Sonntag, 2. November 2008

X N A M E

(Bu bildiri, 2003 yilinda yayinlandi.)

X N A M E

masumlari koruyan Allahin adiyla

Savasta "masumlarin öldürülebilecegi"nden bahseden ya-
zarlari görüyoruz. Masumlarin öldürülebilecegi kritik
bir anda miyiz ki, bu tür ictihadlara uyalim? Buna kim
karar verecek? Yetkiyi kimden alacaksiniz?

Allah'in Mehdisi, dünyayi radikalizmle degil, itida-
lizm'le fetheder. Eger bir savas yapilacaksa, buna Al-
lah'in Mehdisi karar verir. Yoksa Allah'in Mehdisini
dinlemeyerek kendi keyf ve akillarinca saga sola savas
acanlar, e$kiyaliklarini ilân etmis olurlar. Masumlari
öldürerek mi düsmani altedeceginizi saniyorsunuz? Bu
tür stratejiler size zafer degil, ancak yikim ve yok
olus kazandirir.

Hz.Muhammed(sav), masumlari öldürerek mi savasti? Be-
lâdan kacmasini bilmedi mi? Onun Mekke'den Medine'ye
göcü, bir belâdan kacis degil miydi? Bu belâdan nicin
kacti? Yokolustan kurtulmak ve masumlari kurtarmak i-
cin degil mi? Evet bu kacisla hem kendilerini hem de
masumlari kurtardilar. Onlari atese atmadilar. Kendi-
lerini savunmak ve kurtarmak icin masumlari öldürmedi-
ler. Bunun icin can gibi kiymetli vatanlarini dahi
terketmeye razi oldular. Cünkü onlar, nefis ve $eytan
icin degil, Allah icin savasiyorlardi, Hak ugruna ci-
had ediyorlardi.

Iste, bir Peygamber akli nerede, sahte mehdilerin a-
killari nerede! Ikisinin arasinda daglar kadar fark
yok mu?

Arkasinda koskoca Allah'in destegi olmasina ragmen,
Hz.Musa da belâdan kacmayi bildi. Bu kacisla ne yapmak
istiyordu? Elbette masumlari korumak ve kurtarmak is-
tiyordu! Onlar nicin masumlari öldürerek savasmadi?
Cünkü onlar sahte mehdi degildi! Onlar gercek Peygam-
berdi!

Senin, düsmani altedecek ne birligin var, ne bütünlü-
gün, ne de güclü bir silahin! Silah olarak masumlari
öldürmeyi mi buldun? Iste bu da sahte mehdilerin, e$-
kiya ruhlularin aklidir. $eytanî stratejilere ihtiya-
cimiz yok bizim!

Siz, Hamas ve I.Cihad'in veya El-Kaide'nin yaptiklari
intihar saldirilarina "savas" mi diyorsunuz? Onlar bu
saldirilarla zafer mi kazaniyor? Saldirdikca daha faz-
la dayak yemiyorlar mi? Savas mi bu? Yoksa yok olusa
gidis mi? Allah'in Mehdisinden izinsiz savasirsan, se-
nin savasin cihad degil, cinayet olur. Ama o izin ve-
rirse, ancak düsman ordusuna saldirabilirsin, masumla-
ra degil. Eger masumlara saldiracaksan, Allah'in ve
dininin ismini kullanma. "Ben $eytanin askeriyim" de.

Acizsen, Allah'a sigin veya kac. Ama zulme siginma.
Zulme ugramissan, sen de zalim olma. Masum kalmasini
bil. Iste senin kazancin budur. Bu kazanc, $ehitlik'
ten daha üstündür. Allah icin savasanlar, masumlari
korurlar. Ama $eytan icin savasanlar masumlari yakar-
lar.

Kesin hüküm varken ictihada gidilmez.Hz.Peygamber(sav)
hangi savasi masumlari öldürerek yapmis ve kazanmis-
tir ki, masumlarin öldürülebileceginden dem vuralim?
Ister dost tarafindan olsun, ister düsman tarafindan:
Masum, masumdur. Masumlari Kur'anlilar korumayacak da
kim koruyacak?

Senin birligin olsa, bu birlik düsmana karsi caydirici
bir güc olabilir. Fakat sen bundan mahrumsun. O halde
Mehdi'nin emrini bekle. Ondan önce söz söyleme. Ondan
isaret almadan savasa kalkisma. Bu konuda emir dinle-
mek cok önemlidir. Peygambere(sav) bir savasi kaybet-
tiren, ordunun itaatsizligi, emir dinlemezligi degil
midir?

Hem, size saldiran düsmana aynen karsilik vermek zo-
runda degilsiniz. Kan dökmeden de savasabilirsiniz.
Bunun icin de Mehdi'nin aklina ihtiyaciniz var. Öyle
ise emir dinlemesini bilin. Siz, birlik olun, ordu ku-
run ve emir bekleyin. Ama bu sözlerden de Allah'in
Mehdisi'nin savas planlari yaptigini sanmayin. O, sa-
vas planlari degil, baris planlari hazirliyor. Cünkü
düsmani yenmenin bir yolu da baris'tir. Allah'in dini
de "baris dini"dir. Öyle ise sen de baris, kan dökme-
den savas. Hakli ve kiymetli bir ideolojin varsa, ön-
ce onu hâkim kil. Masumlari öldürerek zafer kazanamaz-
sin. Allah'in Mehdisini dinlemeyen muzaffer degil, he-
lâk oluyor. Amerika'ya efelenen Arap devletlerinin so-
nunu görmedik mi? Iste, Allah'in Mehdisini dinlemeyen-
lerin sonu budur!

Allah'in yol göstermesiyle hareket eden Mehdi'yi mi
dinleyecegiz, yoksa kuruntulara maglup olmus $eytanî
fikirli kimseleri mi? Lütfen, kimse Allah'in Mehdisine
ictihad ve strateji ögretmeye kalkmasin. Zafer iste-
yen, Allah'in Mehdisine tabi olmali, kendi aklina uy-
mayi birakmali. Savas olacaksa, buna ancak Allah'in
Mehdisi karar verir. O bir karar vermeden, kimse savas
tamtami calmasin. Allah'in rizasini isteyenlerin tuta-
cagi yol budur.

Allah'in Mehdisi, siz farkinda olmadan sizin görüsle-
rinizi alir, ama sizin keyfinize uymaz. Cünkü o, Al-
lah'in yol göstermesiyle hareket eder. Demek, Allah'in
Mehdisini dinlemeyen ziyandadir ve ihlâsi olmayan if-
lastadir.

SELAM VE RAHMET ALLAH'IN MEHDISINE TABI OLANLARA OLSUN

Zaman: Yeni Cag'in ücü, Aralik ayi ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Mücadele.
Boyut: Muranizm.
YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

HABiL'LE KABiL'iN MÜCADELESi VE DEMOKRASi KATiLLERi

(Bu bildiri, 7 ay önce yayinlandi.)

HABiL'LE KABiL'iN MÜCADELESi
VE DEMOKRASi KATiLLERi

gecmisten ve gelecekten haber veren ALLAHin adiyla

Yarim asir önce kapatilan Demokrat Parti ve idam edilen yöneticile-
ri, kardesi Kabil tarafindan katledilen Habil hükmündedir. O zaman-
lar Türkiye halki, Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimine degil, De-
mokrat Parti'nin yönetimine iktidar vermisti. Buna öfkelenen halkci-
lar ve irkcilar (daha dogrusu o zamanki millet ve cumhuriyet düsman-
lari) ise, intikamlarini halktan, Demokrat Parti'yi ordunun bicagiyla
katlederek almak istiyorlardi.

"Halkcilar" rolündeki Kabil, "Demokratlar" rolündeki Habil'i öldürmek
icin elini kaldirdiginda, Habil Kabil'e: "Sen beni öldürmek icin elini
bana uzatirsan, ben seni öldürmek icin elimi sana uzatmam" diyor-
du. Onun bu savunmasizligi karsisinda da Kabil Habil'i öldürdü. Ha-
bil, sehitlik makamina yükselirken, Kabil de, zalimler cehennemine
yuvarlaniyordu.

Simdi 21. yüzyilin yeni Kabilleri olan ceteci ve laikciler de, kendileri-
ne iktidar vermeyen halktan intikamlarini alabilmek icin yargi bicagiy-
la Adalet ve Kalkinma Partisi (AKP)yi katletmek istiyorlar.
Fakat devir degisti! Bu zamanin Habil'i de, eski zamanin Habil'i degil.
Yani, yeni Habil, eski Habil gibi kendisini öldürmek isteyen kardesi
Kabil'e: "Sen beni öldürmek istersen, ben seni öldürmek istemem"
demeyecektir ve demiyor.

Cünkü yeni Habil, "Âdem'in milletinden" degil, "Muhammed'in milletin-
den"dir. Muhammedîlikte ise, saldiriya karsi savunma vardir. Bu savun-
mada ise Habil, ölmeyecek ve öldürülemeyecektir.

Peki, Kabil ne olacaktir?

