(Bu bildiri, 2006 yilinda yayinlandi.)
(Basörtüsü sorunu hakkinda)
C Ö Z Ü M N A M E
sorunlari cözdüren ALLAHin adiyla
(Dikkat! Bu yazinin sonunda Avrupa ve A-
merika'ya da mesaj var).
Türkiye'nin radikal laikleri, kendi laiklik anla-
yislarini deldirmemek ve cignetmemek icin
üniversiteli dindar ve basörtülü kiz ögren-
cilerin, Iran veya Arabistan gibi ülkelere
sürgün edilmelerini istemektedirler. Sayin
Süleyman Demirel de bu istege katilanlar-
dan olmus, fakat son aciklamalarina göre
onun istegi, radikal laiklerin istegi gibi bas-
kici bir niyetle degil, "care gösterme" niye-
tiyle imis. Gercek niyeti bu ise, Sn. Süley-
man Demirel'e fazla yüklenmemek gerekiyor.
Basörtüsü sorununun gercek sorumlusu da
o degildir. Fakat bu sorunun caresi de, din-
dar kiz ögrencileri yurtdisina göndermek
olamaz. Bunun caresi, lakligi yeniden yo-
rumlamak, fakat bu yorumu adil ve demok-
ratik bir sekilde yapmak ve geregine uymak-
tir. Öyle ise, laikligi bir kere daha yorumlaya-
lim:
Laiklik nedir?
"Ne din devlete karissin ne de devlet dine
karissin" olan laiklik; "dindarlar laikcilere,
laikciler de dindarlara hükmetmesin; her
ikisi de bir uzlasma icinde ya$asin"dir. Eger
laikligin anlami yani gercek laiklik bu degilse,
yani "laiklik, laikcilerin dindarlara hükmetme-
sidir"se, bu anlayis ve uygulayis bir savas
sebebidir. Baris icinse, bu sebebin ortadan
kaldirilmasi gerekir. Bunun icin de "gercek
laiklige" dönülmeli ve "ne dindarlar laikcilere
hükmetsin, ne de laikciler dindarlara hükmet-
sin, ikisi de Hak ve Adalet ölcüleri icinde ve
Demokratik ilkeler cercevesinde ya$asinlar"
anlayisi getirilmelidir. Eger bu anlayisa gecil-
mez ve kabul edilmezse, Türkiye bundan bü-
yük zarar görür ve görmektedir.
Bu zararin ortadan kaldirilmasi icin, radikal
laik olan laikcilerin demokrasiye boyun egme-
leri gerekmektedir. Fakat laikciler, basörtü
yasagina sahip cikarak, onu savunarak ve ya-
sagin kalkmasina yardim etmeyerek ve yardim
edenleri engelleyerek demokrasiye ba$kaldir-
makta ve isyan etmektedirler.
Acaba radikal laikler, demokrasiye karsi yaptik-
lari bu isyani, Türk Silahli Kuvvetleri'ne güve-
nerek mi yapmaktadirlar? Bu konuda TSK'ya
güvenmek dogru mudur?
Her seyden önce TSK, Türkiye Cumhuriyeti
Devleti'nin ve Milleti'nin ordusudur. Türk dev-
leti ve milleti de, Millet Meclisi'nin kurulus ve
acilisindan bu yana Cumhuriyet'i benimsemis
ve 1950'lerden bu yana da Demokrasi'yi kabul
etmistir. Bu halde TSK, bir kisim laikcilerin
kolluk kuvveti degildir ve onlarin despotik ar-
zularinin güven kaynagi ve dayanagi olamaz.
Ancak TSK'da da az veya cok sayida laikci
general ve subay bulunabilir. Fakat bu gene-
ral ve subaylarin komuta ettikleri ordunun er-
lerinin yüzde otuzu, dindar ailelerin cocukla-
ridir. Yüzde altmisi da (dinden uzak ya$asa-
lar da) kendilerini "Müslüman" olarak kabul
etmektedirler. Bu yüzde altmisin icinde yüzde
otuz kadar laikciligi benimseyen Halkci Parti
taraftarlarinin evlatlari da bulunmaktadir.
$imdi ordusundaki askerlerin yüzde doksani
Müslüman olan bir ordunun askerlerini, bazi
laikci subay ve generaller, basörtüsü yasa-
ginin kalkmasini isteyen Müslümanlara karsi
kullanabilirler mi, o ordunun Müslüman as-
kerleri böyle bir kullanima itaat edebilirler mi?
(Cok azi müstesna) elbette etmeyeceklerdir!
Demek, laikcilerin orduya güvenmelerinde ve
bazi general ve subaylarin da istediklerini
yapabileceklerini sanmalarinda bir kiymet
yoktur. Demek, Türk ordusu laikcilerin des-
potik arzularina ram olamaz ve edilemez. Bu
konuda laikcilerin orduya güvenmeleri büyük
bir hatadir.
O halde, laikcilere, demokrasiye itaat ederek
despotik arzularina son verip basörtüsü
yasaginin kaldirilmasina engel olmaktan ce-
kilmekten baska care kalmiyor. Demek Tür-
kiye'de örtü yasagini kaldirmak isteyen par-
tilerin ve iktidarin bu konuda bir engel ve
sorunlarinin olmamasi gerekiyor. Öyleyse
Türkiye partileri hâlâ neden korkuyor! Böy-
le bir korkuyla o devlet ve millet demokra-
tik olabilir mi? Bu korkuyla millete sahiplik
yapilabilir mi?
Artik bütün bu gercekler karsisinda laikci
partiler ve kurumlar ve hem de Türk Ordu-
su'nun bazi generalleri, dindarliga ve bas-
örtüsüne taraftar olmasalar da, ic baris icin,
hic olmazsa bu yasagin kaldirilmasina engel
olmayarak, Türkiye'nin ayibi ve günahi olan
bu sorunun cözümüne yardimci olsunlar. Bu
onlarin insanlik görevidir.
Bu sorunun cözümüne yardimci olacak $u
gercekleri de görmekte fayda var:
1- Sn. Süleyman Demirel demis: "AK Parti
Türkiye'de oylarin yüzde 26'sini almistir. Bu
oranla AKP basörtüsü sorununu cözemez".
Biz burada yalniz AKP'nin hangi orani aldi-
gina degil, bu konuda Türk Halki'nin ne diye-
cegine de bakmaliyiz. Yapilan istatistiklere
göre Türk Halki'nin yüzde yetmisi, basörtüsü
yasaginin kalkmasindan yanadir.
Bu konuda referandum yapmaya bile gerek
yoktur. Cünkü durum ortadadir
.
2- "Üniversitelerde bir kisim ögrencilerin bas-
örtüsü takmalari, takmayanlar üzerinde baski
olusturur" düsüncesi dogru degildir. Cünkü
baslarini örten ve örtmek isteyen ögrenciler de,
basi acik ögrencilerin baskisi altinda olduklari
halde, bu baskiya aldiris etmeyip Kur'anin em-
rine uyuyorlar. Demek basi acik ögrenciler de
kendi laiklik anlayislarinin emirlerine uyarak,
basörtüsü görüntüsünün meydana getirecegi
sanilan (sözde baski)ya aldiris etmeyebilirler.
Eger her iki tarafin birbirlerine karsi sözle ve
hareketle zorbaliga dayanan bir baskisi olur-
sa, bu halde o ögrenciler uyarilir. Söz dinle-
meyenler ise cezalandirilir veya okuldan uzak-
lastirilir.
3- Eger dindarlarin kendi haneleri disinda par-
tileri, örgütleri, kurum ve kuruluslariyla mil-
letin ba$ini zorla örteceklerinden korkulursa,
buna karsi da Anayasa'ya "kimse kimsenin
ba$ini zorla acamaz da kapatamaz da" seklin-
de bir kanun maddesi konabilir.
4- Türkiye'nin okul ve sokaklarinda seksî
kiyafetle dolasan bazi kizlar ve kadinlar,
acik-sacikliklariyla erkekleri gayrimesru arzu-
lara düsürüp onlarin kalp ve kafalarini yarala-
diklari halde bir ceza görmüyorlar ve suclu
kabul edilmiyorlar. Buna karsi da, laikcilerin
göz zevkini bozmak ve onlari güzel ve ciblak
kadin görme arzusundan mahrum etmekten
baska kabahat(!)leri olmayan basörtülü kiz
ve kadinlar da, ne sokakta ne de kamusal a-
landa suclu muamelesi görmemelidirler. Iti-
lip kakilmamalidirlar.
5- "Kur'an'da basörtme emri vardir-yoktur"
tartismalarina son verilmelidir. Cünkü Kur'
an'da dolayli dolaysiz böyle bir emir ve tav-
siye vardir. Bu emir ve tavsiyeler zorlama
yorumlarla kabul edilmese bile, bu anlasmaz-
ligi ortadan kaldiran bir de "yaratilis emirleri"
vardir. Bu emirler de kadinin örtünmesini ge-
rekli kiliyor:
Buna göre kadin, erkege nisbeten zayif ve
nazik ve korunmaya muhtac bir yapida ve
yaratilistadir. Bu halde olan kadinlarin cogu,
cogu erkeklerin bakislarindan SIKIlir. Bu si-
kintiya meydan vermemek icin kendilerini
örtü altinda saklanmaya mecbur bilirler. Böy-
lece namuslarina laf getirmeyerek kocalarina
sadakatini korumus ve namussuzluk ithamin-
dan da kurtulmus olurlar.
