADE VE KADER HAKKINDA
ATEIST BIR BAYANLA YAPILAN TARTISMA


Nilgün Hanim,

Az akillilar, en akillinin güdümüne girer. Gerekiyorsa,
dindarlar da yönetici olabilir.

Bir yerde zulüm ve saldiri varsa, savunma ve savas da
kacinilmazdir.

Dindarlar yalniz ibadetle ugrasmazlar, dünya ile de
ugrasirlar. Cünkü onlar bir "din robotu" degildirler.

Bir "yaratik" oldugunuzu unutmamalisiniz. Dolayisiyla
"Yaratici"nizi bilmeli ve O'nun emir ve isteklerine göre
ya$amalisiniz. Yani kendi keyfinize göre dünyaya
düzen vermeye hakkiniz yoktur. Öyle ise kendinize
sormalisiniz: "Ben kim oluyorum"?

Hüseyin Avdic

***

Nilgün Hanim,

Tanri isteseydi, meleklere söz gecirdigi gibi, diger
yarattiklarina da sözgecirirdi. Demek ki, istememis!
Istememesinin sebebi, onlari sinamak istemesidir.
Yoksa insanlari da melekler gibi veya bir robot gibi
yaratabilirdi. Iyi ki robot degiliz. Eger robot gibi
yaratilmis olsaydik, siz bir ateist olamayacaktiniz!

Tanri hem bilir, hem de bildirmistir. Bildirisi de Kur'
andir.

Hüseyin Avdic

***

Sayin Nilgün Hanim,

Okuldaki bir ögretmen, sinifindaki ögrencilerin hal ve gidislerine,
tembellik ve caliskanliklarina bakarak hangi ögrencilerin sinifta
kalacagini veya gececegini bilir. Simdi böyle bir ögretmen tem-
bel ögrencilerine yönelip: "Sizler sinifta kalacaksiniz" dese, o
ögrenciler de gercekten sinifta kalsalar, acaba ögretmene:
"Biz senin bilmen yüzünden sinifta kaldik. Senin bilmen,
bizim irademizi köreltti!" veya "senin bilgin olmasaydi
biz sinifimizi mutlaka gecerdik; sinifta kalisimizin tek
sorumlusu sensin!" diyebilirler mi? Derlerse, hakli
cikabilirler mi?

Demek, hersey "felsefe mantigi"ndan ibaret degildir.
O halde "gercekler"i görelim. Gercekleri göremeyen,
"celiski"den kurtulamaz...

H.A

***

Sayin Nilgün Hanim,

Tanri, sizin keyfiniz icin cahil kalamaz. Siz istiyorsunuz ki,
Tanri sizin geleceginizi bilmesin. Ve ancak O'nun bu bilgi-
sizligi sayesinde sizin de özgür iradeye sahip olabileceginizi
düsünüyorsunuz!

Bir ögretmenin, sinifindaki ögrencilerden kimin sinifta kala-
cagini ve kimin sinifi gececegini bilmedigini farzedelim. Ne
degisir ki? Dersine calisan ögrenci yine sinifini gececek,
calismayan ise yine kalacaktir. Demek ögrencinin gelecegini
belirleyen, ögretmenin ögrencinin gelecegini bilip bilmemesi
degil, bilâkis ögrencinin iradesini hangi yönde kullanacagidir.

Tanri karsisinda insan da bu durumdadir. Insan, iradesini
hangi yönde kullanirsa, o sonucu alacaktir. Tanri da insanin
hangi yönü sececegini ve hangi sonucu kazanacagini bilir,
bu bilgiye göre de onun kaderini yazar. Yoksa Tanri ne
yazmissa, insan onu yapmaz. Aksine, insan neyi yapacaksa,
Tanri onu yazmistir, bilmistir.

Eger insanin elinde tek bir secenek olsaydi, o zaman insanin
irade özgürlügünden bahsedemezdik. Bu halde insan ya tüm-
den iyilikci olurdu, ya da tümden kötülükcü olurdu. Tanri da
insanlari tümden ya cennete koyardi, ya da cehenneme atardi.
Simdiki halde ise durum farklidir. Isteyen Tanri'ya inanir cenneti
kazanir, isteyen de O'nu inkâr edip cehennemlik olur. Sizin ko-
lunuzu baglayan yoktur. Ikisinden birisini secmekte özgürsünüz.
Tanri'nin sizin neyi sececeginizi bilmis olmasi, sizin iradenizi
yok etmiyor. Siz $u anda kendi iradenizle inancsizligi sectiniz,
Allah da sizin sectiginiz $eyi yaratmaktadir. Öte tarafta da
sectiginizin sonucuna katlanmak zorundasiniz.