Tabii ki, kahrolacaktir!

Kahrolsun, demokrasiyi katletmek isteyen Kabiller!

Zaman: Yeni Cag'in sekizi, Mart sonu.
Mekan: Avrupa
Makam: Mücâdele.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

ÜLKELER VASiYETNAMESi

(Bu bildiri, 2007 yilinda yayinlandi.)

ÜLKELER VASIYETNAMESI

(Bütün devletler icin gecerli yeni bir konu)

ülkeleri dogduran ve batiran ALLAHin adiyla

Nostradamus'un kehanetleri ve Hz. Muhammed'in gele-
cekten haber veren sözleri arasinda kiyamete yakin bir
zamanda bazi ülkelerin yerin dibine batacagi veya harita-
dan silinecegi bildirilmektedir. Bunun zamani da büyük bir
ihtimalle icinde bulundugumuz yüzyil ve sonlaridir. Bu tür
haberlere inanilmak istenmese de, "küresel isinma"nin ge-
tirecegi felâket ve tehlikeler, "bazi ülkelerin batabilecegi"
ihtimalini kuvvetlendirmekte ve bunu hesaba katmamiz
gerektigini bize mecbur etmektedir.

Bu mecburiyet de bütün ülkelerin anayasa ve kanunlarina
bir "vasiyetname" eklemelerini gerekli kilmaktadir. Yani,
$ayet -Allah göstermesin- sözünü ettigimiz ihtimal vaki ol-
dugunda batan veya felâkete ugrayan ülkenin mülk, kalinti
ve mirasi kime, hangi devlete veya ülkeye kalacaktir? Yani
-eger kalirsa- kalan kalinti ve miras ve az bir halkin yöneti-
mini kim devralacaktir veya almalidir?

Kalan ülke mirasi üzerinde diger devletlerin kavga etmemesi
icin önceden bu konuda: "Falan ülke, o yoksa ikinci veya ü-
cüncü falan ülkeler, her hangi bir dogal felâket sonucu kalin-
ti ve mirasimizi ve (kalirsa) gücü yok olmus bir avuc halkimi-
zin yönetimini ele alabilir" seklinde bir vasiyetname birakma-
lari ve bunun, bütün ülkelerin birbirleri arasinda görünür ve
bilinir olmasi sart olmaktadir. Bütün dünya ülke ve devletle-
rini bu sarta uymalarini ve onu göz önünde bulundurmaya
dâvet ediyoruz.

Biz Avrupa Muranistleri, yakin gelecekte (yani 25-50 yil
icinde) birkac ülkenin ve icinde bulundugumuz yüzyilin son-
larinda ve gelecek yüzyilin ilk baslarinda da pekcok ülkenin
bir dogal felâket sonucu batacagina kesin gözüyle bakiyor
ve inaniyoruz.

ALLAH BÜTÜN ÜLKELERI FELÂKETLERDEN
KORUSUN!

Not: Buradaki öneri, Allah'in Mehdisi Mehmed Nur'an
tarafindan yapilmaktadir.

Zaman: Yenicag'in yedisi, Ocak sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Öneri ve Dâvet.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

"Hrant Dink cinayeti"yle ilgili olarak Allah'in Mehdisi
Mehmed Nur'an diyor ki:

EY DÜNYA GENCLIGI!

"Zulme yaklasmayiniz. Bunun icin de ADALET'i
ögreniniz ve adaletli olunuz. Kendinizden olmayan
irk ve milletleri kardesiniz biliniz ve onlara tahammül
gösteriniz. Devletiniz ve din büyüklerinizden izinsiz
herhangi bir eyleme kalkismayiniz. Eger büyükleriniz
size zulüm ve adaletsizligi emrederlerse, onlari dinle-
meyiniz. Bütün yaptiklarinizdan yüce Yaratici'niza
hesap vereceginizi de asla unutmayiniz."

DÜNYA DEVLETLERINE

"Bütün devletler de ilkokuldan baslamak üzere tüm
okullarina [Adalet Dersi] koymalidir. Bu öneri mut-
laka yerine getirilmelidir. Cünkü Avrupa ve Amerika'
da da, adalet bilgisinden ve Allah'a verecekleri hesap
endisesinden mahrum olan ögrenciler, ögretmenlerini
ve kendi arkadaslarini katletmektedir. Bu katliamlara
daha fazla seyirci kalinamaz."

Allah'in Mehdisi: Mehmed Nur'an

Not: Adalet'in ne oldugunu ögrenebilmek icin
www.ahiruzzaman.blogspot.com adresinden
"DÜZENNAME" isimli bildiriyi okuyabilirsiniz.

Zaman: Yeni Cag'in yedisi, Ocak sonu.
Mekan: Avrupa.
Makam: Duyuru.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

T E R Ö R N A M E

(Bu bildiri, 2004 yilinda yayinlandi.)

(Dünya devletlerine ve halklarina duyuru!)

T E R Ö R N A M E

Icindekiler:
------------
1- Teröristler hakli olamazlar mi?
2- Haksizlik karsisinda savasa basvurmak nasil terör
olabilir?
3- Cecen baskincilarinin eylemi Islâmiyet'ten mi kay-
naklaniyor?
4- Terör sucu isleyenler Müslüman kalabilir mi?
5- Cecen gruplar bagimsizlik savasi mi veriyor?
6- Filistinli örgütler dogru yolda mi? Intihar
saldirilari mesru mu?
7- Irak'ta direnisciler "kurtulus savasi" mi veriyor?
Direnis mesru mu?
8- Amerika Iran'i ne yapmali?
9- "Sizin ülkeniz isgal edilseydi ne yapardiniz?"
10-Amerika Irak'ta soykirim mi yapiyor?
11-Bazi Müslümanlarin Amerika aleyhinde yaptiklari
dualar kabul olur mu?
12-Amerika; kürtaj, escinsellik ve kökhücresi calis-
malari hakkinda ne yapmalidir?
13-Türkiye'deki basörtüsü yasakcilarini ne yapalim?
14-Dünyamiz ve insanlik insanüstü uygarliklarin
simulasyonu mu?
15-Duamiz!

Not: Okuma müddeti 35 dakika.

terörü yasaklamis olan Allahin adiyla


Terör, (yaratiklari Tanri yerine koymak sucundan son-
ra) en büyük günahlardandir. Terör, dinen ve insaniye-
ten zulümdür. Terör zulmünü isleyenler ve vazgecmeyen-
ler, yok edilmeyi hak etmis olurlar.

Teröristler hakli olamazlar mi?

Terör, haksizin hakliya karsi actigi savastir. Hakli-
nin haksiza karsi actigi savas, terör olmaz. Buna gö-
re teröristler bazen hakli olabilirler, ama her zaman
hakli degildirler. Haksizligi hak yapmis veya hakla-
rindan fazla hak istiyor da olabilirler. Demek, önce
hakkin belirlenmesi gerekiyor. Bunun icin yapilacak
i$, hukuka basvurmaktir. Hukuka basvurmadan kendileri-
ni devlet ve hukuk yerine koyan kimselerin yapacaklari
eylemler, terördür, terör olacaktir. Hukuka basvurdugu
halde hakli hakkini alamadigi bir durumda ise, ulus-
lararasi yüksek bir mahkemede hukukun hukuksuzlugunu
gidermek gerekiyor. Bu giderilmedigi takdirde teröre
kapi acilmis olacaktir. Önce bu kapinin cok iyi kapa-
tilmis olmasi gerekmektedir.

"Haksizlik karsisinda savasa basvurmak nasil terör o-
labilir?"

Cünkü böyle bir savasta kendilerini hakli gören kimse-
ler, aciz olduklari icin normal ve mesru bir savas yü-
rütmek yerine masum sivilleri hedef alan eylemler ger-
ceklestirdiklerinden, haksiz duruma düsüp, savaslari
terör olmaktadir. Eger hak icin savasanlar yüzde yüz
hakli olmazlarsa, yapacaklari askerî savas yine terör
olur.

Yeni Cag'in dördüncü yilinin gectigimiz aylarinda Rus-
ya'nin Kuzey Osetya eyaletinde bir okul baskini düzen-
lendi ve ölümü haketmemis yüzlerce ögrenci ve ebeveyn
katledildi, büyük bir zulüm islendi. Bu baskinda Cecen
(savasci)lar hakli miydi?

Ücyüzden fazla masumun ölümüne sebep olan bu baskinci-
lar, Rus devletine karsi hakli olsalardi bile, bu ey-
leme haklari yoktu, olamazdi. Cünkü bir devletin ve
yönetimin hakettigi ceza, -bozulmamis Ilâhî dinlerin
ve Kur'anin ilke ve hükmünce- onun masum halkina öde-
tilemez. O baskindaki okul cocuklari ise, en masumlar-
di. O dehsetin onlara yasatilmasi haklari degildi. Do-
layisiyla Cecen baskincilar, ücyüz otuzüc masumun ölü-
müne sebep olarak büyük bir zulüm islemis oldular ve
teröristlikle damgalanmayi hak kazandilar. Ayrica, ma-
sumlari kalkan yaparak savasanlar, ne savasci olabi-
lirler, ne de kahraman! Beslan okul baskincilarinin
gerceklestirdigi eylem, namertce bir harekettir. Ger-
cek Cecen halki böyle namertliklerden uzaktir, uzak
olmalidir.