Hem yine kadinlarin yaridan cogu "ya ihtiyar-
dir ya da cirkindir", cirkinliklerini göstermek
istemez, saklamak isterler. Bu istek de onlari,
cogunlukla örtünmeye götürür ve bu sekilde
noksanliklarini kapatirlar. (Tabi büyük sehir-
lerde böyle kadinlar güzellik merkezlerine
kosarak sorunlarina care aramakta ve acilip
sacilmaktadirlar. Fakat büyük sehirlerdeki ka-
dinlarla köy, kasaba, ilce ve kücük sehirlerdeki
kadinlar bir tutulamaz. Büyük sehirlerde rahat-
ca yapilabilen seyler diger bölgelerde yapila-
maz. Yapildiginda büyük felâketler meydana
gelir ve gelmektedir).
Demek Anadolu kadininin durumu, büyük sehir-
lerdeki kadinin durumu gibi degildir. Ikisini bir
tutamayiz. Cünkü Anadolu kadini, büyük sehir-
lerdeki kadinlar gibi hem ba$ini ve bacagini acip
hem de kendilerine laf atip, taciz eden erkeklerle
bogusacak durumda degildir.
(Anadolu'nun örtünen kadini, namusunu
"örtünerek" savunur. Büyük sehirlerin acik-
sacik kadinlari ise, namuslarini "savasarak"
korurlar. Cünkü acik-saciklik bazi erkeklerin
saldirisini ceker ve dâvet eder. I$te iki tarafin
arasinda böyle enteresan bir fark bulunmak-
tadir).
(Bu konuda Türkiye ve Islâmli ülkeler ile Avru-
pa bir tutulamaz ve kiyaslanamaz. Cünkü Av-
rupa'nin din ve namus anlayisiyla Türkiye'nin-
ki bir degildir. Cünkü Avrupa'da din ve namus-
un etkisi neredeyse tamamen ortadan kalkmis
oldugundan erkekler cinsel ihtiyaclarini bolca
ve kolayca ve sorunsuz olarak karsilayabilmek-
tedirler. Bunun icin kadinlarin acik-sacikligi
-iklimlerin fazla sicak olmamasiyla da- Avru-
pali erkek üzerinde fazla bir etki meydana ge-
tirmemektedir. Fakat Türkiye'de dinin ve gele-
negin getirdigi yasaklarla birlikte bir de devle-
tin koydugu "birden fazla kadinla evlenemez-
sin" yasagi, Türk erkeginin bir kismini cinsel
tatmin noktasinda büyük sikintilara sokmakta-
dir. Yani din: "Harama bakamazsin, ama bir-
den fazla kadin alabilirsin" deyip kolaylik gös-
terirken, devletin laik yasasi buna izin verme-
mektedir. Bu engel karsisinda cikmaza giren
Türk erkegi de büyük bir cinsel tatminsizlik
ve ihtiyac icine düsmekte ve bir de buna
kadinlarin acik-sacikligi eklenince, tehlikeli
hale gelmekte ve büyük sikintilar ya$amakta-
dir. Böyle bir yerde hem de [Avrupa'ya na-
zaran] sicak bir ülkede acik-sacikligin ne
kadar tehlikeli ve örtünmeninse ne kadar
yerinde oldugu iyi hesaplanmalidir. Demek
Avrupa ile Türkiye bir tutulamaz).
Demek bu gercekleri gözardi ederek ve insa-
nin sosyolojik ve psikolojik hal ve ihtiyaclarini
bir kenara atarak ve dini ve inanci hice saya-
rak bu sorunlar cözülemez.
Ayrica bölge ve iklim sartlarinin da kadinlari
örtünmeye zorlayabilecegini görmeli ve kabul
etmeliyiz. Insanligin cogunlugunun kutuplarda
ve Afrika cöllerinde ya$amadigini da unutma-
maliyiz.
I$te ve o halde yaratilistan gelen bu emirler se-
bebiyle büyük sehirler disindaki Anadolu kadi-
ninin yüzde yetmisi basini ve vücudunu iyice
örter, acik-sacikligi sevmez. Kimse bunlarin
"zorla" örtüldüklerini iddia edemez. Bu kadin-
larin yarisi dinden gelen emirlerle, diger yarisi
da yaratilistan gelen emirlerle örtünmektedir.
Bugün bir oylamaya gidilse, onlardan üniver-
sitelerdeki basörtüsü yasaginin kalkmasina
karsi bir oy alamazsiniz. Oylari, süphesiz o
yasagin kalkmasi icin olacaktir.
Demek, sözde Basörtüsü sorununu cözmek
adina Kur'an'daki örtü emri ve tavsiyesini
inkâr etmek ve ettirmek icin meseleyi tâ Pey-
gamber sözlerinin birbiriyle celistigine veya
onlarin uydurma oldugunu isbatlamaya ka-
dar vardirmanin bir anlam ve faydasi yoktur.
6- Radikal laikler basörtmeyi bir "gericilik"
olarak görebilirler. Fakat buna karsi dindar
kadinlar da acilip sacilmayi (kendi hesapla-
rina) Allah indinde bir gericilik, bir seytan-
lasma, bir cirkinlesme olarak görmektedirler.
Bu gericilige, bu seytanlasmaya, bu cirkin-
lesmeye düsmemek icin de severek örtün-
mektedirler. Onlarin bu sevgisine kimsenin
taarruz etmeye hakki yoktur.
7- Radikal laiklerin: "Biz kadinlarin evdeki
ve sokaktaki örtünmelerine karismiyoruz.
Ama üniversitede ve diger kamusal alanlarda
örtünemezler" savunmasi, antidemokratik-
tir. Cünkü bireylerin din ve inancina yasak
koymaya kimsenin hakki yoktur. Günün
ücte birini veya onun yarisini okulda, ka-
musal alanda, i$ yerinde gecirecek dindar
bir insana: "Dinini $u yerde ya$ayabilir, $u
yerde ya$ayamazsin" veya "$u kadar saat
dindar olabilir, $u kadar saat de dinsiz olma-
lisin" demek, tam bir despotizmdir! Ne ya-
zik ki Türkiye'de basörtüsü yasagiyla bu
despotizm acikca uygulanmaktadir. Böyle
laiklik ve demokrasi olmaz. Hem de milletinin
cogunlugu Müslüman olan bir ülkede dine
SINIR koymak, tahakkümden baska birsey
degildir. Bu tahakküm derhal kalkmalidir.
8- Türkiye'de ba$ta laikci partilerin ve diger-
lerinin: "Basörtüsü sorununun, iktidar par-
tisinin oy toplamak icin icad ettigi bir oyun"
oldugunu iddia etmeleri, hakli bir iddia ola-
maz. Madem böyle bir iddialari var, cözsün-
ler bu sorunu, cözümün getirisine onlar da
ortak olsun. "Biz de bu sorunun cözümüne
yardim ettik" deyip, oy toplasinlar. Aslinda
bu sorunun, oy malzemesi yapilmadan cö-
zülmesi gerekir. Cünkü dindar kadinlara ezi-
yet ederek ve i$kence cektirerek toplanilan
oylar, gayrimesrudur. Dolayisiyla bu soru-
nun cözümüne yardim etmeyen ve engel o-
lan ve geciktiren partiler, Türk kadinina
özellikle dindar kismina ihanet icindedirler!
Bu ihanet en kisa zamanda sona erdirilme-
dir, erdirilmek zorundadir.
9- Türkiye'de dindarlarin laikleri, laiklerin de
dindarlari ezmemesi hususundaki dengenin
saglanabilmesi icin Avrupa ve Amerika'nin,
Türkiye üniversitelerindeki basörtüsü yasa-
ginin kaldirilmasinda gereken yardim ve des-
tegi yapmalari gerekmektedir. Madem Avru-
pa ve Amerika, Türkiye'nin demokratik olma-
si ve kalmasindan yanadir, o halde kendi ül-
kelerinde yasak koymadiklari basörtüsünün
Türkiye'de de özgürlesmesini saglamalari
boyunlarinin borcudur.
YA$ASIN DEMOKRASI
ÖLSÜN LAIKSEL DIKTATÖRLÜK!
Zaman: Yeni Cag'in altisi, Nisan sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Yol gösterme.
Boyut: Muranizm
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Dienstag, 9. Dezember 2008
Sonntag, 7. Dezember 2008
EY DÜNYA IRKLARI!
(Bu bildiri, 1996 yilinda yayinlandi.)
(Bu bildiriyi, Abdullah Öcalan da okumalidir.)
EY DÜNYA IRKLARI! EY TÜRKLER VE KÜRTLER
VE EY DIGER IRKTAN OLANLAR!
bütün irklari bir tek atadan türeten ALLAHin adiyla
Nasil bir evdeki bes on cocuk bir tek anne ve babadan türe-
diyse ve türeyebiliyorsa, $u büyük dünya evindeki bütün irk
ve insanlar da bir tek anne babadan türemislerdir. Yani yara-
tilisca bütün insanlar kardestir. Kardeslik ise dostlugu gerek-
tirir, düsmanligi reddeder. Dostluk da, bizleri birlesmeye ve
bütünlesmeye dâvet eder. Insanlarin farkli irklar olarak yara-
tilmasindaki amac, insanlarin birbirlerini tanimalari, birbirle-
rine ayna olmalari icindir. Yoksa birbirlerini inkâr etmek, bir-
birini imha etmek icin degildir. Madem anne babamiz bir ol-
dugu gibi Yaraticimiz da birdir, hem gecici vatanimiz olan
dünyamiz da birdir.. demek aslimiz bir birlige dayaniyor. Öy-
le ise, biz de birlik olmaliyiz. Madem aslimiz bir birlikten ha-
yat aliyor, öyle ise bizi birlestirecek nokta da inancimizdir,
inancimiz olmalidir. Demek bizim gercek irkimiz, inancimizdir.