Tanri'nin herseyi önceden bilmesinin bir hikmeti $udur: Önce-
den hesabedilmedik seyler, sonradan kaos yaratmasin. Bir
mimar bir gökdelen in$a ederken, herseyin herseyle olan
irtibatini iyi bilmek ve hesaplamak zorundadir. Bu bilgi ve he-
saplama da "plan" olarak ortaya cikar. Bu plan, o gökdelenin
bir cesit "kaderi" durumundadir. Tanri da kac kisinin cennete
ve kac kisinin cehenneme girecegini önceden bilir ve buna
göre de yeterli bir cennet ve cehennem in$a eder ve etmistir
ve edecektir. Bizim icin "olacak" olan, O'nun icin "olmus-bitmis"
tir.

Ve ayrica Tanri'nin, dünyaya ne kadar insan girip cikacagini
önceden bilmesi gerekir ki, buna göre bir Dünya hazirlansin.
Böyle bir önbilgi ve hesap olmasaydi, hersey kaosla sonucla-
nirdi. Bu da Tanriliga zit bir durumdur. Cünkü herseyi bilmeyen
ve herseye gücü yetmeyen, Tanri olamaz. I$te bizim "Allah"
inancimiz budur: Herseyi bilmeyen Tanri'ya "Allah" demeyiz.
Siz de mantiginizi "düzden" i$lettiginizde bu gercekleri
göreceksiniz. Secenek sizin!

Hüseyin Avdic

***

Zaman: Yeni Cag'in dokuzu, Mayis ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Tartisma.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

DİN BİLİM TANRI KONULARI

(Yazarimiz Hüseyin Avdic'in, mustafaakyol.org sitesinde
ateistlerle yaptigi tartismalar.)

DIN BILIM TANRI KONULARI

DIN TAMAMEN DOGMA DEGILDIR

Cünkü dinin degismezleri oldugu gibi, degisen yönleri
de vardir.

Meselâ Islâmiyet'in inanc sartlarindan olan; Allah'a,
Meleklerine, Peygamberlerine, Kitaplarina, Âhiret ve
Kader'e olan inanc degismez, degistirilemez.

Ibadet sartlarindan olan Namaz, Zekât, Hac, Oruc,
Kurban ve Kelime-i Sehadet degismez.

Adalet degismez.

Güzel ahlâki olusturan maddeler degismez.

Ancak hukuk ve sünnetle ilgili konular, sartlara göre
degisir. Ve her caga göre dinin yeni bir yorumu yapila-
bilir. Dinde ilerleme gerileme olmaz. Cünkü din, hayatin
günesidir.

Bilimin de degismezleri vardir. Meselâ isbatlanmis bilim-
ler ve bulunmus yasalar degismez. Ama teori ve hipotez-
ler degisebilir. Bu degisebilir yönüyle de bilim daima iler-
leme (veya gerileme) icinde olur.

Demek, dinin de bilimin de degisen ve degismeyen yön-
leri vardir. Dinin esaslarinda yapilacak bir degisiklik fayda
getirmez. Fayda getirecek olsaydi, onda da degisiklik
yapilabilirdi. Fakat dinin esaslarinda yapilacak bir degisik-
lik, o dini yikar.

Demek, din tamamen degismez olmadigi gibi, bilim de
tamamen degisebilir degildir.

Hüseyin Avdic

***

Mete Bey,

Hindistan'in ürettigi füzelerden Iran da üretiyor.
Ama füzeler adam öldürür, adam diriltmez.
Din ise, ölümü öldürür, ebedîlik kazandirir.
Dolayisiyla en kral füze, din ile, bilhassa
Islâmiyet ile boy ölcüsemez.

Hüseyin Avdic

***

DIN VE BILIM VE MÜSLÜMANLAR

Mete Bey,

Sözlerinizi yanlis anlamis degilim.

"Yapilis ve i$leyis itibariyle hersey ilme baglidir".
Insanin da doga ve tabiatla olan muamelesini saglikli
kurabilmesi ve ondan faydalanabilmesi icin onun nasil
yapildigini ve i$ledigini bilmesi ve onlari i$leten yasalari
tanimasi ve onlara itaat etmesi gerekiyor. I$te bu haki-
kat, "bilim"i dogurmaktadir. Bilime olan ilgi ve yönelis
de ihtiyaca bakar. Kim daha cok muhtacsa ve bu ihti-
yacini hissediyorsa, bununla meraki uyanir ve bu uya-
nisla da bilime yönelir ve calismasina göre de ilerleme
kaydeder.

Kur'anlilar, Islâmiyeti kazandiktan sonra bilime olan ih-
tiyaclarini hissetmis ve gerekli calismalarini yapip, bu-
günkü bilim ve teknigin temelini atmislardir. Bu temeli
attiktan sonra bilim nöbetini Bati'ya devretmislerdir. Ba-
tililar da Müslümanlardan devraldiklari bu temelle ve
nöbetle ve ihtiyacin meydana getirdigi büyük bir aclikla
ona sarilarak bilim ve onun bir meyvesi olan teknigi bu-
günkü seviyesine getirmisler ve tarihsel vazifelerini ta-
mamlamislardir.