Bu olayda, teröristleri yok etme hesabina Rus ordusu-
nun yaptigi operasyon ise, tam terörizme denk bir ha-
reket oldu! Bir devlet ve ordusu, kendi halkina hem de
en masumlarina böyle mi muamele etmeliydi? Kurtarma o-
perasyonu böyle mi olur? Gelecekte bütün devletler,
kurtarma operasyonlarinda önce bütün masumlarin can
güvenligini saglamayi esas yapmalidir. Yirmi terörist-
in saliverilmemesi, ücyüz otuzüc masumun hayatindan
daha degerli olamaz.

Cecen baskincilarinin eylemi Islâmiyet'ten mi kaynak-
laniyor?

Asla! Cünkü Islâmiyet'in kitabi olan Kur'an, bir masu-
mun hayatinin (onun rizasi olmadikca) bütün insanlik
icin dahi feda edilmesine izin vermez, izin vermesi de
mümkün degildir. Cünkü masumlarin katline izin veren
bir din, din olmaktan cikar.

Islâmiyet'in savas ilkesi de bellidir: "Savasta, sa-
vasmayan sivillere dokunulmaz". Sivilleri kasten öldü-
renler, cinayet islemis olurlar. Bu durumda terörist-
lerin Islâm'a dayanmalari mümkün degildir. O halde
kendi keyf ve akillarina dayanarak $eytanlasiyorlar.

Bunun icin Islâmiyet basta olmak üzere bütün dinler
(onlara sonradan bulastirilan sapikliklar haric), zu-
lüm ve terörü ortadan kaldirmak icin, insanligi dogru-
luga ve iyilige götürmek icin gelmis ve gönderilmis-
lerdir. Bu yüzden Muhammed(bütün elcilere selam ve
rahmet olsun)in dini de, Isa ve Musa'nin dini de (a-
sillari itibariyle) zulüm ve teröre izin veremezler,
vermemislerdir. Fakat bu dinlerin bazi baglilarinin
yaptiklari sapikliklar, onlarin dinlerine mal edile-
mez.

Terör sucu isleyenler Müslüman (veya Hiristiyan) kala-
bilir mi?

Iyilik ve ibadeti ve adaleti terketmek, zina ve cina-
yet islemek ve bozgunculuk cikarmak; Islâmiyet'te ve
diger büyük dinlerin asillarinda "büyük günahlar" dan-
dir. Bu günahlardan birini isleyen, (iman ve inanctan
degil) ama dinden ve Islâmiyet'ten cikmis olur. Dola-
yisiyla terör zulmüne istirak edenler, dinlerini kay-
betmis oluyorlar. Hz. Muhammed (ona rahmet olsun):
"Aldatan bizden degildir" demis. Böyle bir Peygamber,
terör zulmünü isleyenleri "Müslüman" kabul edebilir
mi? Buradaki gerceklerden cikan sonuca göre, Fethul-
lah Gülen Hocaefendi'nin: "Müslüman terörist olmaz.
Terörist Müslüman olmaz" sözü, isabet kazanmis oluyor.

Cecen gruplar bagimsizlik savasi mi veriyor? Bagimsiz-
lik savasi ne zaman ve nasil hak olur?
Yapilacak bir savasin önce Hakk'a (yani Allah'in izni-
ne sonra halkin onayina) dayanmasi gerekir. Bu savas
eger dinî bir savassa, Allah'in elcisinden (bu zaman-
da Mehdisinden veya Mesihinden) izin almak gerekir.
Allah'in Mehdisi $u anda i$basinda oldugundan, onun
izni ve emri olmadikca din savasi yapilamaz. Bagimsiz-
lik ve kurtulus savaslari gibi millî savaslar icin i-
se; halkin onayini ve dünya lideri devletin iznini al-
mak gerekir.

Cecen gruplar, Cecen halkinin cogunlugunun onayini al-
mislar da mi savasa baslamislardir? Yoksa kendi keyf
ve akillarina uyarak mi savasmaktadirlar? Halk cogun-
lugunun onaylamadigi bir savas, haksiz bir savastir.
Halk cogunlugu onaylamis olsa bile, dünya lideri dev-
letin de izni gerekir. Eger Amerika izin veriyorsa,
bu savas yapilabilir. Izin vermeden yapilirsa, o sa-
vas, "terör" olarak muamele görecektir. Evet, Cecen
halki icinde azinlik bir grup olarak bagimsizlik iste-
mek hakkinizdir. Fakat bu hakkinizi, halkinizi cigne-
yerek ve cigneterek ve onlari felâkete ugratarak ala-
mazsiniz.

Amerika Cecenistan'da bir bagimsizlik savasina izin
vermedigi takdirde, Cecen halkinin yapacagi i$, "de-
mokratik birliktelik" adi altinda bagimliliklarini ve-
ya bagimsizliklarini sürdürmek olacaktir. $imdilik Ce-
cenler icin barisci yol budur. Bu yoldan cikanlar, te-
röre saplanmis olur...

Filistinli örgütler dogru yolda mi? Intihar saldirila-
ri me$ru mu?

Filistinli örgütlerin de yukaridaki savas izinnamesi-
ne riayet etmesi gerekiyor. Buna göre Filistin Dâvâsi,
Birlesmis Milletler'e birakilmali, bu dâvâya o teski-
lât bakmalidir. BM de, ABD'den izinsiz hareket etmeme-
lidir. Bunun disinda yapilacak eylemler, "terör ola-
rak görülecek ve ezilecektir.

Filistinli örgütler terörü birakip, Filistin'in demok-
ratiklesmesine yardim etmelidirler. Intihar saldirila-
ri mutlaka son bulmalidir. Cünkü bu saldirilar, dinen
mesru ve helâl degildir. Eger Filistinli örgüt mensup-
lari Müslümansa, bu yasaga uymalidirlar. Eger degil-
lerse, yine intihar saldirilarini terketmelidirler.
Cünkü bu saldirilar Filistin'i kurtarmaz, aksine bati-
rir. Filistin halkina zarar veren bu cinayet saldiri-
lari, apacik bir zulümdür. Haksizliklar zulüm ile or-
tadan kaldirilmaz.

(Savasmayan) Israil halkini (yani sivilleri) "masum
siviller" degil de, "i$galci" olarak görmek büyük bir
sapikliktir! Cünkü Kur'anin hükmünce: "Bir kimsenin
i$ledigi sucunun cezasi, onun akraba ve yakinlarina
ödetilmez." Bunun icin Israil halki, "masum siviller"
dir. Onlarin Filistin'i i$gal eden babalari, devlet
ve yönetimleri suclu olabilir, fakat $imdiki halk "i$-
galci" sayilamaz. Onlari i$galci olarak kabul edip
yok etmeye calismak, dinen ve insaniyeten zulümdür!
Bir haksizligi ortadan kaldirmak isteyenler, zulümle
hareket edemezler. Eden, cezasini görecektir.

Ayni sekilde: "Amerika Irak'i i$gal etti. O halde Ame-
rika halki da bir i$galcidir, yok edilmeleri gerekir"
veya "Rusya Cecen halkinin bagimsizligini vermiyor.
Öyleyse Rus halki da bir i$galcidir, onlar da imha e-
dilmeli" gibi bir düsünce, tam sapikliktir! Müslüman
olanlar böyle bir sapikliga sahip olamazlar. Olanlar,
Islâmiyet'ten cikip gitmis olurlar.

Not: Israil halki, "i$galci" degil, "i$galci cocukla-
ri"dir. Dolayisiyla babanin i$ledigi suctan, cocugu
sorumlu tutulmaz. Kur'anî adaletin gerektirdigi budur.

Not2: Hakli bir savasta düsman ordusuna karsi yapila-
cak intihar saldirilari me$rudur. Fakat savasmayan ma-
sum sivil halka karsi yapilacak intihar saldirilari
cinayettir.

Irak'ta direnisciler "kurtulus savasi" mi veriyor?
Direnis me$ru mu?

Irakli direniscilerin mücadelesi, bir "kurtulus sava-
si" degildir. Cünkü orada bir "demokratiklestirme ha-
reketi" var. Emperyal bir i$gal yoktur. Islâmiyetce
diktatörlük bir hak olmadigindan ve Amerika da bir
dünya lideri oldugundan ve Saddam da zulümsel iktida-
rina son vermek istememis olmasindan Irak diktatörü-
nün devrilmesi bir hak olmustur. Amerika haksizlik et-
memistir. Irak savasi hakli bir savastir. Cünkü bu sa-
vas; güvenlik, egemenlik ve düzenlik savasidir. Allah'
in Mehdisi'nden de gerekli izni almistir.