Inancimiz ise, bütün insanlari kardes sayan "Kur'anistlik"tir.
Öyle ise, irksal devlet altinda degil, Kur'anist devlet altinda
toplanmaliyiz. Kur'anist bir devlete bagimliliktan kacmamali,
ondan kopmamaliyiz. Demek bütün irklari kardes yapan bir
devletimiz olmali. Inkârciliga dayanan bir irkcilik hesabina,
hem de irkci bir devlet kurmak adina anarsi ve terör yapmak,
kan dökmek; en alcak, en zulümlü vah$îce bir eylemdir! Ya-
pilacak i$, anarsi ve terör degil, irklari dost ve kardes yapan
bir devlet kurmak veya devletleri Kur'anistlestirmektir. Insan
olarak sizin ve bizim hakkimiz budur. Yolumuz ve hedefimiz
de bu olmalidir.
Hem, haksizlik ile hak aranmaz. Anarsi ve terörle hak alinmaz,
ancak hak kaybedilir. Öyle ise, Yaradicimizin izin verdigi ku-
rallar ile ve O'nun koydugu ölcüler icinde haklarimizi aramali-
yiz. Hak ararken de önce Yaradan'imizin hakkini vermeliyiz.
O'nun hakkini vermeden hak istemek, hak arayisina cikmak
haksizliktir, zulümdür! Zulüm icinde olanlarin bu dünya mül-
künde ne haklari olabilir? Öyle ise dünya elimizden cikmadan
gercek mülk Sahibi'ni taniyip, mülkü Sahibi'ne teslim edelim
ve bu mülkte ancak O'nun izniyle, O'nun hesabina tasarruf
edelim ve ancak O'nun hesabina tasarruf edilebilir.
Hem unutmayalim, bu dünya mülkü ne Türk'e kalir, ne de Kürd'
e kalir. Kime kalir bu dünya mülkü? Ancak Allah'a kalir! Cünkü
mülk O'nundur. Biz de, cocuklariniz da, cocuklarinizin cocuk-
lari da bu dünyayi terk edeceklerdir. Herkes vatanini en fazla
altmis yil sahiplenebilir. Ondan sonra o, onun elinden cikar.
Madem dünya mülkü gecicidir, elde kalmiyor.. öyle ise ebedî
bir mülkü aramak gerektir. Bunu elde etmenin caresi de, kâi-
nat mülkünün gercek Sahibi'ni tanimak ve O'nun ebedî öte dün-
yasina inanmaktir. Ve o inancin gereklerine uyup sartlari dog-
rultusunda ya$amaktir. Bu ya$ayis da bu zamanda Kur'anizm
ile olabilir. Öyle ise Kur'anist olalim, Kur'anist ölelim. Irkciliga,
inkârciliga son verelim. Irksal devlet degil, Kur'anist devlet ku-
ralim veya devletimizi Kur'anist yapalim. Cünkü bütün dünya
irklari kardestir! Bu dünya, hepimizin dünyasidir. Öyle ise bü-
tün dünya bizim vatanimizdir! O halde kücük irksal vatan icin
degil, büyük küresel vatan icin mücâdele verelim. Bütün dün-
yayi kendimize vatan yapalim.
Hem, Hakk'a dayanmayan dâvâlar bâtildir, gecersizdir. Irkcilik
ise, hakcilik degildir. Demek irkcilik icin güdülen dâvâlar, dâvâ
degildir. Dâvâ olsa da, "bâtil dâvâlar"dir. Öyle ise, irkci liderle-
rin pesinden gidemeyiz. Irkciligi dâvâ yapamayiz. Irklari birbi-
rine düsman eden liderler, bizim önderimiz olamaz. Onlarin
dâvâsini dâvâ edinemeyiz. Bizim dâvâmiz, ancak irklari kardes
yapan bir dâvâ olabilir. Böyle bir dâvâ bu zamanda ancak Kur'
anizm'dir. Bizim gercek milliyetimiz de ancak Kur'anistlik o-
labilir. Bütün üstünlügümüz Kur'anizmdedir, Kur'anizm iledir.
Öyle ise ya$asin Kur'anizm! Ya$asin Kur'anistler! Ya$asin
Kur'anistlesen milletler!
GERCEK MÜLK SAHIBI ALLAH ORTAKSIZ VE TEKTIR
BÜTÜN DÜNYA IRKLARI KARDESTIR
KARDESLIGIN GEREGI OLARAK
TÜRK HANGI HAKKA SAHIPSE, KÜRT DE AYNI
HAKKA SAHIPTIR, SAHIP OLMALIDIR!
Zaman: Yeni Cag'a dört kala.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hitap.
Boyut: Kur'anizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA KUR'ANISTLERI
* * *
(Bu bildiriyi, Abdullah Öcalan da okumalidir.)
EY DÜNYA IRKLARI! EY TÜRKLER VE KÜRTLER
VE EY DIGER IRKTAN OLANLAR!
bütün irklari bir tek atadan türeten ALLAHin adiyla
Nasil bir evdeki bes on cocuk bir tek anne ve babadan türe-
diyse ve türeyebiliyorsa, $u büyük dünya evindeki bütün irk
ve insanlar da bir tek anne babadan türemislerdir. Yani yara-
tilisca bütün insanlar kardestir. Kardeslik ise dostlugu gerek-
tirir, düsmanligi reddeder. Dostluk da, bizleri birlesmeye ve
bütünlesmeye dâvet eder. Insanlarin farkli irklar olarak yara-
tilmasindaki amac, insanlarin birbirlerini tanimalari, birbirle-
rine ayna olmalari icindir. Yoksa birbirlerini inkâr etmek, bir-
birini imha etmek icin degildir. Madem anne babamiz bir ol-
dugu gibi Yaraticimiz da birdir, hem gecici vatanimiz olan
dünyamiz da birdir.. demek aslimiz bir birlige dayaniyor. Öy-
le ise, biz de birlik olmaliyiz. Madem aslimiz bir birlikten ha-
yat aliyor, öyle ise bizi birlestirecek nokta da inancimizdir,
inancimiz olmalidir. Demek bizim gercek irkimiz, inancimizdir.
Inancimiz ise, bütün insanlari kardes sayan "Kur'anistlik"tir.
Öyle ise, irksal devlet altinda degil, Kur'anist devlet altinda
toplanmaliyiz. Kur'anist bir devlete bagimliliktan kacmamali,
ondan kopmamaliyiz. Demek bütün irklari kardes yapan bir
devletimiz olmali. Inkârciliga dayanan bir irkcilik hesabina,
hem de irkci bir devlet kurmak adina anarsi ve terör yapmak,
kan dökmek; en alcak, en zulümlü vah$îce bir eylemdir! Ya-
pilacak i$, anarsi ve terör degil, irklari dost ve kardes yapan
bir devlet kurmak veya devletleri Kur'anistlestirmektir. Insan
olarak sizin ve bizim hakkimiz budur. Yolumuz ve hedefimiz
de bu olmalidir.
Hem, haksizlik ile hak aranmaz. Anarsi ve terörle hak alinmaz,
ancak hak kaybedilir. Öyle ise, Yaradicimizin izin verdigi ku-
rallar ile ve O'nun koydugu ölcüler icinde haklarimizi aramali-
yiz. Hak ararken de önce Yaradan'imizin hakkini vermeliyiz.
O'nun hakkini vermeden hak istemek, hak arayisina cikmak
haksizliktir, zulümdür! Zulüm icinde olanlarin bu dünya mül-
künde ne haklari olabilir? Öyle ise dünya elimizden cikmadan
gercek mülk Sahibi'ni taniyip, mülkü Sahibi'ne teslim edelim
ve bu mülkte ancak O'nun izniyle, O'nun hesabina tasarruf
edelim ve ancak O'nun hesabina tasarruf edilebilir.
Hem unutmayalim, bu dünya mülkü ne Türk'e kalir, ne de Kürd'
e kalir. Kime kalir bu dünya mülkü? Ancak Allah'a kalir! Cünkü
mülk O'nundur. Biz de, cocuklariniz da, cocuklarinizin cocuk-
lari da bu dünyayi terk edeceklerdir. Herkes vatanini en fazla
altmis yil sahiplenebilir. Ondan sonra o, onun elinden cikar.
Madem dünya mülkü gecicidir, elde kalmiyor.. öyle ise ebedî
bir mülkü aramak gerektir. Bunu elde etmenin caresi de, kâi-
nat mülkünün gercek Sahibi'ni tanimak ve O'nun ebedî öte dün-
yasina inanmaktir. Ve o inancin gereklerine uyup sartlari dog-
rultusunda ya$amaktir. Bu ya$ayis da bu zamanda Kur'anizm
ile olabilir. Öyle ise Kur'anist olalim, Kur'anist ölelim. Irkciliga,
inkârciliga son verelim. Irksal devlet degil, Kur'anist devlet ku-
ralim veya devletimizi Kur'anist yapalim. Cünkü bütün dünya
irklari kardestir! Bu dünya, hepimizin dünyasidir. Öyle ise bü-
tün dünya bizim vatanimizdir! O halde kücük irksal vatan icin
degil, büyük küresel vatan icin mücâdele verelim. Bütün dün-
yayi kendimize vatan yapalim.