Bilim ve teknikte doygunluga ulasmis bulunan Batililar
simdi nöbeti tekrar Müslümanlara devretmek üzeredirler.
Bundan sonra bilim ve teknigi ilerletmek Müslümanlarin
i$i olacaktir.

"Bunun delili nedir" diye sorulacak olursa, "onun delilini
yakinda göreceksiniz" deriz.

Fakat hersey bilim'den ibaret degildir. Cünkü bilim sade-
ce dünyaya yardim eder. Fakat din, hem dünyaya hem
de ötesine hizmet eder, i$ik tutar. Insan sadece akildan
ibaret bir varlik olmadigindan, yalnizca bilimle doyamaz.
Cünkü onun bir de "kalb"i vardir. Kalp ise, ölümsüz bir
dünya ve sonsuz bir mutluluk ister. Onun bu ihtiyacini da
ancak "Din" karsilayabilir. Bu ihtiyaci karsilanmadikca,
bilim onu mutlu edemez. Bunun icin insanlik, onun mâne-
vî ihtiyaclarini karsilayacak Islâmiyet gibi gercek bir dini
daima arayacaktir ve ariyor.

Cünkü insanin insaniyete cikip olgunlasabilmesi ancak
din ve bilimle mümkündür. Bunlardan birisini atanlar ise,
insanî olgunlasmada yarim kalacaklardir. Tam bir mükem-
mellesme isteyenler de her ikisine birden sarilacak ve
gercek insanlasmayi kazanacaklardir.

Hüseyin Avdic

***

BIR ATEIST DIYOR KI:

"Ne der bu insanlar? Her seyin bir yaraticisi olmasi sartsa
yaraticinin bir yaraticisi niye yok? Daha mukemmel bir
varligin yaraticisi olmayabiliyorsa, ondan daha az mukemmel
bir evrenin yaraticisinin olmasi neden sart olsun? Bir sey kendi
kendine var olacaksa, daha basit olanin mi, daha karmasik
olanin mi kendi kendine var olmasi daha olasi? Alin size bir
mantik testi." (KUZU)


Ateiste verilen cevap:

Kuzu'ya,

Eger Tanri gercek bir tanriysa, onun üstüne Tanri olmaz.
Ba$bakanin ba$bakani veya cumhurbaskanin cumhurbas-
kani olmayacagi gibi.

Eger evren bir "yaratik"sa, o Tanri'siz olamaz. Eger evren
bir "yaratici"ysa, bunun da üstüne bir Tanri konamaz. Fa-
kat bu halde evrenin bir "yaratici" oldugunu isbatlamak
zorundasin.

Eger bunu isbatlayabiliyorsan, Tanri'ya ihtiyacin yoktur.
$ayet isbatlayamiyorsan, o zaman da herseyin ve herkesin
hâkimi ve hükümdari olan tek Allah'a inanmak zorundasin.

Eger "ben inanmak istemiyorum, ateist kalmak istiyorum"
diyorsan, bu halde de gercege göz kapamis olacaksin ve
insanliktan cikacaksin!

Bu evrenin senin aklina ve bilgine dayanmadigini ve dayan-
dirilmadigini bilmiyorsan, bilmelisin. Madem bu evrenin
yapilisi senin aklina ve bilgine dayandirilmamistir, o halde
sen kim oluyorsun?

Eger sahte bir kimlikten kurtulup gercek bir kimlik kazanmak
istiyorsan, Kur'an'a kalp ve kafa ver, gercegi gör; mânevî kör-
lükten kurtul! Cünkü gercek insanliga yükselis, bu kurtulusla
mümkündür.

Not: Evrenin ve onun temel ta$i olan atomlarin "Tanri" olama-
yacagini, "ATOMNAME/Kuranisthaber"den ögrenebilirsin.
Atomname de, Google'de seni bekliyor.

Hüseyin Avdic

***

Zaman: Yeni Cag'in dokuzu, Mayis ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Tartisma.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

NISAN AYINDA YAYINLANMIS BILDIRILERIMIZ:

NISAN AYINDA YAYINLANMIS BILDIRILERIMIZ:


SAYIN GENERAL!

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NE DUYURU!

GENEL KURMAY BASKANLIGI'NA

GENELKURMAY BASKANLIGI'NA ACIK MEKTUP

F E T H U L L A H G Ü L E N N A M E

Ç A R E N A M E


Bu bildirilerimize, sol taraftaki "April" linkinden ve diger
bütün bildirilere de blogun en altindaki "Ältere Posts"dan
ulasabilirsiniz.

Muranist Haber