Irak'ta halkin yüzde sekseni demokratiklesme isterken,
diktatörlüklerini kaybetmis olan yüzde yirmilik bir
kesim, demokratiklesmeyi engellemeye calismaktadir.El-
bette böyle bir calismanin "mesru kurtulus savasi"yla
bir ilgisi olmaz. Bu direnis, gayri mesrudur. Dinden
izin alamaz. Cünkü Islâmiyet, diktatörlügü yasaklamis-
tir. Dolayisiyla Irak halkinin cogunlugunun istegi
ragmina yapilan bütün direnis ve eylemler din disidir,
mesruiyeti yoktur. (GOP) demokratiklestirme hareketi
geregince dindisi ve gayri mesru direnis ve eylemler
elbette cezalandirilacaktir.

Kendi keyf ve akillarina uyarak ve sivil halki kalkan
yaparak demokratiklestirme güclerine karsi kahpece sa-
vasan direnisciler, binlerce masum sivilin ölümüne ve
Irak kentlerinin harabiyetine sebep olarak büyük bir
zulüm i$lediler. Elbette bu zulüm, ötedünyadaki Büyük
Mahkeme'de karsiligini bulacak, direnisciler cezalan-
dirilacaktir.

Dolayisiyla Amerika'nin direniscilere karsi yürüttügü
operasyon, bir zulüm degil, zulmü ortadan kaldirmadir.
Bu kaldirmada ve catismada ölen ve zarar gören Irakli
sivil masumlar ise, Allah'tan mükafatlarini alacaklar-
dir. Irak halkinin zarar görmesini istemeyenler, onla-
ra gercekten cok aciyanlar, direniscilere destek ol-
maz ve Müslümanlari gayri mesru bir sekilde ve haksiz-
ca ayaklandirmaya calismaz. Bu calismayi yapanlar ve
onlara destek olanlar, onlarin zulümlerine ortak oldu-
lar, oluyorlar. Allah'in Mehdisi'nden onay almis bir
proje ve demokratiklestirme hareketi karsisinda dura-
cak hicbir güc ve direnis yoktur! Direnenler, harab
olur...

"Amerika Ortadogu'ya demokrasi getirmezmis. Falanmis,
filanmis!..." Artik Amerika, eski Amerika degil. Dik-
tatörlerle dostluk sürecek bir Amerika yok artik. Ame-
rika Ortadogu'da demokrasinin yolunu acacaktir. Bu o-
nun yeni vazifesidir. Cünkü Hz. Isa'nin kralligi bunu
gerektiriyor. Amerika bu gerege itiraz edemez.

Yalniz Amerika demokratiklestirme hareketini sürdürür-
ken, masum sivillerin zarara ugramamasi icin bazi ön-
lemler almak zorundadir. Cünkü Irak'ta secimler belki
iyi sonuc vermeyecek veya sabote edilecek. Bunun icin
Irak bir ic savasa sürüklenmeden Amerika Irak'i (her-
halde siyaseten) üce bölmeli. Irak icin (halkin irk
ve mezhep farkliligindan dolayi) "dogal" olan, bölün-
medir. Dinleri, birligi gerektirmektedir. Fakat Irak
halki cogunluk olarak dinsel olgunluga ve kardeslige
sahip olmadigindan, onlar icin hak olan, Irak'in bö-
lünmesi olmaktadir. Direnisin son bulmayacagi anlasi-
lirsa, süratle Irak'in bölünmesine gitme zorunlugu
dogmaktadir. Daha fazla masum kani akmamasi icin bu
zorunluk yerine getirilmelidir. Masumlar Allah'in e-
manetidir. Bu emaneti korumak ve kurtarmak zorundayiz.

Not: Amerika'nin görevi, Ortadogu'yu demokratiklestir-
mek degildir. Onun görevi, Ortadogu'da demokrasinin
yolunu acmaktir. Herkes kendi demokrasisini kendi gay-
retiyle kuracaktir.

Amerika Iran'i ne yapmali?

Herkesin bildigi gibi; Iran'in nükleer enerji progra-
mi, nükleer silah üretimine basamak olabilecegi icin
Israi'i rahatsiz etmektedir. Bu rahatsizlik da Ameri-
ka'yi harekete gecirmektedir. Fakat Amerika yalniz Is-
rail'in rahatsizligi yüzünden degil, kendi güvenligi-
ni korumak acisindan da bu konuda düzenleyici olmak
mevkiindedir. Zaten dünya liderligi sahibi olmasiyla
da, Iran'a izin verip vermeme yetkisine de sahiptir.

Fakat Amerika bu yetkisini kullanirken, Hak ve Adalet'
i gözetmek durumundadir. Buna göre Amerika Israil'i
korurken, Israil'e karsi da Arap devletlerini korumak
zorundadir. Bu zorunluk da, Arap devletlerinin de Is-
rail'in sahip oldugu silahlara sahip olma hakki kazan-
dirmaktadir. Fakat bu ülkelerin demokrasiden uzak o-
luslarinin meydana getirdigi "güvenilir olmamak" duru-
mu, bu hakkin kullanimini engellemektedir. Bu durumda
Amerika, Iran'a ancak onun demokratiklesmesi karsili-
ginda nükleer enerji üretme izni verebilir. Nükleer
silah edinme hakki da ancak "tam güvenilir ülke" sevi-
yesine ulastiktan sonra dogabilir. (Bu kaideye göre
Kuzey Kore ya demokratiklesmeli ya da nükleer silahla-
rindan soyunmalidir.)

O halde Iran, bu gerekleri yerine getirmeden nükleer
arzularindan uzak durmalidir. Evet her devletin kendi-
ni korumak icin silahlanma hakki vardir. Fakat güveni-
lir oldugunuzu isbatlayamazsaniz, tehlikeli silahlara
sahip olma hakkiniz olmaz veya kaybedersiniz. Bu ger-
cegin geregi dolayisiyla Iran gibi ülkeler, masumla-
rin hatiri icin lider devletin öfkesini cekecek Sad-
damvari meydan okumalardan ve diretmelerden vazgecme-
lidir. Ta ki, Saddam'in ugradigi akibete ugramayalar.
Amerika da, Israil'in Iran'i vurmasina izin vermemeli-
dir. Bir yara kapanmadan yeni bir yara acilmamalidir.

Israil de, nükleer korkuyu yenmek icin $u gercegi gör-
melidir: Bir ülke yalniz nükleer silahlarla ele geci-
rilmez, harabedilmez. Cok basit silahlar ve teknikler-
le de bir ülke alt ve maglup edilebilir. Bugün Arap
devletleri birlesip iyi bir savas planiyla Israil'e
yürüseler, (nükleer silahlari olmadan da) Israil'i
ortadan kaldirabilirler. Demek Israil, Filistin'in
haklarini ödemedikce daima bu korkuyu tasiyacaktir.
Israil sirtini ne zamana kadar Amerika'ya dayayabilir?
Ya Amerika liderligini ve gücünü kaybederse ne olacak?
Israil'in nükleer silahlari Israil'i koruyabilecek mi?
En iyisi hakki teslim etmek ve baris degil mi? Ameri-
ka da, "adaletli bir dünya lideri" gibi hareket ede-
rek bu sorunun cözümü icin elinden gelen gayreti gös-
termeli, kendini Hak ve Adalet'e dayamalidir. Cünkü
Yahudi Lobisi, Hak ve Adalet yerine gecemez. Hak ve
Adalet, Allah'in Mehdisi'nde ve Mesihinde'dir.

$imdilik biz, Mehdiyet Makami'nin izniyle Israil'e
2019 yilina kadar mühlet veriyoruz. Israil, ödenmesi
gereken haklari ödemedigi takdirde "Kiyamet Savasi"
nin dügmesine basmak zorunda kalacagiz. Bu savasta A-
merika ya Israil'e karsi savasacaktir ya da Rusya ve
Cin ile beraber tarafsiz kalacaklardir. O vakit Hz.
Mesih mânevî dünya yönetimini Hz. Mehdi'den devralmis
olacak ve bu savasa Mehdi ile birlikte komutanlik e-
decektir. Israil'in zalimleri, Hz. Mesih'in ordusu ta-
rafindan yok edilecek ve böylece Israil devleti son
bulacaktir. Tabii Israil hâlâ bu aci sonu tatli bas-
langica cevirme iradesine sahiptir.

Not: 2019 yilina kadar Israil halkini terörizme karsi
koruruz.

"Sizin ülkeniz i$gal edilseydi ne yapardiniz..?"

Irak'taki demokratiklestirme hareketini gözardi edip,
"sizin ülkeniz isgal edilseydi ne yapardiniz?" seklin-
deki sözlerle duygusal tiyatrolar oynatarak direnisci-
leri hakli cikarmaya calismak ve Türk soförlerinin I-
rak'ta direnisciler tarafindan bogazlanmalarini mübah
göstermek, bazi Müslüman gazetelere ve gazetecilere
hic yakismiyor! Türk soförleri yalniz Amerikalilar'a
mi malzeme tasiyor? Irak halkina tasidigi bir sey yok
mu?