Hem, Hakk'a dayanmayan dâvâlar bâtildir, gecersizdir. Irkcilik
ise, hakcilik degildir. Demek irkcilik icin güdülen dâvâlar, dâvâ
degildir. Dâvâ olsa da, "bâtil dâvâlar"dir. Öyle ise, irkci liderle-
rin pesinden gidemeyiz. Irkciligi dâvâ yapamayiz. Irklari birbi-
rine düsman eden liderler, bizim önderimiz olamaz. Onlarin
dâvâsini dâvâ edinemeyiz. Bizim dâvâmiz, ancak irklari kardes
yapan bir dâvâ olabilir. Böyle bir dâvâ bu zamanda ancak Kur'
anizm'dir. Bizim gercek milliyetimiz de ancak Kur'anistlik o-
labilir. Bütün üstünlügümüz Kur'anizmdedir, Kur'anizm iledir.
Öyle ise ya$asin Kur'anizm! Ya$asin Kur'anistler! Ya$asin
Kur'anistlesen milletler!
GERCEK MÜLK SAHIBI ALLAH ORTAKSIZ VE TEKTIR
BÜTÜN DÜNYA IRKLARI KARDESTIR
KARDESLIGIN GEREGI OLARAK
TÜRK HANGI HAKKA SAHIPSE, KÜRT DE AYNI
HAKKA SAHIPTIR, SAHIP OLMALIDIR!
Zaman: Yeni Cag'a dört kala.
Mekan: Avrupa.
Makam: Hitap.
Boyut: Kur'anizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA KUR'ANISTLERI
* * *
Mittwoch, 3. Dezember 2008
KADININ MiRASTAN ALACAĞI PAY HAKKINDA
KADININ MIRASTAN ALACAGI PAY HAKKINDA
ALLAH'IN MEHDISI HÜKMÜNÜ BILDIRIYOR!
adaletle bölüstüren ALLAHin adiyla
Kur'an, anne babasi ölmüs kiz ve erkek cocuklara miras olarak
erkege tam, kiza yarim pay vermistir. "Evi gecindirme yükü er-
kegin üzerinde oldugu" gercegi nazara alinarak yapilmis bu bö-
lüstürmede bir adaletsizlik yoktur.
Fakat sartlar degisince hükümlerin de degismesi sart ve hak o-
lur. Sartlar degistigi halde hükümler degismezse, haksizlik ve
adaletsizlik meydana gelir. Bu haksizlik ve adaletsizligi önlemek
icin sartlarin ne oldugunu gözetmek durumundayiz.
Günümüzde Islâmiyet artik yalniz Arabistan'da degil, Avrupa'da
da ya$anmakta ve cogu Müslümanlar da Avrupaî bir hayat icinde
bulunmaktadir. Bu bulunus ve ya$anti da onlarin hayat sartlarini
degistirmistir ve degistirebilir.
Sartlar degistiginde Kur'anin yukaridaki hükmü $u olur:
(Allah'in Mehdisi Mehmed Nur'an'in hüküm ve aciklamasi):
"Eger erkek evlât, evlenmeyecekse ve kardeslerinin gecimini yük-
lenmeyecekse, anne-baba mirasindan, kiz evlâda verilecek pay
kadar pay alir.
Eger kiz evlât evlenmeyecekse, kendi gecimini kendisi saglamak
durumundaysa veya kendi ba$ina bakmak zorunda oldugu cocuk-
lari varsa ve kocasi yoksa veya olmayacaksa, bu halde o, erkek
evlâda verilecek tam payi alir.
Eger hem erkek evlât ve hem de kiz evlât ayri ayri ev gecindirmek
durumundaysalar, böyle bir halde onlarin alacagi pay e$it olur.
Belirsiz hallerde ise Kur'andaki hükme uyulur ve eger ileride yuka-
ridaki haller meydana gelirse, cok pay almis olan, az pay almis
olana yardim eder, hakkini öder".
Buradan anlamaliyiz ki, sartlar gözetilmeden -gerek dinsel yasa-
larca gerek medenî yasalarca- yapilan ve yapilmakta olan pay-
lastirmalar adaletsiz olacaktir. Günümüzün medenî yasalari da,
bu farklari dikkate alarak adaletsizlikleri gidermelidir.
Zaman: Yeni Cag'in sekizi, Aralik ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Ictihad.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
ALLAH'IN MEHDISI HÜKMÜNÜ BILDIRIYOR!
adaletle bölüstüren ALLAHin adiyla
Kur'an, anne babasi ölmüs kiz ve erkek cocuklara miras olarak
erkege tam, kiza yarim pay vermistir. "Evi gecindirme yükü er-
kegin üzerinde oldugu" gercegi nazara alinarak yapilmis bu bö-
lüstürmede bir adaletsizlik yoktur.
Fakat sartlar degisince hükümlerin de degismesi sart ve hak o-
lur. Sartlar degistigi halde hükümler degismezse, haksizlik ve
adaletsizlik meydana gelir. Bu haksizlik ve adaletsizligi önlemek
icin sartlarin ne oldugunu gözetmek durumundayiz.
Günümüzde Islâmiyet artik yalniz Arabistan'da degil, Avrupa'da
da ya$anmakta ve cogu Müslümanlar da Avrupaî bir hayat icinde
bulunmaktadir. Bu bulunus ve ya$anti da onlarin hayat sartlarini
degistirmistir ve degistirebilir.
Sartlar degistiginde Kur'anin yukaridaki hükmü $u olur:
(Allah'in Mehdisi Mehmed Nur'an'in hüküm ve aciklamasi):
"Eger erkek evlât, evlenmeyecekse ve kardeslerinin gecimini yük-
lenmeyecekse, anne-baba mirasindan, kiz evlâda verilecek pay
kadar pay alir.
Eger kiz evlât evlenmeyecekse, kendi gecimini kendisi saglamak
durumundaysa veya kendi ba$ina bakmak zorunda oldugu cocuk-
lari varsa ve kocasi yoksa veya olmayacaksa, bu halde o, erkek
evlâda verilecek tam payi alir.
Eger hem erkek evlât ve hem de kiz evlât ayri ayri ev gecindirmek
durumundaysalar, böyle bir halde onlarin alacagi pay e$it olur.
Belirsiz hallerde ise Kur'andaki hükme uyulur ve eger ileride yuka-
ridaki haller meydana gelirse, cok pay almis olan, az pay almis
olana yardim eder, hakkini öder".
Buradan anlamaliyiz ki, sartlar gözetilmeden -gerek dinsel yasa-
larca gerek medenî yasalarca- yapilan ve yapilmakta olan pay-
lastirmalar adaletsiz olacaktir. Günümüzün medenî yasalari da,
bu farklari dikkate alarak adaletsizlikleri gidermelidir.
Zaman: Yeni Cag'in sekizi, Aralik ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Ictihad.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
HELLO AMERICAN! HER RESCUE IS IN KORANISMUS!
HELLO AMERICAN! HER RESCUE IS IN KORANISMUS!
Hello American! Their(her) rescue is in Koranismus.
If you want, at last, from the crisis, you must read these
announcements:
"INANC VE BILINC REHBERI", "DÜZENNAME",
"DEGISIMNAME", "KURTULUSNAME", "KURANISTNAME",
"ISANAME", "TANRINAME", "FAKIRNAME", "ZENGINNAME"
"ÖTANAZINAME 2", "TERÖRNAME" and the others.
All announcements are in Turkish language.
Time: new Milenium 0008, begin December.
Place: Europe.
Subject: rescue.
Dimension: Muranistmus.
Publish from
EUROPEAN MURANISTEN
* * *
Hello American! Their(her) rescue is in Koranismus.
If you want, at last, from the crisis, you must read these
announcements:
"INANC VE BILINC REHBERI", "DÜZENNAME",
"DEGISIMNAME", "KURTULUSNAME", "KURANISTNAME",
"ISANAME", "TANRINAME", "FAKIRNAME", "ZENGINNAME"
"ÖTANAZINAME 2", "TERÖRNAME" and the others.
All announcements are in Turkish language.
Time: new Milenium 0008, begin December.
Place: Europe.
Subject: rescue.
Dimension: Muranistmus.
Publish from
EUROPEAN MURANISTEN
* * *
Dienstag, 2. Dezember 2008
PAPA KUR'ANLILARA BiR ÖZÜR BORÇLANMIŞTIR
(Bu bildiri, 2006 yilinda yayinlanmistir.)
PAPA KUR'ANLILARA BIR ÖZÜR BORCLANMISTIR
BORCUNU ÖDEMELIDIR
merhametliAllahinadiyla
Papa 16. Benedickt Hazretleri'nin Islâmiyet hakkindaki söz-
leri, iki din ve dünya arasinda kin ve düsmanlik doguracak
sözlerdir. Hazret-i Isa'nin ögretisine uygun olmayan bu söz-
lerin Papa Hazretlerinden cikmis olmasi, biz modern Kur'an-
lilar olan Muranistler'i fazlasiyla üzmüstür. Hz. Mesih'in dini-
ne uygun olarak Papa Hazretleri de, Kur'anlilarla Incilliler a-
rasinda barisi koruyacak bir kelam etmeliydi ve bundan son-
ra da bu noktaya dikkat etmekle yükümlü oldugunu unutma-
masi gerektigini bilmesini istirham ediyoruz.
"Adalet" ile "Yücelik"i birbirine karistirmamaliyiz. Inancli olan
herkesin adaletli olmasi dinen sarttir. Fakat herkesin yüce ol-
masi sart degildir ve insanligin cogu da buna kadir olamaz.