Direniscilerin eylemleri asla mübah olamaz. Onlar hem
demokrasi hareketini engellemeye calistiklari icin ve
hem de masum sivilleri katlettikleri icin cifte cina-
yet i$liyorlar. Bu gercekler gösteriyor ki, Türkiye
Irak'a asker göndermemekle cok büyük hata etmis ve
yalniz cinayetkar direniscileri ve demokrasi karsitla-
rini sevindirmistir. Ama simdi Türkiye, Irak'a asker
göndermemesinin cezasini söförlerinin öldürülmesiyle
ödüyor!.. Direnisci katillerin tesekkürü ancak böyle
olur i$te...

Amerika Irak'ta soykirim mi yapiyor?

Amerika'nin Irak'ta sürdürmekte oldugu demokratikles-
tirme hareketi esnasinda direnisci asilere karsi yü-
rütülen operasyonlarda bazi ABD askerlerinin hatalari
ve bir cok sivil halkin zarara ugramasi, Amerika'nin
"vahset" ve "soykirim"i olarak gösterilemez. Bazi ha-
talari ve savas ortaminin her zaman kacinilamaz yap-
tigi ister istemez meydana getirdigi zararlarini ge-
nellestirip toptanciliga gitmek, bazi Türk parlamen-
terlerine hic yakismiyor! Hayir! Amerika soykirim yap-
miyor! Tam aksine. Amerika Irak'ta, Irak'i diktatör
kalintisi soykirimci Sünnîlerden temizliyor. Israilli
sivil halki, i$galci Yahudi askeri yerine koyup katli-
am yapan Filistinli intihar canileri gibi toptancili-
ga gitmek, Türk parlamenterligi olamaz! Türk yöneti-
mindeki "Irak Direniscileri", direnise son vermelidir!

Amerika'yi soykirimcilikla suclayan Türk parlamenter-
ler, sözlerini geri almali ve özür dilemelidir. Irak'
i soykirimcilardan temizleyen Amerika'yi, soykirimci-
likla suclamak, Türk milletvekillerine kalmadi... Di-
reniscilerin sebep oldugu hata ve zararlari Amerika'
ya yükleyemezsiniz.

(Alevîlere ve sünnîlere karsi bir düsmanligimiz yok.
Fakat biz, Alevîligi ve Sünnîligi tanimiyoruz. Biz,
ancak "Allah'a teslimciligi" ve "Mehdi ve Mesih'e ita-
atciligi" taniyoruz. Yani Allah'a ibadetiniz, insanla-
ra iyiliginiz ve adaletiniz varsa, Mehdi veya Mesih'e
de itaat ediyorsaniz, gercek Müslümansiniz veya Hiris-
tiyansiniz. Yoksa Müslümanliktan uzaksiniz.)

"Sünnîligi tanimiyoruz" derken, Hz. Muhammed(sav)in
örnek hayatini inkâr ettigimiz düsünülmesin. Biz, o-
nun yanlis anlasilma ve yorumlanmasini kabul etmiyo-
ruz. Hem, Mehdi'nin bulundugu bir yer ve zamanda Ale-
vîlik-Sünnîlik olamaz. Ancak Allah'a teslimcilik ola-
bilir. Alevîlik-Sünnîlik ayrimi, "dinde bölücülük"
tür; ortadan kalkmalidir.

Bazi Müslümanlarin Amerika aleyhinde yaptiklari dualar
kabul olur mu?

Allah, haksiz dualari kabul etmez. Hakli dualari ise,
uygunsa kabul eder. Dolayisiyla bazi Müslümanlarin
(veya Hiristiyanlarin) Amerika aleyhinde yaptiklari
beddualar gecersizdir. Cünkü Allah'in Mehdisi'nin iz-
niyle yapilan bir demokretiklestirme hareketine karsi
direnis, haksizdir. Direniscilerin yolactigi vahamet-
lerden Amerika sorumlu tutulamaz. Fakat Amerika da,
kasitli haksizliklardan uzak durmak zorundadir. Kasdî
zulüm ve haksizliklar, bu dünyada cezalandirilamazsa,
ötedünyada mutlaka karsiligini bulur.

Amerika; kürtaj, e$cinsellik ve kökhücresi calismala-
ri hakkinda ne yapmalidir?

"Anne karnindaki bir cocuk(embriyo) ne zaman 'insan'
kabul edilebilir?" Önce bunu tesbit etmek zorundayiz.
Anne karnindaki bir canli'nin insan (veya hayvan) ka-
bul edilebilmesi icin, onun "ruh sahibi" olmasi gere-
kir. Ruh sahibi olmayan bir varlik, -canli ise- ancak
"bitkisel bir varlik" olarak kabul edilebilir. Peki,
anne karnindaki bir "embriyonal" canlinin ne zaman
ruhlandigini nereden bilecegiz?

Anne karnindaki canli, ne zaman (ellerini, kollarini,
ayaklarini oynatmak gibi) "iradî" hareketler yapmaya
baslarsa, o zaman! Bu da, ücüncü ayin sonunda, dördün-
cü ayin ba$inda gerceklesmektedir. Bu vakitten önce
anne karnindaki canli, (hayvan bile degil) "bitkisel
bir varlik" hükmündedir. (Burada dikkat edelim: Kal-
bin calismasi gibi bazi ic organlarin faaliyetleri,
"ruhlu olmak" degildir.) Öyle ise ücüncü ayin sonuna
kadar veya cocuk hareket etmeye baslamadan öncesine
kadar anne karnindaki bitkisel varligin aldirilmasi,
cinayet olmaz. Ancak dördüncü ayindan sonra, cocuk ha-
reket etmeye basladiktan itibaren yapilacak kürtajlar,
-eger annenin sihhatinin tehlikede olmasi gibi durum-
lar yoksa- katil olabilir.

Demek sadece dine ve insanî duygulara dayanarak bilgi-
siz ve adaletsiz bir sekilde verilecek hükümler, he-
lâl olmaz, dogru olmaz, haksizlik olur. Bunun icin
Müslüman ve Hiristiyan din adamlari ve hukuk ve tip
bilginleri bir araya gelerek kesin bir karara varil-
mali. Ancak bundan sonra gerekli yasalar cikartilmali-
dir. Globalizmin gerektirdigi budur. Haksiz bir suret-
te insanlarin haklari kisitlanmamali ve gasbedilmeme-
lidir. Yalniz dindarlarin degil, gayridindarlarin da
haklari gözetilmelidir. Bugün kürtaja, yalniz gayri
me$ru iliskide bulunan bazi dünyaperestler degil, ko-
runmasini bilmeyen veya hata eden dindarlar da muhtac
olabilir. Amerika, bu konularda dünyaya güzel örnek
olma mevkiinde oldugunu unutmamalidir. Bir de, ölcü-
süz din olmaz. Ölcüsüz din, "yarim" din'dir. Dinin öl-
cüsü de, bilgi ve adalet'tir. Bu husus da akilda tu-
tulmali, yobazliga düsülmemelidir.

Ayrica, iyilerin cogalmasi güzeldir. Fakat dünyanin
kaldiramayacagi bir coklugu istemek cirkindir. Bunun
icin insanligin, dogumlari kontrol etme hakki vardir.
Dogum kontrolünü insanlar yapmazsa, Allah yapar ve bir
kisim fazlaligi dogal felâketlerle ortadan kaldirir.

E$cinsellik ise: Yaratilisa isyan ve neslin üremesine
karsi bir suikast ve cok kötü bir ahlâksizlik oldugun-
dan ho$ görülemez. Bu kötülük icinde bulunan escinsel-
ler eger günahlari gizli kalirsa, onlarin hesabini
görmek de Allah'a kalir. Ama günahlarini aciktan i$-
lerlerse, devlet tarafindan cezalandirilirlar. Bunun
icin -aciktan yapilan resmî- escinsel evliliklere i-
zin verilemez. Genclerin böyle kötü örneklerden korun-
masi gerekir.

Kök hücresi arastirmasi ise: Böyle arastirmalarin in-
sanlik icin bircok faydalari olabileceginden gereken
iznin verilmesi gerekir. Burada yapilacak $ey, bu tür
calisma ve arastirmalarin kötüye kullanilmasini önle-
mek olacaktir. Bu $ekilde, gerekli yasalar cikartila-
rak, o arastirmalarin sürdürülmesine yol vermek gere-
kiyor.

Türkiye'deki basörtüsü yasakcilarini ne yapalim?

Bu yasakcilarin cezalandirilmasi gerekiyor. Bu, ya
devlet eliyle ya da haricî güc ve örgütlerin eliyle
olabilir. Biz de, onlarin cezalandirilmasi hakkinda,
Amerikan secimlerinin sona ermesine kadar süre tani-
mis, aksi halde savas acacagimizi vadetmistik. Fakat
simdi bu kararimizdan vazgecmis bulunuyoruz. Biz o
karari verirken, laiklerin zulmüne karsi Allah'in gön-
derecegi bir felâketten masumlarin zarara ugramamasi-
ni ve felâketi önlemeyi hesabetmistik. Ama yüce Allah
bize, daha iyi bir fikir ihsan etti. Buna göre: "Eger
basörtüsü yasakcisi zalim-despot-laikleri cezalandi-
rirsak, Müslümanlarin adi lekelenecek. Buna meydan
vermemek icin onlari Allah'in felâketine havale edi-
yoruz. Onlara gelecek bir deprem felâketinde zarar gö-
recek masumlari ise, Allah bizden daha iyi düsünür.
Onlarin ölümü, onlara $ehitlik kazandirir."