Bu halde bizim insanliktan bekleyebilecegimiz en büyük sey,
yücelik degil, adalet olmalidir. Adaletin geregi ise, saldirgana
karsi, kötülügü miktarinca karsilik vermektir. Karsilik verme-
mek ise, (yerine göre) yücelik olur. Fakat herkes bu yücelige
mecbur degildir ve buna zorlanamaz. Dogru bir dinin insanli-
ga gösterebilecegi "orta yol" budur. Bu yolun üstüne cikan
veya altina düsen yollara uymak zorunda degiliz. Dolayisiyla
Kur'an, zulüm ve kötülüge karsi savas ve saldirgana karsi da
savunma emri ve izni (cihad) vermekle isabet etmistir. (Tabi
burada bu gercege dayanarak El-Kaide türü örgütlerin "dog-
ru yolda" olduklarini iddia etmiyoruz ve edemeyiz). Dolayi-
siyla bazi dinsel örgütlerin Kur'anin "cihad emri"ni kötüye
kullanmalariyla, Kur'an kusurlu olmaz ve o emirlerin ortadan
kaldirilmasi gerekmez. Eger gerekseydi, bir devletin teröre
karsi savasma hakki da ortadan kalkardi.
Kur'an'da Allah'in, saldiriya karsi savunma ve zulüm ve kötü-
lüge karsi da savasma hakki vermis olmasi, "Kur'anin siddet
icermesi" degildir ve olamaz. Bunun tersini iddia edenler, in-
san ruhunu ve tabiatini bilmediklerini ve anlamadiklarini gös-
termis olmakla birlikte, Allah'a da zit düsmüs olurlar. Allah'a
zit düsenlere ise, dogru yolu bulmalari icin dua etmekten
baska care kalmaz. Biz de bunun icin gereken duayi yapma-
liyiz ve yapiyoruz.
Papa Hazretleri'nin sözlerine karsilik Türk Diyanet Isleri
Baskani Sayin Bardakoglu'nun cevabi da cok sert olmus-
tur. Halbuki Müslümanlar, "öfkelerini yutmakla" emrolun-
muslardir. Yüksek mevkide olanlarin da bu hususta cok
daha titiz davranmalari gerekmektedir. Iyilik, baris ve kar-
desligi emreden bir dinin mensuplari olan Müslümanlar da,
bundan sonra öfkelerine hakim olmak zorunda olduklarini
unutmamalidirlar.
Eger Papa Hazretleri, "Islâmiyet'in siddet icerdigi" iddiasi
yerine, Kur'an adina terör yapan dinsel örgütleri elestirseydi,
isabet etmis olurdu. Ne yazik ki o, bunu tersinden yapmis ve
tepkiyi haketmistir. Simdi bu haksizlikla Kur'anlilara bir özür
borclanmistir. Eger Papa Hazretleri "benim dinim, BARIS
DiNi"dir diyorsa (ki biz bunun öyle olduguna inaniyoruz), o
halde bu özür dilemeyi mutlaka yerine getirmelidir. Ama bu
özür dileme, Müslümanlari avutmak icin degil, Allah ve Isa
aski icin gayet samimiyetle olmalidir.
Kur'anlilar ve Incilliler sunu unutmamalidir: Iki din arasinda
barisi korumak zorundayiz. Eger biz barisi koruyamazsak,
bu dünyada hic kimse baris yüzü göremez. Bu da Allah'i
öfkelendirir. Buna ise, "dindarlik" denemez. Öyle ise vazi-
femiz, Yaradicimiz ve Ya$aticimiz'i hiddetlendirecek hare-
ketlerden uzak durmak ve O'nun sevgisini cekecek i$ler
yapmaktir.
Biz herseye ragmen, hatalarini görüp düzeltecegini umdugu-
muz Papa Hazretleri'ni saygiyla selamliyoruz.
Allah'in Mehdisi Mehmed Nur'an
Zaman: Yeni Cag'in altisi, Eylül ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Dogruluga dâvet..
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
PAPA KUR'ANLILARA BIR ÖZÜR BORCLANMISTIR
BORCUNU ÖDEMELIDIR
merhametliAllahinadiyla
Papa 16. Benedickt Hazretleri'nin Islâmiyet hakkindaki söz-
leri, iki din ve dünya arasinda kin ve düsmanlik doguracak
sözlerdir. Hazret-i Isa'nin ögretisine uygun olmayan bu söz-
lerin Papa Hazretlerinden cikmis olmasi, biz modern Kur'an-
lilar olan Muranistler'i fazlasiyla üzmüstür. Hz. Mesih'in dini-
ne uygun olarak Papa Hazretleri de, Kur'anlilarla Incilliler a-
rasinda barisi koruyacak bir kelam etmeliydi ve bundan son-
ra da bu noktaya dikkat etmekle yükümlü oldugunu unutma-
masi gerektigini bilmesini istirham ediyoruz.
"Adalet" ile "Yücelik"i birbirine karistirmamaliyiz. Inancli olan
herkesin adaletli olmasi dinen sarttir. Fakat herkesin yüce ol-
masi sart degildir ve insanligin cogu da buna kadir olamaz.
Bu halde bizim insanliktan bekleyebilecegimiz en büyük sey,
yücelik degil, adalet olmalidir. Adaletin geregi ise, saldirgana
karsi, kötülügü miktarinca karsilik vermektir. Karsilik verme-
mek ise, (yerine göre) yücelik olur. Fakat herkes bu yücelige
mecbur degildir ve buna zorlanamaz. Dogru bir dinin insanli-
ga gösterebilecegi "orta yol" budur. Bu yolun üstüne cikan
veya altina düsen yollara uymak zorunda degiliz. Dolayisiyla
Kur'an, zulüm ve kötülüge karsi savas ve saldirgana karsi da
savunma emri ve izni (cihad) vermekle isabet etmistir. (Tabi
burada bu gercege dayanarak El-Kaide türü örgütlerin "dog-
ru yolda" olduklarini iddia etmiyoruz ve edemeyiz). Dolayi-
siyla bazi dinsel örgütlerin Kur'anin "cihad emri"ni kötüye
kullanmalariyla, Kur'an kusurlu olmaz ve o emirlerin ortadan
kaldirilmasi gerekmez. Eger gerekseydi, bir devletin teröre
karsi savasma hakki da ortadan kalkardi.
Kur'an'da Allah'in, saldiriya karsi savunma ve zulüm ve kötü-
lüge karsi da savasma hakki vermis olmasi, "Kur'anin siddet
icermesi" degildir ve olamaz. Bunun tersini iddia edenler, in-
san ruhunu ve tabiatini bilmediklerini ve anlamadiklarini gös-
termis olmakla birlikte, Allah'a da zit düsmüs olurlar. Allah'a
zit düsenlere ise, dogru yolu bulmalari icin dua etmekten
baska care kalmaz. Biz de bunun icin gereken duayi yapma-
liyiz ve yapiyoruz.
Papa Hazretleri'nin sözlerine karsilik Türk Diyanet Isleri
Baskani Sayin Bardakoglu'nun cevabi da cok sert olmus-
tur. Halbuki Müslümanlar, "öfkelerini yutmakla" emrolun-
muslardir. Yüksek mevkide olanlarin da bu hususta cok
daha titiz davranmalari gerekmektedir. Iyilik, baris ve kar-
desligi emreden bir dinin mensuplari olan Müslümanlar da,
bundan sonra öfkelerine hakim olmak zorunda olduklarini
unutmamalidirlar.
Eger Papa Hazretleri, "Islâmiyet'in siddet icerdigi" iddiasi
yerine, Kur'an adina terör yapan dinsel örgütleri elestirseydi,
isabet etmis olurdu. Ne yazik ki o, bunu tersinden yapmis ve
tepkiyi haketmistir. Simdi bu haksizlikla Kur'anlilara bir özür
borclanmistir. Eger Papa Hazretleri "benim dinim, BARIS
DiNi"dir diyorsa (ki biz bunun öyle olduguna inaniyoruz), o
halde bu özür dilemeyi mutlaka yerine getirmelidir. Ama bu
özür dileme, Müslümanlari avutmak icin degil, Allah ve Isa
aski icin gayet samimiyetle olmalidir.
Kur'anlilar ve Incilliler sunu unutmamalidir: Iki din arasinda
barisi korumak zorundayiz. Eger biz barisi koruyamazsak,
bu dünyada hic kimse baris yüzü göremez. Bu da Allah'i
öfkelendirir. Buna ise, "dindarlik" denemez. Öyle ise vazi-
femiz, Yaradicimiz ve Ya$aticimiz'i hiddetlendirecek hare-
ketlerden uzak durmak ve O'nun sevgisini cekecek i$ler
yapmaktir.
Biz herseye ragmen, hatalarini görüp düzeltecegini umdugu-
muz Papa Hazretleri'ni saygiyla selamliyoruz.
Allah'in Mehdisi Mehmed Nur'an
Zaman: Yeni Cag'in altisi, Eylül ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Dogruluga dâvet..
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Montag, 1. Dezember 2008
KURBANLA iLGiLi BEYiTLER
KURBANLA ILGILI BEYITLER
canlilarin sahibi Allah'in adiyla
Kurban
Allah icin her $eyi feda edebileceginin
ifadesidir Kurban.
Nefsini feda ettiysen Allah'a,
helâl olsun sana kesecegin hayvan!
* * *
Nefsi Allah'a Kurban Etmek
Hazret-i Ibrahim'in kurbaniyla "ilah"(lar)a
insan sunmak son buldu.
Islâmiyet'in gelmesiyle de,
nefsi Allah'a kurban etmek farz oldu.
* * *
Kurban Haram Edilemez!
Müslüman; nefsi icin degil,
Allah icin kurban eder hayvani.
Canlilar Rahman'in, izin de Onun'sa,
kim haram eder kurbani!
------------------------------------
Rahman: Acimasi, insanlarin acimasindan
cok olan ve herkese
cok aciyan, hayat veren, riziklandiran,
ya$atan e$siz Allah.
* * *
Kurban Ne Zaman Katliam Olur?