Tabii Türk Devleti de, o haksiz yasagi kaldirarak,
milleti Allah'in gazabindan koruyabilir.

Bizim bu adaletimizi "cok sert" bulanlar olabilir. A-
ma haksiz basörtüsü yasagi yüzünden seksenbin ögrenci
ve yirmibin ögretmen-memur i$inden ve okulundan atil-
mis. Böyle bir zulüm laiklere yapilsaydi acaba ne ya-
parlardi? Meselâ baslarini örtmedikleri icin okuldan
veya i$ten atilsaydilar... "Iyi yaptiniz" derler miy-
di? Orduya bir ihtilâl yaptirmazlar miydi ve bu ihti-
lâlde binlerce dindari idam ettirmezler miydi?

Not: Amerika, basörtüsü yasagini, güzellikle olmazsa,
zor kullanarak kaldirma hakkina sahiptir.

$imdi baska bir konuya geciyoruz: Dünyamiz ve yerküre-
deki canlilar ve insanlik, uzayda veya ötesinde var
kabul edilen insanüstü uygarliklarin simulasyonu mu?
Bizler, "hayalî" varliklar miyiz?

Allah'in Mehdisi cevap veriyor:

Bu tür söz ve düsünceler kesin bilgiye dayanmayan ha-
yal mahsulü hikâyeler ve delilsiz iddialardir. Cünkü
bu kâinatin bir tek Sahibi vardir. O da: ALLAH'tir.
Allah ise, onbes asir önce indirdigi Kur'anin ve daha
önce de Isa ve Musa peygamberlere verilen ayetlerin
ve simdi de Mehdisine ihsan ettigi bilgi ve i$iklarin
hakikatiyle $öyle buyurmaktadir:

"Ey insanlar! Sizin bir tek Sahibiniz vardir. O da:
Benim. Bu kâinatin Ben'den baska yaraticisi, ya$ati-
cisi ve yöneticisi yoktur. Ben, Ben'den baskalarini,
ilahligima ortak etmedim ve etmem. Benim kudretim her
seye yeter. Bunun icin yardima ihtiyacim yoktur. Me-
lekler olan memurlarim ise, benim (asla olamaz!) a-
cizligime yardim eden tamamlayicilar degil, Sayginli-
gimin perdesidirler. Benim mülkümde Benim iznim olma-
dan kimse söz sahibi olamaz. Sizleri ve dünyanizi bas-
ka varliklarin yönetimine birakmis degilim. Yaratilma-
niz, ya$atilmaniz ve yönetilmeniz hep Bana aittir. Si-
zi yönettigi sanilan devletler dahi Bana ait yönetici-
lik perdeleridir. Bu büyük i$leri, o hayal ettiginiz
baska varliklara havale etmem. Beni tanimayanlarin ha-
yal ettikleri varliklarin, Benim önüme gecebilecek ve
sizlere sahiplik edebilecek kudretleri yoktur; varlik-
lari da yoktur, uydurmadir. Cünkü Ben'den baskalari
size kitap indirmis, mesaj ve Peygamber göndermis de-
gildir. Eger Ben'den baskalari bu evrende söz sahibi
olsaydi -böyle birsey asla olamaz ve olmayacak- size
mutlaka bir elci gönderirler, mesaj cekerlerdi. Fakat
sizler, Benim gönderdiklerimden baskasina sahip olma-
diniz ve olamazsiniz ve olmayacaksiniz. Sizin varligi-
niz, Benim nazarimda ve ötedünyaya nisbeten hayal gi-
bi kalsa da, sizler hayalî varliklar degilsiniz. Cün-
kü Ben sizleri, dünyada Bana getireceginiz inancla ve
yapacaginiz iyiliklerle ebedî bir hayati ve saadetli
dünyasini kazanmaniz icin "gercek" olarak yarattim.
Dünyada geciciliginiz, âhirette de ebedîliginiz var-
dir. Öldükten sonra size, yokolus yoktur. Bu dünyada
ebedî bir saadeti kazanmak veya kaybetmekle vazifeli-
siniz. Varliginiz, cennette veya hapishanem olan ce-
hennemde devam edecektir. Öyle ise, Benim gönderdigim
haberler disindaki söylentilere aldanmayiniz. Düsma-
niniz olan $eytan ve onun insan görünümündeki yardim-
cilari sizi kandirmasin. Sizlere Ben'den baska Sahip-
lik edebilecek bir varlik ve uygarlik yoktur. Cünkü
hersey yalniz Bana aittir. Ben'den baska Tanri yoktur.
Ben, gerekli bilgileri, zamaninizin sonuncusu (Âhirüz-
zaman) olan Mehdime ve en sonuncusu olan Mesihime ver-
mis bulunuyorum. Öyle ise, onlardan ve onlarin yolun-
da olanlardan baskasinin sözlerine itibar etmeyiniz.
Iyileri sever, kötülere acirim. Mehdime ve Mesihime
Ben'den selam olsun... Sizler de onlari selamlayiniz
ve sözlerinden cikmayiniz. RABBINIZ ALLAH"


Duamiz:

Ey âlemlerin merhametli Sultani! Sana hadsiz $ükrol-
sun. Ey hesap gününün e$siz Sahibi! Biz ancak Sana
tapar, ancak Sen'den yardim isteriz. Ötedünyasi olma-
yan ve bizim dualarimiza cevap veremeyen, bizim tan-
rimiz olamaz. Bizim Tanrimiz ancak Sen'sin! Ey bizim
gercek Tanrimiz! Bizi, "Allah'tan baska Tanri yoktur"
diyen Isa ve Musa ve Muhammed'in yoluna götür. Seni
tanimayan ve inkâr eden tabiatperest ve materyalist-
lerin yoluna degil. Duamizi kabul buyur.

ALLAH TEK VE ORTAKSIZDIR.
ISA, MUSA VE MUHAMMED; COCUKSUZ ALLAH'IN ELCILERIDIR.

Zaman: Yeni Cag'in dördü, Ekim-Kasim aylari.
Mekan: Avrupa.
Makam: Cevaplama.
Boyut: Muranizm.

Not: Kalemimizin kaynagi; Allah'tan aldigimiz bilgi
ve i$iktan baska; Tevrat, Incil, Kur'an ve dünya Bi-
limleri'dir.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

Samstag, 1. November 2008

KUR'ANİZMİN YÖNETEN VE YÖNETİLENLERE ÇAĞRISI

(Bu bildiri, 2000 yillarinda yayinlanmistir.)

KUR'ANIZMIN YÖNETEN VE YÖNETILENLERE CAGRISI

merhametliAllahinadiyla

Ey insanlar!

Sizin üstünlügünüz irkta, renkte, rütbede degil;
inanctadir. Inancta en üstün olan ise, Yaradan'
indan en cok sakinandir. Yaratan'dan sakinmak ise;
dogru, adil, namuslu olmayi gerektirir. Dogru olan,
Hak'ta olur. Hak'ta olan, Yaraticisinin ve O'nun
yönetimini uygulayandan baskasinin yönetimi altina
girmez, O'nun yönetimine uymayan yönetimleri
reddeder. Adil olan, fakirlerin haklarini verir ve
haksiz kazanc olan faizi terkeder. Namuslu olan da,
fuhsa girmez, nikaha ragbet eder.

Ey devlet idarecileri!

Allah'a inaniyor musunuz? Eger inaniyorsaniz, O'nun
adaletiyle yönetip yönetilmeyi de kabul etmelisiniz.
Eger kabul etmezseniz, sizin inanciniz inanc degildir.
O Allah'in adaleti ki, insan haklarini cignememek ve
cignetmemektir. Fakat fakirlerin haklarini vermemek ve
haksiz kazanci terketmemek ile insan haklarini cigne-
mis olursunuz. Eger cignememek isterseniz, fakirlerin
hesabina yatacak bir vergi kanunu cikarir, faizciligi
kaldirirsiniz.

Ey insanlar, ey fakir vatandaslar!

Sizi yaratan Yaraticinizin, size verdigi bir hak var.
Zenginlerden alinip size verilmesi gereken bu hakki
devletten isteyiniz ve faizciligi kaldirtiniz. Cünkü
faizcilik, sizin ezilmeniz ve sömürülmeniz demektir.

Ey inancli zenginler!