Ibadettir, eger kesersen hayvani Allah icin.
Katliamdir, kesilmezse kurbanliklar lillah icin.
--------------------------
Lillah: Allah icin.
* * *
Kurban Et Nefsin Olan Hayvani
Inanc ve iyilikciliginin bir ücreti olarak,
Rabb'in sana verdi Kevser'i.
Sen de bunun $ükran ve sevinci olarak,
O'na kurban et, nefsin olan bir hayvani.
------------
Kevser: Cennet, cennet irmagi, cok hayir.
* * *
Kurban Allah Icin Olmazsa
Mülk Allah'indir, izin Onun'dur, kurban lillah
icin.
Katil olur kesim, kesilmezse hayvan Allah icin.
* * *
Kurban Kesmek
Olmak istersen gercek insan ey insan!
Allah'a, Kitabina, Mehdisi'ne teslim ol.
Teslimci'ysen eger, cenneti kazandin say;
bunun $ükrü de Kurban kesmektir, emin ol.
* * *
Kurban Hatalari Düzeltilebilir
Kurbanda kesim ve muamele hatalari kullara ait.
Hatalar düzeltilebilir, kusursuzluk Allah'a ait.
* * *
Zarari Da Olmasin Diye Hayirdan Vazgecilmez
Hatalar olmasin diye, hayirdan vazgecilmez.
"Zarari da var" diye, su ve ate$ yok edilmez.
* * *
Bayram
Bayram, fakire derttir, eger yardim görmüyorsa.
Zengine de sevinctir, muhtaci gözetiyorsa.
* * *
Kurbaniniz Kutlu Olsun!
Mutlu olur bayraminiz, fakir ve muhtaci
umursarsaniz.
Feda ettiyseniz benligi Hakk'a, kutlu olsun
Kurban'iniz!
* * *
antoloji.com'dan şairimiz Hüseyin Avdic'a ait $iir
ve beyitler.
Zaman: Yeni Cag'in altisi, Ocak ayinin ilk haftasi.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
canlilarin sahibi Allah'in adiyla
Kurban
Allah icin her $eyi feda edebileceginin
ifadesidir Kurban.
Nefsini feda ettiysen Allah'a,
helâl olsun sana kesecegin hayvan!
* * *
Nefsi Allah'a Kurban Etmek
Hazret-i Ibrahim'in kurbaniyla "ilah"(lar)a
insan sunmak son buldu.
Islâmiyet'in gelmesiyle de,
nefsi Allah'a kurban etmek farz oldu.
* * *
Kurban Haram Edilemez!
Müslüman; nefsi icin degil,
Allah icin kurban eder hayvani.
Canlilar Rahman'in, izin de Onun'sa,
kim haram eder kurbani!
------------------------------------
Rahman: Acimasi, insanlarin acimasindan
cok olan ve herkese
cok aciyan, hayat veren, riziklandiran,
ya$atan e$siz Allah.
* * *
Kurban Ne Zaman Katliam Olur?
Ibadettir, eger kesersen hayvani Allah icin.
Katliamdir, kesilmezse kurbanliklar lillah icin.
--------------------------
Lillah: Allah icin.
* * *
Kurban Et Nefsin Olan Hayvani
Inanc ve iyilikciliginin bir ücreti olarak,
Rabb'in sana verdi Kevser'i.
Sen de bunun $ükran ve sevinci olarak,
O'na kurban et, nefsin olan bir hayvani.
------------
Kevser: Cennet, cennet irmagi, cok hayir.
* * *
Kurban Allah Icin Olmazsa
Mülk Allah'indir, izin Onun'dur, kurban lillah
icin.
Katil olur kesim, kesilmezse hayvan Allah icin.
* * *
Kurban Kesmek
Olmak istersen gercek insan ey insan!
Allah'a, Kitabina, Mehdisi'ne teslim ol.
Teslimci'ysen eger, cenneti kazandin say;
bunun $ükrü de Kurban kesmektir, emin ol.
* * *
Kurban Hatalari Düzeltilebilir
Kurbanda kesim ve muamele hatalari kullara ait.
Hatalar düzeltilebilir, kusursuzluk Allah'a ait.
* * *
Zarari Da Olmasin Diye Hayirdan Vazgecilmez
Hatalar olmasin diye, hayirdan vazgecilmez.
"Zarari da var" diye, su ve ate$ yok edilmez.
* * *
Bayram
Bayram, fakire derttir, eger yardim görmüyorsa.
Zengine de sevinctir, muhtaci gözetiyorsa.
* * *
Kurbaniniz Kutlu Olsun!
Mutlu olur bayraminiz, fakir ve muhtaci
umursarsaniz.
Feda ettiyseniz benligi Hakk'a, kutlu olsun
Kurban'iniz!
* * *
antoloji.com'dan şairimiz Hüseyin Avdic'a ait $iir
ve beyitler.
Zaman: Yeni Cag'in altisi, Ocak ayinin ilk haftasi.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
ATEiSTLER KUR'ANI NiÇiN YORUMLAYAMAZ?
ATEISTLER KUR'ANI NICIN YORUMLAYAMAZ?
(Bu bildiri, yazarimiz Hüseyin Avdic'in, 2006 yilinda,
"mustafaakyol.org" sitesinde bir ateist tartismaciya verdigi
cevaptir.)
Sayin Sezgin Kiroglu'nun: "Diger dinlerden olan insanlarla
konusulmasi bile ayetlerle yasaklanmistir..." $eklinde Kur'
andan "hükümler cikararak" Kur'ani kusurlu göstermeye
calismasi, Kur'ana ve Kur'anlilara bir tecavüzdür. Bu teca-
vüz de, Kiroglu'nun "cehalet"inden ve kalbinin "kirliligi"nden
cikmaktadir. Fakat Kiroglu bu sözlerden hemen alinmamali
ve tepkiye kalkmamalidir. Cünkü her insan her dalda uzman
olamaz. Uzman olmadigi dalda da o kimse cahildir. Cahil
oldugu bir dalda ise insan, uzmanlik alani olmadigi konularda
hükümler veremez. Verirse, cehâletini ilân etmis olur. Bu
cehâlete, yani bilgisizlige düsmemek icin Kiroglu gibilerin
önce: "Kur'an ve tefsir bilginleri, Müslümanlarin Yahudi ve
Hiristiyanlarla dostluk kurmasi hakkinda ne demis, bu konu-
daki ayet ve hadisleri nasil yorumlamis" diye sormasi ve aras-
tirmasi gerekir. Kiroglu bu arastirmayi yapsaydi ve Kur'ana
"dostlukla" yaklassaydi, elbette yukaridaki duruma düsme-
yecekti.
Hic süphesiz Kiroglu'nun "Kur'an yorumu" ve ondan cikar-
digi "hükümler" yanlis ve isabetsizdir. Dogru ve isabetli olan
yorum ve cikarilmasi gereken hüküm M. Akyol'unkidir. S.K'
nin yorum ve hükmü ise ancak kendisini baglar, Müslüman-
lari baglamaz. Yani S.Kiroglu cikardigi hükme göre ve Müs-
lümanligi kabul ettiginde isterse Yahudi ve Hiristiyanlarla
dost olmayabilir. Ama bu hareketini Kur'anlilara $art ko$a-
maz. Fakat bir Müslümanin, Kur'an bilginlerinin ortak görü-
sünü terk edip kendi keyfine uymasi da ayri bir sapiklik olur.
Bazi radikal Müslümanlarin Kur'ani ateistler gibi yorumla-
masi da bu sapikliga dahildir.
Kur'an, Turan Dursun'un Islam hakkindaki $üpheleri ve
Ilhan Arsel gibi materyalist ve ateistlerin fikir ve inkârlari
temel alinarak yorumlanamaz. Aksi halde yapilacak yorum-
lar, Kur'ana bir tecavüz ve onu tahrif etmek olarak kabul
edilir.
S. Kiroglu gibi ateist ve materyalistlerin en büyük hatasi,
Müslüman olmadiklari halde Müslümanlarla Islâmî konu-
lari tartismalaridir. Yani ne Müslümanliklari vardir ne de
Islâmî uzmanliklari! Fakat buna ragmen tartismaktan geri
durmuyorlar...
Islâmî konularda tartismaya katilmak isteyen ateistler ve
gayri müslimlerin bundan böyle bazi kural ve kaidelere
uymalari gerekiyor. Bazi basamaklari cikmamis ve a$ma-
mis tartismacilar, Islâmî tartismalardan uzak tutulmalidir.
Meselâ S. Kiroglu gibi bir kimsenin Islâmî konularda tar-
tisma hakki kazanabilmesi icin cikmasi gerektigi ilk basa-
mak, bu evrenin Sahibi'ni yani kâinati yaratan, ya$atan ve
yöneten mânevî büyük Güc'ü bilmesi ve tanimasi ve O'
nunla "dost" olmaya calismasidir. Ancak bu basamagi
a$tiktan sonra o kimse; "Müslümanlar, Yahudi ve Hiristi-
yanlarla dost olabilir mi, olamaz mi" gibi Kur'anî konular-
rin tartismasina katilabilir. Aksi halde ancak bir seyirci
olabilir ve soru sorabilir. "Müslümanlar, Yahudi ve Hiris-
tiyanlarla dost olamaz" gibi hükümler icad etmeye kalkar-
sa, ona "HOP! DUR BAKALIM!" denir ve denmelidir.
Aksi halde faydasiz ve neticesiz bir tartismanin icine gi-
rilmis olacak ve bir sürü gereksiz söz sarfedilecek ve
zaman israfi olacaktir. Hem bu sitede yapilan tartismala-
rin kalitesini yüksek tutmak icin de zikrettigim kural ve
kaidelerin uyulmasinda ve uygulanmasinda büyük yarar-
lar bulunmaktadir.