Siz de, Yaraticinizin size sart kildigi fakirlerin
hakkini veriniz ki, bu vergi ile onlarin nefretinden
ve Allah'in azabindan kurtulmus ve korunmus olasiniz.
Baris icinde yasamaniz ancak bunun ile mümkündür.
Eger bu vergiyi vermezseniz, ötedünyayi inkar etmis,
Allah'a da inanmamis olursunuz. Bu inancsizlikta ise
sizin, ebedi bir saadeti kaybetmeniz vardir. Ebedi
ya$ama arzusu karsisinda madem ölümü öldürecek gücte
degilsiniz, öyle ise bu kayba razi olmamalisiniz.
Unutmayiniz, dogum ile herseyi burada aldiginiz gibi,
ölüm ile de herseyi burada birakip gideceksiniz.
Maliniz ve mülkünüz temelli sizin olamaz, onlar sizi
kurtaramaz. Onlari ancak Yaratan hesabina kullanmakla
kurtulusa erebilirsiniz. Öyle ise, fakirlerin sizdeki
hakkini veriniz, kurtulusa eriniz. Saadetiniz bu
kurtulustadir.

Ey insanlar!

Sizler, kendi kendinizin degil, sizi yönetenlerin de
degil, ancak Allah'in kullarisiniz. Cünki sizi yaratan
ve ya$atan O'dur. Cünki siz, kendi kendinize yaratil-
madiniz. Kendi kendinize de ya$atilmiyorsunuz. Cünki
sizin yaratilmaniz ve ya$atilmaniz icin koskoca bir
kainat ve o kainati yönetecek bir Tanri gereklidir.
Madde ve tabiat gibi sizin hizmetinizde olan akilsiz
ve acimasiz seylerin yaraticilik ve ya$aticilikla bir
ilgisi yoktur. Sizin ise bir kainat yaratacak bilim
ve kudretiniz bulunmamaktadir. Cünki siz, birer yara-
tik ve ya$atiksiniz. Yani nihayetsiz bir acizlik ve
fakirlik ve muhtaclik icindesiniz. Elbette böyle biri,
kendi kendinin sahibi olamaz. Demek sizin sahibiniz,
Allah'tir. O'ndan baskalari sizin gercek sahibiniz
olamaz. Siz ancak O'nun yönetiminde rahat eder, huzur
bulursunuz. Sizin gercek özgürlügünüz, O'nun yöneti-
mine girmekte ve O'na teslim olmaktadir. O'nun yöneti-
minden kacmakta da sizin esaretiniz, ezilmeniz ve sö-
mürülmeniz vardir. Öyle ise, O'nun yönetimine girip
"Teslimciler" olun. Mutlulugunuz ve kutlulugunuz
Teslimciliktedir. Teslimciligin bu zamandaki ideolojik
adi: Kur'anistlik'tir.

KAINAT BASBAKANI ALLAH ORTAKSIZ VE TEKTIR
KUR'ANIZM HAKK'IN SON ELCISIDIR

Gönderen:Avrupa Kur'anistleri

TÜRKİYE'DEKİ BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI LAİKLİĞE AYKIRIDIR!

(Bu bildiri, 2007 yilinda yayinlandi.)

TÜRKIYE'DEKI BASÖRTÜSÜ YASAGI
LAIKLIGE AYKIRIDIR VE KALKMALIDIR!

haksizliklari sevmeyen ALLAHin adiyla

Türkiye gibi "Hukukun üstünlügünü kabul etmis" bir ülke,
"insan haklari"ni cignemez, cignememelidir. Fakat ne yazik
ki, Türkiye'de bu üstünlügü hice sayan laikci kesim, yirmi
yildan fazla bir zamandir üniversitede okumak isteyen din-
dar kiz ögrencilerin en temel haklarindan olan "egitim ve
ögrenim hakkini "laiklik" bahanesiyle gasbetmektedir. A-
cikca bir zulüm olan bu gasbin artik sona ermesi gerek-
mektedir.

Erdogan Hükûmeti de bu konuda elinden gelen gayreti
göstermeli, laikcilerin zulümlerine daha fazla teslim olma-
malidir. Zulümleri ortadan kaldiracak bir calisma icinde
bulunanlara su sözler belki yardimci olabilir:

Türkiyeliler, laikligin ne oldugu konusunda henüz kesin bir
tanimlamaya kavusmus degiller. Bu yüzden herkes laiklige
keyfince bir yorum getirmekte ve bir kesim baska bir kesim
üzerinde despotluk kurabilmektedir. Bu despotlara da biz,
"laikciler" adini verdik.

Din ve devlet islerinin birbirinden ayrilmasi ve birbirlerine
tahakküm etmemesi olan laiklik, (Türkiye sartlarinda) aca-
ba hangi hallerde ihlâl edilmis olur?

Eger bir cumhurbaskani veya basbakan kalkip: "Bugünden
itibaren bütün kadinlar Kur'anin buyruklarina göre örtünmek
zorundadirlar" derse, bu, laiklige aykiri olur.

Yine dindar bir kiz ögrenci, üniversitedeki basi acik kiz ög-
renciler üzerinde: "Hepiniz örtüneceksiniz! Yoksa caninizi
yakarim!" seklinde bir baski kuracak olursa, bu da laikligi
ihlâl olur, o ögrenci cezalandirilir.

Ama "üniversiteli" bir kiz ögrenci: "Ben inancima göre giyin-
mek ve örtünmek istiyorum" derse, bu, laiklige zit olamaz;
ve eger onun örtünme sekli genel ahlâk kurallarina bir ayki-
rilik tasimiyorsa, ona izin verilir. Eger meselâ bir ögrenci,
yüzünü maskeleyerek veya avret yerlerini acarak derse gir-
mek isterse, ona tabii ki engel olunur. Fakat bir kesimin:
"Benim inanc ve ideolojime göre giyineceksin" demesi ka-
bul edilemez. Bu, laiklige aykiri olur ve aykiridir. Demek,
Kemalistlerin: "Benim ideolojime göre olacaksin" dayatma-
si ve basörtüsüne yasak koymasi, bir özgürlük gasbidir. Bu
gasbin cezalandirilmasi gerekiyor. Avrupa Insan Haklari
Örgütü ve Mahkemesi, dindar kadinlara yapilmis bu darbe-
ye ve onlarin hak ve özgürlüklerinin gasbina onay veremez,
bunun "dogru bir is" olduguna hükmedemezler. Türkiye'deki
üniversite rektörleri AIHM'den bu yasagin sürmesi gerekti-
gine dair bir tasdik alamazlar. (Nitekim, bu sözler yazilirken
AIHM, Türkiye'li rektörlerin iddialarin reddetmis, yasaga
taraf olmadigini bildirmistir.)

Eger bir kiz ögrencinin üniversitede basini örtmesi, diger
örtünmeyen kiz ögrenciler üzerinde "baski kurma" olarak
algilanacak olursa, bu takdirde örtünmeyenlerin örtünme-
mesi de, dindar kiz ögrenciler üzerinde kurulmus ayri bir
baski olarak kabul edilmesi gerekecektir. Bu kabul edil-
digi takdirde, ikisini de okula sokmamak icap edecek.
Bu da elbette dogru bir hareket olmaz.

Bir kisim yazarlar: "Basörtüsü yasagi kalkarsa, mahalle bas-
kisi bütün kadinlari örtünmek zorunda birakir" diyerek kork-
makta ve korku yaymaktadirlar. Fakat bu korku bir para-
noya olmaktan öteye gidemez. Cünkü mahallelerde baski
yapmak isteyenler varsa, onlar bunun icin bir kanun cikma-
sini beklemezler. Istedikleri baskiyi dinin ve törenin emirle-
rine uyarak her zaman yapabilirler. Demek, bu korkuya si-
ginarak basörtüsü yasaginin kaldirilmasini engellemeye ca-
lismanin tutarli bir tarafi yoktur.

Hem, vuku bulmamis ve bulmasi da henüz belirsiz olan bir
mahalle baskisindan önce, vukuu meydanda olan ve laikci
kesimin dindar kadinlar üzerinde kurmus oldugu baskiyi
konusalim ve onu kaldirmaya calisalim. Bu baski ve yasak
kalkmadigi müddetce laikcilerin korkulari da cözüm bul-
mayacaktir. Cünkü laikciler, dindar kadinlari baski altinda
tuttuklari icin, kendilerinin de ayni akibete ugrayacaklarini
saniyor ve endiseye düsüyorlar. Halbuki böyle birsey olma-
yacaktir. Cünkü dinde zorbalik yoktur. Herkes inancinda
hür olacaktir. Ve Iran Türkiye'ye model olamaz ve olmaya-
caktir. Türklerin "Osmanlilik Ruhu" bunu reddeder.

O halde örtünenlerle örtünmeyenler arasindaki haklar esit
olmalidir ve adaletsizlige sapilmamalidir. Ve laikcilerin bas-
örtüsü yasagi zulmü mutlaka son buldurulmalidir. Aksi halde
demokrasiyi yok eden bir laiklik de yok olmalidir! Türkiye-
liler, laiksel despotluga teslim olamazlar ve olmayacaklardir!

Zaman: Yeni Cag'in yedisi, Eylül ortasi.
Mekan: Avrupa.
Makam: Kötülügü kaldirma.
Boyut: Muranizm.