Evet, sayin Sezgin Kiroglu! Bu âlemin e$siz Sultani ile
dostlugunuz ne derecededir? Yoksa hâlâ bu evrenin
yaratilis, ya$atilis ve yönetilisini; aciz ve akilsiz, görmesiz
ve duymasiz, vicdansiz ve konusmasiz rastlantiya, doga-
ya veya amacsiz ve hedefsiz kendikendilige veya hâkim-
siz yasalara mi vermektesiniz. Bu sonucsuz ve faydasiz
vermeleriniz devam ettigi müddetce Kur'anî konularin
tartismasindan uzak durmak zorunda kalacaksiniz. Bi-
rinci basamagi cikabilmek ve a$abilmek icin kalbinizi
ateizm ve materyalizm mikrobundan temizlemeniz gere-
kiyor. Bu mikroplar kalbinizde ve kafanizda durdugu
müddetce gercek insanliga da ula$amayacaksiniz. Ger-
cek insanlik, bu âlemin hiddetli ve merhametli Sultani'yla
dostluktadir. O'nunla dost olmayanlarin "insanlik"indan
bahsedemeyiz. Insanlik istiyorsaniz, i$te yol! Bu yola
girenler sonunda mutlaka gercek insanliga eri$irler. Gir-
meyenlerin ise, onlarin insanligini tasdikleyecek bir Tan-
rilari olmaz. Tasdikcisi olmayanlarin da insanligi gecersiz
kalir.
Eger siz bu kâinatin gercek Yaratici'sini yani ortaksiz
Allah'i tanimaya calismak yerine O'nu inkârda yani ate-
izm ve materyalizmde israr ediyorsaniz, bu israrinizla
bütün kâinatlilarin "elini" degil, (mânen) "kafasini" kesmis
olursunuz. I$te ateizm ve inkârcilik böyle büyük bir
zulümdür. Ilk tartisilmasi gereken de i$te bu zulümdür,
yoksa Kur'andaki el kesme cezasi degil!
(Hem el kesme cezasi sizi fazla endi$elendirmemelidir.
Cünkü siz, dine dayali bir devletin ülkesinde ya$amiyor-
sunuz. Sizin ülkenize teokratik bir rejimin gelmesi ise
mechuldür. Siz Müslüman olsaniz bile, hirsizlik yaptiginiz-
da kimse sizin elinizi kesecek degildir. Cünkü siz, $eria-
tin uygulandigi bir Ortadogu ülkesinde degil, Türkiye'de-
siniz. Hem bu cezalandirma $eklini, yimibirinci yüzyilin
Mehdisi, "Allah'in izniyle" hapis cezasina cevirebilir.)
Ateist zulüm, nasil zulüm oluyor? Nasil bir vatandas, ülke-
sinin Basbakan'ini red ve inkâr ederek keyfî ya$amaya
kalksa, vergisini vermese ve kanunlarini hice saysa, böy-
le bir kimse "zalim" ve "terörist" olarak hapse atilip ceza-
ya carpilirsa; bu evren ve kâinatin yüce Basbakani olan
Allah'i red ve inkâr eden bir ateist ve materyalist de "in-
kârci vatandas" gibi ayni hükmü alir ve ayni muameleyi
görür. Cünkü bu evreni ateistler yaratmamistir. Bu evre-
ne ilahlik yapacak gücleri de yoktur. Aksine onlar bir
Ilah'in yönetimi altindadirlar. Üstteki'ni tanimak isteme-
yen veya dogrudan dogruya O'nu red ve inkâr eden veya
O'nun yerine yaratilmislari Ilah Koltugu'na oturtan kimse-
ler elbette (mânen) "zalim" sifatini kazanmis olurlar.
Bir ülkeyi yönetmek icin cok akilli ve bilgili bir Ba$bakan
gerekir, ama ateist ve materyalistlere göre bu evrenin
yaratilmasi, ya$atilmasi ve yönetilmesi icin serseri tesadüf
ve aciz-acimasiz madde ve sahipsiz-Allahsiz yasalar ye-
terlidir! Basit bir sanatli eser ustasiz olmaz, ama bir agac,
bir hayvan, bir insan gibi cok bilimli, cok hesapli ve cok
sanatli eserler icin bir Tanriya gerek yoktur! Öyle mi?
Allahsizliktan ve inkârcilik zulmünden kurtulmaya calismak
gercek insanliktir. Bu insanliga yanasmayanlar ise, zulüm-
lerinin cezasini bir baska âlemde mutlaka göreceklerdir.
Ancak ölümü yok etmeye gücü yetenler hesap vermekten
kurtulur. Ölümü öldürmeye gücü yetmeyenlerin ise, Allah'i
ve Ötedünyasini kabul etmekten baska careleri yoktur. Bu
careye sarilmayanlar, 60-70 yillik ortalama ömür hesabi
üzerinden BÜYÜK HESAP GÜNÜ'nün baslangicina kac
dakikalarinin kaldigini hesaplayabilirler. Ateizmin en büyük
suc kabul edildigi bir âleme gitmeden önce ateistler ve ma-
teryalistler hesaplarini cok iyi yapmalidir.
Not 1: Resim varsa, ressam da vardir. Ayni sekilde dünya
varsa, Allah da vardir. Eger dünya dönüyor, kâinat i$li-
yorsa, Allah da yönetim ve faaliyettedir. Ilahsiz yönetim
ve faaliyet olmaz. Allah da elcisiz olmaz. Elci de kitapsiz
olmaz. Ben, Allah'tan aldigim bilgi ve i$iga dayanarak
Kur'anin, "Allah Sözü" oldugunu, Hz. Muhammed'in sözü
olmadigini tasdik ediyorum.
Not 2: S. K'ye göre Mustafa Akyol: "Ben humanist degil,
teistim" demis. Bunun anlami: "Ben, insan veya insancil
degilim" demek degildir. Aksine: "Ben, ateistler gibi bir
insancil degil, Allahlilar (yani Müslümanlar gibi) bir insan-
cilim" demektir. Tabi, sayin Akyol böyle bir söz sarfetmis-
se, o sözle ne demek istedigini de, o daha iyi anlatabilir.
S. Kiroglu ise, teistlerin insan olamayacagindan bahsetmis!
(Bu notum, a-teist: Allahsiz, teist de: Allahli demekse ge-
cerlidir. Cünkü TDK Sözlügünde teist'in karsiligini bulama-
dim.)
(Ben bu notu yazdiktan sonra M.Akyol'un da bu konuda
bir cevap yazdigini gördüm. Siz de okumussunuzdur...)
Not 3: Kur'andan cimbizlama bir ayet cekip sonra bu aye-
tin diger ayetlerle olan bagtlantisini keserek yapilan yorum
ve hüküm cikarmalarin bir gecerligi yoktur. Böyle tefsir ve
ictihadda bulunanlarin yaptiklari keyfîdir, cahilânedir. Eger
inadla yapiyorsa, zalimliktir, düsmanliktir. Buraya yorum
yazan arkadaslar bu hususu nazar-i itibara alarak kendile-
rini hizaya sokarlarsa, kavga biter ve bitmelidir.
Zaman: Yeni Cag'in sekizi, Aralik ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
(Bu bildiri, yazarimiz Hüseyin Avdic'in, 2006 yilinda,
"mustafaakyol.org" sitesinde bir ateist tartismaciya verdigi
cevaptir.)
Sayin Sezgin Kiroglu'nun: "Diger dinlerden olan insanlarla
konusulmasi bile ayetlerle yasaklanmistir..." $eklinde Kur'
andan "hükümler cikararak" Kur'ani kusurlu göstermeye
calismasi, Kur'ana ve Kur'anlilara bir tecavüzdür. Bu teca-
vüz de, Kiroglu'nun "cehalet"inden ve kalbinin "kirliligi"nden
cikmaktadir. Fakat Kiroglu bu sözlerden hemen alinmamali
ve tepkiye kalkmamalidir. Cünkü her insan her dalda uzman
olamaz. Uzman olmadigi dalda da o kimse cahildir. Cahil
oldugu bir dalda ise insan, uzmanlik alani olmadigi konularda
hükümler veremez. Verirse, cehâletini ilân etmis olur. Bu
cehâlete, yani bilgisizlige düsmemek icin Kiroglu gibilerin
önce: "Kur'an ve tefsir bilginleri, Müslümanlarin Yahudi ve
Hiristiyanlarla dostluk kurmasi hakkinda ne demis, bu konu-
daki ayet ve hadisleri nasil yorumlamis" diye sormasi ve aras-
tirmasi gerekir. Kiroglu bu arastirmayi yapsaydi ve Kur'ana
"dostlukla" yaklassaydi, elbette yukaridaki duruma düsme-
yecekti.
Hic süphesiz Kiroglu'nun "Kur'an yorumu" ve ondan cikar-
digi "hükümler" yanlis ve isabetsizdir. Dogru ve isabetli olan
yorum ve cikarilmasi gereken hüküm M. Akyol'unkidir. S.K'
nin yorum ve hükmü ise ancak kendisini baglar, Müslüman-
lari baglamaz. Yani S.Kiroglu cikardigi hükme göre ve Müs-
lümanligi kabul ettiginde isterse Yahudi ve Hiristiyanlarla
dost olmayabilir. Ama bu hareketini Kur'anlilara $art ko$a-
maz. Fakat bir Müslümanin, Kur'an bilginlerinin ortak görü-
sünü terk edip kendi keyfine uymasi da ayri bir sapiklik olur.
Bazi radikal Müslümanlarin Kur'ani ateistler gibi yorumla-
masi da bu sapikliga dahildir.
Kur'an, Turan Dursun'un Islam hakkindaki $üpheleri ve
Ilhan Arsel gibi materyalist ve ateistlerin fikir ve inkârlari
temel alinarak yorumlanamaz. Aksi halde yapilacak yorum-
lar, Kur'ana bir tecavüz ve onu tahrif etmek olarak kabul
edilir.
S. Kiroglu gibi ateist ve materyalistlerin en büyük hatasi,
Müslüman olmadiklari halde Müslümanlarla Islâmî konu-
lari tartismalaridir. Yani ne Müslümanliklari vardir ne de
Islâmî uzmanliklari! Fakat buna ragmen tartismaktan geri
durmuyorlar...
Islâmî konularda tartismaya katilmak isteyen ateistler ve
gayri müslimlerin bundan böyle bazi kural ve kaidelere
uymalari gerekiyor. Bazi basamaklari cikmamis ve a$ma-
mis tartismacilar, Islâmî tartismalardan uzak tutulmalidir.
Meselâ S. Kiroglu gibi bir kimsenin Islâmî konularda tar-
tisma hakki kazanabilmesi icin cikmasi gerektigi ilk basa-
mak, bu evrenin Sahibi'ni yani kâinati yaratan, ya$atan ve
yöneten mânevî büyük Güc'ü bilmesi ve tanimasi ve O'
nunla "dost" olmaya calismasidir. Ancak bu basamagi
a$tiktan sonra o kimse; "Müslümanlar, Yahudi ve Hiristi-
yanlarla dost olabilir mi, olamaz mi" gibi Kur'anî konular-
rin tartismasina katilabilir. Aksi halde ancak bir seyirci
olabilir ve soru sorabilir. "Müslümanlar, Yahudi ve Hiris-
tiyanlarla dost olamaz" gibi hükümler icad etmeye kalkar-
sa, ona "HOP! DUR BAKALIM!" denir ve denmelidir.
Aksi halde faydasiz ve neticesiz bir tartismanin icine gi-
rilmis olacak ve bir sürü gereksiz söz sarfedilecek ve
zaman israfi olacaktir. Hem bu sitede yapilan tartismala-
rin kalitesini yüksek tutmak icin de zikrettigim kural ve
kaidelerin uyulmasinda ve uygulanmasinda büyük yarar-
lar bulunmaktadir.
Evet, sayin Sezgin Kiroglu! Bu âlemin e$siz Sultani ile
dostlugunuz ne derecededir? Yoksa hâlâ bu evrenin
yaratilis, ya$atilis ve yönetilisini; aciz ve akilsiz, görmesiz
ve duymasiz, vicdansiz ve konusmasiz rastlantiya, doga-
ya veya amacsiz ve hedefsiz kendikendilige veya hâkim-
siz yasalara mi vermektesiniz. Bu sonucsuz ve faydasiz
vermeleriniz devam ettigi müddetce Kur'anî konularin
tartismasindan uzak durmak zorunda kalacaksiniz. Bi-
rinci basamagi cikabilmek ve a$abilmek icin kalbinizi
ateizm ve materyalizm mikrobundan temizlemeniz gere-
kiyor. Bu mikroplar kalbinizde ve kafanizda durdugu
müddetce gercek insanliga da ula$amayacaksiniz. Ger-
cek insanlik, bu âlemin hiddetli ve merhametli Sultani'yla
dostluktadir. O'nunla dost olmayanlarin "insanlik"indan
bahsedemeyiz. Insanlik istiyorsaniz, i$te yol! Bu yola
girenler sonunda mutlaka gercek insanliga eri$irler. Gir-
meyenlerin ise, onlarin insanligini tasdikleyecek bir Tan-
rilari olmaz. Tasdikcisi olmayanlarin da insanligi gecersiz
kalir.
Eger siz bu kâinatin gercek Yaratici'sini yani ortaksiz
Allah'i tanimaya calismak yerine O'nu inkârda yani ate-
izm ve materyalizmde israr ediyorsaniz, bu israrinizla
bütün kâinatlilarin "elini" degil, (mânen) "kafasini" kesmis
olursunuz. I$te ateizm ve inkârcilik böyle büyük bir
zulümdür. Ilk tartisilmasi gereken de i$te bu zulümdür,
yoksa Kur'andaki el kesme cezasi degil!
(Hem el kesme cezasi sizi fazla endi$elendirmemelidir.
Cünkü siz, dine dayali bir devletin ülkesinde ya$amiyor-
sunuz. Sizin ülkenize teokratik bir rejimin gelmesi ise
mechuldür. Siz Müslüman olsaniz bile, hirsizlik yaptiginiz-
da kimse sizin elinizi kesecek degildir. Cünkü siz, $eria-
tin uygulandigi bir Ortadogu ülkesinde degil, Türkiye'de-
siniz. Hem bu cezalandirma $eklini, yimibirinci yüzyilin
Mehdisi, "Allah'in izniyle" hapis cezasina cevirebilir.)
Ateist zulüm, nasil zulüm oluyor? Nasil bir vatandas, ülke-
sinin Basbakan'ini red ve inkâr ederek keyfî ya$amaya
kalksa, vergisini vermese ve kanunlarini hice saysa, böy-
le bir kimse "zalim" ve "terörist" olarak hapse atilip ceza-
ya carpilirsa; bu evren ve kâinatin yüce Basbakani olan
Allah'i red ve inkâr eden bir ateist ve materyalist de "in-
kârci vatandas" gibi ayni hükmü alir ve ayni muameleyi
görür. Cünkü bu evreni ateistler yaratmamistir. Bu evre-
ne ilahlik yapacak gücleri de yoktur. Aksine onlar bir
Ilah'in yönetimi altindadirlar. Üstteki'ni tanimak isteme-
yen veya dogrudan dogruya O'nu red ve inkâr eden veya
O'nun yerine yaratilmislari Ilah Koltugu'na oturtan kimse-
ler elbette (mânen) "zalim" sifatini kazanmis olurlar.
Bir ülkeyi yönetmek icin cok akilli ve bilgili bir Ba$bakan
gerekir, ama ateist ve materyalistlere göre bu evrenin
yaratilmasi, ya$atilmasi ve yönetilmesi icin serseri tesadüf
ve aciz-acimasiz madde ve sahipsiz-Allahsiz yasalar ye-
terlidir! Basit bir sanatli eser ustasiz olmaz, ama bir agac,
bir hayvan, bir insan gibi cok bilimli, cok hesapli ve cok
sanatli eserler icin bir Tanriya gerek yoktur! Öyle mi?
Allahsizliktan ve inkârcilik zulmünden kurtulmaya calismak
gercek insanliktir. Bu insanliga yanasmayanlar ise, zulüm-
lerinin cezasini bir baska âlemde mutlaka göreceklerdir.
Ancak ölümü yok etmeye gücü yetenler hesap vermekten
kurtulur. Ölümü öldürmeye gücü yetmeyenlerin ise, Allah'i
ve Ötedünyasini kabul etmekten baska careleri yoktur. Bu
careye sarilmayanlar, 60-70 yillik ortalama ömür hesabi
üzerinden BÜYÜK HESAP GÜNÜ'nün baslangicina kac
dakikalarinin kaldigini hesaplayabilirler. Ateizmin en büyük
suc kabul edildigi bir âleme gitmeden önce ateistler ve ma-
teryalistler hesaplarini cok iyi yapmalidir.
Not 1: Resim varsa, ressam da vardir. Ayni sekilde dünya
varsa, Allah da vardir. Eger dünya dönüyor, kâinat i$li-
yorsa, Allah da yönetim ve faaliyettedir. Ilahsiz yönetim
ve faaliyet olmaz. Allah da elcisiz olmaz. Elci de kitapsiz
olmaz. Ben, Allah'tan aldigim bilgi ve i$iga dayanarak
Kur'anin, "Allah Sözü" oldugunu, Hz. Muhammed'in sözü
olmadigini tasdik ediyorum.
Not 2: S. K'ye göre Mustafa Akyol: "Ben humanist degil,
teistim" demis. Bunun anlami: "Ben, insan veya insancil
degilim" demek degildir. Aksine: "Ben, ateistler gibi bir
insancil degil, Allahlilar (yani Müslümanlar gibi) bir insan-
cilim" demektir. Tabi, sayin Akyol böyle bir söz sarfetmis-
se, o sözle ne demek istedigini de, o daha iyi anlatabilir.
S. Kiroglu ise, teistlerin insan olamayacagindan bahsetmis!
(Bu notum, a-teist: Allahsiz, teist de: Allahli demekse ge-
cerlidir. Cünkü TDK Sözlügünde teist'in karsiligini bulama-
dim.)
(Ben bu notu yazdiktan sonra M.Akyol'un da bu konuda
bir cevap yazdigini gördüm. Siz de okumussunuzdur...)
Not 3: Kur'andan cimbizlama bir ayet cekip sonra bu aye-
tin diger ayetlerle olan bagtlantisini keserek yapilan yorum
ve hüküm cikarmalarin bir gecerligi yoktur. Böyle tefsir ve
ictihadda bulunanlarin yaptiklari keyfîdir, cahilânedir. Eger
inadla yapiyorsa, zalimliktir, düsmanliktir. Buraya yorum
yazan arkadaslar bu hususu nazar-i itibara alarak kendile-
rini hizaya sokarlarsa, kavga biter ve bitmelidir.
Zaman: Yeni Cag'in sekizi, Aralik ba$i.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *
Abonnieren
Posts (Atom)