YAYINLAYAN
AVRUPA MURANISTLERI
* * *

G A Y B i Y A T N A M E

(Bu bildiri, 2003 yilinda bazi dindar yazarlara
gönderilmisti. Daha fazla gizlenmesine gerek
kalmadigi icin yayinliyoruz.)

MEHDI HAKKINDA BIR YORUM

G A Y B I Y A T N A M E

sirlari actiran Allahin adiyla


"... sonra gelecek o mübârek zat, Risale-i Nur'u bir
programi olarak ne$r ve tatbik edecek. O zatin ikinci
vazifesi, $eriati icra ve tatbik etmektir. Birinci va-
zife, maddî kuvvetle degil, belki kuvvetli itikad ve
ihlâs ve sadakatle oldugu halde, bu ikinci vazife, ga-
yet büyük maddî bir kuvvet ve hâkîmiyet lâzim ki, o i-
kinci vazife tatbik edilebilsin. O zatin ücüncü vazi-
fesi, Hilâfet-i Islâmiyeyi ittihad-i Islâm'a bina ede-
rek, Isevî ruhanîleriyle ittifak edip Din-i Islâm'a
hizmet etmektir. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve
kuvvet ve milyonlar fedakârlarla tatbik edilebilir."
(Sikke-i Tasdik-i Gaybî)

Simdi, "BU IKINCI VAZIFE, GAYET BÜYÜK MADDÎ BIR KUVVET
VE HÂKÎMIYET LÂZIM KI,..." ve "... BU VAZIFE, PEK BÜ-
YÜK BIR SALTANAT VE KUVVET...LE TATBIK EDILEBILIR."
sözlerinin altini cizerek ve büyüterek ve bu konudaki
bazi Hadîs-i $eriflerle de irtibatlandirarak bir yorum
getirmeye calisalim.

Bir hadîsde, Saddam Hüseyin'in Allah'in Mehdisine iha-
net edecegi söylenir. Bu hadîs ayni zamanda Mehdi'nin
vazifesine basliyacagi zamani da bildirmis oluyor. Bu
hadîsin haberleri $u anda gerceklesmis durumdadir. Al-
lah (cc) tarafindan görevlendirilmis olan Mehdi-i Â-
hirzaman*, Saddam Hüseyin'e iktidardan cekilmesi icin
emir buyurdu. Fakat Saddam Hüseyin bu emri dinlemedi
ve Hz. Peygamber(sav)in haber verdigi gibi, Allah'in
Mehdisine ihanet etti. Bu ihanetin cezasini da, Ameri-
ka'ya maglûbiyetle ödedi ve perisaniyetliklerle ödeye-
cek.

20. asrin iman mehdisi Hazret-i Bediüzzaman, bu mehdi-
lik vazifesinin yürütülebilmesi icin "gayet büyük mad-
dî bir kuvvet ve hâkîmiyetin gerekli oldugunu" haber
veriyor ki, bu kuvvet ve hâkîmiyete sahip olmayan kim-
seye "Âhirzaman Mehdisi" denmez. Risale-i Nur'u faali-
yet programi yapmis olan simdiki Mehdi de, büyük bir
devletin kuvvetini elde ederek Islâm Âleminde siyasal
bir temizlige baslamis bulunuyor. Artik o büyük dev-
let, Allah'in Mehdisini dinliyor, ama Vatikan'i dinle-
miyor. Yani $u anda Vatikan, etkisini ve yetkisini
kaybetmis durumdadir. (Allahuekber!) Hazret-i Mehdinin
vazifesine baslamasiyla büyük devletler üzerinde etki-
sini ve yetkisini kaybetmis olan Vatikan, Hazret-i Me-
sih'in inmesiyle de tarihe karisacaktir.

Bütün bunlar Allah'in Mehdisinin mucizeleridir ve onun
mucizelerinin, saltanat ve siyaset âleminde görülece-
ginin isaretleridir. Bu mucizeleri baska mucizeler ta-
kip edecek. Yani, simdi Allah'in Mehdisine itaat eden
Amerikan hükümetinin ba$ina, gelecekte namusa isyan e-
den bir kadin gececek. Bu kadin, Allah'in Mehdisine
muhalefet ederek Amerika'yi cöküse** götürecek. Allah'
in Mehdisi de gidip Beyaz Saray'i fethedecek, insaAl-
lah.

Bediüzzaman Hazretleri yukaridaki paragrafinda: "O
ZATIN ÜCÜNCÜ VAZIFESI, HILÂFET-I ISLÂMIYEYI ITTIHAD-I
ISLÂMA BINA EDEREK, ISEVÎ RUHANILERIYLE ITTIFAK EDIP
DIN-I ISLÂMA HIZMET ETMEKTIR" diyor. Yani o zat, Itti-
had-i Islâm'i gerceklestirebilmek icin âlem-i Islâm'i
diktatörlük gibi siyasal pisliklerden temizleyecektir.
Cünkü bu temizlik olmazsa, Ittihad-i Islâm vücut bula-
maz. Bunun icin Kur'anlilar, Islâm ülkelerinde yapila-
cak temizlige isyan etmemeli ve bosuna göz yasi dökme-
melidir. (Allah'cc' dogrusunu en iyi bilir.)

Bu sözlerden cikan sonuca göre:

1-Allah'in Mehdisi, Ikinci Irak Savasi'ndan önce orta-
ya cikmis ve vazifesine baslamistir.

2-O Mehdi-i Âhirzaman, maddî-mânevî büyük bir kuvvete
sahip ve büyük bir devletin gücünü elde etmis ve güve-
nini kazanmis bir kimsedir. Demek, onun sahip oldugu
kuvvet ve iktidara sahip olmayan kimselerin kendini
"Mehdi" görmesi veya ilân etmesi bâtildir.

3-O Zat-i alâ ve ekber, Risale-i Nur'u kendine prog-
ram yapmistir, ama Risale-i Nur dairesinde degildir.
Cünkü Risale-i Nur dairesiyle birlikte bütün Islâmî
cemaatleri dairesi icine almistir.

4-Halifet-ül Islâm olan o Kimse, Isevî Ruhanîleriyle
ittifak edecek ve gerektiginde onlarin vatanlari olan
Avrupa ve Amerika ile ve hükümetleriyle birlikte cali-
sacaktir.

5-Âhirüzzaman olan o Kimse, ittihad-i Islâm'i saglamak
icin Islâm ülkelerini inancsal ve siyasal pisliklerden
temizleyecek, Islâm birligini gerceklestirecektir.

6-Cagin yeni mücedditi ve müctehidi olan o Zat, hak-
sizlik ve adaletsizliklerden arinmis ve modern toplu-
mun ihtiyaclarini karsilayan bir $eriati icra ve tat-
bik edecektir.

7-Bediüzzaman(R.A), "imanin yenileyicisi" oldugu gibi,
Âhirüzzaman da, "$eriatin yenileyicisi" olacaktir.

8-Simdiki Amerika basbakani, deccali temsil etmiyor.
Belki ondan sonra basa gececek olan kadin baskan dec-
cali temsil edebilir. Ama o kadin, dinsizligin degil,
belki haksizlik, adaletsizlik ve namussuzlugun temsil-
cisi olacak.

9-(Buraya daha baska noktalar da gelebilir.)

Âhirzaman Mehdisi'nin bazi önemli özellikleri:

1-Allah(cc)'tan bilgi, isik ve elcilik almistir.

2-Üc ay icinde bütün ilimlerin özeti kendisine ögre-
tilmistir.

3-Yedi yil icinde mânevî dünya liderligine yetistiril-
mistir.

4-Maddî-mânevî büyük bir kuvveti elde etmistir.

5-O Zat, herhangi bir devletin degil, Allah(cc)'in
casusudur. Yani Müslümanlarin hallerinden haberdardir.

6-O Kimse, icraatiyla görünecek, fakat sahsiyla gizli
kalacaktir.

-------

(*):O mübârek zatin lâkabi: Âhirüzzaman ve zAhirüzza-
man'dir. (Allah'cc' ona ve ona ittiba edenlere rahmet
etsin, muzaffer eylesin, amin.)

(**): Bu cöküs, kapitalizmin cöküsü olacak. Nasil Rus-
ya'da komünizm cöktüyse, Amerika'da da kapitalizm cö-
kecek. Fakat Amerika Kur'anizm'in yardimiyla tekrar
düzlüge cikacak. Ama imparator olarak degil. Impara-
torluk Islâm âlemine gececek. Avrupa ve Amerika Islâm
âlemine dahil olacak. Yani Avrupa ve Amerika bir Os-
manliyi doguracak. Sonra bu Imparatorluk (dünyanin yö-
netimi kastediliyor), Hz. Mehdi'den Hz. Mesih'e devre-
dilecek.

Not: Bu mektubumuz, naehil ve namahrem olanlara
gösterilmesin.

Zaman: Yeni Cag'in ücü, Agustos ba$i,
Iknci Mehdiyet Dönemi.

YAYINLAYAN
AVRUPA KUR'ANISTLERI
* * *